16372 research outputs found
Sort by
Hazro İlçesi (Diyarbakır) Bağ Alanlarında Salkım Güvesi [Lobesia botrana (Denis & Schiffermüller) (Lepidoptera: Tortricidae)]’ nin Ergin Popülasyon Değişimi ve Bulaşma Oranının Belirlenmesi
Üzüm hem taze hem de kuru olarak insan beslenmesinde tüketilen önemli bir meyvedir. Bununla birlikte Türkiye ekonomisi için üzüm önemli bir ihraç ürünüdür. Bağlarda bitki koruma açısından birçok zararlı böcek ve hastalık etmeni bulunmaktadır. Bağ alanlarında çiçek ve salkımda beslenerek verim ve kaliteyi olumsuz etkileyen ana zararlı Salkım güvesi Lobesia botrana Denis & Schiffermüller (Lepidoptera: Tortricidae)’dir. Bu çalışma, mazruni üzüm çeşidinin yoğun olarak yetiştirildiği Diyarbakır ili Hazro ilçesinde bağlarında 2021-2022 yılları arasında her biri 10’ar dekar olan iki bağda eşeysel çekici tuzaklar kullanılarak yürütülmüştür. Bağlarda ana zararlı olan Salkım güvesi’nin erginlerinin doğaya ilk çıkış zamanı, ergin popülasyon değişimi, aktif olarak doğada bulunduğu süre, döl sayısı ile bağlardaki salkımların bulaşıklık oranının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda L. botrana ergin eşeysel çekici tuzaklarda ilk olarak 18 Nisan tarihinde ve erginlerin son olarak ta 14 Kasım tarihinde tespit edilmiştir. L. botrana ergin uçuşlarının bağ alanlarında yaklaşık 8 ay süreyle doğada aktif oldukları saptanmıştır. Zararlının 2021 yılında Hürriyet mahallesinde toplam 296 ergin/tuzak sayılmış olup, en fazla haftalık popülasyon yoğunluğu 21 Ekim (21 ergin/tuzak), Yazgı mahallesinde ise toplam 1844 ergin/tuzak sayılmış olup, en fazla haftalık popülasyon yoğunluğu 8 Temmuz (198 ergin/tuzak) tarihinde tespit edilmiştir. 2022 yılında ise, Hürriyet mahallesinde toplam 663 ergin/tuzak sayılmış olup, en fazla haftalık popülasyon yoğunluğu 27 Haziran (80 ergin/tuzak), Yazgı mahallesinde ise toplam 2055 ergin/tuzak sayılmış olup, en fazla haftalık popülasyon yoğunluğu 20 Haziran (233 ergin/tuzak) tarihinde tespit edilmiştir. Popülasyon yoğunluğuna bağlı olarak zararlının bölgede hasattan önce 3, hasat sonrası ise 1 olmak üzere yılda 4 tepe noktasını oluşturduğu ve doğa şartlarında tahmini olarak 4 döl verebildiği belirlenmiştir. Hürriyet mahallesindeki bağda salkımların zararlı ile bulaşık oranının yıllara göre sırasıyla %5 ve %23, Yazgı mahallesindeki bağda ise salkımların zararlı ile bulaşık oranının yıllara göre sırasıyla %25 ve %45 oranında olduğu tespit edilmiştir
Influence of process conditions of alkalization on quality of cocoa powder
In this study, the effects of independent variables such as alkaline (NaOH) salt concentration (3.0-6.0 g/100 mL), alkalization temperature (60-90 degrees C), and time (20-40 min) on cocoa powder (low-fat) properties were investigated by using Central Composite Design. The physicochemical and color properties of samples, powder characteristics, volatile component profile, total polyphenol content (TPC), as well as antioxidant activity potentials using different methods (DPPH and ABTS) were determined. Significant models were identified for the effects on major alkalization indicators (L*, a*/b*, pH), as well as TPC and antioxidant activity potential (DPPH), which are the main motivators for the preference and consumption of cocoa products (p < 0.05). The established model was validated, and their predicted values were found to be very close to real results. It was determined that the alkali concentration had a more significant effect on dependent variables, especially on alkalization indicators, compared to the other independent variables. Furthermore, strong correlations were determined between TPC and antioxidant activity potential and color properties (L*, a*, b*, and a*/b*). Optimum concentration, temperature and time were found to be 5.3 %, 84 degrees C and 35.7 min for maximizing a*/b* value. The establishment of such models lead to optimizing process conditions of alkalization with minimum effort and labor force for obtaining cocoa powder with desired quality depending on the usage purpose
Aktifleştirilmiş Lactobacillus buchneri’nin Yeniden Silolama Öncesi Mısır Silajına İlavesinin, Silajların Ham Besin Maddeleri İçeriği, in Vitro Sindirilebilirliği ve Aerobik Stabilitesi Üzerindeki Etkileri
Bu çalışmada, ikinci ürün mısır silajına aktifleştirilmiş Lactobacillus buchneri ilavesinin yeniden silolama üzerine etkisi incelenmiştir. Fermantasyonun 150. gününde açılan mısır silajları kontrol (K), Lactobacillus buchneri (LB) ve aktifleştirilmiş Lactobacillus buchneri (aLB)) ilaveli olmak üzere 3 muamele grubu oluşturulmuştur. Oluşturulan bu muamele grupları 6,12 ve 24 saat süreyle havaya maruz bırakıldıktan sonra yeniden silolanmıştır. Yeniden silolanan mısır silajları 60 günlük fermantasyona bırakılmıştır. Yeniden silolama öncesi ve sonrası silajlarda mikrobiyolojik ve kimyasal analizler yapılmıştır. Silajların in vitro gaz üretimi (İVGÜ) ve in vitro metan (CH4) üretim miktarları belirlenmiştir. Elde edilen İVGÜ miktarları ile organik madde sindirilebilirlik (OMS), metabolik enerji (ME) ve net enerji laktasyon (NEL) değerleri hesaplanmıştır. Silolamanın 60. gününde açılan mısır silajlarına 7 günlük aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Çalışmada aLB ilavesinin mısır silajlarının nötral çözücülerde çözünmeyen lif (NDF), asit çözücülerde çözünmeyen lif (ADF), asit çözücülerde çözünmeyen lignin (ADL) değerlerini düşürdüğü, ham yağ (HY), İVGÜ ve CH4 miktarı ile OMS, ME ve NEL miktarını arttırdığı belirlenmiştir. Havaya maruz kalma süresine bağlı olarak artış gösteren karbondioksit (CO2) miktarı aLB grubunda doğrusal olarak düşmüştür. Lactobacillus buchneri ilavesi ise mısır silajlarının ham protein (HP), ham selüloz (HS), NDF, ADF, ADL, asetik asit (AA) ve propiyonik asit (PA) miktarlarını artırmıştır. Silajlara LB ve aLB ilavesi, kontrol grubuna göre kuru madde (KM) kaybının daha az olmasını sağlamıştır. Araştırma sonucunda, 24 saat boyunca havaya maruz kalan silajların aLB katkısı ile yeniden silolanabileceği saptanmıştır
Development of healthier gummy candy by substituting glucose syrup with various fruit juice concentrates
The main objective of this study was to evaluate the effects of various formulations of fruit juice concentrates (pomegranate, grape, and sour cherry) on the pH, water activity, density, color, texture, and microstructure characteristics of candies instead of glucose syrup. The experimental points of the study were examined by a D-optimal mixture design to optimize the concentration of fruits used in the formulation and achieve excellent physicochemical characteristics. Fruit juice concentrates, either singly or in combination, were used as a complete substitute for glucose syrup in the formulation. Total fruit juice concentration used in the formulation was 54.07% and each of the fruit juice concentrations changed between 0 and 54.07% in the formulation. By combining these three fruit juices, 14 gummy candy samples were produced, depending on the Special cubic, cubic, and quadratic models that were used for the effects on the physicochemical properties (pH, water activity, density, L*, a*, b*, and chroma), and the texture profile analysis (TPA) (hardness, cohesiveness, springiness, and resilience) parameters according to independent variables. Results showed that pH, water activity, and density values of the gummy candy samples were found to be in the range of 2.22-3.08, 0.46-0.52, and 1.10-1.53 g/mL, respectively, and were significantly affected by different fruit juice concentrates (p < .05). The texture profile analysis showed that except for springiness, fruit juice concentrations significantly affected the texture profile (p < .05). The texture values, such as hardness, springiness, cohesiveness, gumminess, and resilience of the gummy candy samples, were determined as 146.1-938.8 N, 0.63-0.99, 0.75-1.19, 136.02-947.94 g, and 0.12-0.51, respectively. In addition, various fruit juice concentrates significantly affected the color parameters of gummy candies, and using pomegranate juice and sour cherry concentrates increased the +a* value of the gummy candies. Therefore, fruit juice-based gummy candies can be developed as value-added gummy candies by using fruit juice concentrates.The authors express thanks to TUBITAK (The Scientific and Technological Research Council of Turkey) for providing open-access publication fee
Burke’ten Kant’a Yüce Kavramının Werner Herzog Sinemasındaki Yansıması: Aguirre, Tanrının Gazabı Filmi*
Gilles Deleuze, Werner Herzog için yaşayan yönetmenler arasındaki en metafizik olanı der. Herzog sinema tarihinde eşine az rastlanan yönetmenlerin başında gelir. Filmleri yaşamla sinema arasında ortalık arayan belirli bir estetik yapı içermekle birlikte sinema dili kendisinden sonra gelecek birçok yönetmene ilham kaynağı oluşturur. Sinemasında felsefi soruşturmalar önceliklidir. 1972 yılında yönettiği Aguirre, Tanrı’nın Gazabı filmi yönetmenin felsefi anlamda yüce kavramına dair sorgulamalarını içerirken doğa ile insan karşıtlığına vurgu yapar. Film, Kantçı anlamda matematiksel ve dinamik yüceyi somutlaştırırken Burke’çü anlamda ürkütücü bir estetik deneyimi içeren yüceliği ön plana çıkarır. Çalışmada Aguirre, Tanrı’nın Gazabı filmi özelinde Herzog’un yüce kavramına dair felsefi sorgulamaları Edmund Burke ve Immanuel Kant’ın yüce kavramına dair tartışmaları bağlamında ele alınacaktır. Genç Alman sinemasının önemli yönetmenlerinden Herzog’un yüce kavramını kendine has sinema diliyle filmlerinde işleme biçimi, Burke ve Kant’ın kavrama dair felsefi çıkarımlarından yola çıkılarak değerlendirilecektir. Kant’ın ve Burke’ün yüce kavramına yüklemiş olduğu anlamla, kavramın Herzog sinemasındaki örtüşmeleri ayrıntılarıyla değerlendirilecektir
Analysis of Smoluchowski equation with index fluctuation
Fen Bilimleri Enstitüsü, Matematik Ana Bilim DalıBist30-Bist100 hisse senetlerinin ve son zamanlarda popülerliği artan kripto yatırım araçlarından Bitcoinin belirli zaman aralığında dalgalanma hareketlerinin tahmin edilebilirliği Geometrik Brownian Denklemi ve Smoluchowski Denklemi vasıtasıyla yapılan araştırmalar sentezlenerek incelenecektir. Araştırmadan elde edilen bulgular diğer araştırmacılara ve yatırımcıların gelecekteki fiyat tahminlerini anlama ve yorumlama konusunda fayda sağlamayı amaçlamaktadır.The predictability of the temporal fluctuation movements in Bist30 and Bist100 stock indices and Bitcoin which has gained popularity recently among cyripto investment instruments will be investigated through the Geometric Brownian Motion model and the Smoluchowski Equation by being synthesized the reserarches. The findings obtained from the research aims to be useful for other researchers and investors regarding understanding and interpretting the future price predictions
Parameters for remaking home interiors in forced migration: An example of Syrians living in Sultanbeyli
Since March 2011, Turkey has hosted millions of Syrians, who have been subjected to forced migration due to the civil war and conflict in the Syrian Arab Republic. Most Syrians living in Turkey have settled in disadvantaged areas of big cities, such as shantytowns or slums. This study focuses on displaced Syrians living in the district of Sultanbeyli, which is an old slum area that hosts the highest number of Syrians on the Anatolian side of Istanbul, and discusses Syrians’ homemaking process for home interiors. The aim of this study is to reveal the parameters for Syrian’s remaking home interiors. The case study was conducted in the home environments of 18 Syrian families belonging to middle-or low-income groups who voluntarily participated. Data were collected using visual and ethnographic methods. Photographs, drawings, mapping, and annotated diagrams were used in the analysis of visual data, and content analysis was used for interview questions. Thus, the data were obtained regarding family structure, lifestyle, activities, spatial organization, furniture layout, needs, preferences, choices, and desires for home interiors. The results revealed that cultural, social, behavioral, psychological, spatial, aesthetic, symbolic, and economic parameters play an important role in the process of remaking home interiors for displaced Syrians. The study will expand the sharing of knowledge and experience for future studies in terms of rethinking the design, meaning, and use of home in forced migration. It will also contribute to the literature with a case study from Turkey. © 2024, Istanbul Teknik Universitesi, Faculty of Architecture. All rights reserved.Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, TÜBİTAK, (118K441
Comparative Performance Analysis of Deep Learning, Classical, and Hybrid Time Series Models in Ecological Footprint Forecasting
In a globalized world, factors such as increasing population, rising production rates, changing consumption habits, and continuous economic growth contribute significantly to climate change. Therefore, successfully forecasting the Ecological Footprint (EF) effectively indicates global sustainable development. Despite the significant role of the EF as one of the indicators of sustainable development, there is a gap in the literature regarding time series methods and forward-looking predictions. To address this gap, Ecological Footprint (EF) forecasting was performed using deep learning methods such as LSTMs, classical time series methods like ARIMA and Holt-Winters, and the developed hybrid ARIMA-SVR model. In the scope of the study, first, a spreadsheet was created using the total Ecological Footprint (EF) worldwide between 1961 and 2022, obtained from the Global Footprint Network database. Second, the forecasting performances of the ARIMA, Holt-Winters, LSTM, and the hybrid ARIMA-SVR models were compared using MAPE and RMSE metrics. Finally, the forecasting performances of the time series models were statistically validated through Wilcoxon Signed-Rank and Friedman tests. The study findings indicate that the proposed ARIMA (1,1,0) model demonstrated better performance with an average MAPE of 2.12%, compared to Holt-Winters (MAPE of 2.27%), LSTM (MAPE of 3.19%), and ARIMA-SVR (MAPE of 2.68%) methods in the test dataset. Additionally, it was observed that the ARIMA model forecasted the EF, which experienced a sudden decrease due to the COVID-19 lockdown, with a lower error compared to other models. These findings highlight the adaptability of the ARIMA model to variable and uncertain conditions
Applicability of agricultural tourism in rural development oriented smart city approach: The case of Silivri
Fen Bilimleri Enstitüsü, Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim DalıUlusal plan, politika yaklaşımları ile birlikte, ulusal-uluslararası ölçekli pek çok çalışmada, kırsal kalkınmada tarım-turizm ve akılı uygulamaların önemi vurgulanmıştır. Bu kapsamda tez çalışmasında; "Kırsal kalkınmada akıllı büyüme yaklaşımı çerçevesinde tarımsal turizm bir araç olarak ele alınmalıdır" hipotezi çerçevesinde kırsal kalkınma-tarımsal turizm-akıllı yaklaşım ilişkisi temel alınmıştır. Bu amaçla; İstanbul ili Silivri ilçesi Danamandıra, Sayalar, Bekirli, Kurfallı ve Akören mahalleleri örneğinde kırsal kalkınmayı yönlendirebilecek doğal ve kültürel peyzaj değerlerini gözeten akıllı tarımsal turizme yönelik stratejiler belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda tez çalışmasında 6 aşamalı bir yöntem izlenmiştir. Çalışmanın amacı ve önemi belirlendikten sonra Silivri İlçesi'ne ilişkin örneklem alanlar seçilmiştir. Sonrasında, kırsal alanlarda, akıllı şehir kavramı ve teknolojilerinin tarım ve turizm bağlamında uygulanmasını içeren çalışmalar incelenmiştir. Alan analizi aşamasında, örneklem alanların doğal ve kültürel peyzaj değerlerine yönelik CBS ortamında veri tabanı oluşturulmuştur. Alan analizleri sonrasında, örneklem alanların tarımsal turizm potansiyelleri saptanarak, kırsal kalkınmayı yönlendirebilecek akıllı tarımsal turizme yönelik stratejiler belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar tarımsal turizm potansiyelinin belirlenmesi, bu potansiyel doğrultusunda fırsatların vurgulanması, akıllı tarım ve akıllı turizm teknolojileri ile entegrasyonun sağlanması ve bu doğrultuda kırsal yerleşim bölgelerinin kalkınması açısından katkı sağlayacak olup, yerel yönetimlerin karar alma aşamalarında yol gösteri olacaktır.In the context of national plans and policy approaches, as emphasized in numerous national and international studies, the significance of agriculture-tourism and smart applications in rural development has been highlighted. Within the framework of the hypothesis that "In rural development, agritourism should be considered as a tool within the framework of smart growth approach," this thesis focuses on the relationship between rural development, agritourism, and smart approaches. With this aim, the study follows a 6-stage method in order to determine strategies for smart agritourism that consider natural and cultural landscape values capable of guiding rural development, taking the example of the Danamandıra, Sayalar, Bekirli, Kurfallı, and Akören neighborhoods in the Silivri district of Istanbul province. After defining the purpose and significance of the study, sample areas for Silivri district were selected. Subsequently, studies involving the application of the smart city concept and technologies in agriculture and tourism in rural areas were examined. In the stage of area analysis, a database was created in the GIS environment for the natural and cultural landscape values of the sample areas. Following the area analyses, the agritourism potentials of the sample areas were determined, and strategies for smart agritourism capable of guiding rural development were identified. The obtained results, including the determination of agritourism potential, highlighting opportunities within this potential, integration with smart agriculture and smart tourism technologies, and contributing to the development of rural settlements, will serve as guidance in decision-making processes for local governments
Arazi Toplulaştırma Projelerinde Yol ve Parsel Yoğunluklarının İncelenmesi
Arazi toplulaştırması, parçalı arazilerin bir araya getirilmesi, tarıma uygun parsellerin oluşturulması, kırsal yolların düzenlenmesi, sulama-drenaj sistemlerinin kurulması ve sosyokültürel tesislerin yapılmasını kapsayan bir köy yenileme projesi olarak kabul edilebilir. Yüksek maliyetler ve büyük emekler sarf edilerek yapılan bu projelerin geliştirilmesi açısından bu değerlendirme yöntemleri, arazi toplulaştırma projelerinin Türkiye’de hızla devam ettiği göz önüne alındığında politikacılara, arazi yöneticilerine ve karar vericilere yardımcı olabilmektedir. Bu nedenle arazi toplulaştırma projelerinin izleme ve değerlendirilmesinde birçok araştırmacı yöntemler geliştirmişlerdir. Arazi toplulaştırma çalışmalarında işletmelerin büyümesi dolayısıyla optimum işletme büyüklüğü ve tüm parsellere yol hizmetinin verilmesi proje hedefleri arasındadır. Optimum parsel büyüklüğünün yanı sıra, arazi toplulaştırma projelerinde parsellerin köy merkezine uzaklıkları ve inşa edilen kırsal yolların yoğunluklarının değerlendirilmesi açısından literatürdeki araştırmalar halen eksiktir. Coğrafi bilgi sistemleri yardımı ile yapılan haritalar arazi toplulaştırma projelerinin değerlendirilmesinde yardımcı olabileceğinin yanında kolay anlaşılır bir yorumlama sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, bir arazi toplulaştırma projesi öncesi ve sonrası yol uzunluklarını, parsellerin konumsal değişimlerini coğrafi bilgi sistemleri ile incelemektir. Malatya İli Arguvan İlçesi Tatkınlık Köyü arazi toplulaştırma projesi kadastral verileri araştırmanın ana materyalini oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda geospatial analizlerden Kernel density ve Line Density araçları kullanılmıştır. ArcMAP programı Model Builder Tool yardımı NetCAD’ten alınan veriler işlenmiştir. Araştırma sonucunda parsel büyüklüğünün azaldığı bölgelerde yol yoğunluğunun arttığı gözlemlenmiştir. Parsel ve yol yoğunluğunun en yüksek olduğu yerler köy merkezi çevresi olduğu belirlenmiştir. Tarımsal işletmelerde optimum işletme büyüklüğünün yanında köy merkezine olan uzaklık yakıt giderlerini etkilemektedir. Bu nedenle küçük ölçekli parsellerin köy merkezi çevresinde toplanması arazi toplulaştırma projesinin başarı göstergelerinden biri olarak kabul edilebilir. Yoğunluk analizleri, arazi toplulaştırma alanlarının değerlendirilmesi, yorumlanması ve belirlenmesinde karar vericilere yardımcı olabilir. Ayrıca bu çalışmada geliştirilen yol uzunlukları göstergeleri bir yol uzunlukları üzerine yapılan çalışmalarda kullanılabilir