Bezmialem Vakıf Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşiv
Not a member yet
597 research outputs found
Sort by
A novel heterozygous STAT5B variant in a patient with resistant atopic dermatitis and short stature
Introduction: Growth hormone (GH) exerts its effect through insulin-like growth factor 1 (IGF-I), an intracellular signalling molecule whose production is stimulated by STAT-5b after bind ing to the growth hormone receptor. STAT-5b deficiency, is char acterized by short stature, immune dysregulation and chronic lung disease. And these occur as a result of disruption of the growth hormone axis. Our case is an example of STAT-5b gene mutation, which is a rare disease and it has been defined for the last 10 years. Case: A 12-year-old male patient was admitted to our outpa tient clinic with complaints of short stature and skin rash. He was born 900 gr by cesarean section at 26th gestational week and had a 3-month neonatal intensive care hospitalization history. He was hospitalized with severe acute bronchiolitis attack twice, 1 year and 2.5 years old. He was followed up with diagnosis of atopic derma titis and hyperimmunoglobulin E for the last 3 years. In the family history; his mother’s and father’s height were 150 cm and 175 cm respectively, there was no consanguinity between mother andfather, and he had 2 healthy siblings. Anthropometric measure ments; his height, weight and body mass index were 134 cm (SDS: -1.9), 25.7 kg (SDS: -2.54), and 14.2 kg/m2 (SDS: -2.15) respec tively. The mid parental height SDS of the patient was -1.17. In his physical examination; he had erythematous eczematous lesions around the eyes, cheeks and chin, and xerosis on the hands, promi nent forehead and saddle nose. His testicular volumes were 4/4 ml and pubic hair was tanner stage 1. Laboratory examinations revealed low IGF level (98.7 ng/ml SDS: -1.67) and IGF binding protein 3 (IGFBP3) level (3.75 ng/L SDS: -3.56). Bone age was 8 years-old. GH stimulation tests with L-dopa revealed low basal GH levels and reduced GH response (peak GH of 2.24 ng/ml). Prolactin level was found to be 12.3ug/l. Height velocity was 6 cm per year. A new heterozygous STAT5b mutation (C.1906+1G>A) was detected
Omalizumab versus cyclosporin-A for the treatment of chronic spontaneous urticaria: can we define better-responding endotypes?
Background: Chronic Spontaneous Urticaria (CSU) is characterized by recurrent wheals and/or angioedema for longer than 6-weeks. Guidelines recommend Omalizumab (Oma) as first-line and Cyclosporine-A (Cs-A) as second-line treatment in antihistamine resistant CSU. This step-wise algorithm might be time-consuming and costly
Çocuklarda Torakotomi
Videoendoskopik yaklaşım yerini almaya başlamakla birlikte bazı durumlarda torakotomi halen standart uygulamadır. Bu durumların başında da çocukluk çağı cerrahi hastalıkları gelmektedir. Bu çalışmamızda 2015-2017 yılları arasında torasik patolojilerin tanı ve tedavisi amacıyla çocuk yaş gurubunda torakotomi tecrübemizi paylaşmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Hastalar çocuk sağlığı ve hastalıkları anabilim dalının ilgili bilim dalları ile yapılan konsültasyonları ile değerlendirildi. Tanısal veya tedavi amaçlı cerrahi işlem kararı verilen hastalara cerrahi müdahalenin torakotomi ile yapılması kararı göğüs cerrahisi tarafından verildi. Otuzbeş hastaya torakotomi yapıldı. Veriler retrospektif olarak tarandı. Bulgular: Ortalama yaş 8.3 yıl (9 ay-15 yaş). Yirmiiki erkek (%62.8), 13 kız (%37.2). Onbeş sağ (%43 ),20 (%57) sol torakotomi yapıldı. Torakotomi ile 5 lobektomi (14,25%), 1 bilobektomi (2,8%), 5 pnömonektomi (14,25%), 7 wedge rezeksiyon (19,6%), 1 lobektomi+wedge rezeksiyon (2,8%), 2 göğüs duvarı rezeksiyonu (5,7%), 3 mediyastinal kitle eksizyonu (8,4%), 6 kist hidatik (17,1%), 1 diyafragma rüptürü tamiri (2,8%), 1 hemotoraks eksplorasyonu (2,8%), 1 duktus ligasyonu (2,8%), 1 apiyemektomi (2,8%), 1 metastazektomi (2,8%) yapıldı. Patolojiye materyal gönderilmiş olan vakaların içinde bronşiektazi ve kist hidatik en sık iki tanı idi (Tablo 1). Bronşiektazi nedeniyle opere edilen 3 hastada eşlik eden sendrom ve romatizmal hastalık mevcuttu. Hastaneden yatış süresi ortalama 10.2 gün (3- 40 gün). Postop mortalite olmadı. Üç hastaya sekresyon retansiyonuna bağlı atelektazi nedeniyle bronkoskopi yapıldı. Bir hastaya ekspansiyon kusuru nedeniyle postoperatif takipte toraks dreni takıldı. Tartışma-Sonuç: Videotorakoskopinin göğüs cerrahisi uygulamalarında kullanım sıklığı ve kulanıldığı durumların çeşitliliği giderek artmaktadır. Torakotomi ise göğüs cerrahisinin temel uygulama kesisi olarak günümüze kadar kullanılagelmiştir. Videotorakoskopinin göz ardı edilemeyecek avantajları olsa da pediyatrik vakalarda özellikle teknik gereklilik nedeniyle torakotomi halen güncelliğini korumaktadır. Gereklilik halinde çocukluk çağı vakalarında güvenle, düşük morbidite ile uygulanabilir ve uygulanmasından kaçınılmamalıdır. Anahtar Kelimeler: Videotorakoskopi, Çocuklarda Torakotomi, Torakotom
\"PROPOLİSİN KOLOREKTAL KANSERDE 5-FLUOROURASİLİN ETKİNLİĞİNİ ARTIRMASI VE YAN ETKİLERİNİ DÜŞÜRMESİ ÜZERİNE OLAN IN VITRO VE IN VIVO BİR ÇALIŞMA\"
Giriş ve amaç: Kolorektal kanser tedavisinde kullanılan geleneksel yöntemler yetersiz olduğundan alternatif tedavi arayışları devam etmektedir. Bu çalışma, 5-florourasil (5-FU) ve Anadolu propolis ekstraktının (PE) kombine tedavisinin CRC üzerindeki anti-tümör etkilerini ve etki mekanizmasını hem in vitro hem de in vivo çalışmalarla incelemeyi amaçlamaktadır. Deneysel prosedür: Lusiferaz ile transfekte edilmiş LoVo hücreleri (LoVo-Luc) ve sağlıklı kolon hücreleri (CCD-18Co), 24 saat boyunca 5-FU ve PE\"nin farklı konsantrasyonlarına ve bunların kombinasyonlarına maruz bırakıldı. İnkübasyondan sonra genotoksik, apoptotik sitotoksik etkiler ve hücre içi reaktif oksijen türleri (iROS) seviyeleri değerlendirildi. İn vivo anti-tümör etkilerini görselleştirmek için LoVo hücreleri, lusiferaz geni (LoVo-Luc) ile transfekte edildi ve çıplak farelerde kanser, kserografik olarak indüklendi. Tümör oluşumundan sonra, çıplak fareler PE, 5-FU ve bunların kombinasyonları ile tedavi edildi. Anti-tümör etkileri canlı hayvan görüntüleme sistemi, histopatolojik ve biyokimyasal yöntemlerle analiz edildi. Sonuçlar: İn vitro bulgular, PE\"nin LoVo ve CCD-18Co hücrelerinde 5-FU\"nun genotoksik, apoptotik ve sitotoksik etkilerini güçlendirdiğini ve bu aktivitelerin bu ajanın Iros oluşturucu etkileri ile ilişkili olduğunu gösterdi. Kanser hücreleri, özellikle daha yüksek dozlarda, bu kombinasyon tedavisine sağlıklı hücrelerden daha duyarlıydı. Fare ksenograft modelinden elde edilen in vivo veriler, PE'nin intraperitoneal (IP) uygulamasının, yan etkilerini azaltarak 5-FU'nun kolon CRC'sine karşı anti-tümör etkinliğini arttırdığını açıkça göstermiştir. IP uygulamasıyla karşılaştırıldığında, oral yoldan verilen PE'nin, büyük olasılıkla absorpsiyon başarısızlığına bağlı olarak daha az etkili olduğu gösterilmiştir. Sonuç: Sonuçlar, PE\"nin tümörde doza bağımlı bir şekilde iROS oluşturucu etki ile 5-FU'nun etkinliğini arttırırken yan etkileri azalttığını göstermektedir. Bu nedenle, CRC için ek tedavi olarak kabul edilebilir
Impact of Smoking Status on Mortality in STEMI Patients Undergoing Mechanical Reperfusion for STEMI: Insights from the ISACS-STEMI COVID-19 Registry
The so-called \"smoking paradox\", conditioning lower mortality in smokers among STEMI patients, has seldom been addressed in the settings of modern primary PCI protocols. The ISACS-STEMI COVID-19 is a large-scale retrospective multicenter registry addressing in-hospital mortality, reperfusion, and 30-day mortality among primary PCI patients in the era of the COVID-19 pandemic. Among the 16,083 STEMI patients, 6819 (42.3%) patients were active smokers, 2099 (13.1%) previous smokers, and 7165 (44.6%) non-smokers. Despite the impaired preprocedural recanalization (p < 0.001), active smokers had a significantly better postprocedural TIMI flow compared with non-smokers (p < 0.001); this was confirmed after adjustment for all baseline and procedural confounders, and the propensity score. Active smokers had a significantly lower in-hospital (p < 0.001) and 30-day (p < 0.001) mortality compared with non-smokers and previous smokers; this was confirmed after adjustment for all baseline and procedural confounders, and the propensity score. In conclusion, in our population, active smoking was significantly associated with improved epicardial recanalization and lower in-hospital and 30-day mortality compared with previous and non-smoking history