1155 research outputs found
Sort by
Yaşam boyu gelişim (Life-Span Development)
Yaşam Boyu Gelişim (Life-Span Development) kitabı, Amerikalı Gelişim Psikoloğu, J. W. Santrock tarafından yazmıştır. 2011 yılının Şubat ayında, 13. Basımdan Türkçeye çevrilmiştir. Editörlüğü Prof. Dr. Galip YÜKSEL tarafından gerçekleştirilmiştir. Kitabın her bir bölümü, farklı üniversitelerde görev yapan bilim insanları tarafından çevrilmiştir. Kitabın, 8 Kısım (16. Bölüm) çevirisi bana aittir.Bir bireyi yönlendiren nedir? Gelecek vaat eden özellikleri olması, şiddet içerikli hareketlerde bulunması ya da yoksunluk ya da travmayı zengin edebi bir ürüne dönüştürmesi mi? Eğer insanların niçin oldukları durumda bulunduklarını merak ediyorsanız, bu kitapta keşfedeceğimiz asıl soruyu kendinize sormuş olmalısınız. Bu kitap; insan gelişiminin, kendinizin ve insan türünün herhangi bir üyesinin gelişiminin yolculuğuna açılan bir penceredir.
Her birimiz; kısmen herkesle benzer şekilde, kısmen bazılarına benzer şekilde ve kısmen de hiç kimseye benzemeyecek şekilde gelişiriz. Genellikle bireylerin eşsiz ve benzersiz oluşuna dikkat ederiz, fakat hepimiz bazı ortak yörüngelerde yol alırız. Her birimiz, yaklaşık olarak bir yılda yürür; küçük bir çocukken hayali oyunlar oynar ve gençken çok daha bağımsız oluruz. Her birimiz, eğer yeteri kadar uzun yaşarsak, işitme problemi yaşarız, aile üyelerinin ve arkadaşlarımızın ölümünü görürüz. Bu, bizim gelişimimizin genel seyri; bebek, anne rahmine düştüğünde başlayan ve tüm insan yaşamı boyunca devam eden değişme örüntüsüdür.
Yaşam boyu gelişimi incelemek sizlere nasıl bir yarar sağlayabilir? Bundan nasıl yararlanabilirsiniz? Belki de siz bir ebeveyn ya da öğretmensiniz ya da olacaksınız. Eğer öyleyse, çocuklar için olan sorumluluğunuz sizin günlük yaşamınızın bir parçasıdır ya da parçası olacaktır. Onlar hakkında ne kadar çok şey öğrenirseniz, onlarla o kadar iyi ilgilenirsiniz. Bu kitabı okuyarak bebek, çocuk, ergen veya bir genç erişkin olarak kendi geçmişiniz hakkında farkındalık kazanabilirsiniz. Yaşam boyu gelişim alanının ilginç olduğu ve kim olduğumuz, nasıl bu şekilde geliştiğimiz ve gelecekte nerede olacağımız hakkında bilgiler edinebilirsiniz.
Gelişim incelenirken yaşam boyu gelişim, döllenmeden başlayarak yaşamın sona erdiği (en azından bizim bildiğimiz hayatın) zamana kadar ele alınmaktadır.
Siz kendinizi bir bebek, bir çocuk ve bir ergen olarak göreceksiniz ve bu bilgiler, o yılların bugünkü gibi bir birey olmanızı nasıl etkilediğini düşünmenizi sağlayacak. Ayrıca kendinizi genç yetişkin, orta-yaşlı yetişkin ve yaşlı bir yetişkin olarak da göreceksiniz ve bugünkü deneyimlerinizin sizin yetişkinliğinizin geri kalanını nasıl etkileyeceği hakkında düşünmeye güdülenmiş olacaksınız
Farklı öz-anlayışı düzeylerine sahip üniversite öğrencilerinin karar vermede öz-saygı, karar verme stilleri ve kişilik özelliklerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin karar vermede öz-saygı, karar verme stilleri ve kiĢilik özellikleri alt boyutları puan ortalamalarının öz-anlayış düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını incelenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde tek yönlü varyans analizi (Anova) ve Tukey testi uygulanmıştır. Üniversite öğrencilerinin öz-anlayış düzeylerine göre karar vermede öz-saygı, karar verme stilleri ve kişilik özellikleri alt boyutlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür (p<.001). Araştırma sonuçları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır
Orta yetişkinlik döneminde sosyal - duygusal gelişim
Life-Span Development (Yaşam Boyu Gelişim) kitabı, Amerikalı Gelişim psikoloğu John W. Santrcok tarafından yazılmıştır. 2011 yılında, kitabın 13. baskısı, Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi, Prof. Dr. Galip YÜKSEL editörlüğünde, 9 farklı üniversiteden öğretim üyesi bölüm bölüm çevirmişlerdir. Kitabın 8. bölüm 16. kısmı, "Orta Yetişkinlilte Sosyal-Duygusal Gelişim" başlığı (s. 501-526) ise Bingöl Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kasım TATLILIOĞLU tarafından çevrilmiştir. Kitap üniversitelerde, Gelişim Psikoloji ders kitabı olarak okutulmaktadır
Measurement of L subshell fluorescence cross sections and intensity ratios of heavy elements at 22.6keV
The L X-ray fluorescence cross sections (σL1, σLα, σσLη, σLΒ, σLΒ6, σLΒ2,4,15, σLΒ1,3, σLγ, σLγ1, σLγ2,3,6,8, σLγ4,4' and σLγ5) and ILα/ILi (i=l, η, Β6, Β2,4,1,5, Β1,3, γ, γ1, γ2,3,6,8, γ4,4' and γ5 intensity ratios for some elements in the atomic range 66≤Z≤92 have been measured at 22.6keV photon energy emitted from a 109Cd radioactive point source. The L X-rays emitted by samples have been counted by a Si(Li) detector. The L X-ray fluorescence cross sections and intensity ratios have also been calculated theoretically by using atomic parameters. The measurement results have been compared with available data and the theoretical values. Within experimental deviations, our data are in good agreement with the available data and the theoretical values
Farklı öz-Anlayış Düzeylerine Sahip Üniversite Öğrencilerinin Karar Vermede Öz-saygı, Karar Verme Stilleri ve Kişilik Özelliklerinin Değerlendirilmesi
Bu araştırmada; üniversite öğrencilerinin karar vermede öz saygı, karar verme stilleri ve kişilik özellikleri alt boyutları puan ortalamalarının öz-anlayış düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını incelenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde tek yönlü varyans analizi (Anova) ve Tukey testi uygulanmıştır. Üniversite öğrencilerinin öz-anlayış düzeylerine göre karar vermede öz-saygı, karar verme stilleri ve kişilik özellikleri alt boyutlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür (p<.001). Araştırma sonuçları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıĢtır
Farklı öz-Anlayış Düzeylerine Sahip Üniversite Öğrencilerinin Karar Vermede Öz-saygı, Karar Verme Stilleri ve Kişilik Özelliklerinin Değerlendirilmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin karar vermede öz saygı, karar verme stilleri ve kişilik özellikleri alt boyutları puan ortalamalarının öz-anlayış düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını incelenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde tek yönlü varyans analizi (Anova) ve Tukey testi uygulanmıştır. Üniversite öğrencilerinin öz-anlayış düzeylerine göre karar vermede öz-saygı, karar verme stilleri ve kişilik özellikleri alt boyutlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür (p<.001). Araştırma sonuçları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır
Tecavüze ilişkin kültürel mitler ve mitlerin kabul edilmesine etki eden faktörler
Bu makalenin amacı, tecavüz mitlerini ve mitlerin kabulünü etkileyen faktörleri, yurtdışında ve ülkemizde yapılmış teorik ve uygulamalı çalışmaları derlemek yoluyla incelemektir. Tecavüz mitleri, tecavüz, tecavüzcü ve tecavüz mağduru hakkında sahip olunan önyargılı, kalıplaşmış ya da yanlış inançlar olarak tanımlanır. Tecavüz mitleri, cinsiyetçiliğin, cinsiyet rolleri kalıpyargılarının, kadına karşı düşmanlığın, kişilerarası şiddetin kabulünün ve cinsel muhafazakarlığın bileşenlerini içeren sosyal normların bir sonucudur. Mitlerin kabulü; mağdurun algılanan cinsel saygınlığından, cinsel yöneliminden, mağdurun ırkından ve etnik kimliğinden etkilenir. Tecavüz mitleri, sadece bireysel yanlış inançlar değil, sosyal birer normdur ve tecavüzün anlamının etkisizleştirilmesine, mağdurunun dam- galanmasına, tecavüzcünün göreceli olarak olumlu algılanmasına ve tecavüzün kadına yönelik bir cinsel şiddet türü olarak yaygınlaşmasına sebep olurlar. Dahası, mağdurun kendisini suçlayıp adli mercilere başvurmamasına, yargı sürecinde mağdurun güvenirliğinin sorgulanmasına, tecavüzcünün kayırılmasına, ceza almamasına ya da cezasının hafi fl emesine; en önemlisi, bir kadına karşı uygulanan cinsel şiddet vasıtasıyla tüm kadınlara gözdağı verilerek toplumdaki erkek egemenliğinin perçinlenmesine hizmet ederler. Tecavüz mitleri, eğitimle, uzman bilirkişilerin mahkemelere katkısıyla, ruh sağlığı, hukuk, tıp ve adli bilimler çalışanlarının bakış açılarındaki değişimle ortadan kaldırılabilir. Makalede, tecavüz mitlerinin tanımı, mitleri doğuran ve yaygınlaştıran sebepler, tecavüz mitleri ölçek- lerinden örnekler, mitlerin kabulüne etki eden faktörler ile mitlerin toplumsal hafızadan nasıl silinebileceğine dair öneriler ele alınacaktır.The purpose of this article is to examine rape myths and the factors which affect the acceptance of rape myths by reviewing theoretical and practical studies. Rape myths include prejudicial, stereotyped, or false beliefs about rape, rapists and rape victims, and create a hostile climate to rape victims. Rape myths facilitate denial and justify male sexual aggression against women. Rape myths are the results of sexism, gender role stereotypes, hostility towards women, and acceptance of interpersonal violence and sexual conservatism as the components of social norms. The acceptance of rape myths is affected by the perception of the victim’s sexual respectability, his/her race, ethnic iden- tity and sexual orientation. Rape myths are not only individual false beliefs, but are also social norms. They cause neutralization of the meaning of rape, stigmatization of the victim and relative feelings of sympathy towards the rapist. Moreover, they prevent the victim from fi ling charges against the rapist because of self- blame, they cause the reliability of the victim to be questioned by the court, and provide protection to the rapist, hindering his punish- ment or having him sentenced to a lighter penalty in the court case. In this article, the defi nition of rape myths and the factors of their acceptance, examples of scales of the rape myths, and also how these myths are removed from communal memory will be discussed
Growt performance and carcass traits of broiler reared in conventional and organic condition.
This experiment was conducted to compare the growth and some carcass characteristics of broiler chickens reared in conventional and organic methods. Totally 360 days-old broiler chicks were divided into 6 groups randomly with 3 replicates. Treatment groups were conventional, Organic Control (OC), ad libitum Organic+Pasture (Adlib OP), 80% Organic+Pasture (OP 80), 70% Organic+Pasture (OP 70), 50% Organic+Pasture (OP 50). Growth performance of conventional (6 weeks) and organic groups (10 weeks) was investigated. Birds reared under condition of conventional and organic were slaughtered at the end of 6 and 10 weeks of age, respectively. Feed restriction and diet consumed by the birds had impacts (p<0.01) on growth performance, feed consumption, feed efficiency and carcass traits. The average body weights of conventional, Adlib OP, OP 80, OP 70 and OP 50 groups were 2305.4, 1935.4, 3028.6, 2656.7 and 2789.6 g at the end of fattening period, respectively. According to results of this study, it could be said that if organic broiler production has to be done with fast growing birds and feed restriction and access to outside with pasture designed for poultry to contribute nutrient intake would be taken account. Moreover, 70 or 50% feed restriction with shorter rearing period (8 weeks) could also be practiced
Elazığ koşullarında mürdümük (lathyrus sativus L.)'te farklı sıra arasının tohum verimi ve verim öğeleri üzerine etkisi
Elazığ şartlarında 2004 yılında yürütülen bu çalışmada Mürdümükte 3 farklı sıra arasının (20, 30, 40 cm) tohum
verimi ve bazı özelliklerine etkileri incelenmiştir. Bu çalışma, tesadüf blokları deneme desenine göre üç
tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. İncelenen bazı özellikler arasında (yan dal sayısı, bitkide tohum, tohum
verimi, kes verimi, bin dane ağırlığı, yaş ot verimi ve kuru ot verimi) istatistikî olarak önemli farklılıklar
saptanmıştır. En yüksek tohum verimi (198.63 kg da'1) 30 cm, en düşük tohum verimi ise (156.43 kg da"1) 20cm
sıra aralığından elde edilmiştir. Bitki boyu 47.83-53.73 cm, bitki başına ana dal sayısı 4.30-5.47 adet, alt bakla
yüksekliği 10.40-13.13 cm, bitkide bakla sayısı 16.33-20.40 adet, yaş ot verimi 1482.28-1569.28 kg da"1, kuru ot
verimi 312.25-361.04 kg da"1, kes verimi 231.30-299.33 kg da"1 ve bin dane ağırlığı 148.0-163.0 g arasında
değişmiştir. Bu sonuçlara göre, Elazığ ve çevresinde mürdümükten yüksek tane verimi, kes verimi, yaş ot ve
kuru ot verimi alabilmek için 30 cm sıra aralığı önerilebilir