1155 research outputs found
Sort by
Nematode biodiversity in a semi-arid pasture under different grazing regimes.
The study was conducted to explore the influence of over-grazing and ungrazing on nematode biodiversity in a semi-arid region pasture, in Adıyaman, Turkey, in 2008. Soil samples were taken in mid spring from a pasture that was previously divided into two sites, one is protected by fencing and the second is open to grazing, freely. Nematodes were extracted and allocated to trophic groups and both sites were compared regarding their abundance and diversity. A total of 19 nematode taxa were found in the study area. Plant parasitic nematodes 9 genera, bacterivores 6 genera, fungivores 3 genera, and predators and omnivores were represented by 1 order. Rotylenchus, Tylenchus, Pratylenchus and Paratylenchus were the abundant genera in plant parasitic group; Acrobeloides and Cervidellus were the abundant genera in bacterivore group; Aphelenchoides and Ditylenchus were the abundant genera in fungivore group. Nematode diversity and abundance were greatly affected by the vegetation status depending on the grazing pattern. Diversity and abundance parameters were lower under the over-grazed site. The study suggested that there was a tight connection between vegetation cover of the ecosystem and soil biodiversity beneath it
Güneydoğu Anadolu Bölgesi doğal alanlarından toplanan bazı Mürdümük Taksonlarında (Lathyrus spp.) kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araĢtırma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi doğal meralarından toplanan 6 farklı mürdümük taksonunda (Lathyrus annuus, L. aphace, L. cicera, L. gloesperum, L. inconspicus var. inconspicus ve L. sativus) kalite özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüĢtür.
AraĢtırmada, Lathyrus taksonlarında ham protein (HP) değeri ortalama %21.85, kuru ot/yeĢil ot (KO/YO) %19.98, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF) % 28.19, nötral deterjanda çözünmeyen lif (NDF) %38.53, sindirilebilir kuru madde (SKM) %67.0, kuru madde tüketimi (KMT) 3.12 ve nispi yem değerleri (NYD) 162.3, fosfor (P) % 0.39, potasyum (K) %2.75, kalsiyum (Ca) %1.23 ve magnezyum (Mg) %0.27 olarak tespit edilmiĢtir.
Taksonların incelenen kalite değerleri oran olarak sırasıyla, HP %18.41-24.37, KO/YO %15.42-24.21, ADF %22.9-31.98, NDF %36.00-42.40, SKM %64.0-71.1, KMT 2.83-3.33, NYD %141.9-183.5, P %0.37-0.40, K %1.96-3.40, Ca %1.00-1.34 ve Mg %0.20-0.33 aralıklarında değiĢmiĢtir. Ham protein bakımından, Lathyrus sativus, L. inconspicus var. inconspicus, L. aphace, ve L. cicera; ADF bakımından, L. inconspicus var. inconspicus; NDF bakımından L. annuus; Mineral maddelerden Ca ve K bakımından L. aphace; Mg bakımından L. inconspicus var. inconspicus; P bakımından ise L. sativus en yüksek değerleri vermiĢlerdir
Okul öncesi dönemde anne-baba tutumunun çocuğun kişilik gelişimine etkisi
Okul öncesi dönemin çocuğun gelişiminde önemli bir yeri olduğundan bu çağ çocuklarının gelişiminde anne-baba tutumu büyük bir önem taşımaktadır. Psikanalitik kuramın temsilcisi Freud, bireyin kişiliğinin gelişiminde ve oluşumunda ilk çocukluk döneminin önemini vurgularken, “kişiliğin temeli 0-5 yaş arası dönemde atılır” demektedir. Bu ifade, bebeklik ve ilk çocukluk döneminde geçirilen yaşantının ne derece önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü, bebeklik ve ilk çocukluk insan yaşamının en duyarlı ve dış etkilere en açık dönemidir. Çocuğa kendisi ve çevresi hakkında ilk bilgileri ve alışkanlıkları bu dönemde ebeveyni verir. Bu dönem çocuklarının en önemli özelliği, her yönüyle taklit edebilecekleri kendilerine birer model aramalarıdır. Bu dönemde bu model anne-babadır. Modelin hatalı olması, çocuğun şahsiyetinin de bozuk gelişmesine neden olmaktadır. Çocuğun gelişimine paralel olarak bu dönemde anne-baba tutumunun, ebeveyn ilişkisinin ve bakıcıların tutum ve davranışlarına göre, çocuk kişiliğini büyük ölçüde bilinçaltına yerleştirir.Seven, benimseyen, ilgi ve kabul gören demokratik bir ailede yetişen bir çocukla; baskıcı, itici, reddedici, sıkı disiplinli ve parçalanmış ailelerde yetişen çocukların kişilik gelişimleri farklı olmaktadır. Birinci durumda, çocuğun kişiliği büyük oranda olumlu yönde gelişirken ve sağlıklı bir kişiliğe sahip olurken; diğer durumda ise çocuğun kişilik gelişiminde engellemeler ve aksaklıklar görülmekte ve yetişkin yaşamında davranış bozuklukları görülmektir. Öğrenilenlerle alınanlar çocuğun biliş dünyasında kısa sürede özümlenmekte ve yaşam boyu etkisini sürdürmektedir. Çocuğun çevresi ile olan etkileşim yetersizliklerinde ise çocuğun gelişiminde bir daha yeri doldurulamaz eksiklikler bırakmaktadır. Sonuçta kendisiyle ve toplumla uyumsuz bir birey olarak varlığını sürdürecektir. Bunun için, çocuk yetiştirmede, ebeveyn çok dikkatli ve özenli hareket etmelidir. Çünkü her ebeveyn ve yetişkin şunu bilmelidir ki, çocuklar küçültülmüş bir yetişkin modeli değil, aksine kendine özgü zekâ ve kişilik özellikleriyle donanmış bireylerdir.
Çocuk ruh sağlığında en önemli nokta, her yaşa özgü ruhsal gelişim özelliklerinin iyi bilinmesi ve ayırt edilmesidir. Her gelişim döneminde o döneme özgü davranışlar olduğundan dolayı, gelişim dönemlerinin özelliklerini bilen aileler, paniğe kapılmayacaklar ve çocuğu zorlamayacaklardır. Böylece çocuğun ruhsal, duygusal ve sosyal yönden sağlığının olumlu gelişmesine katkıda bulunacaklardır.
Bu araştırmada, okul öncesi dönemde anne-baba tutumunun çocuğun gelişimi üzerindeki, olumlu ve olumsuz etkileri incelenmiştir. Bunun için, bu alanda yazılan eserler ve yapılmış çalışmalar incelenerek, bir sonuca ulaşılmaya çalışılmış ve buradan hareketle ebeveynlere bazı önerilerde bulunulmuştur
Bir kavram olarak ahilik : sosyal psikolojik bir yaklaşım
Günümüzde "Ahilik" esnafa özgü bir kavram olarak algılanmakta; Ahilik denilince esnaf, esnaf denilince de Ahilik akla gelmektedir. Ahilik, 13.y.y. 'in ilk yarısından, I9.y.y. 'in sonlarına kadar, Türk insanının mesleki, ahlaki ve sosyal bağlamda olgunlaşmasını sağlayan, sanat ve meslek icra edenlerin gereksinimlerini, davranış biçimlerini
ve çalışma şartlarını ve ilkelerini düzenleyen fonksiyonel bir sosyal kurumdur. Ahilik, mesleki teşkilatlar ve yaygın eğitim kurumları olarak bilinen ilk ciddi mesleki kurumlardır. Aynı zamanda dönemin bir sivil toplum kuruluşu rolünü de üstlenmiştir. Ahilikte amaç, Türk örf, adet, gelenek ve görenekleri ile islam inancını birleştirerek, bireylerin sosyal, kişilik, ahlaki ve mesleki gelişimlerini ve olgunlaşmalarını sağlamaktır.
Bu kurumlarda her yaş ve her sınıfiaki insanlar eğitildiğinden, bireylere sosyal hayatı düzenleyen dini, ahlaki ve mesleki değerler kazandırılmış ve böylece aralarındaki sosyal bağlar kuvvetlendirilmiş, güzel ahlaklı ve aklı selim bireylerden oluşan sağlam bir sosyal doku ve sosyal yapı oluşturulmuştur. Bu gelenek, asırlarca sosyal kalıtım yoluyla
nesilden nesile aktarılmıştır. Birey-toplum münasebetlerinde de Ahilik, toplum için bireyi, birey için toplumu feda etmeyen bir anlayışa göre hareket etmiştir. Böylece, "Akla yar, nefse düşman olan faziletli er kişi"ler yetiştirilmesi benimsenmiştir. Ekonomik hayatta, çalışma ve iş hayatı ibadet sayılmaktadır. Bireye verilen değerin sonucunda
dayanışmacı ve diyaloga dayalı toplum yapısı ortaya çıkmıştır. Sınıf çatışmasının ve menfaat çatışmasının olmadığı, aksine iç huzur ve sosyal barışın sağlandığı bir toplum yapısının şekillenmesinde önemli işlev üstlenmiştir. Bireysel bağlamda ise, kendisiyle ve içinde yaşadığı toplumla barışık ve uyumlu, yetenekli, mesleki ve sosyal becerileri
gelişmiş, sosyal kuralları ve değerleri öğrenmiş, davranışlarında ölçülü hareket eden, sağlam karakterli ve sağlam kişilikli bireyler bu kurumlar vasıtasıyla topluma kazandırılmıştır. Böylece, Ahilik kurumları, "birey-toplum " bağlamında önemli işlevler üstlenmiştir. Bu bildiri de Türk kültür ve medeniyet tarihi içinde, önemli bir yaygın
eğitim kurumu olarak önemli işlevler üstlenmiş olan Ahilik mesleki teşkilatı, bir kavram olarak ele alınarak, psiko-sosyal analizi yapılmış, bireylerin kişilik, mesleki ve sosyal gelişimindeki önemi ve fonksiyonları üzerine genel bir değerlendirmede bulunulmuştur
Essential oil composition of endemic Centaurea saligna (K.Koch) Wagenitz from Turkey.
The Second International Symposium on “Biology of Rare and Endemic Plant Species (for
short BIORARE-2012) is organized and planned to be repeated every other years to share
and to discuss recent developments and data on biology, conservation and evolution of rare
and endemic plant species. The main goal is to bring senior scientists and students of the field
in informal, but rigorous discussion platform to stimulate future researches and collaborations
on population biology, genetics and genomics, evolution-speciation, and conservation
genetics of rare and endemic plants. Especially, it is essential for taxonomists and geneticist to
get together and communicate with a common language of evolutionary biology so further
insights in speciation and evolution of rare and endemic plant species could be achieved.
Thet BIORARE-2012 symposium and its sattellite workshop (Biodiversity Conservation and
Tourism) have attracted diverse group of researchers from 8 countries including Turkey. Total
of 35 and 13 oral presentations were presented in the Symposium and Biodiversity
Conservation and Tourism Workshop, respectively on April 24-27, 2012. Additionally, total
of 75 diverse and interesting poster presentations were available for the symposium
participants to view.
On behalf of organizing committee, I would like to thank to all contributers. Hoping that you
had a productive meeting and good times in the Sunny Beaches of Fethiye, Turkey
Zazalar'da mevlid ve siyer geleneği
İslam tarihi ve kültüründe mevlid ve siyer kitapları önemli bir yere sahiptir. Yüzyıllar boyunca insanlar kalplerinde duydukları peygamber aşkını ve sevgisini bu eserler ile dile getirmişlerdir. Zazalarda da mevlid önemli bir yere ve ayrı bir öneme sahiptir. Öyle ki Zazaca yazılan ilk telif eser, Molla Ahmed-i Xasi’nin 1891 yılında yazdığı ve 1899 yılında neşredilen “Mevlidê Nebi” adlı eseridir. Zazaca olarak şimdiye kadar altı adet mevlid yazılmıştır. Zazaca’da siyer yazımı, mevlid yazımı kadar yaygınlık kazanmamıştır. Zazaca hazırlanmış tek siyer eseri olan “Siyerê Nebi” adlı eser, yakın bir zamanda yazılmış ve baskısı yapılmıştır. Bu çalışmada Zazaca hazırlanmış olan 6 mevlid ve 1 siyer kitabı incelenecek, bu eserlerin farklı zamanlarda yapılan transkripsiyonları karşılaştırılacak, eserler hakkında şimdiye kadar yapılmış olan çalışmalara değinilecek ve eserler bölümlerine göre
ayrıntılı olarak incelenecektir
Nutritive value of mediterranean shrubs
Nutritive values of the leaves of Mediterranean shrubs Quercus coccifera, Calicotome villosa, Rhamnus oleoides ssp.
graecus, Pistacia terebinthus, Paliurus spina-christi and Phillyrea latifolia, and Leuceana leucocephala, an introduced
species were studied. These shrubs were hand harvested from three plots established in the experimental field at before
flowering, flowering and bear fruit stages. The nutritive values were evaluated in terms of the chemical composition, dry
matter (DM), organic matter (OM), relative feed value (RFV), dry matter intake (DMI) as well as digestible dry matter
(DDM).Maturity had a significant effect on the chemical composition, DM, OM and estimated parameters (DDM, DMI
and RFV) of the leaves of the shrub species. Neutral detergent fiber (NDF), acid detergent fiber (ADF) and condensed
tannin (CT) contents increased with increasing maturity whereas the crude protein decreased. DM and estimated
parameters also decreased with increasing maturity. CP, ADF, NDF, Ash and CT contents ranged from 6.4 to 33.3%,
from 6.9 to 39.1%, from 10.1 to 50.5%, from 2.9 to 6.8% and from 0.7 to 15.8%, respectively. The OM and DM ranged
from 93.2 to 97.1% and from 28.5 to 70.8%, respectively. The digestibility DM, DM intake and RFV ranged from 58.4
to 83.5%, from 2.4 to 11.9% and from 107.7 to 769.3, respectively ADF, NDF and condensed tannin contents of the
leaves of the shrub species harvested at bear fruit stage were significantly higher than those harvested at before flowering
and flowering stages, while CP contents and estimated parameters of the leaves of the shrub species harvested at
flowering stage were significantly higher than those harvested at before flowering and bear fruit stages. The biplot
analysis indicated negative correlation of CP content with OM and DM, whereas it is positively correlated with CT and
ash contents. On the other hand, ADF was positively correlated with NDF, whereas it is negatively correlated with
estimated parameters. The shrub species harvested at the proper stage of maturity offers considerable potential as high
quality forage for ruminants during critical period in the semi arid and arid regions
Türkiye’de sebze üretiminin regresyon analizi ile modellenmesi ve ileriye yönelik üretim tahmini
Regresyon analizi, biyoloji, sağlık, eğitim, tarım ve ormancılık gibi temel uygulamalı bilim dallarında özellikle çeşitli değişkenleri esas alacak şekilde tahminlerin yapılmasında çok yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Doğrusal ve doğrusal olmayan regresyon analizinin sebze üretiminde kullanımı açıklanmıştır. Bu çalışmada, regresyon analizi ile 7 sebze çeşidi üzerinde uygulama yapılmıştır. Regresyon analizi hakkında genel bilgiler verilmiş; lineer, karesel ve üstel regresyon modelleri incelenmiştir. (1988-2011) dönemini kapsayan 24 yıllık seri için en uygun tahmin modeli tespit edilmiştir. Çalışma sonunda istatistiksel olarak önemli olduğu belirtilen regresyon modellerine göre, domates üretimi lineer regresyon modeliyle, fasulye üretimi üstel regresyon modeliyle, soğan üretimi kübik regresyon modeliyle, hıyar üretimi , karpuz üretimi , pırasa üretimi ve patlıcan üretimi şeklindeki karesel regresyon modelleriyle ifade edilmiştir. Yapılan analizle (2012 – 2015) yılları arasındaki üretim tahmini saptanmıştır
Meslekler sosyolojisi açısından din görevliliği ve din görevlileri
Sosyoloji, toplumdaki olguları bilimsel çerçevede ele alırken, karmaşık hale gelen toplumu
alt dallara ayırarak inceleme gereği duymaktadır. Sosyal bir olguyu, o ana kadar elde edilen genel
bilgi birikimi, metot ve tekniklerle ele almak genel bir kural iken, adı geçen olguyla bağlantılı
metot ve tekniklerin yoğun olarak kullanılması, bilgide derinleşme sonucunu ortaya çıkaracaktır.
Meslekler sosyolojisi de, böyle bir süreçte ortaya çıkan sosyolojinin bir alt dalıdır.
Meslek; belli bir eğitimle kazanılan, kuralları toplumca benimsenmiş ve genellikle
sonucunda belli bir kazanç elde edilen sistemli faaliyetler bütünü olarak tanımlanmaktadır. Din
görevliliği de bu çerçevede ele alınabilecek bir meslektir. Din görevliliğinin, İslam dünyasında bir
meslek olarak görülmemesi ve daha çok manevi bir karşılık gözetilerek yapılmasının, onun uzun
süre meslekler –ve meslekler sosyolojisi– içinde ele alınmasını engellediği ifade edilebilir.
Din görevliliğinin ve din görevlilerinin, meslek sosyolojisi açısından ele alındığı bu bildiride;
din görevliliği mesleğinin seçiminde etkili olan faktörler; mesleki açıdan din görevlisinde olması
gerekli özellikler; mesleğin tatmin edici ve tatminsizliğe neden olan yönleri; başka bir meslek
seçme durumu; mesleğin optimum verimlilikle yerine getirilmesi ve halkın ihtiyaçlarının
karşılanması; mesleğin herhangi bir nedenden dolayı gizlenilmesi ve meslekten ayrılma isteği;
toplumun meslek sahiplerine atfettiği itibar; çocukların mesleki olarak yönlendirilme biçimi gibi
konular işlenecek ve daha önce yapılan, alan araştırmasına dayalı, bir çalışmanın** verilerinden de
istifade edilmek suretiyle bir genellemeye varılmaya çalışılacaktır.Bingöl Üniversites
Cell wall modification in 1-methylcyclopropene-treated post-climacteric fresh-cut and intact papaya
Papaya is a climacteric fruit in which ripening
is greatly regulated by ethylene often associated with stress
responses such as wounding. The changes in cell wall
compositions in papaya fruit at an advanced stage of ripening
under stress conditions including chilling temperature
of 5C and wounding employed as fresh-cut and how
these changes were affected by an ethylene action inhibitor
of 1-methylcyclopropopene (1-MCP) were examined in
the study. The recovery of ethanol-insoluble solids, total
soluble sugars, water-soluble polyuronides, neutral hemicelluloses,
and neutral sugars of rhamnose, arabinose,
mannose and glucose were not affected by 1-MCP or freshcut
processing. The fresh-cut processing, however, caused
a higher loss of total polyuronides and the neutral sugar
galactose while increasing the recovery of chelator-soluble
polyuronides. Few significant differences due to 1-MCP
application were recorded in the recoveries of alkali-soluble
polyuronides, hemicellulosic polyuronides extracted
with 4% KOH, and the neutral sugar xylose. Modifications
of cell wall polyuronides and hemicelluloses in ripe freshcut
papaya fruit exhibited mostly similar patterns to those
in intact ripe papaya fruit under the chilling temperature of
5C while minimally affected by 1-MCP