Bingöl University

Open Access @ Bingol University
Not a member yet
    1155 research outputs found

    Şehirleşme olgusu ve şiddet döngüsü bağlamında kimlik ve kişilik bunalımı

    No full text
    Kentleşme sürecinde, oluşan çarpık kentleşmenin insan tutum ve davranışlarında meydana getirdiği değişmeler neticesinde ortaya çıkan temel sorunlardan birisi de suç ve şiddet olgusudur. Son yıllarda, toplumda şehirlerin güvenliği ile ilgili kuşkuların her geçen gün arttığına ilişkin toplumda genel bir algılama söz konusudur. Şehir güvenliği ile ilgili çözülmesi gereken en önemli sorunların başında şiddet ve zorbalıkla baş etme gelmektedir. Göçler sonucunda, ortaya çıkan çarpık kentleşmenin getirdiği bireysel ve toplumsal sorunlar nedeniyle pek çok birey kendini artık güvende hissetmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlık, sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil; bireyin bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönlerden de tam bir iyilik halinde olmasıdır. Kentleşmenin getirmiş olduğu yalnızlık, çaresizlik, bunalım, tükenmişlik ve izolasyon sonucunda şiddete ilişkin korku da giderek artış göstermektedir. Bireyler bu sorunlarla başa çıkmak için mücadele etmektedirler. Çarpık kentleşmenin ortaya çıkardığı olumsuz sonuçların sonucunda, yapılan araştırma sonuçları da göstermektedir ki, birçok birey diğerleriyle iletişiminde çatışma ve problem çözmede iletişim tarzı olarak en etkin yolun şiddet ve kaba kuvvet olduğuna inanmaktadır. Şiddet içerikli davranışlar arasında öfke patlamaları, vurmak, tekmelemek, itmek, yaralamak, kavga etmek, tehdit etmek, ya da yaralamaya çalışmak, hayvanlara yönelik acımasız davranışlar, yangın çıkarmaya teşebbüs etmek ve eşyalara bilerek zarar vermek gibi olumsuz davranışlar sayılabilir. Bu durumun nedenleri olarak, şehirlerde çetelerin çocuk ve gençlerde bir merak ve özentisi doğurduğunu ve bireylerin daha erken yaşlarda suça bulaşmış olma olasılığını söyleyebiliriz. Çocuklar, daha küçük yaştan itibaren kendini bir şiddet sarmalında bulmaktadırlar Çok tartışılan bir konu da, kentleşmenin doğurduğu, bireysel ve toplumsal sorunların neticesinde, şiddetin aileden başlayarak bir süreklilik gösterdiğidir. Hatta eğitimcilerin söylemiyle “ailede dayağa alışmış çocukları okulda ve sınıfta başka türlü kontrol edemedikleri” şeklindedir. Şiddete uğrayan kişiler – ki bunlara kurban denir - kısa ve uzun süreli uyumsuzluk tehlikesi ile karşılaşmakta, akıl ve ruh sağlıkları olumsuz etkilenmektedir. Neticede, gelecekte bir takım psikolojik ve sosyal problemler yaşamaları kaçınılmaz olmaktadır. Bu araştırmada, kentleşme olgusu bağlamında, bireyin içine düştüğü kimlik ve kişilik bunalımı ve bunun sonucunda bozulan ruh sağlığı neticesinde başvurduğu ve bir çözüm yolu olarak gördüğü şiddet davranışı ele alınmıştır. Konu ile ilgili olarak, alan yazın çalışması yapılmış ve buradan da bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır

    Humik madde uygulamalarının durgun su kültüründe yetiştirilen turşuluk hıyarda bitki gelişimi ve verim üzerine etkileri

    No full text
    Bu çalışmada durgun su kültüründe yetiştirilen turşuluk hıyarda humik madde uygulamalarının bitki gelişimi ve verim üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla hıyar bitkilerinin yetiştirildiği standart besin solüsyonuna 0, 250, 500, ve 750 mg.L-1 dozlarında humik asit + fulvik asit ilave edilmiştir. Deneme tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Humik madde uygulamalarının hıyar bitkilerinin gelişmesi ve verimi üzerine etkisini saptamak amacıyla bitkiler üzerinde bitki boyu, gerçek yaprak sayısı, göreceli klorofil içeriği (SPAD) ve verim değerleri belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesi amacıyla ANOVA testi ve gruplar arasında çıkan anlamlı farklılıklarda farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için LSD testi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, bitki başına ve m2’ye düşen verim humik asit uygulanan bitkilerde artmış ve en yüksek verim değeri 500 mg.L-1 uygulamasından elde edilmiştir. Araştırma sonuçları humik asitin su kültüründe yetiştirilen turşuluk hıyarlarda bitki gelişimi ve verim için başarılı bir şekilde uygulanabileceğini göstermiştir

    Tesadüf blokları deneylerde tam gözlemle kayıp gözlemi tahmin ederek nispi etkinliğin karşılaştırılması: tarım verilerinde uygulaması

    No full text
    Bu çalışmada, tesadüf blokları deneme tertibinde tam gözlemli verilerle, 1 kayıp gözlemli olduğu varsayılan verilerin iki yönlü varyans analizi (F testi) yapılmıştır. Araştırma verileri Isparta İlinin Eğirdir, Gönen, Gelendost, Yalvaç ve Şarkikaraağaç ilçelerinde üretilen golden, starking, granysmith elma çeşitlerindeki ağaç başına düşen elma verimleridir (kg). Elma verimleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Yapılan analizle, her iki durumda da elma çeşitlerine göre anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Her bir kayıp gözlem tahmin edilmiştir. Kayıp gözlemlerin tahmininden oluşan verilerin analiz sonucundaki nispi etkinlik ile tam gözlemden oluşan çalışmadaki nispi etkinlik değerleri karşılaştırılmıştır

    Levels of vitamin A, C, E with malondialdehyde in blood and milk serum in subclinical mastitic cows

    No full text
    The aim of this study was to determine serum and milk concentrations of vitamins A, C and E with Malondialdehyde (MDA) in with and without subclinical mastitic cows. The study was performed on 15 healthy and 23 subclinical mastitic cows, aged 4-9 years. The California Mastitis Test (CMT) was performed. Fiveteen udder belonging to 15 cows which gave negative reaction in CMT were considered to be healthy. Thirty two udder quarters belonging to 23 cows which gave positive reaction as CMT +1 and +2 were diagnosed to be affected by subclinical mastitis. Vitamin A, C and E levels in blood serum and milk samples were determined by spectrophotometry, MDA levels were analysed with High Performance Liquid Chromatography (HPLC). There was no significant difference in blood serum vitamin A and E levels between healthy and subclinical mastitic cows. However, vitamin C (p≤0.01) and MDA (p≤0.05) levels in subclinical mastitic cows were significantly lower than healthy cows. There was no significant difference in milk samples Vitamins A, E and MDA levels between healthy and subclinical mastitic cows but vitamin C levels in subclinical mastitic cows were significantly lower than healthy cows (p≤0.01). In conclusion, serum and milk vitamin C with serum MDA levels of healthy cows were determined significantly higher than subclinical mastitic cows but there was no difference in serum and milk vitamin A and E with milk MDA levels between healthy and subclinical mastitic cow

    Essential oil composition of endemic Inula macrocephala Boiss. & Kotschy ex Boiss. from Turkey.

    No full text
    The essential oil components of aerial parts of Inula macrocephala Boiss. & Kotschy ex Boiss. was investigated by GC and GC-MS. The species is endemic to Turkey. The yield of oil is 0.13 mL/100 g. Thirty five component were identified representing 90.7% oil. Borneol (26.4%), β-caryophyllene (15.3%), p-cymene (10.2%) and bornyl acetate (8.9%) were identified as major components of Inula The Second International Symposium on the Biology of Rare and Endemic Plant Species macrocephala. The chemical distribution of the essential oil compounds in the genus pattern were discussed in means of chemotaxonomy and natural products

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini etkileyen çöl tozlarının kaynak alanları ve tane boyu analizleri

    No full text
    Çöl tozları, subtropikal çöl bölgeleri ile karaların denizden uzak iç bölgelerinde klimatik faktörlere bağlı olarak toprak örtüsündeki tozların atmosfere dahil olması ve daha sonra bu tozların uzun mesafeli atmosferik taşınımı sonucunda meydana gelmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri, son yıllarda çöllerden kaynaklanan tozlardan çok fazla miktarda etkilenmeye başlamıştır. Bu durumun nedenlerini ortaya koymak için Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden sağlanan meteorolojik veriler, çöl tozu konsantrasyon haritaları, tablolar, grafikler, çizilen haritalar, arazi çalışmaları ve gözlemleri sonucunda elde edilen çöl tozu numuneleri kullanılmıştır. Toz konsantrasyon haritalarına göre tozların yayılış alanları arazide günlük takip edilerek gerekli numuneler alınmış ve fotoğraflar çekilmiştir. Tozların kaynak bölgelerinin belirlenmesi ve çalışma alanında dağılışlarının ortaya konulması için tane boyutu analizleri yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine çöl tozları en fazla Büyük Sahra Çölü, Arabistan Yarımadası Çölleri ve İran çöllerinden taşınmaktadır. Bu durumun oluşmasında Coğrafi konum, klimatolojik faktörler ve morfoloji etkili olmuştur. Suriye ve Irak çölleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yakın konumda bulunmaları ve Gezici Depresyonların hareket yönleri üzerinde bulunmaları nedeniyle Sahra Çölü’ne göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne daha fazla çöl tozları taşımaktadır. İran çöllerinden kaynaklanan çöl tozlarının Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne olan etkileri Büyük Sahra ve Arabistan Yarımadası çöllerine göre zayıftır. Türkiye anakarasında şiddetli rüzgarların etkisiyle yerden havalanan tozlar da az da olsa farklı bölgelere taşınmaktadır. Analiz sonuçlarına göre örnekleme illerinde de çöl tozlarının tane boyutu dağılışlarında bir derecelenme görülmektedir. Bu çalışmada, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini etkileyen çöl tozlarının kaynak bölgeleri ve tane boyutu analizleri ana hatlarıyla ele alınıp incelenmiştir

    Okul Öncesi Dönemde Anne-Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkisi

    No full text
    Okul öncesi dönemin çocuğun gelişiminde önemli bir yeri olduğundan bu çağ çocuklarının gelişiminde anne-baba tutumu büyük bir önem taşımaktadır. Psikanalitik kuramın temsilcisi Freud, bireyin kişiliğinin gelişiminde ve oluşumunda ilk çocukluk döneminin önemini vurgularken, “kişiliğin temeli 0-5 yaş arası dönemde atılır” demektedir. Bu ifade, bebeklik ve ilk çocukluk döneminde geçirilen yaşantının ne derece önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü, bebeklik ve ilk çocukluk insan yaşamının en duyarlı ve dış etkilere en açık dönemidir. Çocuğa kendisi ve çevresi hakkında ilk bilgileri ve alışkanlıkları bu dönemde ebeveyni verir. Bu dönem çocuklarının en önemli özelliği, her yönüyle taklit edebilecekleri kendilerine birer model aramalarıdır. Bu dönemde bu model anne-babadır. Modelin hatalı olması, çocuğun şahsiyetinin de bozuk gelişmesine neden olmaktadır. Çocuğun gelişimine paralel olarak bu dönemde anne-baba tutumunun, ebeveyn ilişkisinin ve bakıcıların tutum ve davranışlarına göre, çocuk kişiliğini büyük ölçüde bilinçaltına yerleştirir. Seven, benimseyen, ilgi ve kabul gören demokratik bir ailede yetişen bir çocukla; baskıcı, itici, reddedici, sıkı disiplinli ve parçalanmış ailelerde yetişen çocukların kişilik gelişimleri farklı olmaktadır. Birinci durumda, çocuğun kişiliği büyük oranda olumlu yönde gelişirken ve sağlıklı bir kişiliğe sahip olurken; diğer durumda ise çocuğun kişilik gelişiminde engellemeler ve aksaklıklar görülmekte ve yetişkin yaşamında davranış bozuklukları görülmektir. Öğrenilenlerle alınanlar çocuğun biliş dünyasında kısa sürede özümlenmekte ve yaşam boyu etkisini sürdürmektedir. Çocuğun çevresi ile olan etkileşim yetersizliklerinde ise çocuğun gelişiminde bir daha yeri doldurulamaz eksiklikler bırakmaktadır. Sonuçta kendisiyle ve toplumla uyumsuz bir birey olarak varlığını sürdürecektir. Bunun için, çocuk yetiştirmede, ebeveyn çok dikkatli ve özenli hareket etmelidir. Çünkü her ebeveyn ve yetişkin şunu bilmelidir ki, çocuklar küçültülmüş bir yetişkin modeli değil, aksine kendine özgü zekâ ve kişilik özellikleriyle donanmış bireylerdir. Çocuk ruh sağlığında en önemli nokta, her yaşa özgü ruhsal gelişim özelliklerinin iyi bilinmesi ve ayırt edilmesidir. Her gelişim döneminde o döneme özgü davranışlar olduğundan dolayı, gelişim dönemlerinin özelliklerini bilen aileler, paniğe kapılmayacaklar ve çocuğu zorlamayacaklardır. Böylece çocuğun ruhsal, duygusal ve sosyal yönden sağlığının olumlu gelişmesine katkıda bulunacaklardır. Bu araştırmada, okul öncesi dönemde anne-baba tutumunun çocuğun gelişimi üzerindeki, olumlu ve olumsuz etkileri incelenmiştir. Bunun için, bu alanda yazılan eserler ve yapılmış çalışmalar incelenerek, bir sonuca ulaşılmaya çalışılmış ve buradan hareketle ebeveynlere bazı önerilerde bulunulmuştur

    Ekolojik gelişme ve sürdürülebilir kalkınmada insan faktörünün etkisi

    No full text
    Bu çalışmada çevrenin korunması ve ekonomik kalkınmanın birlikteliğinin geliştirilmesi için yapılan çalışmalar ve geliştirilen yeni kalkınma modellerinde insan faktörünün etkisi ele alınmıştır. İnsan, doğa ve toplum arasındaki ilişkiler tarih boyunca insanlığın gündeminde olmuştur. Sanayi devrimiyle birlikte dünyamız büyük gelişmelere sahne oldu. Bu gelişmelerin temelinde, buhar gücü, demir yolları ve demir-çelik gibi ağır sanayi, gelişmenin yegane ölçütleri ve stratejileri olarak kabul edilmiştir. Sanayileşmiş ülkeler, ekonomik gelişmelerini sağlamaya çalışırken gelecek nesilleri nasıl bir tehlike içine sürüklediklerinin bilincinde olmamışlar

    Zazalar'da mevlid ve siyer geleneği

    No full text
    İslam tarihi ve kültüründe mevlid ve siyer kitapları önemli bir yere sahiptir. Yüzyıllar boyunca insanlar kalplerinde duydukları peygamber aşkını ve sevgisini bu eserler ile dile getirmişlerdir. Zazalarda da mevlid önemli bir yere ve ayrı bir öneme sahiptir. Öyle ki Zazaca yazılan ilk telif eser, Molla Ahmed-i Xasi’nin 1891 yılında yazdığı ve 1899 yılında neşredilen “Mevlidê Nebi” adlı eseridir. Zazaca olarak şimdiye kadar altı adet mevlid yazılmıştır. Zazaca’da siyer yazımı, mevlid yazımı kadar yaygınlık kazanmamıştır. Zazaca hazırlanmış tek siyer eseri olan “Siyerê Nebi” adlı eser, yakın bir zamanda yazılmış ve baskısı yapılmıştır. Bu çalışmada Zazaca hazırlanmış olan 6 mevlid ve 1 siyer kitabı incelenecek, bu eserlerin farklı zamanlarda yapılan transkripsiyonları karşılaştırılacak, eserler hakkında şimdiye kadar yapılmış olan çalışmalara değinilecek ve eserler bölümlerine göre ayrıntılı olarak incelenecektir

    Response of some chickpea (Cicer arietinum L.) genotypes to salt stress conditions

    No full text
    The salt (NaCl) tolerance of 5 chickpea genotypes was investigated. Plants were grown in 5 different NaCl concentrations. Germination percentage, shoot and root length, shoot and root dry weight and salt tolerance percentage in the shoots and roots were evaluated. The salt tolerance index (STI) of the genotypes, expressed as the ratio of dry matter yield produced under the NaCl treatments compared to the control treatment, was found to be a reliable criterion for ranking genotypes for their tolerance to NaCl. İnci, Aydın-92 and FLIP 98-55C showed high levels of tolerance and İzmir-92 medium levels. FLIP 98-63C was the most susceptible genotypes to NaC

    0

    full texts

    1,155

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Open Access @ Bingol University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇