1155 research outputs found
Sort by
Bazı soya fasulyesi (Glycine max L.) çeşitlerinden yapılan silajların besin değerlerinin belirlenmesi
ütülmüştür. Denemede; Yeşilsoy, Adasoy, Türksoy, Erensoy, Yemsoy, Blaze, May-5312, Nazlıcan, Nova, Cinsoy, Umut-
2002 ve Ataem-7 soya fasulyesi çeşitleri materyal olarak kullanılmıştır. Araştırmada, silajlar, ağzı kapaklı hava almayacak
şekilde sıkıştırılan plastik kavanozlarda 5'er Lt (3'er tekerrürlü) olarak hazırlanmıştır. Kavanozlar 60 gün sonra açılarak pH
değerleri tespit edilmiştir. Örnekler hayvan besleme laboratuvarındaki analizler için hazır hale getirildikten sonra besin maddesi
analizleri yapılmıştır. Tesadüf parselleri deneme desenine göre yapılan varyans analizi sonucunda; kuru madde (KM), ham kül
(HK), ham protein (HP), asit deterjan lif (ADF), nötr deterjan lif (NDF) oranları ile, pH değerleri arasındaki farklılıklar istatistiki
olarak önemli bulunmuştur. Elde edilen KM, HK, HP, ADF, NDF ve pH değerleri sırasıyla (%26,60-32,67, %1,73-3,71,
%11,81-18,86, %28,16-38,54, %41,34-46,72 ve 5,23-6,23) arasında değişmiştir
Sert kabuklu meyvelerin üretim miktarının Box-Jenkins tekniği ile modellenmesi
Otoregresif (Autoregressive) ve hareketli ortalama (Moving Average) modellerinin karışımı olan
Otoregresif Hareketli Ortalama (Autoregressive Moving Average) en genel durağan Box-Jenkis
modelleridir. Durağan olmayıp fark alma işlemi sonucunda durağan hale getirilen serilere uygulanan
modellere Bütünleşik Otoregresif Hareketli Ortalama (Autoregressive Integrated Moving Average)
modeli denir. ARIMA modeli Box-Jenkins modeli olarak da adlandırılır. Box-Jenkins modellerinde amaç
zaman serilerine uyan modelin belirlenmesi ve öngörü yapılmasıdır. Bu çalışmada, 1936–2011 yıllarına
ait sert kabuklu meyvelerin türlerine göre (antepfıstığı, ceviz, fındık, badem ve kestane) üretim miktarları
Box Jenkins yöntemiyle analiz edilmiştir. Veriler durağan hale getirildikten sonra bu veri kümesine uyan model, antepfıstığı üretiminde Bütünleştirilmiş Otoregresif (ARIMA(2,1,0)), ceviz üretiminde
Bütünleştirilmiş Otoregresif (ARIMA(1,1,0)), fındık ve badem üretimi Bütünleştirilmiş Hareketli
Ortalama (ARIMA(0,1,1)) ve kestane üretimi Bütünleştirilmiş Mevsimsel Otoregresif Hareketli Ortalama ARIMA(0,1, 0)(0, 0,1)9 modeli olarak belirlenmiştir. Elde edilen modeller kullanılarak sert kabuklu meyvelerin 2012–2020 dönemi için öngörüleri yapılmıştır. Yapılan öngörüler sonucunda sert kabuklu meyvelerin üretim miktarında artış olacağı tahmin edilmiştir. Bunun sonucunda ileriye yönelik sert kabuklu meyve üretimi ile ilgili oluşturulacak politikalara yön vermesi amaçlanmıştır
Hayvansal üretim miktarı ile yem bitkileri üretim miktarı arasındaki ilişkinin tahmini için kanonik korelasyon analizinin kullanımı
Kanonik korelasyon analizi, her birinde en az 2 değişken bulunan, iki değişken seti arasındaki ilişki yapısının irdelenmesinde kullanılan çok değişkenli analiz tekniğidir. Bu analiz tekniğinde, değişken setlerinden biri bağımlı, diğeri de bağımsız değişken seti olarak ele alınabilir. Değişken setleri arasındaki korelasyon maksimum olmalıdır. Bu çalışmada, hayvanların beslenmesi için gerekli olan yem bitkilerin üretim miktarı ile hayvansal üretim miktarı arasındaki ilişki, Konya’daki 31 ilçe kapsamında kanonik korelasyon analizi ile incelenmiştir. Yem bitkileri; yonca, korunga, fiğ ve silajlık mısır olmak üzere 4 adet ürün X değişken seti, hayvansal ürünler; bal, yumurta, et ve süt olmak üzere 4 adet ürün de Y değişken seti olarak alınmıştır. Kanonik korelasyonlar 0.779, 0.496, 0.020 ve 0.014 olarak bulunmuştur. Bunlardan ilk ikisi istatistik olarak önemlidir (P<0.01). Sonuç olarak, iki değişken seti arasındaki ilk kanonik korelasyon 0.779 olarak bulunmuş olup, istatistik olarak önemlidir(p<0.01)
Okul psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin kapsamlı/gelişimsel rehberlik anlayışı doğrultusunda değerlendirilmesi
Özet: PDR hizmetlerinin Türk Milli Eğitim Sistemine örgütlü biçimde girmesinden önce de, okul programlarında rehberlik anlayışına uygun bazı ilkeler bulunmasına karşın, çağdaş anlamdaki PDR uygulamaları ülkemizde 1950’lerden sonra başlamıştır. Türkiye’de PDR hizmetlerinin durumu, bu hizmetlerin Türk Millî Eğitim Sistemine girdiği 1950’li yıllardan bu yana önemli değişim aşamalarından geçmiştir. PDR hizmetleri 1950’li yıllarda Türk Eğitim Sistemine bir kavram olarak girmesine rağmen, 1970’li yıllarda fiilen ortaöğretim, sonraki yıllarda ilköğretim ve yükseköğretim kurumlarında uygulanmaya başlanmıştır. Ancak, MEB’in uzun yıllar PDR konusundaki temel yaklaşımı, politikası, ana hedefi ve hizmet modelinin belirgin olmadığı, sunulan hizmetlerin daha çok kriz yönelimli, problem odaklı olduğu sıkça dile getirilmiş ve eleştirilmiştir. Modelsizlik sorunu sıkça rol karmaşasının yaşanmasına; kriz odaklı yaklaşım ise PDR hizmetlerinin; sadece okulda sorun yaratan, problemli, uyumsuz ve başarısız olan çocukların sorunlarına çare bulucu bir hizmet gibi algılanmasına yol açmıştır. Bu anlayış uzun süre devam etmiştir. Bu nedenle son yıllarda Türkiye’de uygulanan mevcut PDR yaklaşımının eleştirildiği ve kapsamlı gelişimsel yaklaşıma dayalı PDR modelleri önerilmektedir. Kapsamlı Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Modeline göre, bireyin bir bütün olarak gelişmesi ve bu doğrultuda rehberlik yapılması esastır. Bu çalışmada, ülkemizde uzun süre okullarda uygulanmış olan Geleneksel (kriz odaklı) rehberlik anlayışı ile günümüzde yeni değişimler ve yönelimler doğrultusunda uygulanmakta olan Kapsamlı/Gelişimsel rehberlik hizmetleri mukayese edilmiştir. Bu araştırmada, katılımcılara anket uygulanmıştır.Konya Valiliği
Selçuk Ecza Deposu
Konya Büyükşehir Belediyes
Bingöl yöresinde Bal Arısı (Apis mellifera L.) için önemli olan bitkilerin tespiti, ömür uzunlukları ve çiçeklenme tarihleri
Bu çalışma, Bingöl yöresinde arıcılık için önemli olan bazı türleri tespit etmek ve
çiçeklenmeye başlama zamanlarının ortaya çıkarılması amacıyla yapılmıştır.
Çalışma 2011 yılında arıcıların yoğun olarak konakladıkları Bingöl İli ve çevresindeki
yaylalarda gerçekleştirilmiştir. Bitki örnekleri Nisan ortasından-Temmuz ayının sonuna kadar
haftada bir bu alanlar ziyaret edilerek toplanmıştır. Arıcılık açısından önemli olan 80 tür tespit
edilmiştir. Çalışma sonucuna göre arıcılık açısından önemli olan türlerin çiçeklenmeye 15
Nisanda başladıkları ve 20 Temmuza kadar devam ettiği belirlenmiştir. Floranın iyi bir
arıcılık için bu dönemlerde uygun olduğu ortaya çıkmıştır
An ethnobotanical survey of some medicinal plants in Keban (Elazığ -Turkey).
In this study, 61 wild plant taxa belonging to 30 families that are used as medicine are documented in
Keban (Elazığ). The most encountered medicinal plant families were Lamiaceae (10 taxa), Asteraceae (8
taxa), Fabaceae (6 taxa) and Rosaceae (5 taxa), the most common preparations were infusion and
decoction. These folk medicinal plants are mostly used for treatment of kidney stones, colds and flu,
analgesic, cough, for skin and diabetes diseases. Mentha longifolia (L.) Huds. subsp. typhoides (Briq.)
Harley var. typhoides, Salvia syriaca L., Rosa canina L., Thymus kotschyanus Boiss. & Hohen. var.
kotschyanus, Portulaca oleracea L. and Rumex acetosella L. were the plants most used by the local
people in Keban, Turkey
Bazı Standart Erik Çeşitlerinin Bingöl Ekolojisindeki Performansı Üzerinde Bir Araştırma
Bu araştırmada; Bingöl ekolojik şartlarında yetişen bazı standart erik çeşitlerinin fenolojik
gözlemleri ile birlikte ağaçların bazı fiziksel gelişim durumları incelenmiştir. 4x4 dikim sisteminin
kullanıldığı araştırma ve uygulama bahçesinde Stanley, Papaz, Black Beauty ve Giant erik çeşidinden
6’şar ağaç kullanılmış ve yıl boyu gelişimleri 15’er günlük arayla 7 devrede gözlenmiştir. İnceleme
sonucunda; tüm çeşitlerde, çıkan yeni sürgünün boyları 229,0 cm (P-3) ile 39,7 cm (S-2) arasında, çapları
ise 16,4 mm (G-4) ile 4,2 mm (BB-1) arasında gelişim gösterdiği belirlenmiştir. Araştırmada kullanılan
tüm ağaçlarda gövde çapı artışı en fazla 33,4 mm ile (P-5) nolu çeşitte görülürken en az artış 18,0 mm ile
(S-3) çeşidinde olmuştur. Tam çiçeklenmenin, 2012 yılında, Stanley (S) çeşidinde 30 Nisan, Papaz (P)
çeşidinde 28-30 Nisan, Black Beauty (BB) çeşidinde 1-4 Mayıs ve Giant (G) çeşidinde 28 Nisan-3 Mayıs
tarihleri arasında gerçekleştiği tespit edilmiştir
Türk Dünyasında Bilimsel ve Akademik İşbirliği Politikalarının Psiko-Sosyal Analizi
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de aile içi kadına yönelik şiddet, mücadele edilmesi gereken ciddi bir toplumsal sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Ülkemizde kadına yönelik şiddet üzerine yapılan araştırmalara baktığımızda, kadına yönelik şiddetin yaygınlığını, kadının aile içi şiddet karşısındaki çaresiz kalışını, şiddete uğrayan kadının nasıl yardım alması gerektiği vb. konularında bilgisizliğini ve çaresizliğini görmekteyiz. Toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle yaşanan kadına yönelik şiddet, kadınların yakın çevrelerindeki erkeklerden, tanımadıkları erkeklere ve hatta aile içindeki kadınlara kadar uzanan geniş bir çevre içinde yaşanmaktadır. Diğer taraftan Türkiye'de namus adına işlenen cinayetlerle ilgili olarak özel veriler elde edilememektedir ve bu durum halen gizliliğini korumaktadır. Aile içi kadına karşı şiddet, yaygınlığı tam olarak bilinemeyen, aile mahremiyetinin bir unsuru olarak görülerek gizlenen, bu sebeple de mücadele edilmesi ve önlenmesi güç bir olgu olarak algılanmaktadır. Bu gelenekçi anlayış, kadının aile içi şiddete yıllarca boyun eğmesine ve çaresiz kalmasına yol açmıştır. Son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerin ve şiddete sıfır toleransın, toplumun
sosyal dokusunu zedeleyen bu hazin duruma son vereceğini ümit ediyoruz. Bu alanda birçok kurum ve kuruluşun işbirliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Toplumsal bir sorun olan kadına yönelik şiddet; kadının bireysel ve toplumsal işlevlerini, özel yaşamını, işini ve diğer sorumluluklarını yerine getirebilmesinde, kadının güçlenmesi ve ilerlemesinde bir engel teşkil etmektedir. Kadının ilerlemesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması bir insan hakları sorunudur. Bu durum aynı zamanda, sosyal adaletin de temel bir
şartıdır. Türkiye'de aile içi şiddet çalışmalarının araştırma alanına girişi oldukça yeni olup, 1980'li yıllardan sonra kamuoyunda kadın ve çocuk haklarına yönelik farkındalığın gelişmesi ile birlikte başlamıştır. Bu çalışmada, ülkemizde aile içi kadına yönelik şiddet konusunda literatür taraması yapılarak, mevcut problem psiko-sosyal ve kültürel dinamikleriyle ele alınmıştır
Morphological and systematical studies on endemic phryna ortegioides (Fisch. & Mey.) Pax & Hoffm. (caryophyllaceae) distributed in the Bingöl province.
In this study morphological characters of Phryna ortegioides (Fisch. & C. A. Mey.) Pax & K. Hoffm. was examined for the systematic purposes which has distributed in the Bingöl province. In this context morphology of studied sample was examined by scanning electron microscope (SEM) and stereo microscope. As a result with this study new morphological properties for diagnostic purposes have determined and the description of P. ortegioides have extended
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çöl tozlarının hava kalitesi üzerine etkisi
Rüzgârlar, 50μm’den daha küçük boyuttaki katı partiküllerin yeryüzünden havalanmasına ve atmosfer içerisinde çok uzak mesafelere taşınmasına neden olurlar. Çöl bölgelerinde rüzgar sistemlerine bağlı olarak çöl tozları atmosferde çok uzun mesafeler boyunca taşınmaktadır. Bu taşınım sonucunda çöl tozları, tane büyüklüğüne göre havada bir süre asılı kalmakta ve daha sonra yeryüzüne kendiliğinden inmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde son yıllarda çöl tozlarının etkisi büyük oranda artmıştır. Bu durumun nedenlerini ortaya koymak için Türkiye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı İl Çevre Müdürlüklerinin PM ölçümü yapan istasyonların ölçüm değerleri, Türkiye Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden sağlanan meteorolojik veriler, çöl tozu konsantrasyon haritaları, çöl tozu konsantrasyon haritalarından elde edilen veriler ile arazi çalışmaları ve gözlemleri sonucunda arazide çekilen fotoğraflar kullanılmıştır. Çöl tozları özellikle hava kalitesini ve görüş mesafesini olumsuz etkilemektedir. Kış mevsiminde fosil yakıtların kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan partikül madde kirliliğine ilaveten çöl tozları da etkili olduğunda PM (Partikül Madde) konsantrasyonu artmakta ve yüksek oranda hava kirliliği oluşmaktadır. Aşırı hava kirliliği insanlarda ciddi sağlık sorunlarına, bitkilerde ise verimin ve kalitenin düşmesine neden olmaktadır. Bu çalışmada Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çöl tozlarının zamansal ve mekansal dağılışında etkili olan faktörler ve çöl tozlarının hava kalitesine etkileri araştırılmıştır