1155 research outputs found
Sort by
Gençlik suçluluğunda aile faktörünün etkisi üzerine genel bir değerlendirme
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana gençlik çağında işlenen suçların gittikçe arttığı ve toplumsal bir sorun durumuna geldiği gözlenmektedir. Her yaş döneminin kendine özgü koşulları içinde, en önemli kopma-lar ve çatışmalar gençlik döneminde yaşanır. Sanayileşmeye koşut olarak hızla büyüyen kentlerde genç-ler arasında şiddet, çalma, soygun, yaralama, adam öldürme, vuruculuk, kırıcılık, evden kaçma, madde bağımlılığı, cinsel sorumsuzluklar ve çeşitli yasak çiğnemeler yaygınlaşmaktadır. Bu konuda, suçlu genç-ler ya da suça itilmiş gençlerle ilgili çok sayıda araştırma yapılmıştır. Yapılan pek çok araştırma, suçlu gençlerin ot gibi yerden bitmediğini, onların özel koşullarda ve belli ortamda özellikle yetiştirilmiş gibi suça itildiklerini ortaya koymaktadır. Bu ortam genellikle sevgiden yoksun, güven vermeyen, karışık, düzensiz ve çatışmalı bir aile ortamıdır. Çocuğun kişilik gelişimini aksatacak, ruhsal uyumunu bozacak, anti-sosyal davranışlar geliştirmesine neden olacak pek çok etken bir arada bulunur: Bunlar arasında; kavga, geçimsizlik, ayrılık, alkol, kaba ve sert disiplin, anlayışsızlık, ilgisizlik veya anti-sosyal eğilimleri sayabiliriz. Sonuç olarak birçok suçta en başta aile içi sorunlar rol oynamakta, ancak toplu suç işleyenler ortak bir hınçla, kendilerini dışlayan toplumdan öç almaya yönelmektedirler. Her toplumda önem taşı-yan, her zaman bir güç ve etki unsuru olan; topluma dinamizm kazandıran ve aynı zamanda geleceğin teminatı olan gençleri anlamak, onlara rehberlik etmek ve geleceğe umutla bakabilmelerini sağlamak gerektiği, kabul edilen bir gerçektir. Bu potansiyelin yapıcı, yaratıcı ve yetenekli bir nesil olarak yetişti-rilmesi, ülkemizin millî politikası olmalıdır. İnsanlar, yaşadıkları toplumun değerlerini, ailede ve toplum-sal yapıda yer alan diğer insanlarla kurdukları ilişkilerle zenginleştirirler. Dengeli, sağlıklı, erdemli ve kişilik sahibi bir gençliğin yetiştirilmesi ise onların çok iyi tanınması ve problemlerinin ancak çözüme kavuşturulmasıyla mümkündür.Gençlilk ve Spor Bakanlığı
Samsun Valiliği
19 Mayıs Üniversitesi
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkan
Pamukta fide kök çürüklüğü etmenlerine karşı bazı bitki ekstrakt ve uçucu yağlarının antifungal etkisi
Bu çalışma, nane (Mentha piperita L.), kekik (Thymus vulgaris L.) ve lavanta (Lavandula angustufolia Mill.) bitki türlerinden elde edilen su ekstraktı ve uçucu yağların Rhizoctonia solani (AG4) ve Fusarium spp. üzerindeki antifungal etkisini belirlemek amacıyla in vitro koşullarda yürütülmüştür. Bitkilerden elde edilen su ekstraktlarının son konsantrasyonları %0.5, %1, %2, %4 ve %8 dozunda ve uçucu yağlar 1, 2, 3, 5 ve 10 μl ml-1 dozunda otoklav edilen Patates Dekstroz Agar (PDA) besi yerine ilave edilmiştir. Patojenlere ait 5 mm çapında miselyum diskleri PDA besi yerlerine ekilmiştir. Kontrol grubu olarak ekstrakt ve uçucu yağlardan ari PDA besi yeri kullanılmıştır. PDA’lı petriler 24±1oC’da inkübasyona bırakılmıştır. Deneme tesadüf parselleri deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. 7 günlük inkübasyon süresi sonunda fungusların koloni çapları ölçülmüş ve kontrollere göre bitki ekstraktlarının % engelleme oranları hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen verilere göre, nane, kekik ve lavanta ekstraktlarının antifungal etkisi, aynı bitkilerin uçucu yağlarına göre daha düşük saptanmıştır. Nane, kekik ve lavanta ekstraktları R. solani ve Fusarium spp.’nin miseliyal gelişimini farklı oranlarda engellerken, en yüksek fungitoksik etki kekik ekstraktının %8 dozunda saptanmıştır. Kekik uçucu yağının 1, 2, 3, 5 ve 10 μl ml-1 dozları test edilen patojenlerin misel gelişimini %100 oranında engellemiş ve test edilen patojenlere karşı fungisidal etki göstermiştir. Nane ve lavanta uçucu yağlarının antifungal etkileri patojene ve doza bağlı olarak değişmekle birlikte birbirlerine çok yakın bulunmuştur. Sonuç olarak, kekik uçucu yağının biyolojik preparat olarak kullanılabileceği kanısına varılmıştır
Bazı pamuk çeşit adaylarının verticillium solgunluk hastalığı etmeni (Verticillium dahliae Kleb.)'ne karşı reaksiyonlarının belirlenmesi
Pamuk bitkisinde en önemli hastalık Verticillium dahliae Kleb. etmeninin neden olduğu solgunluk hastalığıdır. Verticillium solgunluk hastalığına karşı etkin bir mücadele yöntemi olmadığından hastalığa karşı mücadelede dayanıklı çeşit kullanımı önerilmektedir. Bu çalışma, Büyük Menderes Havzasında bazı pamuk çeşit adaylarının Verticillium solgunluğuna karşı reaksiyonlarını belirlemek amacıyla Pamuk Araştırma İstasyonu Müdürlüğü deneme tarlasında ve iklim odasında yürütülmüştür. Bu amaçla, öncelikle 11 pamuk çeşit ve çeşit adayının iklim odasında saksı denemeleri ile V. dahliae’nın yaprak döken (PYDV6) ve yaprak dökmeyen (Vd11) izolatlarına karşı duyarlılıkları saptanmıştır. Tarla denemesi solgunluk hastalığı ile doğal olarak bulaşık olan tarlada, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak yapılmıştır. Ayrıca denemede kütlü pamuk verimi, lif inceliği, lif uzunluğu ve lif kopma dayanıklılığı gibi özellikler de saptanmıştır. Çalışmada, en tolerant genotip Carmen bulunmuş ve bunu 83, 116, 292 ve 109 çeşit adayları izlemiştir. En duyarlı genotip Çukurova 1518 bulunurken, bunu 255 çeşit adayı izlemiştir. Kütlü pamuk verimi yönünden Carmen, 292, 116, 83, BA 308 ve 109 genotipleri diğer çeşit adaylarından daha verimli bulunurken, Carmen, 83 ve 116 genotiplerinin en iyi lif kalite değerlerine sahip olduğu görülmüştür
The Organisational Structure of Small Animal Business in Bingol Province
Tarımsal üretim içinde özellikle hayvancılık sektörü diğer üretim sektörlerine göre daha dağınık ve düzensiz işletme yapısına sahiptir ve bu nedenle daha ciddi bir örgütlenme yapısına ihtiyaç duyar. Bu çalışmanın amacı Bingöl ili merkez ve ilçelerinde küçükbaş hayvancılık yapılan işletmelerin örgütlenmeye bakış açılarını ve tercih edilen örgütlenme biçimlerini saptamaktır. Bu kapsamda, Bingöl’deki küçükbaş hayvancılıkla uğraşan işletmeler arasından oransal örnekleme yöntemiyle 203 örnek seçilmiş ve araştırma verileri işletmelerde yönetici konumunda olan çiftçilerle yüz yüze yapılan anketlerden elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; yetiştiricilerin %58’i Bingöl ili damızlık koyun keçi yetiştiricileri birliğine üye olduklarını %42’si ise herhangi bir tarımsal organizasyona üye olmadıklarını belirtmişlerdir. Yetiştiricilerin toplantı ve eğitimlere katılma oranı bütün ilçeler itibari ile %55 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak; yetiştiricilerin, tarımsal örgütlerden çözüm beklediği en temel sorunların %36 oranla ürünlerin pazarlanması ve veteriner hekim hizmetleri olduğu belirlenmiştir
Monte Carlo simulation-based planning method for overload safe electrical power ystem, journal of electrical engineering
Operational reliability of power systems is one
of the most important concerns that engineers have when
planning a secure and economical electrical power
system. This paper presents a probabilistic power flow
analysis, based on the Monte Carlo simulation method, to
support an overload safe power system designed to
tolerate demand uncertainty and fluctuations of
transmission parameters. Generation and transmission
capacities in the power system can be estimated on the
basis of operational risks and system installation costs.
The proposed approach will be very useful for the
rational planning of secure power distribution systems
Batman'ın iklim koşullarında eğimli düzleme gelen güneş ışınımının farklı açı değerlerinde belirlenmesi
Bu çalışmada; Batman ili iklim koşullarında yatay ve dört farklı açı değeri için eğimli
düzleme gelen güneş ışınım değerleri ölçülmüştür. Elde edilen veriler listeratürde verilen
modellerden elde edilen sonuçlar ile karşılaştırılarak optimum modeller tespit edilmiştir.
İncelemesi yapılan modellerde hata kareler ortalaması (MSE), ortalama mutlak hatası
(MAE), ortalama karekök hatası (RMSE) ve ortalama mutlak hata yüzdesi (MAPE)
istatistiksel sonuçları istatistiksel hata testlerine bağlı olarak karşılaştırılmıştır. Ayrıca
Batman’da aylık ortalam günlük global güneş ışınımı hesabı için yeni bir eşitlik
geliştirilmiştir.In this study; hourly global solar radiation on tilted surfaces is measured at four different
slope angles in Batman. The data obtained from measurements are compared with solar
models and the optimum solar models are determined. Statistical results obtained from
the mean square errors (MSE), mean absolute errors (MAE) and root mean square errors
(RMSE) and mean absolute percentage error (MAPE) of the examined models were
compared on the basis of statistical error tests. Besides, a new equation was developed to
calculate monthly average daily global solar radiation in Batman
Melekan, Gaz ve Muradan köyleri Zazacasının ses değişimi yönünden karşılaştırılması
Ina xebatdı, bajar Çowlig qezê Boglon dewê Mallondı, aya Zazaki wa yena qısê
kerdış û bajar Çowlig dewon Gaz û Muradondı Zazaki wa yena qısê kerdış qiyas bi û
omi izeh kerdış. Dewê Mallondı fekık şıxulyenu, fêk dewon Gaz û Muradon ra pêr
ilm loğet (çeku) û ilm şekıl ra bad fêrq yı diyayiş, ıni fêrq pê misalon omi muetış. Pê
ına xebat, fêk Mallon, fêki Gaz û Muradon ra fêrqi yı bıyi xuı dest, pê Zazaki wa ıni
dewondı yena qısê kerdış ma tiver biyar û izeh bıker; fêk Mallon bı da şınasnayiş,
ayê loğeti (çeku) aiti ın fêk, Zazaki rı bı da qezenc kerdış omu ğayê ma.Bu çalışmada, Bingöl’ün Melekan köyünde konuşulan Zazaca ile, Bingöl’ün Gaz
ve Muradan köylerinde konuşulan Zazaca mukayese edilerek değerlendirilmiştir.
Melekan köyünde kullanılan ağzın, Gaz ve Muradan köylerindeki ağızlardan fonetik
ve morfolojik açıdan farkları verildikten sonra, bu farklar örneklendirilmiştir. Bu
çalışma ile Melekan ağzını, Gaz ve Muradan ağızlarındaki farkları esas alınarak bu
köylerde konuşulan Zazaca ile karşılaştırıp değerlendirmek; Melekan ağzını tanıtıp,
bu ağza ait kelimeleri Zazacaya kazandırmak amaçlanmıştır.In this study, the Zazaki accent spoken in Melekon in Solhan, Bingöl and the
accent spoken in the villages of Gaz and Muradon in, Bingöl are compared to each
other and evaluated. After giving the phonetic and morphologicial features of the
accents of Melekan, Gaz and Muradon, these features exemplified. This study, we
intend to introduce the Melekon accent and bring in its vocabularly in Zazaki
language
Abdulvehhab Eş-Şa'rani'nin Mizanu'l - Kubra adlı eserine göre teşdid ve tahfif
Bu tez, 15. yüzyıl Fâkih ve Sûfilerinin önde gelen isimlerinden biri olan Abdulvehhâb eş-Şa‘rânî’nin hayatını, eserlerini ve onun Fıkıh ve Fıkıh usûlüne katkılarını ele almaktadır. Yaşadığı dönemde Mısır’da Memlükler hüküm sürüyorlardı. eş-Şa‘rânî, ül-kenin siyasi, ekonomik ve sosyal durumun zayıfladığı bir dönem olan Mısır Memlüklarının son döneminde yaşamıştır. Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden eş-Şa‘rânî, büyük me-şakkatlerle eğitimini tamamlamıştır. Fıkıh, Tasavvuf, Kelâm, Hadis, Biyoğrafi, Gramer, Coğrafya, Etnoğrafya ve Tarih gibi alanlarda söz sahibi olacak kadar eğitim almıştır. Araştırmamızda eş-Şa‘rânî’nin fıkıh usulüne dair yaklaşımını Mizânu’l-Kubrâ isimli eseri bağlamında ele aldık. eş-Şa‘rânî, bu eserinde bir taraftan mezheplerin temel dayanaklarının aynı kaynaklar olduğu gerçeğinden yola çıkarak bir konuda birden fazla doğru olabileceğini ortaya koymaya çalışmış diğer taraftan farklı bir öneriyi dile ge-tirmiştir. Bu öneriye göre insanlar temelde inanç ve beden bakımından iki gruba ayrılmış-tır. Dini hassasiyeti ve bünyesi güçlü olan kişiler için teşdîd kavramı kullanılmış, İnancı ve bedeni zayıf olanlar için de tahfif kavramı kullanılmıştır. Tüm fıkhi meseleler de bu iki te-mel kavram üzerine bina edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada, ilave olarak, hem eski hem de modern dönemde fıkıh alanında ya-zılmış ilgili kaynaklardan ihtiyaca göre faydalanılmış ve referans olarak verilmiştir.In this dissertation, Abdulvehhab eş-Şa'rani's life, works, and his contributions to fiqh (i.e. the system of jurisprudence in Islam) as well as to the procedures of fiqh are fo-cussed on. He was one of the leading jurists and sufis of the 15th century. During his life time, Memlukes were in power in Egypt. Eş-Şa'rani lived in the last period of Memlukes' reign in Egypt when the country's political, economic and social situation was weak. He lost his parents at a very young age, and completed his education with great difficulties. He was well educated in a wide range of subjects such as fiqh, sufism, theology, hadith, biog-raphy, grammar, geography, ethnography and history. In the study, Es-Şa'rânî's approach to the procedures of fiqh are discussed and inter-preted in the light of his well-known work titled Mizânu’l-Kubrâ. In this book, Es-Şa'rânî, on one hand, tried to demonstrate that it is possible to arrive at more than one correct con-clusion on one single subject by emphasising the fact that all sects are based on the same fundamental sources. On the other hand, he put forward a different proposal. According to this proposal, people are basically divided into two groups in terms of faith and body: “teş-dîd” and “tahfif”. He used the concept “teşdid” (i.e. complicating, increasing the burden) for people who are sensitive in terms of religion as well as have strong working memory. In the same way, he used the concept “tahfif” (i.e. mitigation, reducing the burden) for those who are weak in terms of faith and body. In the book, all fiqh issues were tried to be built on these two basic concepts. In this study, additionally, other pertinent ancient and modern resources in the field of fiqh were made use of and referred to when it was necessary
Au/n-Si/Al Schottky diyotlarında arayüzey hallerinin akım-voltaj karakteristiklerine etkileri
Günümüz elektronik teknolojisinde ve elektronik sanayiinde çok fazla kullanılan Schottky kontaklar geniş bir uygulama alanına ve önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple bu elemanlar üzerinde çok fazla durulması gerekir ve birçok araştırmanın da konusu olmuştur. Diyotun tavlama ve numune sıcaklığıyla karakteristik parametrelerinin değişip değişmediğinin değişimini görmek için diyotların tavlamaya ve numune sıcaklığına bağlı akım-gerilim karakteristikleri incelendi. Yapılan hesaplamalar sonucunda tavlanmamış diyot için oda sıcaklığında idealite faktörü ve engel yüksekliği I-V ölçümlerinden sırasıyla 1,15 ve 0,74 eV değerleri elde edildi. Yine 200 0C’de tavlanmış diyot için oda sıcaklığında idealite faktörü ve engel yüksekliği sırasıyla 1,11 ve 0,73 eV olarak hesaplanmıştır. Buna göre tavlama neticesinde diyot tavlama sıcaklığına bağlı olarak daha kararlı hale geldiği söylenebilir. Bu durum, metal yarıiletken arayüzeyindeki istenmeyen fazların tavlama sıcaklığına bağlı olarak azaldığının veya büyük ölçüde yok olduğunun bir kanıtıdır.
Tavlanmamış ve 200 0C’de tavlanmış numuneler için idealite faktörü değerlerinin azalan numune sıcaklığı ile arttığı ve engel yüksekliği değerlerinin azalan numune sıcaklığı ile azaldığı gözlemlendi. Metal-yarıiletken arayüzeyinde düşük sıcaklıklarda elektronlar düşük engeli tercih eder.
Au/n-Si/Al Schottky diyotların oda sıcaklığında tavlanmadan önce ve 200 0C’de tavlandıktan sonra seri direnç ve engel yüksekliği değerleri Norde Fonksiyonları kullanılarak hesaplandı. Metal-yarıiletken doğrultucu kontakların seri dirençleri ne kadar düşük olursa akım-gerilim karakteristikleri o kadar lineer olur ve diyot kalitesi de aynı oranda artar.Schottky contacts electronic technology and electronics industry have an important place. Thus today are more extensively in wide range of applications. Because of this reason they will need to focus a lot of studies and research works. The annealing temperature and the sample temperature characteristic parameters of the diode to see that changed or not depending on current-voltage characteristics were investigated. As a result of the calculation from I-V measurements for as-deposited sample were obtained ideality factor and barrier height of 1,15 and 0,74 eV at room temperature respectively. Likewise the calculation from I-V measurements for 200 0C annealed sample were obtained ideality factor and barrier height 1,11 and 0,73 eV at room temperature respectively. According to this as a result of annealing diode has become more stable. In this case, the metal semiconductor interfacial unwanted phases is evidence that decrease depending of the annealing temperature.
As deposited and 200 0C annealed diodes ideality factor values increased with decreasing sample temperature and the barrier height values were seen to decrease with decreasing sample temperature. Electrons in the metal-semiconductor interfacial at low temperatures low barriers prefer.
As deposited and 200 0C annealed Au/n-Si/Al Schottky diodes at room temperature series resistance and barrier height values were calculated using the function Norde’s. Metal-semiconductor rectifier contacts series resistance the lower current-voltage plots are linear and diode quality increases at the same rate
Bingöl ili merkez ilçesi Çiçekyayla Köyü merasının ot verimi ve otlatma kapasitesinin belirlenmesi
Bu araştırma, Bingöl ili Merkez ilçesi Çiçekyayla köyüne ait bir meranın ot verimi ve otlatma
kapasitesinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada; meranın yaş ot verimi ortalama 178.14 kg/da,
kuru ot verimi ortalama 46.49 kg/da olarak tespit edilmiştir. Ağırlığa göre botanik kompozisyonda buğdaygillerin
oranı %29.61, baklagillerin oranı %4.08, diğer familya bitkilerinin oranı ise %66.31 olarak elde edilmiştir. Mera
kalite derecesi 2.59 ve mera durumu da zayıf olarak belirlenmiştir. Otlatma kapasitesi 1.24 BBHB olarak
hesaplanmıştır. Meranın kuru otundaki ham protein oranı ortalama %16.08, ham protein verimi ise ortalama
7.33 kg/da olarak elde edilmiştir