1155 research outputs found
Sort by
Factors affecting listening
In this chapter, the author looks at the difficulties that stem from listening materials in terms of affecting listening. To be able to select or create effective listening materials, some of the vital points that need to be known are the difficulties that stem from listening materials. Providing that we know what and how they affect listening, adequate listening materials can then be selected or created. To this purpose, first, the author looks at them in detail to see clearly from what components listening materials might consist. Afterwards, they focus on and diagnose the problematic features, find out what difficulties these elements cause in listening, and show how such problems can be overcome
Fıkhın Beşerîliği Meselesi ya da İctihadî Hükümlerin Dinî Değeri
Fıkıh ilk dönemlerde tüm dinî hükümlerin bilgisi anlamında kullanılmaktaydı. Disiplinlerin birbirinden ayrışmasıyla birlikte anlam daralmasına uğrayan bu kavram, içtihadî-amelî hükümlere indirgenmiştir. Son dönemlerde tartışılan fıkhî/içtihadî hükümlerin beşerîliği meselesi, usulcüler tarafından, ‚içtihadî hükümlerin din adını alıp alamayacağı‛, kıyasın dinden olup olmadığı‛ şeklindeki başlıklar altında tartışılmıştır. İçtihadî hükümleri konu edinen bu başlıklar altında yapılan tartışmalar mana eksenli (hakikî) tartışmalar değil, ifade kaynaklı (lafzî) tartışmalardır. Usulcüler içtihadî hükümlerle amel etmenin vacip olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. İçtihadî hükümlerden oluşan
fıkhın, usulcüler tarafından bilgi kavramıyla tanımlanması (şer’î-tafsilî delillerden elde edilen şer’î-amelî hükümlerin bilinmesi), bu hükümlerle amel etmenin gerekliliğini ve buna dair bilginin kesinliğini vurgulamak içindir. Fıkhî hükümlerin dinî değer taşıdıklarının en güçlü delili de bu gereklilik ve kesinlikte mündemiçtir. Fıkhın beşerîliğini savunanlarca ileri sürülen, ‚fıkhın aklî bir aktivite olduğu, beşerî bir çaba sonucu oluştuğu ve kendi bünyesinde birçok ihtilafı barındırdığı‛ gibi argümanlar ise bu hükümlerin haiz oldukları dinî değeri yadsımamaktadır
Eş’arîler’de Kelâmî Ta’lîl
Kelamî ta’lîl varlığa ilişen ilahî fiilleri gaye bakımından konu edinmektedir. Kelamcılar ilahî fiillerin birtakım anlam ve değerleri ihtiva ettiği konusunda ittifak halindedir. Konuya dair yapılan tartışmalar ise bu fiillerin, anlam ve değerleri ihtiva etme biçimine dairdir. Kelamî ta’lîl, ilahî fiillerin birtakım aklî-bedihî değerlere bağlı olup olmadığını konu edinen hüsün-kubuh konusuna dayanmaktadır. Bu konuda cereyan eden tartışmalar tabiî olarak ta’lîle de yansımaktadır. Eş’arîlerin hüsün-kubuh
konusundaki temel savunusu aklın, vahiyden bağımsız olarak şer’î teklifte bulunmasının mümkün olmadığı yönündedir. Eş’arîler kulun maslahatını içeren ilahî fiilleri Yüce Yaratıcıya vacip görmezler. Eş’arîlere göre kula verilen her nimet birer ilahî ihsandan ibarettir. Eş’arîlerin kabul etmedikleri ta’lîl, İslam filozoflarıyla Mu’tezilenin kabul ettikleri ta’lîldir. Eş’arîlerin ilahî fiillerden nefyettikleri amaçlar,
vucûdî veya aklî bakımdan fiilde bulunmayı zorunlu kılan amaçlardır (garaz)
Japon bıldırcınlarında çeşitli ağırlık ölçüleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
In this study, Japanese quail were studied to determine the relationships between variety of weight measurements. For this
purpose, as the trial animal 60 of Japanese quail of live weight (g) carcass weight (g), breast weight (g), is the weight (g) and
internal organ weight (g) were taken. Body weight and various other weight the relationship between in the determination of the
correlation coefficient were investigated. According to, rearing systems (lattice and floor), and gender (male and female),
significance of difference between two regression and two correlation coefficient was tested separately. The two regression
coefficients according to both growing system and sex between examined body measurements is to similar are determined in a
general regression coefficients. General regression coefficient according to rearing systems the highest chest- internal organs
(1.688), the lowest live-croupe (0.18); according to gender highest live-carcass (1.237), the lowest live-but (0.243) was among
weight. General correlation coefficient according to rearing systems the highest live-carcass (0.926), is the lowest internal
organs-croupe (0.476); according to gender the highest live-carcass (0.932), the lowest internal organs-croupe (0.447) has been
among weight. However, a general correlation coefficient is not ascertained according to the rearing systems croupe-live, croupecarcass
and croupe- breast between weight; by sex carcass-croupe between wight isn’t to similar to the two correlation coefficient
tested
Structural Condition, Problems and Solutions of Small Livestock Enterprises in Bingol
Bu araştırmada Bingöl İli merkez ve ilçelerindeki küçükbaş hayvan yetiştiriciliği işletmelerinin yapısal durumunun belirlenmesi, sorunların saptanarak, çözüm önerilerinin sunulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Bingöl’deki işletmeler arasından örnek seçilmiş ve araştırma verileri işletmelerde yönetici konumunda olan çiftçilerle yüz yüze yapılan anketlerden elde edilmiştir. Ayrıca konu ile ilgili daha önce yapılmış bilimsel çalışmalar ile kamu ve özel kuruluşların kayıtlarından da yararlanılmıştır. Anket soruları işletme sahiplerinin eğitim seviyeleri, genel yapıları, mevcut hayvancılık durumları, yetiştiricilik uygulamaları, hedef ve beklentileri, mevcut barınak ve ekipmanların durumu, üretmiş oldukları ürünlerin pazarlanması ve dağıtımı konularını içermektedir. Koyunculuk yapanların %49.7’si ilkokul, %13.4’ü lise, %5.0’ı yüksekokul, %9.3’ünün okuryazar olmadığı belirlenmiştir. Hayvan barınaklarının % 86.6’sı kapalı ağıl seklindedir. İşletmelerin ortalama gayri safi üretim değeri 3932.81 ₺, değişir masrafları 2203.61 ₺, ve brüt karları 1729.20 ₺ olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda verilerin değerlendirilmesi için tanımlayıcı istatistikler, frekanslar ve yüzde dağılım oranları kullanılmıştır. Sonuç olarak bölgedeki koyun yetiştiricilerinin yapısal, teknik, yetiştirme, barınma ve ürün pazarlama açısından sorunları bulunmaktadır
Türkiye’nin kabuklu fındık üretiminde üretim-fiyat ilişkisinin koyck yaklaşımı ile analizi
Bu çalışmada, 1962-2013 yılları arasında kabuklu fındığın üretim ve fiyat ilişkisi gecikmesi dağıtılmış modellerden Koyck yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Koyck modeli sonuçlarına göre; kabuklu fındık üretimi geriye doğru en fazla dört yılın fiyatından etkilendiği, kabuklu fındık fiyatlarında ortaya çıkan değişimin kabuklu fındık üretiminde önemli ve hissedilebilir düzeyde bir etkiye neden olması için gereken zamanın 1.1 yıl olduğu belirlenmiştir. Diğer yandan, cari yıldaki kabuklu fındık fiyatlarındaki 1 TL lik artış, üretimi 0.031 ton artırırken, bir önceki dönemde fiyatlardaki 1 TL lik artış üretimi 0.016 ton, iki dönem önceki fiyatlardaki 1 TL lik artış 0.0085 ton, üç dönem önceki fiyatlardaki 1 TL lik artış 0.0045 ton ve dört dönem önceki kabuklu fındık fiyatlarındaki 1 TL lik artış 0.0023 ton arttırmaktadır. Kabuklu fındık fiyatlarının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü dönem gecikmeli değerlerindeki değişmeler üretim üzerinde pozitif etki yaptığı ancak bu etkinin giderek azalan bir seyir ortaya koyduğu belirlenmiştir
Ahi Evran'ın öğretileri bağlamında günümüzün sosyo-ekonomik sorunlarına genel bir bakış
Ahilik, Anadolu’da göçebe hayattan yerleşik hayata geçen Türkmenlerin kurmuş oldukları sosyal ve iktisadi teşkilatlanma ve dayanışma modelidir. Ahilik, debbağ (derici) ve tıp bilimleri ile uğraşan bir bilim adamı olan Nasıreddin El Hoyi (Ahi Evran) tarafından kurulmuştur. Ahi Evran 1170’li yıllarda Azerbeycan’ın Hoy kasabasında doğmuştur. Hoca Ahmet Yesevi ve talebelerinden olan “Evhadüd-din Kirmani”den tasavvuf dersleri almıştır. Bu sırada, Fütüvvet teşkilatının önderi Nasır Lidinillah ile tanışmış, bu tanışma Ahi Evran’ın ileride kuracağı Ahilik teşkilatının temelinin fütüvvet esaslarına göre atılmasını sağlamıştır. Ahilik modelinin hiyerarşik yapısı göz önüne alındığında sosyolojik anlamda üyeler arasında dikey hareketliliğin olması hiç şüphesiz çağının ötesinde modern bir uygulama olduğunu göstermektedir. Teşkilat üyeleri arasındaki kalite yönetim sistemi ve ceza-i müeyyideleri (pabucu dama atma) ile teknolojik imkânların kısıtlı olmasına rağmen uygulamada günümüzde çoğu işletmeden daha şeffaf ve daha nitelikliydi. Ahi olabilmenin en temel şartı bir meslek sahibi olabilmekten geçiyordu. Mesleği olmayan ahi olamazdı. Çırak, kalfa ve usta olabilmesi için bireyde bazı şartlar aranmaktaydı. Kaliteli, bol ve ucuz üretim anlayışının dayanışma ve ahlaki normlar ile süslediği ahiler, bugün protestan ahlakıyla beslenen kapitalizmin yaratmış olduğu homo-economicus (bireycilik) tipindeki insanın hayalini kurup da ulaşamadığı ve döngüsel bir çıkmaza sürüklenen amaçsız, yolsuz ve manevi açıdan yoksul 21.yüzyıl insanlığının çok ötesinde bir yapı oluşturmuşlar ve uzun yıllar bunu muhafaza etmişlerdir. Ahilik yolunun olduğu yerde işsiz olmaz, işsizlik kalmazsa yolsuz olmaz, yolsuz olmazsa yoksul kalmaz, yoksul kalmazsa terör olmaz, nihayet yargının yükü de bu kadar çok olmaz diye bir formül ortaya koyarak, ahiliğin günümüzde memleket meselelerinin giderilmesinde önemli görüşler sunmaktadır.Eskişehir Valiliği
Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajans
AA 2014 alüminyum alaşımının doğal yaşlandırma yöntemi ile mekaniksel özelliklerin incelenmesi
Alüminyum ve alaşımları günümüzde birçok endüstri dallarında kullanım olanağı mevcut bir elementtir. Alüminyum ve alaşımları hafif metal alaşımları olmaları nedeniyle ısıl işlemler sonucu mekanik özellikleri iyileştirilebilir. İstenilen mekaniksel özellikleri elde etmek amacıyla alüminyum alaşımlarında yaşlandırma işlemleri uygulanmaktadır.
Bu çalışmada; genellikle uçak yapı malzemesi olarak bilinen Al-Cu-Mg alaşımlarında oluşan fazları daha iyi anlayabilmek ve AA 2024 alaşımı numuneleri üzerinde arzu edilen bazı özellikleri temin edebilmek için ısıl işlemler uygulanmıştır. Alaşım numuneleri, havalı tav fırınında 530°C’de 20 dakika bekletilerek yapılar homojenleştirilmiştir. Tav fırınında tek faz bölgesinde ısıtılan numuneler suverme işlemi görmüştür. Daha sonra alaşım numunelerinde faz dönüşümlerinin sağlanması için normal oda şartlarında (25°C) 1 haftalık, 1 aylık ve 2 aylık sürelerde doğal yaşlandırma yöntemi uygulanmıştır. Alüminyum alaşımları doğal yaşlandırma işlemine tabi tutulduktan sonra, bu alaşımlara mikro sertlik, optik mikroskop görüntüleri, çekme testleri, XRD ve SEM analizleri gerçekleştirildi. Mikro sertlik ve çekme deneyi analizlerine tabi tutulan AA 2024 numuneleri, doğal yaşlandırma sürelerine göre gruplandırılarak, zamana bağlı olarak bu alaşımlarda oluşan çökeltilerin mekanik özelliklere etkileri araştırılmıştır
Pamukta Verticillium solgunluğunun verime etkisinin regresyon modeliyle incelenmesi
Bu çalışma, bazı pamuk çeşitlerinde kütlü pamuk verimi ile hastalık şiddeti arasındaki ilişkinin iki regresyon katsayısının karşılaştırılması ve iki korelasyon katsayısı arasındaki farka ilişkin hipotez kontrolüyle ortaya konulması amacıyla yürütülmüştür. Hastalık etmeninin yaprak dökmeyen patotipinin bulunduğu tarlada, hastalığa karşı reaksiyonları farklı altı pamuk çeşidinde, %5-10, %50-60 koza açım döneminde ve hasat sonrasında hastalık şiddeti değerleri saptanmıştır. Elde edilen veriler kullanılarak iki regresyon katsayısının karşılaştırılması ve iki korelasyon katsayısı arasındaki farka ilişkin hipotez kontrolüyle ilgili hesaplamalar yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, %5-10, %50-60 koza açımı ve gövde kesitinde hastalık şiddeti-verim ilişkisi negatif yönde, regresyon katsayısı negatif ve belirleme katsayıları sırasıyla R2=0.77, R2=0.78 ve R2=0.78 olarak bulunmuştur. %5-10 koza açımındaki hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi ile %50-60 koza açımındaki hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi arasındaki genel regresyon katsayısı - 49.9 olarak bulunmuş ve %11.02’lik bir verim kaybı ortaya çıkmıştır. %5-10 koza açımındaki hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi ile gövde kesiti hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi arasındaki genel regresyon katsayısı -55.5 olarak saptanmış ve %12.25’lik bir verim kaybı tespit edilmiştir. %50-60 koza açımındaki hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi ile gövde kesiti hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi arasındaki genel regresyon katsayısı -55.6 olarak belirlenmiş ve %12.28’lik bir verim kaybı saptanmıştır. Bu çalışmanın sonucuna göre hastalık şiddetinin artmasının yanı sıra patojenin topraktaki sklerot sayısına, patotipine, bitkide ilerleme hızına, genotiplerin duyarlılık durumuna ve hastalığa yakalanma süresine bağlı olarak kütlü pamuk veriminde ciddi kayıpların oluşabileceğini ortaya koymuştur
Essential oil composition of two Thuja L. (Cupressaceae) species from Canada
The essential oil needles of Thuja occidentalis L. and Tetraclinis articulate (Vahl) Masters (synonym: Thuja
articulate) growing in Canada, were analyzed by HS-SPME / GC-MS technique. Thirty one and fifty one
compounds were identified representing 92.30% and 93.42% of the oil, respectively. The main constituents of
Thuja occidentalis were bornylacetate (30.00%), limonene (7.56%), camphor (7.33%), α-pinene (7.18%) and
δ-cadinene (6.01%), whereas α-pinene (32.67%), 3-carene (18.29%), β-myrcene (11.69%) and bornylacetate
(5.88%) were the major constituents of Tetraclinis articulata. The results showed that T. occidentalis chemotype
was bornylacetate whereas α-pinene was chemotype of Tetraclinis articulate and HS-SPME method can be
applied to routine control analysis of aromatic and medicinal plants