1155 research outputs found
Sort by
Bir inanç merkezi olarak Eğil
Eğil, Diyarbakır’a bağlı bir ilçedir. Burası, birçok medeniyet ve dine beĢiklik etmiĢtir. Bundan
dolayı, önemli bir inanç merkezi olma özelliği taĢımaktadır. Ġlçe sınırları içinde birçok tarihi kalıntı
mevcuttur. Diyarbakır’daki tarihi eserler içinde, Eğil Kalesi’nin önemli bir yeri olduğu
bilinmektedir. Asur Kalesi olarak adlandırılan kale ve Asur hükümdarlarına ait mezarlar, önemli
eserler arasında sayılabilir. Elyesa Peygamber ve Zülkifl Peygamber’in mezarlarının da burada
olduğu kabul edilmektedir. Eğil’de yetiĢen önemli Hıristiyan ilim ve sanat adamları Ģunlardır; Eğilli
Rahip Musa, Eğilli /Efesli Yuhanna, Theodoto, Ġznik Konsili’ne katılan Eğil Metropoliti Adey.
Eğil, Hıristiyanlar arasında önemli bir yere sahiptir. Öyle ki, burası çoğu zaman episkoposluk
merkezidi
Beginning Turkish
Beginning Turkish is interactive multimedia language software for beginner Turkish learners of 12 years of age and older who want to develop and practice their Turkish language skills by viewing video / listening to audio sequences and completing a variety of relevant tasks. The sequences are spoken mainly by two natives (i.e. a male and a female speaker) at the 'speed and intonation of normal conversational speech', as advertised. The software is principally for selfstudy.
It consists of a wide variety of basic situational topics such as Okul (School), Merhaba (Hello-Simple greetings), Alis-veris (Shopping), Karakolda (At the police station) and so on that are necessary and vital for beginning learners of Turkish. While the topics, such as greetings, at the beginning are simple, gradually they become more complex as in the Turkish culture and weather sections
Ratlarda cauda epididimis ekstraktının immunokontraseptif amaçla kullanımı
Bu amaçla 22’si en az bir kez doğum yapmış, 19’u ise pubertada olan toplam 41 dişi rat kullanıldı. En az bir doğum yapmış olan ratlar 3 gruba ayrıldı. Birinci gruptaki hayvanlara bir defa, 2. gruptaki hayvanlara iki defa ve 3. gruptaki hayvanlara da 3 defa ml’sinde 3.106 sperm bulunan 0.5 ml CEE intraperitonal olarak enjekte edildi. Pubertideki hayvanlar da, iki gruba ayrılarak 1. grupdaki hayvanlara 1 defa, 2. gruptaki hayvanlara da 2 defa ml’sinde 1.5.109 sperm bulunan 0.5 ml CEE intra peritonal olarak enjekte edildi. Hayvanların gebelikleri doğumları takip edilmek suretiyle tespit edildi. Hayvanlardan alınan kan serumlarında ekstrakta karşı oluşan immunizasyonun durumu ELISA (Enzyme Linked Immunosorbent Assay) ile belirlendi. CEE ile immunize edilen ratlarda anti CEE antikorlarının konsantrasyonu ile gebelik oranları arasında herhangi bir ilişkinin olmadığı tespit edildi. Elde edilen veriler ışığında, ratlarda CEE’nin konrasepsiyonda önemli rol oynamadığını göstermektedir
Ratlarda tiroidektominin seksüel siklus ve gebe kalma oranları üzerine etkisi
Bu çalışmada, ratlarda tiroidektomi ile oluşturulan hipotiroidizmin seksüel siklus ve gebe kalma oranları üzerine etkisinin araştırılması amaçlandı. 20 adet dişi rat materyal olarak kullanıldı. Hayvanlar 2 gruba ayrılarak, 1. gruptaki hayvanların (n=10) tiroit bezleri yapılan bir operasyonla total olarak ekstirpe edildi. İkinci gruptaki hayvanlara (n=10) ise bir operasyon yapıldı ancak tiroit bezleri çıkarılmadan, kontrol grubu olarak ayrıldı. Her iki gruptaki hayvanlara operasyondan sonraki 3. günden itibaren 1 ay süre ile günde bir defa vaginal irrigasyon yapılarak vaginanın sitolojik değişimleri incelendi. Vaginal irrigasyonla hazırlanan preparatlar Giemsa ile boyandı. Östrüste olduğu tespit edilen hayvanların kafesine 12 saat süre ile erkek hayvan bırakıldı. Hayvanların gebelikleri doğumları takip edilerek belirlendi. Çalışmada tiroidektomi yapılmış hayvanların daha az östrüs gösterdiği, seksüel siklus sürelerinin uzadığı ve daha az oranda gebe kaldıkları belirlendi. Elde edilen veriler ışığında tiroid bezlerinin ve bu bezlerden salgılanan hormonların, ratların seksüel siklus ve gebe kalma oranları üzerine önemli etkileri olduğu gözlemlendi
The structure of a transhumance grazing in a mediterranean silvapastoral rangeland ecosystem in Camlıyayla, Turkey
This study describes vegetative suructure and the grazing potential of a silvopastoral Mediterranean ecosystem on
Taurus Mountain where a transhunıance grazing system has been practiced for centuries. A specially designed
questionnaire was used to determine the structure of the transhumance families. Forage production was 2.9 t/ha in the
moderately grazed pasture but 1.0 t/ha in the heavily grazed site. Families coming in the area early in the spring stay
relatively shorter periods of time comparing to those moving in the early summer. The tendency of settlement aş for
cultivation and building summerhouses is likely be the most important cause, rather than grazing, for ftıtthering the
destruction of such an ecosystem in the near future. Therefore, local authorities, especially, the Municipality of the
County Camliyayla must take serious measures to prevent this trend
Diyarbakır Sanayi Sitesi’nde çalışan çırakların sosyo-ekonomik ve mesleksel durumları üzerine bir değerlendirme
Çocukların çalışma yaşamına küçük yaşta atılmaları, üzerinde durulan önemli problemlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle, “sanayi sitesi” olarak adlandırılan çalışma alanlarında, bu durumun yaygın olduğu dikkat çekmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (İLO) bu konuda vardığı karara göre, en düşük çalışma yaşı 15’tir. Ancak, ülkemizde, bu yaş düzeyinin çok daha aşağılara indiği görülmektedir. İlköğretim 1. kademe çağında olup da okula devam etmeyen çocukların, yoğun olarak çalışma yaşamına katıldıklarını görmekteyiz. Bu çalışma biçimi, ailenin geçim kaynaklarından birisi olarak görülebildiğinden, öğrenim görme olgusu ikinci planda kalabilmektedir. Küçük yaşta iş yaşamına atılmanın hiç kuşkusuz en önemli yararı, “sanat elde etme”dir. Hatta bu yön, çocuğun iş yaşamına atılmasında bazen en önemli faktör de olabilmektedir. “Çekirdekten yetişme” biçimindeki öğrenme, bu süreç içinde gerçekleşebilmektedir. Herhangi bir öğretim kurumuna devam etmeyen çocukların, çalışmaları / çalıştırılmaları biçiminde bir tutum sergilenebilmektedir. Ailedeki çocuk sayısının artışına paralel olarak, çırak olarak çalışanların oranının arttığı söylenebilir. Çalışan çocukların 2/3’sinden daha fazlasının, ailesinde barınan kişi sayısının 8 ve üzeri olduğu dikkat çekmektedir. Çocukların neredeyse tamamının, elde etmiş oldukları geliri, bir şekilde aile bütçesinin dengelenmesinde kullanmaları, çalışmada ailenin önemli bir etken olduğunu akla getirmektedir. Hatta baskıya varan tutum ve davranışların sergilenmesi de söz konusu olabilmektedir. Çırakların 3/4’ünün, aynı işe devam etme ve ileride kendi iş yerini açma niyetinde olmaları, meslekle bütünleşme ve adaptasyonun bir göstergesi olarak ele alınabilir. Bu durum, aynı zamanda mesleğin gereklerinin öğrenilmesi ve Çıraklık Eğitim Merkezi’ne devam edilmesi sonucunu da doğurabilmektedir.Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi (www.esosder.com
Çukurova kıraç koşullarında ekim sıklığı ve karışım oranının fiğ + tritikale karışımında ot verimi ve kalitesine etkileri üzerinde bir araştırma
Bu araştırma, Çukurova kıraç koşullarında yetiştirilecek fığ+tritikale karışımında ekim sıklığı ve karışım oranının ot
verimi ve kalitesine etkilerini saptamak amacıyla yürütülmüştür.
Araştırma ile ilgili tarla denemeleri. 2000-2002 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma
Uygulama Çiftliğinin kıraç koşullardaki arazisinde sürdürülmüştür. Araştırmada, beş farklı ekim sıklığı (250, 300, 350, 400,
450 tohum/m2) ve beş farklı karışım oranının (Saf fiğ, %75 fîğ+%25 tritikale, %50 fığ+%50 tritikaie, %25 fığ+%75 tritikale,
saf tritikale) kuru ot verimi, kuru otta fiğ oranı, karışımların oransal verim toplamı değerleri ve ham protein verimine etkileri
incelenmiştir. Tarla denemeleri, üç tekrarlamalı tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine uygun olarak
planlanmış ve yürütülmüştür. Ana parselleri ekim sıklıkları, alt parselleri ise karışım oranları oluşturmuştur.
Araştırma sonuçları, ekim sıklığı ve karışım oranının kuru ot verimi, kuru otta fiğ oranı, karışımlarda oransal verim
toplamı değerleri ve ham protein verimini önemli derecede etkilediğini ve bu etkinin yıllara bağlı olarak değişim gösterdiğini
ortaya koymuştur. Araştırma sonuçlarına dayanarak; Çukurova'nın kıraç koşullan için, kuru ot verimi, karışımın oransal
verim toplamı ve ham protein verimi açısından en uygun fığ+tritikale karışımının 400 tohum/ m2 ekim sıklığında ekilen % 25
fiğ+% 75 tritikale karışımı olduğu sonucuna varılmıştır
1-METHYLCYCLOPROPENE TREATMENT EFFICACY IN PREVENTING ETHYLENE PERCEPTION AND RIPENING IN INTACT AND FRESH-CUT ‘GALIA’ MELON AND ‘SUNRISE SOLO’ PAPAYA FRUITS
The objectives of this study were to determine the physiological responses of intact and fresh-cut melon (Cucumis melo L. var. reticulatus L. Naud. cv. Galia) and papaya (Carica papaya, L. var. Sunrise Solo) fruits in which ethylene perception was blocked through application of 1-methylcyclopropene (1-MCP). The whole fruits were treated with 1-MCP (melon, 1 or 1.5 μL L-1; papaya, 2.5 or 9 μL L-1) for 24 h at 20 ºC and stored at 20 ºC or processed and stored at 5 ºC.
Inhibition of ethylene perception via application of 1-MCP delayed the onset of the respiratory and ethylene climacterics and reduced maximum respiration and ethylene production rates of ‘Galia’ fruit ripened at 20 ºC. Softening of intact and fresh-cut ‘Galia’ melon was significantly reduced by 1-MCP, regardless of application time (ripening stage). Yellowing of the fruit surface during ripening was strongly and somewhat irreversibly delayed in 1-MCP-treated ‘Galia’.
Papaya fruit (‘Sunrise Solo’) treated with 1-MCP exhibited delayed initiation of the respiratory and ethylene climacterics and suppressed ethylene production during ripening. Softening was significantly delayed in fresh-cut and intact fruit. Papaya treated with 1-MCP retained higher levels of titratable acidity compared with non-1-MCP-treated fruit throughout ripening. The color change of the fruit surface from green to yellow was significantly but temporarily inhibited in 1-MCP-treated fruit.
Cell wall modification was studied in intact and fresh-cut ripe papaya fruit stored for 10 days at 5 ºC. Water-soluble polyuronides represented the major pectic fraction followed by the CDTA (1,2 cyclohexylenedinitrilotetraacetic acid)- and Na2CO3-soluble fractions irrespective of 1-MCP. Both hemicellulosic and pectic polysaccharides in intact and fresh-cut fruit showed some changes but this trend was slightly or not affected by 1-MCP. Neutral sugars from pectins and hemicelluloses including galactose, glucose and xylose decreased in both intact and fresh-cut fruit regardless of 1-MCP. Generally, either intact fruit or fresh-cut fruit pre-treated with 1-MCP exhibited little or no significant changes compared with fruit not treated with 1-MCP.
The studies presented herein have shown that 1-MCP has potential for extending the useful storage life of intact and fresh-cut melon and papaya fruits by delaying ethylene inducible ripening proces
The prevalence of anti-sperm antibodies in cattle in The Eastern Anatolian Region of Turkey
Sera from 200 cows and heifers of different breeds were subjected to an enzyme immunoassay (EIA) for anti-sperm antibodies. Fifteen (7.5%) of the animals tested were positive for the antibodies. The prevalence of the antibodies was greatest amongst the cows that had had three or more inseminations: six (17.65%) of 34 cows tested positive
Çukurova Bölgesi'nde çalı vejetasyonunun baskın olduğu meralarda uygulanan değişik mera ıslahı yöntemlerinin mera verimi ve botanik kompozisyonuna etkisi
Çukurova Bölgesi'ndeki çalı tipi vejetasyonun baskın olduğu meralarda değişik
mera ıslah yöntemleriyle çalı vejetasyonunu baskı altma alarak otsu vejetasy onun gelişme
durumunu incelemek amacıyla yürütülen bu çalışma, 2002-2003 yıllarında Çukurova
Üniversitesi Kampus alam içerisindeki doğal bir çalı vejetasyonunda yürütülmüştür.
Araştırma, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamah olarak
yürütülmüştür. Denemede, çalılar toprak yüzeyinden tahralarla kesildikten sonra, çalıların
dip kısımdan yeni sürgün vermelerim kontrol etmek amacıyla 2 farklı herbisit (Glyphosate
ve Glufosinate) ve otsu vejetasyonun gelişmesini teşvik etmek amacıyla 10 kg/da azot ve
10 kg/da fosfor uygulanmış ve 9 farklı uygulama kombinasyonu oluşturulmuştur.
Araştırma sonuçlan, uygulanan herbisitlerin çalıların sürgün vermesini etkin bir
şekilde engellediğini göstermiştir. Ancak, herbisit uygulaması sonucu birinci yılda kuru ot
veriminde azalma olmuştur. Azotlu gübre uygulaması, herbisit uygulamasından
kaynaklanan kuru ot veriminin azalmasını engellemiştir. Çalı kontrolü sonucu, araştırmanın
ikinci yılında buğdaygil bitkilerinin kuru ot verimine katılma oranlan artmış, diğer familya
bitkilerinin kaülma oranı ise azalmıştır