2045 research outputs found
Sort by
Alacağın devri (TBK M. 183-194) -Şerh-
Alacağın devrine ilişkin olarak hazırlanmış bu ayrıntılı şerh çalışmasında, Türk Borçlar Kanunu’nun konuyla ilgili 183 ile 194. Maddelerinden her biri Türk-İsviçre öğretisi ışığında ayrı, derinlemesine ve anılan hükümler arasındaki bağlantılar da belirginleştirilerek şerh edilmiş, konuyla ilgili olarak yargıtay ve İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında somutlaşan uygulamalara da çalışma içeriğinde özellikle yer verilmesine özen gösterilmiştir. Bunlardan başka yine çalışmada, içeriği bir nebze daha zenginleştirebilmek ve yapılan analizlere derinlik katabilmek adına, yer Alman, Avusturya ve Fransız ve İtalyan Hukuklarındaki mevcut düzenlemelerle; bir kanun tasarısı olarak halihazırda güncelliğini kaybetmiş olsa da hala daha önemli bir öğreti kaynağı olarak değerlendirilebilecek İsviçre Borçlar Kanunu 2020 (OR/CO 2020) Tasarısı’yla; PICC (2016), PECL, DCFR gibi hukuk uyumlaştırması metinlerinin öngördüğü kurallarla ve yine United Nations Convention on the Assignment of Receivables in İnternational Trade (2001) ve Unidroit Convention on International Factoring (1988) gibi uluslararası antlaşma hükümleriyle de, inceleme konusu bazlı karşılaştırmalar yapılmıştır.Eylü
Ceza Yargılama Hukukunda Koruma Tedbirlerinin Nitelikleri ve Koşulları
Ceza yargılamasının temel amacı, işlenmiş olan eylemle ilgili maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır, maddi gerçeğe ulaşmaktır. Burada söz konusu olan biçimsel gerçek değil, gerçeğin kendisi olan maddi gerçektir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması konusunda yapılacak araştırma ve soruşturma ise sınırsız değildir. Eylemle/olayla ilgili maddi gerçek, hukuka uygun yöntemlere göre yapılan araştırma ve soruşturma sonucu elde edilen kanıtlara dayanılarak ortaya çıkarılmalıdır. Kanıt elde edilirken kişisel ve toplumsal değerlerin korunması zorunludur. Koruma tedbirlerinin (önlemlerinin) amacı, somut olaya uygun maddi gerçeği ortaya çıkarılabilmek için, olay geçmişte nasıl gerçekleşmişse gerçekleştiği andaki durumunu olabildiğince koruyarak, duruşma ve yargı kurma/hüküm verme dönemlerinde öyle yaşatarak, ceza yargılamasının adil ve kısa sürede sonuçlanmasını sağlamaktır. Aynı zamanda sonuçta verilen hükmün yerine getirilmesini de güvence altına almak koruma tedbirlerinin amaçlarındandır. Özetle koruma tedbirlerinin genel olarak ortak temel amacı, ceza yargılamasında yargılamanın yapılabilmesi ve ileride verilecek hükmün/cezanın yerine getirilmesidir. İnceleme konumuz, koruma tedbirlerinin ortak özellikleri ve koşulları. Bu nedenle her koruma tedbiri (önlemi) ayrı ayrı ele alıp incelenmemiştir.Önce koruma tedbiri kavramının nasıl tanımlandığı açıklanmıştır. Koruma tedbirlerinin (önlemlerinin) görevi/işlevi ve ayrımları (sınıflandırılması) konusunda temel bilgiler verilmiştir. Daha sonra ise, koruma tedbirlerinin (önlemlerinin) özellikleri/nitelikleri tek tek ele alınarak ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir. Son olarak koruma tedbirlerinin (önlemlerinin) ortak koşulları ayrı ayrı değerlendirilerek açıklanmıştır. Ayrıca bu konudaki ilgili düzenlemeler gözetilerek konuyla ilgili mahkeme kararları hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın sonuç kısmında ise konuyu incelerken ayrıntılı olarak yer verdiğimiz varılan sonuçlar, önerilerle birlikte ana hatlarıyla belirtilmiştir.Mar
Türkiye'de hükümet sistemi arayışları
1982 Anayasası’nın yürürlüğe girişinden itibaren Türkiye’de, klasik parlamenter sistemden uzaklaşılmıştır. Özellikle,Cumhurbaşkanının yetkilerinin genişliği, tartışmalara neden olmuştur. 2007’de Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanının halktarafından seçimi yöntemi kabul edilmiştir. Cumhurbaşkanının halk tarafından doğrudan seçiminden sonra sistemin yarı-başkanlık rejimine dönüştüğü iddiaları ileri sürülmüştür. 2017 Anayasa değişiklikleriyle Türkiye Cumhurbaşkanlığı HükümetSistemine geçiş yapmıştır. Yeni sistemde, yasama ile yürütme dengesi, yürütme lehine zayıflatılmıştır. CumhurbaşkanlığıHükümet Sistemi, devlet yapısında ve işleyişi ile ilgili çok sayıda probleme neden olmuştur. Yetkilerin tek merkezde toplanması,demokratik işleyişi önlemektedir. Muhalefet partileri mevcut hükümet sistemini siyasal sorunların ana nedeni olarakgörmektedir. Bu nedenle muhalefet, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine alternatif olarak güçlendirilmişparlamenter sistemi önermektedir.Since the entry into force of the 1982 Constitution, Turkey has departed from classical parliamentary system. In particular, theexcessive powers of the President have caused controversy. In 2007, by a constitutional amendment, the election of thePresident by the popular vote was introduced. Following the direct election of President, it has been argued that the systemshifted to a semi-presidential regime. By 2017 constitutional amendments, Turkey transitioned into Presidential GovernmentSystem. In the new system, the balance between legislative and executive branches has become weakened in favor of thelatter. The Presidential Government System has caused so many problems concerning the structure and functioning of thestate. The concentration of powers prevents democratic functioning. Opposition parties have considered the currentgovernment system as the main cause of political problems. Therefore, the opposition proposes a strengthened parliamentarysystem as an alternative to the current the Presidential Government System.Hazira
…
KH00150MEF Üniversitesi Kütüphanesi direktörü Ertuğrul Çimen, XI Convegno Nazionale suI Document Delivery e la cooperazione interbiblitecaria Un’esplosione di conoscenza: dalla teoria alla pratica per ridurre le disuguguaglianze başlıklı konferansta, HERMES Training Activities (O3); Future Directions başlıklı sunumuyla yer aldı.Eylü
A 32-society investigation of the influence of perceived economic inequality on social class stereotyping
There is a growing body of work suggesting that social class stereotypes are amplified when people perceive higher levels of economic inequality—that is, the wealthy are perceived as more competent and assertive and the poor as more incompetent and unassertive. The present study tested this prediction in 32 societies and also examines the role of wealth-based categorization in explaining this relationship. We found that people who perceived higher economic inequality were indeed more likely to consider wealth as a meaningful basis for categorization. Unexpectedly, however, higher levels of perceived inequality were associated with perceiving the wealthy as less competent and assertive and the poor as more competent and assertive. Unpacking this further, exploratory analyses showed that the observed tendency to stereotype the wealthy negatively only emerged in societies with lower social mobility and democracy and higher corruption. This points to the importance of understanding how socio-structural features that co-occur with economic inequality may shape perceptions of the wealthy and the poor. © 2022 The Authors. European Journal of Social Psychology published by John Wiley & Sons Ltd.WOS:0008800167000012-s2.0-85141616689Social Sciences Citation IndexArticleUluslararası işbirliği ile yapılan - EVETYÖK - 2022-23Kası
Liability arising from the operation of civilian nuclear power plants
Teknolojik ilerlemeler ve hayat standartlarının değişmesi, her geçen gün küresel enerji ihtiyacını arttırmaktadır. Nükleer enerji, 1900'1erin ortalarından beri, fosil yakıtlardan daha temiz ve daha güvenli olduğu gerekçeleriyle, bunlara alternatif olarak gösterilmektedir. Fakat bunların yanında nükleer enerji, çok geniş coğrafyaları uzun süre etkisi altına alacak çok büyük facialara sebep olma potansiyeline sahiptir. Bu sebeple, nükleer enerjiyle enerji üretimine yönelik olarak özel bir sorumluluk rejimi yaratma gereği doğmuştur. Uluslararası sorumluluk, idari sorumluluk, cezai sorumluluk ve insan hakları hukuku sorumluluğu bu rejimin kamu hukuku ayağını oluştururken; pek çok uluslararası anlaşma, protokol, karar ve ulusal mevzuat da rejimin özel hukuk ayağını oluşturmaktadır. Paris Sözleşmesi, ülkemizde, 5710 sayılı Kanun'un açık atfıyla, nükleer santral işletenin özel hukuk sorumluluğunun temel dayanağı olan belgedir. Bunun yanında bu tip sorumluluğun çevre hukuku sorumluluğuyla da kesişmesi söz konusudur.Technological advancements and changes in living standards have been increasing global energy needs in a consistent manner. Since mid 1900s, nuclear energy has been advertised as a safer and cleaner alternative to fossil fuel. Though at the same time, nuclear power has the potential to create catastrophes that may cause unimaginable and damage and affect huge landmasses fora very long time. For this reason, it has become essential to have a special liability regime for the generation of nuclear energy. This liability regime is twofold; with international liability, administrative liability, criminal liability and human rights liability constituting its public law branch; while international conventions, protocols and decisions and national legislations forming its private law doctrine. in Turkey, Code n. 5710 expressly cites Paris Convention as the main source of private law liability for nuclear energy generation. Furthermore, private law liability intersects with environmental law liabilities in many aspects.Aralı
…
KH00054MEF Kütüphane'nin proje ortağı olduğu HERMES Erasmus+ Projesinin ilk toplantı serisi 07/05/2021 tarihinde tamamlandı. MEF Kütüphane’nin eğitim koordinatörü olduğu projede ilk çalışmalar başladı. Projede Ertuğrul Çimen moderatörlüğünde İpek Yarar ve Ramazan Çelik görev almaktadır.Mayı
…
KH00064MEF Kütüphane Direktörü Ertuğrul Çimen'in ortak yazarı olduğu "Yeni Koronavirüs (Covid-19) sürecinde Türkiye'de Üniversite Kütüphaneleri" başlıklı makale çalışması 2/07/2020 tarihinde Bilgi Dünyası dergisinde yayınlandı.Mayı
Post travmatic stress disorder and related factors of combat veterans in Turkey: A systematic review
Bu çalışma Türkiye'de silahlı çatışmaya katılmış ve çatışma sırasında yaralanmış travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tanılı askerlere dair yayınlanmış araştırmaların gözden geçirilmesi ve araştırmalardan elde edilen verilerin sistematik biçimde incelenmesiyle gerçekleştirilmiştir. Konuya ilişkin elli dört adet araştırmaya ulaşılmıştır ve dahil edilme kriterlerine uygun bulunan yirmibeş adet araştırma tez çalışması kapsamında değerlendirilmiştir. Tez çalışması kapsamına alınan araştırmalarda kullanılan yöntemler ve bulunan sonuçlar sistematik biçimde incelenmiştir. Bu sistematik derleme çalışması sonunda incelenen araştırmalarda silahlı çatışmada yaralanma sonucu TSSB gelişiminin askerlerde önemli bir sorun olduğu, bazı araştırmalarda gazilerin eş tanılar aldıkları, psikolojik travmayla başa çıkmak amacıyla alkol kullanımına başvurdukları, çatışma tecrübesi sonunda yakın sosyal çevresine saldırganlıkta artışlar gözlendiği sonuçlarına yer verildiği görülmüştür. Tez çalışmasında sosyal destek algısı, başa çıkma yöntemleri ve psikolojik yardım arama tutumlarını sorgulayan araştırmaların sonuçları da incelenerek veriler derlenmiştir. Silahlı çatışmayı izleyen süreçte gazilerin sosyal destek algısının pozitif hale gelmesinde sırasıyla aile, silah arkadaşları ve kurumsal desteklerin en fazla rol oynadığı incelenen araştırmalarda ortaya konan önemli sonuçlardır. TSSB tanılı askerlerin sıkça başvurdukları başa çıkma yöntemlerinden birinin dini inanç odaklı başa çıkma olduğu ve yaralanmayı vatan savunması kavramıyla özdeşleştirmenin de gazilerde başa çıkmayı kolaylaştırdığı da incelenen araştırmalarda ortaya konmuş dikkat çekici sonuçlardır. Ayrıca, gazilerin psikolojik yardım arama tutumlarının olumsuz olduğu da incelenen araştırmalarda yer verilen bir sonuç olup bu sonucun önceki gazi araştırmalarıyla uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak TSSB'ye ilişkin araştırmaların sistematik olarak incelenmesi bu konunun önemini ortaya koymuştur.This study was held by systematic reviewing of the researches on the soldiers who had taken part in a combat, then had been diagnosed by post-traumatic stress disorder (PTSD) in Turkey and systematically analysing data obtained from the researches. A total of fifty four published researches on the topic were reached and twenty five of them were evaluated according to inclusion criteria. The research methods utilized and the obtained data from these researches were reviewed. As a result of this systematic review study, it was found out that these researches stressed the importance of PTSD development of Turkish combat-injured soldiers, findings from some of the reviewed researches revealed that some veterans had comorbid diagnoses after physical injury, others reported that alcohol misuse by the veterans was observed for coping with the psychological trauma, some related researches indicated an association between PTSD and aggressive behaviours in close social relationships after combat experience. The results of the researches addressing the perceived social support, coping skills and seeking psychological help attitudes of the soldier were also reviewed. An important result obtained from the reviewing of the relevant researches is that following the combat experience the family, their fellow soldiers and the institutions contributed the most to the veterans' perception of the social support, respectively. According to the results of the reviewed researches, a commonly adopted coping strategy of the soldiers with PTSD was using the religious beliefs and that the soldiers might refer to their physical injury as a homeland defense for coping strategy. In addition, some researches pointed out that the negative attitudes of combat veterans towards the psychological help seeking were consistent with the results of previous veteran studies in Turkey. Consequently, the systematic review of the related researches has produced evidence on the importance of this problem
Power of discourse in international relations: Post-structural framework
The aim of this paper is discussing the question of “how the reality is produced and maintained” in International Relations (IR) via discourses. As a form of “speech, argument, statement, communication, debate, conversation, written or verbal explanation, expression type and style”, discourse is defined terminologically in various ways. In general framework, it is defined as “the use of language in speech and writing in order to produce meaning”. Discourse is widely used in various research on social sciences, and many additional subjects examined today include discourse analysis as a method in IR discipline. Post-structuralism has entered the discipline of IR in the 1980s through concerning the state’s historical and conceptual production, and its political formation, economic constitution, and social exclusions. As a theory that examines the relations among human beings, the world, creation and reconstruction of the meaning, post-structural practices have been used to examine how the subject of IR is constituted in and through the discourses and text of world politics. In that respect, political discourse is based on specific problem and subjectivity structures, but these problems and subjectivities are formed through discourses. In this context, discourse-based ontology and epistemology in post-structuralist approaches also stand out in the relationship between power and knowledge. Therefore, knowledge becomes crucial for the establishment of the authority. Accordingly, after the elaboration of concept of discourse and discourse analysis, it would be important to understand how post-structural discourse analysis is conceptualized and applied in IR discipline.Mayı