Istanbul Ticaret University Institutional Repository (DSpace@Ticaret)
Not a member yet
    8409 research outputs found

    Hand weaving tools on world banknotes: Looms

    No full text
    El dokuma tezgâhları temalarını içeren banknot görselleri, üretim ya da zanaatla ilgili temsiller olmalarının yanı sıra kültürel miras ve ulus-devletin ideolojik anlatısının bir parçası olmaları açısından da özel bir yere sahiptir. Geleneksel dokuma gibi temsilleri banknotlara taşıyan devletler hem üretime dayalı bir toplumsal düzeni meşrulaştırmakta hem de ulus-devlet ideolojilerini görselleştirmektedir. Bu çalışmada, 10. Yüzyıldan itibaren, dünyanın farklı ülkelerinde tedavüle girmiş, görsel teması geleneksel el dokuma tezgahlarını içeren banknotlar ele alınmaktadır. Bu çerçevede altı Asya ülkesine ait toplam 11 adet banknotun üzerlerinde el dokuma tezgahı teknolojilerine ilişkin görseller hem betimsel hem de taşıdığı yan anlamlar açısından analiz edilmektedir. Bu görsel örnekler incelenerek, üzerlerindeki yer alan tezgah türleri betimlenmekte, ürettikleri kumaşlar ve kullanım alanlarıyla ilgili dokümanların da desteğiyle, dokuma sanatı üzerinden toplumların kültürel, sosyal ve ideolojik yapılarını belirlemede bir belgeleme aracı olarak banknotların rolü belirlenmektedir. Bu çalışma, banknot araştırmaları alanına farklı bir boyut kazandırmayı amaçlamaktadır. İlgili literatür incelendiğinde bu çalışmanın kapsamı ile örtüşen benzer bir çalışma bulunmadığı görülmektedir. Çalışmada Panofksy’nin ikonografik analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonuçları, banknot görsellerinde yer alan doluma tezgahlarının, toplumlarının, toplumların sosyo-kültürel ve ideolojik yapılarının önemli bir göstergesi olarak yorumlanabileceklerini göstermektedir.Banknote images featuring handloom themes are representations of production or craft. In addition, they have a special place in terms of being part of both the cultural heritage and the ideological narrative of the nation-state. States that use representations such as traditional weaving on banknotes both legitimize a social order based on production and visualize nationstate ideologies. This study examines banknotes that have been in circulation in different countries of the world since the 19th century, and whose visual theme includes traditional handlooms. In this context, the images of handloom technologies on 11 banknotes belonging to six Asian countries are analyzed both descriptively and in terms of their connotations. By examining these visual examples, the types of looms on them are described, and with the support of documents related to the fabrics they produce and their areas of use, the role of banknotes as a documentation tool in determining the cultural, social and ideological structures of societies through the art of weaving is determined. This study aims to add a different dimension to the field of banknote research. When the relevant literature is examined, it is seen that there is no similar study that overlaps with the scope of this study. Panofsky's iconographic analysis method was used in the study. The results of the study show that the hand-looms in the banknote images can be interpreted as an important indicator of the socio-cultural and ideological structures of societies

    The effect of digital financial attitudes and behavior on entrepreneurship tendency: A research on university students

    No full text
    Çağın gerekliliği haline gelen dijital dönüşüm, hayatın her alanında olduğu gibi finans alanında da olmazsa olmaz konuların başında gelmektedir. Söz konusu dönüşüm için gerekli olan yeni teknolojilere kolay uyum sağlayan ve bu teknolojileri hızlıca uygulayan kişiler, çağın gerisinde kalmamaktadırlar. Dijital çağın içine doğan ve dijital teknolojileri günlük hayatlarının bir parçası olarak gören yeni nesil ise sürece daha kolay adapte olmaktadır. Ancak bu adaptasyonun yeni neslin çalışma hayatına nasıl yansıyacağı ve girişimcilik potansiyeline nasıl etki edeceği tam olarak bilinmemektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, dijital çağda çalışma hayatına girecek olan üniversite öğrencilerinin, dijital finansal tutum ve davranışlarının, girişimcilik eğilimleri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Örneklem olarak Konya ilindeki üniversitelerde okuyan öğrenciler seçilmiş olup, söz konusu öğrencilere anket uygulanmıştır. Anket veri çözümlemesi için SPSS ve AMOS paket programları kullanılmıştır. Çalışmada dijital finansal tutumun, dijital finansal davranış üzerinde etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca dijital finansal davranışın da girişimcilik eğilimi üzerindeki etkisinin pozitif yönlü ve anlamlı olduğu belirlenmiştir. Ancak dijital finansal tutumun girişimcilik eğilimi üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Özellikle yeni nesil bireyler, kendi iş fikirleriyle her geçen gün iş hayatına katılmanın yollarını aramaktadırlar. Bu sebeple, çağın gerektirdiği dijitalleşmenin bireylerin finansal boyuttaki tutum ve davranışları açısından, girişimcilik eğilimleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın özgünlüğü, finansal tutum ve davranışın dijital boyutuyla ele alınmasından kaynaklanmaktadır.Digital transformation, now a necessity of the modern era, is essential not only in everyday life but also in the financial sector. People who easily adapt to the new technologies required for this transformation and quickly apply these technologies do not fall behind the times. The new generation adapts to this process more easily, as they were born into the digital age and see digital technologies as a part of their daily lives. However, it is not known exactly how this adaptation will be reflected in their working lives and how it will affect their entrepreneurial potential. In this context, the study aims to explore how digital financial attitudes and behaviors influence the entrepreneurial tendencies of university students as they prepare to enter the workforce in the digital era. Students studying at universities in Konya were selected as the sample, and a survey was administered to these students. SPSS and AMOS package programs were used for survey data analysis. As a result, the hypothesis that digital financial attitude has a positive and significant effect on digital financial behavior was supported. It has also been determined that digital financial behavior has a positive and significant effect on entrepreneurial tendency. However, no significant effect of digital financial attitude on entrepreneurial tendency was found. Especially new generation individuals are looking for ways to participate in business life day by day with their own business ideas. For this reason, the effect of the digitalization required by age on the entrepreneurial tendencies of individuals in terms of their financial attitudes and behaviors was investigated. The originality of the study stems from the fact that it addresses financial attitudes and behavior in their digital dimension

    From cultural representation to economic gain: The role of public relations in international brand building of Turkish health tourism

    No full text
    Bu çalışma, Türkiye’nin sağlık turizmi alanındaki uluslararası marka kimliğinin inşasında halkla ilişkiler stratejilerinin oynadığı belirleyici rolü incelemektedir. Sağlık turizmine yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak yaklaşmak yerine, kültürel temsil, hasta odaklı iletişim, dijital tanıtım stratejileri ve sağlık diplomasisi uygulamaları üzerinden bok boyutlu bir ulusal imajın nasıl şekillendirildiği ortaya konulmaktadır. Nitel doküman analizi yöntemiyle yürütülen araştırma, politika belgeleri, kurumsal tanıtım içerikleri ve dijital iletişim platformları üzerinden halkla ilişkiler araçlarının nasıl bütünleşik bir stratejiye dönüştüğünü analiz etmektedir. Bulgular, Türkiye’nin zengin kültürel mirasını yüksek kaliteli sağlık hizmetleriyle birleştirerek hem tedavi hem de kültürel deneyim sunan bütüncül bir destinasyon kimliği oluşturduğunu göstermektedir. Çok dilli iletişim, empatik anlatılar ve etkileşimli dijital platformlar güven ve memnuniyeti artırırken, sağlık ateşelikleri gibi diplomatik yapılar Türkiye’nin küresel sağlık ortağı olma hedefini yansıtmaktadır. Sonuç olarak, halkla ilişkiler sadece bir tanıtım aracı değil, aynı zamanda yumuşak güç uygulaması olarak değerlendirilmekte; Türkiye’yi rekabetçi, duygusal bağ kurabilen ve diplomatik olarak etkin bir sağlık turizmi destinasyonu haline getirmektedir.This study examines the strategic role of public relations in the construction of Türkiye’s international brand identity in the field of health tourism. Moving beyond a purely economic perspective, the research highlights how cultural representation, patient-centered communcation, digital promotion strategies, and health diplomacy practices intersect to shape a multidimensional national image. Using qualitative document analysis, the study evaluates offical policy texts, institutional promotional content, and digital communcation platforms to uncover how public relations tools are integrated into Türkiye’s health tourism strategy. Findings reveal that Türkiye effectively merges its rich cultural heritage with high-quality medical services to provide patents with an experience that is both therapeutic and culturally immersive. Multilingual communication, empathetic narratives, and interactive digital platforms enhance trust and satisfaction, while proposed diplomatic structures such as health attachés signal Türkiye’s ambition to become a global health partner. The study concludes that public relations serve not only as a promotional tool but also as a medium of soft power, enabling Türkiye to position itself as a competitive, emotionally resonant, and diplomatically engaged health tourism destination

    Kanser sınıflandırmasını geliştirme: RNA-Seq gen ekspresyonu verileri üzerinde makine öğrenimi

    No full text
    Bu çalışma, kanser sınıflandırmasını iyileştirmek amacıyla RNA-seq gen ekspresyonu verilerinin makine öğrenimi teknikleri ile analizini ele almaktadır. UCI Machine Learning Repository'den elde edilen veri seti, farklı kanser türlerine ait 801 biyolojik örnek ve 20.531 genin ekspresyon seviyelerini içermektedir. Bu veriler, makine öğrenimi algoritmalarının kanser tınısı ve sınıflandırmasındaki etkinliğini değerlendirmek amacıyla analiz edilmiştir. Boyut indirgeme için Temel Bileşen Analizi (PCA) uygulanmış, farklı makine öğrenimi modelleri karşılaştırılmış ve en yüksek başarıyı %99,3 doğruluk oranı ile K-En Yakın Komşular (KNN) modeli göstermiştir. Bu sonuçlar, RNA-seq verilerinin makine öğrenimi ile entegrasyonunun kanser tanısında önemli bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.This study aims to improve cancer classification by analyzing RNA-seq gene expression data using machine learning techniques. The dataset obtained from the UCI Machine Learning Repository consists of 801 biological samples and 20,531 gene expression levels for different cancer types. These data were analyzed to assess the effectiveness of machine learning algorithms in cancer diagnosis and classification. Principal Component Analysis (PCA) was applied for dimensionality reduction, and different machine learning models were compared. The highest accuracy was achieved by the K-Nearest Neighbors (KNN) model with a 99.3% accuracy rate. These results highlight the potential of integrating RNA-seq data with machine learning for cancer diagnosis

    Graph neural networks: Tasks, information security, cyber security, and digital forensics

    No full text
    Çizge Sinir Ağları (Graph Neural Networks-GNNs), Yapay Sinir Ağları (Artificial Neural Networks-ANNs) ailesine mensup ve çizgeler üzerinden bilgi çıkarımı işlemi gerçekleştiren derin öğrenme yöntemleridir. Bilgi güvenliği teknikleri ise sistem ve insan olarak adlandırabileceğimiz varlığın, tehdit ve tehlike oluşturmasına karşı bilginin gizliliği, bütünlüğü ve erişimine yönelik korumayı amaçlamaktadır. Siber güvenlik açısından ise, GNN’ler kritik altyapılara yönelik saldırıları tespit etmek ve önlemek için kullanılır. GNN’lerin kullanımı kritik altyapıların ve sistemlerin saldırganların ilgi odağı haline gelmesi ve maddi-manevi kayıp kazancı nedeniyle önem kazanmaktadır. Bu çalışmada GNN’lerin görevleri ve temel kullanım alanları ile birlikte bilgi güvenliği, siber güvenlik ve adli bilişim konularına yönelik gelişmeleri açıklanmaktadır.Graph Neural Networks (GNNs) are deep learning methods that belong to the Artificial Neural Networks (ANNs) family and perform information extraction over graphs. Information security techniques aim to protect the privacy, integrity, and access of information against threats and dangers posed by systems and human beings. In terms of cyber security, GNNs are used to detect and prevent attacks on critical infrastructures. The use of GNNs gains importance due to the fact that critical infrastructures and systems become the center of attention of attackers and gain material and moral losses. In this study, the tasks and main usage areas of GNNs and their developments in information security, cyber security, and digital forensics are explained

    A Structural phenomenon of world society: Irregular migration

    No full text
    Düzensiz göç, küreselleşme ile hız kazanan uluslararası göç hareketlerinin en tartışmalı boyutlarından birini oluşturmaktadır. Devletlerin vatandaş-yabancı ayrımına dayalı sınır politikaları, bireylerin daha iyi yaşam koşullarına ulaşma çabasıyla çelişmekte ve bu durum düzensiz göç olgusunu ortaya çıkarmaktadır. Ulus-devletlerin sınır güvenliği ve egemenlik anlayışı ile ekonomik ve toplumsal sistemlerin kapsayıcı yapısı arasındaki çelişki, düzensiz göçü modern dünya toplumunun kaçınılmaz bir fenomen haline getirmektedir. Düzensiz göç, bu iki farklı ve zıt mantığın etkileşime girdiği bir senaryoda ortaya çıkmaktadır. İlki tarafından yaratılan akışlar ile ikinci tarafından kabul edilen ve meşrulaştırılanlar arasındaki uyumsuzluk, sürekli sayıda göçmenin düzensiz bir şekilde harekete katıldığını, kamet ettiğini ve çalıştığını belirlemektedir. Bu çalışma, düzensiz göçün ortaya çıkış koşullarını, tarihsel gelişimini ve devlet-göçmen ilişkileri bağlamında kazandığı sosyolojik boyutları ele almayı amaçlamaktadır. Çalışmada, düzensiz göç yalnızca bir yasallık sorunu olarak değil, farklı toplumsal sistemlerin etkileşimi sonucunda şekillenen dinamik bir olgu olarak ele alınmaktadır. Devletlerin sınır politikaları ve göç yönetim yaklaşımlarının, küresel ekonomi hukuk, eğitim ve sosyal sistemlerle nasıl bir etkileşim içerisinde olduğu analiz edilmektedir. Çalışma, göçmenlerin sosyal hareketliliğe erişim stratejilerle devletlerin bu hareketliliği sınırlama çabaları arasındaki gerilim gözler önüne sermektedir. Düzensiz göçün yalnızca güvenlik ve yasa ihlal perspektifiyle ele alınmasının yetersiz olduğu, bunun yerine olgunun toplumsal farklılaşma süreçler, uluslararası politikalar ve bireysel stratejiler bağlamında çok boyutlu bir şekilde incelenmesi ve ampirik çalışmaların artırılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.Irregular migration constitutes one of the most debated dimensions of international migration movements, which have accelerated with globalization. State border policies, based on the distinction between citizens and non-citizens, contradict individuals' efforts to achieve better living conditions, thereby giving rise to the phenomenon of irregular migration. The contradiction between nation-states' approaches to border security and sovereignty and the inclusive nature of economic and social function systems renders irregular migration an inevitable phenomenon in the modern world society. Irregular migration emerges within a scenario where these two opposing logics interact. Within this paradox, while social structures push individuals toward increased global mobility, political powers attempt to regulate or restrict such movements. The mismatch between the flows generated by the former and those accepted and legitimized by the latter determines that a constant number of migrants engage in irregular mobility, residence, and employment. This study aims to examine the conditions under which irregular migration emerges, its historical evolution, and its sociological dimensions within the context of state-migrant relations. Rather than merely viewing irregular migration as a legal issue, this study conceptualizes it as a dynamic phenomenon shaped by the interaction of various social systems. It analyzes how state border policies and migration governance approaches interact with global economic, legal, educational, and social systems. The study highlights the tension between migrants' strategies for achieving social mobility and states' efforts to restrict such mobility. It concludes that understanding irregular migration solely from a security or legal violation perspective is insufficient; instead, it must be examined through a multidimensional framework encompassing social differentiation processes, international policies, and individual strategies. Moreover, it underscores the need for further empirical research on this complex phenomenon

    Product portfolio optimization: The competitive edge through theory of constraints and application in a business

    No full text
    Günümüz iş dünyasında rekabet, işletmeler için önemli bir odak noktası haline gelmiştir. Bu rekabet ortamında, işletmelerin ürünlerini ve hizmetlerini optimize etme çabaları giderek artmaktadır. Kısıtlar teorisi, bu bağlamda ürün karması yönetiminde ve optimizasyonunda etkili bir araç olarak öne çıkmaktadır. Ürün karması, bir işletmenin sunduğu ürün ve hizmet çeşitliliğini temsil eder. Bu çeşitlilik, müşteri taleplerini karşılamanın yanı sıra rekabet avantajı elde etmek için de kritiktir. Kısıtlar teorisi, bir işletmenin sınırlı kaynakları içinde en uygun ürün kombinasyonlarını belirleyerek, kârlılığı artırmak ve müşteri memnuniyetini maksimize etmek için kullanılır. Bu teori, veri analitiği, yapay zekâ ve makine öğrenimi gibi teknolojilerle entegre olarak işletmelere rehberlik eder. Ancak, her işletmenin kendine özgü sınırlayıcı faktörleri olduğundan, ürün karmaşası optimizasyonu süreci işletmenin özel koşullarını dikkate almalı ve sürekli olarak verileri analiz ederek yeniden değerlendirmelidir. Sonuç olarak, kısıtlar teorisi altında ürün karmaşası optimizasyonu, işletmelerin rekabet avantajı elde etmede önemli bir stratejik araçtır. Bu makalede bir cıvata fabrikasında maksimum kar için kısıtlar teorisi altında ürün karması optimizasyonu uygulaması yapılmıştır. Şirketin makine ve hammadde kısıtları ile birlikte ürettiği ürün çeşitlerinden hangilerinin şirketin karını ne kadar etki sağladığı, hangi ürünlerin portföyden çıkarılabileceği LINGO programı ile incelenmiştir.In today's business landscape, competition has become a pivotal focus for enterprises. Within this competitive arena, efforts to optimize products and services are increasingly prevalent. Theory of Constraints stands out as an effective tool in managing and optimizing product portfolios. The product portfolio represents the variety of products and services offered by a business. This diversity is critical not only for meeting customer demands but also for gaining a competitive edge. Theory of Constraints is used to identify the most suitable product combinations within an enterprise's limited resources, aiming to increase profitability and maximize customer satisfaction. Integrated with technologies like data analytics, artificial intelligence, and machine learning, this theory guides businesses. However, as each enterprise has its unique limiting factors, the process of product portfolio optimization should consider the company's specific conditions and continually reassess through data analysis. In conclusion, product portfolio optimization under theory of constraints is a significant strategic tool for enterprises to gain a competitive advantage. In this article, product mix optimization application has been made under the theory of constraints for maximum profit in a bolt factory. Which product types produced by the company together with the machine and raw material constraints have an impact on the company's profit and which products can be removed from the portfolio have been examined with the LINGO program

    Boeing 777 a-bakım aralığı için Taguchi metodu tabanlı adam-saat optimizasyonu

    No full text
    Aircraft maintenance is critical for safety and operational efficiency. For the Boeing 777, A-checks are conducted every 1000 flight hours (FH), resulting in five checks per aircraft annually, with significant downtime and labor costs. This study proposes a Taguchi method-based manhour optimization model extending the A-check interval to 1500 FH and reducing the number of annual checks while maintaining safety and regulatory compliance. The analysis carried out in this study revealed significant benefits of this interval extension. Annual downtime for the 12-aircraft fleet decreased from 60 to 40 days, allowing 20 additional operational days and generating 1millioninextrarevenue.Laborcostswerealsoreduced,withannualmanhoursdroppingfrom1586to1153peraircraft,saving5196hoursfleetwide.Thisoptimizationtranslatesto1 million in extra revenue. Labor costs were also reduced, with annual man-hours dropping from 1586 to 1153 per aircraft, saving 5196 hours fleet-wide. This optimization translates to 416.000 in labor cost savings annually, with a total financial benefit of $1416 million. Redistributing tasks between A- and L-checks further enhanced efficiency. Tasks such as lubrication and minor inspections were consolidated, and comprehensive cabin cleaning at 1500 FH was supplemented with intermediate cleaning at 500 FH to maintain passenger experience. These adjustments balanced the workload without affecting turnaround time or safety. This optimization demonstrates the potential for significant cost savings and operational improvements in aviation maintenance. Extending the A-check interval increased fleet availability, reduced labor requirements, and ensured compliance with regulatory standards. The findings highlight the importance of strategic maintenance planning and the potential for similar optimizations across other aircraft types and fleets.Uçak bakımı, emniyet ve operasyonel verimlilik açısından kritik öneme sahiptir. Boeing 777’de Abakımları her 1000 uçuş saatinde (Flight Hours-FH) bir yapılmakta, bu da uçak başına yılda beş bakım yapılmasına neden olmakta ve önemli arıza süreleri ve işçilik maliyetleri ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, Taguchi yöntemi tabanlı bir adam-saat optimizasyon modeli önererek A-bakım aralığını 1500 FH’ye çıkarmakta ve emniyet ile mevzuata uygunluğu korurken yıllık bakım sayısını azaltmaktadır. Bu çalışmada gerçekleştirilen analiz, bu aralığın uzatılmasının önemli faydalarını ortaya koymuştur. Yıllık arıza süresi 12 uçaklık filo için 60 günden 40 güne düşerek 20 ek operasyonel gün ve 1 milyon dolar ekstra gelir elde edilmesini sağlamaktadır. İşçilik maliyetleri de azalmış, uçak başına yıllık adam-saat 1586’dan 1153’e düşerek filo genelinde 5196 saat tasarruf sağlanmıştır. Bu optimizasyon, yıllık 416.000 dolarlık işgücü maliyeti tasarrufu ve toplamda 1416 milyon dolarlık mali fayda anlamına gelmektedir. Görevlerin A- ve L-bakımları arasında yeniden dağıtılması verimliliği daha da artırmıştır. Yağlama ve küçük denetimler gibi görevler birleştirilmiş ve yolcu deneyimini korumak için 1500 FH’deki kapsamlı kabin temizliği 500 FH’deki ara temizlik ile desteklenmiştir. Bu ayarlamalar, geri dönüş süresini veya güvenliği etkilemeden iş yükünü dengelemiştir. Bu optimizasyon, havacılık bakımında önemli maliyet tasarrufu ve operasyonel iyileştirme potansiyelini ortaya koymaktadır. A-bakım aralığının uzatılması filonun kullanılabilirliğini artırmış, işgücü gereksinimlerini azaltmış ve düzenleyici standartlara uygunluğu sağlamıştır. Bulgular, stratejik bakım planlamasının önemini ve diğer uçak tipleri ve filolarında da benzer optimizasyonların yapılma potansiyelini vurgulamaktadır

    Kent içi ulaşım sorunlarına akıllı ulaşım sistemleriyle çözüm önerileri: Karabük örneği

    No full text
    Transportation problems, irregular urbanisation, inadequate transportation infrastructure, and unplanned urbanisation in our country are growing daily. The fact that the Karabük city centre is an old settlement unsuitable for creating alternative roads is a problem. This study aims to identify and prioritise Intelligent Transportation Systems (ITS) strategies for the city of Karabük using the Best Worst Method (BWM), a multi-criteria decision-making technique. Ten experts from Karabük Municipality and related departments participated in pairwise comparisons of ITS-related action items outlined in the 2020 National ITS Strategy Document by the Ministry of Transport and Infrastructure. The consistency ratios of their responses confirmed data reliability. Results indicate that traffic safety, environmental ımpacts, and real-time traffic ınformation are the most important criteria. These findings underline the importance of promoting public transportation and effective passenger information systems. Furthermore, the results provide insights into improving municipalities' range and quality of services.Ülkemizde yaşanan ulaşım sorunları, düzensiz şehirleşme, ulaşım alt yapısının yetersiz oluşu ve plansız şehirleşme her geçen gün büyümektedir. Karabük şehir merkezinin eski bir yerleşim olması ve alternatif yollar oluşturmada elverişsiz olması başlı başına bir sorundur. Bu çalışma, Karabük ili için Akıllı Ulaşım Sistemleri (AUS) stratejilerini belirlemek ve önceliklendirmek amacıyla çok kriterli karar verme tekniklerinden biri olan En İyi-En Kötü Yöntemi (BWM) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Karabük Belediyesi ve ilgili kurumlardan on uzman, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından 2020 yılında yayımlanan Ulusal AUS Strateji Belgesi’nde yer alan eylem maddelerine yönelik ikili karşılaştırmalar yapmıştır. Uzman görüşlerinden elde edilen tutarlılık oranları verilerin güvenilir olduğunu göstermiştir. Çalışma sonuçlarına göre; trafik güvenliği, çevresel etkiler ve gerçek zamanlı trafik bilgisi en önemli kriterler olarak belirlenmiştir. Bu bulgular, toplu taşıma sistemlerinin teşvik edilmesinin ve yolcu bilgilendirme sistemlerinin etkinliğinin artırılmasının önemine dikkat çekmektedir. Ayrıca, belediyeler tarafından sunulan hizmetlerin çeşitliliğini geliştirme konusunda da yol gösterici bilgiler sunmaktadır

    The future and security of the metaserve

    No full text
    Metaverse kavramı ortaya atıldıktan ve popüler hale gelmeye başladıktan sonraki süreçte, insanlar tarafından merak edilen konuların başında bu kavramın neyi ifade ettiği ve neden bu kadar popüler olduğu gelmişti. İnsanların, Metaverse kavramını öğrenmeye ve kabullenmeye başlaması ile merak edilen ikinci konu ise Metaverse’ün neye dönüşeceği, nasıl bir yol izleyeceği yani geleceği oldu. Bununla birlikte dünyanın en büyük şirketlerinin bu oyunda bizde varız demesiyle birlikte, her geçen gün bu kavramın getirmiş olduğu anlayışın daha da büyümesi, devamlı olarak gündemde tutulması, konuyla ilgilenenlerin aklına kısa sürede üçüncü soruyu getirdi. Metaverse’ün bu büyüklüğü birçok yeni ve gelişmekte olan teknolojileri içinde barındırması ile siber uzaydaki gizlilik ve güvenlik nasıl sağlanacak? Bu çalışmanın konusu, genel anlamda Metaverse’ün geleceğe yönelik gelişim alanlarını ve bu ortamda karşılaşılabilecek güvenlik risklerini detaylandırarak incelemeyi amaçlamaktadır.After the concept of Metaverse was introduced and started to become popular, one of the topics that people were curious about was what this concept meant and why it was so popular. As people started to learn and accept the concept of Metaverse, the second issue that was curious was what the Metaverse would turn into, what kind of path it would follow, that is, its future. However, with the world's largest companies saying that we are in this game, the understanding of this concept growing day by day and constantly keeping it on the agenda brought the third question to the minds of those interested in the subject in a short time. With the Metaverse hosting many new and emerging technologies, how will privacy and security in cyberspace be ensured? The subject of this study aims to examine in detail the future development areas of Metaverse in general and the security risks that may be encountered in this environment

    2,297

    full texts

    8,409

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Istanbul Ticaret University Institutional Repository (DSpace@Ticaret)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇