Istanbul Ticaret University Institutional Repository (DSpace@Ticaret)
Not a member yet
    8409 research outputs found

    Yapay zeka tarafında üretilen “Trump Gaza” video klibinin hermeneutik yaklaşım üzerinden analizi

    No full text
    Yapay zekâ teknolojilerinde yaşanan gelişmeler neticesinde hızlı, kolay ve az maliyetli içerik üretimi mümkün hale gelmektedir. Bireyler ve kurumlar yapay zekâ programlarını veya araçlarını kullanarak metin, ses, fotoğraf ve video üretimini hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirebilmektedir. Yapay zekâ programları insanların komutları üzerinden içerik üretmektedir. Bu açıdan bakıldığında aslında yapay zekâ tarafından üretilen içerikler insanların duygu ve düşüncelerini içermektedir. Bu nedenle yapay zekâ çıktılarının tamamen bağımsız ve herhangi bir bağlamdan uzak olduğunu söylemek doğru olmaz. Yapay zekâ teknolojileri bilgiyi yoktan var etmezler; ürettikleri içerikler internet ortamında bulunan veriler dâhilinde oluşmaktadır. Bu verilere ulaşabilmesi için de bir insan tarafından yönlendirilmesi gereklidir. Bu bağlamda yapay zekâya doğru ve güvenilir bilgiler girilmezse internet ortamında bulunan verilerden hareketle yanlış ve etik dışı içerik üretimi gerçekleştirebilmektedir. Bu çalışmada yapay zekâ ile oluşturulmuş bir video içeriğinin nasıl propaganda temelli bir toplumsal mesaj verebileceğinin analizi yapılmıştır. Araştırmada, yapay zekâ aracılığı ile üretilen ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından 26 Şubat 2025 tarihinde sosyal medya hesabında paylaşılan “Trump Gaza” video klibi Hermeneutik Yaklaşım üzerinden analiz edilmiştir. Bu videonun seçilme nedeni ise, videonun yapay zekâ tarafından üretilmiş olması ve içerisinde çok fazla yan anlamın bulunmasıdır. Analiz sonucunda “Trump Gaza” videosunda Trump’ın Gazze planına, Filistinlilerin kültürel ve sosyal yaşantılarına, ABD ve İsrail ilişkilerine dair çok sayıda yan anlamın bulunduğu tespit edilmiştir. Video klipte Donald Trump’ın Gazze’nin geleceği ile ilgili planlarını özgürlük, zenginlik ve şöhret çerçevesinde meşrulaştırılmaya çalıştığı görülmektedir.Extended Abstract There are many definitions of artificial intelligence, which is a multidisciplinary concept. As a general definition, artificial intelligence means the imitation of the human brain by machines. As a result of the developments in information and communication technologies, artificial intelligence technology has developed and has reached a level where it can imitate the human brain. As a result of the developments in natural language processing and machine learning technologies, artificial intelligence technologies can be used without the need for so ware knowledge. Producing content with artificial intelligence technologies has become simple and easy. These developments in artificial intelligence technologies have increased the interest in these technologies globally and made content production widespread. As a result of the developments in artificial intelligence technologies, it has become possible to produce text, audio, photos and videos. Today, people can produce content using many artificial intelligence programs such as ChatGPT, Deepseek, AIVA, DALL-E, Mdjourney, HailuoAi, KlingAi. There is no need for so ware knowledge for these programs; artificial intelligence produces content as a result of commands given in natural language. As a result of artificial intelligence producing content in a simple way, people have started to use artificial intelligence programs in their business lives, education processes or daily life practices. People can produce texts, photos and videos very quickly, easily, at no cost or at a low cost through these programs. Graphic design or film production, which has a very long and costly production process, can be realized quickly and costlessly with artificial intelligence. Artificial intelligence has greatly affected and transformed news, graphic design and video production processes. With this technology, content production processes have accelerated, costs have decreased and become more efficient (Lu & Nam, 2021). The main reason for the use of artificial intelligence technologies in many areas is the reduction of costs, acceleration of production processes and thus more income (Dalen, 2012, p.649). Artificial intelligence technologies are used in a way similar to the capitalist production process. Media organizations and many institutions produce content through artificial intelligence technologies in order to maximize their profits and save me, production and costs thanks to these contents. One of the areas where artificial intelligence technologies are frequently used today is visual fields. Media organizations or individuals produce content through visuals produced by artificial intelligence and market these contents. Artificial intelligence produces content through commands that people write to the system. Therefore, the content produced by artificial intelligence also includes people's emotions and thoughts. In this context, artificial intelligence outputs are not completely independent. The content produced by artificial intelligence must be analyzed well. Otherwise, negative ethical problems may occur. If reliable and accurate data is not entered into artificial intelligence, there is a possibility that artificial intelligence will produce wrong and unethical content based on negative data. The research method used in the study is hermeneutic approach. This approach is also called the science of interpretation. This method, which is used in all content that produces meaning, looks at the issue from a linguistic, social, historical and cultural perspective. In this context, when commenting on a subject, the cultural, social and linguistic framework of that subject must be known from a historical perspective. In particular, the person who will perform the interpretation must have a certain knowledge of the language structure used in the content and who said it. Although the hermeneutic approach initially seems to be a method used only for words and texts, it actually emerges as an important analysis method for all contents that produce meaning. The most important reason why the hermeneutic method was preferred in this study is that the video examined contains many sub-messages that are open to interpretation. The aim here is to reveal these sub-messages through the interpretation method, taking into account the linguistic, cultural and historical facts related to the subject. When the visuals in the “Trump Gaza” video clip are examined, it is understood that there are many religious, ethnic and cultural connotations. Religious values and Hamas members are denigrated through Islamic symbols in the video clip. Donald Trump is glorified in the images; he is iden fied with power, authority and wealth. In the video clip, it is seen that the city will be redesigned with the exodus of Palestinians from Gaza and that this design process will take place in partnership with the US and Israel. In addition, there are connotations that global capitalists such as Elon Musk will play a role in the redesign of Gaza. When the images are analyzed, references are made to the bond and love between Trump and Netanyahu. Messages are given that Gaza will be a magnificent and luxurious city under the leadership of this duo and that rich and high-status people will live in Gaza where there are no tunnels. In the video clip, Trump’s plan to exploit Gaza is generally legitimized within the framework of freedom, wealth and fame. When you look at the video in general, you can see that the team that prepared the content did a detailed study. The commands were detailed and loaded into the program. At the same me, the video also appears as a content that reflects Trump's mental world. It can be seen that this video, which has litlle to do with the real world, was produced exactly to make propaganda for Trump and the USA

    Examination of the conceptual structure of publications on marketing and artificial intelligence: A bibliometric analysis

    No full text
    Teknolojideki hızlı gelişmeler ve dijital teknolojilerin yaygınlaşması, birçok alanda yapay zekâya yönelik inovatif uygulamaların kullanılmasına imkân vermektedir. Yapay zekâ araştırmaları sayesinde yapay zekâ teknolojilerindeki ilerlemeler ve inovasyonlar; içerik üretimi, sanal asistanlar ve kişiselleştirme gibi yapay zekâ tabanlı uygulamaların pazarlama alanında da kullanımına yol açmıştır. Bu bağlamda, araştırmanın amacı pazarlama ve yapay zekâ konusunda literatürde yer alan yayınları bibliyometrik analiz yöntemiyle inceleyerek mevcut eğilimi ve alanın kavramsal yapısını belirlemektir. Scopus veri tabanında, başlığında İngilizce “pazarlama”, “yapay zekâ” ve “YZ” terimleri bulunan yayınlar taranmış ve 1985-2023 yılları arasındaki 320 yayın araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmada R-bibliometrix programı ve Scopus veri tabanından elde edilen verilerin analiz sonuçları kullanılmıştır. Kavramsal yapıyı belirlemek için eş birliktelik ve tematik haritalama analizleri yapılmıştır. Kelime bulutu ve trend konular analizinin yanı sıra, en çok yayına sahip yazarları, kaynakları, kurumları, ülkeleri, disiplin alanlarını belirlemek için sıralama analizi yapılmış ve yazarların verimliliği Lotka Yasası ile değerlendirilmiştir. Pazarlama ve yapay zekâ alanının, pazarlamada yapay zekâ, pazarlamada makine öğrenimine ve derin öğrenmeye dayalı yöntemler, veri madenciliği, yapay zekâ teknolojileri konularına odaklandığı görülmüştür. Pazarlamada yapay zekâ konusunun, sadece pazarlama ve yapay zekâyla ilgili kelimeleri değil ayrıca, pazarlamada yapay zekâ uygulamalarının muhatabı olan tüketiciyi belirten tüketici, müşteri, tüketici davranışı, müşteri deneyimi; yenilikleri belirten yaratıcılık ve inovasyon; tüketicilerin mahremiyeti açısından hassas davranılmasını belirten mahremiyet ve etik kelimelerini de içerdiği görülmüştür. Tematik haritalama, başlıca temanın yapay zekâ teması olduğunu göstermiş ve alanın tematik evrimini ortaya koymuştur. Pazarlama ve yapay zekâ konularının kesişimindeki yayınları kapsayarak, pazarlama ve yapay zekâ alanının özellikle kavramsal yapısına odaklanan bu çalışma, hem alandaki temel kavramları ve trend konuları hem de başlıca temaları ve alanın tematik evrimini ortaya koyarak alanın kavramsal yapısını ve mevcut eğilimi kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir.Rapid developments in technology and the proliferation of digital technologies enable the use of innovative applications oriented to artificial intelligence in many fields. Thanks to artificial intelligence research, advances in artificial intelligence technologies and innovations led to the use of artificial intelligence-based applications such as content generation, virtual assistants and personalization also in the field of marketing. In this context, the aim of the research is to determine the current trend and the conceptual structure of the field by examining the publications in the literature on the topic of marketing and artificial intelligence with bibliometric analysis method. In the Scopus database, publications with the English terms “marketing”, “artificial intelligence” and “AI” in their titles were searched, and 320 publications between the years of 1985 and 2023 were included in the research. R-bibliometrix program and the analysis results of the data obtained from the Scopus database were used in the research. To determine the conceptual structure, co-occurrence and thematic mapping analyses were carried out. In addition to word cloud and trend topics analysis, rank analysis was conducted to determine the authors, sources, institutions, countries and disciplinary areas with the most publications, and the productivity of the authors was evaluated with Lotka’s Law. It was seen that the field of marketing and artificial intelligence focused on artificial intelligence in marketing, machine learning and deep learning-based methods in marketing, data mining, artificial intelligence technologies topics. It was seen that the topic of artificial intelligence in marketing included not only the words related to marketing and artificial intelligence but also consumer, customer, consumer behavior, customer experience which were the words for the consumer as the addressee of artificial intelligence applications in marketing; innovation and creativity which indicated innovations; the words of privacy and ethics which indicated to be acted sensitively with regards to privacy of consumers. Thematic mapping showed that the main theme is the theme of artificial intelligence and revealed the thematic evolution of the field. Focusing specifically on the conceptual structure of the field of marketing and artificial intelligence by covering publications at the intersection of marketing and artificial intelligence topics, this study comprehensively analyzes the conceptual structure and current trend of the field by revealing both the main concepts and trending topics in the field as well as the main themes and thematic evolution of the field

    The entrepreneurship ecosystem in Turkey and corporate-startup collaborations: A thematic analysis

    No full text
    Kurumsal işletmeler ile teknoloji start-upları arasındaki iş birlikleri, artan rekabet ve değişen endüstriyel yapılar nedeniyle akademik literatürde geniş yer bulmaktadır. Teknolojinin ve dijitalleşmenin hızlanmasıyla bu iş birliklerine olan ihtiyaç artmış, inovasyon süreçlerine etkisi üzerine yapılan araştırmalar da çoğalmıştır. Bu çalışmada, literatürdeki 32 makale üzerinde tematik analiz yapılarak, iş birliklerinin kilit temaları incelenmektedir. Özellikle iş birliklerinin inovasyon performansı üzerindeki etkisi ve başarı faktörleri, bulgular doğrultusunda ele alınmaktadır. Çalışmanın amacı, hem ilgili araştırma başlığındaki alanlara yönelik resmi ortaya koymak hem de Türkiye’de bu iş birlikleri artarken konunun hangi başlıklarda ele alınması gerektiğine dair gelecekteki araştırmalara yön göstermektir. Ayrıca Türkiye girişimcilik ekosisteminin kendine özgü dinamiklerine odaklanan bir tartışma sunmak da amaçlanmaktadır. Bu çalışmada sistematik literatür taraması yöntemi uygulanmaktadır. Araştırmalar, kurumsal işletmelerin start-uplarla iş birliği yaparak inovasyon süreçlerini hızlandırdığını göstermektedir. Bu iş birlikleri, özellikle büyük firmaların yenilikçi teknolojilere erişimini hızlandırmada önemli bir rol oynamaktadır. Öne çıkan teorik yaklaşımlar arasında "açık inovasyon" ve "stratejik iş birliği" modelleri bulunmaktadır. Firmaların inovasyonu dış kaynaklardan elde etmesi ve startuplarla bilgi, teknoloji ve yetenek paylaşımı yapması, inovasyon ekosistemine katkı sağlamaktadır. Türkiye’de girişimcilik ekosistemi, teknoloji transfer ofisleri, teknoparklar ve kamu destekli hızlandırıcı programlar gibi yapılarla desteklenmektedir. Türkiye’de kurumsal işletmelerin start-uplarla iş birliği yapması, ülkenin küresel inovasyon yarışındaki konumunu güçlendirecek önemli bir adımdır. Türkiye'de iş birliklerinin hızla artmasına karşın, bu konuda yapılan araştırmaların sınırlı olması dikkat çekmektedir. Bu durum, iş birliklerinin potansiyel etkilerinin ve öneminin daha detaylı bir şekilde ele alınmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, iş birliklerinin altında yatan kilit temaları ortaya çıkararak hem literatürde hem de pratikte mevcut boşlukların doldurulmasına olanak tanımaktadır. Çalışma, mevcut literatür için kritik başlıklar ve odak noktaları belirleyerek, gelecekteki araştırmalara yol gösterici olmak ve iş birliklerini daha etkili hale getirecek öneriler sunmak açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle, konunun tematik açıdan ele alınması, iş birliklerinin verimliliğini artıracak stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunacaktır.Collaborations between corporate firms and technology start-ups have gained significant attention in academic literature due to increasing competition and evolving industrial structures. With the acceleration of technology and digitalization, the need for these collaborations has grown, and research on their impact on innovation processes has also increased. In this study, a thematic analysis is conducted on 32 articles from the literature, examining the key themes of these collaborations. Specifically, the impact of collaborations on innovation performance and the factors contributing to their success are discussed based on the findings. This study aims to provide an overview of key areas in the research and guide future studies on critical aspects as collaborations grow in Türkiye. It also offers a discussion focusing on the unique dynamics of the Turkish entrepreneurship ecosystem. In this study, the systematic literature review method is applied. Research shows that corporate firms speed up innovation through collaborations with start-ups, which help large companies access innovative technologies more quickly. Key theoretical models include "open innovation" and "strategic collaboration." Firms source innovation externally and share knowledge, technology, and skills with start-ups, boosting the innovation ecosystem. In Turkey, the entrepreneurial ecosystem is supported by technology transfer offices, technoparks, and government-backed accelerators. Corporate-start-up collaborations in Turkey are vital for strengthening the country’s position in the global innovation race. Despite the growing number of collaborations in Turkey, the limited research on the topic is notable, emphasizing the need for a deeper exploration of their potential impacts and significance. This study identifies key themes in these collaborations, addressing gaps in both literature and practice. By highlighting critical topics in the current literature, the study guides future research and offers recommendations to improve collaboration effectiveness. A thematic analysis of the subject will help develop strategies to enhance the efficiency of these partnerships

    Aile şirketleri ve inovasyon: Yönetim yapısının AR-GE yatırımları ve inovasyon sonuçları üzerindeki rolünün incelenmesi

    No full text
    This study investigates the effect of managerial structure—specifically, only-family-managed, mixed-managed (involving family members and external managers), and external-managed—on innovation inputs and outputs in family firms. Based on four years of panel data from the Mannheim Innovation Panel (MIP) and investigates how managerial structures influence innovation inputs, covering total innovation expenditure and R&D expenditure, as well as innovation outputs like revenue from new or improved products and market novelties. Decker and Günther (2017) have conducted research on the relationship between management and innovation in family firms. However, this study extends this work by integrating both Socio-Emotional Wealth (SEW) theory and Agency Theory. Moreover, it provides a comprehensive view of how different governance structures in family firms affect innovation in time.It provides insights into innovation inputs and outputs across multiple sectors, highlighting the role of family dynamics and control in driving these outcomes. Finally, the study contributes to the existing literature by providing both theoretical and empirical evidence on the relationship between governance structures and innovation performance, emphasizing the unique characteristics of family firms.Bu çalışma, yönetim yapısının -özellikle, sadece aile yönetimi, karma yönetim (hem aile üyelerini hem de dış yöneticileri içeren) ve dış yönetim- ile yönetilen aile şirketlerindeki inovasyon girdileri ve çıktıları üzerindeki etkisini incelemektedir. Mannheim İnovasyon Panelinden (MIP) elde edilen dört yıllık panel verilerini kullanan araştırma, yönetim yapılarının toplam inovasyon harcamaları ve Ar-Ge harcamaları gibi inovasyon girdilerinin yanı sıra yeni veya geliştirilmiş ürünlerden elde edilen ciro ve pazardaki yenilikler de dahil olmak üzere inovasyon çıktılarını nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Önceki çalışmalar (Decker & Günther, 2017) aile şirketlerinde yönetim ve inovasyon arasındaki ilişkiyi araştırmış olsa da bu çalışma bu ilişkilerin gelişimini anlamak için panel verilerini inceleyerek bu çalışmayı genişletmektedir. Bu çalışma, hem Sosyo-Duygusal Zenginlik (SEW) teorisini hem de Vekalet Teorisini entegre ederek, aile şirketlerindeki farklı yönetim yapılarının zaman içinde inovasyonu nasıl etkilediğine dair kapsamlı bir bakış açısı sunmakta, birden fazla sektördeki inovasyon girdisi ve çıktısı hakkında içgörüler sunmakta ve aile dinamiklerinin ve kontrolünün bu sonuçları şekillendirmedeki rolünü vurgulamaktadır

    Case study based on statistical process control techniques on a perfume manufacturing line

    No full text
    İstatistiksel Süreç Kontrolü (İSK), mevcut sürecin izlenmesine ve iyileştirme çalışmalarının yürütülmesine imkan tanır. Süreçteki arızaların ve hataların tespiti ve çözümü için çetele, gruplandırma, Pareto analizi, histogram, balık kılçığı diyagramı, serpilme (korelasyon) ve kontrol diyagramları gibi yedi temel teknik kullanılır. Bu çalışmada, kozmetik sektöründe çeşitli kategorilerde ürünlerin üretimini gerçekleştiren bir işletmenin parfüm üretim hattında İSK tekniklerinin uygulanması incelenmiştir. İyileştirme çalışmalarına başlamadan önce, işleri kolaylaştırmak amacıyla parfüm hattının genel kuşbakışı çizimi ve iş akış diyagramı hazırlanmıştır. Ardından, üretim sürecinde ortaya çıkan arıza tiplerinin ve sebeplerinin belirlenmesi için düzenli veri toplama amacıyla çetele oluşturulmuştur. Öncelikli arıza nedenlerine odaklanmak için Pareto analizi yapılmıştır. İşletmede, arızaların başlıca nedenlerini belirlemek için balık kılçığı diyagramı oluşturulmuştur. Arıza sayısının dağılımının normal olup olmadığını kontrol etmek için histogram kullanılmıştır ve en sık tekrar eden hata tipleri arasındaki etkileşimi belirlemek için korelasyon diyagramları oluşturulmuştur. Sürecin kontrol altında olup olmadığını belirlemek için çetele tablosundan elde edilen verilerle kusurlu ürün yüzdeleri için p kontrol diyagramı oluşturulmuştur.Statistical Process Control (SPC) enables monitoring of the current process and facilitates improvement efforts. Seven fundamental techniques such as check sheets, grouping, Pareto analysis, histograms, fishbone diagrams, scatter (correlation) plots, and control charts are utilized for detecting and resolving errors and defects in the process. This study examines the application of SPC techniques in the perfume production line of a company that manufactures products in various categories within the cosmetic sector. To facilitate improvement efforts, an overview diagram and workflow diagram of the perfume line were prepared before initiating improvement activities. Subsequently, a check sheet was created to collect regular data for identifying types and causes of defects in the production process. Pareto analysis was conducted to focus on primary causes of defects. A fishbone diagram was developed to identify the main causes of errors in the company. Histograms were used to determine whether the distribution of defects was normal, and correlation diagrams were created to assess interactions between the most frequently occurring error types. A p control chart was constructed to determine whether the process was under control by using data obtained from the check sheet for defective product percentages

    Analysis of evaluation criteria for new products in the context of sustainability

    No full text
    Küresel iklim krizi doğrultusunda işletmeler, ürün portföylerini, çevreye olan olumsuz etkileri azaltılmış, daha sürdürülebilir ürünlerle dönüştürmeye çalışmaktadır. Ancak bu doğrultuda ele alacakları aktivitelerde bu değerlendirmeleri nasıl yapacakları, hangi unsurları nasıl önceliklendirecekleri ile ilgili yol haritaları ve araçlara ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı işletmelerin ürün fikirlerini salt çevre boyutu veya finansal unsurlar gibi tek boyutlu değerlendirme yaklaşımları yerine finansal, çevre ve sosyal boyutların tamamının temel alındığı bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmektir. Bu değerlendirmeler işletmelerin yeni ürün kararlarında daha sürdürülebilir sonuçlar elde edebilmeleri için nitel ve nicel değişkenlerin bir arada değerlendirildiği ve hangi önem derecesi ile ele alacakları noktasında bir görü sunacaktır. Çalışmada ele alınan finansal ve finansal olmayan kriterler, otomotiv sektöründen toplam 18 uzmanın değerlendirmeleri Bulanık FUCOM modeli ile analiz edilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda otomotiv sektöründe en baskın kriterlerin finansal kriterler olduğu tespit edilmiştir.Küresel iklim krizi doğrultusunda işletmeler, ürün portföylerini, çevreye olan olumsuz etkileri azaltılmış, daha sürdürülebilir ürünlerle dönüştürmeye çalışmaktadır. Ancak bu doğrultuda ele alacakları aktivitelerde bu değerlendirmeleri nasıl yapacakları, hangi unsurları nasıl önceliklendirecekleri ile ilgili yol haritaları ve araçlara ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı işletmelerin ürün fikirlerini salt çevre boyutu veya finansal unsurlar gibi tek boyutlu değerlendirme yaklaşımları yerine finansal, çevre ve sosyal boyutların tamamının temel alındığı bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmektir. Bu değerlendirmeler işletmelerin yeni ürün kararlarında daha sürdürülebilir sonuçlar elde edebilmeleri için nitel ve nicel değişkenlerin bir arada değerlendirildiği ve hangi önem derecesi ile ele alacakları noktasında bir görü sunacaktır. Çalışmada ele alınan finansal ve finansal olmayan kriterler, otomotiv sektöründen toplam 18 uzmanın değerlendirmeleri Bulanık FUCOM modeli ile analiz edilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda otomotiv sektöründe en baskın kriterlerin finansal kriterler olduğu tespit edilmiştir

    İşe adanmışlığın örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisinde çalışan sadakatinin düzenleyici rolü

    No full text
    This study investigates the moderating role of employee loyalty in the relationship between work engagement and organizational citizenship behavior (OCB). Data was collected by a survey method from 522 employees working in the tourism sector, including agencies, transportation companies, and hotels in Istanbul, Turkey. Data were analyzed using SPSS 26 and AMOS 23 software. The findings state that employee loyalty has a moderating role on the relationship between work engagement and OCB. In addition, it is thought that the effect of increasing employee loyalty on the relationship between work engagement and OCB will strengthen commitment-based behaviors.Bu çalışma, çalışan sadakatinin işe adanmışlık ile örgütsel vatandaşlık davranışı (OCB) arasındaki ilişkide düzenleyici rolünü araştırmaktadır. Veriler, İstanbul Türkiye'deki acenteler, ulaşım ve oteller dahil olmak üzere turizm sektöründeki 522 çalışandan anket yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26 ve AMOS 23 istatistik programları kullanılmıştır. Bulgular, çalışan sadakatinin işe adanmışlık ile OCB arasındaki ilişkide düzenleyici role sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca çalışan sadakatinin artırılmasının, işe adanmışlık ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkiye etkisinin, bağlılık temelli davranışları güçlendireceği düşünülmektedir

    Yeni medyanın sunuculuk pratiklerindeki dönüşümüne yapay zeka üzerinden bir bakış

    No full text
    As in many fields, the effects of artificial intelligence are felt intensely in the media sector. Written and audiovisual activities, from news writing and delivery to programme presentation, can be carried out by artificial intelligence. Recently, artificial intelligence announcers/presenters have come to the agenda. This situation shows that artificial intelligence is gradually integrated into jobs that require creativity and skill. In this article, I aimed to examine the role and impact of artificial intelligence on the future of the traditional broadcasting/presenting profession and to provide an overview of how it is used in changing presenting practices. In this context, I evaluated the programmes created on YouTube by AlaraX, an artificial intelligence influencer and talk show presenter, in terms of presenting/announcing practices. Within the scope of AlaraX's programmes, which have reached hundreds of thousands of views, I a empted to reveal how close or distant she is to a real presenter/announcer by examining her verbal and non-verbal communication elements according to the qualitative content analysis model. Research findings showed that AlaraX was highly successful in asking questions appropriate to the programme theme and guests, generating questions, making analogies related to the topic, and referring to past examples, thanks to the information she extracted and patterned from big data. On the other hand, I found that her tone of voice and facial expressions were inadequate compared to a human presenter, and that although she positioned her gestures correctly, she used limited facial expressions and a monotonous tone of voice. The data I obtained indicates that artificial intelligence has a long way to go in the creativity-demanding profession of presenting.Yapay zekânın etkileri birçok alanda olduğu gibi medya sektöründe de yoğun bir şekilde hissedilmektedir. Haber yazma ve ulaştırmadan program sunuculuğuna kadar yazılı ve görsel-işitsel faaliyetler, yapay zeka tarafından yürütülebilmektedir. Son dönemde de yapay zeka spiker/sunucular gündeme gelmiştir. Bu durum, yapay zekanın yaratıcılık ve beceri gerektiren işlere giderek entegre olduğunu göstermektedir. Bu makalede, yapay zekanın geleneksel yayıncılık/sunuculuk mesleğinin geleceği üzerindeki rolünü ve etkisini incelemek ve değişen sunuculuk uygulamalarında nasıl kullanıldığına dair genel bir bakış sağlamak amaçlanmıştır. Bu bağlamda AlaraX isimli yapay zekâ influencer ve talkshow sunucusunun YouTube’de yaptığı programlar, sunuculuk/spikerlik pratikleri açısından değerlendirilmiştir. Nitel içerik analizi modeli kullanılarak yapılan analizde, AlaraX’in yüzbinlerce izleme sayısına ulaşan programları kapsamında sözlü ve sözsüz iletişim unsurları incelenerek, gerçek bir sunucu/spikere ne derece yakın veya uzak özelliklere sahip olduğu ortaya koymaya çalışılmıştır. Araştırma bulguları, AlaraX’in büyük veri içinden çektiği ve örüntülendirdiği bilgiler sayesinde program teması ve konuklara uygun sorular sorma, soru türetme, konuyla ilgili benzetmeler ve geçmiş örneklerden atıflar yapma konusunda oldukça başarılı olduğunu göstermiştir. Öte yandan ses tonu ve mimiklerin insan bir sunucuyla kıyaslanamayacak ölçüde yetersiz kaldığı bulunmuştur. Ayrıca jestlerini doğru konumlandırsa da sınırlı mimikleri ve tek düze ses tonu kullandığı anlaşılmıştır. Elde edilen veriler, yapay zekanın yaratıcılık gerektiren spikerlik/sunuculuk mesleğinde kat etmesi gereken uzun bir yol olduğuna işaret etmektedir

    Afet haberciliği ve etik çerçevesinde çocuğun mahremiyet hakkı: Kahramanmaraş depremi örneği

    No full text
    The media plays a crucial role in disaster situations by generating a substantial amount of news and informing the public. While the need for information surges during such times, it is paramount that disaster reporting is conducted within the framework of ethical considerations. However, there are instances where media outlets prioritize commercial interests over ethical practices in their coverage of disasters. Examples such as disregard for the right to privacy of victims, portraying death and suffering as mere numbers, and providing unnecessary details about the deaths of victims are frequently encountered during disaster periods. This study aims to examine the news coverage about children related to the 6 February 2023 Kahramanmaraş earthquake within the framework of disaster journalism and ethics, focusing on the right to privacy. A total of 556 news articles about children, published in Sabah, Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet, Yeni Şafak, and Sözcü newspapers during the 7-day national mourning period (February 7-13, 2023) declared after the earthquake, were analyzed using quantitative and qualitative content analysis methods. The findings reveal that children's privacy rights were violated through the overt publication of their identities and photographs, neglecting their best interests. The news stories often objectified children, utilizing them as instruments to amplify dramatic impact. It can be argued that these reports primarily served public interest rather than upholding public good.Medya, afet dönemlerinde yoğun bir şekilde haber üreterek kamuoyunu bilgilendirme işlevini yerine getirmektedir. Enformasyona olan ihtiyacın arttığı bu dönemlerde afet haberciliğinin etik bir anlayışla sürdürülmesi önem taşımaktadır. Ancak medyanın afet haberlerini ticari kaygılarla sunduğu ve etik ihlaller gerçekleştirdiği görülmektedir. Mağdurların mahremiyet hakkının gözetilmemesi, ölüm ve acının yalnızca bir rakamdan ibaretmiş gibi gösterilmesi, kurbanların ölümleriyle ilgili gereksiz ayrıntılara yer verilmesi gibi örneklerle afet dönemlerinde çok sık karşılaşılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 6 Şubat Kahramanmaraş depremi ile ilgili yapılan çocuk haberlerini afet haberciliği ve etik bağlamında ele alarak mahremiyet hakkı çerçevesinde incelemektir. 6 Şubat depreminden sonra ilan edilen 7 günlük milli yas döneminde (7-13 Şubat 2023); Sabah, Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet, Yeni Şafak ve Sözcü gazetelerinde yayınlanan 556 çocuk haberi nicel ve nitel içerik analizi yöntemleriyle incelenmiştir. Araştırma sonucunda, çocukların kimlik bilgilerinin ve fotoğraflarının açık bir şekilde yayınlanarak mahremiyet haklarının ihlal edildiği ve çocuğun üstün yararının gözetilmediği tespit edilmiştir. Haberlerde çocuklar dramatik etkiyi artıracak bir haber malzemesi olarak nesneleştirilmiştir. Yapılan haberlerin kamu yararından çok kamu ilgisine yönelik olduğunu söylemek mümkündür

    Analysis of identities attributed to artificial intelligence assitants in advertisements: The case of Granti BBVA

    No full text
    Günümüzde reklamlar, tüketicilerin gündelik yaşamlarında göz ardı edemeyecekleri bir unsur haline gelmiştir. Yapay zeka teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte, reklam içeriklerinde yapay zeka kullanımı da belirgin şekilde artmıştır. Yapay zekanın kullanım alanlarının genişlemesi, tüketicilerin bu teknolojiyi nasıl tanımladığı ve kimlikleştirdiğini de etkilemektedir. Bu çalışmada yapay zekanın toplum hayatındaki yerinin giderek artmasıyla reklamcılık söylemi içinde yapay zeka asistanlarına yüklenen kimlikler incelenmiştir. Dijital pazarlama da yapay zeka sadece teknik bir araç olarak sunulmaktadır. Markanın kimliğini ve değerlerini yansıtan bir temsil biçim olarak da işlev görmektedir. Özellikle Garanti BBVA’nın (Garanti BBVA’lıyız Birlikte Yaparız) reklam kampanyası örneğinde, yapay zeka asistanlarının kurumsal kimliğin bir parçası haline nasıl getirildiği, insanileştirilmiş temsiller aracılığıyla tüketiciyle kurulan ilişki biçimleri çerçevesinde analiz edilmiştir. Reklamcılık alanındaki bu dönüşüm, ürün, hizmet tanıtımına değil, markanın değerlerini temsil eden dijital karakterlerin yaratılmasına da olanak sağlamıştır. Çalışmanın amacı yapay zeka uygulamalarının insan hayatında ne denli etkisini olduğunu ortaya koymaktır. Çalışmada amaçlı örnekleme kullanılmıştır. Detaylı kavram analizi yapılmasının ardından Nedret Tanyolaç Öz Tokat’ın Yazınsal Metin Çözümlemesinde Kuramsal Yaklaşımlar kitabı baz alınarak Garanti BBVA (Garanti BBVA’lıyız Birlikte Yaparız) reklamı anlatısal düzlemde incelenmiştir. Bu incelemeye ek olarak içerik analizi de kullanılarak çalışmanın incelenmesi güçlendirilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda, reklam içeriklerinde yapay zeka destekli unsurların kullanımının giderek arttığını ve bu durumun kurumların kurumsal kimlik oluşturma stratejileri üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermektedir.Today, advertisements have become an indispensable part of consumers’ daily lives. With the rapid development of artificial intelligence, its use in advertising has notably increased. As AI becomes more integrated into daily practices, consumers have also started to assign identities these technologies. This study explores the identities attributed to AI assistants within advertising discourse, focusing on their role in reflecting corporate identity and values. Rather than being portrayed solely as technical tools, AI assistants are now represented as symbolic extensions of brands. This shift is especially evident in digital marketing, where AI serves both functional and communicative roles. The study analyzes Garant BBVA’s “We Are Garant BBVA, We Do It Together” campaign to understand how AI is positioned within brand’s identity construction. Humanized AI representations not only enhance user engagement but also help personify the brand. The aim is to reveal the impact of artificial intelligence applications on human life. This transformation marks a new phase in advertising, where AI contributes to both marketing strategies and the creation of branded digital characters. Using qualitative research methods and purposeful sampling, study employs both narrative analysis based on Nedret Tanyolaç Öz Tokat’s theoretical framework content analysis. The results reveal a growing incorporation of AI supported features in ads and their influence on corporate identity strategies

    2,297

    full texts

    8,409

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Istanbul Ticaret University Institutional Repository (DSpace@Ticaret)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇