Istanbul Bilgi University

Istanbul Bilgi University Library Open Access
Not a member yet
    9301 research outputs found

    Türkiye ve Doğu Avrupa'da COVID sonrası canlı müzik endüstrisi ve yeni işgücü uygulamaları 'Ekip kültürü ve insan kaynakları yönetimi üzerine bir araştırma'

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Kültür Yönetimi Ana Bilim Dalı, Kültür ve Sanat Yönetimi Bilim DalıBu tezin amacı, küresel salgın Covid-19'dan bu yana Türkiye'de yerleşik yaratıcı endüstrilerdeki, özellikle de canlı müzik endüstrisindeki emek süreçlerindeki değişim ve dönüşümleri analiz etmektir. Çalışmanın kapsamı, Türkiye canlı müzik sektörü ve kültür emekçileri ile sınırlandırılmıştır. Türkiye ve altı Avrupa ülkesinden (Sırbistan, Polonya, Çekya, Hırvatistan, Romanya ve Macaristan) toplam onbir görüşmeciyle yapılan karşılaştırmalı araştırma, global düzeydeki ve beklenmedik krizden çok etkilenen çalışma pratikleriyle ilgili daha geniş bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir. Tez, kültür emekçilerinin küresel krizden ne ölçüde etkilendiğini ve kültür politikaları ile özel şirketlerin mevcut politika ve yönetim stratejilerinin krizi ne şekilde yönetmeye çalışabileceğini sorgulamaktadır. Emek süreci teorileri şu ana kadar mevcut durumu açıklamakta yetersiz kaldığından; bugün emek, işçiler ve Covid-19 salgını sonrası sosyal yaşam ve çalışma ortamı gibi meseleler için yeni modellemelere ihtiyaç duyuyor. Bu çalışmanın önemi, günümüzün kültür işçilerinin güvencesizliğini ve canlı müzik endüstrisinin yönetimsel ve operasyonel pratiklerini kavramaya yönelik olmasından ve sektör çalışanlarının geleceğini öngörmeye yönelik bir girişim olmasından kaynaklanmaktadır. Tezin metodolojisi üç temel yöntem içeriyor; literatür taraması, açık uçlu sorularla görüşme/anketler ve saha incelemesi. Tez çalışmaları kapsamında, canlı müzik organizasyon sektöründen onbir kişi içi açık uçlu sorular içeren görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşmecilerin dördü Türkiye'de, yedisi ise Sırbistan, Hırvatistan, Macaristan, Polonya, Romanya ve Çekya'da yerleşik canlı müzik endüstrisi çalışanları. Görüşülen onbir kişinin yedisi kadın. Bir görüşmeci hariç, diğer tüm görüşmeciler Covid 19 salgını sırasında aktif kültür çalışanları idi. Anahtar Kelimeler; Covid-19; Canlı Müzik Endüstrisi; Yaratıcı Emek; Prekarite; Politika GeliştirmeThe aim of this dissertation is to analyze the transformations in the labour practices in the creative industries, especially in live music industry in Türkiye since the global pandemic Covid-19 outbreak. The scope of the work is limited with the live music industry and the cultural workers, especially in Türkiye. The comparative research which is done with Türkiye and six Eastern Europe countries (Serbia, Poland, Czechia, Croatia, Romania and Hungary), with eleven interviewees, will present a much broader insight of the labour practices all around the globe, which was very much affected by the global crisis. The dissertation asks to what extend the cultural workers have been affected by the global crisis and in what ways cultural policies and the private companies' existing policies and administrational strategies could try to manage the crisis. Labour process theories until now are inadequate to explain the current situation, therefore, today it is a need to establish new radical models in terms of labour, workers and the post-pandemic social and working environment. The significance of this study is that it is an attempt to comprehend today's cultural workers' precarity and the live-music industry's managerial and operational practices, and an attempt to foresee what lies in the future of this industry and its workers. The thesis includes three main methods; literature review, interviews with open-ended questions, questionaries and field investigation. Interviews were made with eleven people from the live music industry. Four of them are from Türkiye and seven of them are from from live music organization companies, based in Serbia, Croatia, Hungary, Poland, Romania and Czechia. Seven out of eleven interviewees were women. They were both cultural workers while Covid-19 pandemic happened, except one. Keywords: Covid-19; Live Music Industry; Creative Labour; Precariousness; Policy Makin

    Türkiye'de yatılı lise deneyiminin incelenmesi: Bir yorumlayıcı fenomenolojik analiz çalışması

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Psikoloji Ana Bilim Dalı, Klinik Psikoloji Bilim DalıBu çalışmanın amacı Türkiye'deki genç yetişkinlerin yatılı lise deneyimlerinin geriye dönük olarak derinlemesine incelenmesidir. Bu amaçla gerçekleştirilen görüşmelerde; "yatılı lisedeki deneyim neydi?" ve "bu deneyimin ebeveynleri, arkadaşları ve partnerleriyle mevcut ilişkilerine etkisi nasıldı?" soruları yöneltildi. Farklı katılımcıların bireysel bakış açılarına erişebilmek amacıyla Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz uygulanmıştır. Yaşları 27-29 arasında değişen 6 katılımcıyla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler buna göre analiz edildi. Analizde 5 ana tema ve 17 alt tema elde edilmiştir. Ana temalar 1) ayrılma süreci, 2) bir sistemden diğerine geçiş, 3) özgün akran ilişkileri, 4) yaşam becerileri kazanma ve 5) duygusal kararsızlık olarak belirlendi. Elde edilen tema ve alt temalar ergenlik deneyimi bileşenleri ve yatılı okul ortamlarının etkisi ışığında tartışılmıştır.The aim of this study is deep examination of boarding high school experience of young adults retrospectively in Türkiye. For this purpose, conducted interviews addressed questions as; "what was the experience during boarding high school" and "how was the influence of the experience among their current relationships of parents, friends and partners" was. In order to provide individual perspectives of different participants Interpretative Phenomenological Analysis conducted. 6 participants aged between 27-29 in-depth interviewed and their interviews analyzed accordingly. The analysis provided 5 major themes and 17 subthemes. The major themes were specified as 1) process of separation, 2) transition from one system to another, 3) unique peer relations, 4) gaining life skills and 5) emotional ambivalence. The finalized themes and subthemes were discussed in the light of adolescent experience components and the influence of boarding school settings

    The effect of black cumin seed oil supplementation on biochemical and anthropometric parameters in adult individuals with hyperlipidemia

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim DalıBu araştırmada, hiperlipidemi tanısı alan bireylerin, beslenme alışkanlıklarında Amerikan Kalp Derneği (AHA) diyet önerileri doğrultusunda, 8 hafta boyunca, düzenli olarak günde 2 kez 900 mg çörek otu (Nigella Sativa) yağı tüketiminin biyokimyasal ve antropometrik parametreler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 64 kişi katılmış ve bireyler rastgele 'kontrol' (n:32, yaş:47,9 ± 13,9 yıl, K:%65,6, E:%34,4) ve 'müdahale' (n:32, yaş:49,1 ± 11,2 yıl, K:%68,8, E:%31,2) grubuna ayrılmıştır. Katılımcıların günlük enerji ve besin ögeleri alım düzeylerinin belirlenmesi için 24 saatlik besin tüketim kaydı, aktivite durumlarının değerlendirilmesi için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Form (IPAQ) uygulanmış ve vücut kompozisyonları biyoelektrik impedans cihazı ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonunda bireylerin %84,4'ünün inaktif ve %15,6'sının ise minimal aktif olduğu saptanmıştır. Çalışma öncesi ve sonrası iki grubun vücut ağırlıkları ve kompozisyonları benzer bulunmuştur (p>0,05). Müdahale grubunun (1094,1 ± 347,3 kkal) müdahale öncesi günlük enerji alım ortalaması kontrol grubundan (1291,2 ± 324,3 kkal) istatistiksel önemli düşüktür (p=0,022). Çalışma sonunda, AHA önerileri doğrultusunda diyet uygulayan kontrol grubu ile diyete ilave 2x900 mg çörek otu yağı takviyesi alan müdahale grubu bireylerin her ikisinde de total kolesterol ve trigliserit seviyeleri benzer şekilde ve önemli oranda düşürmektedir (p0.05). The average daily energy intake of the intervention group (1094.1 ± 347.3 kcal) was statistically significantly lower than the control group (1291.2 ± 324.3 kcal) (p = 0.022). At the end of the study, total cholesterol, LDL cholesterol and triglyceride levels were reduced similarly and significantly in both the control group, which followed a diet in line with AHA recommendations, and the intervention group, which received 2x900 mg black seed oil supplements in addition to the diet (p<0.05). In particular, the decrease in the average triglyceride level of individuals in the intervention group (41.84 ± 52.03 mg/dl) compared to before the study (16.81 ± 32.83 mg/dl) was found to be statistically significant (p = 0.022). . As a result, it was concluded that the use of black cumin oil along with a low-fat, low-cholesterol diet for 8 weeks in overweight or obese, inactive individuals diagnosed with hyperlipidemia had a positive effect on biochemical parameters, but this effect was not statistically significant compared to the group that followed the diet alone

    Finansal psikolojide genotip ve fenotip risk aktarımının kişilik özellikleri üzerinden bireysel yatırım kararlarına etkisinin incelenmesi

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Uluslararası Finans Ana Bilim DalıBu tezin amacı genotip ve fenotip risk aktarımının kişilik özellikleri üzerinden bireysel yatırım kararlarına etkisinin ve ilişkisinin incelenmesidir. Bu etkinin ve ilişkinin etyolojisi, bireylerin gelirlerinin giderlerinden artan kısımlarını veyahut kredili işlemlerini yatırıma yönlendirirken mizaç ve karakter çerçevesinde aldığı kararları, açıklık, sorumluluk, dışadönüklük, uyumluluk ve duygusal denge gibi kişilik özellikleriyle kalıtım ve çevre ekseninde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yordayıcı etkisi ile gelecekte bireylerin yatırım kararlarında bu etkilerin göz önünde bulundurulduğu finansal ürünler, yatırım portföyleri ve ekopsikofinansal modeller dizayn edilmesi amaçlanmaktadır. Tezin amacına uygun olarak 255 erkek 276 kadın toplam 531 katılımcıyla anket yöntemi ile veri toplanmış, ölçek olarak Beş Faktör Kişilik Envanteri, Schwartz Sonuc? Testi ve araştırmacının demografik soruları kapsayan bir çalışma kullanılmıştır. Araştırmada ilişkisel olarak kişilik özellikleri ortalama puanları, iyi oluş ortalama puanları ve risk ortalama puanları arasındaki ilişkinin incelenmesi Pearson momentler çarpımı ve nokta çift serili korelasyon katsayısı analizi, yatırım düzeylerinin ve kalıtsallığın yordayıcı etkisi lineer ve ordinal regresyon yöntemi, gruplararası nedensellik ANOVA ve t-Testi analizleri testi sonuçlarına göre değerlendirilmiş, finansal psikolojide genotip ve fenotip risk aktarımının kişilik özellikleri üzerinden bireysel yatırım kararlarına etkisi sınırlı da olsa tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bireyler yatırım kararlarında bulunurken genotip faktörün bir uzantısı olarak duygusal denge çarpanı yüksek nevrotik bireylerin davranışı ile riskli ürünlere yönelimleri arasında bir etki mevcuttur. Anahtar Kelimeler: Finansal Psikoloji; Fenotip ve Genotip; Kişilik; Büyük Beşli; EkopsikofinansThe aim of this thesis is to examine the effect and relationship of genotype and phenotype risk transfer on individual investment decisions through personality traits. The aetiology of this effect and relationship is aimed to evaluate the decisions taken by individuals within the framework of temperament and character while directing the remaining portion of their income from their expenses or credit transactions to investment, along with personality traits such as openness, conscientiousness, extraversion, agreeableness and neuroticism. With the predictive effect of the study, it is aimed to design financial products, investment portfolios and ecopsychofinancial models that take these effects into consideration in individuals' investment decisions in the future. In accordance with the purpose of the thesis, data was collected by survey method with a total of 531 participants, 255 males and 276 females, and a study including the Five Factor Personality Inventory, Schwartz Outcome Scale and the researcher's demographic questions were used as scales. In the research, examining the relationship between personality traits average scores, well-being average scores and risk average scores, Pearson product moments and point biserial correlation coefficient analysis, predictive effect of investment levels and heredity linear and ordinal regression methods, intergroup causality ANOVA and t-Test analysis test results in financial psychology, genotype and phenotype risk transfer is thought to have an impact on individual investment decisions through personality traits. As a result, when individuals make investment decisions, as an extension of the genotype factor, there is an effect between the behaviour of individuals with a high emotional balance multiplier and their tendency towards risky products. Keywords: Financial Psychology; Genotype and Phenotype; Personality; Big Five; Ecopsychofinanc

    Cinsel içerik üretimi ve cinsel eylemlilik: Kadın çevrimiçi seks işçileri ile nitel bir çalışma

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Psikoloji Ana Bilim Dalı, Klinik Psikoloji Bilim DalıYeni çevrimiçi seks işçiliği platformu OnlyFans, aboneler ve üreticiler arasındaki yakınlığı vurgulayan abonelik tabanlı çerçevesi ile literatürde bahsedilmektedir. Ancak, duygusal emek ve içerik üreticilerinin deneyimleri yeterince araştırılmamıştır ve araştırmalar içerik üreticilerinin motivasyonlarına ve platformun işleyişine odaklanmaktadır. Birkaç çalışma dışında, çevrimiçi seks işçiliğinde cinsel eylemlilik ifadeleri hakkında bir araştırma bulunmamaktadır. Ruh sağlığı ve cinsel sağlık açısından önemi düşünüldüğünde, çevrimiçi seks işçiliğinde cinsel eylemliliğin araştırılması çok önemlidir. Türkiye'de OnlyFans araştırmaları eksiktir. OnlyFans platformu Türkiye'de yakın zamanda yasaklanmıştır, ancak platform hala yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle, OnlyFans üreticileri ve çevrimiçi seks işçilerinin ruh sağlığı hakkında araştırma bulunmaması dikkat gerektirmektedir. Literatürdeki boşluğu gidermek için, Türkiye'de OnlyFans üreticilerinin cinsel içerik üretme deneyimleri, cinsel eylemlilik pratikleri ve ifadeleri, risklere karşı korunma stratejileri ve iyi olma halleri nitel olarak araştırmıştır. OnlyFans içerik üreticisi olarak çalışma deneyimi olan 21-30 yaş arası altı kadınla bireysel görüşmeler yapılmıştır. MAXQDA'da tematik analiz gerçekleştirilmiştir ve dört ana tema ortaya çıkmıştır: Zorlu Bir Emek Olarak OnlyFans Üretimi, OnlyFans İçerik Üreticisi Bir Kadın Olmanın Riskleri, OnlyFans Platformunda Aktif Karar Alma ve İyi Oluşu Destekleyen Kaynaklar. OnlyFans kadınlarının anlatıları, OnlyFans'ta içerik oluşturmanın zorlu emeğini, platform içinde ve dışında damgalanma ve kadın düşmanlığı ile nasıl karşı karşıya kaldıklarını, eylemlilik ifadelerini ve ilişkisel, toplumsal ve kamusal baskı ve istismara karşı oluşturdukları güvenlik pratiklerini ortaya koymuştur. Refahlarını sürdürme yolları da gösterilmiştir. Bu çalışmanın sonuçları ilgili literatür dikkate alınarak tartışılmıştır. İhtiyaç ve risklere ilişkin olarak OnlyFans kadınlarının eylemliliğini, güvenliğini ve iyi oluş hallerini korumaya ve geliştirmeye yönelik pratik çıkarımlar sunulmuştur. Türkiye'nin iklimine ve kadın düşmanlığına dikkat çekilerek multidisipliner ve kapsamlı bir yaklaşımın gerekliliğinden bahsedilmiştir. Çalışmanın güçlü yönleri ve sınırlılıkları ortaya koyulmuş ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.Novel online sex work platform OnlyFans mentioned in literature regarding its subscription-based frame that emphasis the intimacy among the subscribers and creators. However, the emotional labor and the experiences of the content creators are underexplored, and the research focuses on the motivations of creators and the operation of the platform in general. Except for a few studies, there is no previous research about the sexual agency expressions in online sex work. Since sexual agency is significant for well-being and sexual health, investigating sexual agency of online sex workers is crucial. In Türkiye, research about OnlyFans is absent. The OnlyFans platform has been prohibited recently in Türkiye, however, the platform is still widely used. Therefore, the absence of research about the OnlyFans creators and online sex workers' mental health needs attention. To address the gap, the present study investigated the experiences of OnlyFans women in sexual content creation, practices and expressions of sexual agency in online sex work, safeguarding strategies against risks, and maintenance of their well-being in the context of Türkiye through qualitative exploration. Six women, aged 21-30 who had the experience of working as OnlyFans content creators were interviewed individually. Thematic analysis was carried out in MAXQDA and four main themes were generated: OnlyFans Creation as a Demanding Labor, The Risks of Being an OnlyFans Woman, The Expressions of Agency in OnlyFans, and Facilitators of Well-being. OnlyFans women's accounts revealed the demanding labor of OnlyFans, how they faced stigmatization and misogyny both in and out of the platform, their expressions of agency, and safety practices against the relational, societal, and public oppression and abuse. Their well-being maintenance were also illustrated. The results are discussed by taking into consideration the relevant literature. The practical implications for protecting and enhancing OnlyFans women's agency, safety, and well-being regarding the existing needs and risks are presented. The need for a multidisciplinary and comprehensive approach is mentioned by drawing attention to the misogyny and climate of Türkiye. The strengths and limitations of the study are discussed and suggestions for future research are stated

    Sigara içenlerin sağlıklı sigara içmeyenler ve koah hastaları ile karşılaştırılması için akciğer sesleri analizi

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Elektrik-Elektronik Mühendisliği Ana Bilim DalıBu çalışmada, sinyal işleme teknikleri ve makine öğrenimi algoritmaları kullanılarak hastaların üç farklı kategoriye (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), sigara içenler ve sigara içmeyenler) sınıflandırılması araştırılmaktadır. Akustik sinyaller analiz edilerek kırk beş özellik çıkarılmış ve sınıflandırma görevlerindeki etkinlikleri açısından değerlendirilmiştir. Özellikle AR1, AR2, AR3 ve MFCC3 gibi özellikler, farklı sınıflandırıcılar arasında tutarlı bir şekilde yüksek doğruluk göstererek hasta sınıflandırmasındaki önemlerini ortaya koymaktadır. Araştırma ayrıca mikrofon yerleşiminin sınıflandırma doğruluğu üzerindeki etkisini de incelemektedir. Özellikle beşinci mikrofon, sınıflandırma sonuçlarını iyileştirme üzerindeki etkisini göstererek önemli bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bulgular, sağlık hizmeti uygulayıcıları için erken müdahaleleri ve kişiselleştirilmiş tedavi planlarını kolaylaştıran pratik bilgiler sunmaktadır. Ayrıca, klinik ortamlarda sınıflandırma doğruluğunu artırmak için mikrofon konumlandırma stratejilerini dikkate almanın önemini vurgulamaktadır. İleriye dönük olarak, gelecekteki araştırmalar, zaman içinde hasta koşullarını tahmin etmek için öngörücü modelleme tekniklerini keşfedebilir. Ayrıca, mikrofon yerleşiminin optimize edilmesi ve algoritmik yaklaşımların iyileştirilmesi sınıflandırma doğruluğunu daha da artırabilir. Bu çabalar, daha etkili hasta izleme ve müdahale stratejileri sağlayarak sağlık uygulamalarını ilerletmek için umut vaat etmektedir. Özetle, bu çalışma hasta sınıflandırma metodolojilerini geliştirmek için bir temel oluşturarak sağlık hizmeti sunumunun ve hasta sonuçlarının iyileştirilmesinin önünü açmaktadır. Sinyal işleme ve makine öğrenimi tekniklerinden yararlanarak, sağlık hizmeti sağlayıcıları daha bilinçli kararlar verebilir, bu da daha iyi hasta bakımı ve KOAH gibi solunum rahatsızlıklarının yönetimine yol açabilirThis study explores the classification of patients into three distinct categories—Chronic Obstructive Pulmonary Disease (COPD), smokers, and non-smokers—utilizing signal processing techniques and machine learning algorithms. By analyzing acoustic signals, forty-five features are extracted and evaluated for their efficacy in classification tasks. Notably, features such as AR1, AR2, AR3, and MFCC3 consistently demonstrate high accuracy across different classifiers, suggesting their importance in patient classification. The research also investigates the impact of microphone placement on classification accuracy. Particularly, the fifth microphone emerges as significant, highlighting its influence on improving classification outcomes. These findings offer practical insights for healthcare practitioners, facilitating early interventions and personalized treatment plans. Moreover, they underscore the importance of considering microphone positioning strategies to enhance classification accuracy in clinical settings. Looking ahead, future research could explore predictive modeling techniques to anticipate patient conditions over time. Additionally, optimizing microphone placement and refining algorithmic approaches could further improve classification accuracy. These endeavors hold promise for advancing healthcare practices, enabling more effective patient monitoring and intervention strategies. In summary, this study establishes a foundation for enhancing patient classification methodologies, paving the way for improved healthcare delivery and patient outcomes. By leveraging signal processing and machine learning techniques, healthcare providers can make more informed decisions, leading to better patient care and management of respiratory conditions like COPD

    Hindistan ve Pakistan'da demokratikleşmenin yörüngesi

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı, Uluslararası İlişkiler Bilim DalıHindistan ve Pakistan'da demokratikleşmenin yörüngesi, Ağustos 1947'de İngiliz sömürge yönetiminden bağımsızlığını kazandıktan sonra her iki ülkenin demokratikleşme yolunda farklı yollar benimsemesinin ardındaki nedenleri araştıran karşılaştırmalı bir çalışmadır. Hindistan'daki demokrasi, daha işlevli bir çok partili sistem geliştirmeyi başardı. Ancak askeri yönetim dönemlerinde demokrasinin gerileme yaşadığı Pakistan'da durum pek de öyle görünmüyor. Bu çalışma, Samuel P. Huntington'ın, sivil yönetim ile ordu arasında net bir ayrıma işaret eden objektif sivil yönetim teorisini test ediyor ve de analiz ediyor. Çalışma Hindistan ve Pakistan'da demokratikleşme sürecini harekete geçiren veya sarsan hareketleri, olayları, toplumsal sınıfları ve etnik kökenleri kapsıyor. Demokratikleşme ve sıkıyönetim yapılarını ortaya çıkarmak için her iki ülkenin tarihini bütünüyle araştırıyor. Bu çalışma aynı zamanda Pakistan'da sivil temsilcilere uygulanan muameleyi, suçları siyasi liderlerden daha ciddi olsa bile sıkıyönetim diktatörlerine sağlanan güvenli geçişle eşit ve bütüncül bir şekilde incelemektedir. Çalışma, görüşmeler ve diğer ikincil materyaller yoluyla toplanan verileri yorumlamak için nitel teknikler kullanmaktadır. Çalışma, Hindistan ve Pakistan'ın siyasi sistemi arasındaki yapısal farklılığın, iki ülke arasındaki demokratikleşme yollarındaki sapmanın ana nedeni olduğu sonucuna varmakta ve Huntington'ın, askeri görevlilerin bir devlet adamının siyasi rehberliğini takip edebilmeleri için kendilerini siyasi açıdan tarafsız tutmaları gerektiği yönündeki teorisini doğruluyor. Ayrıca Hindistan'ın halihazırda Narendra Modi liderliğinde demokraside bir gerileme yaşadığı da öğrenilmiştir. Anahtar Kelimeler: İngiliz Sömürge Yönetimi; Bağımsızlık; Demokrasi; Sıkıyönetim; Seçimler.The trajectory of democratization in India and Pakistan is a comparative study which investigates the reasons behind the adoption of divergent paths by both the countries on their route to democratization, after gaining independence from the British colonial rule in August 1947. The democracy in India managed to develop a more functioning multiparty system. However, this does not seem to be the case in Pakistan, where democracy has experienced setbacks during periods of military rule. This study tests and analyzes the theory of objective civilian rule by Samuel P. Huntington, which marks a clear distinction between civilian rule and military. The study encompasses the movements, events, incidents, social classes and ethnicities that moved or shook the democratization process in India and Pakistan. It explores the history of both the countries in its entirety in order to find out the patterns of democratization and martial laws. This study also examines the treatment meted out to civilian representatives in Pakistan in stark contrast to the safe passage provided to martial law dictators even if their crimes were more serious than the political leaders. The study utilizes qualitative techniques of interpreting the data collected through interviews and other secondary material. The study concludes that the structural difference between the political system of India and Pakistan is the major cause of deviation in the paths of democratization between the two countries, and it verifies Huntington's theory that the military officers need to keep themselves politically neutral in order to follow a statesman's political guidance. It is also learnt that India is currently experiencing a decline in democracy under the leadership of Narendra Modi. Keywords: British Colonial Rule;Independence; Democracy; Martial Law; Elections

    Examination of unfair commercial practices on the online marketplaces within the scope of EU law and Turkish law

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Bilişim ve Teknoloji Hukuku Ana Bilim DalıTüketici işlemleri ve tüketiciye yönelik uygulamalar, tüketici hukukunun kapsamındadır. Bu durumda, tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamaların da tüketici hukuku kapsamında olduğunu söylemek mümkündür. Tüketicinin kararını etkileyen haksız ticari uygulamalar, tüketici hukuku kapsamında yasaklanmıştır. Amaç ise tüketicinin hukuki bir işlem yaparken özgür iradesiyle hareket etmesine ve karar vermesine imkan tanımaktır. Teknolojik gelişmelerle birlikte elektronik ticaretin önemi artmıştır. Tüketiciler, ihtiyaçlarını elektronik ticaret siteleri üzerinden akdettikleri elektronik sözleşmelerle gidermektedirler. Satıcı ve sağlayıcılar ile tüketicilerin eş zamanlı bir arada bulunmaksızın uzaktan iletişim araçlarıyla akdettikleri elektronik sözleşmeler, mesafeli sözleşme niteliğine haiz olmaktadırlar. Elektronik ticaretin bu denli yaygınlaşmasıyla birlikte bu alanın hukuki boyutunun da düzenlenmesi gerekmiştir. Elektronik ticaretin başlı başına düzenlenmesi yeterli olmayıp ayrıca elektronik ortamda tüketicilerin akdettiği sözleşmeler kapsamında tüketicilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerin de yapılması gerekmiştir. Bu çalışmada, çevrimiçi pazar yerlerindeki haksız ticari uygulamalara, bunlara karşı tüketicinin nasıl korunacağına ilişkin Avrupa Birliği hukukundaki ve Türk hukukundaki düzenlemeler değerlendirilmiştir. Çevrimiçi pazar yerlerindeki haksız ticari uygulamalar dışında kalan internet ortamındaki diğer haksız ticari uygulamalar, bu çalışmanın kapsamında değildir.Consumer transactions and consumer-wise practices fall within the scope of consumer law. Therefore, it is possible to say that consumer-wise unfair commercial practices also fall within the scope of consumer law. Unfair commercial practices affecting the consumer's decision are prohibited within the scope of consumer law. The purpose of this prohibition is to enable consumers to make decisions and engage in legal transactions freely and based on their own will. The importance of electronic commerce has increased with technological developments. Consumers meet their needs through electronic agreements they conclude through electronic commerce sites. Electronic agreements concluded between sellers and providers and consumers via remote communication tools without being together simultaneously are considered distance agreements. With the spread of electronic commerce, the legal aspect of this area also needed to be regulated. Regulating electronic commerce by itself is not sufficient; additional regulations are necessary to protect consumers within the scope of agreements entered into by consumers in electronic environments. This study evaluates the regulations in European Union law and Turkish law concerning unfair commercial practices in the online marketplaces and how consumers are protected against these practices. This study evaluates the regulations in European Union law and Turkish law regarding unfair commercial practices in online marketplaces and how to protect consumers against them. Other unfair commercial practices in the internet environment other than unfair commercial practices in online marketplaces are not within the scope of this study

    Terms of address in Turkish pet-directed speech: Questionnaire vs. spontaneous production results

    No full text
    Terms of address in Turkish spontaneous pet-directed speech and those reported by the same pet-owners in questionnaires were compared with a focus on the proportion of diminutive and hypocoristic morphemes attached to various types of bases in order to see whether different data collection methods revealed different patterns of language use. The results showed that pet owners used diminutive and hypocoristic morphology along with the possessive marker in their spontaneous interactions to express endearment. While hypocoristic forms occurred with similar frequency in both sets of data, pet owners were less likely to report diminutives in their questionnaire responses although they used them in their spontaneous interactions. This is attributed to the use of diminutives to express the type of empathy, which could be easier to establish in spontaneous face-to-face communication. This attribution correctly predicted that stigmatized inverse address forms, as well, were rare in questionnaire responses. © 2024 Elsevier Lt

    NEW MUNICIPALISM IN THE GLOBAL SOUTH: The Antinomies of Kurdish Municipalism

    No full text
    This chapter analyzes the Kurdish municipal experience through the case of Diyarbakir-the heartland of Turkey’s Kurdish-populated southeastern region. In dialogue with the literature on “new municipalism,” it illustrates the ways in which the prospects of the Kurdish movement’s radical democracy project are interrelated with mainstream developmental imaginaries, despite the strong accent put on a post-capitalist, socialized economy. Ultimately, the chapter suggests adopting a broader political and geographical approach to new municipal politics, attuned to the multiplicity of the local scale, and multi-layered political and geopolitical dynamics at play at various scales, particularly in the context of ethno-nationally contested cities. © 2024 selection and editorial matter, Gülçin Balamir Coskun, Tuba Inal-Çekiç, and Ertug Tombus

    4,803

    full texts

    9,301

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Istanbul Bilgi University Library Open Access
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇