Istanbul Bilgi University

Istanbul Bilgi University Library Open Access
Not a member yet
    9301 research outputs found

    Animal history: viewing the Ottoman-Turkish past through an interspecies perspective

    No full text
    [TR] İnsan-hayvan ilişkilerinin zaman içerisindeki değişimini ve hayvanların geçmişteki çoklu rollerini inceleyen hayvan tarihi, Osmanlı ve Türkiye tarih araştırmalarında 2010’lardan itibaren gelişen yeni bir alt alandır. Bu makale, tarih disiplininin insan merkezci (anthropocentric) zihniyet yapısına alternatif olarak geçmişi türlerarası bakış açısıyla incelemeyi öneren hayvan tarihini, çeşitli metodolojik sınırları ve bu sınırların aşılmasıyla tarih yazımına sunduğu katkılar bağlamında analiz etmektedir. Geçmişteki pek çok insan etkinliğinin önemli bir aktörü olan hayvanlara tarih anlatılarında yer verilmemesi ya da yalnızca edilgin bir vasıta olarak yer verilmesi eksik ve yetersiz bir geçmiş tahayyülü oluşturulduğu anlamına gelir. Bu bakımdan, hayvan tarihi, geçmişin hakikatine daha fazla yaklaşılmasını sağlar. Ayrıca, insanın kendini diğer türler arasında üstün olarak konumlandırmasının tarihsel kökenlerine ışık tutarak hâlihazırda insanın hayvanlarla kurduğu eşitsiz ve yıkıcı ilişkilerin dönüştürülmesine katkıda bulunur. Makale bu imkânları barındıran hayvan tarihinin Türkiye ve Osmanlı tarih araştırmalarındaki örneklerini değerlendirerek yeni araştırmacılara bir referans sunmaktadır.[EN] Animal history, which studies the changes in human-animal relations over time and the diverse roles of animals in the past, is a new subfield in Ottoman and Turkish historiography that has been developing since the 2010s. It aims to examine the past through an interspecies perspective as an alternative to the anthropocentric approach of historiography. This article analyzes animal history regarding its methodological limitations and its contributions to historiography when these limitations are overcome. Despite being important actors in almost all human activities in the past, animals are not included in historical narratives, or are only seen as passive instruments meaning that current anthropocentric historiography offers an incomplete and insufficient knowledge of the past. Therefore, animal history allows us to get closer to the reality of the past, and also helps to change the unequal and destructive relationships that humans currently have with animals since it illuminates the historical origins of humans’ self-positioning as superior to other species. The article offers a trajectory for future animal historians through a review of publications on Ottoman and Turkish animal history

    Making street dog adoption experiences visible: the personal is political

    No full text
    [TR] Bu makalede iktidar kurumlarının sokak köpeği olgusunu sahiplendirmeyle yönetme politikasını sorunsallaştırıyorum. Politik, toplumsal ve ekonomik boyutları olan bir konuyu kamusal alanın sorumluluğundan özel alandaki kişilerin sorumluluğuna taşıyarak görünmezleştirdiklerini iddia ediyorum. Feminist hareketin “özel olan politiktir” mottosundan hareketle sokak köpeği sahiplenenlerin deneyimlerine odaklanarak bunları görünür kılıyorum. İlkin Köpek Nüfus Yönetimi Paradigmasının düzenlediği –bakımevi, toplama gibi– araçlarında ve düzenleme dışı bıraktığı müşterek yaşam alanlarda ötekileştirilmelerini ve metalaştırılmalarının travma yaratan yönlerini deneyimler üzerinden gösteriyorum. Sahiplenilen köpeklerin yaşanmışlıklarını yeni sahipli yaşamlarına da taşıdıklarına dikkat çekiyorum. Sahiplenenlerin de hiçbir kamu desteği almaksızın kendi olanaklarıyla travmaları iyileştirme ve/veya onları idare etme yönünde geliştirdikleri yöntemleri aktarıyorum. Bu süreçte sosyal çevrelerinde ve müşterek alanlarda ötekileştirilebildiklerine de dikkat çekiyorum. Kamunun bu alanda öncelikle köpeklere tekil bakacak ve onları ötekileştirmeyecek şekilde paradigmasını değiştirmesine dair vurguyu paylaşıyorum. Burada aynı zamanda sahiplendirmeyle ilgili düzenlemelerin patriarkal eşitsizlikleri pekiştirmeyip bilakis onları dönüştürecek şekilde olmasına dair taleplere de yer veriyorum.[EN] In this article, I problematize the power institutions’ policy to manage the phenomenon of street dogs through adoption; I argue that they render the political, social, and economic issue invisible by moving it from the responsibility of the public sphere to the responsibility of individuals in the private sphere. Based on the feminist movement’s motto that the personal is political, I focus on the experiences of street dog adopters and make them visible. Firstly, I reveal through experiences the traumatizing aspects of their marginalization and commodification both in the disciplinary means –such as the shelter and dog catching– regulated by the Dog Population Management Paradigm and in the communal spaces –such as street– left unregulated by this paradigm. I draw attention to the fact that adopted dogs carry their experiences into their new lives with their new owners, and I explain the methods that adopters have developed to heal and/or cope with their traumas by their proper means without any public support. In this process, I also draw attention to the fact that adopters can be marginalized in their social circles and communal spaces. I also refer to the emphasis on the need to change the paradigm to treat the dogs as singular without marginalizing them. I also mention the demand that regulations on adoption should not reinforce patriarchal inequalities but rather transform them

    Türkiye'de elit sporlarda motivasyon dinamiklerinin ve kama muta deneyiminin incelenmesi: İkincil araştırma

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Örgüt Psikolojisi Ana Bilim Dalı, Örgütsel Psikoloji Bilim DalıBu tezin amacı spor alanında kama muta deneyimini incelemek ve kavramın motivasyonel yönlerine odaklanmaktır. Tezde yer alan nitel çalışmada ikincil veri analizi kullanılmaktadır. Bu tezin nitel çalışması, TÜBİTAK 221K434 Projesi tarafından sağlanan ikincil verilere dayanmaktadır. "Sporda Psikososyal Güvenlik: Elit Sporcularda Psikolojik Sağlığın Belirleyicilerinin Modellenmesi" başlıklı bu proje, elit sporda psikososyal güvenliği araştırmayı amaçlamaktadır. Bu tez, Türkiye'deki elit sporcular ve spor federasyonu yöneticilerinin motivasyon ve kama muta deneyimlerini araştırmaktadır (n=53). Katılımcıların hepsi 18 yaşın üzerindedir; elit sporcular için katılımcılar 24 yaşın altındadır. Projede katılımcılarla ortalama 25 dakika süren birebir yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. İkincil veri analizi gerçekleştirilmiş olup, veri kama muta odaklı tematik bir yaklaşımla yeniden kodlanmıştır. Analiz sonucunda dört ana tema ortaya çıkmıştır: motivasyon, milli duygular, duygusal tepkiler ve fizyolojik tepkiler. Elit sporcular ve spor federasyonu yöneticileri, dahil oldukları sporlarda kama muta deneyimini yaşadıklarına dair ipuçları vermiş olup, bu deneyimi kama muta olarak etiketlememektedirler. Mevcut verilerde, kama muta'yı tanımlayan beş yönün dördü bulunmaktadır, duygu etiketi dışında. Bu tez ikincil araştırma olduğundan, araştırmacılar mülakatta spesifik olarak kama muta ile alakalı sorular dahil etmemiştir. Dolayısıyla katılımcıların kama muta'yı etiketini kullanmamaları anlaşılabilir. Elit sporcuların başarısı sadece bireysel değil, aynı zamanda ülkeler için de çeşitli faydalar sağlayan bir konudur. Bu yüzden sporcuların başarısını ve psikolojik sağlıklarını desteklemenin yollarını bulmak önemlidir. Ayrıca, spor alanında kama muta üzerine özellikle odaklanan herhangi bir araştırma olmaması ve kama muta üzerine organizasyonel odaklı sınırlı araştırmanın bulunması nedeniyle, bu tez bu araştırma eksikliğini gidermek için önemli bir adımdır.The aim of this thesis is to investigate the experience of kama muta in the field of sports, with a focus on the motivational aspects of the concept. The qualitative study in this thesis is based on secondary data, provided by the TUBITAK 221K434 Project, "Psychosocial Safety at Sports: Modeling the Determinants of Psychological Health in Elite Athletes", which aims to investigate the psychosocial safety of elite sports. This thesis investigates the motivation and the experience of kama muta in elite athletes and sports federation executives in Türkiye (n=53). Participants are all over 18 years old; for elite athletes, the participants' ages are under 24. In the original project, the one-to-one interviews were conducted with participants that were approximately 25 minutes in duration. Semi-structured interviews were conducted and if participants shared some other things related to the research, additional questions were directed accordingly. Secondary data analysis was conducted, and the data was re-coded with a thematic focus on kama muta. The analysis yielded four master themes: motivation, national sentiments, emotional responses, and physiological responses. Elite athletes and sports federation executives mention associations related to the experience of kama muta in the sports they are involved with, even though they do not label it as kama muta. Four aspects that define kama muta are present in the current data, except the fifth aspect, the emotion label. Since this thesis is secondary research, the interviewers did not include specific questions that label kama muta, so it is reasonable not to have a label of kama muta. Since the success of elite athletes is not just an individual aspect but also related to several benefits to countries, discovering ways to facilitate athletes' success and psychological health is essential. In addition, since no research focuses explicitly on kama muta in the sports field and limited research on kama muta with an organizational focus, this thesis is a crucial step to fill this lack of research

    The relationship between screen addiction levels and dietary habits in adolescents

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim Dalı, Beslenme ve Diyetetik Bilim DalıBu çalışma ekran bağımlılığı ve adölesan bireylerin beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yürütümüştür. Araştırma İstanbul ilinde, Mehmet Emin Saraç İmam Hatip Lisesi ve Beyoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesinde eğitim alan gönüllü 890 kadın ve erkek lise öğrencisi arasında gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların akıllı telefon bağımlılığını ölçmek için Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği, bilgisayar ve bilgisayar oyun bağımlılığını ölçmek için Bilgisayar Bağımlılığı Ölçeği ve yeme davranışlarını saptamak adına Yeme Bağımlılığı Saptama Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların yaş ortalamaları (16,32±1,33) yıl, beden kütle indeksi (BKİ) ortalaması ise 22,38±3,77 olarak saptanmıştır. Kadın katılımcıların bilgisayar bağımlılığı puanı ortalama 69,12±12,74 iken erkek katılımcıların 70,28±15,19 olarak bulunmuştur (p>0,05). Kadın katılımcıların akıllı telefon bağımlılığı puanı ortalama 29,28±8,34 erkeklerin ise 29,55±8,75 olarak saptanmıştır (p>0,05). Kadın katılımcıların yeme davranışı saptama ölçeği puanı ortalama 305,63±47,38 iken erkeklerin 299,76±56,56 olarak saptanmıştır (p>0,05). BKİ'si yüksek bireylerin bilgisayar bağımlılığı puanı daha yüksek bulunmuştur (p0,05). Women agree that the average smartphone price is 29.28±8.34, while it is 29.55±8.75 (p>0,05). The average speaking performance of women was 305.63±47.38 and 299.76±56.56 (p>0,05). The computer addiction score of individuals with high BMI was found to be higher (p<0,05). There is a significant difference between computer addiction scores according to cigarette and alcohol use (p<0.01). There is a positive relationship between the total computer addiction score, smartphone addiction score and eating behavior score, respectively (p<0.05). Additionally, there is a positive relationship between the total score of the eating behavior detection scale and the total score of smartphone addiction (p<0.01). In this context, in line with our findings, it was determined that female adolescents have higher computer game addiction than male adolescents, male adolescents have higher smartphone addiction than female adolescents, and male adolescents have worse eating habits than female adolescents in terms of eating behavior

    Turkish adaptation of the eating and appraisal due to emotions and stress questionnaire: Validity and reliability study

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim DalıBu çalışma, stres ve duygularla başa çıkmak için başvurulan yeme davranışını ölçmek amacıyla hazırlanan Duygu ve Strese Bağlı Yeme Değerlendirme Anketi'nin (EADES) Türk toplumuna uyarlanması ve anketin geçerlilik ve güvenirliğinin değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Çalışma, Aralık 2023 - Mart 2024 tarihleri arasında, yaşları 18 ile 60 arasında olan 518 Türk katılımcının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara sosyal medya platformları aracılığıyla EADES anketi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, 49 maddeden oluşan anketin faktör yükleri analiz edilmiştir. Güvenirlik açısından, faktör yükleri 0,40'tan düşük olan maddeler çıkarılmış olup, geriye kalan 37 madde üzerinde yapılan analizler istatiksel olarak anlamlı bulunarak modelin genel uyumu iyi olarak değerlendirilmiştir (p<0,001) (CMIN/DF (1921,831/621)=3,095, GFI=0,829, IFI=0,873, TLI=0,863, CFI=0,872, RMSEA=0,064 ve SRMR=0,069). Tukey's toplanabilirlik testine göre ölçeğin toplanabilir olup olmadığı incelenmiş ve test sonucunda ölçeğin toplam puan analizi için yeterli olmayacağı anlaşılmıştır. (F=918,405; p<0,001). Bu sebeple her üç faktör için ayrı puan hesaplaması yapılmıştır. Demografik veriler ile ilişkisi incelendiğinde cinsiyet, medeni durum, BKİ ve gelir düzeyi gibi değişkenlerin duygu ve strese bağlı yeme faktörlerini etkileyebileceği sonucuna varılmıştır (p<0,001). Bu bağlamda, EADES'in Türkçe versiyonu 18 – 60 yaş yetişkin bireyler arasında geçerli ve güvenilir bir ölçek olarak kabul edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.This study was designed to adapt the The Eating and Appraisal Due to Emotions and Stress (EADES) to the Turkish population and evaluate its validity and reliability in measuring eating behaviors used to cope with stress and emotions. The study was conducted between December 2023 and March 2024 with 518 Turkish participants aged 18 to 60. Participants completed the EADES questionnaire through social media platforms. As a result of the research, the factor loadings of the 49-item questionnaire were analyzed. For reliability, items with factor loadings below 0.40 were removed, and analyses on the remaining 37 items were found to be statistically significant, with the overall model fit evaluated as good (p<0.001) (CMIN/DF (1921.831/621)=3.095, GFI=0.829, IFI=0.873, TLI=0.863, CFI=0.872, RMSEA=0.064, and SRMR=0.069). According to Tukey's test of additivity, it was examined whether the scale was additive, and the test result indicated that the scale was not sufficient for total score analysis (F=918.405; p<0.001). Therefore, separate scores were calculated for each of the three factors. When examining the relationship with demographic data, it was concluded that variables such as gender, marital status, BMI, and income level could affect the emotional and stress-related eating factors (p<0.001). In this context, it was concluded that the Turkish version of EADES is a valid and reliable scale for adults aged 18-60

    Özel askeri ve güvenlik şirketi personelinin cezasızlığı sorunu: Uluslararası Ceza Mahkemesi çözüm olabilir mi?

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, İnsan Hakları Hukuku Bilim DalıHizmet odaklı ticari kuruluşlar olarak, Özel Askeri ve Güvenlik Şirketleri (ÖZAGŞ), 1990'lı yıllardan bu yana dünya çapında faaliyet göstermektedir. Ortaya çıktıklarından bu yana sadece alışveriş merkezlerinde, iş yerlerinde ve etkinlik salonlarında değil, savaş bölgelerinde ve diğer yüksek riskli ortamlarda da faaliyet gösteriyorlar. Bugün küresel Özel Askeri ve Güvenlik Endüstrisi milyarlarca dolar değerinde bir endüstri haline gelmiştir. Büyüyen bir sektör olmasına rağmen, küresel özel askeri ve güvenlik endüstrisinin hem eleştirenleri hem de destekçileri vardır. Destekleyenler, ÖZAGŞ'leri küresel güvenlik ekosisteminde olumlu etkileri olduğu görüşünü savunurken, onları eleştirenler, onların çeşitli suçlardan sorumlu olduklarına ve bir cezasızlık kültürüne sebep olduklarına inanıyor. Bu çalışmada eleştirilere odaklanılmaktadır. ÖZAGŞ'leri personelinin karıştığı bazı skandallarla hatırlanmaktalar. Bu skandallar arasında ÖZAGŞ personeli tarafından yürütülen seks ticareti ve fuhuş çetesi, masum sivillerin toplu öldürülmesi ve mahkumlara işkence yapılması yer alıyor. Buna yanıt olarak devletler, STK'lar ve şirketler, esas olarak ÖZAGŞ'lerinin meşru kullanımının sınırlarını netleştirmeyi ve ÖZAGŞ'leri ve operasyonları için bir dizi ilke oluşturmayı amaçlayan yumuşak hukuk araçları oluşturdular. Ancak böylesi skandallar bitmiyor gibi görünüyor. ÖZAGŞ'leri ve personeli hâlâ cezasızlık kültüründen faydalanmakla suçlanıyor. Öte yandan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) uluslararası düzeyde suçlarla ilgilenen bir yargı mekanizmasıdır. Devletlerin isteksiz veya kabiliyetsiz olduğu durumlarda harekete geçer ve bireyleri doğrudan sorumlu tutabilir. Bunu akılda tutarak, elimizdeki çalışma, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin ÖZAGŞ personelinin cezasızlığı sorununu çözme potansiyelini değerlendiriyor. Çalışma, UCM'nin soruna yalnızca kısmi bir çözüm sağladığı ve ÖZAGŞ personelinin cezasız kalması sorunuyla ilgilenmek için ideal bir kurum olmadığı sonucuna varıyor.As service-oriented business entities, private military and security companies (PMSCs) have a history dating back to the 1990s. Since their emergence, PMSCs have operated in a variety of environments, including shopping malls, business premises, event halls as well as warzones and other high-risk environments. Today, the global private military and security industry is a billions of dollars worth industry. The global private military and security industry is growing and its influence is expanding, but it has both its critics and supporters. While those who hold positive views about the industry tend to believe that PMSCs have a generally positive impact in global security ecosystem, critics of PMSCs believe that they are responsible for a variety of crimes and enjoying a culture of impunity. The present study focuses on the latter. PMSCs are known for certain scandals that some PMSCs and their personnel were involved in. Among these scandals were the operation of sex trafficking and prostitution rings, the mass-killings of innocent civilians and the torture of prisoners. In response, states, NGOs and companies developed soft-law instruments to clarify the limits of legitimate use of PMSCs and to establish a set of principles for PMSCs and their operations. However, there seems to be no end for such scandals. In recent years, PMSCs have been accused of enjoying a culture of impunity. On the other hand, the International Criminal Court (ICC) is a judicial mechanism which deals with crimes at international level. It acts when states are unable or unwilling and may directly hold individuals accountable. With this in mind, the study at hand assesses the International Criminal Court's potential in solving the issue of impunity of PMSC personnel. The study concludes that the ICC provides only a partial solution to the problem and not the ideal institution for dealing with the issue of impunity of PMSC personnel

    Neoliberal otoriterlik ve hekimlerin güvencesizleşmesi: Türkiye'den hekim göçü

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Siyaset Bilimi Ana Bilim Dalı, Siyaset Bilimi Bilim DalıBu araştırma, Türkiye'de uygulanan neoliberal otoriter ve popülist politikaların, hekim göçünün ana nedenleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Hekimlerin örneklem olarak seçilmesindeki esas neden Türkiye'den göç eden meslek grupları arasındaki en yüksek düzeye sahip olmalarıdır. Bu bağlamda, son yirmi yılda ekonomik güvenlik, sosyal statü ve siyasi faillik açısından sürekli olarak zayıflatılmış bir meslek grubu olarak Türkiye'deki hekimlere odaklanılmıştır. Çalışmada öncelikle neoliberal popülizm ve neoliberal otoriterlik kavramları tanıtılmıştır. Daha sonra Türkiye'deki sağlık politikaları kronolojik olarak özetlenmiştir. Ardından güvencesizleştirme kavramı ile ilgili tartışmalar genelde meslek özelde hekim sosyolojisi üzerinden paylaşılmıştır. Ayrıca hekimlerin proleterleşmesine yönelik literatüre yer verilmiştir. Teorik çerçevenin oluşturulmasının ardından Türkiye'de güvencesizleştirmeye neden olan sağlık emek gücündeki değişimler paylaşılmış, mevcut değişimler bu araştırmaya katılım gösteren hekimlerin söylemleriyle örneklendirilmiştir. Bulgular bölümünde katılımcılar hakkında bilgi paylaşılarak hekimlerin göçünün nedenleri araştırılmıştır. Araştırma amacına uyumlu biçimde ve nitel yöntem ile sürdürülen çalışma yurtdışına göç eden veya etmek üzere olan 35 hekimin katılımıyla yürütülmüştür. Katılımcılara, daha önce hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formunda yer alan sorular yöneltilerek derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Görüşmede edinilen bilgiler, hekimlerin deneyimlerini ve algılarını daha iyi anlamak için tematik analiz yönteminden de yararlanarak söylem analizine tabi tutulmuştur. Araştırma, Türkiye'deki sağlık sektöründe son yıllarda yaşanan dönüşümleri, özellikle Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın etkilerini ve neoliberal politikaların sağlık sistemi üzerindeki sonuçlarını gözler önüne sermektedir. Bu politikaların sonucunda, hekimler arasında çalışma koşulları hızla kötüleşmiş, iş güvencesi azalmış ve sağlık hizmetlerinin sunumu zorlaşmıştır. Araştırma sonuçları, hekimlerin göç eğilimlerinin temel olarak ekonomik ve siyasi sebeplere dayandığını ve neoliberal otoriter politikaların sağlık sektöründeki çalışma koşullarını olumsuz etkilediğini göstermektedir. Ayrıca hekimlerin göçünün karmaşık bir etkileşim olduğu ve bu sürecin maddi nedenlerin yanı sıra ideolojik, kültürel, politik ve mesleki faktörlere de bağlı olduğu anlaşılmıştır. Tematik analiz aracılığıyla hekimlerin göç nedenleri maddeler halinde ve ayrıntılı olarak sıralanmıştır. Bu araştırmanın özgün değer ifade etmesi nedeniyle literatüre katkı sunması beklenmektedir. Ayrıca sağlık sektörünü ve toplumu ayakta tutan hekimlerin maruz kaldığı sorunları ve zorlukları vurgulayarak, politika yapıcılarına ve topluma sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve kalitesi konusunda daha fazla farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır.This research aims to examine the impact of neoliberal authoritarian and populist policies in Türkiye on the main causes of physician immigration. The main reason for choosing physicians as the sample is that they have the highest level of immigration from Türkiye among the professional groups. In this context, the focus is on physicians in Türkiye as a professional group that has been continuously undermined in terms of economic security, social status and political agency over the last two decades. The study first introduces the concepts of neoliberal populism and neoliberal authoritarianism. Then the health policies in Türkiye are summarized chronologically. Then, discussions on the concept of precarization are shared through the sociology of the profession in general and physicians in particular. In addition, the literature on the proletarianization of physicians is included. Following the theoretical framework, the changes in the health labor force in Türkiye that led to precarization are shared and the current changes are exemplified through the discourses of the physicians participating in this research. In the findings section, information about the participants was shared and the reasons for the immigration of physicians were investigated. The study, which was conducted with a qualitative method in line with the purpose of the research, was conducted with the participation of 35 physicians who migrated or are about to migrate abroad. In-depth interviews were conducted with the participants by asking them the questions in the semi-structured interview form prepared beforehand. The information obtained in the interview was subjected to discourse analysis using thematic analysis method to better understand the experiences and perceptions of the physicians. The research reveals the transformations in the health sector in Türkiye in recent years, especially the effects of the Health Transformation Program and the consequences of neoliberal policies on the health system. As a result of these policies, working conditions among physicians have deteriorated rapidly, job security has decreased and the delivery of health services has become more difficult. The results of the research show that physicians' immigration tendencies are mainly based on economic and political reasons and that neoliberal authoritarian policies negatively affect working conditions in the health sector. It is also understood that physicians' immigration is a complex interaction and that this process depends on ideological, cultural, political and professional factors in addition to material reasons. Through thematic analysis, the reasons for physicians' immigration are listed in items and in detail. This research is expected to contribute to the literature due to its original value. It also aims to raise greater awareness among policy makers and the public on the sustainability and quality of healthcare services by highlighting the problems and challenges faced by physicians who sustain the healthcare sector and society

    Kripto ticaret platformlarında finansal bilgi ve müşteri sadakatine yönelik e-hizmet kalitesi ve e-hizmet telafi

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Pazarlama Ana Bilim Dalı, Pazarlama Bilim DalıKripto para birimlerinin yükselişi, çok sayıda kripto ticaret platformunun gelişmesine yol açtı. Ancak, tüm platformlar müşterilerine sağladıkları e-hizmet kalitesi açısından eşit değildir. Bu çalışma, finansal bilginin rolüne odaklanarak, kripto ticaret platformları bağlamında e-hizmet kalitesi ve e-hizmet telafi kalitesinin müşteri sadakati üzerindeki etkisini incelemektedir. Bu amaca ulaşmak için, kripto ticaret platformu kullanıcıları arasında çevrimiçi bir anket gerçekleştirilmiş ve veriler toplanarak yapısal eşitlik modellemesi yoluyla analiz edilmiştir. Sonuçlar, e-hizmet kalitesinin müşteri sadakati üzerinde anlamlı bir pozitif etkiye sahip olduğunu, e-hizmet telafi kalitesinin ise müşteri sadakati üzerinde anlamlı bir negatif etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, finansal bilginin e-hizmet kalitesi ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi ılımlı hale getirdiği bulunmuştur. Bu çalışmanın bulguları, müşteri sadakatini artırmak isteyen kripto ticaret platformları için önemli çıkarımlara sahiptir. Bu platformlar, e-hizmet kalitelerini artırmaya odaklanarak ve etkili e-hizmet telafi stratejileri uygulayarak müşteri memnuniyetini ve bağlılığını artırabilir. Ayrıca, müşterilerin finansal bilgilerini artırmak için eğitim kaynakları sağlamak, platforma olan bağlılıklarını daha da güçlendirebilir. Genel olarak bu çalışma, kripto ticaret platformları bağlamında müşteri sadakatini teşvik etmede e-hizmet kalitesi, e-hizmet telafi kalitesi ve finansal bilginin önemini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: E-Hizmet Kalitesi, E-Hizmet Telafi, Finansal Bilgi, Müşteri Sadakati, Kripto Ticaret Platformları.The rise of cryptocurrencies has led to the development of numerous crypto trading platforms. However, not all platforms are equal in terms of the e-service quality they provide to their customers. This study examines the impact of e-service quality and e-recovery service quality on customer loyalty in the context of crypto trading platforms, with a focus on the role of financial knowledge. To achieve this goal, an online survey was conducted among crypto trading platform users, and data was collected and analyzed through structural equation modeling. The results indicate that e-service quality has a significant positive effect on customer loyalty, while e-recovery service quality has a significant negative effect on customer loyalty. Furthermore, financial knowledge was found to moderate the relationship between e-service quality and customer loyalty. The findings of this study have important implications for crypto trading platforms seeking to improve their customer loyalty. By focusing on improving their e-service quality and implementing effective e-recovery strategies, these platforms can enhance their customer satisfaction and retention. Additionally, providing educational resources to enhance customers' financial knowledge may further strengthen their loyalty to the platform. Overall, this study highlights the importance of e-service quality, e-recovery service quality, and financial knowledge in fostering customer loyalty in the context of crypto trading platforms. Keywords: E-Service Quality, E-Service Recovery, Financial Knowledge, Customer Loyalty, Crypto Trading Platforms

    Gündelik nesnelerdeki kayıp göndergeler: Hazır-yapımlar ve insanlık durumuna etkisi

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Felsefe ve Toplumsal Düşünce Ana Bilim Dalı, Felsefe ve Toplumsal Düşünce Bilim DalıBu tez, gündelik nesnelerin kayıp göndergelerini, hazır-yapımlar üzerinden, kavramın sanattaki ağırlığını gözeterek araştırmaktadır. Bunu sağlayabimek için, gündeliklik ve nesne ilişkisini incelemekte, sıradanlığın birey ve toplum açısından farkını açıklamayı önceliklendirirken, kolektif hafızamıza yerleşik örnekler ve popüler kültürün araçsallaştırdığı konseptleri irdelemektedir. Tüketim toplumu ve insanlık durumu üzerinden bireye yüklenmeye çalışılan sorumluluğu ele alırken, seri üretim nesnelerinin üretim ilişkilerinin karmaşıklığının iletişim kuramadığı gerekçelendirmelerle ilgilenmektedir. Mevcut insanlık durumunun doğal habitatını tariflerken, gözardı ettiğimiz, farkında olmadığımız, bilincimiz dışında gerçekleşen etkileşimleri ifşa edebilmeyi amaçlamaktadır. Sanat, felsefe ve tasarımın parçalara ayırarak tekelleştirdiği, araçsallaştırdığı varsayımlara disiplinlerarası bir bakışla akışkanlık kazandırmayı hedeflemektedir. Bazı konspetlerin, çeşitli temsilciler eliyle farklı disiplinler içerisinde kemikleştirilmeye çalışıldığının bilinciyle, bu tez, hazır-yapım, kayıp gönderge ve gündelik nesne gibi kavramları alışılageldik bağlamları dışında ele alarak çağdaş insanların yaşamını anlamlandırmaya katkı sunmaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gündelik Nesneler, Hazır-yapım, Kayıp Gönderge, Endüstriyel Tasarım, İnsanlık DurumuThis thesis investigates the absent referents of everyday objects through ready-mades, acknowledging the concept's weight in art. In doing so, it examines the relationship between everydayness and things, prioritizes explaining the difference between mundanity in terms of individual and society, and examines examples embedded in our collective memory and concepts instrumentalized by popular culture. It is interested in the justifications that the complexity of production relations of mass-produced objects cannot communicate while addressing the responsibility that is attempted to be imposed on the individual through the consumer society and the human condition. While describing the natural habitat of the current human condition, it aims to reveal interactions that we ignore, are unaware of, and occur outside our consciousness. It aims to fluidize the assumptions that art, philosophy, and design have monopolized and instrumentalized by fragmenting them into pieces using an interdisciplinary perspective. Being aware that some concepts are attempted to be solidified in different disciplines by various representatives, this thesis aims to contribute to understanding the life of contemporary humans by considering concepts such as ready-made, absent referent, and everyday things beyond their usual contexts. Keywords: Everyday Things, Ready-made, Absent Referent, Industrial Design, Human Conditio

    Türkiye ekonomisinin kırılganlıkları: 2002-2022

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Uluslararası Finans Ana Bilim DalıBu çalışmada, 2002-2022 yılları arasında Türkiye ekonomisi için sermaye akımları (doğrudan yabancı yatırımlar ve portföy yatırımları), cari açık, bütçe açığı, kredi hacmi değişimi ve brüt dış borcun gayrisafi yurtiçi hasıla üzerindeki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Türkiye ekonomisinin dış borç artışlarına ve sermaye akımlarına bağımlılığı OLS regresyon modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Bu kapsamda 2002-2022 dönemi için sermaye girişi, cari açık, bütçe açığı, kredi hacmi değişimi ve brüt dış borç değişkenleri milli gelir artışını açıklamak için kullanılmıştır. Modelde sermaye akışı değişimi, kredi hacmi değişimi ve toplam dış borç stoku %1 güven aralığında, bütçe açığı ise %5 güven aralığında istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar vererek GSYİH büyümesini açıklayabilmiştir. Sonuçlar, Türkiye ekonomisinin milli gelir büyümesi için büyük ölçüde sermaye girişine ve dış borca bağımlı olduğunu göstermektedir.In this study, it is aimed to determine the effect of capital flows (foreign direct investments and portfolio investments), current account deficit, budget deficit, credit volume change and gross foreign debt on gross domestic product for the Turkish economy between 2002 and 2022. The dependence of the Turkish economy on external debt increases and capital flows has been analysed using OLS regression model. In this context, capital inflow, current account deficit, budget deficit, credit volume change and gross external debt change variables for the period 2002-2022 were used to explain the increase in national income. In the model, capital flow change, credit volume change and total external debt change were able to explain GDP growth by giving statistically significant results at 1% confidence interval while budget deficit is statistically significant at 5% confidence interval. Results show that Turkish economy heavily dependent on capital inflow and foreign debt for gross domestic growth

    4,803

    full texts

    9,301

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Istanbul Bilgi University Library Open Access
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇