Giresun University Institutional Repository
Not a member yet
5771 research outputs found
Sort by
Ti15Mo ala m yüzeyinde ince film bazl tio2 nanotüp yüzeylerin üretimi ve özelliklerinin ara t r lmas
Ti15Mo ala m korozyon ve biyouyumluluk özellikleri ile öne ç kan bir biyomalzemedir. Ala mda bulunan molibden, ala ma sa laml k ve sertlik vermektedir. Bu özellikleri ile son y llarda ilgi görmektedir. Vücutta biyomalzeme kullan m için biyouyumluluk ve biyoaktiflik özelliklerinin artt r lmas gerekmektedir. Bunun için de malzeme yüzeyine çe itli yüzey modifikasyonu yöntemleri uygulanmaktad r. Bu çal mada biyouyumlulu u artt rmak için Ti15Mo yüzeyine farkl voltaj de erlerinde (25V, 27.5V, 30V, 32.5V, 35V) 1 saat anodik oksidasyon (AO) i lemi uygulanm t r. Üretilen yüzeylerin kristal yap lar , yüzey morfolojileri, elemental da l mlar , elastik modülleri, sertlik de erleri ve yüzey slanabilirlik özellikleri belirlenmi tir ve malzemeler aras nda k yaslama yap lm t r. AO i lemi sonucunda tüm yüzeyler TiO2 (anataz) elde edilmi ve EDX sonuçlar da elementlerin homojen ekilde yüzeyde olu tu unu göstermektedir. Uygulama potansiyelinin artmas yla birlikte yüzeydeki gözeneklerin artt ve 35V' ta düzenli ve s ral nanotüp yap s elde edilmi tir. Yüzeylerin antibakteriyel özelliklerini iyile tirmek için düzenli ve s ral nanotüp yap s olu turulan 35V uygulama potansiyelinde 5 adet numune AO i lemi uygulanm t r. 4 adet numunenin yüzeyine manyetik s çratma metodu kullan larak 10 nm kal nl nda Cu, SiO2, %50Cu-%50SiO2 ve %30Cu-%70SiO2 ince filmler büyütülmü tür. nce film büyütülen yüzeylerin morfolojileri, elementel da l mlar , yüzey slanabilirlik özellikleri Ti15Mo ve AO-Ti15Mo yüzeyleri ile k yaslanm t r. SEM görüntüleri incelendi inde ince film kaplamalar yüzey morfolojisini etkilemedi i görülmü tür ve EDX sonuçlar nda ince film kaplamalar n n nanotüplerin iç yüzeylerine ula t tespit edilmi tir. nce film kaplanan yüzeylerin temas aç de erlerinde bütün yüzeylerin hidrofilik oldu u belirlenmi tir. Cu ince film büyütülen yüzeyin temas aç de eri di er yüzeylere k yasla en yüksek de ere sahipken Si katk lanan yüzeylerin temas aç de erlerinde dü ü tespit edilmi tir. Büyütülen ince filmlerin E. coli bakterilerine kar gösterecekleri antibakteriyel aktiviteleri, yeniden kültürleme sonras nda Mueller-Hinton agar plakalar üzerinde olu an kolonilerin say lmas yla belirlenmi tir. Antibakteriyel testler sonucunda Cu ince film kapl yüzeyin bakteri tutumunu %57 oran nda azaltt tespit edilmi tir. Ayr ca %50 Cu ve %50 Si ince film yüzeylerinin Cu ince filmlere göre %45 daha etkili oldu u ve Ti15Mo yüzeyine k yasla E.coli bakterilerinin tutunmas n %80 oran nda dü ürdü ü tespit edilmi tir. Ayr ca Si oran n n %100 ve %70 uyguland yüzeylerde E.coli koloni say s nda %100'e yak n art a sebep oldu u belirlenmi tir. Sonuç olarak uygulanan yüzey modifikasyon i lemlerinin biyouyumlu yüzeyler geli tirmeye imkân sa lad görülmektedir. Cu ince filmine yap lan %50 oran nda Si ilavesinin antibakteriyel özelli i artt rd aç kça görülmü tür
Bo luklu dö eme sistemlerinin yap deprem performans na etkilerinin sonlu elemanlar metodu ile incelenmesi
Bu çal mada, dolu ve bo luklu dö emeli yap lar n deprem performans üzerindeki etkileri, kapsaml bir ekilde de erlendirilmi tir. Hafifli i ile dikkat çeken bo luklu dö emeler, yap n n toplam a rl n azaltarak kesme kuvvetlerini, taban momentlerini ve kayma gerilmelerini dü ürmü tür. Bu özellik, bo luklu dö emelerin deprem yüklerine kar daha dengeli bir davran sergilemesine olanak sa lam t r. Bununla birlikte, üst katlardaki rijitlik eksiklikleri ve burulma etkilerinin baz modellerde daha belirgin oldu u gözlemlenmi tir. Yap periyot analizlerinde, dü ük periyot de erlerine sahip modellerin hem yatay hem de dü ey rijitlik aç s ndan daha iyi performans sergiledi i belirlenmi tir. Burulma ve dü ey titre imler üzerindeki etkin kontrol, rijitli in önemini bir kez daha vurgulam t r. Hafif dö emelerin sa lad bu avantajlar, özellikle kesme kuvvetlerini ve öteleme de erlerini minimize ederek yap sal güvenli e katk sa lam t r. Ancak, baz modellerde burulma etkilerini azaltmak ve deformasyonlar kontrol alt na almak için tasar m iyile tirmelerine ihtiyaç duyulmu tur. Çal ma sonuçlar , bo luklu dö emeli sistemlerin do ru tasarland nda, hem maliyet avantaj hem de sismik performans aç s ndan önemli bir alternatif sundu unu göstermektedir. Tasar m optimizasyonu ve rijitlik art r c önlemlerle bu sistemlerin performans daha da iyile tirilebilir. Genel olarak, bo luklu dö emeler, sismik yüklerin kontrolü ve ekonomik yap tasar m için sürdürülebilir ve güvenilir bir çözüm olarak de erlendirilmektedir
Sanayileşme ile kadın emeği ilişkisi üzerine bir analiz: OECD ülkeleri örneği
Bu tez çalışmasında sanayileşme ve kadın emeği ilişkisi OECD ülkelerinin 2000-2020 dönemine ait verilerinden yararlanılarak panel veri yöntemleri ile analiz edilmiştir. İmalat sanayii katma değerinin ve hizmet katma değerinin kadın işgücüne katılım oranına etkisinin ele alındığı çalışmada, OECD ülkelerinin genelinde imalat sanayii katma değerindeki artışın kadınların işgücüne katılım oranını azalttığı, hizmet katma değerinin ise arttırdığını göstermektedir. Hatta bu etkilerin mutlak değer olarak birbirlerine çok yakın olması; imalat sanayii katma değerindeki %1'lik artışın kadın işgücüne katılım oranını %0.09 oranında azaltırken, hizmet katma değerinin %0.10'luk pozitif bir etki göstermesi, sanayi sektöründe de kadın istihdamını arttırmaya yönelik politikalara ihtiyaç olduğunu, bir yandan hizmet sektöründe kadın istihdam politikalarının güçlendirilirken, bu etkinin sanayi sektörü tarafından dengelenmemesi için sanayi sektöründe de kadın istihdam politikalarının desteklenmesi gerektiğini göstermektedir. Diğer yandan, ülke özelinde verilere bakıldığında bazı ülkelerde hem imalat sanayii hem hizmet katma değer artışının kadın istihdamını negatif etkilemesi, bazı ülkelerde ise her iki sektörün kadın istihdamını arttırıcı etkiye sahip olması, kültürel nedenler, istihdam politikaları ve çocuk bakım hizmetleri gibi birçok faktörün etkili olduğunu göstermektedir
İklim değişikliği ile mücadelede büyükşehir belediyelerinin tarım politikaları
Nitel araştırma yöntemi kullanılarak hazırlanan bu çalışmada, iklim değişikliği tarım odaklı ele alınmıştır. Araştırmada öncelikle iklim değişikliğinin türleri, etkileri ve etkilediği alanların neler olduğu ele alınmıştır. Sonrasında tarım sektörü incelenmiştir. Devamında tarım sektörünün dünyada ve Türkiye'deki genel durumu, demografik, coğrafik ve su varlığı değişkenleri dikkate alınarak sunulmuştur. Ayrıca araştırma konusunun önemli bir parçasını oluşturan büyükşehir belediyelerinin tarımsal faaliyetlerle ilişkileri 6360 sayılı Kanun kapsamında anlatılmıştır. Bu bağlamda büyükşehir belediyelerine ait faaliyet raporları, iklim değişikliğine uyumlu tarımsal faaliyetleri bağlamında nitel araştırma yöntemin bir türü olan içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Yapılan faaliyetler, kategorilere ayrılarak betimsel analiz yöntemi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen genel sonuçlara göre iklim değişikliğinin çeşitli türlerde etkisini gösterdiği ve etkilediği alanlar içerisinde en faza tarım sektörünün olduğu ortaya konulmaktadır. İklim değişikliğinin tarıma etkisini azaltmak ve uyum sürecini sağlamak amacıyla büyükşehir belediyelerinin faaliyet ve uygulamalarının genellikle yerinde bulunduğu fakat yeterli ve yaygın olmadığı görülmektedir
ST yükselmesiz miyokart infarktüslü hastalarda alg lanan stres düzeyi ile koroner arter hastal ciddiyeti aras ndaki ili kinin belirlenmesi
Amaç: Bu ara t rma, ST yükselmesiz miyokart infarktüsü (NSTEMI) tan s yla yat yap lan hastalarda alg lanan stres düzeyi (ASÖ-14) ile koroner arter hastal (KAH) ciddiyeti aras ndaki ili kiyi belirlemek amac yla yap ld . Gereç ve Yöntem: Tan mlay c ve ili ki aray c türde olan ara t rma, Ocak 2024-Kas m 2024 tarihleri aras nda, Giresun E itim ve Ara t rma Hastanesinde NSTEMI tan s yla acil servise kabul edilen ve Koroner ve Kalp Damar Cerrahisi yo un bak m ünitesine yat yap lan 240 hasta ile yürütüldü. Verilerin toplanmas nda "Hasta Soru Formu", "Alg lanan Stres Ölçe i-14", "SYNTAX skoru" ve "GRACE risk skoru" kullan ld . Bulgular: Ara t rma kapsam na al nan hastalar n ya ortalamas 60,75±11,75 y l ve %72,5'i erkek oldu u belirlendi. Ara t rma kapsam na al nan hastalar n ASÖ-14 puan ortalamalar n n 31,70±6,71, SYNTAX puan ortalamalar 11,90±9,21 ve GRACE puan ortalamalar 101,27±24,48 oldu u saptand . Hastalar n SYNTAX skoru ile ASÖ-14 puan (r=0,0550; p<0,001) ve GRACE skoru (r=0,555; p<0,001) aras nda pozitif yönde orta düzeyde anlaml bir ili ki oldu u bulundu. Kat l mc lar n ASÖ-14 puan ile GRACE skoru aras nda ise pozitif yönde zay f düzeyde anlaml bir ili ki oldu u belirlendi. (r=0,261; p<0,001) Sonuçlar: NSTEMI'li hastalarda alg lanan stres düzeyinin ortalaman n üzerinde oldu u ve artan stres yükünün koroner arter hastal n n ciddiyetini art rd tespit edildi. Bu sonuçlar do rultusunda hastalar n stres düzeyini azaltmaya yönelik hem irelik giri imlerinin uygulanmas önerilmektedir
Kekik esansiyel ya ile zenginle tirilen polivinil alkol/kitosan kompozit filmlerin üretimi ve karakterizasyonu
Bu çal mada, kekik esansiyel ya (%1 a/h) ile zenginle tirilmi polivinil alkol/kitosan (PVA/Kit) kompozit filmlerin karakterizasyon özellikleri ve g da ambalaj uygulamalar ndaki kullan m potansiyellerinin ara t r lmas amaçlanm t r. Bu amaçla çal mada her bir film örne inin fizikokimyasal (kal nl k, nem, yo unluk, temas aç s ), renk, effafl k, TGA, SEM, FT-IR analizleri yap lm olup, Escherichia coli ve Staphylococcus aureus'a kar antimikrobiyel etkileri belirlenmi tir. Analiz sonuçlar na göre, film kal nl klar n n 0,104 mm (70PVA+30Kit+Ke) ile 0,180 mm (PVA) aras nda de i ti i, kekik esansiyel ya ilavesinin film kal nl n azaltarak su buhar geçirgenli ini (WVP) iyile tirdi i görülmü tür. WVP de erleri 5,56 - 10,11 × 10 g.cm ¹.s ¹.Pa ¹ aras nda de i im göstermi tir. Antimikrobiyal testlerde, kekik esansiyel ya içeren filmler E. coli'ye kar 22,56 mm ve S. aureus'a kar 20,48 mm inhibisyon zon çap ile güçlü antimikrobiyal aktivite sergilemi tir. Bu etki, PVA ve kitosan bile enlerinin yan s ra film içeri inde yer alan kekik esansiyel ya na ba lanm t r. Saf PVA filmler antimikrobiyal etkinlik göstermemi tir. Çal ma sonucunda elde edilen bulgular, kekik esansiyel ya içeren PVA/Kit kompozit filmlerin çevresel sürdürülebilirlik aç s ndan yenilikçi bir ambalaj malzemesi olarak güçlü bir potansiyele sahip oldu unu göstermektedir. Gelecek ara t rmalarda, bu filmlerin farkl g da türlerinde uzun vadeli performanslar n n incelenmesi önerilmektedir
Yapı Kredi Sermet Çifter Kütüphanesi 385 numarada kayıtlı Mecmû'a-i Eş'âr'ın incelenmesi, transkripsiyonlu metni ve MESTAP'a göre tasnifi
Klasik Türk şiirinin önemli başvuru kaynakları arasında gösterilen mecmualar, derleyicisinin ve yazıldıkları dönemin edebî zevkini yansıtan önemli eserlerdir. Bilindiği üzere, mecmuaların Türk edebiyatında bilinen ilk örnekleri XV. yüzyılda teşekkül etmeye başlamış ve bu eserleri tertip etme geleneği yaklaşık altı yüzyıl sürmüştür. Bununla birlikte binlerce mecmua keşfedilmiş ve araştırmacıların istifadesine sunulmuştur. Söz konusu bu mecmualardan birisi de Yapı Kredi Sermet Çifter Kütüphanesi 385 numarada kayıtlı Mecmûʻa-i Eşʻâr'dır. Eserin XVIII. yüzyılda tertip edildiği düşünülmektedir. Farklı yüzyıllarda yaşamış pek çok şairin manzumesini ihtiva eden mecmuanın incelendiği bu çalışma, giriş ve onu takip eden üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş Bölümü'nde, mecmuanın tanımı ve edebiyat tarihimize katkılarından bahsedilmiştir. Hemen ardından Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)'ne kısaca değinilmiştir. Birinci Bölüm'de; mecmuanın tavsifi, mecmuada yer alan şairler ve şiir sayıları, nazım şekilleri, tercih edilen vezinler, başlıklar ve nazire gazeller hakkında bilgi verilmiştir. İkinci Bölüm'de; metnin kurulmasında izlenen yöntem ile esaslar belirtilmiş, çalışmanın temelini teşkil eden çeviri yazılı metin sunulmuştur. Ayrıca bu bölümde, daha önce yayımlanmış şiirlerin yer aldığı divanlar, tezkireler, nazire mecmuaları, tarihler, makaleler, bildiriler vd. ile karşılaştırmalar yapılmış ve tespit edilen farklılıklar dipnotlarda gösterilmiştir. Bununla beraber yayımlanmamış manzumeler de dipnotlarda belirtilmiştir. Üçüncü Bölüm'de ise Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP) tablosuna yer verilmiş ve bu tabloda sırasıyla her bir manzumenin yer aldığı varak numarası, şairin mahlası, şiirin matla beyti, makta beyti, nazım şekli/birimi, nazım türü, vezni ve şiirle ilgili açıklama/başlık eklenmiştir. Büyük bir titizlik ve hassasiyetle hazırlanan bu çalışmada, bazı hataların olabileceği muhtemel olup bunlara dair tashihlere açık olduğumuzu belirtmek isteriz
Bireylerin rekreaktif amaçl yapt klar yoga e itiminin ya am kalitesine etkilerinin incelenmesi
Amaç:Bu ara t rmada, rekreatif amaçl yoga yapan bireylerin ya am kalitelerinin belirlenmesi ve bu bireylerin bo zamana ve yoga faaliyetlerine yönelik tutumlar n n incelenmesi amaçlanm t r. Gereç ve Yöntem:Çal man n örneklemini, rekreatif amaçl yoga yapan bireyler içerisindentesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 13 kad n, 2 erkek birey olu turmu tur. Ara t rma verileri, özel olarak geli tirilen yar yap land r lm görü me formu kullan larak toplanm t r. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullan larak görü me metinleri dikkatle okunmu , veriler kavramsalla t r lm ve ortaya ç kan kavramlara göre mant k çerçevesinde veriyi aç klayan temalar saptanm t r. Kodlar n ve temalar n belirlenmesinin ard ndan bulgular grupland r larak tan mlay c istatistikler kullan larak analiz edilmi tir. Bulgular: Ara t rmada, kat l mc lar n uyku sürelerinin çe itlilik gösterdi i ve büyük ço unlu unun yedi saat ve üzeri uyudu u tespit edilmi tir. Kat l mc lar, bo zamanlar n genellikle hobiler, fiziksel, sanatsal, yarat c , bili sel, e itici ve sosyal aktivitelerle de erlendirmektedir. Yoga yapma nedenleri aras nda i stresi, sa l k yararlar , merak ve ruhsal geli im öne ç kmaktad r. Yoga, kat l mc lara pozitif duygular, rahatl k, dinginlik ve içsel uyum sa lamaktad r. Yoga ve rekreasyonel aktiviteler, fiziksel, psikolojik ve sosyal alanlarda ya am kalitesini art rmaktad r. Sa l kl ya am al kanl klar , ruhsal ve zihinsel geli im ile sosyal ve rekreasyonel aktiviteler ya am kalitesini art rmada önemli bulunmaktad r. Kat l mc lar, yoga ve rekreasyon kavramlar n manevi, felsefi, fiziksel ve psikolojik yenilenme, yarat c l k ve do a ile ba lant aç s ndan de erlendirmektedir. Sonuç:Sonuç olarak bu bulgular, yoga prati inin bireylerin genel refah n art rmada etkili bir araç olabilece ini ve düzenli yap ld nda fiziksel esneklik, zihinsel dinginlik ve duygusal denge sa lad n ortaya koymaktad r
Resimli Uyanış Servet-i Fünûn muharriri Sehap Nafiz
Türk edebiyatının en uzun soluklu dergilerinden olan Servet-i Fünûn dergisi Ahmet İhsan Tokgöz tarafından çıkarılmaya başlanmış ve Latin harflerinin kabulü sonrası Resimli Uyanış Servet-i Fünûn adıyla yayın hayatına devam etmiştir. Türk edebiyatında pek çok isme kucak açan ve bir nevi edebî mektep vazifesi gören bu dergi bilhassa genç kalemleri desteklemiş ve döneminin edebiyat anlayışına yön vermiştir. Bu çalışmada edebiyat tarihlerinde ismine rastlanmayan Sehap Nafiz'in hayatı, sanatı ve Resimli Uyanış Servet-i Fünûn dergisindeki yazıları üzerinde durulmuştur. Tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Sehap Nafiz'in hayatı ve edebî kişiliği hakkında bilgiler verilmiştir. Yazarın dergideki yazıları, bu yazıların dil ve üslubu da bu bölümde yer almaktadır. İkinci bölüm ise metin neşridir. Sehap Nafiz'in Kalbim ve Yaz Yağmuru adlı iki şiiri eski harfle yayımlanmış olup bunlar Latin harflerine aktarılmıştır. Diğer bütün yazı ve şiirleri Latin harflidir. Verilen metinlerin imlâ ve noktalama işaretlerine sadık kalınmıştır. Sehap Nafiz'in tüm yazılarının alfabetik ve kronolojik listesi eklere konulmuştur. Bu çalışmayla döneminde yaptığı edebiyat anketiyle ses getiren, edebiyat camiası içinde aktif olarak yer alan fakat bugün edebiyat tarihlerinde ismine rastlanmayan Sehap Nafiz'in unutulmaktan kurtarılması amaçlanmıştır
İşletmecilikte kıyaslama uygulaması: Giresun ve Altınordu (Ordu) belediyeleri örneği
Bu çalışmanın amacı, belediyelerde kıyaslamanın önemini, katkılarını ortaya koymak ve belediyelerde kıyaslamanın nasıl yapılması gerektiğini belirlemektir. Ayrıca tezin araştırma bulgularıyla, kıyaslama yöntemi hakkında belediyelerde farkındalık yaratılması amaçlanmıştır. Kıyaslama işletmelerin, kurumların, örgütlerin gelişimi açısından çok önemli bir yönetim uygulamasıdır. Bu çerçevede; bu araştırmanın temel sorusu şudur: Kıyaslama uygulamasının belediyeler açısından önemi nedir? Diğer sorular da şunlardır: Kıyaslama uygulamasının belediyeler açısından yararı nedir? Kıyaslama uygulamasının belediyeler açısından hayata geçirilme yöntemleri nedir? Giresun ve Altınordu Belediyeleri hangi yönleriyle kıyaslanabilir? Giresun Belediyesi'nin Altınordu Belediyesi'nden örnek alacağı uygulamalar nelerdir? Araştırmanın kapsamı çerçevesinde yukarıdaki araştırma soruları cevaplanmış olup, Giresun Belediyesi ile Altınordu Belediyesi'nin Stratejik Planlarından, İdare ve Mali Performans Programlarından yararlanılarak fiziki ve fiziki olmayan birtakım unsurları çeşitli yönleriyle sektörel (işletme dışı) kıyaslama yapılmıştır. Giresun ve Altınordu (Ordu) Belediyeleri proje ve hizmetleri yönünden de sektörel kıyaslamaya tabi tutulmuş, kıyaslama (benchmarking) tekniği açısından çeşitli önerilerde ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden olan mülakat (görüşme) tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sadece Altınordu (Ordu) ve Giresun Belediyesi'nde gerçekleştirilmesi araştırmanın kısıtıdır. Altınordu (Ordu) Belediyesi ve Giresun Belediyesi'nde yapılan mülakatlar sonucunda her iki belediyede de profesyonel şekilde bir kıyaslama çalışması yapılmadığı görülmüştür. Müdürlükler ve birimler özelinde faaliyetler, performanslar ve hedefler ile ilgili kendi kontrollerinin sağlanması ve durumlarının görülebilmesi açısından bağımsız şekilde iç kıyaslama çalışmaları yapılmaktadır. Giresun Belediyesi ve Altınordu (Ordu) Belediyeleri örnekleri üzerinden konu yerel yönetimler açısından genel olarak da değerlendirilmiştir. Bu şekilde yerel yönetimler arasında kıyaslama bağlamında çalışmaların literatürde az çalışılmış olması ve daha sonraki çalışmalara örnek teşkil etmesi açısından araştırma önem taşımaktadır. Araştırmanın hem literatüre hem de uygulamaya katkıda bulunacağı öngörülmektedir