Giresun University Institutional Repository
Not a member yet
5771 research outputs found
Sort by
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeylerini belirlemek ve bu düzeyleri çeşitli değişkenler bağlamında incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma 2023-2024 akademik yılının güz ve bahar dönemlerinde Giresun, Ordu ve Ondokuz Mayıs Üniversitelerinin Sosyal Bilgiler Öğretmenliği programlarında öğrenim gören 1. 2. 3. ve 4. sınıf düzeyindeki toplam 384 öğretmen adayını kapsamaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli çerçevesinde tasarlanmış olup veriler "Kişisel Bilgi Formu" ve "Ekolojik Vatandaşlık Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS24 istatistiksel programı kullanılarak bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Tukey testi ve Kruskall Wallis testi uygulanmıştır. Araştırma sonuçları sosyal bilgiler öğretmen adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeylerinin genel olarak "yüksek düzeyde" olduğunu ortaya koymuştur. Ekolojik Vatandaşlık Ölçeği alt boyutlarına ilişkin ortalamalar incelendiğinde en yüksekten en düşüğe doğru hak ve adalet, sorumluluk, sürdürülebilirlik, katılım boyutlarının sıralandığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekolojik vatandaşlık düzeylerinin cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, ailenin sosyoekonomik durumu, okul öncesi eğitim alma, çevre ile ilgili bir sivil toplum kuruluşuna üyelik ve çevre eğitimi dersi alma değişkenleri açısından anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bu bulgular öğretmen adaylarının ekolojik vatandaşlık becerilerinin geliştirilmesinde demografik ve eğitimle ilgili faktörlerin göz önünde bulundurulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Çalışma çevre eğitimi programlarının daha etkili bir şekilde yapılandırılması ve bu programların ekolojik vatandaşlık becerilerini destekleyecek şekilde geliştirilmesine yönelik öneriler sunmaktadır
Uluslararası göç hareketlerinde Türkiye'nin konumu
Bu çalışma, "Transit ülke mi, hedef ülke mi?" sorusu çerçevesinde, Türkiye'nin uluslararası göç hareketlerindeki konumunu değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Özellikle Arap Baharı ve Suriye İç Savaşı sonrasında yoğunlaşan göç hareketleri, Türkiye'yi uluslararası göç literatüründe önemli bir konuma taşımıştır. Bu süreçte Türkiye, yalnızca göçmenlerin geçici olarak bulunduğu bir transit ülke değil, aynı zamanda kalıcı olarak yerleştikleri bir hedef ülke olarak da ele alınmaya başlanmıştır. Literatürde, Türkiye'nin her iki rolü birden üstlendiği yönündeki değerlendirmeler artış göstermiştir. Bu çalışma, Türkiye'nin uluslararası göç sistemindeki bu ikili konumunu analiz ederek, ağırlıklı olarak hangi rolü üstlendiğini ortaya koymayı hedeflemektedir. Türkiye'nin bu konudaki rolünün tam olarak netleşmemesi, bu durumun açık biçimde ortaya konulması gerektiğini göstermektedir Çalışma Türkiye'ye yönelen göçü dönemsel bir çerçevede ele almakta ve Arap Baharı öncesi ile sonrası şeklinde iki temel evreye ayırmaktadır. Analiz, özellikle Arap Baharı sonrası döneme odaklanmaktadır; zira Türkiye'nin günümüzdeki göç dinamiklerini şekillendiren en kritik süreç bu dönemde yaşanmıştır. Çalışmada, göçmen gruplarının profili, göç türleri ve yönelimleri doğrultusunda Türkiye'nin hedef ülke mi yoksa transit ülke mi olduğu sorunsalı tartışılmakta; bu çerçevede farklı sonuçlara ulaşılmaktadır. Düzensiz ve düzenli göç akışları, göçmen kaçakçılığı, sosyal ağlar, kurumsal yapı, entegrasyon politikaları ve bölgesel faktörler dikkate alınarak, Türkiye'nin eşzamanlı, hibrit bir göç ülkesi rolü üstlendiği ve hedef ile transit ülke statülerinin sabit bir konum olmadığı ortaya konulmaktadır
Giresun'daki aile işletmelerinde aile anayasası farkındalığı
Giresun'da faaliyet gösteren aile şirketlerinde aile anayasası farkındalığını ölçmek konulu yüksek lisans tezimiz 4 ana bölümden oluşmaktadır. 1. bölümde aile şirketleri incelenmiş, 2. bölümde aile şirketlerinde kurumsallaşma konusu ele alınmış, 3. bölümde saha araştırmasına yer verilmiş ve 4. bölüm olan sonuç bölümüyle sonlandırılmıştır. Araştırma yöntemi olarak anket yöntemi seçilmiştir. Çeşitli kriterlere göre seçilmiş olan ve Giresun ilinde faaliyet gösteren aile şirketlerine anket soruları word formatında gönderilmiş ve cevaplamaları talep edilmiştir. Katılımcıların anket sorularına vermiş oldukları cevaplarda ortak noktalar, ayrıştıkları noktalar incelenmiş, her soru için katılımcıların vermiş oldukları cevaplar teker teker bu açıdan değerlendirilmiş ve nihayetinde sonuçlar swot analiziyle yorumlanmıştır. Giresun Üniversitesinde bu konuyla ilgili ilk yüksek lisans araştırması olan tezimizin, konuyla ilgili gelecekte yapılacak olan çalışmalara referans olması amaçlanmıştır
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidar mücadelesinde hegemonya arayışı
Bu tez, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Türkiye siyasetindeki iktidar mücadelesi ve inşa etmeye çalıştığı hegemonik düzeni kavramsal, tarihsel ve ampirik düzeyde irdelemektedir. İnceleme, Millî Görüş geleneğinden AK Parti'ye uzanan siyasal çizgiyi ele alarak Türkiye'de İslamcılığın tarihsel dönüşümünü tartışmakta; ardından parti içi yapı, söylem ve politika tercihlerini ayrıntılı bir analize tabi tutmaktadır. Tezimizde hegemonya kavramı, Antonio Gramsci'nin teorik çerçevesine dayanarak incelenmiş; bu doğrultuda AK Parti'nin hegemonya pratikleri yeniden yorumlanmıştır. Ayrıca, devletin kurumsal ve ideolojik işleyişine dair Nikos Poulantzas'ın devlet kuramı ve Louis Althusser'in ideolojik aygıtlar kavramlarından yararlanılarak, AK Parti'nin devlet aygıtları üzerindeki etkisi ile söylemsel üretim kapasitesi kapsamlı biçimde değerlendirilmiştir. Bu sayede, AK Parti'nin özgün hegemonya arayışı, kuramsal ve siyasal pratikler çerçevesinde irdelendiğinde, iktidarını pekiştirmek amacıyla kullandığı söylemsel stratejiler ve kültürel rıza aygıtları ile Türkiye siyasetinde yeni bir hegemonik modelin belirmesini sağladığı gözlemlenmiştir. Araştırmada öncelikle nitel yöntemler kullanılmış; akademik yazın, medya kaynakları, parti belgeleri ve söylemleri sistematik biçimde taranıp incelenmiştir. Bulgular, AK Parti'nin muhafazakâr demokrasi, ekonomik büyüme ve AB uyumu vaatlerini başta geniş kitleleri seferber etmek için kullandığını; iktidarın konsolidasyonunda ise farklı kesimlere yönelik denge stratejileri, lider kültü oluşturma ve medyanın konsolidasyonu gibi uygulamalara başvurduğunu göstermektedir. Bununla birlikte özellikle 2007-2013 arasında ordu ve yargı bürokrasisinin dengeleyici konumunun zayıflamasıyla toplumsal muhalefetin sınırlandırılması ve eleştirel söylemlerin dışlanma çabaları belirginleşmiştir. Çalışmanın son bölümünde, AK Parti'nin hegemonik projesinin Türkiye'deki demokratik kurumların işleyişi ve toplumsal uzlaşı üzerinde uzun vadeli etkiler bıraktığı belirlenmiştir. Siyasetin merkezinde bir yandan ekonomik ve toplumsal dönüşümü hızlanırken, diğer yandan çoğulculuk ve katılımcı siyaset alanlarında gerilimler yaşandığı gözlemlenmiştir. Artan kurumsal otorite ve güçlü lider vurgusu, parti tabanını konsolide etmenin yanı sıra muhalif aktör algısını da yeniden şekillendirmiştir. Böylelikle çalışma, AK Parti örneğinde Türkiye'deki hegemonya pratiklerinin çok boyutlu görünümünü ortaya koyarak literatüre özgün bir katkı sunmayı amaçlamaktadır
Katılım bankalarının COVID-19 pandemi döneminde finansal performanslarının Entropi, TOPSİS ve Bulanık Shannon Entropi yöntemleriyle değerlendirilmesi
COVID-19 pandemisinin bankacılık sektörüne olan etkisi kaçınılmaz olmuştur. Bu çalışmada katılım bankalarının 2019-2021 yılları arası verilerle pandemi öncesi ve sonrası dönemdeki performansları değerlendirilmiştir. Çalışmada ÇKKV Yöntemleri yöntemleri olan Entropi, Bulanık Entropi ve İdeal Çözüme Benzerlik Yoluyla Tercih Sıralama Tekniği (TOPSIS) yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada 6 tane katılım bankası ile çalışılmış olup değişken olarak bankacılık sektörü için önemli olan 10 tane değişken kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; Kuveyt Türk Katılım Bankası'nın en yüksek performansa sahip banka olduğu görülmüştür. En düşük performansa sahip olan bankanın, entropi yöntemine göre Albaraka Türk Katılım Bankası iken bulanık entropi yönteminde en düşük performanslı bankanın yıllara göre farklılık gösterdiği görülmektedir. Örneğin, 2020 yılında en düşük performans Vakıf Katılım Bankası'nda gözlemlenmekte iken, 2021 yılında bu durum Ziraat Katılım Bankası'na geçmektedir. Bu çalışma, literatürde sınırlı olan katılım bankalarının pandemi dönemine ilişkin performans analizlerine katkı sağlamayı ve fayda-maliyet dengesinin finansal performansa olan etkilerinin bulanık mantık kapsamında değerlendirilerek bu alanda yapılacak çalışmalara katkı sağlamayı amaçlamaktadır
Acil servis hem irelerinin profesyonel de erlerinin triyaj karar verme yetkinli ine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu ara t rma, acl servs hem relernn profesyonel de erlernn tryaj karar
verme yetknl ne etksn belrlemek amac yla planland .
Gereç ve Yöntem: Tan mlay c ve l k aray c türde olan ara t rma, Gresun l merkez
ve lçelerndek Kamu Hastaneler Brl ne ba l dokuz hastanenn acl servslernde
çal an ve yüz yüze görü me tekn le anket formlar kullan larak ula lablen 183
hem re le yürütüldü. Ara t rman n verler, ubat - Ekm 2024 tarhler aras nda,
Hem re Tan t m Formu le Hem relern Profesyonel De erler Ölçe (HPDÖ) ve
Tryaj Karar Verme Envanter n (TKVE) çeren anket formlar kullan larak elde edld.
Verlern de erlendrlmesnde tan mlay c statstkler, ba ms z örneklemlerde t-test ,
tek faktörlü varyans analz (ANOVA), Kruskal-Walls test , LSD (Least Sgnfcant
Dfference) test , Pearson korelasyon analz ve Hyerar k Çoklu Regresyon analz
kullan ld . Ara t rmada anlaml l k düzey p<0,05 olarak al nd
Rekreaktif etkinlik olarak yap lan pilates egzersizlerinin kad nlarda ya am kalitesi ve psikolojisi üzerine etkilerinin incelenmesi
Amaç:Bu ara t rman n temel amac , rekreatif etkinlik olarak yap lan pilates egzersizinin kad nlarda ya am kalitesi ve psikolojileri üzerine etkilerini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Bu ara t rman n örneklem grubunu, 18-54 ya aral nda bulunan pilates egzersizi yapan 159 kad n (boy: 164,35 ± 5,86 cm, kilo: 62 ± 9,92 kg, VK : 22,94± 3,34 kg/m2) ve pilates egzersizi yapmayan 156 kad n (boy: 163,68 ± 6,1 cm, kilo: 64,64 ± 12,62 kg, VK : 24,09± 4,34 kg/m2) toplam 315 kad n olu turmaktad r. Ara t rma kapsam nda, pilates yapan ve yapmayan bireylerin demografik, sosyoekonomik, ya am kalitesi ve psikolojik sa laml k düzeyleri kar la t r lm t r. Demografik Bilgi Formu, K sa Psikolojik Sa laml k Ölçe i (KPSÖ), Ya am Kalitesi Ölçe i (SF-12) veri toplama araçlar olarak kullan lm t r. Ara t rma verileri, betimleyici istatistiklerle sunulmu ve de i kenler aras ndaki ili kiler istatistiksel analizlerle incelenmi tir. Bulgular: Pilates yapan bireylerin ya am kalitesi puanlar n n (32,57±5,71), pilates yapmayan bireylere (23,45±6,43) göre anlaml derecede yüksek oldu u tespit edilmi tir (p<0,01). Bu sonuç, pilatesin ya am kalitesini art rd na dair literatürdeki çal malar desteklemektedir. Pilates yapan ve yapmayan bireyler aras nda psikolojik sa laml k puanlar aç s ndan anlaml bir fark bulunmam t r. Her iki grup da benzer ortalamalara sahip oldu u bulunmu tur. Sonuç: Pilates, kad nlarda ya am kalitesine katk da bulunabilirken, psikolojik sa laml k gibi daha geni ve karma k bir yap n n geli iminde tek ba na belirleyici olmayabilir
Bir hangar temeli kaz klar n n ta ma gücü ve oturma de erlerinin farkl yöntemlerle incelenmesi
stanbul Havaliman Faz 2 MRO Bak m Onar m Tesisleri Hangar A-B n aat kapsam nda temel alt kaz klara sahada çevrimli eksenel bas nç deneyi uygulanm t r. Projede toplam 261 adet temel alt kaz k bulundu undan bu deney üç ayr bölgeyi temsil eden üç farkl kaz kta yap lm t r. Saha deneylerinden elde edilen oturma deplasman verileri Geo5 progam bulgular ile kar la t rmal olarak incelenmi tir. Ayr ca, Geo 5 program ile de üç adet kaz n numerik model analizi yap larak ta ma gücü de erleri incelenmi tir. Ek olarak, klasik bir hesap yöntemi olarak Janbu yöntemi ile hesaplanan kaz k ta ma güçleri Geo 5 program ndan elde edilen sonuçlar ile kar la t r lm t r. Farkl analiz yöntemleri kullan larak elde edilen bu sonuçlar n de erlendirilmesi ile Geo 5 geoteknik analiz program n n kullan labilirli i incelenmi tir. Sonuç olarak, Geo5 program ile emniyetli kaz k tasar mlar yap labilece i belirlenmi tir. Geo5 program n n sahada ölçülen oturma de erleri ile benzer sonuçlar verdi i, ayr ca Geo5 analizlerine göre kaz k ta ma gücünün Janbu yöntemi ile hesaplanan kaz k ta ma gücü de erlerine yak n oldu u görülmü tür. Bu çal ma bulgular ndan da anla labilece i üzere farkl analiz yöntemleri ile bir tasar m n do rulanmas gerekmektedir. Tek bir program veya yöntem ile tasar m yap lmas durumunda saha ko ullar na k yasla anlaml farklar olu mas ihtimali göz ard edilmemelidir. Birden farkl tasar m yöntemi ile de çal lm olsa mutlaka do ru de er aral nda seçilmi emniyet katsay s kullan m ile tasar m n güvenli tarafta olmas sa lanmal d r
İstihdamın aile içi şiddet üzerindeki etkisi
Aile içi şiddet, pek çok farklı etkene bağlı olarak ortaya çıkan karmaşık bir toplumsal sorundur. Bu tezde, kadının istihdam durumunun aile içi şiddet üzerindeki etkisi incelenmektedir. Analizlerde, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından 2008 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilen "Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması" verileri kullanılmıştır. İstihdamın yanı sıra kadının yaşı, eşiyle arasındaki yaş farkı, kadının ve eşinin eğitim düzeyleri, çalışma durumları, kadının geliri ve aile gelirine katkısı gibi çeşitli sosyoekonomik değişkenlerin de şiddet üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, çalışan kadınların ekonomik şiddete maruz kalma olasılıklarının daha düşük olduğunu göstermektedir. Öte yandan, bu kadınların fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalma olasılıklarının daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Eşi çalışan kadınların eşi çalışmayan kadınlara göre şiddet görme olasılıklarına bakıldığında fiziksel ve psikolojik şiddet görme olasılıklarında anlamlı bir etki bulunamamıştır fakat ekonomik şiddet görme olasılığı yüzdelik olarak 2.2 birim daha azdır ve %10 anlamlılık düzeyinde anlamlı olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar, istihdamın aile içi şiddetin bazı türleri üzerinde koruyucu bir etkisi olabileceğini ortaya koymakta; ancak tüm şiddet türleri için aynı sonucu vermediğini göstermektedir
Türkçe ders kitaplarında yer alan görsellerin okuma kültürü edindirme sürecine katkıları bağlamında karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, Türkçe ders kitaplarında yer alan görsellerin okuma kültürü edindirme sürecine katkılarının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Türkiye'de okutulan 7 adet ilkokul Türkçe ders kitabı oluşturmaktadır. Betimsel tarama modeli temel alınarak desenlenen bu araştırmanın verileri, doküman inceleme yöntemi ile toplanmıştır. Toplanan verilerin çözümleme sürecinde, araştırma problemlerine yanıt bulmak amacıyla betimsel istatistiklerden yararlanılmış; görsellerin temsil ettiği değişkenlerin frekans ve yüzde değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca, okuma kültürü temsillerinin yayınevi ya da sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla Ki-kare analizleri uygulanmıştır. Yapılan analizlerle elde edilen bulgular sonucunda: Öncelikle görsellere ilişkin betimsel özelliklere odaklanıldığında, görsellerin büyük bir kısmında (%77,11) okuma davranışı temsilinin bulunmadığı; öznenin varlık türü bağlamında büyük ölçüde insan (%99,76), gelişim evresi açısından çocuk (%90,43) ve cinsiyet bağlamında çoğunlukla kadın (%76,86) olarak temsil edildiği; okuma davranışının hedef kitlesinin büyük oranda (%95,96) öznenin kendisi olduğu ve bu davranışın çoğunlukla (%80,36) herhangi bir mekânsal bağlamla ilişkilendirilmediği belirlenmiştir. Okuma nesnesine ilişkin olarak ise, görsellerin önemli bir bölümünde (%77,11) bir okuma nesnesi temsiline yer verildiği; bu temsillerde en yaygın nesne türünün kitaplar (%94,31) olduğu; kitapların çoğunlukla sehpada (%27,86) bulunduğu ve kitaplıkta (%61,54) korunduğu görülmüştür. Betimsel özelliklerin yayınevine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğine bakıldığında, okuma davranışının temsil edildiği görsellerin çoğunluğunun özel yayınevlerine (%71,67) ait kitaplarda yer aldığı; kadın karakterlerin büyük oranda özel yayınevlerine (%84,02), erkek karakterlerin ise MEB yayınevine (%81,44) ait kitaplarda temsil edildiği; okuma nesnesi temsillerinin de daha çok özel yayınevlerine (%68,14) ait kitaplarda bulunduğu görülmüştür. Betimsel özelliklerin sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğine bakıldığında ise, okuma davranışının en çok 2. (%40,15) ve 3. sınıf (%35,96) kitaplarında temsil edildiği; kadın karakterlerin 2. (%43,78) ve 3. sınıf (%43,63) kitaplarında, erkek karakterlerin ise 4. sınıf kitaplarında (%51,03) yoğunlaştığı; okuma nesnesi temsillerinin de büyük ölçüde 2. (%38,44) ve 3. sınıf (%33,79) kitaplarında yer aldığı belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarından hareketle, özellikle yayınevlerine, eğitim politikalarını belirleyen kurumlara ve gelecekte benzer konularda çalışma yapacak araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur