Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
2517 research outputs found
Sort by
Developments in Afghanistan: International Actors and Turkiye's Attitude
Ufuk Tok tarafından hazırlanan eser Amerika’nın 20 yıl aradan sonra Afganistan’dan çekilme kararı üzerine bölgede ve uluslararası arenada neler olabileceği sorusundan hareketle hazırlanmış bir eser olup konusu itibariyle Afganistan’ı ve bölgede hakim olan aktörleri ele almaktadır. Kitap 14 ana
bölümden oluşmakta olup her bölümde Afganistan ve bölge siyasetiyle alakalı farklı konular içermektedir.
Birinci bölüm giriş mahiyetinde olup ABD ve NATO güçlerinin ‘terörle mücadele’ kapsamında Afganistan’a girişinin ardından Taliban ile imzalanan anlaşma gereğince ülkeden geri çekilme sürecini anlatmaktadır. Geri çekilme sürecinde Taliban’ın tekrardan ülkeye hakim olmasıyla beraber 1996-2001 yılları arasındaki yönetim anlayışının tekrardan canlanıp canlanmayacağı sorusu akıllara gelmektedir. Taliban’ın 1996 ve 2001 yılları arasında ülke içinde uyguladığı sert muameleler, sivillerin özellikle de kadınların hak ve özgürlerini
kısıtlayan yasalar, yapılan sivil katliamlar, dini ve etnik ayrımcılıklar aynı zamanda soykırıma varacak derecede yapılan etnik temizlikler Taliban’ın 1996-2001 yılları arasında yalnızca birkaç devlet tarafından tanınmasına(Pakistan, Suudi Arabistan, BAE) sebep olmuştur. Taliban’ın tekrardan ülke yönetimini ele geçirmesiyle beraber aynı sorunların yaşanıp yaşanmayacağı, özellikle kadınların durumunun ne olacağı, ülke içinde bulunan farklı etnik grupların (Tacikler, Hazaralar, Özbekler, Türkmenler vs.) tekrardan aynı muameleye maruz kalıp kalmayacağı, kurulan yeni hükümetin ne kadar barış yanlısı olacağı veya ülke içinde istikrarın sağlanıp sağlanmayacağı ve uluslararası arenada ne kadar tanınacağı ve bölgede diğer aktörlerin nasıl bir yol izleyeceği merak edilen sorular arasındadır.
İkinci bölümde ise Afganistan’ın genel yapısı, jeostratejik ve jeopolitik öneminden bahsedilmiş olup farklı ülkelerin neden ülkede aktif olmak istediklerinin altını çizmektedir. Aynı zamanda homojen bir nüfus yapısına sahip olmadığı için yaşanan sorunlardan bahsedilmektedir. Özellikle Taliban hareketinin uluslararası medyada aşırı İslamcı bir örgüt olmasının her ne kadar doğru olsa da eksik bir bilgi olduğunun altını çizen Tok bu hareketin ultra Peştun milliyetçi bir hareket olduğuna vurgu yapmaktadır. Bu sayede Peştun merkezli bir ulus inşasını arzuladıklarını okuyuculara göstermektedir. Bu durum diğer etnik azınlıklara yapılan muamelenin nedenini de açıklamaktadır.
Üçüncü bölümde ise Taliban’ın geçmişi, yapısı ve devletleşme süreci hakkında bilgi verilmektedir. Aynı zamanda Afganistan da var olan birçok farklı mücahit gruplarına yer verilmiş olup bunların bazılarının Türkiye ile olan bağlantıları da belirtilmiştir.
Dördüncü bölümde ise 7 Ekim 2001 tarihinde ülkeye giren ABD ve NATO kuvvetlerinin Taliban ile yapılan müzakereler sonucunda imzalanan anlaşma gereğince 20 yıl aradan sonra ülkeden çekilmesinden ve ülkenin Taliban’ın kontrolü altına girmesi sürecini anlatmaktadır. Bu bölümde özellikle altı çizilen noktalardan birisi de ABD’nin ülkeyi terk etmesiyle beraber işsiz kalan özel askeri şirketlere bağlı paralı askerlerin ülke içinde istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri tetikler nitelikte olabileceğinin altını çizmekte aynı zamanda özel askeri şirketlerin bulunduğu gri bölgeden kaynaklı yasal olmayan faaliyetlerin yürütülebileceğini vurgulamaktadır. Aynı zamanda ülkenin rantiyer bir devlet olmasından kaynaklı olarak dış etkiye ve baskıya açık olduğu belirtilmiş olup bu durumun ülkenin hem siyasi ve güvenlik hem de ekonomik iklimini olumsuz yönde etkilediğinden ve ilerleyen zamanlarda da etkileyeceğinden ötürü bu etkinin kırılmasının güçlüğünden bahsedilmektedir. Aynı zamanda da Taliban’ın diğer devletler tarafından tanınıp tanınmayacağı sorusunu Tok, Taliban’ın öncelikle insan hakları ihlallerine son vermesi gerektiğine ve terörizm tanımlamalarından uzak durması gerektiğini belirtmiştir.
Beşinci bölümde ise ABD’nin fiili olarak geri çekilmesi ile bölgede oluşan güç boşluğunu değerlendirmek isteyen aktörlerden bahsedilmektedir. Özellikle radikal terör örgütlerinin ülkede aktif olmasını istemeyen bazı devletlerin bölgede farklı stratejiler izlediklerini vurgulamaktadır. Özellikle Kabil Havalimanında ABD askerlerine yönelik yapılan saldırıları DAEŞ’in üstlenmesi bu durumu kanıtlar niteliktedir. Başkan Biden’ın ise karşılığının verileceğini özellikle belirtmesi ABD’nin her ne kadar bölgeden çekilse de bölgede etkinliğini sürdüreceğini göstermektedir. Bununla birlikte bölgede aktif rol izleyen aktörlerden birisi de Çin olarak gösterilmektedir. Çin’in yüzyılın projesi olarak adlandırdığı Kuşak – Yol projesi için Afganistan’ın çok büyük önem arz ettiğinden ve projenin güvenliğinin Afganistan’ın durumuna bağlı olduğundan bahsedilmektedir. Bununla birlikte Çin’in artan enerji ihtiyacının karşılanmasında ve yer altı kaynaklarının zengin olması noktasında Afganistan topraklarının öneminden bahsedilmektedir. Fakat Çin’in istediklerini elde edebilmesi için öncelikle Afganistan’da istikrarlı, kendisiyle çalışmaya istekli ve güvenilir bir yönetimin olması gerektiğidir. Ayrıca bölgede bir diğer aktif rol oynayan Pakistan ile Çinin ilişkilerinin iyi olması Taliban’ın da Pakistan’dan kumanda ediliyor olması Çin-Pakistan-Afganistan birliğini gözden kaçırmamamız gerektiğini yazar bizzat vurgulamıştır. Aynı zamanda ABD’nin geri çekilme kararı almasında Çin’in Kuşak – Yol projesini baltalamak için olduğu düşünülse de istenen sonuç elde edilememiş aksine Çin’in bölgede hâkim hegemon güç olmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Çin’in bölgede artan etkisi sebebiyle ilerleyen zamanlarda Türk dünyası üzerinde de daha etkin bir güç olabilme ihtimalinden bahsedilmektedir. Bu bölümde rol alan bir diğer aktör ise Rusya’dır. Her ne kadar olumsuz geçmişe rağmen ülkede oluşmuş olan ABD karşıtlığı hem de 19. Yüzyıl sonrası Afganistan ile oluşan asimetrik bağlılık Tok’a göre Rusya’yı bölgenin aktif katılımcılarından saymaktadır. Aynı zamanda Çin’in bölgedeki etkisini dengelemek açısından Taliban ile yakın ilişkiler içerisinde olduğuna değinilmiştir. Bu bölümde Rusya’nın Afganistan politikasını belirleyen iki temel ana faktör üzerinde durulmaktadır. Bunlar: Orta Asya ülkelerinin güvenirliliğinin korunması ve terör ve istikrarsızlığın bu ülkelere sirayet etmesinin engellenmesidir. Bir diğer temel faktör olarak ise Orta Asya’da bulunan aktörlerin güçlerinin dengelenmesi mümkünse geri çekilmelerinin sağlanması noktasıdır. Tüm bunlara rağmen Rusya Çin gibi Taliban’ı tanımak için acelesi olmadığını belirtmiş ve iki ülkede çıkar odaklı ilişkiye odaklanmıştır. Bir diğer bahsedilen aktör ise Pakistan’dır. Taliban hükümetiyle yakın ilişkiler içerisinde olan Pakistan bu sayede bölgede nüfuzunu artırmaya başlamıştır. Bununla birlikte Pakistan’ın aksine Taliban yönetimiyle arası kötü olan Hindistan’ın nüfuz alanı daralmaya başlamıştır. Pakistan-Çin yakınlığı da göz önünde bulundurulduğunda ilerleyen zamanlarda Hindistan-Afganistan, Pakistan-Hindistan, geriliminin daha da artacağı üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda Tok bu gerilim artışının ilerleyen zamanlarda Hindistan-ABD, Pakistan-Çin yakınlığı da hesaba katılırsa olası güvenlik sorunlarına yol açma ihtimalinin de üzerinde durmaktadır. Bahsedilen beş aktörden sonuncusu olan İran için Afganistan bölgesel politikasında ve Orta Asya’ya ulaşma çabasının ana taşlarından biri olarak görmektedir. Hem bu sayede Çin etkisini dengeleyebilecek hem ABD’nin geri çekilmesiyle doğu sınırını daha iyi bir şekilde güvenlik altına alabilecek aynı zamanda ülke politikası haline gelmiş Şiileri koruma altına alabileceğinden bahsedilmektedir.
Geriye kalan 8 ana bölümün dördünde Türk dünyası ve Afganistan arasındaki ilişkiler ve Türkiye-Afganistan arasındaki ilişkiler incelenmiş olup Afganistan içerisindeki Özbek, Türkmen ve Kırgız Türkleri ele alınmıştır. Özellikle bu doğrultuda Türkiye’nin bölgede aktif rol oynamaya çalışması, Türk soylu insanların hakları ve güvenliği için Özbekistan ve Türkmenistan ile yakın ilişkiler içinde olması ve birlikte hareket edilmesi gerektiği yoksa olası sonuçların hem Türkiye hem de bahsedilen ülkeler için daha ağır olacağının altı çizilmektedir. Bununla beraber son dört bölümde Taliban yönetimindeki yeni Afganistan’ın siyasi, ekonomik görünümü değerlendirilmiş olup oluşturulmuş yeni hükümetin içindeki bürokratlardan kısaca bahsedilmiştir. Son olarak ise Türkiye’nin bölgeden çekilmesi ile beraber Afganistan’daki gelişmeler kronolojik olarak ele alınmıştır.
Sonuç olarak eser Amerika’nın Afganistan’a girişinden geri çekilme sürecine kadar olan kısmı gayet detaylı bir biçimde ele almış olup bölgedeki aktörleri ve planlarını ve oluşabilecek sorunları en ince ayrıntısına kadar açıklamıştır
Bir Alt Kültür Olarak Dom Kültürünün Diyarbakır Kültürüne Yansıması
Domlar, büyük göçlerin ardından yerleştikleri ülkelerde ekonomik nedenlerden
kaynaklı olarak yarı-göçebe yaşamı benimsemiş olan topluluklardır. Domlar,
yaşadıkları problemler nedeniyle anayurtlarını ya da bulundukları bölgeleri terk edip
sürekli yerleşebilecekleri yeni yerler aramış ve yaşama tutunmaya çalışmışlardır. Bu
çalışma, uzun süreli göç hareketleri sonucu Türkiye’ye yerleşen bir alt kültür olarak
düşünülen Domların Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin özellikle Mardin, Batman ve
Diyarbakır illerinde yaşayan Dom topluluklarının kökenlerini, yaşadıkları
coğrafyadaki etkinliklerini, birlikte yaşadıkları topluluklarla olan etkileşimlerini,
dillerini ve kültürel yaşantılarını konu edinmiştir. Alan araştırması ve geçmişe dönük
taramalar ve görüşme verileri analiz edilmiştir. Anadolu tarih boyunca çeşitli
medeniyetlere ve topluluklara ev sahipliği yapmıştır. Her bir bölgesindeki kültürel
birikimin harmoniye dönüştüğü ve bunların ilmek ilmek işlendiği bu kadim
toprakların, kültürel farklılıklarının yıllar içinde ortak dil bağlamında imgelendiğini
etkileşimli çeşitlemelerde görmek mümkündür. Domların yaşadıkları yerlerin kültürel
ve ekonomik yaşamına olan katkıları incelenmiştir. Bu çalışmada araştırma
yöntemlerinden nitel araştırma modeli üzerinde durulmuştur. Nitel araştırmayı,
“gözlem, görüşme ve doküman analizi gibi nitel veri toplama tekniklerinin
kullanıldığı, algıların ve olayların doğal ortamda gerçekçi ve bütüncül bir biçimde
ortaya konmasına yönelik nitel bir sürecin izlendiği araştırma” olarak tanımlamak
mümkündü
Regarding Your Visual Attitude, and Mine—Embodied Vision in a World of Screens
My current expanded cinematic project, Regarding Your Visual Attitude, and Mine (2021–
present), aims to deliver a physically-led shift into a way of regarding the world that is
alive and full of possibility. At times this seems impossible since this work will be
shown on a screen, yet screens are so closely linked with what Baudrillard calls
hyperreality
GENÇ KÜLTÜR ELÇİLERİ REHBER EL KİTABI
21. yüzyıl becerilerini taşıyan, çok yönlü ve Türkiye’nin somut ve somut olmayan
kültürel, doğal ve teknolojik mirasını çağdaş yöntem ve tekniklerle aktarma ve temsil
etme yeteneği gelişmiş; sanat, kültür, turizm ve tanıtım konularında yetenekli, tanıtım
alanında yeni yaklaşımlara ve uygulamalara hâkim gençler yetiştirmek Türkiye’nin
öncelikli ihtiyaçları arasında olmalıdır. Genç Kültür Elçileri Projesi bu ihtiyaçtan
hareketle hazırlanmıştır. Proje, turist rehberi adaylarının kendi alanlarında bilgi toplama,
kaydetme, düzenleme, sunma ve toplumdaki farklı bilgi kaynaklarını kullanma becerisi
kazanmaları amacıyla kültür endüstrisine ilişkin farkındalığı artırmak ve çağdaş
yaklaşımları bütüncül yöntem ve tekniklerle sunmak hedefiyle geliştirilmiştir. Proje,
genç rehber adaylarının üniversite eğitimlerine ek olarak kültür varlıklarını koruma ve
yaşatma bilinci kazanmalarını, müzeleri ve koleksiyonları tanımalarını ve bu unsurları
farklı yöntem ve tekniklerle tanıtma becerisi edinmelerini amaçlar
Changes in the Geopolitics of Central Asia in the Post-Cold War Era
TR Dizin, EBSCO (Central & Eastern European Academic Source, EBSCO Discovery Service), Index Copernicus, ERIHPLUS,
ASOS Index, DRJI, Academic Keys, CiteFactor, Eurasian Scientific Journal Index, TÜRKİYE ATIF DİZİNİ, Türk Eğitim İndeksi
Arastirmax, Ajindexs, Journal Factor, International Institute of Organized Researches, SOBİAD, Infobase İndex, OpenAIREEurasia has been regarded as the most important region that must be controlled by any power that aims to dominate the world, according to the geostrategists who shaped Eurasian policies for their countries. The UK and Germany have developed their policies for the region based on the views of their geostrategists before the Cold War. The US focused on containing Soviet Union shaping its policy based on the principles of these theories during the Cold War. In the early post-Cold war era, the US intensified its engagement with Central Asian states mainly with economic motivation. September 11 attacks provided an opportunity for the US to increase its influence as well as bolstering military deployment in the Central Asia. Russia led by Putin, especially after the consolidation of its power, however, has changed the balance of power in the region, especially in former Soviet Union territories, and did not lose the control of “Hearthland”
KAPADOKYA BÖLGESİ OSMANLI DÖNEMİ DUVAR RESİMLERİ, KORUNMA SORUNLARI VE ÖNERİLERİ
İnsanlık tarihi içerisinde en erken dönemli kaya resimlerinden itibaren günümüz
örneklerine uzanan süre içerisinde insanoğlunun yaratıcılığının kültürel bir aktarımı olan duvar
resimleri dünya kültür mirasının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu eserler yapıldıkları
dönemlerin kültürel, sosyal, teknolojik ve ekonomik özellikleri açısından önemli bilgiler
vermektedir. Duvar resimlerinin kasıtlı olarak veya kaza ile tahripleri kültür mirasının önemli
bir kısmının kaybolmasına sebep olmaktadır. Araştırmaya konu olan ve Kapadokya Bölgesi 19.
yüzyılda Anadolu’daki önemli merkezlerden biri olup burada yer alan Osmanlı Dönemi duvar
resimleri zengin bezeme örnekleri sunmaktadır. Bu çalışmada Kapadokya Bölgesi
yerleşimlerinden Nevşehir, Gülşehir, Avanos, Göreme, Ürgüp ve Mustafapaşa’daki konutlarda
bulunan duvar resimlerinin güncel durumlarının belgeleme çalışması yapılmıştır. Ayrıca duvar
resimlerinin eski ve günümüz durumları birlikte ele alınarak bir değerlendirme yapılmış
korunma durumları tespit edilmiştir. Doğal veya insan eliyle yapılan bozulmalar üzerinden
duvar resimleri koruma sorunlarına değinilmiştir. Gelecek kuşaklara aktarımı miras
kapsamında çok önemli olan bu eserlerin korunması ve belgelenmesi bu çalışmanın temel
amacıdır
Complex Dynamics of a Discretized Caputo-Fabrizio Fractional Logistic Model with Additive Allee Effect
Bu çalışmada ekli (additive) Allee etkisine sahip Caputo-Fabrizio lojistik model ele
alınmıştır. Adams-Bashfort nümerik yöntemiyle kesirsel mertebeden dinamik sistemden iki
boyutlu bir fark denklem sistemi elde edilmiştir. Bu fark denklem sisteminin denge noktaları
hesaplanmış ve her bir denge noktasının lokal asimptotik kararlılığı için gerekli olan cebirsel
koşullar Schur-Cohn kriterlerinin kullanılmasıyla elde edilmiştir. Ayrıca fark denklem
sisteminin, pozitif denge noktası civarında Neimark-Sacker çatallanması sergilediği
gösterilmiştir. Yine Allee fonksiyonunun sistemin dinamik yapısı üzerindeki etkisi
araştırılmıştır. Allee fonksiyonunun kararlılık bölgesini genişlettiği ve daha geç
çatallanmaların oluşmasına sebebiyet verdiği gözlemlenmiştir. Son olarak bütün teorik
sonuçlar nümerik olarak test edilmiştir
Karamanlıca Güzel Ahlak ve Görgü Kuralları Kitabı
Toplum düzeni içerisinde hak ve hukuk kavramlarının temel dayanağı insanoğlunun
doğaya, hayvana ve diğer insanlara kısacası kendisi dışındaki her şeye ölçülü
ve saygılı davranışıdır. Bu nedenle insanın önce kendi sorumluluk, borç ve görevlerini
bilmesi, dünyasını bu bilinç çerçevesinde algılaması elzemdir. İnsanın kendi
gerçekliğini bulması, dünyanın aldatıcılığından ve geçiciliğinden kurtulması, doğru
bir inanç üzerinde iyi insan olarak var olabilmesi ve iyi bir insan olarak anılması nefsinden
ve bencilliğinden kurtulması ile mümkündür. Elbette bu soyutlanma kolay ve
ulaşılabilir değildir. Bu yüzden belki de insanoğlu en büyük savaşını kendisine karşı
vermiştir. Arzulanan ideal toplum düzeninde ulaşılmak istenen insan modeli, tüm bu
ifade edilenlerin bir bedende karar çerçevesinde buluşmasıyla elde edilecektir.
Ahlaklı ve görgülü insan olabilmek için önce kendi gerçekliğinin farkına varan
insanoğlu daha sonra yaşadığı çevreye ve bağlı bulunduğu topluma karşı nasıl faydalı
olabileceğinin arayışını her zaman diri tutmuştur. Bu arayış kimi zaman inançta,
kimi zaman felsefede, kimi zaman eğitimde, kimi zaman da bir var oluş olarak insanın
kendi bedeninde görülebilir. Toplumlarda görülen yozlaşma ve bozulmaların
arttığı dönemlerde dönemin ileri gelen değerlerinin bu türden çabalar sarf ederek
birbirinden kıymetli eserler bırakması da konunun hassasiyet ve önemine işaret eden
başka bir husustur.
Hüsn-i Ahlak ve Merasim-i Teşrifat da böyle bir sağduyunun zahiri çıktısı olarak
değerlendirilebilecek bir eserdir. Özellikle gayrimüslim tebaanın çoğunlukta olduğu
dönemin İstanbul’unda Anadolu halkı ile karşılaşmasının ve bu atmosferde görülen
inanç, düşünce ve yaşam biçimi gibi bazı soyut ve somut görüntülerin yarattığı çarpışmanın
neticesi olarak da görülebilir. Grek alfabesiyle Karamanlı Türkçesi ile kaleme
alınan eserde Karamanlı Ortadoks kültür çevresindeki ahlak ve görgü kuralları
toplumsal bir bakış açısı ile ifade edilmiştir.
Bu çalışma giriş, eserin yazarı ve hak sahibi Evangelinos Misailidis ve eser hakkında
kısa bilgi, Hüsn-i Ahlak ve Merasim-i Teşrifat’ın yazıldığı dönem, eserin okunmasında
izlenen yol, eserin dili ve üslubu üzerine notlar bölümlerinden oluşmaktadır.
Evangelinos Misailidis, bir toplumbilimci ve eğitimci edasıyla yazdığı eserinde yaşadığı
çevreyi, bağlı bulunduğu toplumu gözlemlemiş ve üzerine düşen vazifeyi sade
ve duru bir Türkçe ile yazma gayreti gütmüştür. Eserin yazıldığı dönem ve yazılmasebebi, eserin sonunda yazarın kendi ifade ettiği kısımdan hareketle değerlendirilmiştir.
Bu kısımda ifade edilen “Genel olarak vatandaşlarımız görgü kurallarından
habersiz olup büyükten küçüğe her makam ve rütbede bulunanlarla dostluk ve arkadaşlık
etmenin yolunu bilmediklerinden, herkesin gözünde utanılacak hale düşerler.” ifadesi
eserin yazılmasının başlıca nedeni olarak görülmüştür.
Transkripsiyon ve çeviri kısmında bir dönem İstanbul’da Başkonsolosluk görevi
yapmış Megaro Sismanoglio koleksiyonunda bulunan ve Evangelinos Misailidis tarafından
1886 yılında tanzim ve tertip edilen nüshanın dijital kopyası esas alınmıştır.
Söz konusu eserin dijital kopyası, bölgenin yaşamını ve gelişimini anlatan kitaplar,
gazeteler, dergiler, kartpostallar, videolar ve fotoğraflar ile 11. yüzyıldan 20. yüzyılın
başına kadar uzanan el yazmaları, eski eserler ve haritaların bulunduğu Veria Halk
Merkez Kütüphanesi’nin dijital eserler bölümünde bulunmaktadır.
Dil ve üslup üzerine notlar kısmında klasik bir dilbilgisi çalışması yapmak yerine
eserdeki dil kullanımına, var ise farklı dil ve gramer özelliklerine değinilmiştir. Metnin
okunması ve anlamlandırılması esnasında imla ve sesbilgisi bağlantıları, şekil, görev
ve anlam bütünlüğü, dil ve edebiyat uyumu gibi ilkeler dikkate alınmıştır. Eserde
söyleyişe zenginlik katan kalıp ifadelere de kısaca yer verilmiştir. Farklı okunuşlar,
uyuma girmeyen sözcükler, ikili yazımlar ve dil kullanımı üzerinde durulmuştur.
Bu çalışmanın konuya ilgi duyan uzman, araştırmacı, okur ve öğrencilerime yararlı
olabilmesini, üzerinde yapılabilecek değerlendirme ve eleştirilerin bundan sonra
yapılacak çalışmalara yol gösterebilmesini ve katkı sağlamasını ümit ediyorum. Hayatımızın
her alanında doğru, dürüst, güzel ahlaklı ve toplum nezdinde davranışları
ile takdir toplayan bireyler olabilmemiz için küçük de olsa bir katkı sağlamak en
büyük temennimdir.
Böyle bir çalışmayı yapmak istediğimde arşivlere ulaşabilmem için büyük yardım
ve desteklerini gördüğüm kıymetli iş arkadaşım ve meslektaşım Dr. Öğr. Üyesi Şükran
Ünser’e, sabrını ve anlayışını, maddi ve manevi tüm desteğini esirgemeyen, sonsuz
sevgisiyle yanımda olduğunu her an hissettiren eşim Pınar Gökçe Gökkaplan’a ve
varlıkları ile bana güç ve inanç veren, küçük kalplerinde büyük sabır ve sevgi besleyen
Türk milletine faydalı birer birey olacaklarından şüphe etmediğim, oğlum Bertuğ
Kağan Gökkaplan’a ve kızım Beril Bengü Gökkaplan’a, ayrıca, dizgi ve baskıda emeği
geçen Kesit Yayınları mensuplarına teşekkürlerimi sunuyorum