Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
2517 research outputs found
Sort by
21. Yüzyılda Uluslararası İlişkiler Işığında Türk Dış Politikasında Açmaz ve Açılımlar
19. yüzyıla iç karışıklıklar, ihtilaller ve
reformlarla giren Türkiye, 21. yüzyılın
ilk çeyreğinde güçlü bir devlet
konumuna yükselmiştir. İkinci Dünya
Savaşı döneminde Amerika Birleşik
Devletleri (ABD) ve Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB)
liderliğinde iki kutuplu bir dünya
düzenine tanıklık edilmiş, Sovyetlerin
dağılmasıyla bu sistem sona ermiş ve
uluslararası sistem yeniden
şekillenmeye başlamıştır. 1990’lar
sonrasında Balkanlar’daki krizler,
Körfez Savaşları ve 11 Eylül olayları
gibi kritik kırılma noktalarına tanıklık
etmiştir.Yenidünya düzeninde geleneksel
güvenlik anlayışı değişmiş ve
uluslararası sistemin boşluklarıyla
birlikte savaşların öngörülemez hale
geldiği bir dönem başlamıştır.
Küreselleşen dünyada tehditlerin
tanımı değişmiş ve bu tehditler, askeri
güvenlikten ekonomik, siyasi ve
çevresel güvenliğe kadar genişlemiştir.ABD, “tek kutuplu” bir dünya düzeni
istemekte, ancak Avrupa Birliği (AB),
Rusya, Çin ve Türkiye gibi aktörler
“çok kutuplu” bir düzenin çıkarlarına
daha uygun olduğunu düşünmektedir.
21. yüzyılda yeni bir uluslararası
sistem inşa edilmekte ve Türkiye bu
süreçte önemli bir rol oynamaktadır.
Mevcut düzenin adil olmadığını açıkça
dile getiren Türkiye, Avrasya’da
işbirliği arayışına yönelmektedir. Bu
bağlamda Şanghay İşbirliği Örgütü
(ŞİÖ) ve BRICS, çok kutuplu dünyanın
simgeleri haline gelmektedir
Sigara Kullanımının ve Sigara Dumanına Maruz Kalmanın Östaki Tüpü ve İşitme Üzerine Etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, sigara kullanımının ve sigara dumanına maruz kalmanın
işitme sağlığına ve östaki tüp disfonksiyonuna etkisini araştırmaktırYöntemler: Çalışmamıza 18-50 yaş arası 55’i kadın, 50’si erkek olmak üzere toplam
105 kişi dâhil edildi. Her grupta otuz beşer kişi olmak üzere sigara içen (40,40±6,33),
içmeyen (40.06±6.90) ve sigara dumanına maruz kalan (40,77±5,85) üç grup oluşturuldu.
Katılımcılara sigara kullanımı ve sigara dumanına maruz kalma detayları için anamnez
doldurtuldu ve her bir katılımcıya saf ses odyometre, timpanometre testi, toynbee,
valsalva manevraları ve “Östaki Tüpü Disfonksiyonu Ölçeği” uygulandı ve gruplar
karşılaştırıldı.Bulgular: Saf ses işitme eşiklerine göre gruplar arasında tüm frekanslarda (250-8000 Hz)
anlamlı farklılıklar tespit edildi. Östaki tüp disfonksiyonu varlığına göre gruplar arasında
anlamlı bir fark tespit edildi (p=0.003). Timpanometrik değerlendirmede sigara içme
durumlarına göre sigara içmeyenlerle sigara içenler arasında anlamlı bir fark bulundu
(p=0,029*). Toynbee testi sonuçlarına göre her iki kulak için de gruplar arasında anlamlı
bir fark bulunmaz iken valsalva testi sonuçlarına göre sağ ve sol kulakta gruplar arasında
anlamlı farklılıklar tespit edildi (p<0.001). ÖTDÖ-7 testi sonuçlarına göre ise sigara içen
bireylerin değerleri sigara içmeyen ve pasif içici bireylerden daha yüksek bulundu
(p=0,003).Sonuç: Çalışmamız sigara içmenin ve pasif içiciliğin işitme sağlığı ve östaki tüp
fonksiyonu üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya koymakta ve bu konuda önleyici
tedbirlerin alınmasının gerekliliğini desteklemektedir. Sigara içme alışkanlıklarının
azaltılması ve pasif içiciliğin engellenmesi için sağlık politikalarının gözden geçirilmesi
ve etkin stratejilerin uygulanması önerilmektedir
KEKEMELİĞİ OLAN ERGENLERİN KEKEMELİK TERAPİ YÖNTEMLERİNE İLİŞKİN TUTUM VE GÖRÜŞLERİ
Bu çalışma, kekemelik tedavi yöntemlerinin ergen bireyler üzerindeki etkilerini
incelemeyi amaçlamaktadır. Kekemelik, bireyin sosyal ve akademik yaşamını olumsuz
etkileyen bir konuşma bozukluğudur. Araştırma, 13-19 yaş aralığında kekemelik yaşayan
114 ergen üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, dil ve konuşma terapistleri ile
odyologlardan tedavi almış bireylerden oluşmaktadır. Çalışmada kullanılan tedavi
yöntemleri arasında istemli kekemelik, duyarsızlaşma, kontrollü nefes, yumuşak
başlangıç ve yavaş konuşma teknikleri yer almaktadır. Araştırma kapsamında,
katılımcıların bu yöntemlere yönelik memnuniyet düzeyleri ve tedavi süreçlerindeki
deneyimleri değerlendirilmiştir. Veriler, anketler ve yarı yapılandırılmış mülakatlar
yoluyla toplanmış ve SPSS yazılımı ile analiz edilmiştir. Sonuçlar, kontrollü nefes ve
yavaş konuşma tekniklerinin katılımcılar arasında en yüksek memnuniyet oranlarına
sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, terapi sürecinden memnun olan katılımcıların
kaygı düzeylerinin daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet ve yaş gibi demografik
faktörlerin, tedavi yöntemlerine yönelik tutumlarda ve kaygı düzeylerinde anlamlı etkileri
olduğu bulunmuştur. İstatistiksel analizler, istemli kekemelik ve kontrollü nefes
metotlarının, terapi memnuniyetinde anlamlı farklar yarattığını göstermektedir. Ancak,
duyarsızlaşma ve yumuşak başlangıç metotlarının kaygı düzeyleri üzerinde belirgin bir
etkisi bulunamamıştır. Araştırmanın bulguları, kekemelik tedavisinde bireysel
farklılıkların ve kişiselleştirilmiş tedavi planlarının önemini vurgulamaktadır. Bu
çalışma, kekemelik tedavisinde kullanılan yöntemlerin etkinliğini değerlendirerek,
terapistlere ve ailelere rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, kekemelik tedavisine
yönelik gelecekte yapılacak çalışmalara da ışık tutmayı hedeflemektedir
Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Kamu Politikası Yaklaşımında Kadın Yöneticilerin Etkisi Nevşehir Örneği
Toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımının küresel düzeyde oldukça sıcak bir konu olduğu günümüzde, cinsiyetlerin ataerkil sistem içindeki belli kalıp yargılara sıkıştırılarak yönlendirilmesi ve herkesin bu sisteme uymasının beklenmesi çağımızın en karmaşık problemlerinden birisi olarak varlığını sürdürmeye devam etmesine sebep olmaktadır. Tartışmaların odağında olan “toplumsal cinsiyet” kavramı, önce kavramsal olarak kendini doğru açıklamayı daha sonrada eşitlik yaklaşımıyla geleneksel sistemi değişime zorlamayı hedeflemektedir. Bu amaç doğrultusunda değişimin öncülerinin en çok ayrımcılığa maruz kalan kesim olan kadınlardan oluştuğu görülmüştür. Kadınların karar mekanizmalarındaki aktif temsilinin, toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımına hizmet edebilecek kamu politikalarının üretilmesindeki rolü oldukça önemli olmaktadır. Erkek egemen sistemin dayattığı ayrımcı tutumlardan sıyrılarak yeni bir bakış açısı kazanmak, tüm alanlarda herkesin eşit hak ve imkanlara sahip olarak yaşamasını mümkün kılabilmenin kadın yöneticilerin politika üretmede aktif olması ile eş değer olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, kamusal alanların düzenini sağlayacak kamu politikalarının cinsiyet eşitliği perspektifinde ele alınmasına kadın üst düzey yöneticilerin katkısını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Literatüre önemli katkılar sunacak olan bu tez çalışmasına 2023 yılında Nevşehir’de çeşitli kamu kurumlarında görev yapan 17 üst düzey kadın yöneticiyle görüşme yapılmış, veriler tam yapılandırılmış derinlemesine görüşme yöntemi ile elde edilmiş ardından tematik olarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda kadın üst düzey yöneticilerin bulundukları pozisyonlarda cinsiyetçi yaklaşımlara maruz kaldığı ve bulundukları konuma ulaşılmasında birtakım zorlukların yaşandığı ortaya çıkmıştır. Kamu politikası üretme noktasında aktif rolü olması beklenen kadın yöneticilerin kendilerini yetkisiz görerek kamu politikası üretmedikleri, üretilen kamu politikalarının uygulayıcı olarak kendilerini konumlandırdıkları sonucu elde edilmiştir. Araştırmanın teorik ve pratik katkıları ile önerileri tartışılmıştır
Chinese Political Elites in the Context of Chinese Political Thought and Political History Volume 1 (1840 – 1978)
Ulusoy, Can. 2023. Çin Siyasal Düşüncesi ve Siyasi Tarihi Bağlamında Çin Siyasal
Elitleri Cilt 1 (1840 – 1978). Nevşehir: Kapadokya Üniversitesi Yayınları.
Ulusoy, Can. 2023. Chinese Political Elites in the Context of Chinese Political Thought
and Political History Volume 1 (1840 – 1978). Nevşehir: Cappadocia University
Press.The book Chinese Political Elites in the Context of Chinese Political Thought and
Political History by Can Ulusoy offers an in-depth examination of China's political
elites, focusing on the historical and intellectual frameworks that shaped their
actions and ideologies from 1840 to 1978. By drawing comparisons to similar
processes in Turkish political history, Ulusoy seeks to understand China's
modern political developments. The book provides a comprehensive study of the
evolution of political elites in China, spanning from the late Qing Dynasty to the
early years of Deng Xiaoping's rule, covering over a century of political
transformations, ideological shifts, and elite maneuvering within the broader
framework of Chinese modernization
3D FOOD PRINTING APPLICATIONS RELATED TO DYSPHAGIA: CURRENT SITUATION ANALYSIS
Dysphagia, a stroke-related condition causing disrupted swallowing, can lead to fatal consequences like suffocation and pneumonia, particularly in the elderly (1). Texture-modified foods are a part of medical nutrition therapy in dysphagia (2). Restriction resulting from limited food options (the texture of many foods cannot be changed) brings the risk of malnutrition. Malnutrition is particularly risky in the geriatric population (3).
3D food printing, a new technology, has the potential to enhance the attractiveness and consumability of textured foods, potentially aiding in increased food intake in individuals with dysphagia (4). With extrusion-based printing, protein (pork and beef) and vegetable products (peas, carrots, and bok choy) were 3D-printed in accordance with the texture categories recommended by the International Dysphagia Diet Standardisation Initiative (IDDSI) (5). Another exciting development in this technological process is 4D food printing, which can make foods more consumable by providing color change and flavor release (6).
On the other hand, the ultra-processed nature of 3D-printed foods poses a nutritional concern as it negatively impacts food digestion and the gut microbiome. There are approaches to address this concern, such as the addition of probiotics and hydrocolloids increase the viscosity of gastric content in foods (4).
The fact that it is not known how multiple processes, including freeze-drying, cooking, crushing, mashing, pureeing, sieving, and extrusion, affect the nutrient content, digestibility, and health of the consumer's gut microbiome when 3D printed food is produced brings many uncertainties and concerns. More research on 3D food printing is needed to address health concerns
Hospitality and Tourism Marketing in an Artificially Intelligent World
Peter Drucker’s statement that “the purpose of any organization is to satisfy the customer” is a well-known quote in marketing literature. In the hospitality industry, tourist satisfaction has traditionally been measured by the degree of overall pleasure or happiness experienced by the tourist, resulting from meeting their demands, expectations, and needs. With the development of robots, artificial intelligence (AI), and service automation (RAISA), and their use in travel, tourism, and hospitality, the conversation around customer satisfaction has shifted. The introduction of RAISA has allowed businesses, particularly in the hotel and tourism industries, to streamline their operations, reduce costs, increase productivity, and improve the efficiency and reliability of their services. Self-service technologies and service automation have long been used in airports, hotels, and other establishments to improve customer experience, reduce wait times, and lower operational costs. As a result, an increasing number of hospitality companies are investing in technology to enhance the efficiency and dependability of their services to meet these demands. Many companies in the travel and hospitality industries are increasingly relying on automation to improve productivity and provide services with minimal human intervention. Hotels and travel companies have round-the-clock customer support available to assist guests with their needs. Self-service tools have become available, making it easy to make reservations and perform other tasks without the need to speak to a live representative. Moreover, the economy will increasingly include AI, and this will diminish the need for humans as service providers. The hospitality and tourism industry will benefit greatly from the use of marketing automation. This paper provides detailed information on how AI affects future marketing efforts
ARI EKMEĞİNİN ALZHEİMER SIÇAN MODELİNDE KARACİĞER 5HT2B ARACILI GLUKOZ DÜZENLEMESİ ÜZERİNE ETKİSİ
OBJECTIVE: This study aimed to examine the effect of bee bread on glucose regulation and weight change through the change of insulin, serotonin (5-hydroxytryptamine, 5-HT), and leptin
hormones in the rat model of Alzheimer's disease (AD).MATERIAL AND METHODS: Alzheimer's disease rat model created via intracerebroventricular (i.c.v.) Streptozotocin (STZ) injection into the lateral ventricles. Beebread administration was
performed with daily gavage for three weeks after the STZ injection. Leptin, İnsulin, 5-HT levels in plasma and leptin, insulin,
5-HT, 5HT receptor 2B (5HT2B), glucose transporter 2 (GLUT2),
glucose 6-phosphatase (G6pase) levels in liver tissue were measured with Elisa kit. Fasting blood glucose levels were measured
using a glucometer, and Homeostatic Model Assessment for Insulin Resistance (HOMA-IR) levels were calculated using the formula. Each rat's weight change was calculated by subtracting
their initial weight from their final weight.RESULTS: In the AD-created rats, ıt was observed that blood
glucose, plasma insulin, and HOMA-IR levels, liver 5-HT, plasma
5-HT, and leptin levels decreased, liver 5-HT2B and GLUT-2, and
weight loss increased. In the AD-created rats, bee bread treatment significantly increased liver 5-HT2B, liver G6pase levels,
and plasma leptin levels, also markedly increased plasma 5-HT,
liver 5-HT, GLUT-2, and weight loss levels, and decreased fasting
blood glucose levels without affecting plasma insülin levels in
the AD group.CONCLUSIONS: These results showed that glucose metabolism
was modulated to generate an anti-diabetic defense system in
the liver tissue of AD-created rats. Beebread administration reduced fasting blood glucose levels by increasing leptin-mediated insulin sensitivity in the AD-created rats.KAPADOKYA ÜNİVERSİTES
Türkiye’de Ana Akım Medyada İklim Krizi Haberlerinde İnsanmerkezci Çerçeveleme
Bu çalışma, küresel ölçekte giderek artan iklim krizi farkındalığı ve bu krizle mücadelede medyanın rolü bağlamında, Türkiye'deki ana akım medyada iklim krizinin temsilini çerçeveleme kuramı bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. İklim krizi, yalnızca çevresel değil, toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla da küresel gündemin en önemli konularından biri haline gelmiştir. Çalışma kapsamında, Kasım 2021-Kasım 2022 tarihleri arasında, Türkiye'nin en çok okunan gazeteleri olan Sözcü, Sabah ve Hürriyet'te yayımlanan haberler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmanın tarih aralığı, Paris İklim Anlaşması'nın Türkiye'de 10 Kasım 2021 tarihinde yürürlüğe girmesi sonrasında medyanın iklim krizine dair artan ilgisi göz önünde bulundurularak belirlenmiştir.Belirlenen dönem içerisinde, "iklim krizi," "iklim değişikliği," "küresel ısınma", "Paris Anlaşması" ve "Paris İklim Anlaşması" anahtar kelimeleri ile yapılan taramalarda toplamda 4700 haber elde edilmiştir. Tekrarlayan, köşe yazısı formatında olan, fotoğraf veya video içeren ve yalnızca anahtar kelime barındıran fakat içerikle doğrudan ilgisi olmayan haberler çıkarılarak, örneklem sayısı 3680'e indirilmiştir.Örnek haberlerde iklim krizinin temsili çerçeveleme kuramı bağlamında, insanmerkezcilik ve zayıf ve güçlü sürdürülebilirlik kavramları ele alınarak incelenmiştir. Haberler, içerik analizi için hem tümdengelim hem de tümevarım yöntemleri kullanılarak oluşturulan çerçeveler ve kodlama kitapçığı aracılığıyla analiz edilmiştir. Elde edilen veriler Maxqda 24 yazılımı ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar, incelenen haberlerin büyük bir çoğunluğunda insanmerkezci bir perspektifin ve zayıf sürdürülebilirlik anlayışının baskın olduğunu ortaya koymuştur