Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
2517 research outputs found
Sort by
İDARİ VE AKADEMİK TEŞKİLAT YÖNERGESİ
Kapadokya Üniversitesinin idari ve akademik teşkilatının yapılanmasını tanımlamak
ve bu yapılanma dâhilinde kurulacak birimlerin görev tanımlarını belirlemektir
Assessment of Facial Depth in Skeletal Class III Cases with Mandibular Prognathism: A Cephalometric Study
Statement of the problem: In patients with mandibular prognathism and skeletal Class III malocclusion, there is a lack of data regarding the relati-onship between average facial depth and anterior facial height.
Objective: This study aims to determine the average facial depth in pa-tients with mandibular-origin skeletal Class III malocclusion and to investigate the relationship between this measurement and anterior facial height.
Materials and Methods: A total of 626 individuals with Class III malocc-lusion were included in the study (292 females, 335 males). On cephalometric radiographs of the participants, the pogonion (Po), nasion (N), Frankfort Hori-zontal plane (FH), condylion (Co), and menton (Me) points were marked. The anterior facial height of the patients was calculated, and all participants were divided into three groups: long, average, and short. The distance where Co and N intersected the FH was defined as the 'facial depth distance' (Co-N). Finally, the ratio of the facial depth distance (Co-N) to the anterior facial height (N-Me) was calculated.
Results: A significant difference was observed in the mean ratio of Co'-N' to N-Me between long-faced individuals and short-faced individuals (P < 0.05). The ratio of the facial depth distance (Co'-N') to the anterior facial height (N-Me) was found to be 69% ± 5. This ratio was determined to be 68% ± 4 in long-faced individuals, 69% ± 4 in average-faced individuals, and 72% ± 5 in short-faced individuals.
Conclusions: The ratio between Co-N and N-Me may provide a new perspective in the evaluation of mandibular-origin Class III malocclusions
Danışman Tez/Sanat Çalışması Savunma Sınavı Talep Formu
Danışman Tez/Sanat Çalışması Savunma Sınavı Talep Form
İŞLETMEDE MESLEKİ EĞİTİM DERSİ DEVAM TAKİP ÇİZELGESİ
İŞLETMEDE MESLEKİ EĞİTİM DERSİ DEVAM TAKİP ÇİZELGES
İŞLETMEDE MESLEKİ EĞİTİM BAŞVURU VE KABUL FORMU
İŞLETMEDE MESLEKİ EĞİTİM BAŞVURU VE KABUL FORM
Tez/Sanat Çalışması Savunma Sınavı Sonuç Tutanağı
Tez/Sanat Çalışması Savunma Sınavı Sonuç Tutanağ
4-8 Yaş Grubu Koklear İmplantlı Çocuklarda Dil Gelişimi İle Günlük Yaşam Kalitesi Arasındaki İlişki
İşitme kaybı dünyada en yaygın görülen duyusal eksikliktir. Doğumdan sonra veya dil gelişimi
öncesi ortaya çıkan işitme kaybı, bireylerin dil gelişimini olumsuz bir biçimde etkileyerek normal duyan
yaşıtlarından ayrışmasına yol açabilmektedir. Erken yaşta işitme kaybının tanısı konularak işitme cihazı
verilmesi ve özel eğitime başlanması dil gelişimine katkıda bulunarak bu durum çoğunlukla engellenebilir.
İşitme cihazıyla özel eğitimden fayda göremeyecek kadar ileri veya çok ileri işitme kayıplı hastalar için ise
koklear implantasyon operasyonu 20 yılı aşkın süredir dünyada ve Türkiye’de yaygın bir biçimde
uygulanmaktadır (Turan ve ark., 2012). Çocukluk döneminin ilk 36 ayı, dil edinimi açısından en kritik
dönemlerdir ve dil gelişimi bu dönemden sonra yavaşlayarak devam etmektedir (Shojaei ve ark., 2016).
Akustik uyaranların alınması ve algılanması, dil öncesi aktiviteler için gerekli ön şartlardır. Bu nedenle,
işitme engelli çocuklarda normal dil ediniminin sağlanması için işitme kaybının erken tespiti ve uygun
müdahale çok önem taşımaktadır (Shojaei ve ark., 2016). İşitme cihazı/koklear implant uygulanmasından
sonra işitme cihazı/koklear implanttan maksimum verim alınabilmesi için uzun bir işitsel rehabilitasyon,
işitme eğitimi ve süreç içerisinde objektif değerlendirmelerin dışında subjektif değerlendirmelerin de
kullanılması gereklidir. Çalışmamızın amacı; Koklear implantasyon yapılan 4-8 yaş arasındaki hastaların,
cinsiyet, risk faktörleri, tanılanma yaşı, implantın uygulanma dönemi (prelingual – postlingual), implant
modeli, özel eğitime başlama yaşı, ailenin eğitim durumu gibi demografik verilerin, koklear implant yapılan
hastalar üzerindeki etkisini araştırmak, koklear implant kullanan bireylerin alıcı ve ifade edici dil becerileri
ile günlük yaşam kaliteleri arasındaki ilişki değerlendirmesi amaçlanmıştır