Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
4105 research outputs found
Sort by
‘Perfect Red’ ve ‘Malatya’ Kayısı Çeşitlerinde Hasat Öncesi Oksalik Asit Uygulamasının Meyve Kalitesi ve Antioksidan Özellikleri Üzerine Etkisi
Bu çalışmada, oksalik asit (OA) uygulamasının kayısıda meyve kalite ve antioksidan özellikleri üzerine etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bunun için ‘Perfect Red’ ve ‘Malatya’ kayısı çeşitlerinin ağaçlarına hasat öncesinde iki kez (16 Mayıs 2023-6 Haziran 2023) 2 mM OA uygulaması yapılmıştır. Ticari hasat döneminde alınan meyve örneklerinde bazı pomolojik ve biyokimyasal özellikler analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, OA uygulamasının meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu ve meyve eti sertlik değerleri üzerine etkisi önemli bulunmamıştır. Ancak OA uygulamasında ortalama meyve ağırlığı (52.78 g) ve meyve eni (46.81 mm) değerleri nispeten yüksek saptanmıştır. OA uygulaması ‘Perfect Red’ çeşidinde meyve kabuk a* değerini kontrole göre önemli derecede artırmıştır. Çalışmada, OA uygulaması kontrole göre meyvelerin ortalama toplam flavonoid içeriğini (%17.61) önemli düzeyde, toplam fenolik ve toplam antioksidan kapasite özelliklerini ise nispeten artırmıştır. Çeşitler arasında önemli fark çıkmış ve ‘Perfect Red’ çeşidi en iri (57.87 g ve 49.06 mm meyve eni) ve en renkli meyveleri vermiştir. Sonuçta, sürdürülebilir meyve yetiştiriciliğinde, hasat öncesi çevreyle dost OA uygulamaları hasatta kayısı meyvelerin kalite ve antioksidan özelliklerini iyileştirmede doğal bir yol olabilir
Monarşiden Demokrasiye Siyasetin İmkânı Sorunu ve John Locke
John Locke, on yedinci yüzyıl siyaset felsefesinin önde gelen filozoflarından birisi olarak kabul edilir. Locke’un siyaset alanındaki düşünceleri onu klasik liberal demokrasinin önemli figürü haline getirmiştir. Ona göre, siyasal toplum kurulmadan önce doğa durumundaki bireyler barış içerisinde yaşamaktadır. Locke’a göre, doğa durumundaki birey birtakım doğal haklara sahiptir. Yaşam, özgürlük, eşitlik, mülkiyet, saldırganı cezalandırma gibi belirlenen bu haklar bireylerin doğuştan sahip olduğu haklardır. Bu haklar savaş durumunun oluşmasına ortam hazırlar. Onun açısından savaştan kaçınmanın yolu, sahip olunan hakları egemen güce teslim etmekten geçmektedir. Böylece savaştan kurtulmak isteyen her birey rıza göstermek suretiyle sahip olduğu hakların bir kısmını egemene teslim eder. Devredilen haklar toplumsal sözleşme yapılarak güvence altına alınmıştır. Sözleşmenin amacı, düzeni ve yasayı tahsis etmek, doğal durumun belirsizliğini gidermek ve kişinin haklarını muhafaza edecek kurumlar meydana getirmektir. Bu bakımdan Locke’un siyaset felsefesi alanında ki düşüncelerinin etkisi günümüze kadar ulaşmıştır. Bu çalışmada ise Locke’un siyaset felsefesi alanında ki düşünceleri eleştirel perspektiften tartışılacaktır
Sosyal Ağlar Ve Dijital Gözetim
Yeni iletişim teknolojilerinin günlük hayata dahil olmasıyla, insan hayatı, alışkanlıkları büyük ölçüde değişip dönüşüme uğramıştır ve gözetim olgusu da farklı bir boyut atlamıştır. Gözetimin hiç şüphesiz en çok yapıldığı yer ise sosyal medya yani sosyal paylaşım ağlarıdır. Sosyal medya platformlarına ulaşılabilirlik kolay hale gelince ve kullanımı daha da artınca kullanıcıların beğenilme arzusu ve daha çok takip etme ve edilme isteği özel hayatlarını, gündelik yaşanan olayları bu platformlar üzerinden kendilerine takip edenlere sunması ile gözetim kaçınılmaz bir hal almıştır. Sosyal medya kullanıcıları profillerini, paylaştıkları fotoğraf, video, hikâye ve içerikler ile hem gözetleyebilir hem de gözetlenebilir hale getirmiştir. Gözetleme davranışı artık sosyal medya kullanıcıları arasında bir sosyal etkileşim haline gelmiştir denebilir. Birey dijital ortamlarda yeni kamusal alanda kendini var ederken; başkalarının kendisini gözetlemesine gönüllü olarak izin verir. Sosyal medya günümüzde teşhirin çoğaldığı bir yere doğru giderken, insanların mahremiyet algısı da değişip dönüşmeye başlamıştır. Bu çalışmada; Instagram uygulamasını aktif bir şekilde kullanan üç Instagram fenomeni seçilip içerik analizi yapılmıştır. İçerik analizinde Ekim 2024’e ait tüm paylaşımlar kategoriler üzerinden analiz edilmiştir ve üç birimleştirme kategorisi ile de analiz ayrıntılandırılmıştır. Fenomenlerin seçiminde amaçlı örneklem yöntemi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, incelenen fenomenlerin paylaşımlarına bakıldığında mahrem algısının değiştiği tespit edilmiştir
Hastalıkların toplumsal yansıması: Hastalık kimliği ve hastalıkların kimlikleşme sebepleri
Sağlık yalnızca medikal boyutu olan bir olgu değildir. Aynı zamanda sosyal ve psikolojik yönü de bulunmaktadır. Özellikle hastalıklar toplum içerisinde bireyi tanımlayan ve diğer insanların gözünde damgalanmasına sebep olan bir olgu halini almaktadır. Bu çalışmada toplum tarafından kimlikleştiği düşünülen hastalıkların tespit edilmesi ve hastalıkların kimlikleşme sebebplerinin toplumun gözünden ortaya koyulması amacıyla nitel araştıma yöntemi tercih edilmiş, 18 yaşından büyük 152 gönüllü katılımcıdan yapılandırılmış soru formu aracılığıyla veri toplanmıştır. 51 farklı hastalığın kimlik haline gelebileceği tespit edilmiştir. Bu hastalıklar içerisinde, diyabet (51), kanser türleri(46) ve kalp hastalıklarının (37) öne çıktığı tespit edilmiştir. Aynı şekilde hastalıkların oluşturdukları kısıtlılıklar, hastalığın birey tarafından kabullenilmesi ve hastalığın bireyde oluşturuduğu değişimler, hastalığın yaşamı şekillendirmesi, hastalığın mecburiyet oluşturması, hastalığın sürekliliği ve hastalığın diğer özellikleri ile hastalığın önceliklendirilmesi ve hasta bireye karşı olumsuz tutum ve davranışların bir hastalığın kimlik haline gelmesine sebep olabileceği tespit edilmiştir
Unlocking Instagram Success: Factors Shaping Consumer Engagement in Social Media Marketing
In reaching out to consumers, social media marketing is indispensable. The prominence of social media serves as a vital metric for corporations and brands, and it currently occupies a pivotal role within digital marketing strategies. This study focuses on the analysis of posts published on Instagram by two Turkish clothing brands since the beginning of 2023, with the aim of identifying factors that enhance user engagement. According to the results obtained through ordered logistic regression analysis, factors such as the use of images in posts, the presence of a celebrity figure in the post, and the inclusion of tags increase the likelihood of heightened engagement levels. These findings are expected to provide valuable insights for social media marketers and researchers in devising effective Instagram strategies
Comparison of Hard and Fuzzy Clustering Techniques and Selection of Optimal Fuzzifier Parameter: An Application on Household Characteristics and Health Expenditures
It is a challenging task for decision makers for finding the optimal classification pattern for the dataset obtained from national accounts, such as household budget survey (HBS) data. Fuzzy c-means (FCM) clustering, a fuzzy logic-based clustering algorithm, can be used effectively to find the proper cluster structure of given data sets under uncertainty. In this study, crisp (k-means) and fuzzy (FCM) clustering performances on grouping of households are compared while changing fuzzifier parameter for FCM. The results of the study reveal that FCM clustering performs better when compared with k-means clustering. It is found out that the optimal number of household groups is 5 and further, high cluster validity index scores are obtained when fuzzifier value is 1.5 in FCM clustering. High cluster validity index scores obtained from fuzzy Silhouette is compared to the crisp cluster validity index. The experimental results proved that fuzzy clustering superior grouping ability and it has better validity measures for grouping of households in a national dataset. It is observed that smaller fuzzifier value is a better choice to enhance fitness of fuzzy clustering. It is hoped that future experiments will compare the clustering abilities of FCM using datasets with different sizes and variables under the uncertainty conditions to determine the class boundary
Serbest Bölgelerin İhracat Performansını Belirleyen Etmenler: Türkiye Örneği.
Serbest bölgeler, dış ticaret işlemlerinde bürokrasinin azaltılarak uygulandığı, ülke gümrük rejiminin dışında tutularak piyasaya giriş ve çıkışların daha kolay gerçekleştirildiği alanlar olması dolayısıyla başta dış ticaret olmak üzere iktisadi performansa katkı sağlaması beklenen çözümlerden biridir. Bu çalışmanın amacı serbest bölgelerin ihracat performanslarını belirleyen etkenlerin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’deki 18 serbest bölgenin 2004-2020 dönemi verileri panel veri yöntemi ile analiz edilmiştir. Serilerin durağanlık mertebeleri belirlenmiş ve Driscoll-Kraay (1998) tahmincisi ile model tahmin edilmiş ve Dumitreschu-Hurlin nedensellik testi yapılmıştır. İncelenen dönemde, serbest bölgenin bulunduğu ilin lojistik potansiyeli, eğitim düzeyi, döviz kuru ve AB ülkeleri ortalama büyüme oranı değişkenlerinin serbest bölgelerden gerçekleştirilen ihracatı olumlu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır
Bilişim Öğrencilerinin Uzun Staj Eğitimi Ve İstihdam Deneyimleri
İş dünyasında yaşanan teknolojik gelişmeler, iş süreçlerinde; nitelikli ve iyi yetişmiş insan ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Talep ve tercihlere dönük insan kaynağı ihtiyacı, meslek yüksekokulları tarafından, eğitim ve öğretim programlarına eklenen staj eğitimleri ile giderilmeye çalışılmıştır. 3+1 adı altında anılan eğitim programları, 3 yarı dönem okulda 1 yarı dönem işletmelerde eğitim alacak şekilde planlanarak, öğrenci becerilerinin; iş piyasasıyla ilişkilendirilmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmada, 3+1 eğitim ve öğretim programında, eğitim almış bilgisayar teknolojileri öğrencilerinin, iş yeri eğitimi sonrası istihdam edilmelerini sağlayan işletme deneyimleri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma; nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması çerçevesinde gerçekleşmiştir. Veriler; görüşme formu tekniğinden yararlanılarak, Zoom yazılımı üzerinden belge sistemine göre dijital olarak kayıt edilmiştir. Soru formunda yer alan üst başlıklar, ana tema, üst başlığa bağlı alt başlıklarda, alt temalar olarak kodlanmıştır. Tema kodların 13 tanesi üst başlık, 32 tanesi alt başlıktan oluşmuştur. Kodlanan veriler, içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiş ve verilerin analizinde MAXQDA analiz programı kullanılmıştır. Çözümleme bulguları, çalışmanın hedefleri doğrultusunda tartışılmış ve çalışma amacına dönük; uygulama paydaşları içerisinde yer alan öğrenci, okul ve işletme aktörlerine yönelik sonuç ve öneriler çıkarılmıştır
The mediating role of organization-based self-esteem on the relationship of perceived human resource management system strength and employee reactions toward change: a research in the banking sector
This research aims to uncover the effects of banking sector personnel's perceptions regarding the strength of human resources management practices on their organizational-based self-esteem and their responses to changes. The study was conducted with the participation of 182 employees working in various banks operating within Aydın Province, utilizing a survey technique. The responses provided by the survey participants were evaluated using SPSS software, and the results were analyzed. As a result of the research, it was found that the relationship between the perceived strength of the human resource management system, organizational-based self-esteem, and employees' responses to change, which are the operational variables of the research, had positive and significant effects at various levels. According to the findings, the perceived HRM system strength had a statistically significant effect on employees' reactions to change in the partial intermediary variability of the organization-based self-esteem. In this study, which was conducted for white-collar employees working in banks, it was understood that employees' perceptions of human resource system strength had positive effects on their organizational-based self-esteem and their reactions to change. Human resources activities that are aligned with the organization's goals, transparent, and implemented with consensus at the organizational level have a positive influence on employees' competence, value, and cooperative behavior. These results contribute to reinforcing positive attitudes among employees when organizational changes are implemented. In this context, it is believed that this research will fill an important gap in the field
Doğrudan Yabancı Yatırımlar ve Toplam Faktör Verimliliği: Gelişmekte Olan Ülkeler Örneği
Doğrudan yabancı yatırımlar, ev sahibi ülkelerin tasarruf ve dış ticaret açıklarının kapatılmasına yardımcı olmanın yanı sıra, teknoloji ve yönetimsel becerilerin de ev sahibi ülkeye aktarılmasını sağlamaktadır. Böylelikle, uzun dönemli büyüme ve kalkınmanın önemli bir bileşeni olan toplam faktör verimliliğini etkileyebilmektedir. Bu yüzden, özellikle gelişmekte olan ülkeler uzun bir süredir çeşitli teşvikler sunarak doğrudan yabancı yatırımları ülkelerine çekmeye çalışmaktadırlar. Ancak, ilgili literatürde de görüldüğü gibi, doğrudan yabancı yatırımların toplam faktör verimliliği üzerine etkisi belirsizdir. Bu çalışmasının amacı, doğrudan yabancı yatırımların ev sahibi gelişmekte olan ülkelerde verimlilik üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunun tespit edilmesidir. Bu bağlamda, kullanılan veri seti 17 adet gelişmekte olan ülkeden oluşmakta ve veri erişimi imkânlarına bağlı olarak 2002-2019 dönemi incelenmektedir. Çalışmanın sonucunda ise doğrudan yabancı yatırımların ev sahibi gelişmekte olan ülkelerin toplam faktör verimliliğine oldukça küçükte olsa olumsuz bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca gelişmekte olan ülkeler, OECD ve BRICS gibi ülke gruplarına ve coğrafi bölgelere ayrılarak da incelenmiş ve veri setindeki OECD üyesi gelişmekte olan ülkeler ile, Güney Amerika bölgesinde yer alan gelişmekte olan ülkeler için de doğrudan yabancı yatırımların verimlilik üzerinde negatif ve anlamlı bir etkisi olduğu sonucu bulunmuştur. Diğer ülke grupları için, doğrudan dış yatırımların verimlilik üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisi bulunamamıştır