Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
4105 research outputs found
Sort by
Hazır Yemek Sektörü Çalışanlarının İş Sağlığı ve Güvenliğine Kaderci Bakış Açılarının Değerlendirilmesi
Bu çalışmada hazır yemek sektörü çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliğine kaderci bakış açıları araştırılmıştır. Hazır yemek sektörü, gıda sanayi ve çalışan sayısının büyüklüğü açısından önemli bir alan olmakla birlikte iş güvenliğine yeterince önem verilmemesi veya meydana gelen iş kazalarının büyük çoğunluğunun bireysel basit yaralanma ağırlıklı olmasından kaynaklı önemsenmemesi nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği açısından yeterli önemin verilmediği bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, Ankara ilinde hazır yemek sektöründe çalışan 160 kişiyle yüz yüze görüşülerek anket uygulanması şeklinde yürütülmüştür. Anket sonucunda çalışanların kazaları kadercilik anlayışı ile örtüştürdüğü ve bu anlayışın cinsiyet ve iş sağlığı ve güvenliği bilgi seviyesine göre değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcıların iş yerinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında aldığı tedbirlerle ilgili bilgi verme konusunda tereddüt ettiği görülmüştür. Yapılan bu çalışma, hazır yemek sektörünün iş sağlığı ve güvenliği açısından yeterince önemsenmediğini ortaya koymaktadır. Çalışma sonucunda elde edilen bilgiler sektörde iş sağlığı ve güvenliği bilincinin geliştirilmesine ve kadercilik anlayışının kabul edilebilir seviyeye indirilmesine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir
The Limits of the Principle of Ex Officio Examination in the Turkish Tax Judiciary
Yargı organlarınca, yargılamanın sağlıklı biçimde yürütülüp sonuçlandırılabilmesi için davaya konu uyuşmazlığa ait ispat araçlarının, davanın taraflarınca yargılama makamına sunulması gerekmektedir. Bu süreçte hâkim gerekli gördüğü hallerde tarafların sunduğu davaya ait bilgi ve belgeler yanında yargılamanın ve kurulacak hükmün isabetli olabilmesi için re’sen araştırma ilkesinden yararlanabilmektedir. Hukuk sistemimizdeki bu ilke ile hâkimlere, baktığı davaya ilişkin doğru, özgür, sağlıklı kararlar vermesini sağlayacak geniş yetki ve görevler verilse de bu yetkiler sınırsız değildir. Özellikle hukuka uygunluk, yerindelik denetimi yapılamaması, ispat, devletin güvenliği veya yüksek menfaatlerine ilişkin sınırlar, mükellef hakları, vergi mahremiyeti vb. konular hâkimin yargılama sırasında doğrudan olduğu kadar dolaylı sınırlarının varlığını da ortaya koymaktadır
OFFICERS BORN IN HAKKÂRİ ACCORDİNG TO SİCİLL-İ AHVÂL REGISTERS
Bu çalışma, Osmanlı memurlarının biyografisi için en önemli kaynak malzemesi olan ve 1879 yılında II. Abdülhamid’in çabasıyla tutulan Sicill-i Ahvâl Defterleri verilerine göre Hakkâri Sancağındaki Osmanlı memurlarının biyografilerine ışık tutmaktadır. Bu kapsamda Hakkâri Sancağının idari yapısı içinde yer alan bölgelerde doğmuş 27 memurun, doğum yılları, baba isimleri ile meslekleri, öğrenim gördükleri mektepler, göreve başlama yaşları, mesleki safahatları, bildikleri diller ve ne derece bu dilleri bildikleri ve aldıkları maaşlar gibi hususlar ile ilgili kayıtların sunduğu imkânlar dâhilinde geniş değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Bu bağlamda Hakkâri Sancağı doğumlu memurların Osmanlı Devleti’ndeki resmi çalışma hayatları ve süreleri ortaya çıkarılmıştır
UŞAK KAZASI BULKAZ KARYESİNİN SOSYO-EKONOMİK DURUMU ÜZERİNE BİR YEREL TARİH ÇALIŞMASI
Bu tez çalışmasının amacı Osmanlı Dönemi‟nde Uşak kazasına bağlı Bulkaz karyesinin sosyo-ekonomik durumu, nüfus yapısı ve nüfus hareketliliklerini ortaya koymaktır. Bu sebeple çalışmamızın yerel tarih araştırmalarına ve özellikle Uşak‟ın yerel tarihi hakkında araştırma yapacaklara bir katkı sağlayacağı beklenmektedir. Bulkaz karyesinin 17. - 19. yüzyıllar arasındaki sosyo-ekonomik durumu ve nüfus yapısını ortaya çıkarmak için farklı arşiv malzemelerinden yararlanılmıştır. Bahsedilen bu kaynaklar 2498 numaralı Avarız defteri (1676), 1643 ve 1648 numaralı nüfus defterleri (1831-1841) ve 9406 numaralı temettuat defteridir (1844-1845). Bu kaynakların günümüz Türkçesine transkripsiyonu yapılarak Bulkaz karyesine ait nüfus yapısı ve sosyo-ekonomik özellikleri içeren önemli bulgular elde edilmiştir. Böylelikle karyede yaşamış kişilerin yaş ortalamaları, doğum-ölüm kayıtları, tipolojileri ile ekonomik faaliyetlerini kapsayan gelir ve giderlere ait mühim bilgiler ortaya çıkarılmıştır
ANADOLU’DA HELLENİSTİK VE ROMA DÖNEMİ TAPINAK ALINLIKLARINDAKİ KALKAN KABARTMALARI
Savaş tarihi neredeyse insanlık tarihi ile aynı yaştadır. Her savaş bir saldırı olduğu kadar aynı zamanda savunmadır. İnsanlar savaşlarda kendilerini korumak amacıyla kalkan kullanmaya başlamış, zamanla ekonomik ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak kalkanı da geliştirmiştir. Neolitik dönemden itibaren mağaralarda, sivil, kamusal ve dini yapılarda, duvar resimlerinde, mozaiklerde, seramiklerde, metal kaplarda, sikkelerde, heykeltıraşlık eserlerinde, mezar stellerinde ve lahitler üzerinde çok çeşitli tiplerde karşılaşılan kalkan motifi, insan yaşamında gerek işlevsel gerekse ikonografik açıdan önemli bir yere sahip olmuştur. Dikdörtgen, yuvarlak, pelta gibi tiplerde betimlenen kalkanların, bunlar dışında çeşitli alt tipleri de mevcuttur. Farklı uygarlıklarda farklı tiplerde uygulanan kalkan motifi, bazen sembolik hale gelmiş, kültürler arası etkileşimlerden de etkilenmiştir. Bununla birlikte, özellikle kabartmalar üzerinde, tarihsel süreç içerisinde stilistik bir gelişim izlediği de anlaşılmaktadır.
Kalkan motifinin işlendiği yerlerden biri de tapınak alınlıklarıdır. Çoğunluğu Anadolu’da bulunan, Hellenistik ve Roma dönemlerine ait toplam 12 tapınağın alınlıkları, bu motifin bir süsleme ögesi olarak kullanılmasının yanında apotropeik anlamının da olduğunu gösterir. Alınlıklarında kalkan motifi yer alan tapınakların yer aldığı yerleşimler incelendiğinde, bu motifin tercih edilmesindeki nedenler, kültürel etkileşimler ve tarihsel bağlantılar hakkında da ipuçlarına varmak mümkün olmaktadır. Bu yerleşimler genel olarak Seleukoslar, Antigonoslar, Ptolemaioslar gibi Makedon kökenli krallıkların etkisi altında kalmıştır. Adı geçen krallıkların askeri yönleri düşünülünce bahsettiğimiz yerleşimlerde karşımıza çıkan kalkan motifini tapınağın yanı sıra daha birçok mimari yapı üzerinde uyguladıkları görülmüştür
FARKLI BOYUTTAKİ POLİAMİD, POLİESTER VE JÜT LİFLERİN BETONUN MEKANİK DAVRANIŞINA ETKİSİ
Betonun kullanım alanı çok geniş olup eski zamanlardan beri pek çok yapıda kullanılmaktadır. Geleneksel betonun bazı mekanik özellikleri düşük sonuçlar vermektedir. Çekme dayanımı düşük olduğu için gevrek kırılan bir malzemedir. Betondaki zayıf özellikleri geliştirmek için beton karışımlarına değişik malzemelerden üretilmiş ve bazı özellikleri yüksek lifler katılmıştır. Yapmış olduğum çalışmada C30 sınıfı betonun çimento miktarını sabit tutup hacimce % 0,5, % 1 ve % 1,5 oranlarında poliester, jüt ve poliamid 6,6 lifleri ilave edilmiş, bu liflerin betonun teknik özelliklerini nasıl etkilediği incelenmiştir. Betonun basınç mukavemetini belirlemek için 10×10×10 cm lik standart küp numuneler ve eğilme-çekme mukavemetleri için 10×10×40 cm boyutunda kiriş numuneler üretilmiştir. Kullanılan lifler 3 cm, 4,5 cm ve 6 cm olmak üzere kesilmiştir. Kesilen lifler lif boyu aynı olacak şekilde ikili olarak grupladırılıp, belirtilen oranlarda beton içerisine ilave edilmiştir. Bu çalışmada, basınç dayanımı deneyi, üç noktalı eğilme deneyi, schmidt sertlik çekici testi, ultrases geçiş hızı deneyi, ısıl iletkenlik katsayısı ölçümü, su emme deneyi, çökme deneyi yapılmıştır. İncelenen 3 lifinde betonun mekanik özelliklerini olumsuz etkilemediği aksine bazı özelliklere katkı sağladığı görülmüştür. Schmidt sertliği ve eğilme dayanımı değerleri lif miktarının artması ile artış göstermiştir. Basınç mukavemeti, çökme sonuçları ve ısıl iletkenlik katsayısı değerleri ise lif miktarı arttıkça azalmıştır. Lif miktarının artması ısı iletkenlik katsayısı değerlerini neredeyse yarı yarıya azaltarak, ısı yalıtımı açısından olumlu sonuç vereceği ve lif boyunun 4,5 cm den fazla kullanılmaması gerektiği düşünülmektedir.
Fakat oluşturulan lifli beton numunelerinin kendi aralarında net bir farklılık yaratmadığı, genelde bütün sonuçların yakın değerler verdiği görülmektedir
A case of risk assessment by using Fine-Kinney method in sub-leather processing
One of the most hazardous industries in the district of Bolu-Gerede of Turkey, leather-processing industry, takes an important place for the economy of the district and the country. The study was carried out in a medium-sized company operating in the leather processing sector in Bolu. Preventing the occurrence of industrial accidents and occupational diseases is one of points to be emphasized in terms of companies and laborers in the industry. Occupational health and safety are concepts that increasingly become more important in today’s societies. Awareness is raised and legal issues come to the fore regarding these concepts comprising a dimension of human health. Scientists are studying on occupational health and safety and looking for ways to prevent the accidents before they occur. In the study, Fine-Kinney risk analysis method has been applied in the sub-processes of a sample manufacturing company in the district; and the activities whose risk scores are very high after the study and high-risk activities have been handled in the first place; and it is observed that the risk-scores decreased after the regulatory and preventive practices. As for other activities, whose risk scores are lower, action plans were implemented. With this study, it is stated that the risk assessment is a proactive approach in occupational health and safety practices and the company's risk scores have been significantly reduced
Sığır Sürülerinde Hiyerarşik Davranışların Sürü Yönetimine Etkileri
Süt ve besi sığırları çoğu canlı topluluğu gibi sosyal bir türdür ve sosyal bir düzenleri vardır. Sığır yetiştiriciliğinde başarılı olmak için bu sosyal davranışları iyi bilmek, sosyal hiyerarşik düzeni oluşturmak ve sürü yönetimini iyi planlamak gerekmektedir. Sosyal davranışlar bireylerin kendi arasında üreme, ana yavru ilişkileri veya oyun davranışları gibi ilişkileri ve iletişimleri içermektedir. Bu davranışları anlamak, bakım ve sürü idaresi, sürü stresi, verim artışı ve hayvan beslenme konularında önemli bir kolaylık sağlamaktadır. Sürü idaresinde hiyerarşik düzenin oluşması, belli bir sosyal düzen içerisinde yaşayan bireylerin herhangi bir olumsuzluk yaşamdan yaşamlarını idame ettirmesi ve agonistik davranışlar sonucu meydana gelecek stres, verim kaybı ve bireyler arası fiziksel yaralanmalar ortadan kalkması için önemlidir. Sürü yönetimi barınak düzeni, soğuk sıcak stresi, nakil gibi faktörlere dikkat edilerek sağlanabildiği gibi birde hayvanlar arası var olan davranışsal özelliklerin anlaşılması sayesinde de sağlanabilmektedir. Sığırlardan daha yüksek verim elde edilerek kaliteli ve devamlı et-süt üretimi yapmak, verimliliği sağlamak iyi bir sürü yönetimi ile mümkündür. İyi bir sürü yönetimi demek hayvanın daha az stres, daha fazla refah, daha fazla verim anlamına gelir. Geçmişten beri var olan hayvan davranışları arasında bulunan hiyerarşik davranışın, sürü yönetiminde olumlu şekilde kullanılması gerekmektedir. Bu çalışmada da süt sığırları ve besi sığırları sürülerinde hiyerarşik davranışların sürü yönetimini ve sığır verimlerini nasıl etkilediklerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır
KISA FİLMDE BİÇİMSEL ANLATI ÖĞELERİ: UŞAK KANATLI DENİZATI FİLM FESTİVALİ ÖRNEĞİ
Sinemanın gelişmesinde ilerlemesinde önemli bir yere sahip olan kısa filmin gösterim alanının kısıtlılığı, yapımcıya verdiği sınırlamalar ile kısıtlı sürede bile olsa içinde barındırdığı anlamlar, kullanılan biçimsel motifler ile sağlanmaktadır. Filmde biçimsel öğelerin eksik olması durumunda izleyicinin tatmin olamayacağı açıktır. Biçimsel bütünlük sağlandığı takdirde film başarılı bir film halini alır. Uşak Kanatlı Denizatı Kısa Film Festivalinde de gördüğümüz gibi ödül alan kurmaca filmler biçimsel bir bütünlük içinde kısa zamanda çok şey anlatır. Çalışmada çok kısa bir süre içerisinde büyük başarılar elde eden Uşak Kanatlı Denizatı Film Festivali’nde ödül alan kurmaca filmler üzerinden kısa filmde biçim konusu detaylı şekilde incelenmektedir.
Bu çalışmanın amacı, kısa filmde biçimsel anlatı yapısının oluşumunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle biçimsel anlatı kuramı çerçevesinde biçimsel anlatı yapısının oluşmasını sağlayan öğeler detaylı şekilde incelenmektedir.
Son olarak, örneklemi oluşturan beş kısa filmin biçimsel anlatı yapısı çözümlenmesi aracılığıyla kısa filmde biçim konusunun oluşumu ortaya konmuştur
Pandemi Döneminin Sigara İçme Alışkanlığı Üzerindeki Etkisinin Yapısal Eşitlik Modeli İle İncelenmesi
İnsan ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan sigara tüketimi her geçen gün artmaktadır. Sigara tüketimi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bireylerin giderek artan sigara tüketimi sigara bağımlılığı kavramını da ortaya çıkarmaktadır. Bunun sonucu olarak sigara bağımlılığı küresel ölçekli bir toplumsal sağlık problemi olarak değerlendirilmektedir. Her yaş için önemli bir problem haline gelen sigara tüketiminde, özellikle gençlik dönemi sigaraya başlama ve bağımlılık bakımından riskli bir dönem olarak görülmektedir. Türkiye’de son yıllarda yapılan çalışmalara bakıldığında, üniversite öğrencilerinde sigara tüketim oranının %30’un üzerinde olduğu görülmektedir. Sigara tüketiminin özellikle bireylerin, sıkıntı, kaygı ve belirsizlik içinde oldukları dönemlerde arttığı gözlemlenmektedir. 2019 yılında Çin’de başlayan ve tüm dünyayı etkileyen COVID-19 pandemisi sağlık, sosyal ve ekonomi alanlarını çok ciddi derecede etkilemiş ve bu alanlarda değişimlere neden olmuştur. Özellikle yasak ve kısıtlamaların bireylerin tüketim ve alışkanlıkları üzerinde önemli derecede etki ettiği gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin COVID-19 pandemi döneminde, sigara tüketim alışkanlıkları ve sigarayı azaltan faktörleri belirleyerek pandemi ve sigara arasındaki ilişkiyi Yapısal Eşitlik Modeli ile ortaya koymaktır. Bu amaçla iki ölçek oluşturulmuştur. Sigara Tüketimini Azaltan Faktörler(STAF) ve Pandemi Döneminde Sigara Tüketimi (PDST) ölçekleri oluşturularak Uşak Üniversitesi’nde öğrenim gören 467 öğrenciye uygulanmıştır. Açıklayıcı faktör analizi kullanılarak STAF ölçeğinde fiyat artışı, yasaklar, bilinçlendirme ve bağımlılık olmak üzere 4 boyut, PDST’de ise kaygı, belirsizlik, ekonomik unsur ve kısıtlamalar adı altında 4 boyut elde edilmiştir. Her iki ölçekten elde edilen boyutlar ile belirlenen demografik özellikler arasında istatistiksel karşılaştırmalar incelenmiştir. Yapısal Eşitlik Modeli kullanılarak PDST ölçeğinin STAF ölçeği üzerine etkisi, aynı zamanda PDST boyutlarının STAF ölçeğine ve boyutlarına olan etkisi incelenmiştir. Analiz sonucunda PDST ölçeğinin STAF ölçeğini yüksek katsayıyla anlamlı bir şekilde açıkladığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte PDST ölçeğinin boyutlarından üç tanesinin STAF ölçeğini pozitif ve anlamlı bir şekilde açıklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Kaygı, belirsizlik ve kısıtlamalar boyutları STAF üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkiye sahip iken ekonomi boyutu anlamlı etki göstermemiştir. Bu analizler ışığında, pandemi döneminin hem kendisi hem de kaygı, belirsizlik ve kısıtlamalar gibi süreçleri göz önüne alındığında bireylerin sigara tüketiminde bir artışa sebebiyet verdiği sonucu elde edilmiştir