Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
4105 research outputs found
Sort by
Büyükşehir Belediye Modelinde Zabıta Hizmet Paylaşımı Analizi: Ordu ve Trabzon Örneği
Türkiye’de yerel yönetimlerdeki düzenlemelerin en sonuncusu olan 6360 sayılı Kanun değişikliği ile kademeler arasındaki hizmet paylaşımında önemli değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Buradan hareketle araştırmanın amacı büyükşehir belediyeleri ile büyükşehir ilçe belediyeleri arasındaki zabıta hizmet paylaşımının son sekiz yılda ortaya çıkardığı uygulama sonuçlarının analiz edilmesidir. Yerel yönetimlerde belediye içinde örgütlenen zorunlu bir hizmet alanı olan zabıta hizmet alanının seçilmesinde 6360 sayılı Kanun’un doğrudan etkilediği bir hizmet alanı olmasının ve büyükşehir belediyelerinin hizmet sunum alanlarının genişlemesiyle birlikte hizmet alan nüfusunun artmasının etkisi bulunmaktadır. Araştırma, Ordu ve Trabzon büyükşehir ve ilçe belediyelerindeki üst düzey yönetici algısı üzerinden ölçülmekte, verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi kullanılmaktadır. Araştırma sonuçları, ruhsatlandırma, denetleme ve ana arterlere hizmet paylaşımının başarılı şekilde sürdürüldüğünü bu anlamda il belediyesinden büyükşehir belediyesine dönüşmüş olmanın beklenileni karşıladığını göstermektedir. Diğer taraftan, ana yol ve ara yol ayrımına dayalı hizmet paylaşımının kargaşaya neden olduğunu ve bu paylaşımın kaldırılarak ilçe belediyelerinin yetkili ve sorumlu olmasını önermektedir
An Investigation of Cash Flows: A Study on BIST 100
The aim of this study is to examine the cash flows generated by the companies in the BIST 100 Index as a result of their operating, investing, and financing activities. For this aim, the data of 79 companies from 2005 to 2021 have been used, and the relevant cash flows have been analyzed according to the sectors. Despite the fact that cash flows in the manufacturing sector have increased and decreased over the years, the most obvious break in all cash flows occurred in 2009, with a sharp decrease. Cash flows in the holding and investment sector have not followed a trend over time. Over the years, all cash flows in technology sector’ companies have not followed a regular trend. Although similar trends have been discovered in some cases based on the type of cash flows (from operating, investing, and financing activities) in the sectors examined, it has also been determined that there are some cases with opposite cases. Lastly, regardless of the industry in which companies operate, cash flow is critical, and companies will struggle to continue operations without sufficient cash flows
Gamification in Mindfulness Mobile Applications: The Effects of Rewards on Purchase Intention
Technology's widespread use has sparked interest in how mobile applications might enhance human well-being. In the digitalized environment, gamification has been adapted to mobile applications. Coupled with the increasing concern toward gamification and well-being mobile applications, the effects of gamification on mindfulness mobile applications are now of burgeoning interest among scholars and practitioners. However, literature is still in its introductory stages. This study attempted to explain gamification in mindfulness mobile applications by examining how rewards influence purchasing intentions. In-depth interviews and focus groups are conducted among users and data is analyzed via content analyses. Findings reveal that rewards lead to enjoyment, social interaction, and interactivity, which affects purchase intention. Apart from being one of the first attempts to provide an empirical basis for future models, findings of the current study are also expected to guide future research on gamification for better customer experience in business practices
A Study on the Impact of Artificial Intelligence Anxiety on the Innovation-Oriented Behaviours of Employees
The main purpose of this study is to investigate the effect of artificial intelligence anxiety on innovation-oriented behaviours of employees. In addition, it was examined whether demographic characteristics differ on artificial intelligence anxiety and innovation-oriented behaviours. The universe of the research consists of private sector employees working in Istanbul in 2022. Using the convenience sampling method, 412 private sector employees were reached between 26.06.2022 and 26.08.2022. Data analysis was done with SPSS 24.0. T test and ANOVA test were used in the analysis of demographic variables. The relationship between the scale items was analysed with the Pearson correlation test. The effect between the scale items was analysed with the regression test. According to the results of the analysis, artificial intelligence anxiety has a positive and significant effect on the innovation-oriented behaviours of the employees. (p<0.05) Artificial Intelligence configuration score shows significant differences in terms of sector (p<0.05) In addition, it has been understood that artificial intelligence anxiety and innovation-oriented behaviour show significant differences according to demographic characteristics. It is thought that the study will reduce anxiety in line with the proposed solutions to artificial intelligence anxiety and innovation-oriented behaviours experienced in the private sector, and it will also contribute to the creation of positive working environments where employees can adapt to innovation, change and transformations, and contribute to the organization by constantly improving themselves
1950’den Günümüze Dünyada İç Göç Hareketleri ve Kentleşme
Göç, tarih boyunca Dünya’nın birçok yerinde yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Göç, temel olarak dış göç ve iç göç olarak iki şekilde çalışmalara konu edilmektedir. Literatürün büyük bir çoğunluğunda dış göç konusu incelenmiştir. Çalışmamızda ise, 1950’den günümüze Dünya’da iç göç konusundaki literatür incelemesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Güney Doğu ve Doğu Asya, Sahra Altı Afrika, Kuzey Afrika ve Ortadoğu, Latin Amerika, Kuzey Amerika ve Avrupa’da iç göç konusunda yapılan çalışmalar, “göç yasaları” ve “iç göç tipleri” üzerinden incelenerek değerlendirilmiştir. Bu bölgelerde yaşanan kırdan kente iç göç dinamiğinin yönü ve yoğunluğu literatür üzerinden değerlendirilerek, iç göçün kentleşmeye olan etkileri ortaya konulmuştur
Diş hekimliğinde yüzey pürüzlülüğü araştırma yöntemleri: Derleme makalesi
Diş hekimliği pratiğinde pürüzsüz yüzeylerin sağlanması, bireyin ağız rehabilitasyonu ve estetik gereksinimler için büyük önem arz etmektedir. Restorasyonların yüzey pürüzlülüğü ile plak retansiyonu, renklenme ve estetiğin doğrudan ilişkisi vardır. Restorasyonlarda pürüzsüz bir yüzey olduğunda plak birikimi azalmakta ve dişeti sorunlarının, yüzey renklenmelerinin ve hasta şikayetlerinin de önlenebileceğini belirtilmiştir Bu derlemenin amacı, yüzey pürüzlülüğünün önemi ve yüzey pürüzlülüğü ölçme yöntemleri hakkında bilgi vermektir
Exploring the Advantages of a Methodological Integration of Big Data Analysis and Thick Data Investigation in Marketing Research: The Requirement for a Qualitative Approach in the Digital Era
The continuing increase in big data combined with developments in information technology has prompted many companies to shift marketing strategies into the digital environment, making traditional marketing approaches seem increasingly obsolete. However, in addition to ethical debates regarding privacy, current market conditions have cast doubt on the overreliance of big data due to weaknesses regarding the provision of ever more sophisticated consumer insights. Therefore, emphasis is now increasingly placed on an integration of big data with thick data in pragmatic marketing research approaches. Consequently, this paper aims to illustrate the requirement for such a methodological integration by reviewing attempts to implement mixed methods in marketing research, together with the viability of digitalised qualitative initiatives. Finally, this paper will argue that thick data is still required during the marketing process, not only to gain specific insights into consumer behaviour, but also in attempts to fully comprehend broader complex market trends in the era of big data
Maksiller Santral Dişteki Kırığın Anterior Anatomik Matris Kullanılarak Direkt Kompozitle Restorasyonu
Dental travmatik yaralanmalar sıklıkla rastlanılan problemlerden biridir. Özellikle anterior bölge yaralanmalarında meydana gelen kırık, estetik, fonksiyonel ve fonetik problemlere yol açar. Yapılacak restorasyon hasta psikolojisi için önemlidir. Kırık ön dişlerin tedavisinde geleneksel yaklaşımlar arasında direkt kompozit restorasyonlar ve indirekt protetik restorasyonlar yer alır. Dişlerin koronal kısmınlarında meydana gelen ve sağlıklı diş dokusunun büyük ölçüde korunduğu orta derece kırıklarla karakterize anterior diş yaralanmalarının tedavisinde sadece direkt restoratif tedavilerin uygulanması fonksiyon ve estetiğin geri kazandırılması açısından yeterli olmaktadır. Anatomik olarak uygun konturları oluşturmak, biyomimetik ve estetik sonuçlar elde etmek bu tür kırıklarda zorlayıcı olabilmektedir. Restorasyona ideal kontak ve kontur sağlamak hem dişeti sağlığını korumak hem de estetik bir sonuç elde etmek için gereklidir. Modern diş hekimliği, diş yapısını minimal müdahale ile korumayı, diş formunu ve fonksiyonunu optimize etmeyi, yeterli estetiği sağlamayı teknoloji ve malzeme bilimlerinde yetkinliği artırmayı içeren yeni bir restoratif bakış açısına yaklaşımına öncelik vermelidir. Yeni geliştirilen anterior anatomik matris ile kısa sürede biyomimetik ve estetik bir direkt kompozit restorasyon yapmak mümkün olmaktadır. Bu olgu sunumunda amaç travma sonucu kırık meydana gelen 21 numaralı dişin anterior anatomik matris kullanılarak direkt kompozit restorasyon ile rehabilitasyonunu sunmaktır
Kalite Programlarının Çalışanlar Üzerindeki Etkisinin Dış Müşterilere Yansımaları
Firmaların genel amacı kâr elde etmektir. Ancak günümüzde teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi nedeniyle firmaların ürettikleri ürünler rakip firmaların ürünlerinden daha kaliteli olmak zorundadır. Bu nedenle rekabet ortamında, ürünlerini satın alan dış müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını karşılamak zorunda olduklarını fark etmişlerdir. Ancak birçok araştırma, firmaların ürettikleri ürünlerin ve hizmetlerin müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını ortaya koymuştur. Son zamanlarda yapılan araştırmalar ise, iş görenlerin (yani çalışanların) önemine odaklanmıştır. Eğer çalışanlar düşük motivasyonla çalışıyorlarsa, ürettikleri ürünlerin kalitesi her aşamada azalacaktır. Kalitesiz ürünlerin müşterilere satılması, müşteri memnuniyetsizliğine neden olarak firmanın başarısız olmasına yol açabilir. Çünkü ürünlerin tasarımından, üretimine ve müşterilere satışına kadar her aşamada firma çalışanları sorumludur. Bu nedenle, firmalar çalışanların motivasyonunu ve iş doyumunu artırmakla sorumludur.
Bu çalışma, tümevarım yöntemi kullanarak odak grup çalışması yaparak nitel araştırma yöntemlerinden yararlanmıştır. Literatürde internet kaynakları, e-dergiler, e-kitaplar, gazeteler, makaleler, tezler, kitap ve dergiler gibi kaynaklar da kullanılmıştır. Çalışmada, K78M isimli firmanın yeni bir kalite programına geçerken yaptığı hatalar incelenmiştir. Firmanın çalışma şekli, kalite yönetimi faaliyetleri ve bu faaliyetler sonucu oluşan iş gören tatminsizliği gibi konular firma ile yüz yüze, mobil veya ev telefonu ve elektronik ortamda video/ses kayıt görüşmeleriyle ele alınmıştır. Çalışmada, yapılan hataların çalışanların motivasyonunu düşürdüğü ve ürün kalitesine etkilerinin analiz edildiği belirtilmiştir. Özellikle, çalışanların düşük iş doyumunun dış müşterilere satılan ürünlerin kalitesine olan etkileri incelenmiştir. Çalışma, iç müşterilerin (yani çalışanların) kaliteli ürün üretimindeki önemine ve bu önemin göz ardı edilmesinin firmanın imaj kaybına ve müşteri kaybına yol açabileceğine vurgu yapmaktadır. Bulgulara dayanarak, çalışmanın sonunda öneriler sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Kalite, Kalite Yönetimi, Müşteri, Müşteri Tatminsizliğ
Carbon Footprint Detection of Asphalt Pavements
One of the biggest causes of global warming is carbon dioxide emissions. Carbon dioxide emissions arise as a result of people's daily activities. Determining the causes and amounts of these emissions is extremely important for the world we live in. Within the scope of this study, the carbon emission value that occurs during the construction of a 1 km asphalt road was calculated. The data used during the calculations are the data obtained as a result of observation for 18 months. The data obtained was calculated by the Tier 1 method recommended by the IPCC.
As a result of the calculations, 210 tons of CO2 emissions were determined during the construction of the 1 km asphalt pavement road. This figure is approximately 32 times higher than the amount of CO2 that a person releases into the nature in a year as a result of his vital activities