Çukurova University Institutional Repository
Not a member yet
37292 research outputs found
Sort by
The effect of health expenditures on growth: a panel regression analysis on fragile five countries.
TEZ12968Tez (Yüksek Lisans) -- Çukurova Üniversitesi, Adana, 2020.Kaynakça (s. 66-72) var.XIII, 73 s. :_29 cm.Sağlık harcamaları, sağlık ekonomisini oluşturan önemli konular arasındadır. Sağlık harcamalarının bilinmesi, ülkelerin var olan kaynaklarını hangi ölçüde sağlık harcamalarına ayıracağı açısından önem taşımaktadır. Bu durum, ülkeler ve sektörler arası doğru karşılaştırma yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. Bu alana yapılan harcamalar sonucunda elde edilen çıktılar, ülkelerin sağlık statülerini ortaya koymanın yanı sıra ülkelerin gelişmişlik veya gelişmekte olma ölçütü olarak da ele alınmaktadır. Günümüzde insanoğluna yapılan yatırımın giderek önem kazanmasıyla özellikle sağlık, kültür ve eğitim alanlarına yapılan harcamaların ekonomik büyümeyle olan ilişkisini tespit etmek için yapılan çalışmaların sayısı artmıştır. Konuyla ilgili literatür incelemesi yapıldığında, gelişmiş ülkelerde sağlık harcamalarının ekonomik büyümeyi olumlu etkilediği görülmektedir. Buna karşın kırılgan beşli grubunda yer alan ülkeler için böyle bir etkinin incelendiği herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu doğrultuda tez çalışmasında kırılgan beşli grubunda yer alan ülkeler için sağlık harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenecektir. Bu amaç doğrultusunda, sağlık harcamalarının ekonomik büyümeyle olan ilişkisi 2013, 2016 ve 2017 yıllarında açıklanan kırılgan beşli ülkeleri için panel veri analiz yöntemi ile test edilmiştir. Bu ülkeler için 2000-2016 yıllarını kapsayan 17 yıllık dönem panel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada bağımlı değişken olarak kişi başına düşen reel gayrisafi yurtiçi hasıla kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkeni ise kişi başına düşen reel sağlık harcamalarıdır. Doğumda yaşam beklentisi ve bebek ölüm hızı çalışmanın kontrol değişkenlerini oluşturmaktadır. Sabit etkiler modeli ile gerçekleştirilen analiz sonuçları incelendiğinde kişi başına düşen reel sağlık harcamalarının kişi başına düşen reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Doğumda yaşam beklentisinin ekonomik büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamsız bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak, bebek ölüm hızının ekonomik büyüme üzerinde negatif ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir.Health expenditures take place in one of the important topics of health economy. Countries can use their resources as an investment tool for health expenditures if they know its significance. By depending this, it is a good opportunity for the right comparison between countries and sectors. With the help of the results that are associated with in this field, countries can see their developing levels and they can find a chance to present their health status. In today’s word, the importance of investments in human beings has been increasing day by day. Thanks to this reason, the number of studies that are related to health, education, and culture have raised in terms of understanding the relations with economic growth. As the literature reviewed, we infer that health expenditures in developing countries affect the economic growth in a positive way. On the other hand, according to author’s knowledge, there is no such study that examined the same affect for the fargile five. In this thesis study, the impact of health expenditures on economic growth for fragile five countries is examined. In line with this objective, the impact of health expenditures on economic growth is tested using panel data analysis for the countries that were in fragile five for the years 2013, 2016 and 2017. The time period that consist of 17 years between 2000 and 2016 is examined by using panel data analysis. The dependent variable of study is real per capita gross national product while the independent variable is real per capita health expenditures. In addition to this, life expectancy at birth and baby mortality rate are used as control variables. According to the results of fixed effect model, it is seen that real per capita health expenditures has a positive and statistically significant impact real per capita gross national product. Baby mortality rate has a negative and statistically significant effect while life expectancy at birth has no statistically significant effect on economic growth
Investigation of infections agents in the renal transplant recipients at pretransplant and posttransplant period.
TEZ12909Tez (Doktora) -- Çukurova Üniversitesi, Adana, 2020.Kaynakça (s. 63-67) var.xii, 68 s. :_res. (bzs. rnk.), tablo ;_29 cm.Böbrek transplantasyonu böbrek yetmezliğinin en önemli ve başarılı tedavi yöntemidir. Transplantasyon sonrasında özellikle ilk 6 ayda enfeksiyonlar sıkça görülmektedir. Bu çalışmada Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Organ Nakli Merkezinde kadavra ve canlı donörden böbrek nakli yapılan 45 hasta incelenmiştir. Yapılan incelemede ameliyattan 1 hafta önce ve 1, 3, 6 ay sonra alınan; idrar, kan, solunum yolu ve yara örneklerinin kültürlerinde üreyen etkenler, kanda real time PCR yöntemiyle çalışılan CMV ve BKV DNA’sı; ayrıca idrar sitolojisinde tespit edilen bakteri, virus ve mantar etkenlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Nakil öncesi idrar kültürü yapılan 19 hastanın tamamında üreme olmadığı görülmüştür. Nakilden sonra ise en sık E. coli 7(%31.81), K. pneumoniae ve C. nonalbicans 5(%22.72) ve E. faecalis 4(%18.18) üremiştir. Ameliyat öncesinde hastaların 42’sinden kan kültürü yapılmıştır. Bunlardan 40(%95.2)’ında üreme görülmemiş, sadece 2(%4,8)’sinde (Oligella ureolytica ve KNS )üreme olmuştur. Nakil sonrasında kan kültüründe en sık S. hominis 4(%36.36), S. epidermidis 3(%27.27), P. aeruginosa ve A. baumannii 2(%18.18) üremiştir. Nakilden 3 ve 6 ay sonra gereklilik durumunda 9 hastanın solunum yolu örneklerinin kültüründe ise en sık A. baumannii 4(%44.44), K. pneumoniae 3(%33.33) , A. fumigatus ve C. albicans 1(%11.11) üremiştir. Hastaların 10(%22.22)’unda M. tuberculosis kültürü yapılmış ve pozitiflik elde edilmemiştir. Nakil sonrasında yara kültürü yapılan 10 hastada en sık A. baumannii 3(%30), K. pneumoniae ve S. epidermidis 2(%20), C. krusei 1(%10) ürediği görülmüştür. Nakilden sonra real time PCR yöntemiyle çalışılan 38 hastanın 11(%28.94)’inde BK virus pozitifliği, 41 hastanın 25(%60.98)’inde CMV virus pozitifliği tespit edilmiştir. İdrar sitolojisi bakılan 31 hastanın 11(%35.49)’inde decoy hücresi pozitifliği saptanmıştır. Decoy hücresi pozitifliği ve negatifliği ile CMV ve BKV DNA pozitiflikleri ve negatiflikleri karşılaştırıldığında, özellikle BK virusun erken sitopatik etkisinin araştırılması açısından idrar sitolojisinin önemli bir yöntem olduğu görülmüştür. İmmunsupresif tedavinin yoğun olarak uygulandığı 1-6. aylar arasında görülen viral enfeksiyonların (BKV ve CMV) ve bunlara eşlik eden fırsatçı enfeksiyonların böbrek transplantasyonu yapılan alıcılar için gerek böbrek kaybı gerekse hastanın hayatını kaybetmesi açısından risk oluşturduğu görülmüştür.Renal transplantations is the most important and successful treatment of renal failure. Infections are frequently observed especially in the first 6 months after transplantation. In this study, 45 patients who underwent renal transplantation from cadaver and live donor in Çukurova Üniversity Balcalı Hospital Organ Transplantation Center were examined. In the examination, 1 week before the operation and 1, 3, 6 months after; CMV and BKV DNA studied with real time PCR method in the blood. The factors that reproduce in the cultures of urine, blood, respiratory tract and wound samples were investigated. In addition, it is aimed to investigate the bacteria, virus and fungal agents detected in urine cytology. It was seen that there was no reproduction in all 19 patients who had urine culture before transplantation. After transplantation E. coli 7(31.81%), K. pneumoniae and C. nonalbicans 5(22.72%) and E. faecalis 4(18.18%) most often reproduced. Before the operation, blood culture was taken from 42 of the patients. No reproduction was observed in 40 (95.2%) of these, only 2 (4.8%) of bacteria were grown. One of the reproducing bacteria is Oligella ureolytica and the other one is KNS. After transplantation S. hominis 4(36.36%), S. epidermidis 3(27.27%), P. aeruginosa and A. baumannii 2(18.18%) were most common in blood culture. In the culture of samples taken from the respiratory tract of 9 patients, if necessary, 3 and 6 months after the transplant; A. baumannii 4 (44.44%), K. pneumoniae 3 (33.33%), A. fumigatus and C. albicans 1 (11.11%) were most common reproduced. In 10 (22.22%) patients, M. tuberculosis culture was performed and no positivity was obtained. It was observed that A. baumannii 3(30%), K. pneumoniae and S. epidermidis 2(20%), C. krusei 1(10%) were most common reproduced in ten patients who underwent wound culture after transplantation. After transplantation, 11 (28.94%) BK virus positivity was found in 38 patients and CMV virus positivity was found in 25 (60.98%) of 41 patients. Decoy cell positivity was found in 11 (35.49%) of 31 patients whose urine cytology was examined. When comparing the positivity and negativity of decoy cell seen in urine cytology with CMV and BKV DNA positivity and negativities studied with real time PCR method, it was found that urine cytology is an important method especially for investigating the early cytopathic effect of BK virus. Viral infections (BKV and especially CMV infection) and accompanying opportunistic infections, which appear between the 1st and 6th months when immunosuppressive therapy is applied intensively, have been found to pose a risk for both kidney loss and patient death.Bu Çalışma Ç.Ü. Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi Tarafından Desteklenmiştir. Proje no: TDK-2016-7487
Cost analysis in raw fabrics used in Vortex yarn.
TEZ12954Tez (Yüksek Lisans) -- Çukurova Üniversitesi, Adana, 2020.Kaynakça (s. 73-74) var.XI, 75 s. :_res. (bzs. rnk.), tablo ;_29 cm.Bu çalışmada, Vortex ipliği kullanarak dokuma ve örme ham kumaş üretimi yapan seçilmiş firmaların ürünlerinde maliyet analizi ve kalite değerleri araştırılmıştır. Vortex eğirme sistemi olarak Pamuk, Polyester, Viskon ve Modal liflerinin %65/35 Polyester/Viskon, %65/35 Pamuk/Polyester ve %50/50 Pamuk/Modal karışım oranlarındaki iplikleri üretilmiştir. Bu ipliklerle ham örme ve ham dokuma kumaş yüzeyleri elde edilmiştir. Örme ve dokuma ham kumaş üretimi için yapılan bir aylık maliyet analizinde; iplik alış fiyatı (hammadde), işçilerin brüt maaşı (işçilik), enerji gideri (enerji) , makine ve ekipmanlarının alış fiyatı (amortisman), diğer giderler (servis, yedek parça tamirat, su, sanayi odası gideri (aidat), yakıt, yemekhane, kâğıt rulo, naylon poşet, kimyasal giderleri) değerlendirilmiştir.In this study is to investigate the cost analysis and the quality values of the in the products of the selected companies that produce woven and knitted raw fabrics using Vortex yarn. With Vortex yarn spinning system, cotton, polyester, viscose and modal fibers were used to produce blend yarns at 65/35% Pes/Cv, 65/35% Co/Pes and 50/50% Co/Cmd ratios. Knitted and woven raw fabric surfaces were obtained from these yarns. For the production of knitted and woven raw fabric in a monthly cost analysis; yarn purchase price (raw material), gross salary of workers (labor), energy expense (energy), purchase price of machinery and equipment (depreciation), other expenses (service, spare parts repair, water, industry room expense (dues), fuel, dining hall, paper roll, nylon bag, chemical expenses) were evaluated.In this study is to investigate the cost analysis and the quality values of the in the products of the selected companies that produce woven and knitted raw fabrics using Vortex yarn. With Vortex yarn spinning system, cotton, polyester, viscose and modal fibers were used to produce blend yarns at 65/35% Pes/Cv, 65/35% Co/Pes and 50/50% Co/Cmd ratios. Knitted and woven raw fabric surfaces were obtained from these yarns. For the production of knitted and woven raw fabric in a monthly cost analysis; yarn purchase price (raw material), gross salary of workers (labor), energy expense (energy), purchase price of machinery and equipment (depreciation), other expenses (service, spare parts repair, water, industry room expense (dues), fuel, dining hall, paper roll, nylon bag, chemical expenses) were evaluated
Measuring employee costs using human resources accounting and an application in a production company.
TEZ13166Tez (Yüksek Lisans) -- Çukurova Üniversitesi, Adana, 2020.Kaynakça (s. 111-116) var.XII, 117 s. :_29 cm.İnsan kaynağı, işletme faaliyetlerinin verimli ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmesinde önemli görevler üstlenmekte ve vazgeçilmesi mümkün olmayan üretim faktörlerinin en başında bulunmaktadır. Dolayısıyla işletmeler için oldukça önemli olan insan kaynağının yönetilmesi ve planlanması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyacın veriler ışığında ve doğru bir şekilde giderilmesi için insan kaynağının ölçülmesi ve sayısal olarak ifade edilmesi gerekmektedir. İnsan kaynağının ölçümü ve sayısal olarak ifade edilmesi insan kaynakları muhasebesi ile mümkün olmaktadır. İnsan kaynakları muhasebesi, insan kaynağına ait bilgileri belirlemek, ölçmek ve elde edilen verilerin işletme ile ilgili bilgi kullanıcılarına aktarmak işlevini üstlenenmektedir. Öte yandan, insana yapılan yatırımın maliyetini, personel yenileme maliyetini ve insanın örgüt için değerini hesaplamayı da kapsamaktadır. Bu çalışma, insan kaynakları yenileme maliyeti modeli kapsamında ortaya çıkan maliyetlerin, Çukurova Bölgesinde faaliyet gösteren plastik gereçler üreten işletmede incelenmesini amaçlamaktadır. Bu doğrultuda “Durum Çalışması” metodu kullanılarak işletmede derinlemesine bir inceleme gerçekleştirilmiştir. İşletmenin sahip olduğu veriler elde edilmiş ve bu verilerin analizi gerçekleştirilmiştir.Human resources management plays important roles in carrying out business activities efficiently and effectively and is one of the most indispensable costs factors. Therefore, the need to manage and plan human resources, which is very important for businesses, has emerged. Human resource needs to be measured and expressed numerically in order to meet this need in the light of the data and correctly. Measurement and numerical expression of human resources are possible with human resources accounting. Human resources accounting undertakes some functions of determining and measuring human resource information and transfers the obtained data to business users. On the other hand, it also includes evaluating the cost of investment in people, the cost of staff replacement and the value of human for the organization. This study aims to examine the costs that arise within the scope of the human resources replacement cost model in an enterprise producing plastic equipment operating in the Çukurova Region. Accordingly, an in-depth analysis was carried out at the enterprise using the "Case Study" method. The data released by the enterprise were obtained and the analysis of these data was carried out
Küresel değer zincirinde Afrika tarımı üzerine bir değerlendirme.
TEZ12815Tez (Yüksek Lisans) -- Çukurova Üniversitesi, Adana, 2020.Kaynakça (s. 99-109) var.XV, 111 s. :_res. (bzs. rnk.), tablo ;_29 cm.Küresel Değer Zincirleri (KDZ) Afrikalı küçük çiftçilerin dünya pazarlarına girmesi için fırsatlar yaratabileceği gibi onların dünya pazarlarından dışlanması riskini de yaratabilir. Bu çalışmada, seçilmiş Afrika ülkeleriyle ilgili mevcut veriler ve literatür gözden geçirilerek Afrika tarımının KDZ içerisindeki rolü irdelenmiştir. Dünyanın diğer bölgelerine nazaran Afrika KDZ ile daha derin ilişkiler içerisine girmiştir. Bununla birlikte tüm bulgular Afrika tarımının KDZ içindeki yerinin hâlâ zincirin başlarında, dünyaya hammadde temin eden bir konumda donup kaldığını, katma değerin ise kıta dışında gerçekleştirildiği bilgisini pekiştirmektedir. Benzer şekilde piyasalar baskın bir şekilde, doğrudan veya dolaylı olarak, hâlâ büyük firmalar veya onların yerel temsilcileri tarafından yönetilmektedir. Afrika’nın karşılaştığı yetersiz altyapı ve yatırımlar, mali imkânsızlıklar, düşük girdi kullanımı ve düşük verimlilikler gibi problemler nedeniyle zincirde daha ileri noktalara yükselme olanakları kısıtlıdır. Afrika ülkeleri uzun vadede bu güçlüklerin üstesinden gelmek zorundadır. Fakat yine de bu ülkeler kısa vadede organik ve niş piyasalara ürünler üreterek bazı dezavantajlarını (yoğun emek kullanımı, az girdi kullanımı ve henüz tarıma açılmamış geniş alanlar vb.) KDZ içerisinde avantajlara dönüştürebilirler.Global Value Chains (GVCs) may create opportunities for African small farmers to enter international markets but also risks of being excluded from the world markets. This study evaluates African agriculture within the GVCs by reviewing available agricultural data and GVC literature on selected African countries. Africa is deeply involved in GVCs more than many regions around the world. However, the overall finding of this study consolidates the fact that African agriculture in the GVCs is still stagnated in the upstream role providing raw agricultural products to the world where value addition is being carried out outside the continent. Similarly, markets are still dominated by big companies and firms either directly or through their local agents in Africa. Upgrading within GVCs is limited due to multiple problems facing Africa, such as lack of infrastructure, financial deficiencies, insufficient investments, low input use and low efficiencies. African countries should overcome these difficulties in the long run. However, they may manage to turn some of the disadvantages (labor use intensity, less chemical use and large areas yet not opened to agriculture, etc.) into advantages in the GVCs by producing organic products and addressing niche markets in the short run
The effect of increasing zinc and nitrogen fertilization doses applied to soil on growth and dry matter yield of buckwheat plant in greenhouse conditions.
TEZ12629Tez (Yüksek Lisans) -- Çukurova Üniversitesi, Adana, 2019.Kaynakça (s. 39-47) var.XIII, 49 s. :_res. (bzs. rnk.), tablo ;_29 cm.Bu çalışmada bitkisel üretimde verim ve kaliteyi önemli ölçüde etkileyen azot (N) ve çinko (Zn)’ nun karabuğday bitkisinin büyüme ve verim parametrelerine olan etkisi araştırılmıştır. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda N ve Zn’nun sergilediği sinerjistik ilişkiyle tane Zn konsantrasyonunda önemli artışlar saptandığı belirlenmiştir. Çalışmada N ve Zn arasındaki ilişki, artan dozlarda N (25, 50, 100, 200 ve 400 mg N kg-1) ve Zn (0, 1 ve 5 mg Zn kg-1) uygulamalarıyla Karabuğday Güneş çeşidinin SPAD değeri, kuru madde verimi, yeşil aksam ve tohum Zn ve N konsantrasyonuna etkisi sera koşullarında belirlenmiştir. Toprağa yapılan 25 mg N kg-1 uygulamasına göre, 50, 100, 200 ve 400 mg kg-1 N uygulamalarının Güneş çeşidinin kuru madde verimini sırasıyla %51, %116, %126 ve %131 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. Çinkosuz koşullara (0 mg Zn kg-1) göre artan dozda Zn uygulamalarının (1 ve 5 mg Zn kg-1) yeşil aksam kuru madde verimi sırasıyla %5.3 ve %7.6 oranında arttırdığı belirlenmiştir. Bitkinin N’la beslenme düzeyi iyileştikçe, Zn’nun bitkisel verim üzerindeki etkisi daha da belirgin olmuştur. Aynı şekilde, bitkinin Zn beslenme düzeyi iyileştikçe N uygulamalarının da verim üzerine etkisinin daha büyük olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, N uygulamaları, bitkinin yeşil aksamındaki ve tanedeki Zn ve N konsantrasyonlarını da arttırmıştır. Bu bulgular beslenme ortamında Zn ve N düzeyi optimize edildiğinde, bitkinin büyümesinde ve veriminde artışların olabildiğini göstermektedir.In this study, the effect of Nitrogen (N) and Zinc (Zn) on the growth and yield parameters of the buckwheat plant was investigated. In recent scientific studies, it has been determined that nitrogen and Zn shows a synergistic relationship and lead to a significant increase in grain Zn concentration. Nitrogen nutrition has a decisive role on the protein concentration in plants and as a result of studies, it has been shown that Zn accumulation rate is increased in tissues with increased protein content. The relationship between nitrogen and Zn, dry matter yield, Zn and N concentration on shoot and grain was determined by applications as increasing doses of N (25, 50, 100, 200 and 400 mg N kg-1) and Zn (0, 1 and 5 mg Zn kg-1) on the “Güneş” buckwheat genotype, in greenhouse conditions. According to 25 mg N kg-1 application to soil, it was determined that 50, 100, 200 and 400 mg kg-1 N applications increased the dry matter yield of Güneş buckwheat genotype by 51%, 116%, 126% and 131% respectively. increasing doses of Zn (1 and 5 mg Zn kg-1) increased the dry matter yield by 5.3% and 7.6%, respectively, compared to the application without Zn. The effect of Zn on plant yield became more pronounced as the level of N feeding of the plant increased. Similarly, it was observed that as Zn nutritional level of the plant improved, N applications had more effect on yield. These findings suggest that when Zn and N levels are optimized in the nutritional environment, increases in plant growth and yield may occur
Investigation of the effectiveness of some plant extractions against important plant parasitic nematodes.
TEZ12784Tez (Yüksek Lisans) -- Çukurova Üniversitesi, Adana, 2020.Kaynakça (s. 57-63) var.XV, 65 s. :_res. (bzs. rnk.), tablo ;_29 cm.Bu çalışmada; Hayıt, İncir, Zakkum, Okaliptüs, Tespih Ağacı, Roka, Nane, Ceviz, Dere Otu, Çiriş, Zencefil ve Defne bitkilerinden elde edilen sulu bitki ekstrakların %1, %2.5, %5 ve %10’luk konsantrasyonlarının Soğan Sak Nematodu, Ditylenchus dipsaci; Kök-ur Nematodu, Meloidogyne incognita; Kök Lezyon Nematodları, Pratylenchus thornei ve Pratylenchus penetrans’a karşı etkileri incelenmiştir. İncir, Tespih Ağacı, Roka, Ceviz ve Çiriş bitkisinden elde edilen ekstrakların %1’lik konsantrasyonu 24 saat sonunda P. penetrans, P. thornei ve D. dipsaci’de %95-100 oranında ölüm meydana getirirken, bu bitkilere ilave olarak Zakkum, Nane ve Dere Otunun %2,5’luk konsantrasyonu aynı etki oluşturmuştur. Çalışmada denemeye alınan bitkilerin tamamının ekstraklarının %10’luk konsantrasyonu 24 saat sonunda P. penetrans, P. thornei, D. dipsaci ve M. incognita’ya karşı %87-100 oranında etkinlik sağladığı belirlenmiştir. Bitki ekstrakları etkinlik bakımından karşılaştırıldığında M. incognita’ya karşı daha yüksek konsantrasyonların ancak yüksek etkinlik sağladığı saptanmıştır.In this study, affects %1, %2,5, %5 and %10 concentrations of aqueous plant extracts of Hayty, Fig, Oleander, Eucalyptus, Rosary, Rocket, Peppermint, Walnut, Dill, Lime, Ginger and Laurel plants against stem and bulb nematode Ditylenchus dipsaci, root-knot nematode Meloidogyne incognita, root lesion nematodes; Pratylenchus thornei and Pratylenchus penetrans were examined. While %1 concentration of Fig, Chinaberry tree, Rocket, Walnut and Cement extracts caused mortality of %95-100 rates on P. penetrans, P. thornei ve D. dipsaci at the end of 24 hours, %2,5 concentration of Oleander, Peppermint and Dill also sustained the same results. In the study, it can be concluded that %10 concentration of all of plant extracts used in the test affected P. penetrans, P. thornei, D. dipsaci ve M. incognita at %87-100 rates at the end of 24 hours. When plant extracts were compared in terms of efficacy, it was found that higher concentrations only provided higher efficacy against M. incognita
Idenfication and prevalence of Neofusicoccum parvum species in Tarsus vineyards and sensitivity ofgrown grape varieties to the pathogen.
TEZ12772Tez (Yüksek Lisans) -- Çukurova Üniversitesi, Adana, 2020.Kaynakça (s. 37-42) var.XV, 43 s. :_res. (bzs. rnk.), tablo ;_29 cm.Bu tez çalışmasında asma bitkilerinde kurumalar ve ölümlere neden olan Botryosphaeriaceae familyası türlerinden Neofusicoccum parvum’un Tarsus bölgesindeki durumu, tanısı ve bölgede yaygın olarak yetiştirilen 12 farklı sofralık üzüm çeşidinin hastalığa karşı duyarlılıklarının araştırılması amaçlanmıştır. Tarsus bölgesinde bağcılığın yoğun olarak yapıldığı 12 farklı köy gezilerek bağlar incelenmiş, Botryosphaeriaceae Geriye Ölüm Hastalık belirtisi gösteren asmalardan örnek alınarak standart mikolojik izolasyonlar yapılmış ve elde edilen türler moleküler yöntemlerle tanılanmıştır. Patojenisite testinde 4 farklı N. parvum izolatı değerlendirilmiş ve en virulent 2 izolat (49, 103) çeşit duyarlılığı çalışmasında kullanılmak üzere seçilmiştir. Tarsus bölgesi bağ alanlarındaki incelemeler sonucunda 21 adet Botryosphaeriaceae izolatı elde edilmiştir. Bu izolatlardan %61,9’u D. seriata, %19’u L. pseudotheobromae, %17,4’ü Neofusicoccum parvum, %4,7’si L. theobromae olarak tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre her iki N. parvum izolatına karşı çeşitler içerisinde en tolerant ilk üç çeşit Cardinal, Göğ üzüm, Perlette, seçilirken 49 No.lu patojene karşı en tolerant ilk üç çeşit belirlenmiştir. 103 No.lu izolatına karşı en tolerant ilk üç çeşit Cardinal, Ergin çekirdeksiz, Black magic olarak belirlenmiştir.In this study, the status of Neofusicoccum parvum species (in the Botryospaeriaceae) causing dieback disease, its identification and sensitivity of commonly grown table grape cultivars to the disease were investigated. The vineyards (in 12 different villages) were inspected, symptomatic wood samples were taken, standart mycological isolations were applied and the fungal isolates were identified by molecular tools. In the pathogenicity test, four different N. parvum isolates were evelauated, the most virulent isolates (49, 103) were selected for the cultivar sensitivity studies. At the end of the laboratory studies 21 Botryosphaeriaceae isolates were obtained. Of those, %61.9 were D. seriata, %19 were L. pseudotheobromae, %17.4 were N. parvum, %4,7 were L. theobromae. The three most tolerant grape cultivars to the isolate 49 were Cardinal, Göğ Üzüm and Perlette. However they were Cardinal, Ergin Çekirdeksiz and Black Magic in case of the isolate 103 for the tolerance ranking.Bu Çalışma Ç.Ü. Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi Tarafından Desteklenmiştir. Proje no: FYL-2018-10608
Satisfaction model in romantic relations: basic psychological needs, mindfulness, relationship quality, attribution styles.
TEZ12897Tez (Doktora) -- Çukurova Üniversitesi, Adana, 2020.Kaynakça (s. 82-104) var.XIII, 118s. :_tablo ;_29 cm.Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinde romantik ilişki doyumu ile temel psikolojik ihtiyaçlar, bilinçli farkındalık, ilişki niteliği ve yükleme tarzları arasındaki ilişkiler, önerilen Romantik İlişkilerde Doyum modeli çerçevesinde incelenmiştir. Ayrıca araştırmada, İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği’nin Türk örneklemine uyarlama çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ölçek uyarlama çalışması için 105’i erkek, 136’sı kadın toplam 241; Romantik ilişkilerde Doyum Modeli’nin test edilmesi için 584 kadın, 473 erkek olmak üzere toplam 1057 kişi çalışmaya katılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği’nin uyarlama çalışmalarında, ölçeğin orijinalinde olduğu gibi, özerklik, yeterlik, ilişkili olma olmak üzere 3 faktör ve 9 maddeden oluşan, 7’li Likert tipinde geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Romantik İlişkilerde Doyum Modeli testine göre; Temel Psikolojik İhtiyaçlar, Romantik İlişkilerde Doyumu yordamaktadır. Ayrıca Temel Psikolojik İhtiyaçlar ve Romantik İlişki Doyumu ilişkisine; Nedensellik-Sorumluluk Yükleme Tarzları, Bilinçli Farkındalık ve İlişki Niteliği aracılık etmektedir. Nedensellik-Sorumluluk Yükleme Tarzları, Romantik İlişkilerde Doyumu yordamaktadır. Nedensellik- Sorumluluk Yükleme Tarzları ile Romantik İlişkilerde Doyum ilişkisinde, İlişki Niteliği ve Bilinçli Farkındalık aracılık etmektedir. Bilinçli Farkındalık Romantik İlişkilerde Doyumu yordamaktadır. Bilinçli Farkındalık ve Romantik ilişki Doyumu ilişkisinde, İlişki Niteliği I.Yapısal Model için aracılık etmekte, II.Yapısal Model için aracı etkisi anlamlı bulunmamaktadır.In this study, relationships between romantic relationship satisfaction and basic psychological needs, mindfulness, relationship quality and attribution styles in university students were investigated within the framework of the proposed Satisfaction in Romantic Relationships Model. In addition, adaptation of Basic Psychological Needs Scale in Relationships to Turkish sample were conducted. For the scale adaptation study, 105 males and 136 females total 241; a total of 1057 people, 584 females and 473 males, participated in the study to test the Satisfaction Model in Romantic Relationships. According to the results of the study, in the adaptation studies of the Basic Psychological Needs Scale in Relationships, it was concluded that the scale was a valid and reliable 7-point Likert type consisting of 3 factors and 9 items, namely autonomy, competence and relevance. According to the Satisfaction Model in Romantic Relationships test; Basic Psychological Needs predict Satisfaction in Romantic Relationships. In addition, for the relationship between Basic Psychological Needs and Romantic Relationship Satisfaction; Causality-Responsibility Attribution Styles, Mindfulness and Relationship Quality are mediated. For the relationship between Causality-Responsibility Attribution and Satisfaction in Romantic Relationships; Relationship Quality and Mindfulness are mediated. Mindfulness predicts Satisfaction in Romantic Relationships. For the relationship between Mindfulness and Romantic Relationship Satisfaction, Relationship Quality is mediated for the Structural Model I, and the mediator effect for the Structural Model II is not significant
Toplam girişimcilik faaliyeti ile anlamlı ilişkileri olan faktörlerin Somali/Hargeisa’da incelemesi üzerine bir çalışma.
TEZ12797Tez (Yüksek Lisans) -- Çukurova Üniversitesi, Adana, 2020.Kaynakça (s. 81-89) var.XIV, 93 s. :_tablo ;_29 cm.Girişimcilik, her ülkenin ekonomik büyümesi, verimliliği, yenilikçiliği ve ekonomik gelişimi için temel bir faktördür. Bunun yanında, yaşam standardını artırır, yeni teknolojilerin ortaya çıkmasını teşvik eder ve yabancı yatırımcıları cezbeder. Dolayısıyla, girişimciliği teşvik etmek için, girişimciliği etkileyen faktörlerin incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın temel amacı Somali/Hargeisa şehrindeki Toplam Girişimcilik Faaliyeti (TGF) ile anlamlı ilişkileri olan faktörleri incelemektir. Bu amaç çerçevesinde, girişimciliğe karşı toplumsal tutumlar, girişimcilik niyeti, motivasyon, sosyal ağ, fırsat ve yetenek algıları, eğitim, başarısızlık korkusu, yaş, cinsiyet ve medeni durum ile toplam girişimcilik faaliyeti arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu çalışmanın verileri rastgele örnekleme yöntemi ile Küresel Girişimcilik Monitörü (GEM) projesi tarafından oluşturulmuş standart anketten ve teoriden faydalanılarak geliştirilenölçek kullanılarak toplanmıştır. Katılımcılar ile yüz yüze görüşülerek toplam 517 anket toplanmıştır. Bu veriler ilgili istatistiki metodlar kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, toplam girişimcilik faaliyeti ile girişimciliğe karşı toplumsal tutumlar, sosyal ağ, motivasyon, başarısızlık korkusu, fırsat ve yetenek algıları arasında anlamlı ilişkilerin olduğunu, buna karşın girişimcilik niyeti, eğitim, yaş, medeni durum ve cinsiyet arasında ise anlamlı bir ilişkinin olmadığını göstermektedir.Entrepreneurship is fundamental for economic development, innovativeness, productivity, and growth of every country. Moreover, entrepreneurship elevates the standard of living, encourages the emergence of new technologies, and attracts foreign investment. Therefore, to promote entrepreneurship, it becomes necessary to exam factors that influence entrepreneurship. The main purpose of this study is to examine the factors that have significant relationships with Total Entrepreneurial Activity (TEA) in Somalia/Hargeisa city. The relationship between societal attitudes towards entrepreneruship, entrepreneurial intention, motivation, network, opportunity and capability perceptions, education, fear of failure, age, gender, and marital statusand total entrepreneurial activity are examined. Data of this study were collected by handling adopted and developted survey by using the standard questionnaire which is developed by Global Entrepreneurship Monitoring (GEM)project and related theory through random sampling method.A total of 517 questionnaires were collected face-to-face and analzed using suitable statistical method. The results of the study show that there are significant relationships between total entrepreneurial activity and societal attitudes towards entrepreneurship, socialnetwork, motivation, fear of failure, and opportunity and capability perceptions whereas entrepreneurial intention, education, age, marital status, and gender do not have significant relationshipswith total entrepreneurial activity