Bayburt University Institutional Repository
Not a member yet
3703 research outputs found
Sort by
Investigation of the effect of smartphone deprivation (nomophobia) levels on alcohol and substance dependence of university students who play sports in different branches or not
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalı, Beden Eğitimi ve Spor Bilim DalıBu araştırma spor ve farklı değişkenlere göre üniversite öğrencilerinin akıllı telefon yoksunluğu korkusu (nomofobi), alkol ve madde bağımlılık durumlarının incelenmesi amacıyla yapıldı. Yükseköğretim düzeyinde ve farklı akademik birimlerde öğrenimlerine devam eden 18 -35 yaş aralığındaki 228 kadın ve 217 erkek olmak üzere toplam 445 öğrencinin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilen bu araştırmada; Erdem ve arkadaşları (2017) tarafından Türkçe formu oluşturulan, Güler ve Veysikarani (2019) tarafından tekrar güvenirlik analizi yapılan Nomofobi Ölçeği ile Bağımlılık Profil İndeksi Risk Tarama Formu (BAPİRT) / (Alkol Ölçeği ve Madde Ölçeği) Ögel ve arkadaşlarının (2012) geliştirdiği BAPİ (Bağımlılık Profil İndeksi) risk tarama ölçeği (BAPİRT) Bağımlılık Profil İndeksi araştırma kapsamında kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 26.0 programında bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile LSD testleri kullanılarak analiz edildi. Sonuçlar. 0.01 ve 0.05 aralığında ve anlamlı farklılık düzeyinde yorumlanmıştır. Nomofobi ölçek puanları incelendiğinde cinsiyet, yaş, eğitim durumu, sınıf düzeyi, medeni durum ile günlük akıllı telefonla zaman geçirme süreleri değişkenlerinde gruplar arasında anlamlı farklar olduğu (p<.0.05), fakülte, düzenli spor yapma, spor türü ve spor yapma süresi değişkelerinde farklar olmadığı (p<.05); alkol bağımlılığı ölçek puanlarında hiçbir değişken arasında anlamlı bir farkın olmadığı (p<0.05), madde bağımlılığında ise yalnızca medeni durum değişkeninde farklılık olduğu (p<0.05) tespit edildi. Araştırmada üniversite öğrencilerinin nomofobi düzeylerinin sporla ilgili değişkenler dışındaki birçok değişkene göre farklılaştığı, sadece medeni durumun madde bağımlılığı üzerine etkili olduğu tespit edildi.In a study conducted with the voluntary participation of 445 students, comprising 228 females and 217 males aged between 18 and 35, enrolled in various departments of different universities, using the Nomophobia Scale developed by Erdem et al. (2017) in Turkish and re-evaluated for reliability by Güler and Veysikarani (2019), along with the Addiction Profile Index Risk Screening Form (BAPIRT) developed by Ogel et al. (2012), including the Addiction Profile Index (BAPİ) risk screening scale, which encompasses the Alcohol Scale and Substance Scale. The collected data were analyzed using independent samples t-test, one-way analysis of variance (ANOVA), and LSD tests in SPSS 26.0 software. The results were interpreted at the 0.01 and 0.05 significance levels. When examining the nomophobia scale scores, significant differences were found among groups in terms of gender, age, education level, class level, marital status, and daily smartphone usage time (p<0.05). However, no significant differences were observed in the variables of department, regular sports participation, type of sports, and duration of sports activities (p<0.05). In terms of alcohol addiction scale scores, there were no significant differences among any variables (p<0.05). Regarding substance addiction, only marital status showed a significant difference (p<0.05). In the study, it was found that university students' levels of nomophobia varied according to many variables other than those related to sports. The results indicated that only marital status had an impact on substance addiction, while no variable influenced the levels of alcohol addiction
The effect of various industrial dust particles on the performance of photovoltaic panels in Turkey
The accumulation of dust is one of the main causes of power loss in photovoltaic (PV) farms, and the effect of dust particles' size and chemistry on system performance is often overlooked. This study has focused on a comprehensive analysis of the effect of different dust particles collected from common industrial production facilities in Turkey on the performance of PV panels in the indoor laboratory environment. The collected dust samples were analyzed to determine the dust sample particles' chemical properties, size, character, and topography. The data for dust samples at different weights with changes in maximum power point (MPP) of PV panel has been collected using the artificial solar irradiation source system. Thus, the mathematical correlations (R-2 >= 0.965) between the PV panel Thevenin resistance (RTH), fill factor (FF), MPP, and pollution rate were obtained using these collected data and particle swarm optimization (PSO). According to the results of the obtained mathematical correlations, marble dust is 2.3, 3.4, and 4.2 times less polluting than cement, fly ash, and silica fume, respectively. Additionally, it was observed that smaller dust particles block more light than larger ones of the same weight and reduce MPP, FF while increasing the R-TH
The impact of the COVID-19 pandemic on eating and food shopping habits
Objective: This study aimed to investigate the effect of the COVID-19 pandemic on eating and food shopping habits among the Turkish adult population. Material and method: Demographics, eating and food shopping habits, and food label reading habits of the participants were collected via online surveys. Coronavirus anxiety was assessed using the Coronavirus Anxiety Scale. The survey was conducted from November 2021 to the end of January 2022. Student's t-test was used to determine the statistical difference between quantitative variables. Chi-Square and Marginal Homogeneity Tests, depending on the number of categories, were used to determine the difference between qualitative variables. Results and discussion: Unpackaged food consumption decreased during the pandemic. More than half of the participants started to pay more attention to food labels, spend less time for grocery shopping, and started using nutritional supplements. The changes in eating, grocery shopping, and food label reading habits among Turkish consumers during the pandemic have been demonstrated
Yönetişim, İnovasyon ve Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişkiler: Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülke Örnekleri
Ülkelerarası gelir farklılıkları iktisat biliminin temel inceleme alanına girmektedir. Ülkeler arasındaki bu farklılıkları yönlendiren unsurların ele alınması ülkelerin ekonomik yönden büyüyebilmesi ve kalkınabilmesi için anahtar faktörlerin belirlenmesi, sürdürülebilir büyümenin tesis edilmesine katkı sağlayacaktır. Bu nedenle çalışmada, gelişmiş ve gelişmekte olan üst orta ve alt orta gelirli ülkelerde 2006-2017 dönemi için yönetişim, inovasyon ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada ele alınan değişkenler arasındaki ilişki, panel veri varsayımlarındaki sapmalara karşı dirençli bir tahminci olan Driscoll-Kraay tahmincisiyle test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; her üç ülke grubunda yönetişim ile büyüme arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki, inovasyon ile büyüme arasında ise yalnızca gelişmekte olan üst orta gelirli ülkelerde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Gelişmiş ve gelişmekte olan alt orta gelirli ülkelerde ise inovasyon ve büyüme arasında herhangi bir anlamlı ilişki tespit edilememiştir. Ayrıca yönetişim ve inovasyon ve büyüme ilişkisindeki aracılık etkisinin test edildiği araştırma modelinde ise her üç ülke grubunda da yönetişim ve inovasyonun büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştı
Évaluation des expressions d'ARNm de STC-1 et STC-2 chez des patients schizophrènes présentant un stress oxydatif accru
Introduction: Schizophrenia is a chronic psychiatric disorder characterized by cognitive impairment. Oxidative stress is associated with disease progression in patients with schizophrenia. Stanniocalcin (STC)-1 and STC-2 are two proteins commonly expressed in mammals belonging to the stanniocalcin family and they are involved in oxidative stress. The aim of this study is to investigate STC-1 and STC-2 mRNA expressions in schizophrenia patients with altered oxidative stress parameters. Methods: For this purpose, 70 patients with schizophrenia and 40 healthy individuals were recruited for the study. Peripheral blood samples were obtained from all participants. Glutathione (GSH) activities, superoxide dismutase (SOD) activities, and malondialdehyde (MDA) levels were measured. STC-1 and STC-2 expressions were assessed by real-time polymerase chain reactions. Results: SOD activity levels were lower in patients than in healthy individuals (p = 0.0309), while the patients’ MDA levels were higher (p = 0.039). STC-1 and STC-2 expressions were lower in patients than in healthy individuals (p = 0.1049 and p < 0.0001, respectively). Furthermore, these two genes had a positive correlation among the patients (r = 0.435, p = 0.0025). According to area under the curve (AUC) values, STC-2 (AUC = 0.8332, p < 0.0001) had better diagnostic power than STC-1 (AUC = 0.6167, p = 0.1037). Conclusions: The expression of stanniocalcins in schizophrenia was investigated here for the first time. Decreased STC-2 expression in patients with schizophrenia with increased oxidative stress parameters may guide the understanding of the pathophysiological mechanisms caused by oxidative stress, which may be increased in cognitive diseases such as schizophrenia, and it also has the potential to be a prognostic factor that can be used in the diagnosis of schizophrenia. © 2023 Elsevier Masson SA
EFLATUN CEM GÜNEY MASALLARININ DUYARLIK EĞİTİMİ BAĞLAMINDA İNCELENMESİ
Bu araştırmada Eflatun Cem Güney masallarının duyarlık eğitimi bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Eflatun Cem Güney’in eserlerinden elde edilen verilerin nitel bir yaklaşımla yorumlanıp değerlendirilmesinden dolayı nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, doküman incelemesi kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Eflatun Cem Güney’in 20 masalı bu araştırmanın materyalini oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Duyarlık Kategori Formu kullanılmıştır. Sonuç olarak eserlerde geçen duyarlıkların çocukların anlam dünyasına uygun olduğu görülmüştür. Belirlenen 35 duyarlık konusunun 4’ü hariç diğerleri değişik miktarlarda eserlerde tespit edilmiştir. Bu doğrultuda incelenen eserlerin duyarlık konuları yönünden zengin olduğu tespit edilmiştir. Bu eserlerin okurlarda duyarlık konusunda farkındalık kazandırabileceği sonucuna varılmıştır. Eflatun Cem Güney’in eserlerinin duyarlık açısından zengin olmasının çocukların gelişimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çocukların kitap okuma sevgisinin ve alışkanlığının oluştuğu bu dönemde doğru iletiler içeren ve duyarlık konularında oldukça zengin olan bu eserlerle tanışmaları kişilik ve ahlaki gelişimleri açısından önem arz etmektedir
Şiddetli Egzersiz Alanının Üst Sınırını Belirlemede Kullanılan Bir Yöntemin Maksimal Laktat Dengesini Belirleyebilme Başarısının Değerlendirilmesi: Deneysel Çalışma
Amaç: Maksimal laktat dengesi (MLD), şiddetli egzersiz ala- nının alt sınırını belirleyebilmenin geçerli ve güvenilir bir yöntemidir. Diğer yandan, yakın zamanda ortaya atılan bir teknik, şiddetli egzersiz alanının üst s ınırını belirlemede popüler olmu ştur (the highest inten- sity; IHIGH). Ancak bu yeni tekniğin altında yatan teorik temele dayalı olarak, MLD’yi sorgulayan bir çal ışma yapılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, IHIGH belirlemede kullanılan bu yöntemin alt sınıra uygulanması sonucunda elde edilecek egzersiz şiddetinin MLD’yi hangi düzeyde karşılayacağının araştırılmasıydı. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, iyi antrene 10 bisiklet sporcusuyla yapıldı. Katılımcılar, tüketici kademeli egzersizlerden sonra bireysel I HIGH düzeylerinin belirlenmesi için bir dizi sabit yüklü tüketici egzersize tabi tutuldu. Bireysel IHIGH düzeyleri, hâlen zirve oksijen kullanımı veren (?O2pik) en yüksek egzersiz şiddeti olarak kabul edildi. MLD, farklı egzersiz şiddetlerinde yapılan 30 dk’lık submaksimal egzersizlerin 30 ve 10. dk kan laktat ı farklarının 1 mmol·L-1’den az olabildiği en yüksek egzersiz şiddeti dikkate alınarak belirlendi. Değişkenler arasındaki farklılıklar, eşleştirilmiş örneklem t- test ile de ğerlendirildi. Etki büyüklü ğü (EB) Cohen d’ye göre analiz edildi. Bulgular: Beklendiği gibi MLD ve IHIGH egzersiz şiddetine ait ortalama ?O2 farkları anlamlıydı (55,2±4,50’ye k ıyasla 61,2±5,06 mL?dk-1?kg-1; p=0,000; EB=2,17). Ancak MLD %5 aşıldığında yapılan bir egzersize ait ortalama ?O2 değerleri, IHIGH’ı belirlemede kullanılan yöntemle elde edilen ?O2pik’e ula şamadı (56,3±3,42’ye k ıyasla 60,6±5,02 mL·dk-1·kg-1; p=0,002; EB=1,50). Sonuç: Elde edilen bul- gulara göre I HIGH’ı belirlemede kullanılan prosedürün ve şiddetli eg- zersiz alanı için hesaplanan ?O2pik’in aynı alanın alt sınırı için geçerli olmadığı ortaya koyuldu
Metasurfaces
The purpose of this book chapter is to ensure an extensive and appropriate definition of MSs, to determine their outstanding features, and also to emphasize some of the advantages that may be gained by using them. A superior property of MSs is their low loss behavior in contrast to MMs. Therefore, MSs permit us to use the extraordinary properties of MMs such as refraction and reflection without incurring production complications and the losses related to MMs. © IOP Publishing Ltd 2023. All rights reserved
Üniversite Öğrencilerinde Günlük Alınan Besin Öğeleri Dağılımının ve Metabolik Sendrom Riskinin Belirlenmesi: Bayburt Üniversitesi Örneği
Amaç: Bu çalışma, Bayburt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde öğrenim gören öğrencilerin günlük alınan ana besin öğeleri dağılımının ve metabolik sendrom riskinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntemler: Araştırma verileri Aralık 2022-Şubat 2023 tarihleri arasında yüz yüze toplandı. Çalışmaya katılmayı kabul eden öğrencilere “veri toplama formu” ve “Metabolik Sendrom Araştırma Formu” doldurtulduktan sonra 24 saatlik besin tüketim kaydı verildi. Geriye dönük olarak tüketilen besinlerini kaydetmeleri istendi ve bu işlemler toplamda 15-20 dakika arasında bitirildi. Beslenme kayıt formları ile elde edilen veriler, “Beslenme Bilgi Sistemi (BeBİS 9.0) programı” kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Üniversite öğrencilerinin metabolik sendrom risk ortalamasının 6,26±2,03 olduğu, %82,9’unun orta ve yüksek risk grubunda olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin tanıtıcı bilgileriyle metabolik sendrom riski karşılaştırıldığında; 26-30 yıl (9.57±2.99), grubunda olan öğrencilerin metabolik sendrom riskinin 15-20 yıl (6.10±2.20) ile 21-25 yıl (6.20±1.73) gruplarında yer alan öğrencilerden anlamlı olarak yüksek bulundu (p0,05). Öğrencilerin metabolik sendrom risk düzeyleri enerji ve ana besin öğeleri alımlarına göre karşılaştırıldığında; alınan toplam enerji (p0,05). Sonuç: Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin önemli bir kısmının (%82,9) metabolik sendrom riski taşıdığı, özellikle enerji alımı ko- nusunda dikkatli olunması gerektiği sonucuna ulaşıldı
An investigation into the impact of consumer technofobic attitudes and intentions to share personal data on social media usage intentions
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İşletme Ana Bilim Dalı, İşletme Bilim DalıBu tez, tüketicilerin teknofobik tutumlarının ve kişisel verilerini paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetine olan etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evreni, Azerbaycan ve Türkiye'deki tüketicileri içermekte olup, örneklem, toplamda 500 tüketiciden oluşmaktadır.Araştırmanın amacı, teknofobik tutumların ve kişisel veri paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetine olan etkisini anlamak ve bu konudaki ilişkileri analiz etmektir. Çalışmanın yöntemi, katılımcılara anket uygulanması ve elde edilen verilerin istatistiksel analizler ile değerlendirilmesini içermektedir.Araştırmanın evreni olan Azerbaycan ve Türkiye'deki tüketiciler, bu çalışmanın genellemelerini desteklemek amacıyla seçilmiştir. Örneklem, her iki ülkede toplam 500 tüketiciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak anketler kullanılmış ve veri çözümleme teknikleri olarak istatistiksel yöntemler uygulanmıştır.Araştırma sonuçları, teknofobik tutumların ve kişisel veri paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetini nasıl etkilediğine dair önemli bulgular ortaya koymaktadır. Bu çalışma, tüketicilerin dijital davranışlarına yönelik anlayışımızı artırmak ve bu bağlamda sosyal medya platformlarının kullanımına dair stratejik kararlar almak isteyen araştırmacılara, işletmelere ve pazarlamacılara değerli bir perspektif sunmaktadır.This thesis aims to investigate the impact of consumers' technophobic attitudes and intentions to share personal data on their intentions to use social media. The research universe includes consumers in Azerbaijan and Turkey, with a sample size consisting of a total of 500 consumers. The objective of the study is to understand the influence of technophobic attitudes and intentions to share personal data on the intentions to use social media, and to analyze the relationships in this context. The research methodology involves administering surveys to participants and evaluating the collected data through statistical analyses.Consumers in Azerbaijan and Turkey were selected to support the generalizations of this study as the research universe. The sample consists of a total of 500 consumers from both countries. Surveys were used as the data collection tool, and statistical methods were applied as data analysis techniques.The research findings reveal significant insights into how technophobic attitudes and intentions to share personal data impact the intentions to use social media. This study provides a valuable perspective for researchers, businesses, and marketers who seek to enhance their understanding of consumer digital behaviors and make strategic decisions regarding the use of social media platforms