Bayburt University Institutional Repository
Not a member yet
3703 research outputs found
Sort by
Oxidative stability, quality, and bioactive compounds of oils obtained by ultrasound and microwave-assisted oil extraction
Vegetable oils are extracted from oilseeds, fruits and other parts of plants. The method used in oil extraction is of great importance, as it affects both the quality of the final product and the environment. It is desirable that the extraction method be minimally costly, fast, environmentally friendly, and produce oil of high quality and quantity. Common oil extraction methods are mechanical pressing and solvent extraction, and these methods have advantages and disadvantages over each other. Mechanical extraction and solvent extraction are controversial due to poor product quality and high environmental impacts. This review presents applications where conventional oil extraction processes are assisted by microwave or ultrasound. It is necessary to evaluate the impact of ultrasound and microwave-assisted extraction on the quality of the extracted oil and also to compare the results with those of conventional extraction methods. For this purpose, this review discusses the effects of microwave and ultrasound-assisted extraction on the physicochemical, oxidation indices, bioactive compounds, and antioxidant properties of oil extracted from oil seeds and fruits. Furthermore, this review provides readers with in-depth information on the mechanisms involved, their use, and the impact of operating conditions. The yield and quality of the oil obtained by these processes can vary depending on parameters such as microwave power, ultrasound power, processing time, and temperature. Finally, the review also discusses the challenges and advantages of the industrial application of these technologies.Ministry of Science and Innovation (MCIN, Spain) Juan de la Cierva-Formacion program [FJC2021-046448-I]AcknowledgmentsNoman Walayat acknowledges postdoctoral fellowship support from the Ministry of Science and Innovation (MCIN, Spain) Juan de la Cierva-Formacion program (FJC2021-046448-I). The Figure 1 was prepared with Biorender.com
Cemîl Sıdkî ez-Zehâvî’nin el-Fecru’s-Sâdık Adlı Eseri Özelinde Vehhâbîlik Eleştirisi
18. 18. asrın ortalarında ortaya çıkan Vehhâbîlik, İslam düşüncesinde geleneksel dinî anlayışa tepkiselliği ile dikkat çeken bir akımdır. Kurucusu Muhammed b. Abdülvvehâb’ın görüşleri, bid‘at merkezli bir düşünceden hareketle, Müslüman toplumun yüzyıllara dayanan dinî anla- yışını inkâr etmek üzere inşâ edilmiştir. Bu doğrultuda Vehhâbîlik, küfür alameti kabul ettiği kurum ve yapıları ortadan kaldırmayı yapısal bir karaktere dönüştürmüştür. Bu çalışma, Vehhâbîliğin Irak’taki faaliyetlerinden rahatsız olan Iraklı şâir Cemîl Sıdkî ez-Zehâvî’nin (ö. 1936) Vehhâbîlik hakkında eleştirel risâlesini incelemektedir. Zehâvî, Vehhâbîliğin tarihi kö- kenini ortaya koymak; siyasi ve dinî alandaki faaliyetlerini eleştirmek için yazdığı el-Fecrü’s- Sâdık adlı eser ile bu dinî hareketin bilinmeyen yönlerini açıklamaya çalışmıştır. Eser, muhte- vası itibarıyla şirk, bid‘at, tevessül ve tekfir gibi Müslüman toplumun gündemini meşgul eden konuları incelemiştir. Reddiye türü olan eser, içerik yönünden Vehhâbîlik hakkında yazılan ilmî çalışmalarda önemli bir kaynak olarak dikkat çekmektedir. Çalışmada metin tahlîli yön- temi kullanılarak, Zehâvî’nin ortaya koyduğu teorik ve tarihsel eleştiri ortaya çıkarılmaya ça- lışılacaktır. Zehâvî’ye göre Vehhâbîlik dinî olmaktan daha çok siyasi hedefler uğrunda araç- sallaştırılmış bir harekettir. Temeli Hâricî düşünceye dayanan bu yapının sosyolojik zemini kabile tassubuna dayanmakta, ötekine karşı tepkisellliği barındırmaktadır
Wideband Polarization Conversion Based on Elliptical-Shaped Metasurface for X-Band Applications
Here, a single-layer, ultra-thin, multi-functional and high efficiency meta-surface is presented to perform wideband reflective linear (LP) and circular polarization (CP) transformations. The proposed meta-surface behaves as an excellent cross polarization converter for linear polarized wave over the relative absorption bandwidth (RAB) of 55.2% (7.89–13.91 GHz) with more than 97% efficiency. It successfully converts linearly polarized waves into circularly polarized waves in the 7.2–7.36 GHz frequency range. In addition, its polarization conversion rate (PCR) efficiency characteristics for TE and TM modes are retained across the entire X band, with a wide incidence angle up to . The presented polarization converter has ultra-thin feature with 0.07?0 thickness. Due to its compact size, angular stability, high efficiency, simple structure and multi- functionality, this polarization converter is an important candidate for polarization manipulation and communication devices in many applications
The characterization of the non-starter lactic acid bacteria and yeast microbiota and the chemical and aromatic properties of traditionally produced Turkish White Cheese
Turkish White Cheese is a brined (or pickled) cheese with a salty, acidic flavor and a soft or semi-hard texture. It is the most produced and consumed type of cheese in Turkey. The purpose of this study was to determine the non-starter lactic acid bacteria and yeast microbiota of traditionally produced Turkish White Cheese and analyze the chemical properties and the aroma profile of the cheese. The results of the study identified 27 distinct strains belonging to 14 the non-starter lactic acid bacteria species and 49 different strains belonging to 11 yeast species. Lactobacillus plantarum was found to be the dominant species among the lactic acid bacteria, while Candida zeylanoides was the dominant yeast species in the White Cheese samples. In addition, Kluyveromyces lactis and Debaryomyces hansenii were prominent yeast species in cheese samples. Turkish White Cheese samples had different aromatic properties. The study is highly significant as it anaylzed both non-starter lactic acid bacteria and yeast microbiota of traditionally produced Turkish White Cheese through molecular methods. It also determined and analyzed a number of chemical and aromatic properties of White Cheese.Bayburt UniversityThe authors would like to thank Bayburt University for the internal fund
KARANLIK ÜÇLÜ KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNİN SÜRDÜRÜLEBİLİR TÜKETİM DAVRANIŞINA ETKİSİ
Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında tüketicilerin topluma ve çevreye karşı duyarlı bir tüketim davranışı sergilemeleri oldukça önemlidir. Bu noktada, tüketicileri sürdürülebilir tüketime yönlendiren ya da sürdürülebilir tüketimi baskılayan faktörlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda bu araştırmada, karanlık üçlü kişilik özelliklerinin sürdürülebilir tüketim davranışına etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Karanlık üçlü; narsisizm, makyavelizm ve psikopati olarak üç boyutta incelenmektedir. Sürdürülebilir tüketim davranışı; çevreye duyarlılık, tasarruf, ihtiyaç dışı tüketim ve yeniden kullanılabilirlik olarak dört boyut kapsamında ele alınmaktadır. Araştırmanın verisi 307 tüketiciden çevrimiçi anket tekniğiyle toplanmıştır. Gerçekleştirilen doğrulayıcı faktör analizi neticesinde, makyavelizm ve psikopati boyutları birleştirilerek tek bir kişilik özelliği olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, sürdürülebilir tüketim davranışının yeniden kullanılabilirlik boyutu faktör analizi neticesinde analiz dışı bırakılmıştır. Yapısal eşitlik modeli kullanılarak gerçekleştirilen analizler sonucunda narsisizmin çevreye duyarlılık, tasarruf ve ihtiyaç dışı tüketim üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Makyavelizm-psikopati özelliği çevreye duyarlılık, tasarruf ve ihtiyaç dışı tüketim boyutlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Araştırmanın sürdürülebilir tüketim davranışını açıklamada kişiliğin karanlık yönlerine odaklanması yönüyle literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir
YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE VE İNGİLİZCE ÖĞRETİMİNDE AKTARIMLARLA İLGİLİ ÇALIŞMALARIN ANALİZİ
Bu çalışma yabancı dil olarak Türkçe ve İngilizce öğretiminde aktarımlarla ilgili yapılan çalışmaların incelenmesi amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda yabancı dil olarak Türkçe öğretimi (YDOTÖ)’nde aktarımlarla ilgili çalışmaların özellikleri, yabancı dil olarak İngilizce öğretimi (YDOİÖ)’nde aktarımlarla ilgili çalışmaların özellikleri, YDOTÖ ve YDOİÖ’nde aktarımlarla ilgili çalışmalarda aktarımların ele alınışındaki benzerlik ve farklılıklar incelenmiştir. Ulaşılan verilere göre YDOTÖ’nde aktarımlarla ilgili çalışmaların bütün dil düzeylerine yönelik olarak yazma ve konuşma alanlarında yapıldığı, bu çalışmalarda aktarımların sınıflandırılmasında Arapçanın etkisinin yanı sıra diğer dillerin etkilerinin de ele alındığı belirlenmiştir. YDOİÖ’nde de yazma ve konuşma öğrenme alanlarında yapılan çalışmalar incelenmiş; çalışmalarda herhangi bir dil düzeyinin belirtilmediği, aktarımların sınıflandırılmasında Arapçanın etkisi ve İngilizcenin dil bilgisi özelliklerinin belirleyici olduğu görülmüştür. YDOTÖ ve YDOİÖ’nde aktarımlarla ilgili yapılan çalışmalarda sözcük türleri, dil bilgisi ve yazım bakımından Arapçanın etkisi ele alınırken YDOİÖ’nde diğer dillerin etkisine yer verilmemiş, konuşma alanındaki çalışmada doğrudan seslendirme sorunları ele alınmıştır
‘Ateş’ Anlamıyla ot Sözü ve Türevleri
Türkçe soldan sağa ilerleyen bir dil olduğundan kök en soldadır. İsim ya da fiil olabilen bir kök ise, sağına getirilen ek veya eklerle türetilebilir. Böyle bir durumda da sağdan sola, yani geriye doğru gidilir ve anlamlı en küçük parça olan köke ulaşılır. İsim ya da fiil olan kökün sağına getirilen ek veya eklerle oluşan türev biçimler içinde sesçe, biçimce, anlamca aynı köke bağlı olanlar ise söz ailesi olarak adlandırılır ve birlikte değerlendirilirler. Bu şekilde bir değerlendirme ile kökün doğruluğunun sağlaması da yapılmış olur. Bu nokta da köken bilgisinin bulunmasında temel dayanağı oluşturur. Ayrıca kök ve türevleri arasında ses, biçim, anlam ilişkilerinin kurulması yanında, o sözün ve türevlerinin tarihî ve çağdaş Türk lehçelerindeki varlığının kontrol edilerek ortaya konması da köken bilgisinde temel dayanaklarını oluşturur. Özellikle türevlerin doğru şekilde tespiti sırasında, söz kökleri ile türevleri arasındaki eski bilgi-yeni bilgi ilişkisi ve bilgilerin dış dünyadaki yan yanalığının dile yansımasını dikkate almak şarttır. Başka bir deyişle, bilgilerin komşuluğu, anlamdaki bağlantıyı kuran önemli bir dayanaktır. Bu makalede, günlük ve kültür hayatımızın önemli bir parçası olan, Eski Türkçeden beri kullanılagelen temel sözlerimizden biri olan ‘ateş’ anlamıyla ot sözü ve türevleri bu bakış açısıyla değerlendirilecek, hem tarihî ve çağdaş Türk lehçelerindeki biçim ve anlamları, hem de başka dillere verilmiş biçim ve anlamları ile desteklenerek incelenecektir
Implementation of Active and Passive Vibration Control of Flexible Smart Composite Manipulators with Genetic Algorithm
Endpoint vibrations of flexible manipulators (FM) are suppressed using active or passive control techniques. Suppressing vibrations increases the dynamic performance of the FM in engineering applications. In this study, a model extraction approach is proposed for vibration suppression of single-link flexible smart and composite manipulators. Active and passive control (APC) of residual vibrations is studied theoretically and experimentally. The smart manipulator consists of patching a piezoelectric (PZT) actuator to an aluminum and composite link. The finite element (FE) model of smart manipulators, including revolute joint and PZT actuator, is created in ANSYS. The motion profile and actuator voltage are the inputs, the tip displacement is the output. Then, the state-space (SS) mathematical models of the smart manipulators are extracted from the FE models by using the inputs and outputs. The open-loop and closed-loop simulations are performed using the extracted mathematical models in MATLAB. Passive control is achieved by the motion profiles, while active control is achieved by the PZT actuators. The PD controller with the displacement feedback is used to create the actuation voltages. For the optimized APC, the PD gains are optimized with a genetic algorithm by using the integral of the squared error and integral of absolute magnitude of the error fitness functions. Residual vibrations of smart manipulators are successfully reduced by the optimized APC. To verify the simulation results, open-loop and closed-loop experiments are carried out. The SS mathematical model successfully predicts the dynamic performance of FSM for various motion profiles, according to experimental results.Dokuz Eylul University Research Fund [KB.FEN.009]The authors express their special thanks to Dokuz Eylul University Research Fund for the financial support to the study with project number 2020.KB.FEN.009
Tarihsel Türk Dili Alanında Limitatif İşlevli Bir Gramerleşme Örneği
Dillerde belirli bir dilsel düzeyde (isim, fiil, sıfat, zarf, edat gibi) bulunan bir sözcük eşzamanlı ya da artzamanlı gramerleşme süreçlerinin etkisiyle şekilce, işlevce ve anlamca farklılaşabilir. Aynı zamanda, dil içerisindeki çeşitli süreçlerden (fonolojik, morfolojik, sentantik, semantik gibi) geçerek gramerleşme seviyeleri yükselmeye ve buna paralel olarak söz dizimindeki diğer ögelerle olan bağımlılık seviyeleri azalmaya da başlayabilir. Diğer bir deyişle, donuklaşma ve işlevsizleşmeye uğrayarak edat, son çekim edatı ve morfem gibi çeşitli gramer birimlerine dönüşebilir. Edatlar, uzamsal ve zamansal ilişkileri ifade eden ve çeşitli anlamsal rollere atıfta bulunan dil birimleridir. Tarihsel Türk dilinin bazı alanlarında ve çağdaş lehçelerin birçoğunda bulunan edat türündeki sözcüklerden biri de çAK’tır. İlk defa Karahanlı Türkçesinde isim kategorisinde tanıklanan bu sözcük; artzamanlı ve eşzamanlı gramerleşme süreçlerinde isim, sıfat, zarf gibi anlamlı ögelerin yanı sıra görevli ögelere de dönüşerek cek/cah, çen/çan/çın/çin, çenli, çekem, çeyin, çeyre, -çe/-ça gibi gramer şekillerini meydana getirmiş, ayrıca tarihî ve çağdaş Türk lehçelerinde limitatif işlevinde kullanılmıştır. Bu yazıda, çAK sözcüğünün uzun gramerleşme süreçlerinin etkisiyle nasıl limitatif işlevli bir gramer ögesi durumuna geldiği tarihî ve çağdaş Türk dillerinden tanıklarla gösterilecektir
Comparison of Phenolic Profile and Antioxidant Properties of Pulp and Seeds of Two Different Grapes Types (Vitis vinifera L. and Vitis labrusca L.) Grown in Anatolia: The Amount of Resveratrol of Grape Samples
Background: Grape is the most widely cultivated fruit all over the World and it is both food and a good source of antioxidants. The fruit is rich in phytochemicals and its seed is especially a source for resveratrol, a stilbene that shows health promoting effect. Objective: In this study, phenolic profile and antioxidant properties of eight grape cultivars with two species cultivated in Turkey were compared. Isabella, Razaki, Alphonse Lavalleé, Red Globe and Emir cultivars were used. Methods: Total phenolic substance (TPS), total flavonoid substance (TFS), total antioxidant capacity (FRAP) and phenolic compositions of the pulp and the seeds were determined. Phenolic composition of grapes were found by using HPLC-UV. Results: The results showed that total phenolic substances and total antioxidant capacities were richer in the seeds than in the pulps. Catechin and epicatechin are major phenolic compounds in the grape seeds, and chrysin, pinocembrin, resveratrol, luteolin and caffeic acid phenethyl ester (CAPE) were detected in the pulp as major. Resveratrol varied from 4.50 to 101.89 mg/100 g, while was equally in both the seed and pulp. It was found that all grape samples were rich in phenolic compounds and had antioxidant activity. Conclusion: It was clear that antioxidant capacity and phenolic profile of samples changes according to grape species and cultivars. © 2023, The Tunisian Chemical Society and Springer Nature Switzerland AG.Karadeniz Technical University Scientific Research, (BAP06