Siirt University Institutional Repository
Not a member yet
1590 research outputs found
Sort by
Kur'an
1855 yıllarında kaleme alınmış elinizdeki The Corân adlı bu eser iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yazar batılıları özellikle Hristiyanları İslâm, Kur’an ve Hz. Peygamber hakkında bilgilendirmiş, onlara Müslümanların din anlayışları hakkında bilgiler vermiştir. Bu bölümde Kur’an’ın kutsal kitaplar içerisinde en zor anlaşılan kitap olduğunu ve özellikle kısa surelerden oluşan Mekke dönemine ait ilk bölümlerin Hz. Peygamber tarafından tasarlanıp yazıldığını ifade etmekten geri durmamıştır. İkinci bölümde ise Kur’an ayetleri ışığında elde mevcut olan Kitabı Mukaddeslerin Hz. Peygamber dönemindekilerle aynı olduğunu ispat etmeye çalışmış, kendi tabiriyle Kur’an’ın Kitabı Mukaddeslere tanıklık ettiğini ortaya koymaya gayret etmiştir. Bu bölüm aynı zamanda Müslüman okurlara da hitap etmektedir ve onları, aralarındaki yaygın kanaatin aksine Yahudi ve Hristiyan kutsal kitaplarının en ufak bir değişime ve tahrife uğramadığına ikna etmeye çabalamıştır. Bunu yaparken de Kur’an’da kitap ehliyle ilgili bulunan ayetleri, Beyzâvî ve Celâleyn tefsirlerinden deliller getirerek ele almış ve kendi fikriyatı çerçevesinde yorumlamaya çalışmıştır. Elinizdeki bu kitap, Kur’an’a oryantalist bakış açısını ortaya koyamaya yönelik önemli bir eserdir
Effects of salicylic asic application on WRKY gene in pepper (capsicum annum l.) seedling
This project was developed to investigate the contribution of salicylic acid to development of pepper seedlings grown in low temperature (0 0C) conditions. The research was carried out in the controlled plant growing cabinet in the re-search- investigation area of the Department of Horticulture, Faculty of Agriculture, Siirt Uni-versity. As a vegetable material, Urartu F1 pep-per type (capia) which is used in greenhouse cultivation has been used. As a dose of different salicylic acid; 0.01 and 0.05 mmol doses were applied. The dose of 0 mmol salicylic acid was used as control group. Application frequency; It was applied 1 time, 2 times and 3 times.3 different cold application times were also investigated; 24 hours, 48 hours and 72 hours. The experiment was designed in randomized plots and 3 replications. In the pepper seedlings the effect of the seedlings on the WRKY genes were investigated. Considering the administra-tion of both salicylic acids, it was found that 0.05 mmol dose had a clearer and more under-standing response to the expression of WRKY gene.SİÜBAP-2018 SİÜFEB-2
Hamdullah Hamdî'nin Leylâ vü Mecnûn mesnevisindeki arkaik unsurlar
Kaynağı hakkında birden fazla rivayet olan Leylâ ile Mecnûn hikayesi başta Türk edebiyatı olmak üzere, bütün İslâm edebiyatlarında kendisine yer bulmuştur. Leylâ ile Mecnûn, edebiyatımızda etkisini artırarak yüzyıllar boyunca işlene gelen aşk konulu hikâyelerin başında gelir. Çalışmamızda başta edebiyat ve onunla ilgili diğer alanlar olmak üzere Türk edebiyatı içerisinde mühim bir yeri olan bu hikayedeki arkaik sözcükler incelenecektir. Çalışmamızda tarihi lehçelerdeki seyirlerini tespit edebildiğimiz sözcüklerin değişim süreci verilmiştir. Bu kelimeler, ait olduğu dönemin Türkçesinin sözcük dağarcığıyla ilgili kıymetli ipuçları sunmaktadır. Ayrıca bu sözcükler; dönemin toplum yaşayışı, kültürel birikimleri, gelenek-görenekleri, dinî yaşayışları hakkında da bilgi verebilmektedir
New numerical method for ordinary differential equations: Newton polynomial
An error estimate of optimal order is established for the correspondingnumerical solutions in a scaled residual norm. In addition, a mathematical convergenceis established in a weak L2topology for the new numerical method. Numerical resultsare reported to demonstrate the efficiency of the primal–dual weak Galerkin method aswell as the accuracy of the numerical approximation
Tolerance of daffodil (narcissus poeticus L. c.v. “ice folies”) to nickel contaminated media
The objective of this study was to determine the tolerance of
daffodil (Narcissus poeticus L. c.v. “Ice Folies”) as a
hyperaccumulator plant to nickel contaminated media. This
research was carried out in a completely randomized plot
experimental design with three replications in green house
conditions. Four doses of nickel (control, 25 mg kg-1, 50 mg kg-1,
75 mg kg-1) were applied to each growing media having 500 g
soil:sand mixture in 2:1 ratio. The distillate water was used in
irrigation and Hoagland solution was applied for fertilization. At
the end of the experiment, effects of nickel applications on leaf
length, plant length, flower length (P<0.01) and flower diameter,
stem diameter (P<0.05) were found significant, except leaf number
and leaf length. The lowest first flowering time, full flowering time
and first floret withering time were obtained in control and 75 mg
kg-1 nickel application. The highest leaf length (341.60 mm), plant
length (418.24 mm), flower length (70.74 mm) and stem diameter
(7.63 mm) were obtained in 75 mg kg-1 nickel application. The
highest flower diameter was found as 78.35 mm in 25 mg kg-1
nickel application. Generally, while the nickel doses increased
flowering time, leaf length, plant length, flower length and flower
diameter increased
Metal chelate based site recognition of ceruloplasmin using molecularly imprinted polymer/cryogel system
In the present study, N-Acetylneuraminic acid (NANA)-imprinted poly(2-hydroxyethyl methacrylate-
N-methacryloyl-(L)-histidin-Cu(II)) p(HEMA-(MAH)2-Cu(II)) has been synthesized by radical
polymerization for site recognition of ceruloplasmin. Prepared imprinted cryogel has been characterized
by scanning electron microscopy (SEM) and Fourier transform infrared spectroscopy
(FTIR). When the binding capacity of NANA-imprinted cryogel (MIP) was compared with nonimprinted
cryogel (NIP), it was found that MIP has higher adsorption capacity. The maximum
amount of binding NANA has found as 83.20 mgg−1 at pH 7.0 with flow rate of 1 mLmin−1 at 25°C.
Selectivity experiments for MIP and NIP cryogel have been carried out via the NANA/D-mannose
and ceruloplasmin/immunoglobulin G (IgG) pair separately and the relative selectivity coefficient
(k’) has found as 77.46 and 17.97, respectively. Applicable of the MIP in human serum has been
studied and resulted successfully
Mehmet Âkif’in Kur’an’a vukûfiyeti ve Safahat’taki manzum tefsirleri
Milli şairimiz Mehmet Akif iyi bir şair olmasının yanında yaşadığı çağa fikir ve eserleriyle damga vurmuş önemli bir düşünür ve aynı zamanda Kur’an alanında yaptığı çalışmalarla da göz dolduran bir müfessirdir. Kur’an’la olan irtibatı kendi hayatının hemen her safhasına yayılmış ve yazdığı şiirlerinde de Kur’an’dan aldığı ilhamı yansıtmıştır. Devrinin öncü düşünce dergilerinin tefsir sayfalarına editörlük ve yazarlık yapmış; Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Diyanet İşleri Başkanlığının bir projesi olan Kur’an meali hazırlama görevi kendisine tevdi edilmiştir. Hicret ettiği Mısır’da meali hazırlamak için uzun yıllar çalıştıktan sonra gerek bir takım endişeleri gerekse çalışmasını yeterli görmemesi sebebiyle görevi iade etmiştir. Üç yılda müsveddesini hazırlayıp dört yılda tashih üzerinde çalıştığı mealinin basım tekliflerini reddetmiştir. En sonunda bir Türkiye seferinde eğer dönmez ise mealinin yakılması için arkadaşlarına vasiyette bulunmuş ve hastalığı sebebiyle Mısır’a geri dönemeyince de vasiyeti üzerine mealinin yakıldığı ile ilgili bilgiler kaynaklara yansımıştır. Her ne kadar mealinin yakılmayıp en azından bir kısmının kurtarıldığı ile ilgili haberler mevcut olsa da henüz bu husus teyit edilebilmiş değildir. Akif’in en önemli eserlerinden bir tanesi, değişik dönemlerde yazdığı şiirlerinden oluşan Safahat isimli eseridir. Bu eseri, gerek ayetleri şiirinin başlığına koyarak onları manzum olarak tefsir etmesi gerekse şiirlerinin hemen hemen tamamında Kur’an ve sünnetten mesajlar bulundurması sebebiyle bir manzum tefsir hükmündedir. Bu araştırmada, Akif’in Safahat’ında yaptığı manzum tefsirlerinden örnekler verilerek onun tefsir üslubu hakkında bir sonuca ulaşılmaya gayret edilecektir
Yaratılış
Kur’an’da yaratıcının kim olduğu ve yaratılışın niçin meydana geldiği hiçbir tartışmaya meydan vermeyecek şekilde açıkça vurgulanırken, yaratılışın nasıl gerçekleştiği hususu aynı açıklıkta ortaya konmuş değildir. İbrete vesile olması ve Allah’ın güç ve kudretine işaret etmesi için su, değişik türevleri ile toprak / çamur ve nutfe gibi bir takım unsurlara işaret edilmiş ancak özellikle yaratılışın başlangıcı ile yaratılışın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiği hususu anlaşılabilir bir tarzda açıklanmamıştır. Ancak yaratılışın keyfiyeti ile ilgili bilgi edinmek isteyenlere de bizatihi Kur’an ayetleriyle yol gösterilerek “yeryüzünde gezmek, deney ve gözlemler yoluyla araştırmalar yapmak” tavsiye edilmiştir. Böylece yaratılışın nasıl gerçekleştiğini merak edenlere yaşadıkları dönemin anlayışı ve ilmi verilerinin ışığında meraklarını izale ederek doğru bilgiye ulaşabilecekleri öğütlenmiştir. İlk dönem müfessirleri çevrelerinde doğru bilgiye ulaşabileceklerine inandıkları kişilere sorular sorarak bu meraklarını giderme yolunu seçmişler ve aldıkları bu bilgileri tefsirde de kullanmışlardır. Daha sonrakilerin bu bilgileri mutlak doğru olarak kabul etmeyip kendi çağlarındaki bilgi kaynaklarıyla güncellemeleri gerekirken çoğu zaman böyle olmamış ve önceki yorumları kutsama yoluna gitmişlerdir. Böylece ilk dönemlerde İsrâilî rivayetler bağlamında oluşturulan “yaratılış senaryosu” daha sonraki dönemlerde de aynen kabul görmüştür.
Hâlbuki Allah’ın Kur’an ayetleriyle vermek istediği mesajlar dinin konusunu, kâinata yerleştirdiği ayetleriyle vermek istediği mesajlar da bilimin konusunu oluşturmaktadır. Bu iki alan birbirinden bağımsız ancak birbirinin tamamlayıcısı ve açıklayıcısıdır. Dolayısıyla yaratılışın keyfiyeti gibi dinin konusuna girmeyen hususlarda bilime müracaat etmek ve onun verileriyle konuyu anlamaya çalışmak gerekir. Bilimsel verilerin değişken olması ve devamlı mükemmele doğru seyir halinde olması sebebiyle her devirde önceki bilgilerin güncellenmesi gereklidir. Günümüzde tefsirle uğraşan ilim adamlarına düşen en önemli görevlerden bir tanesi Kur’an’ın açıkça ortaya koymadığı hususları bilimsel veriler ışığında aydınlatmaya ve anlamaya çalışmak olmalıdır. Bu makalede yaratılışla ilgili bilgileri güncellemeye katkı sağlayacak bir çalışma ortaya koyulacaktır
Gıda depolarında stok kontrolü
Üretim insan hayatında önemli bir yere sahiptir. İnsanlar yaşamını sürdürebilmek için beslenmeli ve bunu sağlamak için üretim yapmalıdır. Üretilen besinlerin korunması ve daha uzun saklanması için depolarda muhafaza edilmektedir. Bu depolarda stok kontrolü, depoların tamamen boşalmadan insanların ürün temini yapmasını sağlamaktadır. Bu çalışma ile ultrasonik sensör kullanılarak depolardaki stok kontrolü sağlanmaktadır. Deponun üstüne yerleştirilen bir ultrasonik sensör, ses sinyalleri göndererek mesafeyi ölçmektedir. Çalışmada, mikrodenetleyici olarak STM32F4 Discovery Kit kullanılmıştır. Mikrodenetleyici sayesinde sensörden gelen sinyal işlenir. Mesafe belli bir seviyenin altına düşünce kırmızı led yanmaktadır. Diğer durumlarda mavi led yanmaktadır. Ayrıca yazılan yazılım sayesinde LCD ekran üzerinde seviye sürekli kontrol edilebilmektedir
dağılımı
Türkiye’de doğal kaynakların önemi her geçen gün daha iyi anlaşılmakta, doğal kaynakların
kaybolmaması için yapılan çalışmalar artmaktadır. Özellikle küresel ısınma sebebiyle kurağa
dayanıklı bitkiler daha da fazla önem kazanmaktadır.
Cerasus microcarpa (C.A.Mey.) Boiss. (Yabani kiraz) Güneydoğu Anadolu’nun birçok
ilinde görülmektedir. Bu kiraz türü birçok bitkinin yetişemeyeceği taşlık, kayalık, kireçli
topraklarda yetişebilmektedir. Yerde sürünen formları olduğu gibi 1.5 m boylananları da
vardır. Bitkiler çok gövdeli, çalı halinde görülmektedir. Cerasus microcarpa Boiss.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinde; dağ kirazı, yabani kiraz, beleluk ve helalik olarak
adlandırılmaktadır.
Bu çalışma 2009 – 2014 yılları arasında yürütülmüştür. C. microcarpa’nın bazı yaprak,
sürgün, çiçek ve meyve özellikleri belirlenmiş, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki yayılımları
saptanmıştır.
Ayrıca Adıyaman ve Gaziantep illerinde yetişen C. microcarpa’nın değişik 11 tipinin tohum
çimlenme, çöğür gelişimi, değişik Prunus türleri ile aşı tutum ve uyuşması belirlenmiştir.
Tohumlar küçük olduğundan 10 adet tohum ağırlığı belirlenmiştir. Tohum ağırlığı 1.07 g ile
0.49 g arasında belirlenmiştir. Tohum çimlendirme çalışmasında tiplerin tohum çimlenme
oranları % 35.0 ile % 85.3 arasında değişmiştir. Bir sezon boyunca gelişen çöğürlerin
uzunlukları 60.3 cm ile 77.8 cm arasında değişmiştir. Çöğürlerin çapları ise 3.90 mm ile 4.97
mm arasında değişmiştir. Genel olarak tiplerin çöğürleri bir örnek gelişme göstermiştir.
Aşılama yapılan 2 tip C. microcarpa (yabani kiraz) üzerinde en yüksek aşı başarısı bademden
elde edilmiş, bunu kiraz takip etmiş, en düşük başarı kayısıdan elde edilmiştir. Genel olarak
yabani kiraz üzerine aşılanan badem ve kayısıda aşı uyuşması iyi olurken yabani kiraz üzerine
kiraz aşısı olumsuz olmuş, uyuşmamıştır.
Değişik özellikleri belirlenen bu kiraz türünün ileride muhafaza çalışmalarının da yapılarak
korumaya alınması ile Türkiye genetik kaynaklarına katkı sağlanacaktır