Siirt University Institutional Repository
Not a member yet
1590 research outputs found
Sort by
Molla Halil es-Si‘irdî hayatı, eserleri ve ilmî kişiliği
XVIII. yüzyılın son yarısı ile XIX. yüzyılın ilk yarısı arasında yaşamış olan Molla Halîl es-Si‘irdî, Osmanlı âlimlerinden/müelliflerinden ve Şark medrese geleneğinin önemli halkalarından biridir. İlmî ve tasavvufî eğitimini doğduğu yer olan Bitlis’in [Hizan] yanı sıra Van, Siirt, Cizre, Musul ve İmâdiyye gibi dönemin önemli ilim merkezlerinde seçkin âlimlerden alan Molla Halil, tedrîsât faaliyetlerini çoğunlukla ve son olarak Siirt’te yürütmüş ve bundan ötürü “es-Si‘irdî” nisbesiyle ün kazanmıştır. Ömrünün büyük bir bölümünü ders vererek geçiren Molla Halil, aynı zamanda İslâmî ilimlerde kırkı aşkın eser telif etmiştir. Gerek tedrîsât ve gerekse telîfât faaliyetleriyle ilim ve kültür mirasımıza önemli katkı sağlayan Molla Halil, medrese geleneğinde “eşŞevkî”, “Allâme”, “Üstâzu’l-kull fi’l-kull” ve “Seyda” gibi lakaplarla bilinmektedir. Molla Halil es-Si‘irdî; ilmî kişiliği, eserleri ve tedrîsat faaliyetleriyle kendi döneminde ilmî hareketliliğe ivme ve canlılık kazandırmıştır. Eğitim müfredâtının yenilenmesi, eğitim sisteminin tekrar dizayn edilmesi gibi hususlarda, Molla Halil’in medreseler üzerindeki dönüştürücü etkisini müşâhede etmek mümkündür. Nitekim günümüze kadar intikâl eden medreselerin ilmî icâzet silsileleri, büyük ölçüde kendisine dayanmaktadır. Molla Halil es-Si‘irdî; telîf, telhîs, şerh ve hâşiye geleneğinin de son temsilcilerindendir. Onun, Osmanlıların buhranlı dönemine tekâbül eden bir dönemde, âsitâneden uzak bir bölgede münzevi ve mütevazı bir hayat sürmesi; ilmî birikiminin, eserlerinin ve ilim dünyasına katkılarının yeterince keşfedilememiş olmasına ve hak ettiği ilgiyi görmemesine neden olmuştur. İlim ve kültür mirasımıza bu denli katkı sağlamış böyle bir âlimi tanıtmak ve onun kayıp hazinesinin keşfedilmemiş yönlerini akademik bir perspektifle gün yüzüne çıkarmak amacıyla 2018 yılı 4-6 Mayıs tarihleri arasında, Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından “Molla Halil es-Si‘irdî” konulu uluslararası bir sempozyum
12 / Molla Halil es-Si‘irdî Hayatı, Eserleri ve İlmî Kişiliği
düzenlenmiştir. Bu sempozyuma, yurt içi ve yurt dışından pek çok bilim insanı iştirak etmiştir. Katılımcılar, hem temel İslâm bilimlerinin her bir alanında hem de felsefî ilimlerde önemli bir yere sahip olan Molla Halil es-Si‘irdî’yi farklı açılardan ele alıp değerlendirmiştir. Yüze yakın akademisyenin katkıları ile hazırlanan bu kitaptaki çalışmalarda; yazı dili Türkçe, Arapça, Kürtçe ve Zazacadır. İSAM yazım kuralları esas alınarak hazırlanan bu çalışmalar, editör kurulumuz tarafından tek tek okunarak incelenmiş ve gerekli düzenlemelerin yazarlar tarafından yapılması sağlanmıştır. Ayrıca Molla Halil’in hayatı ve eserleri, müstakil birer bölüm olarak kitabın giriş kısmında yer aldığından, sonraki bölümlerde tematik açıdan mükerrer pasajların tamamen hazf edilmesi yönünde bir tasarrufa gidilmiştir. Keza bazı çalışmalarda, editör kurulu tarafından gerekli görülen birtakım mülahazalar dipnotta [ed.] belirtilmiştir. Nihayetinde bu sempozyum, son derece değerli çalışmaların ortaya konulmasına vesile olmuş ve yapılan bu çalışmalar, iki ciltlik bir kitap halinde basılarak ilim dünyasının hizmetine sunulmuştur. Son olarak, gerek muhtelif branşlarda birçok değerli bilim insanının bir araya gelmesini sağlayarak bu sempozyumun düzenlenmesine öncülük eden, gerekse Molla Halil’in hayatının, eserlerinin ve ilmi kişiliğinin tüm yönleriyle ele alındığı bu kıymetli çalışmanın basılmasında ön ayak olan saygıdeğer hocamız Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA’ya gönülden şükranlarımızı sunar, kendisine uzun ve sağlıklı ömürler dileriz.
Editör Kurul
Determination of Potential Suitability Areas of Switchgrass (Panicum Virgatum L.) As A Bioenergy Plant in Turkey By An Approach of Analytic Hierarchy Process and GIS
Bu çalışmada dallı darının ekolojik istekleri doğrultusunda belirlenen parametrelerin coğrafi katmanlarının
oluşturulması, Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi ile bu parametrelerin önceliklerinin belirlenmesi ve Coğrafi
Bilgi Sistemleri teknikleri ile işlenerek dallı darının potansiyel uygunluk haritasının elde edilmesi amaçlanmıştır.
Girdi olarak Meteoroloji Genel Müdürlüğünden temin edilen ve 1970 - 2017 yılları arası günlük ortalama,
minimum ve maksimum sıcaklık iklim verisi, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından üretilen sayısal toprak
haritaları ve 2012 yılında güncellenen CORINE (Coordination of Information on the Environment) sınıflama sistemine göre sınıflandırılmış arazi kullanımı (LCLU) haritaları altlık veriler olarak kullanılmıştır. İklim veri tabanından “thin plate smoothing spline” enterpolasyon yöntemiyle iklim yüzey haritaları elde edilmiştir. Üretilen haritalarda dallı darı isteklerine bağlı sorgulamalar yapılmış anlamlı bulunan parametreler katman olarak seçilmiştir. Raster formatında üretilen günlük ortalama sıcaklık (°C), dallı darıda biyokütle için biçim sayısı, toprak derinliği (cm) ve arazi kullanımı katmanları yeniden sınıflandırılmıştır. Böylece katmanlar alt katmanlara ayrılmış ve dallı darının ekolojik ihtiyaçlarına uygunluğu oranında yüksek puan verilmiştir. Daha sonra AHS yöntemiyle ana katmanların ağırlık değerleri (W) hesaplanmıştır. Katmanlar, hesaplanan ağırlık değerleri ile birlikte Coğrafi Bilgi Sistemleri ortamında (CBS) uygunluk analizi için ağırlıklı çakıştırma analizine alınmıştır. Bu işlemin sonucunda 4 sınıflı “dallı darı potansiyel uygunluk haritası” elde edilmiştir. Bu haritada FAO (1976) sistemine göre yapılan sınıflama ile Türkiye’de dallı darıya çok uygun alanların (S1) %12 oranında, orta derecede uygun alanların (S2) %32 oranında, az derecede uygun alanların (S3) %41 oranında ve uygun olmayan alanların (N) %14 oranında yer aldığı belirlenmiştir
Molla Halil es-Siirdî'nin nesih anlayışı
Doğu medrese geleneğinin önemli şahsiyetlerinden olan Molla Halil’in, Basîretü’l-kulûb adlı eserinden yola çıkarak yaptığımız bu çalışmada, Molla Halil’in nesih ile ilgili görüş ve kanaatini ortaya koymaya çalıştık. Nesih, ilk dönemlerden bu yana pek çok tartışmaya sebep olmuş önemli bir konudur. Kur’an’ın, kendinden önceki şeriatları neshettiğine dair herhangi bir ihtilaf olmamakla birlikte Kur’an’ın kendi içerisinde neshin var olup olmadığı tartışma konusu olmuştur. Neshin, zamanın şartları gereği ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap verdiğini düşünerek onun bir gereklilik olduğunu savunanların yanında, neshi gerektirecek ihtiyaçların insanların yaşadığı her devirde var olacağını ileri sürerek aleyhte görüş beyan edenler de olmuştur. Biz bu araştırmamızda konuyu, neshin varlığı veya yokluğu üzerinden değil de; neshin, hükmü ilelebet mi yoksa geçici olarak mı ortadan kaldırdığı üzerinden işlemeye gayret ettik. Molla Halil’in söz konusu eserinden yola çıkarak yaptığımız incelememizde müellifin, neshin varlığına delil olarak sunulan ayetlerde neshi klasik anlamda kabullendiğini açıkça görebiliyoruz. Kaynaklarımızın Kur’an’daki neshe dair örnek olarak sunduğu ayetlerin bir kısmında nesihten söz ederken önemli bir kısmında nesihten hiç bahsetmediğine şahitlik ediyoruz. Âlimler tarafından neshedildiğine dair kanaatlerin belirtildiği bazı ayetler hakkında nesih yerine tahsisten söz ederek, nesih ile tahsisi aynı anlamda kullandığına tanık oluyoruz. İlk dönemlerden bu yana neshi tahsis, takyid, tebyin… vb. kelimelerle ifade eden ulemanın söyledikleri çerçevesinde konuyu ele aldığımızda Molla Halil’in nesih hakkında düşündüklerini anlayabiliyoruz. Ayrıca müellifin mensûh ayetlerle ilgili olarak onların ictihadî olduklarından bahsetmesi de bize nesih hakkındaki görüşleriyle ilgili ipuçları vermektedir
Experimental investigation of the effect of desert powders on the electrical losses occurred between high voltage overhead line conductors
Gelişen teknolojinin ana besleme kaynağını oluşturan ve iletim, dağıtım, kullanım kolaylığı gibi avantajları ile öne çıkan elektrik enerjisine olan ihtiyaç, her geçen gün daha da artmaktadır. Mevcut üretim kaynaklarının sınırlı olması ve giderek artan tüketim oranı gibi faktörler, elektrik enerjisi sistemlerinde meydana gelen kayıpların azaltılmasını bir zorunluluk haline getirmiştir. Elektrik enerjisi iletim hatlarında meydana gelen kayıpların önemli bir bölümü ise atmosferik veya doğa olayları sonucunda gerçekleşen kum fırtınalarının etkisiyle elektrik enerjisi iletim sistemlerinin maruz kaldığı toz bulutları nedeniyle oluşan kayıplardır. Enerji iletim hatlarında meydana gelen kayıplarının azaltılmasına yönelik yapılan bu çalışmada, iletim hatlarındaki iletken, direk ve izolatör boyutlandırmalarında büyük öneme sahip olan ve dünyanın birçok bölgesinde belirli dönemlerde meydana gelen çöl tozlarının enerji iletim hatlarındaki enerji kayıpları üzerindeki etkisi deneysel olarak araştırılmıştır. Çalışma kapsamında, hat iletkenlerini karakterize eden iki adet silindir çubuk şekilli ve bakır alaşımlı, yüzeyleri pürüzsüz bronz elektrot kullanılarak oluşturulan kapalı bir reaktör sistemi içerisinde homojen olarak dağıtılmış 4 adet fan yardımıyla ve belirli oranlarda çöl tozu karışımı kullanılarak gerçeğe yakın bir çöl fırtınası ortamı oluşturulmuştur. Daha sonra bu elektrotlara kademeli şekilde ve belirli oranlarda yüksek gerilim uygulanarak, her aşamada elektrotlar arasından geçen akım değerleri ölçülmüştür. Boşalmanın tutuşma ve sönümlenme gerilimlerinin yanı sıra, ölçülen değerlere ait Gerilim-Akım grafikleri oluşturularak yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda, çöl tozlarının iletim hatlarının iletkenleri arasındaki omik direnci arttırıcı yönde bir etki yaptığı ve buna karşın ortamın elektriksel delinme gerilimi seviyesini önemli ölçüde azalttığı sonucuna varılmıştır.ÖN SÖZ iii
İÇİNDEKİLER iv
TABLOLAR LİSTESİ v
ŞEKİLLER LİSTESİ vi
KISALTMALAR ve SİMGELER LİSTESİ viii
ÖZET x
ABSTRACT xi
1. GİRİŞ 1
1.1. Genel Bilgiler 1
1.2. Elektriksel Gaz Boşalmaları ve İyonizasyon 4
1.2.1. Korona boşalmaları 5
1.2.1.1. Korona boşalmalarını etkileyen faktörler 9
1.2.2. Yüzeysel elektrik boşalmaları 10
1.2.3. Elektriksel ark boşalmaları 11
1.3. Tezin Güncelliği 11
2. LİTERATÜR ARAŞTIRMASI 12
2.1. Konuyla İlgili Yapılmış Olan Çalışmalar 12
3. MATERYAL ve METOT 21
3.1. Materyal 21
3.2. Metot 27
4. BULGULAR 29
5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER 40
5.1. Sonuçlar 40
5.2. Öneriler 41
6. KAYNAKLAR 42
ÖZGEÇMİŞ 4
Synthesis and photovoltaic application of ZnS: Cu (3%) nanoparticles
The wet chemical method was used to prepare ZnS:Cu (3%) nanoparticles. The capping agent (mercaptoethanol) was handled during the synthesis process. To investigate the photovoltaic properties of ZnS:Cu (3%) nanoparticles synthesized via the wet chemical method, the incident photon to electron conversion efficiency (IPCE) measurement was performed. The IPCE (%) value at 400 nm was found as 5.12. This result shows that successfully synthesized ZnS:Cu (3%) nanoparticles can be used as promising sensitizers in solar cell technology. The energy band gap value of ZnS:Cu (3%) nanoparticles with cubic structure was determined as approximately 3.92 eV. In this study, it is emphasized that it is possible to develop both photovoltaic properties and optical properties of ZnS nanoparticles by using additive metal
Incorporation of Defatted Apple Seeds in Chewing Gum System and Phloridzin Dissolution Kinetics
Apple seeds are among the major natural sources of antioxidants and can be used in various industries. In this regard, antioxidant activity, total phenolic content, and individual phenolic compounds analyzes of defatted apple seed flours were firstly done in our study. According to these analyzes, total phenolic content, DPPH and ABTS radical scavenging activity of defatted seed flours were determined between 2861 and 5141 mg GAE/kg defatted seed, 21.45–43.56 μmol, and 291.50–391.79 μmol Trolox/g defatted seed, respectively. It was observed that the content of phloridzin represented 52–67% and 75–83% of the total phenolics that measured by the Folin-Ciocalteu assay and HPLC method, respectively. In the second part, chewing gums including defatted seeds were prepared and characterized in terms of phloridzin dissolution. The novel model described dissolution kinetics of phloridzin from chewing gum better than Higuchi and Korsmeyer-Peppas models. The results de- monstrated that 5 min was enough for the dissolution of almost all phloridzin (88.43–96%) determined by centrifugation method and according to the model parameters, the chewing gum formulation can be optimized for providing controlled dissolution. In conclusion, chewing gum could be a suitable delivering material for phloridzin uptake, and apple seeds, a valuable agricultural by-product, could be evaluated in this way
TİCARİ DIŞA AÇIKLIK VE EKONOMİK BÜYÜME ETKİLEŞİMİ
Küreselleşen dünya ekonomisinde bir ülkenin dünya ekonomisine
entegrasyonu sürecinde üstesinden gelmesi gereken sorunlardan birisi, şüphesiz
ticari dışa açıklığın ekonomik büyüme üzerine olan etkilerinin tam olarak
anlaşılabilmesidir. İktisadi literatürde gerek teorik gerekse ampirik olarak ticari
açıklık ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin varlığı ve bu ilişkinin yönü
tartışılmaktadır. Ticari dışa açıklığın iktisadi büyüme üzerindeki pozitif etkisi
literatürde D. Ricardo’nun, mukayeseli üstünlükler teorisine kadar
dayanmaktadır. Ricardo’ya göre bu teoride emtia ve hizmet ticareti üzerindeki
sıkı kontrol ve denetimin kaldırılmasıyla ülkeler, uzmanlaştıkları malların
üretimini gerçekleştirmektedirler. Böylece ihracat ve büyümede artış meydana
gelmektedir
Alman coğrafyasındaki cadı avı vakalarında kilisenin rolü
Almanca literatürde "Hexenjagd" , "Hexenwahn" veya"Hexenverfolgung" olarak
adlandırılan Cadı avı, kilisenin öncülüğünde 15. ve 18. yüzyıllar arasında cadı olduğuna
inanılan on binlerce masum insanın öldürülme hadisesidir. Cadı avı vakalarında genellikle
toplumun en zayıf halkası olarak görülen kadınlar cadı olarak ilan edilmiş ve daha sonraları
da küçük çocuklar bu iftiralardan nasibini alarak cadı oldukları düşüncesiyle ağır
işkencelere maruz kalmıştır. Engizisyon mahkemesi ve papalık tarafından görevlendirilen
bazı rahipler, insanların yargılanmasında ve yakılarak öldürülmesinde başrolü oynamış ve
hatta iki rahip tarafından kaleme alınan Malleus Maleficarum (Hexenhammer) bu tür
vakaların sonuçlandırılmasında başvuru kaynağı olmuştur.
Bu çalışmada cadı avı vakalarında kilisenin rolüne değinilmiş ve özellikle Almanca
yazılmış eserlerden bahsi geçen husus verilen örneklerle aktarılmaya çalışılmıştır. Bunun
yanı sıra çalışmada "cadı" ve "cadılık" teriminin Tevrat ve İncil'deki yeri ile Alman diline
etkileri üzerinde de durulmuş, ayrıca resim ve gravürlerle anlatılanlar desteklenmiştir.
Söz konusu vakalar, Avrupa tarihinin karanlık kısımlarını bir kez daha ortaya
çıkaracağından verilen örnekler de yer, zaman ve kişi bilgilerine de bilhassa dikkat
edilmiştir
Kur’an perspektifinden kadın
Kadın konusu, hemen hemen tüm toplumlarda ve medeniyetlerde asırlardır tartışılan mevzular arasında yer almıştır. Bu tartışmalar bazen kadın lehine bazen de aleyhine olmak üzere bir seyir izlemiştir. Konuyla ilgili tartışmalar, daha yaratılış hikâyesi kurgulanırken başlatılmış ve bu esnada kurgulanan eksik yaratılış algısı, kadınla ilgili anlayışın her safhasına yansıtılmıştır. Bu tartışmalar, ifrat ve tefritin tüm sahalarında kendine yer bulmuş; ancak çoğu zaman kadının bizzat kendisi tartışılan varlık olmasına rağmen görüşü alınmamış ve fikri sorulmamıştır. Kur’an, her konuda olduğu gibi kadın konusunda da problemleri çözmek ve insanlığa rehberlik etmek üzere nazil olmuştur. Ancak insanlar pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da kendi anlayışlarını rivayetler yoluyla Kur’an’ın tefsirine karıştırmaya çalışmışlardır. Bu makalede, dinlerin en sonuncusu olan İslâm’ın kutsal kitabı Kur’an’ın ve onun bir “model hayat” olarak uygulayıcısı Hz. Peygamber’in kadına bakışı, yaratılıştan itibaren ele alınacak, ayet ve hadislerde anlatılan kadın olgusu belirlenmeye gayret gösterilerek İslâm’ın kadın algısı ortaya konmaya çalışılacaktır