Gazi University Dspace
Not a member yet
    26981 research outputs found

    Investıgatıng The Effects Of Practıce Based Coachıng Professıonal Development Program On The Qualıty Of Inclusıve Preschool Classrooms, Teachers And Chıldren

    No full text
    Bu araştırmada okul öncesi kaynaştırma sınıfı öğretmenlerine uygulama temelli koçluk ile sunulan mesleki gelişim programının sınıfların kalitesine, öğretmenlere ve özel gereksinimli çocuklara etkisi incelenmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin ihtiyaçları temelinde bir mesleki gelişim programı geliştirilmiş ve bu program uygulama temelli koçluk yapılarak, gözlem ve geribildirim süreçleri ile öğretmenlere sunulmuştur. Statik grup öntest-sontest deseni ile tek grup öntest sontest deseninin kullanıldığı bu araştırmada, okul öncesi kaynaştırma sınıflarının kalitesi, öğretmenlerin yeterlikleri ve sınıflardaki özel gereksinimli çocukların sosyal kabulleri ve meşgul olma davranışları ele alınmıştır. Araştırma sonucunda uygulama temelli koçluk ile sunulan mesleki gelişim programının okul öncesi kaynaştırma sınıflarının genel kalite puanlarını artırdığı görülmüş, bununla bağlantılı diğer sonuçlar da tartışılmıştırIn this research, the effects of practice based coaching professional development program on the quality of inclusive preschool classrooms is investigated. A professional development program was developed based on the needs of inclusive preschool teachers and this program was presented to teachers via practice based coaching. In this study, which used the static group pretest-posttest design and one group pretest-posttest design, the quality of inclusive preschool classrooms, teachers’ competencies, engagement and social acceptance of children with disabilities were examined. As a result of the study, it was determined that the professional development program presented with practice based coaching increased the quality of inclusive preschool classrooms and related results were discussed

    / The Preparation And Characterization Of Mesoporous Silica Drug Carrier Systems And İnvestigation Of Drug Release Kinetics

    No full text
    Bu tezde, epilepsi tedavisinde kullanılan okskarbazepin ve antiinflamatuar olarak kullanılan nimesulid etkin maddeleri için mezogözenekli SBA-15 silika malzemesinin taşıyıcı özelliği araştırılmıştır. Yüksek yüzey alanlı, kontrol edilebilir gözenek yapısına sahip ilaç taşıyıcı sistem olarak kullanılacak olan SBA-15 malzemesinin sentezi ve tekrarlanabilirlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Yükleme kapasitesinin etkisinin incelenmesi amacıyla SBA-15 örneklerinin yüzey modifikasyon çalışmaları farklı iki oran (C-SBA-15:APTES oranı; 0,1g:0,1ml) ve (0,35:1 (a/a)) APTES (3-Aminopropiltrietoksisilan) kullanılarak post-grafting metoduyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen SBA-15 örneklerine 1:1,85 ve 1:1 (Nim:SBA-15) (a/a) oranları ile nimesulid, 3:1 ve 1:1 (Oxc:SBA-15) (a/a) oranları ile okskarbazepin yükleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Elde edilen ürünlerin yapı ve fiziksel özelliklerinin belirlenebilmesi amacıyla XRD, FTIR, N2 adsorpsiyon/desorpsiyon, SEM analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda malzemelerin literatür ile uyumlu özelliklere sahip oldukları görülmüştür. Mezogözenekli partiküllere yüklenen ve bu destek malzemelerden salınan nimesulid ve okskarbazepin miktarının tayini amacıyla UV-Vis spektrofotometresi kullanılarak analitik yöntemin validasyon çalışmaları yapılmıştır. Nimesulid yüklenen malzemeler arasında enkapsülasyon etkinliğinin en fazla %93,98 ile Nim-A-C-SBA-15-2 (1:1,85) numunesine, okskarbazepin yüklenen malzemeler arasında enkapsülasyon etkinliğinin en fazla %100,0 ile Oxc-C-SBA-15 (3:1) numunesine ait olduğu görülmüştür. Nimesulid yüklenen malzemelerin salım profilleri incelendiğinde en yüksek salım profilinin Nim-A-C-SBA-15-2 numunesine, okskarbazepin yüklenenlerde ise en yüksek salım profilinin Oxc-C-SBA-15 (3:1) numunesine ait olduğu görülmüştür. Nimesulid ve okskarbazepin yüklenen tüm malzemelerin in vitro salım hızı kinetiğinin Korsmeyer-Peppas modeline uyduğu görülmüştür. Sonuç olarak, SBA-15'in ilaç taşıyıcı sistemlerde kullanılabilir bir destek malzeme olduğu görülmüştür.In this thesis, the supportive properties of mesoporous SBA-15 silica material for drugs such as oxcarbazepine (using in the treatment of epilepsy) and nimesulide (antiinflammatory) was investigated. Synthesis and reproducibility studies of SBA-15 material which will be used as drug carrier system with high surface area, controllable pore structure have been carried out. In order to investigate the effect of loading capacity, surface modification studies of SBA-15 samples were carried out by APTES (3-Aminopropyl triethoxysilane) by post-grafting method with two different ratios (C-SBA-15:APTES ratio; 0.1g:0.1ml and 0.35:1 (w/w). Nimesulide and oxcarbazepine active substances in different concentrations were applied to SBA-15 materials. XRD, FTIR, N2 adsorption/desorption and SEM analyzes were performed to determine the structure and physical properties of the materials. As a result of the analysis, it was seen that the materials have properties compatible with the literature. The analytical method was validated by UV-Vis spectrophotometer method. Nim-A-C-SBA-15-2 (1:1.85) sample has maximum encapsulation effect (93.98%) was observed through the materials which was loaded nimeslide, on the other hand Oxc-C-SBA-15 (3:1) sample was observed as maximum encapsulation effect (100.0%) through the materials which was loaded with oxcarbazepine. When the release profiles of nimesulide loaded materials were investigated, it was seen that the highest release profile belonged to the Nim-A-C-SBA-15-2 sample and the highest release profile belonged to the Oxc-C-SBA-15 (3:1) sample for the materials that is loaded oxcarbazepine. In vitro release rate kinetics of all nimesulide and oxcarbazepine loaded samples fit the Korsmeyer-Peppas model. As a result, it was found that SBA-15 is a material that can be used in drug delivery systems

    Evaluation and Importance of Malnutrition in Inflammatory Bowel Patients

    No full text
    İBH, malnütrisyon ve nütrisyonla ilişkili bozuklukların sık görüldüğü bir hastalıktır. İBH’lı hastalarda bozulmuş nütrisyonel durumun etyolojisi multifaktöriyeldir. Enerji alımında azlık, malabsorpsiyon, barsaklardan besin kaybı olması, bazal enerji tüketimindeki artış ve ilaçlar temel sebeplerdir. İBH’lı hastalarda nütrisyonel durum remisyon döneminde bile risk altındadır ve malnütrisyonun varlığı kötü klinik sonuçlarla ilişkilidir. Bu yüzden tüm İBH’lı hastalar malnütrisyon açısından öncelikle risk tarama ölçekleri ile taranmalı, sonrasında da gerekli değerlendirme yöntemleri ile malnütrisyon açısından değerlendirilmelidir. Bu konuda yapılmış birçok çalışma vardır ama malnütrisyon tanımı bile net olmayan bir konu olduğundan daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır. Çalışmamızda İBH tanısıyla takip edilen hastalarda malnütrisyonun sıklığının ve hastaların sosyodemografik özelliklerinin, hastalıkla ilgili özelliklerinin ve laboratuvar parametrelerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma tek merkezli kesitsel bir çalışma olup 01.08.2019 – 31.10.2019 tarihleri arasında GÜTF gastroenteroloji polikliniğine başvuran ve aynı tarihlerde yataklı serviste takip edilen hastalarda yapılmış ve 101 İBH’lı hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların demografik özelliklerinin, hastalığa ait klinik özelliklerin, beslenme ile ilgili tutumlarının sorgulandığı sorular ve malnütrisyon risk taraması amacıyla kullanılan MUST tarama ölçeği, ÜK ve CH aktivite skorlama ölçekleri ile antropometrik ölçümler ve biyokimyasal parametrelerin yer aldığı anket formuyla 91 ve yüz yüze görüşme tekniği ile veriler toplanmıştır. Malnütrisyon tanısı için GLİM kriterleri kullanılmıştır. GLİM’e göre hastalar malnütre ya da malnütre değil olarak iki grupta incelenmiştir. ÜK’li hastaların %27,5’u, CH’lı olanların da %28’i malnütre saptandı. Hastalık aktif olanlar ve yatan hastalar daha malnütre saptandı. ÜK için son 1 yıl içinde steroid kullanmak, CH için ise son 5 yıl içinde hastaneye yatış öyküsünün olması malnütrisyon için risk artışıyla ilişkili bulundu. CH için erken yaşta tanı alanlar daha malnütre idi. Malnütre hastalarda, malnütre olmayan hastalarla karşılaştırıldığında birtakım laboratuvar anormallikleri gözlendi. Remisyondaki hastalarda dahi görülebilmesi, ve klinik sonuçları düşünüldüğünde malnütrisyon İBH’lı hastalar için oldukça önemlidir. Erken saptayıp gerekli müdahalelerin yapılması oldukça önemlidir.Inflammatory Bowel Disease (IBD) is a disease in which malnutrition and nutritional-related disorders are common. The etiology of impaired nutritional status in patients with IBD is multifactorial. The main reasons are low energy intake, malabsorption, nutrient loss from the intestines, increase in basal energy consumption and drugs. Nutritional status in patients with IBD is at risk even during remission and the presence of malnutrition is associated with poor clinical outcomes. Therefore, all patients with IBD should first be screened with risk screening scales in terms of malnutrition, and then they should be evaluated in terms of malnutrition with necessary evaluation methods. There are many studies on this subject, but even the definition of malnutrition is an unclear topic, more studies need to be done. In our study we aimed to evaluate the frequency of malnutrition and sociodemographic characteristics, disease-related features and laboratory parameters of patients followed up with the diagnosis of IBD. The study was a single-center cross-sectional study, which was performed in patients who applied to the GÜTF gastroenterology outpatient clinic and inpatient between 01.08.2019 and 31.10.2019, and 101 patients with IBD were included in the study. Data were collected through face-to-face interview technique and questionnaire with questions about demographic characteristics of patients, clinical features of the disease, nutritional attitudes, MUST scan scale used for malnutrition risk screening, UC and CD activity scoring scales, anthropometric measurements and biochemical 93 parameters. GLIM criteria were used for the diagnosis of malnutrition. According to GLİM, patients were examined in two groups as malnutrition or no malnutrition. Malnutrition was detected in 27.5% of patients with UC and 28% of those with CD. Patients with active disease and inpatients were more malnourished. Using steroids in the past year for UC and hospitalization history in the past 5 years for CD were associated with an increased risk of malnutrition. Early diagnosis age for CD was associated with an increased risk of malnutrition. A number of laboratory abnormalities were observed in malnutrition patients compared to non-malnutrition patients. Malnutrition can be seen even in patients in remission, and considering clinical results, malnutrition is very important for patients with IBD. It is very important to detect early and make necessary interventions

    / Ultrasonographic Evaluation Of The Changes In Muscle Architecture Around Knee Joint After Exercise Training In Patients With Rheumatoid Arthritis And Gonarthrosis

    No full text
    Romatoid artrit ve Gonartrozlu hastalarda diz çevresi kas mimarisinin egzersiz tedavisiyle olan değiĢiminin ultrasonografik olarak incelenmesi Romatoid Artrit (RA), otoantikorlar ve kronik enflamasyon ile karakterize otoimmün bir hastalıktır. Küçük eklemleri sık etkileyen RA’da diz eklemi de %70-80 oranında tutulur. Diz osteoartriti (OA) ya da gonartroz, artritin en sık izlenen Ģekli olan dejeneratif eklem hastalığıdır. Romatoid artrit ve diz OA hastalarında kuadriseps femoris kas kütlesinin ve gücünün, sağlıklı kontrollere göre azaldığı bilinmektedir. Direnç egzersizleri ile bu azalma önlenebilir. Bu çalıĢmanın amacı RA ve diz OA hastalarında kuadriseps femoris kasının bölümlerinin kalınlık ve pennat açılarının sağlıklılarla karĢılaĢtırılması ve 4 haftalık diz çevresi izometrik direnç eğitimi ile değiĢimini incelemektir. Bu çalıĢmaya RA tanısıyla takipli 12 hasta, diz OA tanısı bulunan 12 hasta ve kontrol grubu olarak 13 sağlıklı gönüllü alınmıĢtır. Deneyimli gözlemci tarafından bütün hastaların bilateral alt ekstremitelerinde kuadriseps femoris kası bölümlerinin kalınlıkları ile pennat açıları, cilt altı yağ doku kalınlığı, sinovyal hipertrofi, efüzyon ve dejenerasyon varlığı ultrasonografi ile incelenmiĢtir. Ardından bütün katılımcılara 4 hafta boyunca uygulayacakları kuadriseps-hamstring izometrik ev egzersiz eğitimi verilmiĢtir. Dört hafta sonra katılımcıların ultrasonografik incelemesi tekrarlanmıĢtır. BaĢlangıç değerlendirmelerinde her 2 dizde rektus femoris ve dominant dizde vastus medialis kas kalınlıkları sağlıklı grubunda anlamlı yüksek saptanmıĢtır. 3 grup arasında her 2 dizde baĢlangıç pennat açı ölçümleri arasında anlamlı farklılık 59 saptanmamıĢtır. Dördüncü haftada 3 grup içinde farklı kaslarda anlamlı kalınlık ve pennat açı değiĢimleri saptanmıĢtır. Üç grup arasında kuadriseps femorisin 4 kasının kalınlık ve pennat açı değiĢimlerinde anlamlı farklılık saptanmamıĢtır. Direnç eğitimi ile diz OA’lı bireylerde ağrı ve fiziksel fonksiyonlarda iyileĢme olmuĢtur. Romatoid artrit hastalarında DAS28-CRP skorunda anlamlı değiĢiklik gözlenmemiĢtir. Gelecekteki çalıĢmalarda farklı direnç egzersizleri ya da aerobik egzersizler ile diz çevresi kasların mimari özellikleri değerlendirilebilir.Ultrasonographic evaluation of the changes in muscle architecture around knee joint after exercise training in Rheumatoid arthritis and Gonarthrosis patients Rheumatoid arthritis (RA), is an autoimmune disease characterized by autoantibodies and chronic inflammation. While small joints are frequently affected in RA, %70-80 of knee joint involvement may also occur. Knee osteoarthritis (OA) or gonarthrosis, the most frequent form of arthritis, is degenerative joint disease. It is known that in RA and knee OA, quadriceps femoris muscle mass and strength decrease compared to healthy controls. This decrement may be prevented with resistance exercises. The aim of this study is to compare thicknesses and pennation angles of quadriceps muscle parts in RA and knee OA patients with healthy controls and to investigate their change with 4 weeks of knee isometric resistance training. This study included 12 patients with RA, 12 patients with knee OA and 13 healthy volunteers as control group. Experienced observer studied bilateral quadriceps parts’ thicknesses and pennation angles, subcutaneous fat tissue thicknesses, presence of synovial hypertrophy, effusion and degeneration by ultrasonography. Afterwards, all participants were given 4 weeks of quadriceps-hamstring isometric home based exercise training. Ultrasonographic investigations were repeated after 4 weeks. Baseline bilateral rectus femoris and dominant knee vastus medialis thicknesses were significantly higher in healthy control group. Baseline bilateral 61 pennation angles didn’t show any significant difference between 3 groups. After 4 weeks, different muscles showed significant thickness and pennation angle changes within 3 groups. Thickness and pennation angle changes of quadriceps parts didn’t significantly differ between groups. With resistance training, pain and physical functions improved in knee OA patients. DAS28-CRP scores of RA patients didn’t show any significant changes. Future researches may focus on knee joint musculature architectural response to different resistance exercises or aerobic training

    The Effectiveness Of Il-1 Antagonists İn The Treatment Of Persistent Familial Mediterranean Fever Cases

    No full text
    Ailevi Akdeniz Ateşi tekrarlayan ateşli ataklar ve karın, göğüs veya eklem ağrısıyla seyreden serozal inflamasyonla tanımlanır. Hastalığın ana tedavisi kolşisindir. Tedavinin amacı akut atakları ve amiloidozu önlemek, kronik inflamasyonu azaltmak ve kabul edilebilir bir yaşam kalitesi sağlamaktır. AAA patogenezine ilişkin yapılan son çalışmalar, kolşisin dirençli ya da kolşisin intoleranslı hastalarda, IL-1 tedavilerinin önemini ortaya koymaktadır. Yaptığımız çalışmada IL-1 antagonistlerinden Anakinra ve Kanakinumab tedavileri kolşisine yanıt vermeyen 27 hastada kullanılmıştır. İnterlökin-1 antagonist tedavisinde hastaların 20’si Anakinra (hastaların 6’sının tedavisi Kanakinumab ile değiştirilmiştir), 23’ü ise Kanakinumab kullanmaktadır. 17 hastaya ilk IL-1 antagonisti olarak Kanakinumab başlanmıştır. Hastaların IL-1 antagonist tedavisine yanıtlarını değerlendirirken FMF50 skoru ve Hastalık Ağırlık skorundan faydalanılmıştır. Tedavinin 6. ve 12. ayında Anakinra ve Kanakinumab ilaçları ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Ayrıca hastaların tedavi başlangıcı, 1. ay, 3. ay, 6. y ve 12. aylarında beyaz küre, CRP, sedimentasyon, fibrinojen ve idrarda proteinüri değerleri kaydedilmiştir. Çalışmaya alınan hastalarımızın hepsinde akut faz değerlerinde düşüş gözlenmiş, akut faz negatifliği sağlanmıştır. 94 Amiloidozu olan 4 hasta başlangıçta Anakinra tedavisi almışlardır. Anakinra tedavisiyle 1 hastada proteinüri miktarı azalmış, diğer hastaların tedavisi Kanakinumab ile değiştirilmiştir. Kanakinumab tedavisiyle 3 hastanın hepsinde proteinüri miktarlarında ciddi düşüşler gözlenmiştir. Çalışmamızdaki tedavi yanıtlarını FMF50 skoru ve Hastalık Ağırlık Skorlaması kullanarak değerlendirdiğimizde IL-1 antagonisti kullanan tüm hastalarda tedaviye cevap alınmıştır. IL-1 antagonisti kullanımıyla tedavi öncesi atak sayısı, atak süresi, hasta ve hekim VAS skorlarında belirgin azalma gözlenmiştir. Kanakinumab tedavisi sırasında yılda geçirilen atak sayısı Anakinra’ya göre daha az bulunmuştur.Familial Mediterranean Fever is characterized by recurrent febrile attacks and serosal inflammation with abdominal, chest or joint pain. The main treatment for the disease is colchicine. The aim of treatment is to prevent acute attacks and amyloidosis, reduce chronic inflammation and provide an acceptable quality of life. Recent studies on the pathogenesis of FMF show the importance of IL-1 therapies in patients with colchicine-resistant or colchicine intolerance. In our study, IL-1 antagonists Anakinra and Kanakinumab treatments were used in 27 patients who did not respond to colchicine. In the interleukin-1 antagonist treatment, 20 of the patients use Anakinra (treatment of 6 patients was changed with Kanakinumab) and 23 of them use Kanakinumab. Kanakinumab was started in 17 patients as the first IL-1 antagonist. FMF50 score and Disease Severity score were used to evaluate the patients response to IL-1 antagonist therapy. Anakinra and Kanakinumab drugs were evaluated separately in the 6th, 12th months of treatment. In addition, white blood cell, CRP, sedimentation, fibrinogen and urinary proteinuria values were recorded at the beginning of the treatment, 1 month, 3 months, 6 years and 12 months. A decrease in acute phase values was observed in all of our patients included in the study, and acute phase negativity was achieved. 96 Four patients with amyloidosis initially received Anakinra therapy. With Anakinra treatment, the amount of proteinuria decreased in 1 patient, the treatment of other patients was changed to Kanakinumab. Serious decreases in the amount of proteinuria were observed in all 3 patients with kanakinumab treatment. When we evaluated the treatment responses in our study using the FMF50 score and the Disease Severity Score, all patients using IL-1 antagonists responded to the treatment. With the use of IL-1 antagonist, a significant decrease was observed in the number of attacks before treatment, duration of attacks, and patient and physician VAS scores. The number of attacks per year during Kanakinumab treatment was found to be less than Anakinra

    Developments In Secondary Educatıon From 1970 To Present (1970-2020)

    No full text
    Bu araştırmanın amacı; 1970’ten günümüze kadar geçen süre içerisinde (2020) Türk Eğitim Sisteminin ortaöğretim kademesinde meydana gelmiş olan gelişmelerin incelenmesi ve bu gelişmelerin yasal düzenlemeler, izlenen politikalar, genel ortaöğretimdeki okul türleri, ortaöğretim kurumlarına öğrenci kabulü, öğretim programları, öğrenci başarısını değerlendirme, ders kitapları, öğretmen yetiştirme, projeler ve sayısal gelişmeler başlıkları altında ele alınıp analiz edilmesi olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma özelliği gösteren bu araştırmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın analizi doküman analizi ile yapılmıştır. Araştırma beş bölümde yapılandırılmıştır. İlk bölüm araştırmanın problem durumunu, amacını, önemini, varsayımlarını, sınırlılıklarını, tanımlarını ve kısaltmalarını içermektedir. İkinci bölümde ilgili araştırmalara, üçüncü bölümde araştırmanın yöntemine; modeline, veri toplama tekniklerine, verilerin toplanmasına, verilerin analizi ve yorumlanmasına yer verilmiştir. Dördüncü bölümde araştırma sonucu elde edilen bulgular ve yorumlara, son bölümde ise araştırmanın sonuç ve önerilerine yer verilmiştir.The aim of this research is to examine the developments that occurred in the secondary education level of the Turkish Education System in the period from 1970 to the present day (2020) and analyze these developments under the titles of the legal regulations, policies followed, types of schools in general secondary education , student admission to secondary education institutions, teaching programs, evaluation of student achievement, textbooks, teacher training, projects and numerical developments. In this research, which has qualitative research feature, the document review method was used. The analysis of the research was done by document analysis. The research is structured in five sections. The first section includes the problem status, purpose, significance, assumptions, limitations, definitions and abbreviations of the research. In the second section, related researches; in the third section the method of research; model, data collection techniques, data collection, data analysis and interpretation are included. In the fourth section, the findings and interpretations obtained as a result of the research, and in the last section, the results and suggestions of the research are included

    The Relationship Of Adipocyte Type Fatty Acid Binding Protein With Metabolic Syndrome And Hepatosteatosis İn Obese Children

    No full text
    Obezite, sağlığı bozabilecek ölçüde anormal, aşırı yağ birikimidir. Dünyada sıklığı %18, ülkemizde %10'dur. Obezitenin bir komplikasyonu olan metabolik sendrom santral obezite, hipertansiyon, dislipidemi, bozulmuş açlık glukozu ile karakterizedir. Son IDF konsensusunda bu hastalığın kriterleri yeniden yapılandırılmıştır. Ülkemizde sıklığı bir taramada %2.2'dir. NAYKH, çocuklardaki en sık kronik karaciğer hastalığıdır; klinikte çoğu olgu asemptomatiktir; şiddeti, seyri ise değişebilir. Obezite, tip 2 DM, hiperlipidemi, insülin direnciyle ilişkileri mevcuttur; obezlerde 6 kat sıktır. NAYKH erken tanısında, obez çocuklarda ultrasonografi taraması önemlidir. FABP'ler, lipidlere yüksek afiniteyle bağlanır; kolesterol, fosfolipid metabolizmalarında, yağ asitlerinin intraselüler transferinde, yolak ara bileşiklerine dönüştürülmesinde görevlidir. A-FABP alt grubu yağ dokusunda yoğundur, adipositler farklılaşırken salınır ve sinyal ağlarını düzenler. A-FABP'ın insan çalışmalarında, insülin direnci, tip 2 DM, ateroskleroz, hipertansiyon ve NAYKH ile ilişkileri saptanmıştır. Çalışmamız çocuklarda A-FABP ile metabolik sendrom ve NAYKH arasındaki ilişkiyi sorgulamıştır. Sonuçta çalışmamızdaki obez grupta obez olmayan gruba göre A-FABP düzeyi anlamlı olarak yüksek bulundu. Bununla beraber, metabolik sendromu olan obezler ile hepatosteatozu olan obezlerde kontrol gruba göre A-FABP yüksekliği saptanmakla birlikte, obez grup içerisinde metabolik sendromu olan ve olmayan veya hepatosteatozu olan ve olmayan alt gruplar arasında A-FABP düzeyi açısından anlamlı farklılık saptanmadı.Obesity is an abnormal, excessive accumulation of fat that can impair health. Its frequency is 18% in the world, 10% in our country. Metabolic syndrome is characterized by central obesity, hypertension, dyslipidemia, impaired fasting glucose. In the International Diabetes Federation consensus, pediatric metabolic syndrome criteria were structured again. The prevalence in our country is 2.2% in a study. NAFLD is the most common chronic liver disease in children; most case is clinically asymptomatic; its grade and prognosis can vary. It is associated with obesity, type 2 DM, hyperlipidemia and insulin resistance; and is 6 times more common in obese patients. In the early diagnosis of NAFLD, ultrasonography screening is important in obese children. FABP's binds to lipids with high affinity. Its functionary in cholesterol and phospholipid metabolism, intracellular transfer of fatty acids, conversion to pathway intermediates etc. A-FABP subtype is dense in adipose tissue, are released as adipocytes differentiate and regulate signal networks. In human studies, insulin resistance, type 2 DM, atherosclerosis, hypertension, NAFLD has been associated with A-FABP. Our study investigated the association of metabolic syndrome and NAFLD with A-FABP in children. As a result, the A-FABP level was found to be higher in the obese group in our study compared to the non-obese group. However, in obese patients with metabolic syndrome and obese patients with hepatosteatosis, A-FABP elevation was detected compared to the control group but there was no significant difference in the A-FABP level between patient subgroups with and without metabolic syndrome or NAFLD in the obese group

    Psoriasis Tedavi Yanitinin Hla-Cw6 Aleli Ile Ilişkisinin Değerlendirilmesi / Psoriasis Tedavi Yanitinin Hla-Cw6 Aleli Ile Ilişkisinin Değerlendirilmesi

    No full text
    Psoriasis, ataklarla ve remisyon dönemleri ile seyreden, kronik, inflamasyonla karakterize bir hastalıktır. Psoriasiste tedavi seçeneği sayısı oldukça artmıĢtır, bu nedenle optimal tedavi ajanının seçimine yardımcı olacak biyobelirteçlerin araĢtırılmasını gerekmektedir. Bu biyobelirteçlerden en bilineni HLA-Cw6’dır. ÇalıĢmamızın amacı, takip ettiğimiz psoriasis hastalarının kullandıkları farklı tedavi ajanlarına yanıtlarıyla, HLA-Cw6(+)’liğinin iliĢkisi olup olmadığını ortaya koymaktır. Dahil etme kriterlerini karĢılayan 124 hasta çalıĢmaya dahil edilmiĢtir. Hastaların kan örnekleri HLA-Cw6 açısından genetik çalıĢmaya tabi tutuldu. Metotreksat ile tedavi edilen olgularda 12.hafta PAġĠ75 yanıtı HLA-Cw6(+) hastaların 34’ünde (%73.9), siklosporin ile tedavi edilen hastaların 30’unda (%78.9), asitretin ile tedavi hastaların 8’inde (%34.8) alınmıĢtır. Aradaki farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıĢtır (p=0.634-0.071-0.409). Konvansiyonel ajanlarla tedavi edilen olgularda 12.hafta PAġĠ75 yanıtı HLA-Cw6(+) hastaların 73’ünde (%67.9), HLA-Cw6(-) hastaların 61’inde (%62.6) alınmıĢtı. Konvansiyonel ajan kullanımına bağlı tedavi yanıtında istatistiksel olarak anlamlılık saptanmamıĢtır (p=0.425). Adalimumab ile tedavi edilen olgularda 12.hafta PAġĠ75 yanıtı HLA-Cw6(+) hastaların 8’inde (%53.3), infliksimab ile tedavi edilen hastaların 6’sında (%75), ustekinumab ile tedavi edilen hastaların 4’ünde (%57.1) alınmıĢtır. Aradaki farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıĢtır (p=0.245-1.00-0.322). Biyolojik ajanlarla tedavi edilen olgularda 12.hafta PAġĠ75 yanıtı HLA-Cw6(+) hastaların 24’ünde (%64.9), HLA-Cw6(-) hastaların 33’ünde (%84.6) alınmıĢtır. Biyolojik ajan tedavi yanıtı HLA-Cw6(+) hastalarda istatistiksel olarak anlamlı olarak daha azdır (p=0.047). Konvansiyonel ajanlarla tedavi edilen olgularda 12.hafta PAġĠ75 yanıtı HLA-Cw6(+) hastaların 73’ünde (%67.9), biyolojik ajanlarla ile tedavi edilen hastaların 24’ünde (%64.9) alınmıĢtır. Gruplar arasındaki tedavi yanıt oranları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p=0.322). ÇalıĢmamız, HLA-Cw6 ve psoriasis tedavi yanıtlarına iliĢkisinin değerlendirilmesinde, yapılan az sayıda çalıĢmalardan biri olması ve baĢka diğer çalıĢmalara yol göstermesi açısından önemlidir.Psoriasis is a chronic, inflammatory disease which is characterized by attacks and remission periods. The number of treatment options in psoriasis has increased considerably, so biomarkers should be searched to assist in the selection of the optimal treatment agent. The best known of these biomarkers is HLA-Cw6. The aim of our study was to determine whether there is a relationship between HLA-Cw6(+) and the response of the psoriasis patients to different treatment agents. 124 patients who met the inclusion criteria were included in the study. Blood samples of the patients were subjected to genetic study for HLA-Cw6. In patients treated with methotrexate 12th week PASI75 response was obtained in 34 (73.9%) of HLA-Cw6(+) patients, in 30 (78.9%) of cyclosporine and in 8 (34.8%) of patients treated with acitretin. The differences were not statistically significant (p=0.634-0.071-0.409). PASI75 response was obtained in 73 (67.9%) of HLA-Cw6(+) patients and 61 (62.6%) of HLA-Cw6(-) patients in the 12th week in patients treated with conventional agents. There was no statistically significant difference in response to treatment due to conventional agent use (p=0.425). In patients treated with adalimumab, PASI75 response in the 12th week was detected in 8 (53.3%) of HLA-Cw6(+) patients, 6 (75%) of infliximab-treated patients, and 4 of patients treated with ustekinumab (57.1%). The differences were not statistically significant (p=0.245-1.00-0.322). PASI75 response was obtained in 24 (64.9%) of HLA-Cw6(+) patients and 33 (84.6%) of HLA-Cw6(-) patients in the 12th week of treatment with biological agents. The biological agent treatment response was statistically significantly less in HLA-Cw6(+) patients. In patients treated with conventional agents, PASI75 response was obtained in the 12th week in 73 (67.9%) of HLA- Cw6(+) patients and in 24 (64.9%) of the patients treated with biological agents. The difference between treatment response rates between the groups was not statistically significant (p = 0.322). Our study is important in the evaluation of the relationship between HLA-Cw6 and psoriasis treatment responses, because it is one of the few studies conducted and leads to other studies

    Comparıson Of 6th Grade Englısh Language Curriculum Of Kosovo And Turkey In Terms Of Elements

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Kosova’da uygulanan 6. Sınıf İngilizce dersi öğretim programları öğelerinin (hedef – içerik – eğitim durumu – sınama durumu) birbirlerine göre benzerlik ve farklılıkları bakımından karşılaştırmasının yapılmasıdır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden bir durum çalışmasıdır. Araştırma verilerinin toplanmasında doküman incelemesi yapılmıştır. Türkiye ve Kosova ülkelerinde 2018-2019 eğitim öğretim yılında uygulanan İngilizce dersi öğretim programları kullanılmıştır. Türkiye ve Kosova Milli Eğitim Bakanlıklarının web sayfalarından elde edilen dokümanların ayrıntılı betimlemeleri yapılmış, ardından programlar arasındaki benzerlik ve farklılıklar belirtilmiş, elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şöyledir: Öğretim programlarına kazanımlar açısından bakıldığında, kazanımların büyük oranda ( % 90) bilişsel olduğu görülmüştür. Türkiye 6. sınıf İngilizce dersi öğretim programında kazanımlar dört temel dil becerisi vurgulanarak sunulmuştur. Kosova da ise dört temel dil becerisi vurgulanmadan hedefler verilmiştir. Türkiye de 6. sınıf İngilizce dersi öğretim programı dinleme ve konuşma becerilerinin birincil beceri olarak tanımladığı görülürken, vii Kosova da ise bu şekilde bir tanımlama bulunmamaktadır. Kosova da hedef veya kazanımlar yerine “öğrenme çıktıları” ifadesi kullanılmıştır. İçerik açısından incelendiğinde Türkiye İngilizce dersi ortaokul 6. sınıf öğretim programında Kosova öğretim programına göre daha fazla ünite bulunmaktadır. Bu durumun iki ülkedeki İngilizce ders saatlerinin birbirinden farklı olmasından kaynaklandığı söylenebilir. Çünkü Türkiye de İngilizce ders saati haftada üç saat iken, Kosova da haftada iki saattir. Ayrıca, Türkiyedeki İngilizce öğretim programında her bir ünite/tema ile ilgili kısa bir kelime listesinin de yer aldığı görülmüştür. Kosova İngilizce öğretim programında böyle bir kelime listesi eklenmemiştir. Her iki ülkede öğrencilerin belirli konularda dil becerilerini kullanarak iletişim kurmaları planlanmıştır. Öğretim programları eğitim durumu açısından incelendiğinde, her iki ülkede benzer öğretim yöntemlerinin tercih edildiği görülmektedir. Ayrıca Türkiye’deki İngilizce öğretim programında dinleme ve konuşmaya dayalı etkinliklerin daha fazla olduğu bulunmuştur. Bu farklılığın nedeni olarak Türkiye’de öğretim programlarında dinleme ve konuşmaya dayalı becerilerin birincil olarak düşünülmesi olduğu söylenebilir. Her iki ülkedeki öğretim programı da, öğrenci merkezli ve oyun yoluyla eğlenerek öğrenme, yüksek motivasyon sağlanması ve görsel-işitsel medya araçlarının kullanılması açısından benzerlik taşımaktadır. Öğretim programları sınama durumu açısından incelendiğinde, hem ürün hem de süreç değerlendirilmesi, öz değerlendirme, grup değerlendirme, portfolyo, yazılı sınavlar gibi değerlendirme yöntemleri olduğu görülmektedir. Öğretim programlarında sonuç değerlendirme yerine süreç değerlendirmeye teşvik eden aktiviteler ve alternatif değerlendirme yöntemlerinin yer aldığı görülmektedir. Farklı olarak Türkiye’de uygulanan 6. sınıf İngilizce dersi öğretim programında performans görevi, dereceli puanlama anahtarı ve akran değerlendirme uygulanmaktadır. Türkiye’de uygulanan öğretim programlarında, değerlendirme yapma konusunda oldukça ayrıntılı bilgiler verdildiği ve ölçme teknikleri ile çeşitli tavsiyelerin yer aldığı görülmüştür. Diğer yandan Kosova‘da uygulanan öğretim programında sınama durumuna ilişkin ayrıntılı bilgi mevcut değildir.The aim of this study is to determine the similarities and differences of 6th grade English language curriculum between Turkey and Kosovo in terms of objectives, content, teaching-learning process and evaluation. Research is a case study from qualitative research patterns. Document review was used to collect research data. In this study is used sixth grade English language curriculum which was applied in Turkey and Kosovo during 2018-2019 academic year. The researcher has made detailed descriptions of documents obtained from the web page of ministry of education of Turkey and Kosovo, then are noted the similarities and differences between the curriculums of two countries and finally the results obtained are interpreted. The findings of the research are as follows: When analyzed in terms of objectives, it was found that the vast majority (90%) of both countries were of the cognitive type. In Turkey in 6th grade English language curriculum objectives are presented with emphasis on the four basic language skills. In Kosovo, all objectives are expressed together. In Turkey listening and speaking skills are defined as a primary skills, ix but in Kosovo there is no such a definition. In Kosovo, the term "learning outcomes" is used instead of goals and objectives. In terms of content, Turkey English lessons in 6th grade curriculum has more units comparing to Kosovo curriculum. The reason of this difference is that in Turkey in 6th grade English curriculum three hours of English lessons are offered weekly but in Kosovo, only two hours of English lessons are offered weekly. Moreover, in Turkey second grade secondary school English curriculum for each unit / theme was observed that also included a short list of related words. But there is no such word list in Kosovo. In both countries, students are planned to communicate using language functions on specific topics. When analyzed in terms of teaching-learning process, it is seen that both countries use very similar techniques. Related to Turkey 6th grade English curriculum more listening and speaking activities is seen to take place. This difference is because of Turkey's 6th grade English curriculum of listening and speaking skills are considered as primary identification. Both programs are similar in terms of student-centered and fun-learning, high motivation and use of audiovisual media. When examined in terms of evaluation, the elements that show similarities in the curriculum of the two countries; it is seen that there are evaluation methods such as formative and summative assessment, self evaluation, group evaluation, portfolio, written exams. Programs include activities and alternative evaluation methods that encourage formative assessment instead of summative assessment. Different from Kosovo, in Turkey 6th grade English curriculum performance task, rubrics and peer assessment are used. In terms of evaluation it was observed that Turkey 6th grade English curriculum include detailed measurement techniques and advices. On the other hand in Kosovo it was not seen detailed explanation about evaluation

    Investıgatıon Of Prımary Educatıon Currıcula And Textbooks In The Context Of Dıgıtal Lıteracy

    No full text
    Bu araştırma temel eğitim seviyesindeki derslerin öğretim programlarını ve bu programlara uygun olarak yazılan ders kitaplarını dijital okuryazarlık bağlamında incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda; dijital okuryazarlık bağlamında incelenen temel eğitim programlarının (bağlam, kazanım, eğitim durumları, ölçme-değerlendirme boyutlarında) durumu, temel eğitim ders kitaplarının durumu ve temel eğitim programlarında yer alan dijital okuryazarlık kazanımlarının ders kitaplarına yansıması tespit edilmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma deseni benimsenen araştırmada veri toplama tekniği olarak doküman analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan temel eğitim seviyesindeki Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler ve Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programları ile İlkokul Türkçe 1, 2, 3 ve 4 Ders Kitabı; İlkokul Matematik 1, 2, 3 ve 4 Ders Kitabı; İlkokul Fen Bilimleri 3 ve 4 Ders Kitabı; İlkokul Sosyal Bilgiler 4 Ders Kitabı; İlkokul Hayat Bilgisi 1, 2 ve 3 Ders Kitabı; Ortaokul Türkçe 5, 6, 7 ve 8 Ders Kitabı; Ortaokul Matematik 5, 6, 7 ve 8 Ders Kitabı; Ortaokul Fen Bilimleri 5, 6, 7 ve 8 Ders Kitabı; Ortaokul Sosyal Bilgiler 5, 6 ve 7 Ders Kitabı oluşturmaktadır. Toplam 5 Öğretim Programı ve 29 ders kitabı araştırmaya dâhil edilmiştir. İncelenen öğretim programları ve ders kitaplarının seçiminde ilkokul ve ortaokullarda haftada en az 3 ders saati okutulan temel dersler olmasına dikkat edilmiştir. Bu araştırmada veriler nitel araştırma ve doküman incelemede kullanılan içerik analizi ile çözümlenmiştir. Verilerin analizinde araştırmanın alt amaçlarının sırası gözetilmiştir. Araştırmanın temel kategorilerini vii Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler ve Hayat Bilgisi dersleri oluşturmuştur. Analiz birimi olarak “kelimeler ve ilgili paragraflar” belirlenmiştir. İlgili kategorilerde ders kitaplarında uzman görüşü alınarak belirlenen analiz birimi kelimeler aranmıştır; öğretim programları ise bağlam, kazanım, eğitim durumları ve ölçme-değerlendirme boyutlarına ayrılmış ve bu boyutlar dijital okuryazarlık becerisi bakımından incelenmiştir. Son olarak öğretim programlarında önceden tespit edilen kazanımların ders kitaplarına yansıması ele alınmıştır. Bu aşamada önceden tespit edilen kazanımın ders kitabında nasıl işlendiğini incelemek için kodlar (hikâyeleştirme, paragraf, bilgi notu, görsel materyal, etkinlik) oluşturulmuş böylelikle söz konusu kazanımın ders kitabında ne şekilde, ne kadar yer aldığı ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen veriler tablolar halinde düzenlenmiş, değerlendirmeler doğrudan alıntılarla ve ekran görüntüleriyle desteklenmiştir. Araştırma sonucuna göre Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler ve Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarının bağlam boyutunda dijital okuryazarlığın “dijital yetkinlik” olarak yer aldığı; kazanım boyutunda ele alınan öğretim programlarının tamamında doğrudan ve/veya dolaylı olarak dijital okuryazarlık beceriyle ilgili kazanımların bulunduğu, Türkçe ve Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı’nda diğer öğretim programlarına göre dijital okuryazarlığa yönelik daha fazla kazanıma yer verildiği, Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı’nda her sınıf seviyesinde düzenli olarak dijital okuryazarlık becerisini içeren kazanımların bulunduğu ayrıca Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı dijital okuryazarlık bağlamında en az kazanımın yer aldığı öğretim programı olduğu tespit edilmiştir.Fen Bilimleri, Türkçe ve Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı eğitim durumları boyutunda dijital okuryazarlık becerisine yer verildiği ancak Matematik ve Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı’nda dijital okuryazarlıkla ilgili herhangi bir veriye rastlanılmadığı ortaya çıkmıştır. Ölçme-değerlendirme boyutundaise doğrudan veya dolaylı olarak dijital okuryazarlığa ilişkin herhangi bir bulguya ulaşılmamıştır. Ders kitaplarının dijital okuryazarlık bakımından incelendiği araştırma sonuçlarına göre Sosyal Bilgiler ders kitaplarının diğer ders kitaplarına göre dijital okuryazarlık becerisi bakımından iyi olduğu, dijital okuryazarlık becerisinin işlenmesi bakımından Sosyal Bilgiler ders kitaplarından sonra Türkçe ders kitaplarının geldiği; Fen Bilimleri ders kitaplarında her sınıf seviyesinde analiz birimi kelimeler ışığında dijital okuryazarlık becerisine değinildiği, Matematik ders kitaplarının ise analiz birimi kelimelerin en az ele alındığı kitaplar olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca dijital okuryazarlık becerisiyle ilgili ders kitaplarında en fazla “bilgisayar” ve “internet” kelimelerinin kullanıldığı, “internet haberi”, “tablet”, “sosyal medya” ve “e-posta” kelimelerinin de sık geçen kelimeler arasında yer aldığı belirlenmiştir.Matematik Dersi Öğretim Programı hariç Türkçe, Sosyal Bilgiler, Hayat Bilgisi ve Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı’nda dijital okuryazarlıkla ilgili yer alan kazanımların ders kitaplarına yansıtıldığı tespit edilmiştir. Genel olarak dijital okuryazarlık becerisi kazanımlarının ders kitaplarına daha çok görsel materyal kullanımı ve etkinlik olarak yansıtıldığı, bilgilendirici paragrafların da söz konusu kazanımların ders kitaplarına yansıtılmasında sıklıkla kullanıldığı, bununla beraber bilinçli-güvenli internet kullanımına çok fazla yer verilmediği sonucuna ulaşılmıştır.This research was carried out with the aim of examining the curriculum of the courses at Primary Education level and the textbooks written in accordance with these curricula in the context of digital literacy. In accordance with this purpose, the situation of Primary Education Cirruculum (context, objective, educational status, measurement-evaluation dimensions) examined in the context of digital literacy, the status of Primary Education textbooks and the reflection of digital literacy objectives in Primary Education Cirruculum to textbooks were tried to be determined. In the research, qualitative research design was adopted and document analysis was used as the data collection technique. The study group of the research consists of basic education level Turkish, Mathematics, Science, Social Studies and Social Science Curricula and Primary School Turkish 1, 2, 3 and 4 Textbooks, Primary School Mathematics 1, 2, 3 and 4 Textbooks, Primary School Science 3 and 4 Textbooks, Primary School Social Studies 4 Textbooks, Primary School Social Science 1, 2 and 3 Textbooks, Secondary School Turkish 5, 6, 7 and 8 Textbooks, Secondary School Mathematics 5, 6, 7 and 8 Textbooks, Secondary School Science, 5, 6, 7 and 8 Textbooks, Secondary School Social Studies 5, 6 and 7 textbooks published by the Ministry of National Education in Turkey. A total of five Curricula and twenty-nine textbooks were included in the research. In the selection of the curricula and textbooks examined, it has been taken into consideration that there are basic courses that are taught at least 3 hours per week in primary and secondary schools. In this research, the data were analyzed by content analysis used in qualitative research and document analysis. In the analysis of the data, the order of the sub-objectives of the research was taken into consideration. The main categories of the research were Turkish, Mathematics, Science, Social Studies and Social Science. “Words and related paragraphs” were ix determined as the unit of analysis. In the related categories, the unit of analysis determined by taking expert opinion in the textbooks was searched, and the curricula were divided into context, objective, educational status and measurement-evaluation dimensions and these dimensions were examined in terms of digital literacy skills.Finally, the reflection of the pre-determined objectives in the curricula to the textbooks is discussed. At this stage, codes (narrative, paragraph, information note, visual material, activity) were created in order to examine how the predetermined objective was taught in the textbook, thus revealing how and in what way the objective was included in the textbook. The obtained data were arranged in tables and the evaluations were supported by direct quotations and screenshots. According to the results of the research, it is seen that digital literacy is “digital competence" in the context dimension of Turkish, Mathematics, Science, Social Studies and Social Science Curricula; in all of the curricula in the dimension of objective, there are objectives related to digital literacy skills directly and / or indirectly, and in Turkish and Social Studies Curriculum, there are more objectives for digital literacy compared to other curriculum, in Social Science Curriculum, it is determined that there are regular objectives in digital literacy skills all class levels and, in addition, the Science Curriculum is the curriculum with the least objectives in the context of digital literacy. It has been revealed that digital literacy skills are included in the Science, Turkish and Social studies curriculum education situations, but no data related to digital literacy is found in the Mathematics and Social Science Curriculum. In the measurementassessment dimension, no findings of digital literacy, either directly or indirectly, have been reached. According to the results of the research where textbooks were examined in terms of digital literacy it was found that Social Studies textbooks were good in terms of digital literacy skills compared to other textbooks, in terms of teaching digital literacy skills, Turkish textbooks came after Social Studies textbooks, in the science textbooks, digital literacy skills in the light of the words of the analysis unit at each grade level are mentioned, the mathematics textbooks were the books with the least analysis unit words.In addition, it was determined that “computer” and “Internet" were the mostly used words in the textbooks related to digital literacy skills, and “Internet news”, “tablet”, “social media” and “e-mail” words were among the frequently used words.It was determined that the objectives in digital literacy in Turkish, Social Studies, Social Science and Science Curriculum were reflected in the textbooks except for the Mathematics Curriculum.In general, it is concluded that digital literacy objectives are mostly reflected in textbooks as visual material usage and activity, informative paragraphs are frequently used in reflecting these objectives in textbooks, however conscious-secure Internet usage is not given much space

    0

    full texts

    26,981

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Gazi University Dspace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇