Gazi University Dspace
Not a member yet
26981 research outputs found
Sort by
Bıology Teachers' Vıews About Dıstance Educatıon In The Covıd-19 Pandemıa Process (Ankara-Sıncan Example
Covid-19 pandemi süreci tüm dünyayı etkilemiş ve yaşamın her alanında önlem amaçlı bir takım değişikliklere gidilmiştir. Bu bağlamda ülkemizde yüz yüze eğitime ara verilerek uzaktan eğitim uygulamaları yapılmaya başlanmıştır. Daha önce genellikle yükseköğretimde uygulanmakta olan uzaktan eğitim bu süreçte tüm eğitim kademelerinde yüz yüze eğitimin alternatifi olmuştur. Ancak örgün eğitim veren ilk ve orta dereceli okullarda ilk kez karşılaşılması nedeniyle uzaktan eğitimin öğretmen, öğrenciler ve veliler açısından farklı yansımaları olmuştur. Bu araştırmanın amacı Covid-19 pandemi sürecinde biyoloji öğretmenlerinin ev ve okul hayatlarındaki değişimin yansımalarını, uzaktan eğitim sürecine ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada betimsel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara’nın Sincan ilçesindeki resmi liselerde görev yapan öğretmenler, örneklemini ise rastgele örnekleme yöntemi ile belirlenen ve gönüllülük esasına göre katılan 10 biyoloji öğretmeni oluşturmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kapsamında önceden hazırlanan 12 açık uçlu soru çevrim içi ortamlarda öğretmenlere yöneltilmiştir. Sorulara verilen yanıtlar word ortamına aktarılarak satır satır okunup içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Ardından cevaplardan yola çıkılarak kod belirlemesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin özellikle evde veli ve öğretmen
vi
rolünü üstlenmeleri ve ikisini bir arada yürütmenin zor olduğu, öğrenci katılımının teknik ekipman yetersizliği, devam zorunluluğunun olmaması ya da isteksizlik gibi nedenlerle çok az olduğu, kameraların kapalı olması nedeniyle öğrenciler ile etkileşim oluşturulamadığı ve bu nedenlerden ötürü öğretmenlerin performanslarından memnun olmadıkları tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra öğrenciler ile sürekli iletişim halinde olmak ve görsel-işitsel materyal kullanımının artması uzaktan eğitimde karşılaşılan avantajlar olarak karşımıza çıkmıştır.The Covid-19 pandemic process has affected the whole world and a number of precautionary changes have been made in all areas of life. In this context, face-to-face education was suspended in our country and distance education practices were started. Distance education, which was previously applied only in higher education, has become an alternative to face-to-face education in primary and secondary schools in this process. However, since it was encountered for the first time, distance education had different reflections for teachers, students and parents. The purpose of this research is to present the reflections of the change in home and school life of biology teachers and their views on the distance education process during Covid-19 pandemic. Descriptive model was used in this qualitative study. The universe of the study was composed of teachers working in official high schools in Sincan district of Ankara and the study’s sample was composed of 10 biology teachers who were determined by random sampling method and participated on a voluntary basis. Within the scope of semi-structured interview technique, 12 open-ended questions prepared beforehand were directed to teachers in online environments. The answers given to the questions were typed to word document and evaluated by content analysis method by reading line by line. Then, based on the answers, code were determined. As a result of the research, it was
viii
determined that, it is difficult for teachers to undertake the role of parents and teachers at home and to carry out both together; student participation is very low due to lack of technical equipment, lack of attendance or unwillingness; it is not possible to interact with students due to the cameras being turned off, and for all these reasons teachers were not satisfied with their performances. On the other hand, staying in touch with students constantly and increasing the use of audio-visual materials are the advantages of distance education
Unbounded Order Contınuous Operators On Riesz Spaces
Bu tezde, Riesz uzaylarında sıra yakınsama ve sınırsız sıra yakınsama kavramları ve özellikleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Sonra bunlara bağlı verilen sıra sürekli ve sınırsız sıra sürekli operatörlerin özellikleri, bu operatör uzaylarının sıra sınırlı operatör uzayları içinde nasıl oturduğu verilmiştirIn this thesis, the concepts and properties of order convergence and unbounded order convergence in Riesz spaces are examined in detail. Then, depending on these, the properties that order continuous and unbounded order continuous operators provide in order bounded operator spaces are given
Envıronmental Impacts Of Inner-Cıty Raıl Systems: Example Of Ankara Çayyolu Subway
İklim değişikliği açısından en önemli etken olan karbondioksit gazının atmosfere salımında ulaşım sektörünün payı dünya genelinde %24, tüketilen enerjideki payı ise %36 olup bu payda sürekli bir artış söz konusudur. Türkiye’de kent içi ulaşımın yaklaşık %90’ı karayolundan sağlanmakta olup lastik tekerlekli araçların kullanımındaki bu hızlı artış birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Yolculuk talebinde artış yaşanan alanlara yeni yollar yapılması taşıt trafiğini arttırmakta, yolculuk süreleri uzamakta, dur-kalk nedeniyle CO2 salımı ve enerji tüketimi daha da artmaktadır. Bu problemi çözmek için yeni yollar, katlı kavşaklar yapılmakta olup tekrar aynı sorunlar yaşanmakta aynı çözümler uygulanarak bu durum bir kısır döngü halini almaktadır. Bu çalışmada kent içi raylı sistemin çevresel etkisini analiz etmek amacıyla yolculuk türel dağılımı, CO2 emisyonu ve enerji tüketimi unsurları üzerinden bir metodoloji geliştirilmiştir. Metodoloji; Çayyolu Bölgesi’ne hizmet veren otomobil, EGO otobüsü ve Ankara Metrosu (M2)’na uygulanmıştır. Bulguların sonucuna göre metro kullanımının önce ve sonrasında kent içi raylı sistemin çevre kalitesi ve enerji tüketimine etkileri belirlenmiştir. Çalışmada, 2014 yılında Ankara Metrosu (M2)’nun; hizmete açılması ve bölgeye hizmet veren EGO otobüsleri ile entegrasyonunun sağlanmasının lastik tekerlekli ulaşım türleri kaynaklı çevresel zararların önüne geçtiği elde edilen bulgularla saptanmıştır. Çalışma kapsamında 3 ayrı senaryo geliştirilerek raylı sistemin yolculuk türel dağılımı payındaki artışının; ulaşım kaynaklı çevre kirliliği, enerji tüketimi, trafik sıkışıklığı ve artan yolculuk sürelerinin azalmasındaki etkisi ortaya konulmuştur. Ulaşım kaynaklı çevresel zararların önüne geçilebilmesi için raylı sistem kullanımını arttırıcı çözüm önerileri sunulmuştur.The share of transportation sector, which is the leading factor in terms of climate change, in the CO2 emission is 24% across the world, and in consumed energy, it is 36% and on the steady increase. About 90% of urban transportation in Turkey is provided by land. The heavy increase in the usage of rubber-wheeled vehicles brings along many problems. Building new roads in fields where demand for travelling is on the rise cause increase in vehicle traffic. Thus, journey time extends and depending on stop-and-go carbon dioxide emission and energy consumption increase further. In order to solve this problem, new roads and stack interchanges are built, yet same problems arise repeatedly. Methodology is developed through typical journey distribution, CO2 emission and energy consumption factors. Methodology is applied on Çayyolu and EGO bus routes along with Çayyolu subway. According to results, the impact of inner-city rail system on environmental quality and energy consumption is determined before and after subway usage. Our findings show that opening of Çayyolu subway in 2014 and the integration of subway with EGO bus lines in the zone decrease the environmental damage arising from rubber-wheeled vehicles. Within the study, three scenarios have been developed in order to present the impact of increase of rail system in the share of typical travelling distribution on environmental pollution due to transportation as well as decrease in traffic jam and journey time. In order to avert environmental damages due to transportation, solution recommendations for enhancing railway system usage are offere
An Evaluatıon Of The Publıc Space On The Axıs Of Culture: Ankara Case
Kamusal alanlar herkes için erişimin olduğu, sosyal bütünleşmenin sağlandığı düğüm noktaları olarak görülmektedirler. Bu alanlardaki karşılaşmalar kentte yaşayan bireylerin birbirlerini görüp aşina olmalarını, farklılıklara rağmen birbirlerine olan toleranslarının artmasını sağlamakta aynı zamanda da kişilere kendini kentin bir parçası gibi hissettirmektedir. Kamusal alana yönelik güncel tartışmalarda kamusala alanların özelleştirildiği, daha kontrollü bir yapı sergilediği, özellikle kent yönetimleri tarafından imaj bölgeleri olarak kullanıldıkları ve herkes tarafından erişilebilir olması gerekirken belirli topluluklar tarafından bölgeselleştirildiği ve homojen bir yapı sergilediği üzerinde durulmaktadır. Kamusal alanlar kent içindeki en tartışmalı alanlar içinde yer almaktadır çünkü farklı gruplar bu alanlar üzerinde hak iddiasında bulunabilmektedir. Bu noktada ön plana çıkan konulardan biri kültür kavramıdır. Kültür çok farklı yönlerden ele alınabilen bir kavramdır ve dar anlamda sanat, edebiyat gibi konulara atıfta bulunurken daha geniş anlamda yaşam biçimlerini atıfta bulunabilmektedir. Bu tez çalışmasında belirli grupların yaşam biçimleri olarak ele alınmaktadır. Kültürün kent mekanların oluşumunda ve şekillenmesinde etkisi bulunduğu gibi mekanların da kültür üzerinde etkileri bulunmaktadır. Bu çerçevede kamusal alan ve kültür ilişkisinin tanımlanması önem kazanmaktadır. Çalışma alanı olarak seçilen Ankara’da gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda elde edilen nitel ve nicel bulguları değerlendirilerek kültür ve kamusal alanlar arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması hedeflenmektedir.Public spaces are seen as nodal points where there is access for all and social integration is ensured. The encounters in these areas enable the individuals to see and become familiar with each other, increase their tolerance to each other despite the differences, and at the same time make people feel like a part of the city. In current discussions on the public sphere, it is emphasized that public spaces are privatized, exhibit a more controlled structure, are used as image zones, especially by city administrations, and while they should be accessible by everyone, they are regionalized by certain communities and display a homogeneous structure. Public spaces are among the most controversial spaces in the city because different groups can claim rights over these spaces. At this point, one of the prominent issues is the concept of culture. Culture is a concept that can be addressed from many different angles, and while it refers to subjects such as art and literature in a narrow sense, it can refer to lifestyles in a broader sense. In this thesis, life styles of certain groups are discussed. As culture has an effect on the formation and shaping of urban spaces, spaces also have effects on culture. In this framework, it becomes important to define the relationship between public sphere and culture. It is aimed to reveal the relations between culture and public spaces by evaluating the qualitative and quantitative findings obtained as a result of the interviews held in Ankara
Modellıng Multıdımensıonal Instructıonal Effıcıency
Bu araştırma öğretim verimliliğinin, çok boyutlu hesaplamasının modellenmesi ve
sınanması amacıyla yapılmıştır. Araştırmada öncelikle ilgili makalelerden ve Delphi
panelistlerinden nitel veriler toplanarak, öğretim verimliliği hesaplama modelinde
kullanılabilecek boyutlar belirlenmiştir. Bu yeni boyutlar kullanılarak, hesaplama yöntemi
modellenmiş ve ardından öğrenci grubunda uygulanmıştır. Bu nedenle, araştırma sıralı
karma yöntem desenlerinden keşfedici sıralı karma araştırma deseni kullanılarak
gerçekleştirilmiştir. Alanyazın incelendiğinde, öğretim verimliliği hesaplamalarının,
sapma temelli ve oran temelli olmak üzere iki ana grupta toplandığı görülmüştür. Araştırma
kapsamını da bu iki gruptan birine dahil olan çalışmalar oluşturmaktadır. Bu çalışmalar
sistematik olarak ele alındığında, 9 boyuta ulaşılmıştır. Bu verileri desteklemek amacıyla,
Delphi paneli yürütülerek, boyut sayısının birleşim kümesi 15 boyut olarak elde edilmiştir.
15 boyut için, 14 boyutlu performans verimliliği ve kalıcılık verimliliği hesaplamaları
ortaya konulmuştur. Enformatik Dersini alan 48 Türkçe Eğitimi Lisans öğrencisinin
katılımıyla 8 haftalık uygulama gerçekleştirilerek, öğretim verimlilikleri hesaplanmıştır.
vii
Oluşturulan öğretim verimliliği modelinin, alanyazındaki bazı hesaplamalarla korelasyon
göstermesi üzerine, daha önemli boyutların olabileceği düşünülmüştür. Bunun için, 14
boyutun farklı kombinasyonları belirlenerek, 8191 farklı olasılığın, mevcut hesaplama
modeli ile korelasyonu hesaplanmıştır. Sonuçlar, 7 boyuttan itibaren hangi boyut sayısı
olursa olsun, hesaplamanın, 14 boyutlu hesaplama ile korelasyon gösterdiğini ortaya
çıkarmıştır. Ayrıca, 14 boyuttan korelasyon gösterenlerin frekansları esas alınarak, önem
sırasına göre 3 gruba ayrılmıştır. Buna ek olarak 14 boyuttan hangilerinin anlamlı kümeler
oluşturabileceği, kümeleme analizi ile belirlenmiş ve farklı odak grupları dikkate alınarak;
etkinlik/aktivite verimliliği, öğrenme düzeyi verimliliği, test verimliliği, zihinsel verimlilik
ve eğilim verimliliği olmak üzere 5 adet alternatif öğretim verimliliği hesabı
oluşturulmuştuThis research was carried out with the aim of modeling and testing the multi-dimensional
calculation of instructional efficiency. In the research, firstly qualitative data were collected
from the related articles and Delphi panelists, and the dimensions that could be used in the
instructional efficiency calculation model were determined. Using these new dimensions,
the calculation method was modeled and then applied to the student group. For this reason,
the research was carried out by using an exploratory sequential mixed research pattern, one
of the sequential mixed method patterns. When the literature is analyzed, it is seen that the
instructional efficiency calculations are classified into two main groups as deviation-based
and ratio-based. The scope of the research consists of studies that belong to one of these two
groups. When these studies are handled systematically, 9 dimensions have been reached. To
support this data, the Delphi panel was executed, and the combination set of size numbers
was obtained as 15 dimensions. For 15 dimensions, 14-dimensional performance efficiency
and retention efficiency calculations are presented. With the participation of 48 Turkish
Education Undergraduate students taking the Informatics Course, the 8-week application
was carried out and their instructional efficiency was calculated. It is considered that there
may be more important dimensions when the instructional efficiency model correlated with
ix
some calculations in the literature. For this purpose, different combinations of 14 dimensions
were determined and the correlation of 8191 different probabilities with the existing
calculation model was calculated. The results reveal that regardless of the size number from
7 dimensions, the calculation correlates with the 14-dimensional calculation. Besides, based
on the frequencies of those showing correlation from 14 dimensions, they were divided into
3 groups in order of importance. Also, which of the 14 dimensions can form meaningful
clusters, determined by cluster analysis and considering different focus groups; 5 alternative
instructional efficiency calculations have been created: activity efficiency, learning level
efficiency, test efficiency, cognitive efficiency, and tendency efficiency
Product Lıfecycle Management (Plm) Software Selectıon Usıng Multı-Crıterıa Decısıon-Makıng Methods
21. yüzyılda dördüncü sanayi devriminin gelişimi ile değişen rekabet anlayışı, şirketleri
dijital teknolojilerden faydalanarak ürün yaşam döngüsü süreçlerini dijital ortamda uçtan
uca takip etmeye ve yönetmeye zorlamaktadır. Günümüzde şirketler değişen müşteri
taleplerine hızlı bir şekilde yanıt vermek, pazar paylarını artırmak, ürün ve üretim kalitesini
iyileştirmek, maliyetleri düşürmek, operasyonel verimliliklerini artırmak ve iş süreçlerini
optimize etmek için ürün yaşam döngüsü yönetimi (PLM) yazılımlarına yoğun yatırımlar
yapmaktadırlar. PLM yazılımını sunan şirketlerin sayısındaki artış ve karar verme
sürecinde dikkate alınması gereken çok fazla faktörün bulunmasından dolayı karar
vericilerin şirketleri için en uygun yazılımı seçme konusunda kararsız davranmalarına
sebep olmaktadır. Uygun olmayan PLM yazılımının seçimi, ürün yaşam döngüsü
zincirindeki tüm çalışanları ve şirketin uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerini olumsuz
yönde etkileyecektir. Bu çalışmada savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren bir
şirkette PLM yazılım seçim problemi ele alınmıştır ve seçim sürecine yardımcı olmak için
yeni bir sistematik yaklaşım geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında, üç PLM yazılım
alternatifi dört ana kriter altında yer alan 19 alt kriter üzerinden değerlendirilmiştir.
Kriterleri belirlemek ve belirlenen kriterlerin göreceli önemini hesaplamak için savunma
sanayii sektöründe bilgi teknolojileri ve mühendislik alanlarında tecrübeli sistem
yöneticilerinden oluşan 13 kişilik bir uzman grubuna anket uygulanmıştır. En uygun PLM
yazılımı seçimi için bütünleşik ANP-TOPSIS yöntemi uygulanmıştır. Her bir ana kriterin
önem ağırlığındaki değişimin, yazılım alternatiflerinin sıralamasını nasıl değiştirdiğini
belirlemek için duyarlılık analizi gerçekleştirilmiştir.The understanding of competition that has changed along with the development of the
Industrial Revolution 4.0 (4IR) in the 21-st century forces companies to follow and manage
their end-to-end product lifecycle processes in the digital environment by using digital
technologies. Nowadays, companies invest heavily in product lifecycle management
(PLM) software to respond quickly to meet customer demands, to increase their market
share, to improve product and production quality, to reduce costs, to increase their
operational efficiencies, and to optimize their business processes. The increase in the
number of companies offering PLM software and the fact that there are too many factors to
consider in the decision-making process make decision-makers hesitant to choose the most
suitable software for their companies. The choice of inappropriate PLM software will
adversely affect all employees in the product lifecycle chain and the long-term
sustainability goals of the company. In this study, the problem of PLM software selection
in a company operating in the defense industry is handled and a new systematic approach
is developed to assist the selection process. In the scope of the study, three PLM software
alternatives are evaluated over 19 sub-criteria under four main criteria. To determine the
criteria and to calculate the relative importance of the determined criteria, a questionnaire
is applied to a 13-person expert group who are experienced in the fields of information
technologies and engineering in the defense industry sector. The integrated ANP-TOPSIS
method is applied to select the most appropriate PLM Software. Sensitivity analysis is
performed to find out how the change in the weight of the importance of each main
criterion changes the ranking of software alternative
Woman Type and Woman Education in Battal Ghazi Epic
Edebî eserler, bir toplumun geçmişine ışık tutmaktadırlar. Bir toplumun edebî eserleri ele alındıkları dönemin insan karakterleri, yaşayışları, inanışları, gelenek ve görenekleri, giyim-kuşamları ve yeme-içme kültürleri hakkında kendilerinden sonra gelen nesillere kaynaklık etmektelerdir. Edebî eserlerde toplumun her kesiminden insanlara rastlamak mümkündür. Kadın kahramanlar, eserlerde değişik şekillerde ele alınmıştır. Geçmişten günümüze kadar toplumların yaşam biçiminde meydana gelen değişiklikler ve toplumdaki bireylerden istenilen özelliklerin değişmesi noktasında kadın kahramanların özelliklerinde de bazı değişimler meydana gelmiştir. Bir toplumun kültür ve medeniyet dairelerindeki konumunu değerlendirirken kadınların statüsü hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir. Bu nedenle çalışmamızda İslamiyet’in kabulünden sonra Anadolu’da teşekkül etmiş destanlardan biri olan Battalnâmelerde ve Battalnâmelerin çevresinde gelişen yaratmalarda (roman ve filmler) kadının aile ve toplum içerisindeki statüsü, karşı cinsin gözündeki konumu ve eğitimleri incelenmiştir. Battalnâmelerde ve Battalnâmelerin çevresinde gelişen yaratmalarda yer alan kadın tiplerinin ele alındıkları dönemlere göre uğradıkları değişimler saptanmaya çalışılmıştır. Battalnâmelerde ve Battalnâmelerin çevresinde gelişen yaratmalarda kadın v
vi
tipinin incelenmesi hem kadınların geçmişteki durumları hakkında fikir sahibi olmamıza hem destan ve çevresinde gelişen yaratmalarda kadın tipinin dönemsel olarak uğradıkları değişimleri anlamamıza hem de kadınların günümüzdeki durumlarını değerlendirmemize katkı sağlayacaktır. Kadınların konumlarının ve işlevlerinin belirlenmesinde ele alındıkları dönemin ve sanatçıların kadınlara olan bakış açıları göz önünde bulundurulmuş ve gerek destan metinlerinde gerek yaratmalarda yer alan kadın tiplerinin işlevleri araştırılmıştır. Çalışmamızda ilk olarak dinî inanışlarına göre kategorize edilen kadın tipleri daha sonra anne, eş, sevgili, âşık, esir, yardımcı, alp kadın, büyücü, düşman ve figüratif tipler olarak ele alınmıştır. Böylece Battalnâmelerde ve Battalnâmelerin çevresinde gelişen yaratmalarda kadınların toplum içerisindeki rolleri, işlevleri, yaşamış oldukları değişimler ve eğitimleri incelenmiştir.Literary works shed light on the past of a society. The literary works of a society shed light on the human characters, lifestyles, beliefs, customs and traditions, clothing and eating cultures of the period they are dealt with. In literary works, it is possible to meet people from all walks of life. Women heroes are handled in different ways in the works. There have also been some changes in the characteristics of female protagonists at the point of changes in the lifestyle of societies from past to present and the change in the characteristics desired from individuals in the society. When evaluating a society’s position in culture and civilization circles, it is important to have information about the status of women. For this reason, in our study, the status of women in the family and society, their position in the eyes of the opposite sex and their education in the Battalnames, one of the epics formed in Anatolia after the adoption of Islam, and in the creations (novels and films) around Battalnames were examined. It has been tried to determine the changes experienced by the types of women in the Battalnames and the creations around the Battalnames according to the periods they are dealt with. Examining the type of women in Battalnames and the vii
viii
creations around it will contribute to both understanding the past situations of women, understanding the periodic changes women evperience in the works and evaluating the current situation of women. In determining the positions and functions of women, the perspective of the period and the artists’ perspective on women was taken into consideration and the functions of the female types in both epic texts and creations were investigated. In our study, the types of women, which were first categorized according to their religious beliefs, were later considered as mother, wife, darling, lover, captive, helper, alpine woman, sorcerer, enemy and figurative types. Thus, the roles, functions, changes and education of women in the society were examined in the Battalnames and the creations around the Battalnames
Approxımatıon of q-Baskakov-Durrmeyertypeoperators
Bu tezde Agrawal ve Kumar[8] tarafından tanımlanan ve çalışılan q-Baskakov-Durrmeyer tip operatörlerinin yaklaşım özellikleri incelenmiştir. Bu operatörlerin Korovkin tip yaklaşım teoremi ve yakınsama oranlarını tahmin eden bazı teoremler incelenmiştir ve bu operatörlerin ağırlıklı yaklaşım teoremi verilmiştir. Ayrıca Özkan ve Cömert[17] tarafından tanımlanan ve çalışılan iki değişkenli q-Baskakov-Durrmeyer tip operatörlerinin Volkov tip düzgün yakınsaklık ve Gadzhiev tip ağırlıklı yaklaşım teoremleri incelenmiştirIn this thesis, the approximation properties of q-Baskakov-Durrmeyer type operators introduced and studied by Agrawal ve Kumar[8] are investigated. The Korovkin type approximation theorem and some theorems estimating the rate of convergence of these operators are investigated, and the weighted approximation theorem of these operators is given. Moreover, Volkov type uniform convergence and Gadzhiev type weighted approximation theorems of the bivariate q-Baskakov-Durrmeyer type operators introduced and studied by Özkan and Cömert[17] are investigated
Theoretıcal And Experımental Examıne Behavıor Of Reınforced Concrete Chamber Under Repeated Internal Explosıon Loads
Bu çalışmada, mükerrer iç ortam patlamaları altındaki betonarme oda davranışının deneysel
olarak araştırılması amaçlanmıştır. Bu nedenle tüm yapı elemanları betonarme olan bir oda
inşa edilmiştir. Çalışma kapsamında patlayıcı miktarı ve patlayıcının duvarlara mesafesinin
değişken olarak alındığı dört adet patlama deneyi yapılmıştır. Her patlama deneyi sırasında,
piezoelektrik basınç ölçüm cihazından basınç verileri alınmıştır. Mükerrer deneylerdeki her
patlamanın ardından tüm duvarlarda ve üst döşemede çatlak oluşumları krokisi çizilmiştir.
Patlama deneyi sonrasında elde edilen veriler doğrultusunda bir sonraki deneye yön
verilmiştir. Her patlama deneyi, basınç, çatlak ve deformasyon verileri kapsamında patlayıcı
miktarı ve mesafesi değişkenleri dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Aynı yapısal
özelliklere sahip ölçüm duvarı ve karşısındaki duvarda ölçülen çatlak verileri
karşılaştırılarak patlayıcı miktarı ve patlayıcı mesafesinin yapısal davranışa etkisi
incelenmiştir. Deneysel verilerin ışığında yapılan, teorik çalışmada beton basınç modeli için
Birtel ve Mark modeli, çekme modeli için Hordijk tarafından geliştirilen model
kullanılmıştır. Deneylerle elde edilen basınç verileri kullanılarak, ABAQUS programında
mükerrer iç patlamaların betonarme oda elemanları üzerindeki etkileri analiz edilmiştir.
Teorik çalışma sonucu elde edilen yapı elemanları davranışı, deneysel çalışmalar sonucu
yapılan ölçümler ve gözlemler ile karşılaştırılmıştırIn this experimental study, the aim was to investigate the behavior of reinforced concrete
rooms when subjected to repeated indoor explosions. A room whose structural elements
were all made from reinforced concrete was built for the purposes of the study. Four
explosion tests were conducted in which the amount of explosive and its distance from the
walls were taken as variables. During each explosion test, pressure data was obtained from
a piezoelectric pressure measuring device. A sketch of the crack formations in all walls and
the ceiling was then drawn. The next test was then steered by the data obtained from the
previous test. Each explosion test was evaluated using pressure, crack, and deformation data
against the variables of the amount of explosive and its distance from the walls. The effect
of the amount of explosive and its distance from the walls on structural behavior was
investigated by comparing each wall’s crack data and structural properties with those of the
opposite wall. A theoretical study conducted in light of the experimental data then used the
Birtel and Mark model for concrete pressure and Hordijk’s model for tensile damage. The
pressure data obtained from the tests was analyzed with Abaqus software to assess the impact
of repeated internal explosions on reinforced concrete room elements. The theorized
behavior of the building elements was then compared with the measurements and
observations from the experimental studies
A Decısıon Support Software Developed Wıth Machıne Learnıng In Selectıon Of A Demolıtıon Method Accordıng To Structural And Envıronmental Features Of Buıldıng
Yapı yıkımı, çok kriterli bir karar verme problemi olarak ele alınmaktadır. Bu problemin çözülmesinde, yapıların ve çevresinin özelliklerine göre yıkım mühendislerinin geçmiş deneyimleri öne çıkmaktadır. Teknik seçimine, uzmanların geçmiş deneyimlerinin yanında ülkemizde uygulanan yıkım yönetmeliklerindeki kriterlerin de göz önüne alınarak karar verilmesi gerekmektedir. Bu tez çalışması kapsamında yıkım teknikleri seçiminde önceki verilerden öğrenebilmesi nedeniyle makine öğrenmesi algoritmaları kullanılmıştır. Bu amaçla kullanılacak olan veri seti önceki çalışmalardan elde edilememesi nedeniyle sentetik olarak üretilmiştir. Veri setinin üretilme çalışmalarında, ülkemizde uygulanan yıkım yönetmeliklerindeki faktörlerle birlikte yıkım uzmanların görüşleri doğrultusunda doğrulanan veriler kullanılmıştır. Bu veriler ile gerçekleştirilen makine öğrenmesi eğitim süreçleri sonucunda bir model oluşturularak, geliştirilen web tabanlı yazılım ile entegre edilmiş ve uzmanlara yıkılmak istenen binaların özelliklerine göre bir yıkım tekniği önerilmiştir. Yazılım ile aynı zamanda bina özellikleri verileri ve uygun yıkım tekniği önerileri uzmanlardan alınmaktadır. Uzmanlardan gelen verilerle de makine öğrenmesi süreçleri işletilerek öğrenme oranı artan bir sistem hedeflenmiştir. Veri setinin gelişmesiyle ülkemizde bu alanda çalışmak isteyen araştırmacılara da yol göstereceği düşünülmektedir.Building demoliton is considered as a multi-criteria decision problem. Past experiences of demolition engineers come to the fore in solving this problem based on the characteristics of the structures and their surroundings. The selection of technique should be decided by considering the criteria in the demolition regulations applied in our country as well as the past experiences of the experts. Within the scope of this thesis, machine learning algorithms have been used in the selection of demolition techniques because it can learn from previous data. The data set to be used for this purpose was produced synthetically since it could not be obtained from previous studies. In the studies of producing the data set, the factors in the demolition regulations applied in our country and the data verified in line with the opinions of demolition experts were used. As a result of the machine learning training processes carried out with these data, a model was created, integrated with the developed web-based software, and a demolition technique was proposed to experts according to the characteristics of the buildings to be demolished. With the software, building properties data and suitable demolition technique recommendations are received from experts. A system with increasing learning rate is targeted by operating machine learning processes with data from experts. It is thought that with the development of the data set, it will guide researchers who want to work in this field in our countr