Gazi University Dspace
Not a member yet
26981 research outputs found
Sort by
An Actıon Research About The Development Of Habits Of Mınd That Bilsem’S Students Use Whıle Learnıng Bıology Lesson
Bu araştırmanın amacı, zihin alışkanlıkları temelli biyoloji dersi öğretim yaklaşımına göre hazırlanmış öğretim etkinliklerinin öğrencilerin biyoloji dersini öğrenirken kullandıkları zihin alışkanlıkları gelişimine etkisini incelemektir. Costa ve Kallick (2008)’in tanımladığı [ısrarcılık, düşünmeden hareket etmeyi yönetme, başkalarını anlayış ve empati ile dinleme, esnek düşünme, düşünme hakkında düşünme (metabiliş), doğruluk ve kesinlik için çabalama, soru sorma ve problemler ortaya atma, önceki bilgileri yeni durumlara uygulama, netlik ve kesinlikle düşünme ve iletişim kurma, tüm duyular aracılığı ile veri toplama, yaratma, hayal etme ve yenilik getirme, merak ve şaşkınlıkla cevap verme, makul riskler alma, mizah bulma, birbirine bağlı düşünme ve sürekli öğrenmeye açık olma] 16 zihin alışkanlığı kullanılmıştır. Özel yetenekli öğrencilerin zihin alışkanlıklarının gelişiminin incelenmesinde Costa ve Kallick (2008)’in belirttiği; zihin alışkanlıklarının anlamını keşfetme, zihin alışkanlıklarına yönelik kapasitenin genişlemesi, zihin alışkanlıklarına
vii
yönelik farkındalığı artırma, zihin alışkanlıklarına yönelik değerleri artırma ve zihin alışkanlıklarını yansıtma basamakları dikkate alınmıştır. Araştırmada, iç içe karma araştırma modeli kullanılmıştır. İç içe karma model araştırması olarak gerçekleştirilen bu araştırmanın nitel boyutunda eylem araştırmasından, nicel boyutunda ise boylamsal tarama deseninden yararlanılmıştır. Araştırma, pilot ve asıl uygulama olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Ankara ilindeki Yasemin Karakaya Bilim ve Sanat Merkezinde biyoloji alanında eğitim gören özel yetenekli öğrenciler oluşturmuştur. Uygulama sürecine, araştırmacı ile beraber biyoloji öğretmeni de gözlemci olarak katılmıştır. Çalışmanın amaçlarına ulaşmak için gerekli olan veriler; kişisel bilgi formu, Zihin Alışkanlıkları Envanteri, Zihin Alışkanlıkları Dereceli Puanlama Anahtarı, Zihin Alışkanlıkları Akran Değerlendirme Formu, Etkinlik Değerlendirme Formu, video kayıtları, araştırmacı notları ve Öz Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin zihin alışkanlarının gelişiminde biyoloji dersi öğretim etkinliklerinin önemli bir etkisi olduğu, kız ve erkek öğrencilerin kullandıkları her bir zihin alışkanlığının gelişiminde cinsiyet değişkenin etkili olmadığı, öğrencilerin en sık karşılaştığı sorunların ise yazı yazma, öğretim etkinliklerinde kullanılan görsellerin yetersizliği, zaman kullanımı, zihin alışkanlıklarının kullanımı, metabiliş etkinlikleri, öz değerlendirme, etkinliklerin içeriğinin yoğunluğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda zihin alışkanlıkları ile ilgili önerilerde bulunulmuştur.The aim of this research is to analyze the effects of learning activities on the development of habits of mind that gifted and talented students use while learning biology lessons. These learning activities are constructed according to the teaching methods of biology lessons based on habits of mind. Costa and Kallick (2008) describes these habits of mind for 16 of the attributes that human beings display when they behave intelligently. 16 habits of mind (persisting,managing impulsivity, listening with understanding and empathy, thinking flexibly, thinking about thinking, striving for accuracy, questioning and posing problems, applying past knowledge to new situations, thinking and communicating with clarity and precision, gathering data through all senses, creating, imagining, innovating, responding with wonderment and awe, taking responsible risks, finding humor, thinking interdependently, remaining open to continuous learning) identified by Costa and Kallick (2008) are used in this research. Five dimensions of growth (Exploring Meanings,
ix
Expanding Capacities, Increasing Alertness, Extending Values, Building Commitment) clear guide to and description of development and improvement on gifted and talented students in the Habits of Mind. In this research, a nested mixed research model was used as a research technique. According to the applied method which is nested mixed research model, qualitative measurements are gathered from action research and quantitative measurements are gathered from longitudinal survey method. The research was carried out in two stages as a pilot and main implementation. The study group was selected from gifted and talented students who are studying in the field of biology at Yasemin Karakaya Science and Art Center in Ankara in the 2018-2019 academic year. Biology teacher participated in the implementation process together with the researcher as an observer. The data required to achieve the objectives of this study; personal information form, habits of mind inventory, habits of mind rubric, peerassessment form, learning activity evaluation form, video records, researcher field notes, and student self-assessment form. According to the findings of this research, teaching activities of biology lessons had a significant impact onthe development of students' habits of mind, and also gender variable was not effective on the development of each habits of mind used by male and female students. The most common problems faced by students were writing, lack of visuals in learning activities, use of time, use of habits of mind and metacognition activities. Based on the results that are obtained by this research, suggestions were made about the habits of mind
Analysıs Of Some Factors Affectıng Scıence Lıteracy Based On Pısa Data
Betimsel modele sahip bu çalışmanın genel amacı, PISA uygulamasına katılmış Türkiye,
Finlandiya, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail öğrencilerinin fen okuryazarlığını
etkileyen faktörleri belirlemektir. Bu çalışmada 15 yaşındaki öğrencilerin fen okuryazarlığı
ile ilgili becerilerini ölçülmek üzere PISA 2012 ve 2015 bilişsel testlerin verileri
kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS ve HLM programlarından yararlanılmıştır.
Araştırmanın nicel verilerinin analizinden elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS
programında normal dağılım ve etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Bu veriler ışığında t-testi
ve ANOVA parametrik testleri kullanılmıştır. PISA 2012 ve 2015 sonuçlarına göre
Türkiye, Finlandiya, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’de öğrenci özelliklerinin
(örneğin, annenin ve babanın eğitim durumu, bilgisayar bulundurma durumu, eğitim
yazılımları bulundurma, dünya klasikleri ve şiir kitapları bulundurma, cep telefonu
bulundurma sayısı, evinde var olan bilgisayar ve kitap sayısı gibi) artması, öğrencilerin fen
okuryazarlığı ortalamasını da artırmaktadır. Ayrıca, PISA 2012 sonucuna göre öğrenci
özelliklerinin cevaplandırılma durumunun, okula yönelik tutumlarının (okula düzenli
katılma, okulun zaman kaybı olmadığı düşüncesi, okulun benimsenmesi ve okula ait
olduğunu hissetmesi, okulda kendini becerikli hissetmesi, sınıf arkadaşları tarafından
sevildiğini ve okulda yalnız olmadığını düşünmesi) ve öğrencilerin okul öncesi eğitimine
katılma durumunun artması fen okuryazarlığını da artırmaktadır. PISA 2012’de Türkiye’de
öğrencilerin fen okuryazarlığı başarı puanlarındaki değişkenliğin % 59’u okullar arasındaki
farklılıklarla ve % 41’i okul içi (öğrenciler arası) farklılıklarla açıklanmaktadır. PISA
2015’de de fen okuryazarlığı başarı puanlarındaki değişkenliğin % 59’u okullar arasındaki
farklılıkla açıklanmaktadır. Araştırma kapsamında yer alan ülkelerin okullar arası varyans
değerlerine bakıldığında en yüksek açıklanma oranı % 59 ile Türkiye (PISA 2012), en az
açıklanma oranı % 9 ile Finlandiya’dır (PISA 2015). Türkiye’de okul özellikleri
değişkenleri modele eklendikten sonra fen okuryazarlığı bireysel farklılıkların hem PISA
2012 hem de PISA 2015’de % 22.80’lik kısmının modele eklenen okul değişkenleri ile
açıklanacağı anlamına gelmektedir. Sonuç olarak, PISA 2012 ve 2015 analiz sonuçlarına
göre aile ve okul ekosistemlerinde iyileştirme yapılması öğrencilerin fen okuryazarlığını
artıracaktır.In this descriptive study the purpose is to determine the factors affecting the science
literacy of fifteen years old students in four countries (Turkey, Finland, USA and Israel)
participated in PISA. In this study, cognitive tests data in PISA 2012 and 2015 are used to
measure the science literacy of the fifteen years old students. SPSS and HLM programs are
used to analyze the data. While determining the type of analysis in SPSS program, normal
distribution and effect size are calculated. T-test and ANOVA parametric tests are used to
assess the data. The findings of PISA 2012 and 2015 presents that when students
characteristics (e.g. the educational level of parents, the availability of computers,
educational software, the classic literature and poetry books, the number of mobile phones,
the number of computers and books at home) increase in Turkey, Finland and United State
of America and Israel, the average of students’ science literacy also increases. Moreover,
according to results of PISA 2012, when the responding of student characteristics, the
attitudes towards the school (regular attendance at school, the idea that the school is not a
waste of time, the adaptation and the sense of belonging to school, feeling skillful at
school, feeling loved by classmates and not feeling alone at school e.g.) and the rise of
students’ participation in pre-school education increase, students’ science literacy also
increases. Additionally, in PISA 2012, 59% of variance in science literacy of students in
Turkey is explained by the differences between schools and 41 % by intra-school
differences (between students). In PISA 2015, 59% of variance in science literacy of
students in Turkey is explained by the differences between schools. When examined the
inter-school variance values of the countries included in the study, Turkey has the highest
disclosure rate with 59% (PISA 2012) and Finland has the minimum disclosure rate with
9% (PISA 2015). In Turkey, it could be inferred that 22.80% of the individual differences
in science literacy might be explained by school variables added to the model (both PISA
2012 and PISA 2015). As a result, based on PISA 2012 and 2015 analysis results, if family
vii
and school ecosystems might be improved, this will contribute to science literacy of the
students
DEVELOPMENT OF MULTIFUNCTIONAL NANOCARRIERS FOR USE IN PHOTOTHERMAL THERAPY
Kanser ölümle sonuçlanabilen yaygın hastalık türlerinden biridir. Son yıllarda kanser vakalarındaki artış nedeniyle kişiselleştirilmiş teşhis/tedavi yöntemleri tercih edilmektedir. Özellikle polimerik nanotaşıyıcı sistemleri sahip oldukları özellikler ile sıklıkla kullanılan nanotaşıyıcılar arasında bulunmaktadır. Son zamanlarda polimerik nanotaşıyıcılara fototermal terapi (PTT) ajanlarının kombine edilmesi ile hazırlanabilen hibrit nanotaşıyıcı sistemler kanser tedavisinde ilgi çekmektedir. Bundan dolayı, bu çalışmada, PTT ve kemoterapinin birleştirildiği yeni hibrit bir nanotaşıyıcı sistem sentezlenmiştir. Bu amaçla öncelikle şeker polimeri ile hedeflendirilmiş, antikanser ilacı olan doksorubisin yüklü biyouyumlu P((DMAEMA-b-HBAMA-b-Fruc1,2-MA)-b-(Lys)) tetrablok kopolimeri sentezlenmiştir. Tetrablok kopolimer sentezi için kontrollü/yaşayan polimerizasyon teknikleri kullanılmıştır. Bütün sentez aşamaları proton nükleer manyetik rezonans (1H-NMR), Fourier Dönüşümlü Kızıl Ötesi Spektrometre (ATR-FTIR) ve jel geçirgenlik kromotografisi (GPC) ölçümleri ile karakterize edilmiştir. Tetrablok kopolimer, PTT ajanı olan altın nanoçubuklar (AuNRd) ile konjuge edilerek çok fonksiyonlu hibrit bir nanotaşıyıcı sistem oluşturulmuştur. Hibrit nanotaşıyıcı sistem geçirimli elektron mikroskobu (TEM) ve UV-vis spektrometresi ile karakterize edilmiştir. Hibrit nanotaşıyıcı sistemin pH-kontrollü in-vitro doksorubisin (DOX) salım profili üç farklı tampon çözelti ortamında (pH=7,4; 6,8 ve 5,5) incelenerek, hibrit sistemin etkili bir pH-duyarlı salım profili gösterdiği gözlenmiştir. Nanotaşıyıcı hibrit sistemin fototermal terapi özelliğinin araştırılması için; farklı lazer şiddetleri ve sürelerde 808 nm NIR lazer ile uyarım yapılmıştır. Buna göre hibrit sistemin sıcaklık değerinin 0,75 W/cm2’de, 10 dk içerisinde 47,6±2 °C’a yükseldiği gözlenmiştir. Sonuç olarak; bu tez çalışması kapsamında PTT ve kemoterapi için yeni ve etkili bir polimerik hibrit nanotaşıyıcı sistem hazırlanmıştır.Cancer is a common disease that may be resulted in death. Recently, due to the cancer cases increase, personalized diagnosis/treatment methods are preferred. Especially, polymeric nanocarriers are widely used because of its unique properties. Recently, hybrid nanocarriers, which can be prepared by combining of photothermal therapy (PTT) agents and polymeric nanocarriers, have a great attention in cancer treatment. Therefore, in here, a new hybrid nanocarrier system has been synthesized that combines PTT and chemotherapy. For his purpose, a sugar polymer-targeted and DOX-loaded biocompatible P((DMAEMA-b-HBAMA-b-Fruc1,2-MA)-b-(Lys)) tetrablock copolymer was synthesized using controlled/living polymer synthesis techniques. All synthesis steps were characterized by proton nuclear magnetic resonance (1H-NMR), Fourier Transform Infrared Spectrometer (ATR-FTIR) and gel permeation chromatography (GPC) measurements. A multifunctional hybrid nano carrier was created with the tetrablock copolymer and gold nanorod (AuNRd. The hybrid nanocarrier system was characterized by Transmission Electron Microscope (TEM) and UV-vis spectrometer. The pH-controlled in-vitro doxorubicin (DOX) release profile of the hybrid nanocarrier system was evaluated in three different buffer solutions (pH=7,4; 6,8 and 5,5). It has been observed that the hybrid system shows an effective pH-sensitive release profile. To investigate the photothermal therapy properties of the hybrid system, the nanoparticles were irradiated with 808 nm NIR laser at different laser intensities and duration times. It was observed that the temperature values of the hybrid system increase to 47,6 ± 2 °C within 10 minutes at 0,75 W/cm2 laser intensity. In conclusion, a new and effective hybrid nanocarriers system has been fabricated for PTT/chemotherapy
The Effect Of Tga Actıvıtıes Supported By Concept Networks On Laboratory Attıtudes, Anxıetıes And Scıentıfıc Process Skılls Of Pre-Servıce Scıence Teacher Candidates
Bu araştırmada Kavram Ağı Destekli Tahmin-Gözlem-Açıklama (TGA) yönteminin,
uygulanmakta olan mevcut laboratuvar yöntemine kıyasla fen bilgisi öğretmenliği 1. sınıf
öğrencilerinin fizik laboratuvarına yönelik olarak tutumlarına, kaygılarına ve bilimsel süreç
becerilerine anlamlı düzeyde etki edip etmediği araştırılmıştır. Araştırmada desen olarak
“ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen” kullanılmıştır. Araştırmanın uygulama
aşamaları aynı araştırmacı tarafından yürütülmüştür. Deneyler “Fizik-I” dersinin
laboratuvar kısmında yürütülmüştür. Deney grubunda deneyler “Kavram Ağı Destekli
TGA yöntemine” uyarlanan deneylerle yürütülürken, kontrol grubunda mevcut programa
bağlı kalınarak “Mekanik Laboratuvarı-I” deney föyüne göre yürütülmüştür. Araştırma
örneklemini Ankara ilindeki bir devlet üniversitesinin Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünde
öğrenim gören 1.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada, deney grubunda 17
öğrenci, kontrol grubunda 18 öğrenci olmak üzere toplam 35 öğrenci oluşturmaktadır.
vii
Araştırmada deney ve kontrol grubu öğrencilerinin fizik laboratuvarına yönelik
tutumlarını, kaygılarını ve bilimsel süreç becerilerini karşılaştırmak amacıyla, “Fizik
Laboratuvarına Yönelik Tutum Ölçeği (FLYTÖ)”, “Fizik Laboratuvarına Yönelik Kaygı
Ölçeği (FLYKÖ)” ve “Bilimsel Süreç Beceri Testi (BSBT)” “ön test- son test” olarak
uygulanmıştır. Aynı zamanda uygulanan yönteme yönelik öğretmen adaylarından görüş
almak amacıyla “Tahmin-Gözlem-Açıklama Yöntemine Yönelik Fen Bilgisi Öğretmen
Aday Görüş Formu” kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının görüşlerine yer verilirken,
adayların isimleri verilmeyip (A,B,C,D…) şeklinde harflendirmeler kullanılmıştır.
Uygulama süreci 10 hafta sürmüştür. Araştırmadan elde edilen veriler “SPSS 22” paket
programında analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde “Bağımsız gruplar t-testi”,
“Bağımlı gruplar t-testi” ve “Mann Whitney-U testi” kullanılmıştır. Araştırmanın
sonucunda, Kavram Ağı Destekli TGA yöntemi etkinliklerinin fen bilgisi öğretmen
adaylarının laboratuvara yönelik kaygılarında ve bilimsel süreç becerilerinde deney grubu
lehine anlamlı düzeyde (p<.05) farklılık sağladığı, laboratuvara yönelik tutumlarında da
istatistiksel olarak anlamlı olmamakla beraber deney grubu lehine sayısal farklılıklar
bulunmuştur. Ayrıca deney grubundaki öğretmen adaylarının görüşlerinden hareketle
yöntemin “faydalı olduğunu düşündükleri, akılda kalıcı olduğunu düşündükleri, bilimsel
düşünmeye teşvik ettiği ve yardımcı olduğunu düşündükleri ve ileride meslek haya tlarında
kullanmak istedikleri” vb. sonuçlara ulaşılmıştır. Buradan da “Kavram Ağı Destekli TGA
Yöntemine” dayalı etkinliklerin laboratuvarda kullanılması gereken, deney sürecini
destekleyici, deneylere aktif katılım sağlayan bir yöntem olduğu düşünülmektedir.In this study, it was investigated whether the Concept Network supported Prediction-
Observation-Explanation (POE) method had a significant effect on the attitudes, concerns
and scientific process skills of the first grade students in the science laboratory compared
to the current laboratory method. İn research, “Pre-test and post-test control group quasiexperimental
design” was used as the design. The application stages of the study were
conducted by the same resercher. Experiments were carried out in the laboratory part of
“Physics-I” course. In the experimental group, the experiments were carried out with the
experiments adapted to the concept network supported POE method, while the control
group was carried out according to the “mechanical laboratory-I” experiment sheet. The
sample of the study consists of the first grade students studying in the department of a
public university in Ankara, Science Education Pre-Service Teacher”. In the research, a
total of 35 students, 17 of whom were in the experimental group and 18 of them were in
the control group. In order to compare the attitudes, concerns and scientific process skills
of the experimental and control group students towards the physics laboratory, “Attitude
ix
Scale towards Physics Laboratory”, “Anxiety Scale towards Physics Laboratory” and
“Scientific Process Skill Test” used to pretest-posttest. At the same time, in order to get
feedback from the teacher candidates for the method applied “Science Pre-Service Teacher
Candidate Opinion Form for Preservation-Observation-Explanation Method” was used.
The implementation process took 10 weeks. The data obtained from the research were
analyzed in the “SPSS 22” package program. In the analysis of these data, “Independent
groups t-test”, “Dependent groups t-test” and “Mann Whitney-U” were used. As a result of
the research, the concept network-supported POE method activities science teacher
candidates' concerns about the laboratory and scientific process skills significantly
different in favor of the experimental group (p<.05), although attitudes towards the
laboratory were not statistically significant, quantitative differences were found in favor of
the experimental group. In addition, based on the opinions of the pre-service teacher
candidates in the experimental group, they think the method is useful and catchy also helps
and encourages scientific thinking besides participants in this study mentioned that they
want to use that method in their future Professional lives and so on. From there, activities
based on the “concept network-assisted POE method” supporting the experimental process,
which should be used in the laboratory, is thought to be a method of active participation in
experiments
Development Of Deep Learnıng Based Models For Turkısh Speech Recognıtıon
Kelime Hata Oranı (KHO) düşük Otomatik Konuşma Tanıma (OKT) sistemlerinde, büyük miktarda konuşma ve bu konuşmalar ile eşleştirilmiş metin veri kümesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle çalışma kapsamında Türkçe OKT veri kümesi hazırlamaya yönelik farklı bir yaklaşım sunulmuştur. Sunulan yaklaşımda üç farklı yöntem kullanılmıştır. İlk yöntemde, işitme güçlüğü çeken kişiler için hazırlanan altyazı belgeleri filmlerden elde edilen konuşma bilgisi ile eşleştirilmiştir. İkinci yöntemde, veriler bir mobil uygulama aracılığıyla gerçek kullanıcılardan elde edilmiştir. Üçüncü yöntemde ise transfer öğrenme yaklaşımı kullanılmıştır. Elde edilen veriler gerçek kullanıcıların onayına sunulmuştur. Türkçe OKT sistemi için gerekli Akustik Model (AM), Dil Modeli (DM) ve Okunuş Sözlüğü (OS) hazırlanan veri kümesi kullanılarak geliştirilmiştir. Yapay sinir ağı, Gauss Karışım Modeli ve Saklı Markov Modeli tabanlı akustik modellerin ilk konuşma tanıma sonuçları verilmiştir. Ayrıca OKT sistemlerinin başarımını düşürecek akustik bilgilerin ortadan kaldırılması için konuşma içerisinde geçen sessizliklerin kaldırılması ve konuşmaların parçalara ayrılması gerçekleştirilmiştir. OS’nin oluşturulmasındaki sesbirim kuralları belirlenmiştir. Günlük konuşma içerisinde sıklıkla kullanılan yabancı kelimeler ve Türkçede birden fazla okunuşa sahip olan kelimelerin farklı okunuşları OS’ye eklenmiştir. OKT için iyi dizayn edilmiş bir DM’nin AM ile birlikte kullanılması KHO’yu düşürmektedir. Bu nedenle çalışmada, Türkçe OKT’nin KHO başarımını arttırmak için cümle düzeyinde bir DM iyileştirme yöntemi önerilmiştir. Sonuç olarak, Türkçe için literatürdeki yetersiz kaynak durumu telafi edilmiştir. Ayrıca, AM, DM ve OS gerçekleştirilen iyileştirmeler ile KHO düşük ve geniş kelime dağarcığına sahip bir Türkçe OKT sistemi geliştirilmiştir. Geliştirilen OKT sistemine erişimi kolaylaştırmak için web servis tabanlı bir platform hazırlanmıştır. Kullanıcıların platforma erişimi, platform ile birlikte hazırlanan web arayüzü üzerinden gerçekleştirilmiştir. Ayrıca geliştirilen uygulama programlama arayüzleri sayesinde farklı uygulama ve servislerin platforma erişimi sağlanmıştır. Böylelikle mobil cihazlarda ve nesnelerin interneti ekosisteminde sorunsuz çalışabilen geniş kelime dağarcığına sahip bir Türkçe OKT platformu geliştirilmiştir.Automatic Speech Recognition (ASR) systems with low Word Error Rate (KHO) need a large amount of speech and a data set of text matched with these speeches. For this reason, a different approach to preparing a Turkish ASR data set is presented in the scope of the study. Three different methods were used in the proposed process. In the first method, subtitle documents prepared for people with hearing difficulties were matched with movies' speech information. In the second method, data were obtained from real users via a mobile application. In the third method, the transfer learning approach was used. The obtained data were submitted to the approval of real users. The Acoustic Model (AM), Language Model (LM) and lexicon required for the Turkish ASR system were developed using the prepared data set. The first speech recognition results of different acoustic models based are given. Also, to eliminate acoustic information that would reduce the performance of ASR systems, silences in the speech were removed and speeches were divided into parts. Also, the phoneme rules in the creation of the lexicon have been determined. Foreign words that are frequently used in daily speech and different readings of words that have more than one pronunciation in Turkish were added to the lexicon. Using LM together with AM in ASR systems decreases WER. Therefore, in the study, a sentence-level LM improvement method is proposed to increase the performance of Turkish ASR's WER. As a result, the low resource situation stated in the literature for Turkish has been compensated. Also, with the improvements made on AM, LM and lexicon, a Turkish ASR system with low WER and large vocabulary has been developed. A web service-based platform has been prepared to facilitate access to the developed ASR system. Users were provided with access to the ASR system via the web interface designed with the platform. Also, different applications access to the platform has been provided through the application programming interface. Thus, a Turkish ASR platform with a large vocabulary has been developed that can work smoothly on mobile devices and the Internet of Things ecosystem
The Effect Of Creative Drama Method On Academic Achievement And Science Attitudes Of 8th Grade Students ‟Energy Transformations And Environmental Awareness’’ Unit
Fen Bilimleri dersinde drama yönteminin kullanımının öğrencilerin derse karşı ilgi, tutum, motivasyon, güdüleme gibi birçok etkisi vardır. Aynı zamanda bilgiyi somutlaştırır, dikkat çeker, hatırlamayı sağlar, zamandan tasarruf sağlar, yaparak yaşayarak öğretir. Bu araştırmanın amacı ilköğretim Fen Bilimleri derslerinde yaratıcı drama yönteminin öğrencilerin akademik başarıları ve Fen Bilimleri dersine yönelik tutumları üzerindeki etkiyi incelemektir. Araştırmada nicel yöntem uygulanmıştır. Araştırma neden-sonuç ilişkisini belirlemeye dayandığından yöntem olarak yarı deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplu yarı deneysel modelde 2018-2019 eğitim öğretim yılında Sempaş İlköğretim Okulunun 8. sınıfında okuyan 63 öğrenci ile yapılmıştır. Araştırmada kontrol gruplu ön-test son-test modeli kullanılmıştır. Deney grubunda yaratıcı drama yöntemiyle, kontrol grubunda ise geleneksel yöntemle “Enerji Dönüşümleri ve Çevre Bilinci” ünitesi işlenmiştir. Öğrencilerin akademik başarılarını ölçmek için“ Fen Bilimleri Ünite Başarı Testi ˮ ayrıca tutumlarını ölçmek için “Fen Bilimleri Tutum Testi” uygulanmıştır. Fen Bilimleri ünite başarı testi ve Fen Bilimleri vi
vii
dersine yönelik tutum testi deneysel çalışma öncesinde ve sonunda ön-test ve son-test olarak her iki gruba da uygulanmıştır. Bu testlerin sonucunda elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Science) programıyla çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda yaratıcı drama yönteminin uygulandığı deney grubu ile geleneksel yöntemin uygulandığı kontrol grubunun başarı düzeyleri ve Fen Bilimleri dersine yönelik tutumları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Buna göre drama yönteminin kullanımının fen bilimleri dersinde akademik başarıyı arttırdığı ve fen bilimleri dersine karşı olumlu tutum geliştirdiği söylenebilirThe use of drama method in Science course has many effects such as interest, attitude, motivation, motivation towards students. At the same time, it embodies knowledge, draws attention, allows to remember, saves time, teaches by living. The purpose of this study is to examine the effect of creative drama method on student’s academic achievement and their attitude towards science lessons. Quantitative method was used in the research. Experimental design was used as quantitative method because the research was based on determining cause-effect relationship. In the experimental and control group quasi-experimental design The study was carried out during 2018-2019 educational year, at the Sempaş Elementary School, on 8th grade with 63 students. Creative drama method was viii
ix
used in the experimental group, and the traditional method in control group. The subject of “Enerji Dönüşümleri ve Çevre Bilinci” was taught to the both groups. ‟Science Achievement Test” has been used to measure students academic achievement and also “Science Attitude Test” has been used to measure their attitudes.The science achievement test was prepared to determine student’s academic achievement along with an attitude test to measure student’s attitudes towards science. The science achievement and attitude tests were administered to both groups before the application as pre-test and after the application as post-test. The results were examined in SPSS (Statistical Package for Social Science) program.The results revealed significant differences between experimental and control groups in their academic achievement as well as their attitudes towards science. The experimental group scored significantly higher than the control group. Accordingly, it can be said that the use of creative drama method academic achievement in science and poses a positive attitude towards science
Brıquette Machınes Electromechanıcal And Pneumatıc Pıckıng Robot Desıgn And Analysıs
Bu çalışmada, öncelikle beton parke, briket makineleri ve bu makinelerde üretilen ürünler hakkında genel bilgiler verilmiştir. Sonrasında ise bu makineler ile beraber kullanılan ekipmanlar hakkında bilgiler verilmiştir. Günümüzde artan iş gücü maliyetleri ve üretim hızı gibi faktörler sonucunda robotlara ihtiyaç artmıştır. Beton parke ve briket makinelerinde ise üretilen ürünlerin Euro paletler üzerine istiflenmesi ve ürünlerin nakliyeye hazırlanmasını sağlayan en önemli ekipman toplama robotlarıdır. Mevcutta bulunan toplama robotlarında daha çok hidrolik sistemler kullanılmaktadır. Bu çalışmada ise elektromekanik yapıya uygun ve pnömatik sıkma çenelerini bünyesinde barındıran toplama robotunun kavramsal tasarım aşamalarına yer verilmiştir. Tasarımlar arası bakım, kolay ulaşılabilirlik, çevre temizliği, maliyet gibi faktörler karşılaştırılarak çenelerdeki sıkma işlemi için pnömatik pistonların kullanılmasına ve çenenin bu doğrultuda tasarlanmasına karar verilmiştir. Ayrıca kavramsal tasarım aşamaları sonucu sona kalan iki seçim arasında ekonomik açıdan karşılaştırılmada yapılarak karar verilen tasarım seçeneği pekiştirilmiştir. Bu işlemler sonrasında ise SolidWorks programında tasarlanan toplama robotu için sonlu elemanlar analizi yapılmıştır. Son bölümde ise toplama robotunun imalat aşamalarına yer verilerek örnek bir tasarım uygulaması gerçekleştirilmiştirIn this study, firstly, general information about concrete parquet, briquette machines and the products produced by these machines is given. Afterwards, information was given about the equipment used with these machines. Today, the need for robots has increased as a result of factors such as increasing labor costs and production speed. Concrete parquet and briquette machines are the most important equipment collecting robots that enable the products to be stacked on Euro pallets and prepared for transportation. Hydraulic systems are mostly used in the existing picking robots. In this study, the conceptual design stages of the picking robot, which is suitable for electromechanical structure and includes pneumatic clamping jaws, are included. By comparing factors such as maintenance between designs, easy accessibility, environmental cleanliness and cost, it was decided to use pneumatic pistons for clamping in the jaws and to design the jaw accordingly. In addition, the design option that has been decided by making an economic comparison between the two final choices as a result of the conceptual design stages has been reinforced. After these processes, finite element analysis was performed for the collection robot designed in the SolidWorks program. In the last part, a sample design application was carried out by including the manufacturing stages of the picking robo
Effects Of Gjb2 (Connexin 26) Gene Mutations On Long Term Cochlear Implant Performance İn Genetic Non-Syndromic Hearing Loss
Bu çalışma genetik sendromik olmayan işitme kayıplı hastalarda GJB2 (Connexin 26) gen mutasyonlarının uzun dönem koklear implant performansı üzerine etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Anabilim Dalı'nda 2006 – 2008 yılları arasında genetik sendromik olmayan bilateral sensörinöral işitme kaybı nedeniyle koklear implant takılmış 21 hasta ve genetik mutasyona sahip olmayan 19 hasta değerlendirilmeye alınmıştır. Hastaların ortalama 153 aylık kohlear implant performans sonuçları karşılaştırılmıştır. Hastalar GASP, CAP, SIR, TEDİL-TİFALDİ, Tek heceli ve Üç heceli kelime ile konuşmayı ayırt etme testleriyle değerlendirilmiştir. Mutasyon olan ve olmayan hastalar koklear implantasyon sonrası işitsel algı, konuşma algısı ve dil gelişimi açısından kıyaslandığında aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olmadığı görülmüştür.The aim of this study was to analyse the effects of GJB2 (Connexin 26) gene mutations on the long term cochlear implant performance in genetic non-syndromic hearing loss. Fifty children who underwent cochlear implantation due to genetic non-syndromic bilateral senseurineural hearing loss in Gazi University Faculty of Medicine ORL & HNS Department between 2006 and 2008 were screened for Cx-26 gene mutations, GASP, SIR, CAP, TEDİL-TİFALDİ, speech discrimination tests were performed for the analysis of the auditory performance after cochlear implantation. Twenty-one of 40 patients had Cx-26 mutations. All the patients have had a comprehensive evaluation of development in auditory performance. However, no significant differences were found between the mutation positive and negative groups in the term of auditory performance
Design And Analysis Of Metaheuristic Optimization-Based Hybrid Model For Photovoltaic Power Estimation
Fotovoltaik enerji sistemleri için güneş ışınım şiddeti ve fotovoltaik güç üretimi verileri vazgeçilmez girdiler olduğundan, yüksek doğrulukta ve tutarlı güneş ışınımı ve fotovoltaik güç tahmini, uygulamadaki temel gereksinimlerdendir. Bu tez çalışmasında, güneş parametrelerinin deneysel metotlarla modellenmesi yapılmış ve global optimumu bulma yeteneği yüksek olan metasezgisel optimizasyon algoritmaları yapay sinir ağlarına hibritlenmiştir. Hibrit tahmin modellerinin oluşturulması sürecinde, gri kurt (bozkurt), karınca aslanı ve balina optimizasyon algoritmaları çok katmanlı algılayıcı algoritmasına entegre edilmiştir. Günlük toplam yatay güneş ışınımı tahmin etmek için hava sıcaklığı, bağıl nem ve difüz yatay güneş ışınımı parametreleri 3 girişli ve 2 girişli yapıda kullanılmıştır. Günlük fotovoltaik güç üretimini tahmin etmek için ise hava sıcaklığı, bağıl nem, toplam yatay güneş ışınımı ve difüz yatay güneş ışınımı parametreleri 4 girişli, 3 girişli ve 2 girişli olarak kullanılmıştır. Ayrıca, geliştirilen hibrit tahmin modellerinin performansları, çok katmanlı algılayıcı algoritmasında kullanılan hiperbolik tanjant, sinüs ve sigmoid aktivasyonu fonksiyonları açısından da test edilmiştir. Geliştirilen tahmin modellerinin ortalama mutlak hata, ortalama mutlak yüzdesel hata ve karekök ortalama hata performansları karşılaştırıldığında, gri kurt optimizasyon algoritması tabanlı çok katmanlı algılayıcı modeli günlük toplam yatay güneş ışınımı ve günlük fotovoltaik güç üretimi tahminlerinde en iyi sonuçları sağlamıştır. Ayrıca, geliştirilen hibrit tahmin modellerinin, gelecekte kullanılacak farklı zaman aralıklarındaki veri setleri üzerinde de başarıyla uygulanabileceği değerlendirilmektedirSince solar radiation intensity and photovoltaic power generation data are indispensable inputs for photovoltaic energy systems, high accuracy and consistent solar radiation and photovoltaic power prediction are essential requirements in practice. In this thesis study, solar parameters have been modeled by experimental methods and metaheuristic optimization algorithms with high ability to find global optimum have been hybridized to artificial neural networks. In the process of creating hybrid estimation models, the grey wolf, the ant lion and the whale optimization algorithms were integrated into the multilayer perceptron algorithm. Air temperature, relative humidity and diffuse horizontal solar radiation parameters were used in the structure with 3 inputs and 2 inputs to estimate the daily total horizontal solar radiation. In order to estimate the daily photovoltaic power generation, air temperature, relative humidity, total horizontal solar radiation and diffuse horizontal solar radiation parameters were used in the structure with 4 inputs, 3 inputs and 2 inputs. In addition, the performances of the developed hybrid estimation models were tested in terms of the hyperbolic tangent, sinus and sigmoid activation functions used in the multilayer perceptron algorithm. The comparison of mean absolute error, mean absolute percentage error and root mean squared error performances of the developed estimation models shows that the grey wolf optimization algorithm-based multilayer perceptron model provides the best results for estimating the daily total solar radiation and the daily photovoltaic power generation. In addition, it is considered that the developed hybrid estimation models can successfully be applied on the datasets containing different time intervals to be used in the future
Study Of Drıver Steerıng Traınıng Practıce Exam Standards
Motorlu taşıtlar sürücü kursiyerleri, Türkiye’de sürücü belgesi alabilmek için, teorik sınavdan başarılı olduktan sonra direksiyon eğitimi uygulama ve değerlendirme sınavına girmeye hak kazanır. Bu sınavla ilgili olarak yapılan literatür taramasında, program değerlendirme ve trafik güvenliği alanlarına yönelik pek çok araştırmaya rastlanılmasına rağmen motorlu taşıtlar sürücü kursiyerleri direksiyon eğitimi uygulama ve değerlendirme sınavına yönelik fazla çalışma bulunmamaktadır. Sürücü direksiyon eğitimi uygulama sınavı ölçütlerinin incelenmesi; kursiyerlerin, tecrübeli sürücülerin ve şoförlüğü gerçekten severek ve saygı duyarak yapmak isteyenlerin değerlendirildiği, ideal ve gelişebilir şekilde yapılan bir sınav süreci olmasına yardımcı olmaktır. Bu çalışmanın amacı, motorlu taşıtlar sürücü kursiyerleri direksiyon eğitimi uygulama ve değerlendirme sınavının, anket ve istatistik çalışmalar ile ülkemizdeki direksiyon eğitimi sınavlarına dikkat çekmektir. Kursiyerlerin, sürücülerin ve mesleği ne olursa olsun şoförlük yapacak herkesin belirli sıklıklarla kontrol edildiği yeniliklere açık ve çağın gereksinimlerini karşılayan bir sınav süreci kurgulanmasına yardımcı olmaktırMotor vehicle driver trainees are entitled to enter the steering wheel training, implementation and evaluation exam after being successful in the theoretical exam to receive a driver's license in Turkey. Although there are many researches about the program evaluation and traffic safety in the literature review carried out for this exam, there is not much study to examine the motor vehicle driver trainees steering training application and evaluation exam in terms of various variables. The aim of this study is to help trainees, experienced drivers and those who want to be a driver doing this job with love and respect, is an ideal and progressive examination process that is evaluated. The aim of this study is to draw attention to the questionnaire and statistics studies of the motor vehicle driver trainees steering training practice and evaluation exam and steering training exams in our country. It is to help build an ideal and developable system in which trainees, drivers and anyone who will be chauffeur, regardless of profession, is regularly evaluated