Gazi University Dspace
Not a member yet
    26981 research outputs found

    Sımulated Analysıs Of Hıgh Impedance Fault In Dıstrıbutıon Lınes

    No full text
    Akıllı şebekeler elektrik enerjisini daha verimli ve güvenli bir şekilde iletmek amacıyla geleneksel elektrik şebekelerine alternatif olarak ortaya çıkmıştır. Geleneksel şebekelerden farklı olarak bir diğer avantajı ise çift yönlü iletim sağlayabilmesidir. Günümüzde akıllı şebeke uygulamaları hayatımızın farklı alanlarında yer almaktadır. Bu sebepten dolayı akıllı şebekelerde meydana gelebilecek çeşitli arızalar öngörülmeli ve bunlar için gerekli önlemler alınmalıdır. Akıllı şebekeler diğer haberleşme (ZigBee, Fiber optik) teknolojilerine ek olarak güç hattı haberleşmesinide kullanmaktadır. Literatürde güç hattı haberleşmesinde meydana gelebilecek farklı arızalar mevcuttur. Bu arızalara örnek olarak yüksek empedans arızası verilebilir. Dağıtım hatlarında meydana gelen yüksek empedans arızaları güvenlik tehlikelerine, ark olaylarına ve ortaya çıkabilecek yangınlar nedeniyle olası ekipman ve can kayıplarına neden olabilir. Bununla birlikte, yüksek empedans arızalarında yüksek genlikli arıza akımı meydana gelmediğinden geleneksel aşırı akım röleleri veya sigortalar ile bu arızayı tespit etmek oldukça zordur. Bu çalışmamızda, akıllı şebeke yapısına sahip dağıtım sistemlerinde güç hatları üzerinden yapılan haberleşmelerde meydana gelebilecek yük empedans arızalarının, dağıtım hattı uzunluğunun ana kol akımına ve yüksek empedans arızası akımına etkisi farklı modellerle MATLAB/Simulink tabanlı simülasyonlarda incelenerek yorumlanmıştır.Smart grids haveemerged as an alternativeto traditional electricity grids in order to transmit electrical energy moreefficiently and safely. Anotheradvantageof the smart grids arethatthey can providebidirectional transmissionunlikethe traditional network. Today, smart grid applications takeplacein different areasof ourlives. For this reason, various malfunctionsthat may occur in smart grids should be foreseen and necessary precautionsshould be taken forthem.Smartgrids alsousepower linecommunication in addition to othercommunication technologies (ZigBee, Fiber optic). Therearedifferent faults that may occur in power linecommunication in the literature. An example of these faults is a high impedance fault. Highimpedancefaults in distribution lines can causesafety hazards, arcing events and possiblelossof equipment and lives dueto fires. However, it is very difficult to detect this faultwithconventional overcurrentrelays or fuses, as high-amplitudefaultcurrent does not occur in high impedancefaults. Inthis study, the effects of load impedancefaults that may occurincommunications madeover power lines in distribution systems with smart grid structure, distribution linelength onmain branch current and high impedancefaultcurrent areanalyzedand interpreted with different models in MATLAB/Simulink based simulations

    Development Of Semıconductor Humıdıty Sensors

    No full text
    Bu tez çalışmasında, esnek (kapton) ve esnek olmayan (Al2O3) alttaşlar üzerine titanyum dioksit (TiO2) ve kalay dioksit (SnO2) algılama katmanına sahip nem sensörleri geliştirildi. Temelde nem sensörleri alttaş, elektrot ve aktif/algılayıcı katman olmak üzere üç katmandan oluşur. Sensörlerin elektrotları iki farklı teknikle oluşturuldu: İlk olarak, vakumlu kaplama tekniklerinden eş-püskürtme ve ısıl buharlaştırma yöntemi ile 4 x 7 mm2 lik Al2O3 alttaşlar üzerine Altın (Au) ve Platin (Pt) kaplanarak vakumsuz ortamda lazer ablasyon ile iki farklı desene sahip elektrotlar oluşturuldu. İkinci olarak, vakumsuz kaplama tekniklerinden biri olan mürekkepli baskı (ink-jet) tekniği ile Gümüş (Ag) elektrotlar inkscape programı ile kapton alttaşlar üzerine işlendi. Al2O3 alttaşlar üzerine işlenen elektrotların üzerine püskürtme yöntemi ve vakumsuz kaplama tekniklerinden; daldırma, doktor bıçağı ve ultrasonik banyo kaplama tekniği ile aktif katman kaplandı. Kapton alttaş üzerine çizilen elektrotlar üzerine de daldırma tekniği ile algılayıcı katman oluşturuldu. Böylece, algılama katmanı ve elektrot tasarımı bakımından farklılıkları olan on bir adet nem sensörü geliştirildi. Geliştirilen algılama katmanlarının yapısal ve optik karakterleri belirlendi. Geliştirilen nem sensörlerinin çıktı parametreleri farklı nem ortamında ΔR=(R(%70)-R(%40))nem direnç değişimi baz alınarak değerlendirildi. Dirençteki değişimin artması nem sensöründeki hassasiyetin artması olarak yorumlandı. Eş-püskürtme tekniği ile üretilen sensörde 3715kΩ direnç farkı olduğu görüldü. Vakumsuz kaplama tekniklerinden ink-jet baskı tekniği ile üretilen esnek nem sensörlerinin direnç farkı TiO2 için 3800kΩ ve SnO2 için 4500kΩ olarak belirlendi. Bu durum SnO2 malzemesinin neme daha duyarlı olduğu şeklinde yorumlandı. Al2O3 alttaş üzerine TiO2 karışımı kullanılarak daldırma tekniği ile üretilen sensörün üretilen tüm sensörler içerisinde en yüksek direnç farkına sahip olduğu görüldü. Doktor bıçağı yöntemleriyle TiO2 kaplanan nem sensörü 1379kΩ’luk direnç farkı gösterirken ultrasonik banyoda kaplanan nem sensörü 120kΩ direnç farkı gösterdi. Vakumsuz kaplama yöntemlerinin kullanımının nem sensörlerinin üretim maliyetlerini düşürdüğü ve nem sensörü üretimi için avataj sağlayabileceği değerlendirildiIn this thesis, humidity sensors with a focus of titanium dioxide (TiO2) and tin dioxide (SnO2) were developed on flexible (kapton) and unflexible (Al2O3) substrates. Basically, humidity sensors consist of three layers: substrate, electrode and active / sensing layer. The electrodes of the sensors were created with two different techniques: First, two different patterned electrodes were formed by coating Gold (Au) and Platinum (Pt) on 4 x 7 mm2 Al2O3 substrates with vacuum coating techniques, co-spraying and thermal evaporation. Secondly, one of the non-vacuum coating techniques, ink-jet and Silver (Ag) electrodes were processed on kapton substrates with the inkscape program. Spraying method and non-vacuum coating techniques on electrodes processed on Al2O3 substrates; The active layer was dip-coating, doctor blade and ultrasonic bath coating. A sensor was created by immersion on the electrodes drawn on the Kapton substrate. Thus, a humidity sensor was developed with differences in terms of sensing layer and electrode design. The perceived query and optical characters were determined. The base result of the humidity resistance change of ΔR=(R(%70)-R(%40))humidity resistance was evaluated in several different humidity sensing of the developed humidity sensors. The increase in the change in resistance was interpreted as an increase in the sensitivity to the humidity sensor. A 3715kΩ resistance difference was observed in the sensor produced by co-spraying. The difference in resistance between ink-jet printing and flexible humidity sensors, which is one of the non-vacuum coating techniques, was determined as 3800kΩ for TiO2 and 4500kΩ for SnO2. This situation was interpreted as SnO2 material is more sensitive to humidity. Transmitting TiO2 onto the Al2O3 substrate was found to have the highest resistance difference of all sensors of the sensor surrounded by immersion. While the humidity sensor coated with TiO2 with doctor blade methods showed a resistance difference of 1379kΩ, the humidity sensor coated in the ultrasonic bath showed a resistance difference of 120kΩ. It was evaluated that the use of non-vacuum coating methods reduces the production costs of humidity sensors and can provide an advantage for humidity sensor productio

    Explorıng The Effect Of Technology Supported Collaboratıve And Indıvıdual Wrıtıng Practıces On Turkısh Wrıtıng Educatıon

    No full text
    Bu araştırmanın amacı Viki destekli, ağ günlüğü destekli ve geleneksel sınıf ortamında yazma eğitiminin 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri, akademik katılım, yazma motivasyonu, yazmaya yönelik tutum ve teknoloji kullanma yeterliliği düzeylerine etkilerinin incelenmesidir. Bu amaçla nicel ve nitel araştırmanın birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı araştırma yöntemine başvurulmuştur. Araştırmanın deneysel işlem kısmında ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. İki deney bir kontrol grubu olmak üzere üç grup üzerinde deney öncesi ve sonrasında ölçüm yapılmıştır. Araştırmaya toplam 71 öğrenci katılmıştır. Verilerin analizi için karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA işlemi uygulanmıştır. Sonuçlar, öğrenme ortamının işbirlikli ya da bireysel olarak yapılandırılmasının yazmaya ilişkin eğitsel çıktılar üzerinde etkisi olmadığını göstermiştir. Bunun yanında Viki destekli ve ağ günlüğü destekli yazma etkinliklerine katılan öğrencilerin yazılı anlatım becerisi puanlarının geleneksel sınıf ortamında yazma etkinliklerine katılan öğrencilerin puanlarından anlamlı oranda daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bu nedenle, bu araştırmada yazılı anlatım becerisinin gelişiminde öğretim teknolojilerinin etkili olduğu ancak öğrenme ortamının işbirlikli ya da bireysel olmasının etkili olmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla Viki ve ağ günlüğü gibi web 2.0 teknolojileri yazma eğitiminde başarıyı artırmak amacı ile kullanlabilir. Böylelikle öğrencilerin yazılı anlatımlarının gelişimine katkıda bulunulabilir. Ayrıca işbirlikli ya da vii bireysel olarak kullanılabilen diğer web 2.0 teknojilerinden de yararlanılabilir. Araştırma sonrasında yapılan odak grup görüşmelerinin içerik analizi sonuçları, özellikle işbirlikli öğrenme etkinliklerinin gerçekleştirildiği Viki destekli grupta öğrencilerin öğrenme ortamına karşı daha olumlu algılara sahip olduğunu göstermiştir. Yazma etkinliklerinin bireysel olarak gerçekleştirildiği grupta ise, ağ günlüğü destekli öğretimin öğrenciler üzerinde bıraktığı memnuniyetin yanı sıra, olumsuz algıların yansıtıldığı görülmüştür. Nicel ve nitel araştırma sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, gerekli fiziksel koşulların sağlanması durumunda yazma eğitimi için Viki ve ağ günlüğü kullanılmasının eğitsel çıktılara olumlu katkılarda bulunacağı söylenebilir.The aim of this study is to examine the effects of wiki-supported, blog-supported and traditional classroom writing education on the written expression skills, academic participation, writing motivation, writing attitude, and technology use competence levels of 8th grade students. For this purpose, descriptive research method, which is one of the mixed research methods in which quantitative and qualitative research is carried out together, was used. In the experimental part of the study, a quasi-experimental design with pretest-posttest control group was used. Measurements were made before and after the experiment on three groups, two experiments and one control group. A total of 71 students participated in the study.For the analysis of the data, two-factor ANOVA for mixedmeasurements was applied. The results showed that the collaborative or individual learning environment had no effect on the educational outcomes of writing. Additionally, it was found that the writing skill scores of the students who participated in wiki-supported and blog-supported writing activities were significantly higher than the scores of the students who participated in writing activities in the traditional classroom environment. Therefore, in this study, it was determined that learning environments that are supported with wiki and blog technologies are effective in the development of written expression skills, ix however type of learning environment, whether it is collaborative or individual, does not have significant impact on written expression skills. Therefore, web 2.0 technologies such as wiki and blog can be used to increase success in writing education. Thus, it can contribute to the development of students' writing skill. In addition, other web 2.0 technologies that can be used collaboratively or individually can be used. The content analysis results of the focus group interviews showed that students have more positive perceptions towards the learning environment, especially in the wiki supported group where collaborative learning activities are carried out. In the blog-supported teaching group which writing activities were carried out individually, it was reflected the negative perceptions as well as the satisfaction of the students. When the quantitative and qualitative research results are evaluated together, it can be said that the use of wiki and blog in writing education will contribute positively to educational achievements if the necessary physical conditions are met

    Toxıc Effect Of Dımethoate On The Rat Braın Tıssues And The Protectıve Role Of Ferulıc Acıd

    No full text
    Dimethoat (O,O-dimetil-S-N-metilkarbamoilmetil fosforoditioat), zirai mücadelede yaygın olarak kullanılan organofosfatlı bir insektisittir. Ferulik asit (3-metoksi-4-hidroksisinamik asit) çeşitli sebze ve meyvelerde bulunan fenolik bir bileşiktir ve reaktif moleküllerin yok edilmesinde, lipit peroksidasyonun inhibe edilmesinde rol oynamaktadır. Bu çalışmada dimethoat’ın beyin dokusunda meydana getirdiği oksidatif hasar üzerine ferulik asitin koruyucu etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla deney grubu oluşturulmuştur. 1. Grup: Kontrol grubu, 2. Ferulik asit (30 mg/kg gün v.a.) uygulanan grup, 3. Grup: Düşük doz (1/100 LD50) dimethoat uygulanan grup. 4. Grup: Yüksek doz (1/10 LD50) dimethoat uygulanan grup, 5. Grup: Düşük doz dimethoat ve ferulik asit uygulanan grup, 6. Grup: Yüksek doz dimethoat ve ferulik asit uygulanan grup. Deney hayvanlarına maddeler 28 gün boyunca günde bir defa verilmiştir. Deneylerin sonunda sıçanların beyin dokularında, oksidatif stres parametreleri olan süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GPx), glutatyon-S-transferaz (GST) enzim aktiviteleri ile lipid peroksidasyon son ürünü olan malondialdehit (MDA) miktarları gruplar arasında karşılaştırılmalı olarak araştırılmıştır. Bununla birlikte beyin dokusu histolojik olarak ışık mikroskobunda incelenmiştir. Deneylerimizin sonucunda, kontrol grubu ile düşük ve yüksek doz dimethoat uygulanan ratların beyin dokusundaki MDA miktarları ve antioksidan enzim aktiviteleri (SOD, CAT, GPx ve GST), istatiksel olarak karşılaştırıldığında anlamlı bir fark gözlenmiştir. Yine düşük ve yüksek doz dimethoat uygulanan gruplar ile düşük ve yüksek doz dimethoat ve ferulik asit verilen gruplar karşılaştırıldığında hem MDA miktarı bakımından hem de SOD, CAT, GPx ve GST enzim aktiviteleri bakımından istatiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmiştir. Işık mikroskobu bulgularımız, biyokimyasal çalışmaları desteklemektedir. Bu çalışmaya dayanarak, ferulik asitin kısmi olarak dimethoat toksisitesini azalttığını söylemek mümkündür.Dimethoate (O, O-dimethyl-S-N-methylcarbamoylmethyl phosphorodithioate) is an organophosphate insecticide widely used in agricultural control. Ferulic acid (3-methoxy-4-hydroxycinnamic acid) is a phenolic compound found in various vegetables and fruits and plays a role in destroying reactive molecules, inhibiting lipid peroxidation. In this study, the protective effects of ferulic acid on oxidative damage caused by dimethoate in brain tissue were investigated. For this purpose, an experimental group was formed. 1. Group: Control group, 2 Group: Ferulic acid (30 mg / kg day etc.) treated group, 3. Group: Low dose (1/100 LD50) dimethoate-treated group. 4. Group: High dose (1/10 LD50) dimethoate-treated group, 5. Group: Low doze dimethoate and ferulic acid treated group, 6. Group: High dose dimethoate and ferulic acid-treated group. The experimental animals were given the substances once a day for 28 days. At the end of the experiments, the oxidative stress parameters superoxide dismutase (SOD), catalase (CAT), glutathione peroxidase (GPx), glutathione-S-transferase (GST) enzyme activities and lipid peroxidation end product malondialdehyde (MDA) levels were found in the brain tissues of rats. It has been studied comparatively. However, brain tissue was examined histologically under light microscope. As a result of our experiments, a statistically significant difference was observed when the MDA amounts and antioxidant enzyme activities (SOD, CAT, GPx and GST) in the brain tissue of the control group and rats treated with low and high doses of dimethoate were compared statistically. When the low and high dose dimethoate groups were compared with the low and high dose dimethoat and ferulic acid groups, a statistically significant difference was observed in terms of both MDA amount and SOD, CAT, GPx and GST enzyme activities. Our light microscope findings support biochemical studies. Based on this study, it is possible to say that ferulic acid partially reduces dimethoate toxicity

    Approxımatıon Of q-Stancu-Beta Type Operators

    No full text
    Bu tezde; Aral ve Gupta tarafından tanımlanan ve çalışılan q-Stancu-Beta tip operatörlerinin yaklaşım özellikleri incelenmiştir. Bu operatörlerin Korovkin tip yaklaşımı ve yakınsama oranlarını tahmin eden bazı teoremler incelenmiştir ve bu operatörlerin asimptotik bir formülü ve ağırlıklı yaklaşımı verilmiştir. Ayrıca Özkan ve Korkmaz tarafından tanımlanan ve çalışılan iki değişkenli q-Stancu-Beta tip operatörlerinin Volkov tip düzgün yakınsaklık ve Gadzhiev tip ağırlıklı yaklaşım teoremleri incelenmiştirInthis thesis, theapproximation propertiesof q-Stancu-Betatype operatorsintroducedand studied by Araland Gupta areinvestigated. TheKorovkin typeapproximation and some theorems estimating the rate of convergenceof theseoperators areinvestigated, and theasymptotic formulaand theweighted approximation theoremof theseoperators aregiven. Moreover,the Volkov type uniform convenceand theGadzhiev-type weighted approximation theoremsof the bivariateq-Stancu-Beta type operators introduced and studied by Özkan and Korkmaz are investigated

    Investıgatıon Of The Effect Of Dıfferent Pıston Pump Types Used In Avıatıon On Power Consumptıon

    No full text
    Muharip uçakların hidrolik güç ihtiyacı, manevra kabiliyetlerinin gelişmesi ve hidrolik güç sistemi kullanıcı sayılarının artması gibi sebeplerden dolayı yıllar içerisinde sürekli artmıştır. Uçak gereksinimlerini karşılarken aynı zamanda uçak motorunun sağladığı güç limitleri içerisinde kalmak, hidrolik gücün verimli kullanımı zorunluluğunu doğurmuştur. Bu çalışmada hidrolik güç verimliliği, pistonlu pompa tipleri açısından incelenmiştir. Bu amaçla, pistonlu pompa tiplerinden basınç kompanzasyonlu pompa, çift basınçlı pompa, tork kontrollü pompa ve akıllı pompanın Simcenter Amesim programında detaylı modelleri oluşturulmuştur. Hidrolik güç sisteminin diğer elemanları, havacılık standartları kullanılarak boyutlandırılmış ve modellenmiştir. Güç tüketiminde hidrolik pompa tipinin etkisi incelenmek istendiği için, pompa parametreleri dışında kalan aerodinamik yük, eyleyici deplasman girdisi, diğer ekipman boyutları ve valf tipi gibi değişkenler, simülasyonlar arasında sabit tutulmuştur. Oluşturulan basınç kompanzasyonlu pompa modelinin doğrulanması amacıyla, farklı parametrelerin bulunduğu bir düzenekte gerçekleştirilen iki farklı testin sonuçları kullanılmıştır. Test sonuçları, simülasyon sonuçlarıyla yüksek oranda benzerlik göstermektedir. Çalışmanın sonucunda, muharip uçak hidrolik güç sistemlerinin neredeyse tamamında kullanılan basınç kompanzasyonlu pompanın güç tüketiminin, incelenen pompalar arasında en yüksek olduğu görülmüştür. En düşük güç tüketimi, henüz uçaklarda kullanılmayan ancak kullanımı için akademik çalışmalar yürütülen akıllı pompada görülmüştür.The power demand of fighter aircraft hydraulic power system has increased continuously over the years due to the reasons such as the development of their maneuverability and the increase in the number of hydraulic power consuming systems. While meeting the aircraft requirements, staying within the power limits provided by the aircraft engine has created the necessity of efficient use of hydraulic power. In this study, hydraulic power efficiency is investigated in terms of piston pump types. For this purpose, detailed models of pressure compensated pump, dual-pressure pump, torque controlled pump and intelligent pump are created in Simcenter Amesim program. Other elements of the hydraulic power system are sized and modeled using aviation standards. Since the effect of hydraulic pump type on power consumption is examined, variables such as aerodynamic load, actuator displacement input, other equipment dimensions and control valve type are kept constant between simulations. In order to verify the pressure compensated pump model, the results of tests performed on a setup with different parameters are used. The test results are highly similar to the simulation results. As a result of the study, it is observed that the power consumption of the pressure compensated pump, which is used in most of the fighter aircraft hydraulic power systems, is the highest among the pumps examined. The lowest power consumption is seen in the intelligent pump, which is not yet used in aircraft hydraulic power systems; but academic studies are being carried out for its use

    Turkey’s Energy And Envıronmental Total Factor Productıvıty

    No full text
    Günümüzde dünya nüfusunun hızla artması, sanayileşme ve teknolojide olan ilerlemeler neticesinde enerji talepleri artmaktadır. Dünya’da konvansiyonel enerji kaynaklarının sınırlı olması ülkelerin sahip oldukları kaynakları daha etkin ve verimli kullanma gerekliliklerini ortaya çıkarmaktadır. Avrupa Birliği’ne aday bir ülke olan Türkiye, sahip olduğu genç nüfus, sanayileşme gücü ve dinamik ekonomik yapısı ile gelişmekte olan bir ülkedir. Bu nedenle Türkiye’nin enerji ihtiyaçları da gün geçtikçe artmaktadır. Türkiye’nin bulunduğu jeostratejik konumdan dolayı üye ülkeler arasında enerji ve çevre performansının belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Türkiye’nin enerji ve çevre parametreleri göz önünde bulundurularak, AB üyesi ülkeler arasındaki konumunun belirlenmesi noktasından hareketle yedi farklı model oluşturulmuştur. Bu modeller, yenilenebilir enerji etkinliği, enerji üretim ve verimlilik etkinliği, enerji verimliliği etkinliği, brüt nihai enerji tüketimine göre yenilenebilir enerji etkinliği, sera gazı emisyonu etkinliği, ithalat bağımlılığı etkinliği ve elektrik fiyat etkinliği’dir. Türkiye’nin AB ülkelerine göre karşılaştırmalı kesit analizi, Veri Zarflama Analizi ve Malmquist Index yöntemlerinden yararlanılarak yapılmıştır. Bir ülkenin Malmquist verimlilik endeksinin 1,0’den büyük olması etkinliğinde gelişme olduğunu göstermektedir. VZA birden fazla girdi ve çıktı değişkeni kullanarak benzer türden karar verme birimleri (KVB) için etkinlik değerlendirme amaçlı kullanılan parametrik olmayan bir yöntemdir. Yapılan analizlerde 2015-2017 yılları arasında, 30 adet Avrupa ülkesinin verileri kullanılmıştır. Türkiye’nin 2017 yılına ait ortalama Malmquist endeksleri 1,058, 1, 0,990, 0,880, 0,490, 0,717, 1,248 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, Türkiye’nin brüt nihai enerji tüketimine göre yenilenebilir enerji etkinliği modeli, enerji üretimi ve verimlilik etkinliği modeli ve elektrik fiyatı etkinliği modellerinde AB ülkelerine göre ilerleme gösterdiği tespit edilmiştir.Today, energy demands are increasing as a result of the rapid increase in the world population, industrialization and advances in technology. The limited conventional energy resources in the world reveals the necessity for countries to use their resources more effectively and efficiently. European Union candidate Turkey, a country with a young population that is a developing country with industrialization and dynamic economic power structure. Therefore, energy needs of Turkey is increasing day by day. Determination of the energy and environmental performance among the member countries due to its geostrategic location where Turkey is located is important. In this study, Turkey's energy and environmental parameters into consideration, from the point of determining the position of movement between EU member states have created seven different models. These models are renewable energy efficiency, energy production and potency efficiency, energy potency efficiency, renewable energy efficiency according to gross final energy consumption, greenhouse gas emission efficiency, import dependency efficiency and electricity price efficiency. According to Turkey's EU country comparative analysis section, DEA and Malmquist Index was conducted utilizing the method. A country's Malmquist productivity index being greater than 1.0 indicates an improvement in its efficiency. DEA is a nonparametric method used for efficiency evaluation for similar types of decision-making units (DMU) using more than one input and output variables. Data of 30 European countries between 2015 and 2017 were used in the analyzes. Turkey's 2017 average Malmquist indices of 1,058, 1,000, 0,990, 0,880, 0.490, 0,717 and 1,248. As a result, Turkey's gross renewable energy efficiency model based on final energy consumption, energy production and productivity effectiveness model and price of electricity efficiency model has been found to show improvement compared to the EU countrie

    Production And Experimental İnvestigation Of Conformal Cooling Channel With Layered Object Manufacturing Method İn Plastic

    No full text
    Plastik enjeksiyon kalıplarında soğutma sistemi üretim maliyeti ve ürün kalitesi üzerinde belirleyici bir role sahiptir. Yapılan bu çalışmada plastik enjeksiyon kalıplarında daha verimli bir soğutma sistemi için şekil uyumlu soğutma kanalları kullanılmıştır. Şekil uyumlu soğutma kanallarının oluşturulması için sistematik bir tasarım metodu geliştirilmiştir. Eğimli yüzeylerden oluşan karmaşık geometrili bir plastik parça belirlenerek parça yüzeyini uyumlu bir şekilde takip eden soğutma kanalları tasarlanmıştır. Deneysel çalışma öncesinde Moldflow yazılımı kullanılarak giriş yeri, dolum, ütüleme, çarpılma ve soğuma analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre kalıp tasarımı gerçekleştirilmiştir. Şekil uyumlu spiral kanallara sahip plastik enjeksiyon kalıbı imal edilmek üzere bilgisayar destekli tasarım yazılımı kullanılarak modellenmiştir. Şekil uyumlu soğutma kanallarının üretimi için vakumlu sert lehimleme metodu kullanılmıştır. Kalıp çekirdeklerinin katı modelleri katmanlara bölünerek plakaların üretimi planlanmıştır. Birleşme yüzeyleri taşlanarak parlatılan plakalar bilgisayar denetimli freze tezgâhı ile işlenerek soğutma kanalını oluşturacak boşluklar oluşturulmuştur. Hazırlanan plakalar vakumlu sert lehimleme yöntemi ile birleştirilmiştir. Plakaların birleştirilmesi ile elde edilen ve içinde şekil uyumlu soğutma kanalı bulunan kalıp çekirdekleri bilgisayar denetimli freze tezgâhında tekrar işlenerek kalıp boşlukları oluşturulmuştur. Deneysel olarak karşılaştırmak üzere geleneksel olarak kullanılan doğrusal soğutma kanalları bulunan kalıp çekirdekleri de imal edilmiştir. Üretilen plastik enjeksiyon kalıbı plastik enjeksiyon makinesine bağlanarak baskı denemeleri yapılmıştır. Yapılan deneylerde sıcaklık, soğutma süresi ve plastik parça üzerinde oluşan çarpılma miktarları incelenmiştir. Baskı denemeleri sonucunda şekil uyumlu soğutma kanalı kullanımı ile soğuma süresi %22 oranında kısalırken çarpılma miktarı ise %50 oranında azalmıştır. Yapılan bu çalışma ile şekil uyumlu soğutma kanalı bulunan plastik enjeksiyon kalıbı düşük maliyetli bir yöntem kullanılarak üretilmiş, üretim hızı ve ürün kalitesinde artış sağlanmıştır.In injection molds, the cooling system has a significant role in production cost and product quality. In this study, conformal cooling channels are used for a more efficient cooling system in plastic injection molds. A systematic design method has been developed to create conformal cooling channels. A complicated geometry plastic part with curved surfaces has been chosen and cooling channels are designed which follow the surface of the parts conformably. Before the experimental study, gate location, filling, packing, warpage and cooling analyzes were performed using Moldflow software. According to the obtained results of the analysis, the mold was designed. The plastic injection mold with spiral conformal channels is modeled using computer-aided design software to manufacture. The vacuum brazing method is used for the production of conformal cooling channels. Solid models of mold cores are divided into layers and production of plates is planned. The plates, which are polished by grinding the joining surfaces, are machined with a CNC milling machine to create gaps to form the cooling channel. The prepared plates were combined with the vacuum brazing method. The mold blocks, which are obtained by joining the plates and which have conformal cooling channels, were re-machined on the CNC milling machine and mold cavities are created. Mold cores with straight cooling channels were also produced to compare experimentally. The produced plastic injection mold was mounted on the plastic injection machine and filling tests were made. In the experiments, temperature, cooling time and warpage on the plastic parts were examined. As a result of the experiments, with the use of conformal cooling channels, the cooling time was reduced by 22% while the warpage decreased by 50%. With this study, the plastic injection mold with conformal cooling channels was produced using a low-cost method and an increase in production speed and product quality was achieved

    Developıngaırcraft Contact Bellows For Passenger Boardıng Brıdge

    No full text
    Yolcu biniş köprülerinin terminale yanaşan uçağa göre uçak füzelaj yüzeyine uyarak, yolcuların güvenli ve konforlu şekilde dış ortamdan etkilenmeden uçağa giriş ve çıkışlarını sağlayan yapıya yolcu biniş köprüsü uçak temas körüğü denir. Uçak temas körüğünün, kambur oluşturmadan yumuşak bir geçiş sağlamak, zemin seviyesini yaklaşılan uçağa göre otomatik ayarlamak ve sızdırmazlığa yardımcı olmak gibi önem arz eden özellikleri vardır. Piyasada mevcut ihtiyacı karşılayacak, esnek, kullanıcı odaklı, estetik, yenilikçi ve milli bir yolcu biniş köprüsü uçak temas körüğü bulunmamaktadır. Pahl ve Beitz’in Sistematik Tasarım Yaklaşımı kullanılarak sistematik bir tasarım işlemi yürütülmüştür. İşlem; problem tanımlama, formüle etme (fonksiyon şeması), seçenekler oluşturma ve seçim şeklinde ilerlemiştir. Yeni tasarımın düşük maliyetli, dayanıklı ve duyarlı olması hedeflenmiştir. Bununla birlikte yeni uçak temas körüğünün, diğer çeşitlerinin avantajlarına sahip ve dezavantajlardan arınmış olmasına özen gösterilmiştir. Kavramsal tasarım aşaması yürütülürken, maliyeti düşürecek yeni bir tasarım çözümü bulunmuştur. Şekillendirme tasarımı aşamasında, parçalar netlik, basitlik ve emniyet kuralları açısından gözden geçirilerek yapılandırılmıştır. Parçaların ve montajın modellenmesi, optimizasyonu, mekanik analizi ve kinematik analizi için CAD programları kullanılmıştırCanopy is a part of passenger boarding bridge that perfectly attaches to the aircraft body allowing passengers to enter and exit the aircraft safely and comfortably without being affected by the ent. Canopy have important features such as providing a external environmsmooth transition for passage, automatically adjusting the ground level to the approaching aircraft, and sealing the interiors. There are no flexible, user-oriented, aesthetically appealing, innovative and nationally produced passenger boarding bridge canopies to meet current needs in the market. A systematic design process was carried out using a systematic design approach of Pahl and Beitz. The process progressed in the form of problem identification, formulating (function diagram), creating options and selection. The new design was intended to be cost - effective, durable and responsive . New aircraft canopy was designed to combine all known advantages and avoid shortcomings of n the current models imarket. A new design solution to reduce the cost was determined during a conceptual design phase. Afterwards, canopy parts were reviewed and structured in terms of clarity, simplicity and safety rules during a forming design phase. CAD programs was used for parts and assembly modeling, optimization, mechanical and kinematic analysis

    Propertıes Of Ideal And Band Operators Defıned Between Rıesz Spaces

    No full text
    � ve � Riesz uzayları, �:�→� bir operatör olsun. Her �⊆� ideali için �(�), � içinde ideal oluyorsa � ideal operatör olarak adlandırılır; benzer mantıkla her �⊆� bandı için �(�), � içinde band oluyorsa � band operatör olarak adlandırılır. Bu tezde, Riesz uzayları arasında tanımlı ideal ve band operatörlerin özellikleri, hem birbirleri hem de diklik koruyan operatörler ile karşılaştırmaları, sıra sınırlı olma koşulları ve sıra sınırlı yapıda iken sağladıkları özellikler çalışılmıştır. Operatör tersinir iken ideal ve band operatörlerin terslerinin hangi koşullarda yine aynı özelliği sağladıkları araştırılmıştır. Ayrıca diklik koruyan operatörler teorisine ait iki problemin çözümü verilmiş ve band operatör tanımı pre-Riesz uzaylarına genişletilerek özellikleri incelenmiştir.Let and be Riesz spaces, :→ be an operator. is called ideal operator if () is an ideal in for each ideal in ; similarly, it is called band operator if () is a band in for each band in . In this thesis, the properties of ideal and band operators defined between Riesz spaces, comparisons between each other as well as with disjointness preserving operators, conditions of being order bounded and their properties when they are order bounded are studied. The conditions in which the invertible ideal and band operators’ inverse provide the same properties are researched. Furthermore, solutions of the two problems concerning the theory of disjointness preserving operators are offered and the properties of the band operators are investigated by extending the definition of band operator to pre-Riesz space

    0

    full texts

    26,981

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Gazi University Dspace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇