İzmir Kavram Vocational School Institutional Repository
Not a member yet
582 research outputs found
Sort by
Kefir: Bileşimi ve anti-ajan özellikleri
Geçmişten günümüze geleneksel olarak üretilen kefir, sütteki laktozun başta laktik asit bakterileri (LAB) ve mayalar olmak üzere mikroorganizmalar tarafından laktik asit ve alkol fermentasyonları ile parçalanması sonucu elde edilen geleneksel bir süt içeceğidir. Hafif mayamsı tadı ve ferahlatıcı özelliği bileşiminde bulunan mayalar ve faaliyetleri sonucu meydana gelen CO2’den ileri gelmektedir. Kefirin duyusal özellikleri üretiminde kullanılan sütün çeşidi (inek, koyun, keçi, vb.), bileşimi, inkübasyon koşulları, üretim yöntemi ve kullanılan starter kültür çeşidine bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. Kefir üretiminde geleneksel yöntemde dane kullanılırken endüstriyel yöntemde liyofilize kültür kullanımı daha homojen bir ürün eldesi sağlayabilmektedir. Sağlığa yararlı bir fermente süt içeceği olarak tanınan kefir, Dünyanın çeşitli bölgelerinde eski dönemlerde tüberküloz, gastrointestinal bozukluklar gibi hastalıklarda tedaviyi desteklemek amacıyla tüketilmiştir. Son yıllarda ise, kefirin patojen mikroorganizmaları öldürücü etkisi (anti-mikrobiyal), bazı kanser türlerinde etkili olduğu (anti-karsinojenik), kolesterol düşürücü özelliği (anti-kolesterol), alerjik reaksiyonlarda etkili olduğu (anti-alerjik) ve kan basıncını düzenleyici özellikleri ile (antihipertansif) bağışıklık sistemini destekleyici (anti-inflamatuvar) özellikleri üzerinde durulmaktadır. Yapılan in vivo ve in vitro çalışmalar kefirin anti ajan özelliklerini destekler nitelikte olup, bu alanda daha fazla multidisipliner in vivo çalışmalara ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Bu derlemede, yararlı etkileri bilinen kefirin bileşimi hakkında bilgi verilmesi, kefir üzerine son dönemlerde yapılan çalışmaların sonuçları bir araya getirilerek kefirin sağlığa yararlı etkilerinin incelenmesi hedeflenmiştir
Leisure time of sports individuals
Bireylerin bir gelir elde etmek amacıyla çalışmadığı zamanlar, iş yaşamı açısından boş zamanı oluşturmaktadır. Bireyin boş zamanını nasıl değerlendireceği ise tamamen kendi alan algısıyla bağlantılıdır. Bu çalışmanın amacı, spor yapan bireylerin boş zaman algısını ortaya koymaktır. Nitel veri toplama tekniği ele alınan bu araştırmada, yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen yapılandırılmış görüşme
formu kullanılmıştır. Araştırmaya, bir spor salonundaki 6 erkek (%60) ve 4’ü kadın (%40) olmak üzere toplam 10 kişi katılmıştır. Katılımcıların yaşları 21 ile 32 arasında değişmekte olup yaş ortalaması 26’dir. Elde edilen bulgulara göre, spor yapan bireylerde boş zaman algısı spordan kazanımlarına göre farklılaşmaktadır. Bu kazanımlar 5 farklı tema altında toplanmıştır. Boş zamanlarında spor yapmak bireylerde; sağlık açısından iyilik halini, sosyalleşmeyi, bireylerin kendilerine duydukları güveni, psikolojik rahatlık halini ve iyimserliklerini arttırmaktadır.When individuals do not work to earn an income, they constitute leisure time in terms of work life. How to assess if the individual is completely related to the leisure area with its own perception. The aim of this study is to reveal the leisure time perception of individuals doing sports. Qualitative data collection techniques discussed in this research, structured interview technique was used. A structured interview form developed by the researchers was used as a data collection tool. A total of
10 people, 6 men (60%) and 4 women (40%), participated in the study. The ages of the participants ranged from 21 to 32 and the average age was 26 years. According to the findings, the perception of leisure time in sports individuals differ according to their gains from sports. These achievements are grouped under 5 different themes. In individuals who do sports in their spare time; health, well-being, socialization, individuals' self-confidence, psychological comfort and optimism increases
The Effect of geographically indicated food products on consumer purchasing behavior in Turkey: The Case of İzmir province
Türkiye, coğrafi konumu, farklı toprak yapısı ve zengin beşeri sermayeye sahip olması sebebiyle çeşitli coğrafi ürün potansiyeline sahiptir.Turkey has several geographic product potentials due to its geographical position, different soil structure and rich human capital
Comparison of perceived and objectively measured sleep quality among elite rowing athletes
There suggested to be a reciprocal relationship between sleep and exercise capacity, as physical activity is considered to be beneficial for improved sleep quality especially in those with sleep problems while adequate sleep increases exercise capacity and reduces risk of exercise-induced injuries. But the exact mechanism of this relationship and whether being engaged with every kind of sport branch is beneficial to sleep quality is not clear yet. Yet, the demands and expectations from modern people including elite athletes have placed increasing demands by cutting back on sleep despite scientific research is revealing that sufficient sleep is critical for safety, performance and productivity and the cost of insufficient sleep is well beyond than most people recognize. The aim of this study was to investigate profiles of sleep quality in rowing athletes. For this purpose, profiles of sleep quality, both objectively and subjectively assessed in 30 elite male rowing athletes (mean age 19.36±4.1 years) and age (22.20±2.5 years) and gender-matched non-athlete sedentary control individuals. Subjective sleep quality was evaluated using the the Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI); while a metabolic holter (SenseWear armband) was used for obtaining objective sleep quality related parameters. Independent ttest was used for comparing sleep quality between the group means. Statistical significance was set at p0.05) and sleep efficiency [(in athletes 85.5±5.0%; in sedentary group 75.9±8.5 % (n=30)] (P<0.05) was better than sedantery individuals. The findings of the present study indicate that both objective and subjective sleep quality of elite rowers was significantly better than non-athlete sedentary controls
Discussion of the procedure of Mardin’s nomination for the world heritage list
Mardin, being one of the cities that do not lose historical and cultural texture in Southeast Anatolia region in Turkey, and was included in UNESCO’s World Heritage Tentative List, is an openair museum that has hosted many civilizations such as Subari, Sumer, Akad, Babylon, Mausans, Assyrian, Persian, Byzantine, Seljuk, Artuqid and Ottoman since, though not definitely known, 4500 BC. Along with its archaeological and historical values, civil, military, and religious structures, authentic housing texture, street, neighborhood, market construct, structures and textures which make up its tangible cultural heritage, it is also a rare cultural landscape asset with its intangible cultural heritage of different and diverse religions, cultures, beliefs and ethnicities. Mardin, which is supposed to be defined as “Outstanding Universal Value” with its intercultural heritage, has to protect its entire assets in nomination process for the World Heritage List with great sensitivity. Today, however, there is a danger of degradation and loss of this heritage due to some factors such as immigration, irregular and distorted construction, developments against the urbanization and planning principles, false restorations, political reasons, lack of education and protection awareness. While presenting the values that Mardin has in order to take place in the World Heritage List, this study aims to raise awareness on detection of protection problems arising from the aforementioned factors, sustainability and transfer of the relevant tangible and intangible assets to the next generations as the common heritage of humanity, and to reveal the relevant procedure
Post-dijitalizm: dijitalizmin etkisinde iletişimde dönüşüm: post-dijital bir seyir
Teknolojik gelişmeler ışığında ortaya çıkan dijital süreç, birçok açıdan başkalaşmış bir düzende yaşadığımıza dair önemli göstergelere sahiptir. Teknolojinin sınırlarım üst düzeyde geliştirerek ortaya çıkardığı dijital paralel evrenin alternatifli kanalları, geleneksel tartışma konularının ifade biçimlerinde köklü bir mekansal değişiklik meydana getirmiştir. Dijital teknolojilerin etkisinin hızla yayılmasıyla dünya, dijitalleşme adı altında farklı bir süreç yaşamaya başlamış ve yeni düzenine geçişini gerçekleştirmiştir. Oysa ki, yenidünya kavramı, ilk defa on beşinci yüzyılın sonlarında Avrupalılar tarafından kullanılmaya başlanmış olup; Amerika kıtasını kast etmekteydi
Televizyon reklamlarında yaşlılık temsilleri: kent eker, A101 ve vodafone reklam örnekleri üzerinden inceleme
İlk zamanlardan günümüze kadar pek çok olay ve olgunun boyut değiştirdiği bilinmektedir. Toplum yapılarının zamanla değişmesi sonucunda yaşlı bireylere olan yaklaşım da farklı bir hâl almaktadır. Canatan (2016), sürekli olarak değişen bilgi ve teknolojilerin yaşlı bireylerin yaşadıkları tecrübeleri faydasız ve lüzumsuz hale getirdiğini belirterek, geçmiş zamanlarda yaşlı kişilerin toplum tarafından bilgin ve deneyimli kimseler olarak tanımlandığını fakat günümüzde gelişen teknolojiye ayak uyduramayan kişiler olarak bilindiğini ifade eder. Yaşlı bireylerin üretimde yer almadığı, kredi taleplerinin de az olması nedeniyle ticari açıdan önemli bir konuma sahip olmadıklarını vurgulayan Kalınkara (2016), söz konusu kişilerin ekonomik ve toplumsal açıdan dışarıda bırakıldıklarını öne sürer. Yaşlıların görmezden gelinerek onlara önem verilmediği ifade edilse de dünya genelinde 60 yaş üstü kişilerin 2025 yılında 1.1 milyara ulaşacağı ön görülmektedir (Meeks, 1994; aktaran Özgen vd. 2004: 187)
Cynicism: an evaluation on the studies between 2011-2018 in health care in Turkey
Bu çalışmanın amacı günümüzde sinik bireyleri, sinizm kavramını ve sinizmin türlerini tanıtmak; Türkiye’de sağlık kurumlarında sinizm ile ilgili yapılmış özgün çalışmaları değerlendirmektir. Sağlık alanında sinizmle ilgili yapılmış çalışmaları ele alan bir çalışma bulunmamaktadır. Bunun için bu çalışmada sinizm kavramına, sinizm türlerine, sağlık kurumlarında sinizmle ilgili, yapılmış çalışmalara yer verilmiş ve detaylı bir literatür taraması yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda sağlık alanında sinizmle ilgili Türkiye’de yapılmış çalışmaların yıllar içinde arttığı görülmüştür. Ayrıca çalışmalarda çoğunlukla sinizm ile demografik değişkenler arasındaki ilişkilere bakıldığı belirlenmiştir. Sinizm ile ilişkisi araştırılan konular arasında daha çok örgütsel vatandaşlık, liderlik tarzları, örgütsel adalet, tükenmişlik ve performans yer almaktadır. Sağlık alanında sinizmle ilgili çalışmaların sırasıyla en çok İstanbul ve Ankara’da yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır.The objective of this study is to introduce cynic individuals, the concept of cynicism and types of cynicism and evaluate the original studies have been made regarding cynicism in health institutions in Turkey. There is no study dealing with cynicism in the field of health. So, in this study, the concept of cynicism, cynicism types, cynicism in health institutions, studies have been included and a detailed literature review has been made. As a result of the research, it has been seen that the studies on cynicism in the field of health have increased over the years in Turkey. In addition, it was determined that the relationship between cynicism and demographic variables was mostly examined. The subjects that have been investigated in relation to cynicism include organizational citizenship, leadership styles, organizational justice, fatigue and performance. It was concluded that cynicism studies in the field of health were mostly conducted in Istanbul and Ankara respectively
Is medicine science or art?
Bazı disiplinlerde daha fazla olmak üzere birçok alanın bilim mi sanat mı olduğuna dair tartışmalar vardır. Tıbbın hem teorik hem de uygulama tarafının bulunması, uygulama kısmında deney, gözlem ve bilimsel kanıtların yanında sezgi gücünün ve el becerisinin de işin içinde olması tıpta da bilim-sanat tartışmasının zemininin olduğunu göstermektedir. Bu çalışmanın amacı tıbbın sanat mı yoksa bilim mi olduğuna dair bir tartışma yapmaktır. Yöntem olarak şimdiye kadar yapılmış yayınlar ve tartışmalar taranmış, bu ikincil bilgi kaynaklarından çıkarsamalar yapılmaya çalışılmıştır. Tarihsel arka planına bakıldığında tıbbın hem sanat tarafının hem de bilim tarafının bulunduğuna dair süreçlerin olduğu görülmektedir. Bir işin sanat olmasıyla daha çok kendi merakı ve uygulama ile beslenerek gelişen mahareti, bir ustanın yanında ustalaşması ve sonuçta da insanların sağlığına kavuşmasında ortaya koyacağı isabetli tedavi yöntemleri öne çıkmaktadır. Bilim olmasıyla ilgili de, gözlem ve deneylere dayalı ortaya çıkan yaklaşımların, bilimsel süreçlerden geçmiş ilaçların, tıp teknolojisinin ve kanıta dayalı yöntemlerin yine kişilerin sağlıklarına kavuşmasında kullanılması akla gelmektedir. Tıbbın hayatın bütününü kuşatan yönü ve farklı tarafları bulunduğu düşünüldüğünde, çalışmadan da çıkan bir sonuç olarak hem sanat yönünün hem de bilim yönünün bulunduğu, bu iki tarafın birbirini tamamlamasıyla daha nitelikli bir sağlık hizmeti sunulabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Başarılı bir uygulama için bir hekimin hem bilim insanı hem de sanatçı yönünün bulunması önemli olacaktır.There is controversy as to whether many fields are science or art, more in some disciplines. The presence of both theoretical and practical aspects of medicine, and the fact that the intuition and manual dexterity as well as the experiments, observations and scientific evidence in the practice part are involved in the practice show that the science-art debate is the basis of medicine. The aim of this study is to discuss whether medicine is art or science. As a method, the publications and discussions made up to now have been searched and inferences have been made from these secondary sources of information. When we look at its historical background, it is seen that there are processes in which both the art side and the science side of medicine exist. As a work is an art, it develops its own curiosity and practice, which develops by virtue of its own curiosity, mastery along with a master, and consequently the proper treatment methods that will be put forward in the recovery of people's health. In terms of being a science, it is conceivable that the approaches that emerge based on observations and experiments, the medicines that have undergone scientific processes, medical technology and evidence-based methods are used again for the health of the people. Considering the aspect of medicine that encompasses the whole of life and its different sides, it is concluded that both the art and science aspects can be provided as a result of the study and that a more qualified health service can be provided by completing each other. For a successful practice, it will be important for a physician to find both a scientist and an artist
Coğrafi işaretli gastronomik lezzetler : İzmir örneği
Coğrafi işaretler, bir ürünün ait olduğu bölgeyi, sahip olduğu özelliklerini ifade eden, özgünlüğünü koruyarak gelecek nesillere aktaran işaretlerdir. Bölgede yiyecek içecek kültürü ile yöreye özgü üretilip sunulan ürünler ise o bölgenin gastronomi kimliğini oluşturmaktadır. Son dönemlerde insanların organik gıdalara olan merakı, başka kültürleri mutfakları ile tanımak ve farklı lezzetler tatma arzuları yöresel ürünlere olan ilgiyi artırmaktadır. İzmir, Ege Bölgesi’nin zengin kültürel mirası ile geleneksel yöntemleri kendi bünyesinde olgunlaştırmış geniş ürün yelpazesine sahip bir ilimizdir. Farklı kültürlerden gelen ürün işleme tekniklerinin yeni tatlar arayışı ile işlenmesi aşamasında İzmir’in coğrafi konumunun katkısı da göz ardı edilmemelidir. Bölge ürün çeşitliliğine uygun bir zemin sunarken yöre halkı da farklı kültürlerden gelen ürün işleme yöntemlerini harmanlayıp gelecek nesillere aktarılması ve zengin gastronomik mirasın korunması hususunda emek harcamaktadır. İzmir’in 13 adet gıda alanında olmak üzere toplam 17 adet yöresel ürünü coğrafi işaretle tescillenmiştir. 9 adet mahreç, 8 adet menşe işaretine sahip bu ürünler; Bergama Kozak Çam Fıstığı, Bozdağ Kestane Şekeri, Ege İnciri, Ege Sultani Üzümü, Güney Ege Zeytinyağları, İzmir Boyozu, İzmir Kumrusu, İzmir Lokması, İzmir Şambalisi, Kuzey Ege Zeytinyağları, Ödemiş Patatesi, Seferihisar Mandalinası, Urla Sakız Enginarı’dır. Bu çalışmanın amacı ülkemizde en çok coğrafi işarete sahip üçüncü ilimiz olan İzmir’in yöresel ürünlerini literatür tarama yöntemi ile incelemektir