İzmir Kavram Vocational School Institutional Repository
Not a member yet
582 research outputs found
Sort by
Determination of investigation perceptions of y generation individuals: a research on tourism sector workers, case of Fethiye
İçgirişimcilik, çalışanların şirketlerine katkı sağlayarak bir değer katabilmesi bakımından büyük öneme sahiptir. İçgirişimciliği destekleyen işletmelerde çalışanlar işletme faaliyetlerini kolaylaştırıcı projeler ve fikirler üretebilirler ve bu durum işletmelerin kazançlarına pozitif anlamda etki edebilmektedir. Yapılan araştırmalara bakıldığında birçok büyük işletmenin işletme çalışanları için içgirişimciliği teşvik edici uygulamalar yaptığı ve sonrasında pozitif sonuçlar elde ettiği gözlemlenebilmektedir. Bunun yanı sıra, teknolojik gelişmeler, bilgiye ulaşımın kolaylaşması ve küreselleşmenin şiddetinin her geçen gün arttığı günümüz dünyasında rakip işletmelerin sayısındaki artış ve dolayısıyla işletmeler arasındaki rekabet düzeyindeki artış, işletmelerin faaliyetleri üzerindeki etkisini her geçen gün daha çok göstermektedir. Bu açıdan, içgirişimciliğin işletmelere katkı sağlayarak rakip işletmeler karşısında rekabet avantajı sağlayabilmesi özelliği ile de büyük öneme sahip olduğu söylenebilir. Çalışmanın amacı; Y kuşağı bireylerinin içgirişimcilik algılamalarının belirlenmesidir. Bu doğrultuda, Muğla ili Fethiye ilçesinde turizm sektöründe faaliyet gösteren konaklama işletmeleri çalışma için seçilmiş ve işletme çalışanlarına uygulanan anketler ile elde edilen veriler kullanılarak yapılan analizlerin sonuçlarının hem literatüre hem de özel ve kamu sektörü kuruluşlarının faaliyetlerine katkı sağlaması amaçlanmıştır.Intrapreneurship which is from its employees is of great importance in that it adds value to companies. Employees in companies that support intrapreneurship can produce projects and ideas to facilitate the activities of companies. this may have a positive impact on the earnings of companies.When the researches are examined, it can be observed that many large companies implement intrapreneurship incentives for the employees of the company and then obtain positive results.In addition, in today's world, the technological developments, ease of access to information and the severity of globalization increase day by day and with that the level of competition among companies is rapidly increasing. This situation shows the effect of companies on their activitiesmore and more.In this respect, it can be mentioned that intrapreneurship is of great importance as it can contribute to companies and provide competitive advantage over competing companies.The purpose of the study is to determinate the intrapreneurship perceptions of generation Y individuals.Accordingly, 4 and 5 star hotels in the tourism sector have been selected in Fethiye, Muğla. The survey was applied to the hotels employees.The results of the analyzes made by using the data obtained are aimed to contribute both to the literature and the activities of private and public sector organizations
Psychological stability in individuals who do sports
Psikolojik Sağlamlık; bireyin yaşadığı olumsuzluklar karşısında mücadele etmeyi, var olmaya devam etmeyi ve üstesinden gelebilmektir. Bu çalışmanın amacı, spor yapan bireylerin psikolojik sağlamlık algısını anlamaktır. Nitel veri toplama tekniği ile ele alınan bu araştırmada, yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmaya, bir spor salonunda spor yapan bireyler katılmıştır. Örneklemimiz 7 kadın (%60) ve 5’i erkek (%40) olmak üzere toplam 12 kişiden
oluşmaktadır. Araştırmaya katılan katılımcıların yaşları 20 ile 40 arasında değişmekte olup yaş ortalaması 28’dir. Elde edilen bulgulara göre, spor yapan bireylerde stresle başa çıkma, kendine güven, öz-yeterlik, sosyalleşme ve zaman yönetimi konusunda bireylerin psikolojik sağlamlığını olumlu olarak etkilemektedir.Psychological Stability; is to fight against the negativities experienced, to continue to exist and to overcome by the individual. The aim of this study is to understand the psychological stability perception of individuals doing sports. In this study, which was discussed with qualitative data collection technique, structured interview technique was used. A structured interview form developed by the researchers was used as a data collection tool. Individuals engaged in sports in a gym participated in the study. Our sample consisted of a total of 12 individuals, 7 females (60%) and 5 males (40%). The ages of the participants ranged from 20 to 40 and the average age was 28 years.
According to the findings, coping with stress, self-confidence, self-efficacy, socialization and time management positively affect individuals' psychological well-being
Haber etiğinin kaybolan sınırları: internet haberlerinde intiharın sunumu
İntihar bireyin kendisi üzerinde yapabileceği son davranış biçimidir. Bireyin kendi beden fonksiyonlarını sonlandırdığı bu eylem aynı zamanda toplumsal bir anlamı içerir. Özenin toplumsal yapı içerisindeki çelişkilere tepki gösterme biçimi olarak da görülebilecek intihar, güncel haber kuruluşları için dramatik bir değer taşımaktadır. Öte yandan haberin sunuş biçimlerine dair etik kodlar mevcut olsa da, özellikle İnternet mecrasındaki etik kodlar neredeyse yitirilmiştir. Son tahlilde bir meta formu olan haber; İnternet’te ne kadar çok tıklanırsa o denli büyük bir etki yaratmış olacak, ayrıca haberi yayınlayan kuruluş için ekonomik bir dönüt sağlayacaktır. Bu çalışma, Türkiye’de İnternet haberciliği bağlamında intihar içerikli haberlerin nasıl sunulduğunu ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Çalışma dâhilinde van Dijk’ın eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılmış, İnternet’te yayınlanan intihar içerikli haberlerin etik ilkelere uygun vermediği ve bu haberlerde toplumsal gerçekliğin bir parçası olan intiharın yadsınarak bireyselleştirildiği sonuçlarına ulaşılmıştır
Lymph payment and nursing care after mastectomy
Olgun, �ule (�zmir Kavram Meslek Y�ksekokulu)Amaç: Derlemenin amacı meme kanseri geçiren hastaların ameliyat sonrası karşılaşabileceği komplikasyonlardan biri olan lenf ödeme ve bu konuda hemşirelere düşen göreve dikkat çekmektir. Bu amaçla mastektomi sonrası lenf ödem ve hemşirelik bakımı hakkındaki bilgiler literatür doğrultusunda derlenmiştir.
Giriş: Dünyada kadınlar arasında en sık (%30) görülen kanser türü meme kanseridir ve kanserden görülen ölüm nedenleri arasında ikinci sırada (%14) meme kanseri yer almaktadır. Meme kanseri tanısı alan hastalar cerrahi girişim, kemoterapi, radyoterapi, hormona terapi gibi bir dizi tedavi sürecinden geçmektedir. Uygulanan tüm bu tedaviler hastanın yaşam süresini uzatmakta, yaşam kalitesini geliştirmekte ve arttırmaktadır ancak beraberinde bir dizi komplikasyonlar ve zorluklarda görülmektedir. Meme Kanseri tedavisi sonrası hastalarda en sık üst ekstremite de omuz disfonksiyonu, kas gücü zayıflığı ve lenf ödemi gelişmektedir. Lenf ödemi gelişmesi açısından risk altındaki hastaların lenf ödem erken belirtileri hakkında da bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Eğer lenf ödem erken dönemde saptanırsa durdurulabilir ve tedavi edilebilir.
Sonuç ve Öneriler: Meme kanser ameliyatı sonrası lenf ödem kadınlarda biyopsikososyal yönden farklı sorunlara yol açabilmektedir. Bunun sonucunda da yaşam kalitesi düşmekte ve kişi depresyona girebilmektedir. Bu sebeplerle hemşirelerin lenfödemi önleme ve tedavisi konusunda ve hastalara da bu konuda eğitim düzenlemeleri gerekmektedir. Böylelikle hastaların lenf ödem hakkında bilinçli olması sağlanacak, lenf ödemin oluşması engellenecek, oluşmaya başlayan bir lenf ödem varsa erken dönemde saptanacak ve böylelikle hastanın yaşam kalitesinde de artış olacaktır.Objective: The aim of this review is to pay attention to lymph payment, which is one of the complications that breast cancer patients may experience postoperatively, and to draw attention to the duty of nurses in this regard. For this purpose, information about lymph edema and nursing care after mastectomy has been compiled according to the literature. Introduction: Breast cancer is the most common type of cancer among women (30%) in the world, and breast cancer is the second most common cause of death (14%). Patients diagnosed with breast cancer undergo a series of treatments including surgery, chemotherapy,
radiotherapy, hormone therapy. All these treatments increase the life expectancy of the patient, improve and increase the quality of life, but it is accompanied by a number of complications and difficulties. Shoulder dysfunction, muscle strength weakness and lymph edema occur most frequently in upper extremities after breast cancer treatment. Patients at risk for developing lymph edema should also be made aware of early signs of lymphedema. If lymph edema is detected early, it can be stopped and treated. Conclusion and Recommendations: After breast cancer surgery, lymph edema may cause
different biopsychosocial problems in women. As a result, the quality of life decreases and the person may become depressed. For these reasons, nurses should organize training on prevention and treatment of lymphedema and patients. In this way, patients will be informed about lymph edema, lymph edema will be prevented, if there is a lymph edema that starts to be detected in the early period and thus will increase the quality of life of the patient
A Qualitative study on evaluation of participation in volunteer activities in terms of contribution to individuals careers
Günümüzde oldukça yaygın bir sorun olan işsizlik sorunu sebebiyle bireyler, bir iş bulabilmek adına diğer bireylerden farklılaşması gerektiği gerçeğiyle karşı karşıya kalmışlardır. Çalışma yaşamına giren bireyler, yine yaygın bir sorun olarak karşımıza çıkan iş güvencesizliğiyle karşı karşıya kalabilmektedirler. İş güvencesizliği yaşayan bireylerde ise her an işten çıkarılma korkusu baş göstermektedir. Hem işsizlik hem de iş güvencesizliği durumunda bireyler diğer iş arayan adaylar ve aynı işi paylaştıkları iş görenlerden farklı olduklarını; birinci durumda mülakat sırasında görüştükleri insan kaynakları işe alım sorumlusuna, ikinci durumda ise işverenlerine kanıtlamak durumunda kalmaktadır. Son dönemde birçok insan kaynakları uzmanının işe alım sırasında adaya yönelttiği “Gönüllü faaliyetlere katılıyor musunuz?” sorusu bireylerin gönüllülüğü çalışma kavramına farklı bir bakış açısı geliştirmesi gerektiğini gözler önüne sermektedir. Gönüllü çalışma, bireylerin maddi açıdan beklenti içinde olmadan birey ya da toplum yararına çalışmasıdır. Bu çalışmanın amacı, gönüllü çalışan olmanın bireyin kariyerine katkı ve etkilerini ortaya koymaktır. Nitel veri toplama tekniği ele alınan bu araştırmada, yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen yapılandırılmış
görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmaya, otizmlilerden oluşan İZOT İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu’na gönüllü çalışmacı olarak destek olan 13 kadın (%72) ve 5’si erkek (%28) olmak üzere toplam 18 kişi katılmıştır. Gönüllü çalışmacıların yaşları 20 ile 29 arasında değişmekte olup yaş ortalaması 23’dür. Katılımcıların büyük çoğunluğu % 67 öğrenci olup (n=12), çalışanlar meslekleri; güvenlik görevlisi % 5 (n=1), akademisyen %11 (n=2), özel eğitim öğretmeni %17 (n=3) şeklindedir. Örneklemin eğitim durumuna bakıldığında ise %5’i yüksek lisans mezunu (n=1), %5’i yüksek lisans öğrencisi (n=1), %85’i lisans öğrencisi (n=15), %5’i lise mezunu (n=1) kişidir. Gruplandırma, öğrenciler ve çalışanlar olarak yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, gönüllü çalışmacı olmak bireylerin kariyer beklentilerini ve kariyerine katkılarını olumlu anlamda etkilemiştir. Araştırma sonuçları, bireylerin gönüllü çalışmaya
kariyer yolunda bakışını yansıtmada önemlidir. Ayrıca İZOT İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu’nun otizmli bireylerden oluşması bu çalışmayı müzik, özel eğitim ve insan kaynakları açısından disiplinler arası bir çalışma kılmaktadır.Due to the unemployment problem, which is a widespread problem nowadays, individuals are faced with the fact that they need to differentiate from other individuals in order to find a job. There is another problem waiting for the individual entering the working life; job insecurity. Fear of dismissal occurs in individuals who experience job insecurity. In the case of both unemployment and job insecurity, individuals are different from other jobseeker candidates and employees with whom they share the same job; In the first case, it has to prove to the human resources and in the second case to its employers. Do you take part in the voluntary activities that many human resources experts have directed to the island during recruitment? the question of volunteering reveals that individuals should develop a different perspective on
the concept of volunteering. Voluntary work means that individuals work for the benefit of the individual or society without material expectation. The aim of this study is to reveal the effects of being a volunteer on the contribution of individual to career. Qualitative data collection technique was used in this study, structured interview technique was used. A structured interview form developed by the researchers was used as a data collection tool. A total of 18 people, 13 women (72%) and 5 men (28%), participated in the study as a volunteer worker to the İZOT İzmir Autism Orchestra and Choir. The age of volunteer workers ranged from 20 to 29 years with an average age of 23 years. The majority of the participants were 67% students (n = 12). 5% (n = 1), 11% (n = 2), special education teachers and 17% (n = 3). When the sample
educational status of fact 5% of master's degree graduates (n = 1), 5% of graduate students (n = 1), 85% of undergraduate students (n = 15), 5% of high school graduates ( n = 1). Grouping was done as students and employees. According to the findings, being a volunteer worker positively affected individuals' career expectations and their contributions to career. The results of the research are important in reflecting individuals' view of volunteer work on their career path. Moreover, the fact that IZOT İzmir Autism Orchestra and Chorus consists of individuals with autism makes this study an interdisciplinary study in terms of music, special education and human resources
An Applicatıon of the agenda theory as a narrative pattern in advertising and the kiğılı case
Bu çalışma, reklamda gündem konusunu, gündem kuramı çerçevesinde ele almaktadır. Günün öne çıkan konularını ifade eden kavram olarak gündem, çoğunluğun dikkatini çekebilmiş etkileyici haberlerden oluşmaktadır. Bu çalışma gündem konusunun, reklam iletişimi açısından da ele alınabilir bir konu olduğunu ve reklamda ele alınan biçimiyle gündem kuramının geliştirilmesi adına yeniden değerlendirilebilir olduğunu varsaymaktadır. Çalışmanın örneklemi olarak seçilen reklamlar, Twitter aracılığıyla Kiğılı markası tarafından yayınlanan reklamlar arasından seçilerek değerlendirilmiştir. Reklam verileri, 30.08.2018 ve 10.05.2019 tarih aralığında yayınlanan toplamda 81 reklamla sınırlandırılmıştır. Elde edilen veriler, Twitter üzerinde yayınlandığı şekliyle; beğeni, paylaşım, yorum, görüntüleme kıstasları doğrultusunda sayısal karşılıkları baz alınarak etkileşim analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Kiğılı markasının Twitter’da yayınladığı reklam fotoğrafları ya da reklam videoları arasından, içerik olarak gündem konularını tema olarak belirleyen reklam örneklerinin; diğer yayınlanan reklam örneklerine göre daha dikkat çeken ve yüksek etkileşim sağlayabilen örnekler olduğu varsayılmaktadır. Markalar kimi reklam örneklerinde, gündem konularını kendi içeriklerine dönüştürerek, kendi gündemlerini yaratabilmektedirler. Bu savı desteklemesi açısından Kiğılı markasının Twitter üzerindeki paylaşımları belirli sınırlamalar eşliğinde tarih bazlı olarak incelenmiştir. Reklamın hedef kitlesiyle gündem temalı reklamlar aracılığıyla girdiği etkileşim sonuçları büyük oranda ikna edicidir. Sonuç olarak reklamda gündem temasının stratejik olarak ele alınması gerekmektedir. Gündemin reklam içeriğinde başarılı ve yaratıcı çalışmalara dönüşerek daha fazla etki yaratabilmesi mümkündür.This study addresses the issue of the agenda in advertising within the framework of agenda theory. As a concept that expresses the prominent topics of the day, the agenda consists of impressive news that has caught the attention of the majority. This study assumes that the issue of the agenda is a subject that can also be considered in terms of advertising communication and that it can be reassessed for the development of the agenda theory as discussed in advertising. The ads selected as the sample of the study were evaluated by choosing among the ads published by Kiğılı brand via Twitter. Advertising data is limited to a total of 81 advertisements published between the dates 30.08.2018 and 10.05.2019. Obtained data, as published on Twitter, were evaluated by the interaction analysis method based on their numerical equivalents in accordance with the criteria of likes, sharings, comments, and views. Among the advertising photos or advertising videos published by Kiğılı brand on Twitter, the examples of advertisements that determine the agenda issues as content are assumed to be the examples that are more noticeable and provide higher interaction than other published advertising examples. In some advertising examples, brands can create their own agendas by converting the agenda issues to their own content. To support this argument, the sharings of Kiğılı brand on Twitter were examined based on dates with certain limitations. The results of the interaction of the ad with its target audience through agenda-themed advertisements are largely convincing. As a result, the theme of the agenda in advertising needs to be addressed strategically. It is possible that the agenda can be transformed into successful and creative works in advertising content to create more impact
Sağlık kurumlarında altı sigma ve yalın altı sigma
Sigma, matematiğe ve istatistiklere dayanan bir metodolojidir (Şentürk, 2001: 10). Yunan alfabesinde yer alan harflerden biri olan ve küçük harf olarak gösterimi “σ”, büyük harf olarak gösterimi “Σ” olan sigma, standart sapmanın simgesidir. Sigma, bir ürünün veya sürecin ne kadar iyi performans gösterdiğini ifade eden istatistiksel bir ölçümdür
Classicial, neoclacic theory and system and conditional approaches and their comparison and evalution of the approaches in total quality management
Yönetim kavramı, kişiler aracılığıyla işleri yaptırma sanatı olarak bilinmektedir. Yönetim düşüncesinin sanayi devrimi öncesindeki uygulama alanı devlet, ordu ve dini örgütlerle sınırlı kalmıştır. Günümüzdeki yönetim uygulamalarının çoğunun ise yönetim kuramlarındaki gelişmelere dayandığı bilinmektedir. Yani, çağdaş yönetim kavramlarını anlamak için yönetimin tarihi gelişimini incelemek gereklidir. Yönetimin tarihi gelişimini daha iyi anlayabilmek adına, bu çalışmada klasik yönetim teorisi, neoklasik yönetim teorisi ile sistem yaklaşımı ve durumsallık yaklaşımı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, bu teorilerin (klasik yönetim teorisi, neoklasik yönetim teorisi ile sistem yaklaşımı ve durumsallık yaklaşımı) incelenip, ayrı ayrı birer değerlendirilmesi yapılması ve sonrasında araştırmada teorilerin toplam kalite yönetimi içindeki yerine yer verilmesidir. Bu amaç doğrultusunda bilgi verici nitelikte bir literatür taramasına yer verilmiştir.The concept of management is known as the art of doing things through individuals. The area of administration of the management thought prior to the industrial revolution was limited to state, army and religious organizations. It is known that most of today’s management practices are based on developments in management theories. Namely, in order to understand modern management concepts, it is necessary to examine the historical development of management thought. In order to better understand the historical development of management, classical management theory, neoclassical management theory, system approach and contingency approach are examined in detail. The aim of this study is to examine these theories (classical management theory, neoclassical management theory, system approach and contingency approach) and to evaluate them separately and then to place the theories in total quality management. For this purpose, an informative literature review was conducted
Fermente süt ürünlerinde ambalaj materyalinin ürün kalitesi açısından önemi
Sütün laktik asit bakterileri başta olmak üzere uygun mikroorganizmalar tarafından fermente edilmesi ile üretilen ve içermesi gereken mikroorganizmaları yeterli sayıda, canlı ve aktif olarak bulunduran süt ürünleri fermente süt ürünü olarak tanımlanmaktadır. Dünyada pek çok örneği olmakla birlikte ülkemizde büyük ölçüde üretilen yoğurt, ayran, kefir ile sınırlı üretimi bulunan kımız gibi süt ürünleri fermente süt ürünleri arasında yer almaktadır. Probiyotik bakterileri de içeren fermente süt ürünleri, doğal olarak içerdikleri bileşenler ile besin gereksinimini karşılamanın yanı sıra, sağlık açısından yarar sağlayan biyolojik öğeleri içeren, hastalıklardan korunma özelliğine sahip, yaşam fonksiyonları üzerine etkili ve yaşam kalitesini yükselten gıdalardır. Probiyotik bakterileri ve laktik asit bakterilerini içeren fermente süt ürünlerinin depolama boyunca ürünün yarayışlılığının devam ettirmesi, probiyotik bakterilerin canlılıklarını
devam ettirmeleri ve toksisitenin önlenmesi için ambalaj içerisindeki oksijen düzeyinin mümkün olduğunca düşük tutulması gerekmektedir. Bu nedenle probiyotik süt ürünlerinin depolanmasında tüm içsel ve dışsal faktörler göz önüne alınarak uygun ambalaj materyalinin seçilmesi gerekmektedir. Depolama ve üretim süresince çözünmüş oksijene maruz kalma gibi sorunlar Bifidobacterium lactis, Bifidobacterium bifidum ve Lactobacillus acidophilus gibi bakterlerin canlılığını önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle ürünlerin depolanma süresince içeriklerindeki probiyotik özelliklerin tamamen töropatik potansiyelinin korunmasına özen göstererek garanti altına alınması gerekmektedir. Gıda ambalaj sektöründeki yeni gelişmeler,
ambalajı sadece gıdayı koruma işlevini yerine getiren bir malzeme olmaktan çıkarıp, tüketicide merak uyandırmakta ve bilgilendirmektedir. Gıda ambalajlama uygulamaları; farklı gıda ürünleri için uygun ambalaj materyali ve paketleme teknolojisinin seçimini sağlayarak, gıdaların raf ömrünü arttırmaya yardımcı olmakta ve bu süre içerisinde kalitenin ve tazeliğin en iyi şekilde korunmasına olanak sağlamaktadır. Fermente süt ürünlerinin muhafazası için cam ve plastik materyaller günümüzde sıklıkla kullanılmaktadır. Bu derleme çalışmada, süt ürünlerin içerdiği besin bileşenleri ve yararlı mikroorganizmaların muhafazası açısından ambalaj materyellerinin uygunluğu ve uygulanabilecek yeni teknolojiler değerlendirilecektir
Removing the limits in architecture: re-thinking therelationship between migration, space and identification
Ercanl�, �a�la (�zmir Kavram Meslek Y�ksekokulu)The phenomenon of migration causes difficulties for societies in protecting theiridentities and developing a sense of belonging. Migrants are settled in urban fringes andremained isolated from the economic, social and cultural dynamics of cities. Today, throughthe discipline of architecture, new design approaches such as modular, flexible systems andstructures have been developed for migrants. It is possible to see that these architecturalapproaches are not applicable or used by migrants and these design ideas do not make the lives
of migrants more livable. In this context, the study proposes to ask the question of ‘What
are
the needs of human?’ instead of ‘What is the need of an immigrant?’ The study aims to develop
a critical approach for the phenomenon of immigration in the context of architectural discipline.This study supporting the argument that the problems and needs of migrants should not be dealtwith differently from the problems and needs of other segments of the society. The study isimportant in terms of providing a holistic view of the problems of urban systems for migrants.The terms of migration, space and belonging cannot be sustained by producing temporarysolutions that do not constitute integrity.Göç olgusuyla birlikte toplumlar göç ettikleri mekânlarda kendi kimliklerini koruyamadıkları gibi yeni mekânları da yer olarak tanımlamakta ve aidiyet duygusu geliştirmekte zorluk yaşamaktadırlar. Göçmenler kent sistemleri içinde kent çeperlerine yerleştirilmekte, kentin ekonomik, sosyal ve kültürel dinamiklerinden soyutlanmış olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Mimarlık disiplini üzerinden günümüzdeki göçmen algısına bakıldığında, göçmenler için modüler, esnek sistem ve strüktürler gibi yeni tasarım yaklaşımları geliştirildiği görülmektedir. Günümüzde göçmenler için üretilen mimari yaklaşımların tasarım aşamasında kalarak çoğunlukla uygulanabilir ya da kullanılabilir olmadığını ve bu tasarımların göçmenlerin hayatlarını daha yaşanabilir hale getirmediğini görmek mümkündür. Bu tür yaklaşımlar kent sistemleri içerisinde göçmen toplumların izole olmayı sürdüren ve bu koşulları normalleştiren bir duruma evrilmesinin önünü açmaktadır. Bu kapsamda çalışma, mekân ve aidiyet üzerine ,‘Bir göçmenin ihtiyacı nedir?’ sorusunun yerine ‘Bir insanın ihtiyacı nedir?’ sorusunu sormayı önermektedir. Çalışma göç olgusunu mimarlık disiplini kapsamında tartışarak günümüzde yaratılan göç, mekân ve aidiyet algısına eleştirel bir yaklaşım geliştirmeyi amaçlamaktadır. Göçmenlerin sorun ve ihtiyaçlarını toplumun diğer kesimlerinin sorun ve ihtiyaçlarından farklı ele alınmaması gerektiğini savını destekleyen bu çalışma, göçmenler için kent sistemlerindeki sorunlara yönelik bütüncül bir bakış açısı ortaya koyması yönünden önemlidir. Bu bağlamda, göç kapsamında mekân ve aidiyet yeniden düşünüldüğünde, bütünlük teşkil etmeyen hiç bir olgunun kalıcı çözümler üreterek sürdürülebilir olamayacağı sonucuna varılması mümkündür