İzmir Kavram Vocational School Institutional Repository
Not a member yet
    582 research outputs found

    Microbiological aspects and challenges of whey powders – I thermoduric, thermophilic and spore-forming bacteria

    No full text
    For dairy processors, spoilage and pathogenic spore-forming bacteria are key sources of concern, not only due to their ability to remain dormant in a desiccated state in powders and to survive heat treatments, but also their ability to form biofilms in the vegetative state that lead to contamination of foods. These include members of the genera Bacillus, Geobacillus, Anoxybacillus, Brevibacillus, Paenibacillus and Clostridium, many of which are associated with food poisoning and spoilage. Here, we review the common bacterial species that form spores in whey powders and their sources and provide insights into their risks and strategies to control them

    Tedaviye bağlı onkolojik aciller

    No full text
    Kanser tanısı alan onkoloji hastaları tedavinin her aşamasında acil servise başvurmak durumunda kalabilmektedir. Acil servise başvuru sebepleri hali hazırda tanı almış oldukları hastalığa veya kullanılan tedaviye özgü olabilmektedir. Bu bölümde tedaviye bağlı gelişebilecek acil durumlara yer verilmiştir

    Kültürel miras ve iklim değişikliği

    No full text
    19. yüzyılın ortalarından itibaren iklimsel değişiklikler üzerinde insan faaliyetlerinin de etkili olmaya başladığı yeni bir sürece girilmiştir. Sanayi devrimiyle birlikte dünya kentleri ekonomik büyüme için karbon temelli fosil yakıtları kullanmaya başlamış; endüstrileşme, fabrikaların ve seri üretimin ortaya çıkışı ve buna bağlı olarak fosil yakıtların aşırı kullanımı, arazi kullanımlarındaki değişiklikler, orman alanlarının azalması gibi durumlar atmosferdeki sera gazı birikimlerinin hızla artmasına neden olmuştur (IPCC, 2019). Günümüzde iklim değişikliğinin mevcut etkilerine bakıldığında IPCC (Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), NASA (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) gibi birçok bilimsel kuruluş, insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının ve arazi kullanımı tercihlerinin sebep olduğu küresel ortalama sıcaklık artışının iklimi değiştireceğini ve bunun da kuraklık, düzensiz ve aşırı yağış ve fırtına gibi aşırı hava olaylarının sıklık ve şiddetini yükseltebileceğini ortaya koymaktadır (Banholzer, 2014; ISDR, 2008). Bu çerçevede kentlerin hem kısa hem de uzun vadede sürdürülebilirliğinin sağlanması önem kazanmaktadır. Kentsel iklimsel sürdürülebilirlik hakkındaki güncel tartışmalar; karbon emisyonlarının azaltımı ve kontrolü, enerji tüketimi, bina, ulaşım, atık yönetimi gibi teknik konulara veya kentsel dönüşüm ve büyümenin ekonomik yönlerine odaklanma eğilimindedir

    Health information search behaviors of individuals during the covid-19 pandemic period: the case of Ankara province

    No full text
    Bireyler kendileri ve çevresindeki kişilerin sağlıkları için çeşitli kaynaklardan sağlık bilgisi arama davranışında bulunabilmektedir. Kişilerin sağlık bilgisi arama davranışında bulunması, ilaçlara ve hastalıklara karşı alınacak önlemler hakkında daha bilinçli ve daha doğru karar verebilmeleri açısından önem taşımaktadır. Salgın dönemlerinde oluşan kaos ortamlarında kişilerin sağlık bilgilerine zamanında, doğru ve yeterli bir şekilde erişebilmelerinin önemi artmaktadır. Bu nedenle böyle özel dönemlerde bireylerin sağlığa ilişkin bilgi arama davranışları önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Covid-19 pandemisi döneminde Ankara’da yaşayan 18 yaş ve üzerindeki kişilerin sağlık bilgisi arama davranışlarını incelemektir. Araştırmada Medlock ve diğerleri (2015) tarafından geliştirilen ve Kilit (2018) tarafından kullanılan ölçekten yararlanılmış ve ölçek pandemi sürecine uyarlanarak anket formu oluşturulmuştur. Anket uygulaması çevrimiçi olarak yapılmıştır. Anketlerden elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, Covid-19 pandemisi döneminde katılımcıların sağlık bilgisi arama davranışları ile cinsiyetleri, meslekleri, yaşları ve eğitim düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Literatür taramalarında pandemi sürecinde bireylerin sağlık bilgisi arama davranışlarına yönelik sınırlı çalışmaların olduğu görülmesi ile birlikte bu çalışmanın daha sonra yapılacak olan farklı araştırmalara ışık tutması beklenmektedir.Individuals may seek health information from various sources for the health of themselves and the people around them. It is important for people to be in the behavior of seeking health information in order to be able to make more conscious and more accurate decisions about the precautions to be taken against drugs and diseases. The importance of people's timely, accurate and adequate access to health information is increasing in chaos environments that occur during epidemic periods. For this reason, individuals' health-related information seeking behaviors gain importance in such special periods. The aim of this study is to examine the health information seeking behaviors of people aged 18 and over living in Ankara during the Covid-19 pandemic. In the study, Medlock et al. (2015) and used by Kilit (2018), and a questionnaire form was created by adapting the scale to the pandemic process. The survey application was made online. SPSS package program was used to analyze the data obtained from the questionnaires. As a result of the research, it was determined that there was a statistically significant difference between the health information seeking behaviors of the participants and their gender, occupation, age and education level during the Covid-19 pandemic period. It is expected that this study will shed light on different studies to be conducted in the future, as there are limited studies on the health information seeking behaviors of individuals during the pandemic process in the literature reviews

    Migration from the gender perspectives and the right of self-determination of young refugee women

    No full text
    Bu araştırma, toplumsal cinsiyet bakış açısıyla, evli genç mülteci kadınların evlilik içindeki cinsiyet rollerine ilişkin deneyimlerine dayalı olarak “haklarına” dair farkındalıklarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, “nitel” araştırma yaklaşımlarında kullanılan “fenomenoloji” deseninde tasarlanmıştır. Araştırmanın öznesi olan Suriye uyruklu 26 genç mülteci kadın ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler sonucunda elde edilen bulgular, sosyo-demografik özellikler ve erkek egemen toplumlarda kadınlara atfedilen toplumsal cinsiyet pratikleri sonucu meydana gelen toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri üzerinden “Genç Mülteci Kadınların Kendi Kaderini Tayin Hakkı” ana temasında ele alınarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda genç mülteci kadınların ataerkil toplumdaki görünmezliği ile mücadele etmek ve maruz kaldıkları “hak” ihlallerini önlemek adına “güçlenme” ihtiyaçlarının olduğu ve buna yönelik çalışmaların yapılması gerektiği tespit edilmiştir.This research was carried out to examine the awareness of married young refugee women about their “rights” based on their experiences of gender roles in marriage from a gender perspective. The research has schemed in the “phenomenology” pattern used in “qualitative” research approaches. The findings obtained as a result of in-depth interviews with 26 young refugee women of Syrian nationality, who are the subjects of the research, are discussed in the main theme of “Young Refugee Women’s Right to Self- Determination” through sociodemographic characteristics and gender inequalities that occur as a result of gender practices attributed to women in patriarchal societies. As a result of the evaluation made within the scope of the research findings, it has been determined that there is a need for “empowerment” and studies that should be carried out in order to combat the invisibility of young refugee women in the patriarchal society and to prevent the violations of “rights” they are exposed to

    Meaning of age-friendly city and contributions to active ageing: the case of İzmir city in the 100th year of the republic

    No full text
    Dünya genelinde yaşlı nüfus oranının arttığı ve artmaya devam edeceği öngörülmektedir. Artan yaşlı nüfusun beraberinde getirdiği sosyal sorunlara ve yaşlı insanların çeşitlenen ihtiyaçlarına çözüm bulabilmek için uluslararası kuruluşlar 1980’li yıllardan bu yana çaba sarf etmektedir. Bu kuruluşlardan biri olan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yaşlanma sürecini ele alırken aktif yaşlanmanın desteklenmesi konusunu öncelemekte dünya genelindeki kent, belediye ya da kasaba gibi topluluklarda aktif bir yaşam sürülebilmesi için “Yaşlı Dostu Kent” kavramı üzerinde durmaktadır. Bu kapsamda bu çalışmada, “Yaşlı Dostu Kent” bağlamında İzmir ilinde yaşlılık alanında aktif rol oynayan birtakım öznelerin (yaşlılar, yerel ve merkezi yönetim temsilcileri, akademisyenler, STK temsilcileri) yaşlı dostu kenti tanımlama biçimleri ile yaşlı dostu kent ve aktif yaşlanmayı nasıl değerlendirdikleri incelenmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda nitel araştırma deseni benimsenmiş olup fenomenolojik yaklaşımla katılımcılardan elde edilen bulgular “yaşlı dostu kent” ve “aktif yaşlanma” boyutuyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda yaşlı dostu kent tanımlamalarının her grup açısından farklılık gösterdiği; bunun yanında tüm katılımcıların tanımlamada farklılaştığı yaşlı dostu kent tasarımının aktif yaşlanmayı destekleyeceği sonucuna ulaşılmıştır.It is predicted that the proportion of the older adult population worldwide is increasing and will continue to increase. International organizations have been making efforts since the 1980s to find solutions to the social problems brought about by the increasing older adult population and the diversifying needs of older adults. The World Health Organization (WHO), one of these organizations, argues that an important issue to be addressed in the aging process is to support active aging and at this point, the concept of an "Age-Friendly City" is emphasized in order to lead an active life in communities such as cities, municipalities or towns around the world. In this context, in this study, in the context of an "age-friendly city", the ways in which some actors (older adults, local and central government representatives, academicians, NGO representatives) who play an active role in the field of aging in Izmir province define the age-friendly city and how they evaluate the age-friendly city and active aging are examined. In line with the purpose of the study, a qualitative research design was adopted and the findings obtained from the participants with a phenomenological approach were evaluated with the dimensions of "age-friendly city" and "active aging". As a result of the research, it was concluded that the definitions of the age-friendly city differed for each group; in addition, it was concluded that the design of the age-friendly city, which all participants differed in the definition, would support active aging

    Hukuki boyutuyla bakım ve barınma hizmeti veren ticari işletmelerde pandemi süreci

    No full text
    Bakım ve barınma hizmetinin sunulduğu ticari işletmelerde organize şekilde bir toplu yaşam sürdürülmektedir. Bu tür ticari işletmelerde yalnızca hizmet alanlar değil hizmet verenler de bu organizasyonun içinde yoğun bir şekilde yer almaktadır. Dolayısıyla da pandeminin etkisi bakım ve barınma hizmetlerinin sunulduğu ticari işletmelerde çok daha fazla hissedilir olmuştur. Pandemi sürecinin sözleşmeler hukukuna da yansımasının olduğu yadsınamaz bir gerçeklik taşımaktadır. Bu kapsamda pandemi, bazı sözleşmelerin sona ermesine sebep olurken bazı sözleşmeleri değiştirmekte, bazılarına uyarlama imkânı getirmekte, kimi sözleşmeler için ise sözleşmenin ayakta kalmasıyla birlikte sözleşmede bedel indirimi veya iadesi gibi sonuçlar doğurmaktadır. Bakım ve barınma hizmeti sunan ticari işletmelerin de sözleşme ile hizmet sunduğu dikkate alındığında söz konusu ticari işletmelerin pandemi süreci ile birlikte ortaya çıkan çeşitli sonuçlardan etkilenmemesi mümkün değildir. Pandemi döneminde bazı müesseseler bakımından geçici düzenlemelere gidilmiş, bununla beraber bazı müesseseler bakımından ise doktrinsel görüşler ve yargı kararları ekseninde uyuşmazlıklar çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda pandemi sürecinde borçlar hukuku alanında, özellikle de borçların ifası yönünden, en çok değerlendirilen konulara örnek olarak pandeminin, işyeri kira sözleşmelerine, inşaat sözleşmeleri özelinde eser sözleşmelerine, paket tur ve geçici konaklama sözleşmelerine ve özel okul sözleşmelerine etkisini saymamız mümkündür. Şunu da ifade etmek gerekir ki bu tür düzenlemeler, görüşler ve kararlar yalnızca borçlar hukuku alanında değil neredeyse hukukun bütün alanlarında kendi alanlarına özgü olmak suretiyle yer bulmuştur

    Disiplinlerarası yaklaşımla kültürel miras yönetimi

    No full text
    Kültür, insanoğlunun gündelik yaşamının bir parçası olarak tarihsel süreç içerisinde oluşturduğu, geliştirdiği ve zamanla değiştirip dönüştürdüğü maddi ve manevi olan her şeyidir. Bu kapsamda; toplum üyelerinin giyim kuşamlarından yeme-içme davranışlarına, barınma ve yerleşim düzeninden dinsel inanış ve ritüellerine, toplumdaki örgütlenme biçimlerinden anlamlandırdığı ideolojilerine kadar birçok şey toplumları, daha açık bir ifadeyle kültürleri yansıtan gerçekliğin birer parçasını oluşturmaktadır. Kültür, insanın yaşamına yönelik somut ve somut olmayan tüm yönleri kapsamaktadır ve tarihsel açıdan geçmişten gelen kökleri barındırmaktadır

    The Incidence of central serous chorioretinopathy in bank employees

    No full text
    Purpose: This study aimed to compare the incidence of Central Serous Chorioretinopathy (CSC), which is thought to be associated with stress, in bank employees and the frequency of its detection in routine outpatient clinic examinations. Material and Methods: In this retrospective study, we reviewed data from 891 active bank employees aged between 26-61 years who presented to our clinic between May 2021 and May 2022. A complete ophthalmological examination including visual acuity, intraocular pressure, anterior and posterior segment examination as well as OCT scan (Spectralis OCT, Heidelberg Engineering, Heidelberg, Germany) and FFA (CANON EOS, CF-1) were performed in all cases diagnosed with CSCR. Equal number for age- and gender-matched cases who presented for routine eye controls were determined as the control group. Results: We retrospectively screened 891 (401 women, 490 men) bank employee. Active CSCR was diagnosed in 7 patients. In addition, we retrospectively evaluated data from 891 age- and gender-matched subjects (401 women, 490 men) as controls. Active CSCR was diagnosed in only 1 patient in the control group. The CSCR incidence was calculated as 0.008 in bank employees whereas 0.001 in the control group, indicating a significant difference between the groups. (p<0.001) Conclusion: In this study, the rate of CSCR diagnosis was found to be significantly higher in bank sector employees. This study suggests that it is necessary to be very careful in terms of posterior segment findings in the examination of employees from banking sector

    İklim değişikliği ve sağlık

    No full text
    1. GİRİŞ Bir bölgede uzun bir süre zarfında ortalama hava koşullarının incelenmesi iklim olarak tanımlanmaktadır (WMO, 2020a). Dünya Meteoroloji Örgütü (DMÖ), küresel ölçekte gezegenimizin iklimini inceleyerek meydana gelen değişimleri, canlıların uyumu ve aşırı riskli durumların yönetimi için kanıt havuzu oluşturmaktadır. İklim değişikliği insan hayatını ve sağlığını önemli ölçüde etkileyen gerekli önlemler alınmazsa hayati risk taşıyan bir boyuta ulaşmış durumdadır (WHO, 2015a). Raporlara göre, iklim değişikliğine karşı küresel çapta verilen mücadelede tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendirilen Paris İklim Anlaşması’nın hedeflerinin gerçekleştirilmesi ile sadece hava kirliliğinin azaltılmasına bağlı olarak 2050 yılına kadar yaklaşık bir milyon kişinin hayatı kurtarılabilir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2030 yılından sonraki 20 yılda iklim değişikliği kaynaklı ek beş milyon ölüm öngörmektedir. Bu öngörüye kentleşme, göç, nüfus artışı ve yaşlanma hesaba katılmamıştır bu da 2050 yılına kadar daha fazla ölüm gerçekleşeceğini göstermektedir(WHO, 2014a)

    171

    full texts

    582

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    İzmir Kavram Vocational School Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇