Kırşehir Ahi Evran University Institutional Repository
Not a member yet
    6557 research outputs found

    Comparison of the diagnoses, the outpatient clinics they visited, and the number of visits of patients with and without a diagnosis of fibromyalgia syndrome: Do patients with fibromyalgia syndrome come to the hospital more often? [Fibromiyalji sendromu tanısı olan ve olmayan hastaların başvurdukları poliklinik bölümleri, başvuru sayıları ve aldıkları tanıların karşılaştırılması: Fibromiyalji sendromu tanısı olan hastalar, hastaneye daha mı sık geliyor?]

    Get PDF
    Summary Objectives: Fibromyalgia syndrome (FMS) has a wide spectrum of symptoms that includes all body parts. So FMS is a great imitator. This brings to mind the possibility that fibromyalgia patients visit outpatient clinics in many departments more than non-fibromyalgia patients. However, there is not enough data on this subject. This study aims to compare the number of outpatient visits of patients with FMS with those without a diagnosis of FMS and to examine their diagnoses. Methods: The diagnoses of 140 patients (70 with fibromyalgia and 70 controls), and departments of the outpatient clinics they visited were analyzed retrospectively. In the control group, patients who visited the same outpatient clinic with the complaint of knee pain, but who did not have FMS and who had never been diagnosed with FMS before, were recruited as age- and gender-matched. Results: The total number of outpatient clinic visits, as well as the number of visits to physical medicine and rehabilitation, obstetrics and gynecology, general surgery, internal medicine, and psychiatry departments, were significantly higher in fibromyalgia group patients compared to the control group. In addition, the number of diagnoses in the 5th chapter (mental, behavioral, and neurodevelopmental disorders, F01-F99) of International Classification of Diseases-10 was significantly higher in the fibromyalgia group. Conclusion: It should be kept in mind that patients with FMS visit more hospitals and outpatient clinics than other patients. Physicians and patients should be informed about this issue to reduce unnecessary health costs

    Effects of closed and open kinetic chain exercises on pain, muscle strength, function, and quality of life in patients with knee osteoarthritis

    Get PDF
    OBJECTIVE: Therapeutic exercises are well documented for the treatment of osteoarthritis; there is less evidence on what the effect of closed kinetic chain exercises is for knee osteoarthritis. The aim of this study was to investigate the effects of open kinetic chain exercises and closed kinetic chain exercises on pain, muscle strength, functional status, and quality of life in patients with knee osteoarthritis. METHODS: The study included a total of 60 patients with primary unilateral knee osteoarthritis grade I and II. The patients were categorized into three groups as open kinetic chain exercises (n=20), closed kinetic chain exercises (n=20), and control group (n=20). The outcome measures, including pain, isokinetic muscle strength, functional status, and quality of life, were collected at baseline and at the end of 6 and 12 weeks. RESULTS: Closed kinetic chain exercises and open kinetic chain exercises had significant improvement in pain, muscle strength, WOMAC, and SF-36 scores after the treatment and at their 6th and 12th week follow-ups compared to their baseline values and compared to the control group (p[removed]0.05). Closed kinetic chain exercises and open kinetic chain exercises were similar for knee osteoarthritis grade I and II. Closed kinetic chain exercises could be safely added to the exercise programs of patients with low-grade knee osteoarthritis

    Cumhuriyet Ve Son Posta Gazetelerinde Sovyetler Birliği Algısı (1930 – 1936)

    Get PDF
    Türkiye ile Sovyetler Birliği ilişkileri, Milli Mücadele yıllarında dostane biçimde başlamıştı. Bununla birlikte Sovyetler Birliği bir yandan kabul ettiği yeni yönetim şeklini sağlamlaştırma diğer yandan da Batılı ülkelerle bozulan ilişkilerini düzeltme çabası içindeydi. Türkiye ise Lozan Antlaşması ile kabul ettirdiği egemenliğini Batı dünyasına benimsetmeye çalışıyordu. İki ülke Batılı emperyalist devletler ile sorunlu geçen bu dönemde antlaşmalar yoluyla dostluklarını pekiştirmişti. Bütün dünyayı saran 1929 ekonomik buhranı ile başlayan yeni süreçte Batı’dan destek almak imkansız hale geldi. Krizin yarattığı ekonomik daralmayı sahip olduğu sosyalist üretim modeli ile en düşük seviyede yaşayan Sovyetler Birliği’ne karşı Türk devlet adamlarının ilgisi artarken dönemin basın organları ve yazarları arasında da paralel bir ilginin geliştiği görülmektedir. 1930-1932 yıllarını kapsayan dönemde iki ülke ilişkileri dışişleri bakanlarının karşılıklı ziyaretleri sonucunda ticaret, silahsızlanma ve Karadeniz konularında yapılan antlaşmalar ile geçmiştir. Bu dönemde Türkiye aleyhine dış ticaret iki ülke ilişkilerindeki en olumsuz özelliktir. 1932 yılında İsmet Paşa’nın Moskova ziyareti sonrası, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye mali, sanayi, tarımsal alanlarda açıktan destek olmaya başladığı dönemdir. Türkiye’nin devletçi ekonomi modelini benimsemesiyle birlikte Sovyet uzmanlarının kontrolünde devlet yatırımları yapılmıştır. Türkiye ekonomik kalkınmasını Sovyetler Birliği rehberliğinde yürütmektedir. Bunun yanında sinema, edebiyat, resim alanlarında Sovyetler Birliği’nden eğitim almak adına iki ülke arasında ziyaretler yapılmıştır. Cumhuriyet gazetesi iki ülke arasındaki yakınlığı gösterebilmek için coşkulu, ayrıntılı, ama olumsuzlukları görmezden gelen bir habercilik anlayışını kullanmıştır. Son Posta gazetesi 1932 yılına kadar Sovyetler Birliği’ne dair neredeyse olumlu hiçbir yapmamış, bu tarihten sonra ise iki ülke ilişkileri ile ilgili haberleri sade ve yorumsuz bir dille vermeye başlamıştır

    Şehirlerde Bulunan Park Ve Bahçelerdeki Ağaç Yoğunluğunun Belirlenmesinde Dron Yardımıyla Çekilen Görüntülerin İşlenmesi

    No full text
    Modern teknolojilerin tanıtılması gereken en önemli yönlerden biri çevresel boyuttur. İçinde yaşadığımız çevre, kaynaklarının korunmasını içerir ve bu kaynakların en önemlisi ağaçlardır. Bilgisayar görüşü ve makine öğrenimi algoritmalarındaki görüntü tanımadaki büyük ilerlemeler, orman yönetimine yardımcı olacak araçlar sağlamayı amaçlamaktadır. Ağaçların taçlarını belirlemek için drone tarafından yakalanan görüntülerin işlenmesi için akıllı araçlar sağlanabilir. Yüksek biyoçeşitlilik, hem bireysel hem de bölge çapında doğal kaynakları korumak ve yönetmek için stratejiler gerektirir. Bu yazıda makine öğrenimini kullanıyoruz ve ağaç tespiti ve sınıflandırması için otomatik bir yaklaşım geliştirmeye odaklanıyoruz. Sistem, Irak Selahaddin'deki hurma ormanlarının fotoğrafları ve çevresine uygulanmıştır. Sistemi eğitmek ve test etmek için veri seti olarak yüksek çözünürlüklü görüntüler kullanılmıştır. Palmiye ağaçları için ağaç tacı tespit doğruluğu %92'ye ulaşırken, ekili alanların tespiti için testler yapılıyor. Bireysel ağaç taçlarının tespiti ve karakterizasyonu, palmiye ağaçları için bir orman gözetim yaklaşımı geliştirmenin ilk adımıdır. Ormanların durumu açıklanabilir ve önerilen sistemimizin bir çıktısı olarak tanımlayıcı bir analiz sağlanabilir

    Preface

    No full text
    ..

    Exergy and sustainability-based optimisation of flat plate solar collectors by using a novel mathematical model

    No full text
    A novel mathematical model was used to estimate optimum tilt and azimuth angles, considering exergoeconomic and sustainability aspects. This approach made the solar collector’s performance evaluation independent of experimental precision. The optimal angles of 41.191°, 10.038° for Izmir maximised the total surface radiation, exergetic efficiency, exergetic sustainability index, and minimised the destruction and cost rates due to the enhanced useful exergy stream. However, for thermal efficiency maximisation, useful collected solar energy and total surface radiation competed, leading to lower tilt and azimuth angles (0, –0.008). A multi-objective optimisation process chose the pair (0, 259.428) to maximise first law efficiency and exergoeconomic factor. Copyright © 2023 Inderscience Enterprises Ltd

    Hemşirelerin Problem Çözme Yeteneklerine Güven Düzeylerinin, İş Tatmini Ve Örgütsel Bağlılıkları Üzerine Etkisi

    No full text
    Sağlık profesyonellerinin etkili, güven verici ve kaliteli uygulamalar yapabilmeleri, uygulamalarında ortaya çıkan sorunlara uygun çözümler bulabilmeleri ve bakım kalitesini artırabilmeleri için problem çözme becerilerine sahip olmaları ve bu becerileri geliştirmeye çaba göstermeleri kritik öneme sahiptir. Araştırma hemşirelerin problem çözme yeteneklerine olan güvenlerinin, iş tatmini ve örgütsel bağlılıkları üzerine etkilerini belirlemeyi ve bu değişkenlerin birbirleri arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılmasını amaçlayan tanımlayıcı ve ilişki arayıcı modeldedir. Araştırmanın evreni Kırşehir merkezindeki bir özel hastanede görev yapan, araştırmaya katılmayı kabul eden ve dahil edilme kriterlerine uyan hemşireler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri tanıtıcı bilgi formu, Kişilerarası Problem Çözme, İş Doyumu ve Örgütsel Bağlılık ölçekleri ile toplanmıştır. Araştırmada hemşirelerin problem çözme yeteneklerine olan güvenleri ile iş doyumu ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi araştırmak için Yapısal Eşitlik Modeli analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Kişiler Arası Problem Çözme değişkeninin, Örgütsel Bağlılık (γ= 0,82) ve İş Doyumu (γ= 0,89) değişkenleri üzerinde yüksek düzeyde etkisinin olduğu saptanmıştır. Çalışmanın sonunda hemşirelerin problem çözme yetkinliklerini, iş tatminlerini ve örgütsel bağlılıklarını artırabilecek hizmet içi eğitimler, uygulamalar ve farklı çalışmalara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur

    Karpal Tünel Sendromu Tedavisinde Farklı Basınçlardaki Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisinin Etkinliğinin İncelenmesi

    Get PDF
    Karpal tünel sendromu (KTS), el bileği seviyesinde n. medianus’un sıkışması sonucu meydana gelen ve sık karşılaşılan bir tuzak nöropatidir. Hafif ve orta şiddetteki KTS’nin tedavisi konservatif, ileri şiddetteki KTS’nin tedavisi cerrahidir. Son yirmi yılda kas iskelet sistemi patolojilerinin tedavisinde kullanılmaya başlanan Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisi (EŞDT-Extracorporeal Shock Wave Therapy-ESWT) KTS’de yeni bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaya devam etmektedir. EŞDT yüksek şiddetli ses dalgalarının vücudun belirli alanlarına uygulanması ve tedavi edici etki oluşturması prensibiyle çalışan yeni bir tedavi yaklaşımıdır. Literatürde KTS tedavisinde EŞDT’nin etkinliğini inceleyen çalışmalarda farklı basınç parametreleri kullanılmıştır. EŞDT’nin KTS üzerinde iyileştirici etkisi gösterilmiş olsa da hangi basınç parametresinin daha etkili olduğu konusunda bir fikir birliği yoktur. Dolayısıyla bu çalışmada farklı basınç parametrelerinde uygulanan EŞDT’nin KTS tedavisindeki etkinliği incelenmiştir. Bu çalışmaya, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran yaş aralığı 18-65 olan 40 KTS’li hasta alınmıştır. Sonuç ölçeği olarak; ağrı değerlendirmesi, eklem hareket açıklığı değerlendirmesi, el kavrama kuvveti ölçümü, pinç kuvveti değerlendirmesi, Boston Karpal Tünel Sendromu Anketi değerlendirmesi (BKTSA) ve Elektromyografi (EMG) kullanılmıştır. Her iki gruba da haftada 3 gün toplam 3 hafta 10 dk parafin, 20 dk Transkutanöz Elektiriksel Sinir Uyarımı (TENS), 3 kez 10 tekrar tendon kaydırma egzersizi yapılmıştır. Buna ek olarak her iki gruba da (bir grup 4 bar diğer grup 1,5 bar basınçlarında olmak üzere) haftada bir kez EŞDT uygulaması yapılmıştır. Ölçümler tedaviden önce, tedaviden sonra ve tedavi bitiminden sonra 12. haftada yapılmıştır. Çalışmamızdaki bulgulara göre hafif ve orta şiddetteki Karpal Tünel Sendromu bulunan olgularda EŞDT‘nin hem düşük basınçta hem yüksek basınçta KTS semptomlarını azalttığı görülmüştür. Gruplar arası karşılaştırmada ise sadece EHA fleksiyon parametresinde 1.5 bar lehine, KTS şiddeti, Elektromiyografi (EMG) duyu parametreleri ve Görsel Analog Skalası (GAS) gece parametresinde ise 4 bar lehine anlamlı etki bulunmuştur

    Beden Eğitmi Ve Spor Öğretmenlerinin Uzaktan Eğitime Yönelik Tutumlarının İncelenmesi

    No full text
    Bu çalışmada beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Betimsel tarama modelinin kullanıldığı araştırma 2022-2023 yılları arasında Gaziantep ilindeki T.C. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda faal olarak görev alan 251‟i si erkek 104‟ ü kadın olmak üzere toplam 355 beden eğitimi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada verilerin elde edilmesinde; araştırmacı tarafından geliştirilen sekiz maddelik “Tanılayıcı Bilgi Formu” ve öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla Ağır vd. (2008) tarafından geliştirilen “Öğretmenlerin Uzaktan Eğitime Karşı Olan Tutumları Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin çarpıklık ve basıklık değerlerin normal dağılım göstermesi sebebiyle parametrik testlerler “ikili grup karşılaştırmalarında t testi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında ANOVA testi ve gruplar arası farklılığın tespiti için Post Hoc Tukey çoklu karşılaştırma testi” uygulanmıştır. Araştırmanın analizleri sonucunda beden eğitimi öğretmenlerinin demografik değişkelerden cinsiyet, medeni durum, pandemi öncesi deneyime sahip olma ve kıdem yılı açısından uzaktan eğitime yönelik tutumlarında farklılık tespit edilirken; eğitim düzeyi, okul bölgesi, okul türü ve günlük internet kullanım süresi açısından farklılık tespit edilmemiştir. Sonuç olarak beden eğitimi öğretmenlerinin cinsiyet, medeni durum, pandemi öncesi deneyim ve kıdem yılları gibi değişkenlerin uzaktan eğitimin sınırlılıkları veya avantajlarına yönelik algılarında anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir

    Comparison of respiratory functions, muscle strength, and physical activity among children with primary ciliary dyskinesia with and without Kartagener’s syndrome and healthy controls

    Get PDF
    Introduction: Kartagener’s syndrome (KS), consisting of bronchiectasis, situs inversus totalis, and sinusitis, is a subtype of primary ciliary dyskinesia (PCD). The presence of KS may affect respiratory and physical functions. Purpose: This study aimed to compare respiratory functions, exercise capacity, muscle strength, and physical activity levels among children with PCD with/without KS and healthy peers. Methods: Fifteen patients with KS, 23 with PCD without KS, and 27 controls were compared. Pulmonary function, functional exercise capacity (6-minute walk test − 6MWT), maximal inspiratory, expiratory (MIP, MEP), and skeletal muscle strength, inspiratory muscle endurance (IME), and physical activity level were evaluated. Results: The forced expiratory volume in one second (FEV1) % (p =.009), forced expiratory flow from 25%-75% (FEF25–75%) % (p =.001), MIP (p =.034), MEP (p =.003), 6MWT distance (p =.001), and daily steps (p =.034) were significantly different among the groups. Quadriceps femoris (QF) muscle strength and IME were similar in groups (p ˃.05). FEV1% (p =.002), FEF25–75% % (p =.001), MIP (p =.027), MEP (p =.001), and 6MWT distance (p =.003) in patients with KS; 6MWT distance (p =.003) in patients with PCD without KS was significantly lower than controls. Conclusion: The presence of KS affects pulmonary function, respiratory muscle strength, and physical activity more. Exercise capacity and physical activity levels are decreased, inspiratory muscle endurance and QF muscle strength are preserved in patients with KS and PCD without KS. Kartagener’s syndrome further impairs pulmonary and extrapulmonary outcomes; the reasons should be investigated, and the necessity of rehabilitation approaches that will prevent deterioration come to the fore. © 2023 Taylor & Francis Group, LLC

    3,945

    full texts

    6,557

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Kırşehir Ahi Evran University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇