Kırşehir Ahi Evran University Institutional Repository
Not a member yet
6557 research outputs found
Sort by
Electrochemical strategies for determination of tert-butyl hydroquinone (TBHQ) in food samples
Tert-butyl hydroquinone (TBHQ) is a member of the synthetic phenolic antioxidant family that prevents the formation of free radicals and prevents radicals from damaging cells by trapping them. In addition, TBHQ is widely preferred as an additive in foods and vegetable oils because of its low cost and high chemical stability. TBHQ is not only a food preservative but is also frequently used as a stabilizer to prevent auto-polymerization in cosmetics, biodiesel, pharmaceuticals, coating products, and different application areas. TBHQ has been shown to cause diseases, such as DNA damage, carcinogenesis, and cell apoptosis, when administered at high doses. Excessive consumption of TBHQ causes adverse effects, such as stomach tumors, liver damage, and underdevelopment of the reproductive system. Different analytical methods have been used to detect TBHQ in food samples. The most important of these methods are traditional analytical methods such as chromatographic and spectrophotometric methods. However, these methods have basic shortcomings such as high analysis costs, long pre-processing, expensive equipment, need for many organic solvents, requiring expertise, and long detection times. In recent years, electrochemical sensors have attracted attention in the scientific world owing to their high sensitivity, fast analysis time, portability, low cost, and convenience of miniaturization. This review discusses electrochemical studies performed to date for the determination of TBHQ in food samples. The methods used in these studies have been evaluated in a wide range of aspects, such as the electrode, working range, detection limits, and analytical applications. © The Author(s) 2024
Genelleştirilmiş İntegral Dönüşümleri Ve Bazı Kesirli Türev İçeren Problemlere Uygulamaları
Bu tez çalışmasında, çeşitli bilim dallarında önemli uygulama alanları olan, integral
dönüşümlerinin genelleştirilmiş formları incelenmiştir. ̇İlk olarak, genelleştirilmiş Fourier,
Fourier sinüs, Fourier kosinüs, Laplace ve Mellin dönüşümleri ile bunların ters dönüşümleri
tanımlanmış, bu dönüşümlerin temel özellikleri incelenmiş ve elementer fonksiyonlara
uygulamaları örneklerle açıklanmıştır. Ardından, genelleştirilmiş integral dönüşümleri
kullanılarak çeşitli adi, kısmi ve kesirli diferansiyel denklemlerin çözümleri elde edilmiştir.
Son olarak, genelleştirilmiş integral dönüşümlerinin tabloları verilmiş ve bu dönüşümlerin
farklı parametreler altında nasıl davrandığını görselleştirmek amacıyla, bazı grafikler
sunulmuştur
The Effect of Linseed Oil/Canola Oil Blend on the Coating and Thermal Properties of Waste PET-Based Alkyd Resins
This study aims to prepare oil-modified alkyd resins using a linseed oil/canola oil (LO/CO) blend and waste PET depolymerization product, suitable for environmentally friendly coating applications. Waste PET flakes obtained from grinding post-consumer water bottles were depolymerized by the aminoglycolysis reaction at high pressure. Raw depolymerization product (DP) was used in the synthesis of four components, 50% oil alkyd resins by monoglyceride method. DP has partly replaced the dibasic acid component in the PET-based alkyd formulations. Besides PET-based alkyds, reference alkyds without DP were also synthesized for comparison. Then, the surface coating properties and thermal behaviors of alkyd films were determined. The effect of DP usage and the changing ratios of LO/CO blend on coating properties and thermal behaviors of alkyd films were investigated. In addition, the optimum LO/CO blend ratio which is compatible with alkyd formulation was attempted to be determined. At the end of this study, glossy, soft/medium-hard films were obtained with excellent adhesion, impact strength, and chemical resistance. Thermal resistance and final thermal oxidative degradation temperature increased with adding DP to the alkyd formulation. Using LO/CO blend in the formulations affected oxidation rate and ratio, hence, drying time/ degree and oxidative stability of alkyd films
Investigation of the Effect of Boron Oxide and Beeswax on Workability and High-Temperature Performance of Bitumen
In recent years, various studies have shown that boron-containing additives improve the rutting performance of the bituminous pavements. However, in these studies, it was stated that these additives would decrease the workability of the bitumen and increase energy required for the construction of the pavement. On the other hand, it has been shown in many studies that waxes increase the workability of the bitumen. In this study, it was aimed to obtain bitumen with high rutting resistance and workability by adding boron oxide (BO) and beeswax (BW) to bitumen. Therefore, modified bitumen was produced by adding BO and BW at different ratios to a 50/70 penetration grade base bitumen. Then, the chemical, physical, and rheological properties of modified bitumen samples were investigated by various experiments. As a result, it has been observed that BO increases the high-temperature performance and viscosity of bitumen; on the other hand, BW decreases rutting resistance and viscosity. When BO and BW were added together to the bitumen, the negative impact of BO on workability and the negative impact of BW on high temperature performance were significantly eliminated. Especially, in 1BO + 1BW and 3BO + 3BW bitumens, the high-temperature performance of the bitumen improved without decreasing the workability
İnternet Tabanlı Rehber Destekli Müdahale Programının (Ertele-Me) Üniversite Öğrencilerinin Erteleme Davranışı Üzerindeki Etkisi
Bu çalışmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin erteleme davranışlarını azaltmayı
hedefleyen ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımı temelinde tasarlanmış bir internet tabanlı
kendi kendine yardım müdahale programı olan Ertele-Me’nin geliştirilmesi ve etkililiğinin
değerlendirilmesidir. TÜBİTAK desteğiyle geliştirilen bu program, “Erteleme Davranışını
Anlama”, “Öz Düzenleme ve Zaman Yönetimi”, “Erteleme Bahaneleri ile Başa Çıkma”,
“Davranışsal Stratejiler Belirleme” ve “Öğrendiklerimi Değerlendirme” başlıklarından oluşan beş
modülden meydana gelmiştir. Program, katılımcıların erteleme davranışlarını anlamalarını, öz
düzenleme ve zaman yönetimi becerilerini geliştirmelerini ve erteleme davranışı ile başa çıkmaya
yönelik davranışsal stratejiler oluşturmalarını amaçlamaktadır. Araştırma, nicel yöntemlerden
deneysel desen ile gerçekleştirilmiş ve katılımcılar deney ve kontrol gruplarına ayrılmıştır.
Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Tuckman Erteleme Davranışı Ölçeği (TEÖ), Depresyon, Anksiyete
ve Stres Ölçeği (DASS-21) ve Zaman Yönetimi Ölçeği (ZYÖ) kullanılarak toplanmıştır. Analiz
sonuçları, deney grubunda erteleme davranışlarında anlamlı bir azalma ve zaman yönetimi
becerilerinde önemli bir artış olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, deney ve kontrol
gruplarının son test erteleme davranışı puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ancak,
deney grubunun ön test ve son test sonuçları arasındaki anlamlı farklılık, Ertele-Me programının
katılımcılar üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Sonuçlar, bilişsel davranışçı terapi
temelli internet tabanlı müdahalelerin erteleme davranışı ile başa çıkmada etkili olduğunu ve bu
tür müdahalelerin üniversite öğrencilerinin akademik ve kişisel yaşamlarını olumlu yönde
destekleyebileceğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, internet tabanlı psikolojik destek alanında
Türkiye’de gerçekleştirilen özgün uygulamalardan biri olarak, gelecekteki araştırmalar ve
uygulamalar için önemli bir zemin sunmaktadır
Atorvastatin Ve İrinotekan'ın Meme Kanseri Üzerindeki Etkisinin Araştırılması
Statinler, keşfedilen ilk kolesterol düşürücü ajanlardır. Kolesterol kan düzeylerini
önemli ölçüde düşürme yetenekleri nedeniyle, uluslararası kılavuzlar statinleri
hiperkolesterolemi için birinci basamak tedavi olarak kabul etmektedir. Statinler, kolesterol
ve metabolitlerinin sentezini inhibe ederek çeşitli kanser türlerinde antiproliferatif etkiler
göstermiştir. Bir dizi gözlemsel çalışma, statin kullanıcılarında kanser başlangıcında bir risk
azalması veya kanser sonuçlarında iyileşme olduğunu bildirmiştir. Farklı kanser türleri
üzerinde gerçekleştirilen birçok in vitro ve in vivo çalışma, statinlerin kanser hücresi
proliferasyonunu ve metastazı inhibe ettiği moleküler mekanizmaların altını çizmiştir. Bu
mekanizmalar, statinlerin kanser tedavisi ve önlenmesinde kullanılmasının temeli olarak
kabul edildi. Statinlerin antiproliferatif etkileri, hem mevalonat yolunun inhibisyonunun hem
de pleiotropik etkilerinin, yani antioksidan, antiinflamatuar ve immün modülatör
özelliklerinin bir sonucudur ve hastanın sağkalımı ve kanser nüksü üzerinde büyük bir etkiye
sahiptir. Bu çalışmasında, Atorvastatin ve İrinotekan‟ın ayrı ayrı ve birlikte, MDA-MB-231
meme kanseri hücreleri üzerindeki sitotoksik ve metastatik etkisi araştırılmıştır. Ayrıca
çalışmada Bcl-2, Akt-1 ve BAD proteinleri ile moleküler kenetleme analizleri yapılarak
çalışma sonuçları teorik olarak desteklenmiştir. Çalışma sonuçları bir ön çalışma niteliğinde
olup ileriki çalışmalarda moleküler mekanizmaları çalışılacak ve yeni tedavi metodlarının
keşfi yapılacaktır
The Relationship between Extracellular Fluid and Obstructive Sleep Apnea in Non-obese Patients
Objective: To evaluate the relationship between obstructive sleep apnea syndrome (OSAS) and the fluid change in composition throughout the night. Methods: The study included 92 non-obese patients who underwent polysomnography because of suspected OSAS. Weight and body composition analyses were applied using a Tanita DC-360 multi-frequency body composition analysis device. Results: In the correlation analyses between apnea/hypopnea index (AHI) values and independent variables, a positive relationship was determined with extracellular fluid shift (r: 0.381, p = 0.009) and change in neck circumference (r: 0.226, p = 0.031), and there was a negative relationship between disease severity and an increase in the number of daily steps taken (r: 0.208, p = 0.047). Conclusion: The results of the study clearly showed that movement to the neck area of fluid accumulated in the lower extremities and an increase in extracellular fluid were related to AHI values independent of body mass index (BMI). © 2021 Taylor & Francis Group, LLC
Tek Yıllık Çimin Anadolu Üçgülü Ve İskenderiye Üçgülü İle İkili Karışımlarında Farklı Biçim Zamanları Ve Karışım Oranlarının Verim Ve Kaliteye Etkileri
Araştırma tek yıllık çim (Lolium multiflorum Lam.), Anadolu üçgülü (Trifolium
resupinatum L.) ve İskenderiye üçgülü (Trifolium alexandrinum L.) ikili karışımlarında farklı
karışım oranları ve biçim zamanlarının verim ve kalite üzerine etkilerini belirlemek amacıyla
2023 yılında Kırşehir ekolojik koşullarında yürütülmüştür. Tek yıllık Çimin İlkadım,
İskenderiye üçgülünün Efsane ve Anadolu üçgülünün Demet-82 çeşitlerinin materyal olarak
kullanıldığı araştırma, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç
tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada bitki boyları tek yıllık çimde 73.2-82.3 cm,
Anadolu üçgülünde 69.4-75.9 cm ve İskenderiye üçgülünde 75.1-88.9 cm arasında, yaş ot
verimleri 2959.6-4602.3 kg da-1
, kuru ot verimleri 758.0-1121.0 kg da-1
, kuru otta Anadolu
üçgülü oranları %41.5-80.6, İskenderiye üçgülü oranları %44.6-81.3, ham protein oranları
%14.25-19.21, ham protein verimleri 112.1-205.0 kg da-1
, ADF oranları %28.5-33.37, NDF
oranları 44.77-54.74, SKM oranları %62.90-66.70 ve SKM verimleri 488.5-739.9 kg da-1
arasında belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular biçim zamanları ilerledikçe bitki
boylarındaki artışla beraber yaş ve kuru ot verimlerinin de arttığını, karışımların veriminin de
yalın ekimlerden üstün olduğunu göstermiştir. Karışımlarda baklagil oranı arttıkça ADF ve
IV
NDF oranları azalırken, ham protein ve sindirilebilir kuru madde oranları artmıştır. Verim ve
kalite faktörleri birlikte değerlendirildiğinde, araştırma sonuçlarına göre %25 TYÇ +%75 AÜ
ve %25 TYÇ +%75 İÜ karışımları yaş ot, kuru ot, ham protein verimi ve sindirilebilir kuru
madde verimi bakımından diğer yalın ekilen tür ve karışımlara göre daha yüksek performans
göstermişlerdir. Bir yıllık araştırma sonuçlarına göre, tek yıllık çimle Anadolu ve İskenderiye
üçgülü ikili karışımlarından yüksek verim ve kalitede kaba yem elde etmek için Kırşehir ve
benzer ekolojilerde %25 TYÇ +%75 AÜ ve %25 TYÇ +%75 İÜ karışımları yetiştirilmesi ve
beklenen performansı elde etmek içinde tam çiçeklenme döneminde biçilmeleri gerekir
Variable data structures and customized deep learning surrogates for computationally efficient and reliable characterization of buried objects
In this study, in order to characterize the buried object via deep-learning-based surrogate modeling approach, 3-D full-wave electromagnetic simulations of a GPR model have been used. The task is to independently predict characteristic parameters of a buried object of diverse radii allocated at different positions (depth and lateral position) in various dispersive subsurface media. This study has analyzed variable data structures (raw B-scans, extracted features, consecutive A-scans) with respect to computational cost and accuracy of surrogates. The usage of raw B-scan data and the applications for processing steps on B-scan profiles in the context of object characterization incur high computational cost so it can be a challenging issue. The proposed surrogate model referred to as the deep regression network (DRN) is utilized for time frequency spectrogram (TFS) of consecutive A-scans. DRN is developed with the main aim being computationally efficient (about 13 times acceleration) compared to conventional network models using B-scan images (2D data). DRN with TFS is favorably benchmarked to the state-of-the-art regression techniques. The experimental results obtained for the proposed model and second-best model, CNN-1D show mean absolute and relative error rates of 3.6 mm, 11.8 mm and 4.7%, 11.6% respectively. For the sake of supplementary verification under realistic scenarios, it is also applied for scenarios involving noisy data. Furthermore, the proposed surrogate modeling approach is validated using measurement data, which is indicative of suitability of the approach to handle physical measurements as data sources. © The Author(s) 2024
Kentsel Dönüşüm Projelerinin Coğrafi Bilgi Sistemi (Cbs) İle İncelenmesi (Kırıkkale/Merkez Örneği)
Bu tez çalışmada, Kırıkkale il merkezinde yapılan kentsel dönüşüm projelerinin Coğrafi
Bilgi Sistemi (CBS) ile incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 3 aşamada yapılmıştır. İlk
aşamada, Kırıkkale merkez sınırları içerisinde bulunan riskli yapıların bilgileri ve verileri ilgili
kurum ve kuruluşlardan temin edilmiştir. İkinci aşamada, elde edilen bilgiler ışığında merkez
ilçede riskli yapıların en fazla olduğu mahalle belirlenmiş ve mahalle hakkında veriler
toplanmıştır. Üçüncü aşamada, mahallenin uydu görüntüleri ve CBS kullanılarak haritalama
işlemi yapılmıştır. Çalışma sonucunda, riskli yapı sayısı en yüksek olan mahallenin Çalılıöz
mahallesi olduğu görülmüştür. Kentsel dönüşüm sonrasında mahallenin yapı ve nüfus
yoğunluğunun arttığı, bu durumun sosyal donatı yetersizliğine neden olduğu görülmüştür