Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Dil ve Mezhep Farklılığı Nedeniyle İmamların Yaşadığı Problemler
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde Şâfîî-Kürt halkı yoğun olarak, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşamaktadır. Bu bölgede Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bünyesinde, resmî olarak dinî faaliyet yürüten; anadili Türkçe ve Hanefî mezhebine bağlı imamlarla, anadili Kürtçe ve Şâfîî mezhebine bağlı olan imamlar bulunmaktadır. Bu çalışma, bahse konu olan imamların, imamlık vazifelerini yerine getirirken yaşadıkları deneyimlerden yola çıkarak, Türkiye’deki dinî faaliyetlerin, resmî dilde (Türkçe) ve başat mezhepte (Hanefî) yürütülmesinden kaynaklanan problemleri fenomonolojik açıdan tartışmayı hedeflemektedir. Böylelikle olabildiğince mevzunun tüm yönlerini ortaya koyan bir durum tespiti yapılmak istenmektedir.
Bu bağlamda, bahse konu edilen imamların, bölgede görev yaptıkları süre içerisinde, imam arkadaşlarıyla, cemaatle ve bölgede yaşayan halkla ilişkileri incelenmektedir. Çalışma, dil ve mezhep farklılıklarını kendinde barındıran imamların, ekseriyetle Kürt olan cami cemaati ve bölge halkı ile olan ilişkileri bağlamından yaşadıkları bireysel deneyimleri nasıl değerlendirdiklerini göstermeye çalışmaktadır.
Yaygın anadilinin Kürtçe, mezhebin ise Şâfiî olduğu bu coğrafyada, dinî faaliyetleri yürütmek için Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevlendirilen, Hanefî mezhebine bağlı, anadili Türkçe, çoğunlukla Kürtçeyi ya hiç bilmeyen ya da çok az bildiği varsayılan imamların; Şâfiî mezhebinin dinî uygulamaları ile halkın imamlara başvurduğu çeşitli toplumsal uygulamalarda (nikâh, cenaze, küslerin barıştırılması vb.), mezhep, örf ve adetler konusunda yeterli donanıma sahip olmadıkları görülmektedir. Dolayısıyla çalışma, bu durumun devlet tarafından verilen dinî hizmetin ve toplumsal yaşam çözümlemelerinin niteliğini zayıflattığı iddiasını taşımaktadır
MARDİN KALESİ 2021 YILI ARKEOLOJİK KAZI ÇALIŞMALARI
MARDİN KALESİ 2021 YILI ARKEOLOJİK KAZI ÇALIŞMALAR
Foodscape: Kavramsal Bir Bakış
Foodscape kavramı, yemek kültürlerinin temelini oluşturan ve yaratan maddi gerçekler ilebirlikte yemeklerin kültürel alanlarını ve uygulamalarını anlamanın önemli bir yoludur.Foodscape kavramının yemeğin mekânsal bağlamını ve yemek ile insanlar arasındaki ilişkiyivurgulayan düşünce biçimini yansıttığı kabul edilmektedir. Foodscape, gıda coğrafyasıiçerisinde yer alan bir kavramdır. Bu nedenle bu çalışmada gıda coğrafyası ve foodscapekavramları hakkında var olan tanımları ortaya koymak ve foodscape kavramı ile ilgili genelyapıyı değerlendirme yapmak amaçlanmıştır. Araştırmada, foodscape terimi kullanılaraksistematik bir literatür incelemesi yapılmıştır. Araştırma kapsamına, 2009-2022 yılları arasındafoodscape terimi ile ilgili yayınlanan çalışmalar dâhil edilmiştir. Literatürde foodscape kavramıile ilgili birçok çalışmanın bulunduğu ancak bu çalışmaların her birinin farklı bir odak noktasınadeğindiği görülmektedir. Nispeten yeni ve dikkat çekici bir konu olan foodscape, planlama,pazarlama ve yönetimsel açıdan hem turizm hem de gastronomi ve mutfak sanatları alanındaaçılım yaratabilecek bir konuma sahip olabilir. Gelecekte Türkiye’de de foodscape kavramıiçerisinde bulunan sokak yemekleri foodscapesi ile birlikte gastronomi turizmi ve destinasyonfoodscapesleri ile ilgili çalışmaların yapılması, Türkiye’nin gastronomi turizmi potansiyelinekatkıda bulunabilir
MARAŞ CASTLE: ITS HISTORY AND RECOMMENDATIONS FOR ITS PRESERVATION
Kahramanmaraş şehir merkezinde bulunan Maraş Kalesi, şehrin beş bin yıllık tarihsel sürecine tanıklık eden bir kültürel mirastır. Kaledeki ilk yerleşmeler en azından ilk tunç çağının başlarına kadar gitmektedir. Geç Hititler dönemi arkeolojik kalıntılarını barındıran, Roma dönemi surları ile çevrelenen Maraş Kalesi, sahip olduğu bu değerlerin yanında Dulkadiroğlu döneminden bugüne geleneksel şehir merkezini tanımlamasıyla da kent hafızasında önemli bir yere sahiptir. Maraş Kalesi'nin sahip olduğu bu özelliklere
dikkat çekmeyi ve korunmasına katkı sağlamayı amaçlayan bu çalışmada öncelikle söz konusu kalenin tarihi ve mimarisiyle ilgili bilgiler verilmiş, daha sonra kale ile ilgili koruma sorunları değerlendirilmiştir. Maraş Kalesi'nin, işlevlendirilerek sosyal ve kültürel hayatın parçası haline getirilmesi bu mirasın yaşatılmasına katkı sağlamakta ancak yapılan her yeniden işlevlendirme, altyapı ve ağaçlandırma çalışması arkeolojik kalıntıları barındıran höyüğün tabakalarına zarar vermektedir. Yapılan çalışmalarının, surların bulunduğu alanın önemli kalıntıları barındıran bir höyük olduğunun göz önünde bulundurularak
yapılması gerekmektedir
An Investigation of Visitors' Photo Taking Behaviors: The Case of Gobeklitepe
Turizm ve fotoğraf, birbirini tamamlayan ayrılmaz birer olgudur. Bireyler, hayatlarının her önemlianında olduğu gibi seyahat ve turizm aktivitelerine katılırken yaşadıkları deneyimlerifotoğraflamak istemektedirler. Ancak fotoğraf çekme davranışlarının ne şekilde ve ne üzerineolduğu üzerine birtakım belirsizlikler vardır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Göbeklitepe’ye gelenziyaretçilerin fotoğraf çekme davranışlarının incelenmesidir. Çalışmada nitel araştırmayöntemlerinden biri olan gözlem tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmacı, katılımcı olarakönceden hazırlanmış gözlem formu ile gözlem sürecine dâhil olmuştur. Araştırma kapsamında 50ziyaretçi gözlemlenerek, elde edilen bulgular gözlem formuna kaydedilmiştir. Elde edilen verilerinanalizinde tematik analizden faydalanılmış ve ana temalar, alt temalar ile kodlar belirlenerekfotoğraf çekme davranışlarının sıklık değerleri tespit edilmiştir. Bulgular ışığında, ziyaretçilerinfotoğraf çekme davranışlarına ilişkin 3 ana tema, 5 alt tema ve bunlarla ilgili kodlar ortayaçıkmıştır. Ziyaretçilerin daha çok arkadaşlarıyla birlikte fotoğraf çektikleri ve özçekim (selfie)yaptıkları görülmüştür. Bu esnada çeşitli jest ve mimiklerde bulundukları da tespit edilmiştir.Ayrıca ziyaretçilerin kendi fotoğraflarının yanında bulundukları doğal çevrenin de fotoğrafınıçektiği ortaya çıkmıştır. Zyaretçilerin Göbekliltepe’de fotoğraf çekme davranışlarını sergilerkenözellikle “T” biçimli sütunların ve sütunlar üzerinde yer alan kabartmaların görünebileceğinoktada fotoğraf çektikleri görülmüştür. Fotoğraf çekerken jest ve mimiklerinin daha çok şaşkınlıkve mutluluk içerdiği de tespit edilmiştir. Ayrıca ziyaretçilerin güneş ışığını fotoğraf çekim açısınagöre ayarlamak gibi çeşitli faktörlere de dikkat ederek fotoğraf çektikleri sonucuna ulaşılmıştır.Tourism and photography are inseparable phenomena that complete each other. Individualswant to take photograph their experiences when traveling and participating tourism activities,as in every important moment of their lives. However, there are some uncertainties about howand on what photo-taking behaviors are. In this context, the aim of the study is to examine thephoto-taking behavior of visitors in Göbeklitepe. Observation method, which is one of thequalitative research methods, was used in the study. The researcher was included in theobservation process with the pre-made observation form as a participant. Within the scope ofthe research, 50 visitors were observed and the findings were recorded in the observation form.Thematic analysis was used in the analysis of obtained data, and the frequency values of photo taking behaviors were found by determining the main themes, sub-themes and codes. Given thesefindings, 3 main themes, 5 sub-themes and codes related to the photo-taking behaviors of thevisitors emerged. It was observed that the visitors mostly took photos and selfies with theirfriends. It was also found that they used various gestures and mimics in the meantime.Moreover, it was revealed that visitors mostly took photographs of the natural environmentthey were in, along with their own photographs. It was observed that the visitors tookphotographs at the point where the "T" shaped columns and the reliefs on the columns that couldbe seen, while displaying photo-taking behavior in Göbeklitepe. It has also been determinedthat their gestures and facial expressions mostly reflect surprise and happiness when takingphotos. In addition, it was concluded that the visitors took photos by paying attention to variousfactors such as adjusting the sunlight in accordance with the shooting angle
Arpaemîni-zâde Sâmî’nin Meşhur Beytinin Farklı Bir Yorumu ve Klasik Şiirde Penbe-i Mînâ
Arpaemîni-zâde Sâmî’nin “müşkilât”tan sayılan ve “ta’kîd örneği” olarak da nitelenen meşhur beyti üzerine, yazıldığı dönemden günümüze kadar birçok yorum yapılmıştır. Bahse konu olan beytin; sözdiziminde bir kuralsızlık olmasa da anlam yapısından kaynaklanan bir belirsizlik vardır ve bu sebeple farklı çağrışımlara ve yorumlara imkân vermektedir. Talat Onay’ın ifadesiyle iki yüz elli yıldır devam eden tartışma, yeni bulgularla güncelliğini korumaktadır. Bunlar arasında, M. Rûhî’nin ve kendisi de aynı zamanda şair olan Müderris-zâde Sa’dullâh ‘İzzet’in “penbe-i mînâ”ya verdikleri anlam ve dolayısıyla beyte getirdikleri yorum diğerlerinden bariz bir şekilde ayrılır. Bu makalede, daha önce ilmî neşri yapılmayan, Sa’dullâh ‘İzzet’in penbe-i mînâ kavramıyla ilgili yorumu aktarıldıktan sonra diğer yorumlarla mukayeseli bir şekilde ele alınmıştır. Birbirinden çok farklı yorumlandığı görülen söz konusu terkibin, klasik şiirdeki diğer örneklerine müracaat etme zarureti doğmuştur. Bu maksatla Türk şiirinden 150 divan, Fars şiirinden 75 divan taranmıştır. Tarama neticesinde ulaşılan beyitlere dayanarak, klasik Türk ve Fars şiirinde “penbe-i mînâ” tabiri etrafında oluşan hayallerin tespit ve tasnifi yapılmıştır. Klasik Türk ve Fars şiirinde elde edilen bulgular ışığında, beyit hakkında ortaya konulan önceki görüşlerin geçerliliği tartışılmıştır
GEÇİŞ EKONOMİLERİNDE EKONOMİK KARMAŞIKLIK VE EKONOMİK BÜYÜME İLİŞKİSİ: ÇEK CUMHURİYETİ ÖRNEĞİ
Bir ülkenin üretim yapısında var olan üretken bilgi/beceriyi açıklamak üzere Hidalgo ve Hausmann (2009) tarafından “Ekonomik Karmaşıklık İndeksi (ECI)” geliştirilmiştir. Günümüz ekonomileri arasındaki gelir farklılıklarını açıklamada önemli bir yaklaşım olarak ön plana çıkmıştır. Bu çalışmada, Orta ve Doğu Avrupa geçiş ekonomilerinde en yüksek ekonomik karmaşıklık (EC) düzeyine sahip Çek Cumhuriyeti’nin ekonomik büyüme performansında ekonomik karmaşıklığın etkisinin ekonometrik yöntemlerle analizi amaçlanmıştır. Yapılan literatür taramasında Çek Cumhuriyeti özelinde yapılan bir çalışmaya rastlanılamamıştır. Çalışmada sabit sermaye yatırımı ve dış ticareti temsilen kontrol değişkenleri kullanılmıştır. Yapılan ARDL (Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model) Sınır Testi yaklaşımı sonuçlarına göre; kişi başına düşen gelir değişkeni ile ECI değişkeni ve kontrol değişkenleri olarak kullanılan sabit sermaye yatırımı ve dış ticaret değişkeni arasında eş-bütünleşme ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Yapılan diagnostik test sonuçları modelin istatistiki olarak doğru kurulduğunu göstermektedir. Elde edilen uzun dönem katsayılarına göre ise her üç bağımsız değişkenin kişi başına düşen GSYH değişkenini pozitif etkilediği ve istatistiki olarak anlamlı olduğuna dair bulgulara ulaşılmıştır
İlhanlı ve Timurlu Miraçnamelerindeki Horoz Tasviri ve İkonografisi Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme
Hz. Muhammed’in Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya yaptığı yolculuğunu ifade eden miraç, Kur’an-ı Kerim’de Hz. Muhammed’in tek mucizesi olarak geçmekte ve göğe çıkma olarak tanımlanmaktadır. Bu olayın aşamalarının anlatıldığı miraçnameler, sahip oldukları resimli örnekleri ile İslam resim sanatının önemli yapıtlarındandır. İlhanlı döneminden Nakkaş Ahmet Musa’nın 1317- 1335 civarlarına tarihlenen miraçnamesi ile 1436’da Timurlu Hükümdarı Şahruh için hazırlanan miraçname bu üretimin bilinen örneklerdendir. Farklı dönemlere ait bu iki eserde, Hz. Muhammed’in beyaz horoz suretinde bir melekle tanışmasını betimleyen sahnelere yer verilmiştir. Çalışmanın amacı, örneğine az rastlanan bu sahnenin resim programına dâhil edilmesinde nakkaşların ana motivasyonunu araştırmaktır. Bu doğrultuda, horozun İslam inancındaki yerine değinilerek İlhanlı ve Timurlu miraçnamelerindeki beyaz horozun neyi temsil ettiği incelenecektir. Son olarak İslam inancındaki beyaz horoz temsili ile bu iki miraçnamedeki beyaz horoz figürü arasındaki bağlantılar değerlendirilecektir
An Evaluation of Cardiovascular Risk Factors Among Military Personnel: A Study Conducted in Turkey
Background: Cardiovascular (CV) risk factors are associated with high morbidity and mortality rates;
however, prevalence data for Turkish military members are unknown.
Aim: This study determines how common cardiovascular risk factors are among military members in the
Corps Command Military Unit and how they relate to socio-demographic parameters.
Materials and Methods: A cross-sectional research was conducted with 25222 active-duty individuals. A
questionnaire was used to assess cardiovascular risk factors. This study included patients with more than
two risk factors or current cardiac complaints. ECGs, echocardiograms, and biochemical testing were
performed.
Results: The study employed 835 individuals with an average age of 19.43±2.12 years. 19.6% of them had
hypertension, 5.6% had dyslipidemia, 39.6% were smokers, 2.4% had diabetes mellitus, and 9.8% had a
positive family history. Physical activity frequency was not observed in 54% of the patients before enlisting
in the military. There was a significant positive correlation between smoking and mental stress (r=1.07,
p<0.001).
Conclusion: In terms of cardiovascular risk, hypertension and smoking were found to be the most prevalent
among the Corps command staff. Therefore, this study provides compelling evidence that military
healthcare providers should conduct annual periodic checks on those at risk for cardiovascular diseases
How do Teachers Describe Their Experiences with School-Based Supervision Applications with Metaphorical Expressions?
Full TextThe purpose of this study was to investigate teachers’ experiences about school-based supervision practices through metaphorical expressions. In the study, a descriptive case study approach, one of the qualitative research methods, was used. In sample selection, the maximum diversity sampling technique, a purposive sampling method, used and 38 teachers working in primary school (N=19) and secondary school (N=19) were participated in the study. “Scenario drafts” representing 4 supervision styles based on “School-Based Supervision Approaches Scale” developed by İş and Summak (2021) were used as a data collection tool in the study. The main purpose of the scenarios is to express the atmosphere of the supervision that takes place in the classroom through the eyes of an “outsider storyteller”. The data was obtained through the scenario forms including expressions “The supervisory approach of the principal in the scenario is like…. Because: …”. Descriptive analysis and content analysis techniques were used in the analysis of the data. The findings showed that the metaphors used by the participants regarding the supervisory approaches of the school principals were grouped under different categories in terms of their common characteristics. The results revealed that teachers’ perceptions of supervisory approaches used by principals were generally negative. Based on the data patterns obtained from the “School-Based Supervision Approaches Scale”, the participants used 130 metaphors using the “scenario drafts” representing the four supervision styles. It was found that 77% of the metaphors had negative and 23% positive meanings. The perception that school principals did not have the competency to make professional and objective evaluations in the supervision process and that they were inadequate in terms of communication and content knowledge were highlighted by the participants. As a result, it was concluded that when school principals have competencies to make a professional and objective evaluation, teachers will be eager to be supervised and have a positive perception to the school principals having a supervisor role