Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Âşık-Maşuk-Rakîb Bağlamında İsmet Özel Şiirinde Aşk
Nefis, akıl ve aşk itici güçleri arasında şekillenen insanın varoluş macerası, yine insanın dilsel dışavurum ürünleri olan edebî metinlere ve özellikle şiire büyük ölçüde yansımıştır. Bu dışavurum, farklı edebî geleneklerde yüzeysel farklılıklara sahip olmakla birlikte ortak bazı yönleri de ihtiva etmektedir. Klasik şiirde âşık-mâşuk-rakîb üçlüsü arasında cereyan eden aşk temasının İsmet Özel şiirinde de benzer biçimlerde tezahür ettiği söylenebilir. Klasik şiirde mecâzî ve hakîkî aşk arasında çoğu zaman sınırları belirsizleştiren, ayrımları anlamsızlaştıran bir geçişkenlik vardır. Özel’in şiirinde ise ideolojik hedeflerle tensel arzuların iç içe geçtiği, bunlar arasında keskin geçişlerin yaşandığı bir aşk söz konusudur. Klasik şiirde aşk, insanın tekâmül sürecinin önemli bir vasıtasıdır. Benzer şekilde İsmet Özel için de aşk, insanı varoluş atılımına sürükleyen bir harekettir. Diğer yandan klasik şiirde âşık kendi benliğini adeta yok ederek (fenâ) maşuğa kavuşurken İsmet Özel’in şiirinde güçlü bir “Ben” vurgusu dikkat çekmektedir. Ancak bu Ben’in aynı zamanda bir maşuk olarak anlaşılmasına fırsat veren ipuçları, klasik şiirde ve tasavvuf düşüncesinde bilinen âşık-maşuk bütünlüğü çerçevesinde meseleyi daha ilginç bir boyuta taşımaktadır. Bu makale, klasik şiir ile İsmet Özel şiirindeki aşk anlayışını ve âşık, mâşuk, rakîb tezahürlerini mukayeseli bir şekilde ele almayı, benzerlikleri ve farklılıkları tespit ve tahlil etmeyi amaçlamaktadır
EKMEKLİK BUĞDAY GENOTIPLERİNİN VERİM VE KALİTE PERFORMANSININ FARKLI ANALİZ YÖNTEMLERİNE GÖRE İNCELENMESİ
Bu çalışmada ekmeklik buğdayda verim ve kalite parametreleri farklı analiz yöntemleri ile
değerlendirilerek en iyi performans gösteren genotiplerin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Performanslarını ölçmek için İCARDA’dan temin edilen 68 genotip bölgenin yetiştirme
şartlarına uygun Empire Plus ekmeklik standart çeşidi ile kıyaslanarak değerlendirilmiştir.
Denemede tane verimi, protein, nişasta, yağ ve gluten içeriği parametreleri incelenmiştir. Elde
edilen sonuçlara göre; tane verim değeri 48-242,4 kg/da, protein içeriği %13,74-18,8, nişasta
içeriği %79,53-84,22, yağ içeriği 1,75-2,43 ve gluten içeriği %29-39,5 aralığında değişim
göstermiştir. Hem kalite hem de verim bakımından 19 no’lu genotip seleksiyonda ön plana
çıkarak bölge için ümit var genotip olmuştur. Frekans dağılım grafiğine göre tane verimi
bakımından 31, protein ve gluten içeriğinde 38, nişasta içeriğinde 32 ve yağ içeriğinde 33
genotip ortalama değerin üzerinde yer alarak amaca yönelik seleksiyonun yönünden üstünlük
sağlamıştır. Cluster analizine göre genotipler 8 grup altında ve özellikler 2 grup altında
toplanmıştır. Bu gruplamada birbirinden en uzak genotipler 1 ile 2 olurken en yakın genotipler
36 ile 38 nolu genotipler olmuştur. İncelenen özellikler arasındaki korelasyon analizi
sonuçlarına tane verimi önemli seviyede olmamakla birlikte protein ve gluten değeriyle negatif,
nişasta ve yağ değeriyle pozitif korelasyon ilişkisi göstermiştir. Protein içeriği ise nişasta
değeriyle ters ve gluten değeriyle doğrusal ilişkili bulunmuştu
HARMONİK BİLEŞENLER İÇEREN GÜÇ SİSTEMİNDE SERİ REZONANSIN ANALİZİ
Seri rezonans devre elemanlarından endüktans (L) ile kapasitör © arasındaki gerilimlerin aynı fazda eşit ve birbirine zıt olması koşulunda oluşur. Seri bağlı R,L,C devresinde sinüzoidal sinyallerin aynı frekansta olmaları koşulunda fazörler yardımı ile birleştirilebilirler. Seri bağlı R,L,C devresi, indüktörün endüktif reaktansı kapasitörün kapasitif reaktansına eşit olduğu bir frekans değeri vardır. XL =XC eşit olduğunda devrenin rezonans frekans noktası (ƒr) vardır. Bu frekansa rezonans frekansı denir. Seri rezonans devreleri elektronikte kullanılan önemli devrelerdir. Seri rezonans devreleri gürültü filtreleri, farklı frekans kanallarının alınması ile radyo ve televizyon ayar devrelerinde kullanılırlar
THE USE OF BLENDED LEARNING IN TURKISH NURSING EDUCATION:A SCOPING REVIEW
ABSTRACT
Background: The literature emphasizes the integration of innovative techniques alongside traditional
learning in nursing education, especially heightened during the Covid-19 pandemic when in-person
classroom-based learning faced limitations. This study aims to explore what extent blended learning
(BL) has been employed in nursing education in Türkiye.
Aims: This research aims to map the academic literature of existing research and debates about using
BL in nursing education in the Turkish context and guide Turkish nursing educators by identifying and
demonstrating existing evidence around BL techniques.
Design: Scoping review.
Methods: Prior to commencing the review, the scoping review methodological guidance provided
by Peter et al. (2020) was diligently followed. To ensure clarity and structure, a protocol was developed,
outlining the study’s objectives, research questions, search strategy, data sources, and search keywords.
The scoping review was conducted following the five-stage framework proposed by Arksey and
O’Malley (2005), which included identifying research questions, identifying relevant studies, study
selection, data extraction, mapping, charting, collating, and summarising the results. To enhance the
robustness of the methodology employed, the reporting of the scoping review adhered to the PRISMA extension for Scoping Reviews (PRISMA-ScR) checklist by Tricco et al. (2018).
This scoping review drew on Google Scholar and PubMed databases to search for relevant literature
regarding blended learning in nursing education in Türkiye. To access a relevant and representative
sample of the current literature, both English and Turkish keywords related to blended learning were
searched for the last 5 years of time period. All study types were included for analysis.
Results: The analysis included a total of 34 papers (in both Turkish and English languages). These
studies presented evidence and discussions on the effectiveness and satisfaction levels associated with
various BL techniques, such as distance learning, flipped classroom, web-based learning, and online
education, across diverse nursing fields.
Conclusion: The findings suggest that BL is partially utilized in undergraduate nursing programs in
Türkiye, but there is room for improvement in its implementation and integration
MARDİN SAHASI DEMONİK VARLIK ANLATILARI
Çalışma, Mardin sahasının “demonik varlıklarının” saha çalışması yöntemiyle elde edilmesi ve ağırlıklı olarak
“memorat”lar üzerinden değerlendirilmesine dayanmaktadır. Sahada en çok görülen demonolojik varlık “cinler”dir.
Cinlerden ise en etkili olanının “dişi” cinler olduğu gözlemlenmiştir. Mardin sahası demonolojisi; cinler üzerinde
yoğunlaşır ve şeytanı ikinci plana atar. Şeytanla ilgili anlatı ve inanışlar çok sınırlıdır. Cinlerin, inanç ve anlatı
noktasındaki hâkimiyeti dikkat çekicidir ve bölgeye has alt başlıkları barındırması bakımından da önemlidir. Şeytanın
betim ve temsiline dayanan “diaboloji”nin bölgede sınırlı olması, sahanın daha çok “demonik” kökenden beslenmesiyle
açıklanabilir. “Demonoloji” ve “diaboloji” kavramlarına da açıklık getiren çalışmada “demonlar” daha çok “iyi” ve
“kötü” karakterli olmalarına bakılmaksızın tanrılarla insanlar arasında bir köprü vazifesi gören veya dünya ve âhiretten
bağımsız bir boyutta varlık gösteren varlıklar olarak halk zihninde karşılık bulmaktadır. Çalışmada önemi haiz bir diğer
nokta ise sahanın “definecilik” ve “defineleri koruyan ruhlar” bağlamında güçlü bir anlatı geleneğine sahip olmasıdır.
Çalışmanın sınırları göz önüne alındığında bütün define hikâyelerine yer verilmemiş olsa dahi sahanın bu bağlamda
güçlü bir anlatı/memorat geleneğine sahip olduğu söylenebilir. Cinler başlığına ek olarak “fal” ve “falcılık” “cinler” ile
ilgi kurularak gerçekleştirilen yarı rütüel, yarı sosyal aktivite konumundadır. Bu bilgilere ek olarak “aile”lerin
lakaplarını alış hikâyeleri “atalar kültü” merkezli menkıbelere dayanır. Bazı aile büyüklerinin mucizevî hikâyelerinin
olması ve bu kişilerin aileleri ve çevrelerinin refahı ve mutluluğu için koruyucu birer ruh pozisyonunda olmaları “mitik”
devire ait “atalar kültü” ile yakın tarihin anlatı dokusunu birleştirir niteliktedir. Demonoloji dendiği vakit “hayvan
sembolizmini” konudan bağımsız düşünmemek gerekmektedir. Bu açıdan da sahadan elde edilen verilere bakıldığında
başta “kedi” olmak üzere köpek, ayı ve kuşlar “demonolojik” varlıklarla ilişkilendirilmiştir. Gündelik hayatta çokça
sevilen ve hadislerden anlaşıldığı üzere peygamber sevgisine nail olan kediler, cinlerle ilişkilendirilmiş; serçe kuşu,
ölmüş küçük çocukların ruhlarını sembolize etmiş ve köpek de “cin”leri görüp hissedebilen birer uyarıcı olarak
düşünülmüştür. Sonuç olarak Mardin demonolojisini “cinler”, “ata/evliya ruhları” ve “hayvan sembolizmi” bağlamında
düşünmek yanlış olmayacaktır
Field Performance of Some Soybean [Glycine max (L.) Merr.] Cultivars Sown on Different Dates
Soybean [Glycine max (L.) Merr.], with high oil and protein content, is one of the world's main nutritional sources and millions of hectares are given over to its cultivation. Intensive farming and producing multiple crops per year (such as second-crop soybean cultivation), can improve natural resource exploitation and productivity. The objective of this study was to examine the effects of some soybean cultivars on yield and yield components in lowland conditions in the Mardin province over the main-crop and second-crop seasons. This research was carried out in the lowland conditions of Mardin province in Türkiye in 2018 and 2019. The A-3127, Arısoy, Ataem-7, Blaze, Bravo, Cinsoy, Gapsoy-16, Lider, May-5312, Nova, SA-88, and Umut-2002 cultivars were used as plant material in this research. Since the region is suitable for growing double crops per year, soybean field trials were carried out both as a main crop and as a second-cropped. Sowing dates and 12 different soybean cultivars were taken as factors in the research. The first sowing took place on April 16, the second on April 25, the third on June 15, and the fourth on June 30 in both years of the research. Two sowings were the main crop, while the other two were second-crop. According to the results, the A-3127 (3700 kg ha-1) and Gapsoy-16 (3694 kg ha-1) cultivars produced the highest seed yield. The Arısoy (676 kg ha-1), Gapsoy-16 (676 kg ha-1), A-3127 (662 kg ha-1), and Cinsoy (662 kg ha-1) cultivars produced the most oil yield. The study determined that early sowing increases overall yield while late sowing decreases seed yield significantly (on average by 30%). For this region and in areas with similar agricultural environments where double-crop can be grown each year, early cultivars for a second crop may be recommended to reduce the vegetable food and oil deficit
Bafra'nın Geleneksel Cumbalı Köy Evleri
Geleneksel Türk evi, yayılım gösterdiği tüm alanlarda iç mekân teşekkülü,cephe düzeni ve mimari detayları ile kendine has üslûp özelliklerine sahip yapıtiplerindendir. Türk şehrinin temel unsurlarından olan geleneksel konutlar, so-
kak dokusu ve konutun so
kak ile olan ilişkisi açısından da Türk sanatının ince-lemeye değer çalışma alanlarındandır. Türk evinin dış dünyayla olan ilişkini dü-zenleyen bir mimari birim olarak karşımıza çıkan cumbalar ise geleneksel Türkevinin en karakteristik öğesidir. Osmanlı Devleti’nin yayılım gösterdiği coğraf-yada yoğun olarak karşımıza çıkan bu kullanım Anadolu geleneksel konutununda en önemli öğesi olarak yüzyıllardır varlığını sürdürmüştür
Covid-19 Hastalarında HDL-K Değerinin Rutin İnflamasyon Parametreleri Olan h-CRP,Lenfosit ve Nötrofil Oranlarının Klinik Önemi
Objective: The study aimed to evaluate the prognostic significance of high-density lipoprotein cholesterol (HDL-C) levels, alongside markers including the neutrophil/HDL-C ratio (NHR) and lymphocyte/HDL-C ratio (LHR), on the mortality of COVID-19 patients. It also examined the potential clinical application of these biomarkers in the management of future healthcare crises, despite the end of the COVID-19 pandemic.
Materials and Methods: Patients diagnosed with COVID-19 were retrospectively analysed between March 2020 and August 2022. A total of 367 patients were categorised into two groups: survivors (group 2) and non-survivors (group 1). Patient demographics, biochemical and haematological parameters obtained from blood samples, high-sensitivity C-reactive protein (hs-CRP), neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR), monocyte/HDL-C ratio (MHR), NHR, LHR, platelet/HDL-C ratio (PHR) were calculated. Patient data were analysed using SPSS 26 and statistical differences of P<0.05 were considered significant.
Results: Among the patients analyzed in the study, the living group constituted 89.9% of individuals, while the deceased group represented 10.1%. The neutrophil levels were significantly higher in the deceased group, and NLR and NHR values were statistically significant (P<0.001 and P=0.001, respectively). There was no significant difference in HDL-C levels. Moreover, no significant differences in LHR, MHR, and PHR levels were observed between groups. The hs-CRP levels were significantly higher in the deceased (P<0.001). Correlation analysis indicated a negative correlation between HDL-C and LHR and NHR, and significant correlations were found for other markers. ROC analysis showed that LHR and NHR were significant in discriminating deceased patients.
Conclusion: Biochemical and haematological parameters, especially markers such as NLR and NHR, can potentially be used to assess the risk of death in COVID-19 patients. These markers may be valuable in predicting the prognosis of patients and could be used in future similar health crises
Internet Usage Experiences of Primary School Students: A Phenomenological Study
This study deals with primary school students’ experiences with the Internet use to examine the potential risks of Internet use at an early age. To achieve this, a qualitative phenomenological study was designed. The criterion sampling technique was used to determine the study group. The group was composed of 16 thirdand fourth-grade students studying at a public school in the province of Mardin during the 2022–2023 academic year. In the study, data were obtained with a semistructured interview form. Thematic analysis technique was used to analyze the data. The findings of the studyindicated that the primary school students who were interviewed used the Internet with single and multiple digital screens for action, sports, and intelligence games; for content on sites such as YouTube, Netflix, and TikTok; for doing homework and research on Google; and for course applications. It has been found that there are no harmful internet sites that are consciously entered, although sexual content, paid, or infected sites are accidentally entered. It has been concluded that the knowledge of children at an early age about the possible harms of the Internet is at a low level. It is thought that informative guidance studies should be carried out on the conscious use of technology and the Internet for all stakeholders that make up society