Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Examining stakeholder views on safety and health problems in pre-school education institutions
Amaç: Bu araştırmanın amacı okul öncesi eğitim kurumlarında yaşanan güvenlik ve sağlık sorunlarını paydaş görüşlerine göre incelemektir.
Yöntem: Araştırmanın çalışma grubunu Mardin’in Midyat ilçesinde okul öncesi eğitim kurumlarında görevli olan eğitimciler ve öğrenci velileri
oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri 2020-2021 öğretim yılında araştırmaya gönüllü olarak katılan 30 katılımcıdan toplanmıştır. Bu araştırma nitel
araştırma desenlerinden durum çalışması deseni ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu vasıtasıyla elde
edilmiştir.
Bulgular: Araştırmada elde dilen bulgulara göre okul öncesi eğitim kurumlarında yaşanan güvenlik sorunları okul güvenlik personelinin olmaması,
okul servis araçlarından kaynaklanan güvenlik sorunları, masa kenarlarının tehlike arz etmesi, tuvalet zemininin kaygan olması ve ailenin dışında
başka birilerinin çocuğu alması şeklinde sıralandığı görülmüştür. Okul öncesi eğitim kurumlarında yaşanan sağlık sorunlarıyla ilgili elde edilen
bulguların ise velilerin hasta olduğu halde çocuklarını okula göndermeleri, hasta çocukların tam iyileşmeden okula gönderilmesi, sınıf ve lavaboların
yeterince temiz olmaması, çocuklarda bit veya uyuz vakalarının görülmesi, çocuklara düzenli olarak banyo yaptırılmaması ve çocukların sınıftaki
hastalığı eve taşımaları şeklinde sıralandığı görülmüştür.
Sonuçlar: Araştırma bulgulardan hareketle okul öncesi eğitim kurularında yaşanan güvenlik ve sağlık problemlerinin öğrenciler ve öğretim ortamı
için çeşitli tehlikeler barındırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar ışığında paydaşlar ve araştırmacılar için çeşitli önerilerde bulunulmuştur
The Adaptive Re-use Propasal for a Historic Building at Risk: The Case of Ambar Village Church
Bir kentin imajı olan tarihi yapılar, korunabildiği oranda geçmişi geleceğe taşıyabilen değerli kültür varlıklarıdır. Maalesef, günümüzde plansız yeni yerleşmeler ve hızlı yapılaşmalar toplumun tarihi mimari yapılarının tahrip olmasına ve hatta yok olmasına sebep olmaktadır. Böylesi risk altında görülen yapılar; restore edilerek, sürekli bakım yapılarak ve hatta yeniden işlevlendirilerek daha uzun süre yaşatılabilmektedir. Mardin İl’inde de yok olma riski altında bulunan pek çok yapı mevcuttur. Bu yapılardan bir tanesi de Ambar Köyü Kilisesidir. 6. yüzyıldan kalma kilise, sahip olduğu tarihi değere yakışmayan harabe bir haldedir. Kilise, içinde bulunduğu kötü koşullardan kurtarılması gereken tarihi mimari kültür mirasıdır. Bu bakış açısıyla değerlendirilen yapının korunması ve yeniden işlevlendirilerek kültürel kimliğini sürdürebilmesi sağlanmalıdır. Çalışmada kiliseyi, tarihi ve mimari özellikleriyle tanıtmak, içinde bulunduğu risk unsurlarına değinmek, bunların giderilmesi ve yeniden işlevlendirmesine yönelik öneriler sunmak hedeflenmektedir. Ayrıca yapının mekânsal performansının yöre sakinlerine katkısının, çevre ve kullanıcılar arasındaki tarihi, sosyal, kültürel ve ekonomik getirilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla yapı yerinde incelenmiş, plan ve fotoğraflarla değerlendirilmiştir
CuZn Elektrotundan Zn’nin Uzaklaştırılmasının Hidrojen Çıkış Davranışı Üzerine Etkisi
Hidrojen üretiminde, elektrokimyasal yolla suyun ayrıştırılmasında yüksek katalitik aktiviteye sahip ve kararlı elektrotların
geliştirilmesi çok önemlidir. Burada, CuZn elektrotunun fabrikasyonunu yapmak için ucuz alkali uzaklaştırma yöntemi
kullanılmış ve bu yöntem elektrota, hidrojen oluşum reaksiyonu (HER) için yüksek yüzey alanı ve verimli aktif merkezler
sağlamıştır. CuZn elektrotu karakterize etmek için, taramalı elektron mikroskop (SEM), enerji dağılımlı X-Işını (EDX), atomik
kuvvet mikroskop (AFM) ve Dönüşümlü voltametri (CV) tekniklerinden yararlanılmıştır. CuZn elektrotunun hidrojen oluşum
karakteristiği 1,0 M KOH çözeltisinde, bakır kaplı bakır elektrot (Cu/Cu) ile kıyaslanmıştır. SEM analizlerine göre, Cu/Cu
elektrotta bakır nano-tanecikler yüzeye dağılırken, CuZn elektrotta karnabahara benzeyen şekiller elde edilmiştir. Metallerin
karakteristik pikleri CV ve EDX spektrumlarında ortaya çıkmıştır. HER etkinlikleri değerlendirildiğinde, CuZn elektrot (0.309
mA cm-2
), Cu/Cu elektrot (0.043 mA cm-2
) ile kıyaslandığında yüksek yük değişimi akım yoğunluğu elde edilmiştir. Ayrıca,
CuZn elektrot, 50 mA cm-2 akım yoğunluğunda daha düşük aşırı gerilime ve daha düşük Tafel eğimine sahiptir. Bu CuZn
elektrotun Cu/Cu elektrotundan daha yüksek HER performansına sahip olduğu anlamına gelir. Bu yüksek katalitik aktivite,
alkali uzaklaştırma nedeniyle yüksek yüzey alanı ve Zn ve Cu metallerinin sinerjistik etkisi ile açıklanabilir. Bu deneylere ek
olarak, CuZn elektrot bazik ortamda 18000 saniye boyunca oldukça yüksek kararlılık ve dayanıklılık göstermiştir
Analysis of Student Learning in Differential Equations Learning Area Based on Various Variables: The Case of Turkey and Ghana
Development of mathematical models for problems experienced in study areas is important for improvement in almost all scientific fields. The solution of a problem requires development of a mathematical equation (or a mathematical model) based on the properties of the problem in certain disciplines. Such an equation is generally a function with one unknown and an equation that includes the derivative (or differential) of this function. The equation which contains a function and its finite derivatives, is called a differential equation (Pisces 2018). The present study aimed to analyze the learning of college students in differential functions based on various variables in Turkey and that of Ghana. The study was conducted in two faculties of a public university (Engineering and Education Faculties) for a year in differential equations course on 300 students’ exams and applications for Turkey. The achievements of those students were analyzed based on the problems experienced by the students, the conceptual comprehension and operational comprehension, reasoning skills, misconceptions, transition between representations, and basic mathematics knowledge variables. A similar study was carried out in a
faculty of technical education in Ghana with 300 students’ examination and application and their results were analyzed as it was done in the case of Turkey. The present study for the two countries adopted a descriptive approach based on screening models. Since it was possible to reach the whole population in the study for the two countries, the complete census method was used. The main difficulties experienced by the students in each country were determined as follows: inability to conduct the operations or to conduct incorrect operations due to the lack of basic mathematical knowledge, student focus on operational comprehension instead of conceptual comprehension, inability or indecision of the students in establishing the correlation between the algebraic and graphic representations of the differential equation in transfers between representations, misconception that dependent variable should always be identified by y and independent variable should always be identified by x (this could be due to a teacher habit), and although dx-2xydy2yey2dy could be easily solved by linearization, students’ preference to attempt to find the integral multiplier, leading to calculation errors. These difficulties were similar in within the two countries as if they were taught by same instructors. It can be argued that the achievements increased in the two groups of students when the applications that would eliminate these difficulties were conducted in the following topics, however a comprehensive study should be initiated to eliminate the
lack of basic mathematical knowledge, and it would even be beneficial to study the OSYM selection system. It could be suggested that calculus as a concept should be taken serious to build the two groups of students competencies in differential equations
Şırnak İlinde Kadın İşsizliğinin Profili
İşgücü piyasası işveren, işçi ve iş arayan kişilerin bir araya geldikleri ve birbirleriyle etkileşim içinde oldukları bir ortamı ifade etmektedir
28 Şubat'ın Psikolojik Etkileri
28 Şubat süreci hakkında yazılan, söylenen birçok söz oldu, aradan uzun yıllar geçti. Bu konu hakkında birçok farklı çalışma yapıldı. Ancak hâlâ 28 Şubat’ın psikolojik etkileri üzerinde yeterince ve hakkınca konuşulmadı. Çok açık ki bu süreç, deneyimleyenleri açısından etkileri hâlâ devam eden zor bir süreçti.
Bu kitapta, bu zamana kadar birçok araştırmacının ilgi ve araştırma “nesne”si olan başörtülü kadını, “içerden” birinin bakış açısıyla anlatma çabası var. Bu içerden bakış, benim 11 yaşımda başımı örtme ve sonrasında hayatımın birçok aşamasında yasağı deneyimleme hikâyemdir aynı zamanda. Çıkış noktası ise 28 Şubat post-modern darbesi sonrası yaşanan kırılmalar ve özellikle başörtülü kadını etkileyen bu darbenin sonrasında olanları anlatmaya çalışmanın kendisi var
Sosyal Medyada Dayanışma Örneği Olarak “Dua Acenteliği”
İnsanlar kendileri için dua etmenin yanı sıra başkaları için de dua etmek isterler. Başkası için dua etme istenci sosyal medya platformlarında pek çok farklı şekilde tezahür etse de özetle “Dua isteyen var mı?” şeklindeki içeriklerle kendini göstermektedir. Dua edecek kişiye doğrudan erişme imkânı sunan bu platformların yaygınlaşmasıyla birlikte, sanal ama devamlılığı da olan bir aracı kurum oluştuğu gözlenmektedir. Bu çalışmada dua eksenli etkileşimin incelenmesinde işlevsel bir çerçeve olarak “dua acenteliği” kavramını teklif ederek, mezkûr kavramın belirli kullanıcılarla dayanışma ve etkileşime olanak sağlamasının psikolojik açıdan temellendirilmesini amaçlamaktadır. Dua acenteliği fenomenini keşfedici ve tanımlayıcı bir şekilde açıklayabilmek için sosyal medya üzerinden dua talep edenler ile dua etmek isteyenlerin iletileri toplanarak kategoriler oluşturulmuş, söz konusu ileti içeriklerinin hangi psikolojik istek ve motivasyonlarla kurgulandığı irdelenmiştir. İçerik analizine tabii tutulan bu veriler, bağlamın Türkiye olması nedeniyle, Türkçe Twitter kullanıcılarının kendi adlarına dua edilebileceğini imleyen iletileri arasından rastgele seçilmiştir
Othering and Cultural Identity in Hanif Kureishi’s “The Black Album”
During the colonial period from the 16th century to the 20th century, the Western ideology has created arbitrary boundaries between itself and ‘other’, and labelled ‘other’s land as both the ‘orient’ and ‘the land of barbarians’. Many communities from the former colonial regions have migrated to England during post-colonial period. Nevertheless, the host British society has maintained the discourse of ‘othering’. In this context, Hanif Kureishi’s "The Black Album" (1995) allows readers to analyse the discourse of ‘othering’ in terms of religion, race and culture to establish one’s identity. The novel concerns the quest of Shahid who is torn between a sense of belonging by becoming a member of a fundamentalist group, and liberalism by having an affair with a white postmodernist instructor Deedee Osgood in British society. Leader Riaz and Chad are otherized by portraying binary opposition of different, savage, and fundamentalist because they burn a novel that is considered to be blasphemous and they attach significance to an aubergine. Although Shahid and his elder brother Chili imitate the host culture, they cannot escape being considered as the ‘other’ because of their colour, race, class and culture. Although a Muslim girl Tahira struggles between the host culture and her main culture in a multicultural society, and represents a contemporary woman’s role is also considered as the ‘other’ because of her clothes and religious faith. Shahid’s uncle Asif, representing first-generation immigrants in the multicultural British society, is not only silenced by the ruling British society, which see him as an intruder and dependent, but also considered by representations of the ruling group as suspicious, and the ‘other’. There are racial lines, with the white Europeans on one side, and everyone else on the other. Hanif Kureishi criticizes racism, fundamentalism, Marxism and even liberalism because everybody can become hypocritical to bring forward their thoughts and live on principles they favour. Kureishi does not prefer one side to the other side
THE IMPACT OF SOME OUTSTANDING DISEASES FROM PAST TO PRESENT ON SOCIETY
İnsanlık tarihi boyunca farklı dönemlerde toplumlarda hastalıklar
ortaya çıkmıştır. Bu görülen kimi hastalıklar, salgın halini almıştır.
Geçmişten günümüze görülen salgın hastalıklar toplumda derin izler
bırakmıştır. Salgın hastalıklara karşı geçmişte de önlemler alınmaya
çalışılmıştır. Tarihte görülen salgın hastalıkların kaynağı ve hastalığın ne gibi
etkileri olacağı bilinmediğinden toplumda korku hâkim olmuştur. Süreç
içerisinde yaşanan değişimlerden ve sağlık alanında atılan adımlarla salgın
hastalıklara karşı uygun aşı bulunmuş ve karantina sistemi de faaliyete
geçmiştir. Ancak atılan adımlara rağmen halkın yeterli bilgiye sahip olmadığı
anlaşıldığından halkın bilinçlendirilmesi için çalışmalar yürütülmüştür.
Çalışmalara rağmen salgın hastalıklarının öldürücü etkisi, toplum içerisinde
ilişkilerde kopmalara yol açmıştır. Salgın ekonomide de etkisini göstermiş ve
toplumda kıtlıklar baş göstermiştir. Salgın hastalıklar toplumun sosyo ekonomik hayatını oldukça kötü etkilediği gibi bireylerde de salgın nedeniyle
olumsuzluklar fark edilmiştir. Salgının en çok vücut direnci zayıf kişileri
(yaşlılar, çocuklar) etkilediği tespit edilmiştir. Osmanlı Devleti, faaliyetleriile salgın hastalıklara karşı mücadelede kararlılığını sürdürmüş ve nizam
çerçevesinde hareket etmiştir. Bu kararlılık günümüzde de devam etmekte
olup devlet yürütmeye çalıştığı politikaları ile salgına karşı* mücadelesini
sürdürmektedir. Bu çalışmada veba, frengi, kolera, çiçek hastalığı, sıtma,
kızamık, yeni koronavirüs (covit-19), gibi bazı salgın hastalıklar hakkında
tarihsel bilgi verildikten sonra bu hastalıların toplum üzerindeki etkisi izah
edilmeye çalışılmıştır.Diseases can be seen in people in different periods throughout history.
Some of these diseases have become epidemics. Epidemic diseases from the
past to the present have left deep marks in the society. Measures against
epidemics have also been attempted in the past. Since the source of the
epidemic diseases seen in the history and the effects of the disease are
unknown, fear prevailed in the society. With the changes in the process and
the steps taken in the field of health, the appropriate vaccine against epidemic
diseases was found and the quarantine system was put into operation.
However, despite the steps taken, it was understood that the public did not
have enough information, so efforts were made to raise the awareness of the
public. Despite the studies, the lethal effect of epidemics has led to ruptures
in relations within society. The epidemic also had an impact on the economy
and famines appeared in the society. Epidemic diseases affect the socio economic life of the society very badly, and negativities have been noticed in
individuals due to the epidemic. It has been found that the epidemic mostly
affects people with weak body resistance (elderly, children). The Ottoman
State continued its determination and acted within the framework of its
activities in the fight against epidemic diseases. This determination continues
today, and the state continues its struggle against the epidemic with its
policies. In this study, after giving historical information about some
epidemic diseases such as plague, syphilis, cholera, smallpox, malaria,
measles, new coronavirus (covit-19), the effect of these diseases on the
society was tried to be explained
A New Settlement from the Epi-Palaeolithic Period: The Operational Sequence and Techno-Typology of the Knapped Stone Industry at the Kızılin Site (Antalya, Turkey)
Kızılin is a cave settlement within the provincial borders of Antalya. The settlement is dated to the Epi-palaeolithic period. Some knapped stone findings were identified during the terrace excavation conducted in this site. This study focuses on examining the knapped stone chaîne opératoire of the inhabitants, and on analyzing the knapped stone findings by a technotypological approach. Our analyses led us to identify all technological phases of knapped stone process practiced at the Kızılin site. Typologically, the knapped stone tool industry was found to consist of microliths and macroliths. It has been observed that the microliths are higher in number compared to the macroliths. In this context, the results obtained were compared with the Epi-palaeolithic layers of Öküzini and Karain settlements where their similarities and
differences are revealed