Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
    5052 research outputs found

    Characterization of durum wheat (Tr. durum L.) landraces regarding to some agronomic traits

    No full text
    Bu çalışma, 2019-20 buğday yetiştirme sezonunda Mardin ili Artuklu İlçesi yağışa dayalı şartlarında Augmented Deneme Desenine göre planlanarak Güneydoğu Anadolu Bölgesine özgü 80 adet yerel makarnalık ve 10 adet standart çeşit kullanılarak yürütülmüştür. Güneydoğu Anadolu Bölgesine özgü bu yerel makarnalık çeşitlerin karakterizasyonunun amaçlandığı çalışmada; yerel buğday çeşitlerinin ve kontrol çeşitlerinin alınan gözlemleri sırasıyla tane verimi 229 g/parsel- 371 g/parsel; biyolojik verimleri 1313 g/parsel –1218 g/parsel; bin tane ağırlıkları 42.9 g – 40.15 g, başaklanma gün sayısı 117.8 gün-111 gün; protein oranı % 18.02 - % 14.94 olarak tespit edilmiştir. Elde edilen verilere göre, yerel buğday çeşitlerinin bitki boyu, biyolojik verim, tanede protein oranı bakımından kontrol çeşitlerinden daha yüksek değerlere sahip olduğu tespit edilirken, tane verimi bakımından ise kontrol çeşitlerin daha yüksek değerlere sahip olduğu tespit edilmiştir. Yerel çeşitlerin, modern ıslah çeşitlerine göre daha geç başaklandığı ve yeşil kalma süresinin daha uzun olduğu gözlemlendiği çalışmada, yerel çeşitlerin daha çok kışlık gelişme tabiatına sahip özellikler taşıdığı, özellikle tanede protein oranın ve biyolojik verimin artırılması çalışmalarında genitör olarak kullanılabilecek çok sayıda potansiyel yerel çeşit olduğu tespit edilmiştir. İncelenen özellikler bakımından geniş bir varyasyona sahip olduğu tespit edilen bu yerel çeşitlerinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunun önemli olduğu tespit edilmiştir.This researh was conducted in 2019-20 wheat growing season under rainfall condition of Mardin - Artuklu province. 80 durum wheat landraces originated from Southeast Anatolia and 10 registarted durum wheat cultivars were evaluated acording to Augmented Trail Design. We determined large variations in durum wheat landraces for obrserved traits. Results indicated that mean of observed tarits of landraces and variaties were ranged between 229 g/parsel - 371 g/parsel for grain yield; 1313 g/plot – 1218 g/plot for biomass, 18.02 % - 14.94 % for grain protein content. Mean thousand kernel weight of landraces and standart varieties changed between 42.9 g and 40.15 g; heading days ranged from 117.8 to 111 days respectively. According to observed data, landraces had longer heading days and grain stage and also higher grain protein content and biomass compare to standart varieties. Results of this study showed that landraces has huge poential to increase biommas and grain protein content and they can be used as a genitor in wheat breeding programs to improving desirable durum wheat genotypes. We also recommed landraces should be preserved for sustainable agriculture activities specially for marginal areas

    Mardin'de konuşulan Arapça lehçesisin kültürel kimliği

    No full text
    Bu araştırma, Mardin bölgesinin tarihini kısaca tanıtmayı, sözlü lehçesini, klasik Arapça dilinden türetilen bu lehçenin klasik Arap diliyle olan bağlantısını açıklamayı ve insani, sosyal ve ekonomik mirasını ifade eden gelenek ve faaliyetlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, bu hususiyetleri, Mardinlilerin tüm yaşamları boyunca sürdürdükleri geriye kalan faaliyetleri dikkate alarak, tarihsel ve dilsel temelden güncel gerçekliğe doğru hareket eden kapsamlı bir vizyona göre ele almaktadır. İlk bölüm, Mardin bölgesinin tarihsel bağlamını içermektedir. Bu tarihsel bağlam, en erken dönemlerden günümüze kadar olan tarihsel aşamalara odaklanılarak kısa bir şekilde sunulmuştur. İkinci bölüm ise, Mardin lehçesinin dilsel temeli ve onu diğer lehçelerden ayıran özelliklerden bahsederek, ana dille olan bağlantısını içermektedir. Bu bölüme, eski Arapça kökenli ya da diğer dil ve lehçelerden gelen yabancı kökenli, Mardin diyalektindeki bazı kelimeler ele alınmıştır. Üçüncü bölüm ise, Mardin bölgesindeki yaşça büyük olanlardan derlenen bazı sözlü kültür unsurlarını içermektedir. Bunlar, türüne göre kültürel, sosyal ve ekonomik olarak sınıflandırılmıştır. Öyküler, fıkralar, atasözleri, şiirler ve teselli bulmak ve eğlenmek için başvurdukları bazı eğlenceler, onları diğerlerinden ayıran ve nesiller boyunca aktarılan el sanatları, tarım faaliyetleri gibi faaliyetleri içermektedir. Bu araştırma, Mardin halkının kültürü ve medeniyeti ile ilgili olarak toplanan bilgileri, belgeleme ve arşivlemeye katkı sunan saha çalışmasından bir örnek sunmakta, böylece gelecek nesiller için, başvurabilecekleri bir arşiv olarak kalacaktır.This research is aimed at clarifying the cultural identity of Mardin and its surroundings, to that end, we briefly studied the history of Mardin, illustrated the dialect of Mardin and its links to the classical Arabic from which it is derived, and explored their customs and activities that reflect their human, social and economic heritage. The research shows a comprehensive vision that moves from the linguistic historical base to the current reality, taking into account the remaining activities that the Mardinians still keep in their lives. The first chapter includes the historical context of the Mardin region and was presented in a brief way focusing on the historical stages since the ancient ages up till now. The second chapter includes the linguistic roots of the Mardinian dialect and linking it to the mother tongue, mentioning what is distinguished from the rest of the other dialects, attached with a dictionary of "Mardinian vocabulary" that has ancient Arabic origins or introduced from other languages. The third chapter includes what was collected from the centenarian in the Mardin region and it was classified into cultural, social, and economic. It dealt with stories, jokes, proverbs and poems, and some recreational habits that they used to entertain themselves, and their activities such as handicraft, agricultural, medical and other things passed down through the generations. This research presents a paradigm from fieldwork that includes the information gathered related to the culture and civilization of the people of Mardin, and a contribution to the documentation and archiving, to be kept for future generations as a reference

    Famine in Diyarbekir in the 19th century

    No full text
    Kıtlıklar, insanların geçmişten bu yana en fazla etkilendikleri afetlerin başında gelmektedir. Ortaya çıkmaları ve sonuçları itibariyle etki alanları büyük olan bu afetler toplumların sosyo-ekonomik yapılarını her açıdan etkilemiştir. Bu çalışmada 19. yüzyılda Diyarbekir'de meydana gelen kıtlıklar sebepleri ve sonuçları bağlamında incelenmiştir. Ayrıca konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bu dönemde Diyarbekir'de başta tarım olmak üzere toplumsal refahın kaynakları ile ulaşım ve haberleşme imkânları da değerlendirilmiştir. Çalışmada ele alınan diğer konular kıtlıkların 19. yüzyıl Diyarbekir'inde sosyal yapıya ne şekilde etki ettiği ve devletin kıtlıklarla mücadele stratejileridir.Kıtlıklar, ortaya çıkışları itibariyle birçok olumsuzluğun müşterek sonuçlarıdır. Dolayısıyla bu çalışmada 19. yüzyıl Diyarbekir'inde meydana gelen kıtlıklar, başta asayişsizlik olmak üzere dönemin yerel meseleleri ile beraber ele alınmıştır. Bu nedenle Osmanlı arşiv belgeleri, konsolosluk raporları, Diyarbekir Vilayet Gazetesi gibi yerel kaynaklar analiz edilmiştir. Ayrıca Diyarbekir'e gelen seyyahların ve dönemin bazı müelliflerinin yazdıkları kitaplar da bu çalışmanın ana kaynaklarındandır.Bu çalışmanın sonuçlarına göre 19. yüzyılda Diyarbekir'de ulaşım ve taşıma imkânlarının yetersizliği tüketim maddelerinin teminini tamamen yerele bağımlı hale getirmiştir. Bu dönemde Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi Diyarbekir'de de iaşe büyük oranda buğdaya bağlı olduğundan, tarımsal üretimi olumsuz etkileyen başta kuraklıklar, göçebe aşiretlerin baskıları, çekirge istilaları, salgın hastalıklar gibi birçok mesele kıtlıklara zemin hazırlamıştır. Özellikle yüzyıl boyunca eksik olmayan asayişsizlikler kıtlığa neden olan bu olumsuzlukların etkilerini daha da artırmış hatta bunların etkilerini de aşarak kıtlığın sürekli hale gelmesinde katalizör görevi görmüştür.Famines are one of the disasters that people have been most affected by since the past. These disasters, which have a large impact area in terms of their emergence and consequences, have affected the socio-economic structures of societies in every aspect. In this study, the famines that occurred in Diyarbekir in the 19th century were examined in the context of their causes and consequences. In addition, in order to better understand the subject, the resources of social welfare, especially agriculture, as well as transportation and communication opportunities in Diyarbekir during this period were evaluated. Other topics discussed in the study are how famines affected the social structure in 19th century Diyarbekir and what the government's strategies were to combat famines.Famines are the common result of many negativities. Therefore, in this study, the famines that occurred in Diyarbekir in the 19th century were discussed together with the local issues of the period, especially the disorder. For this reason, local sources such as Ottoman archive documents, consular reports, Diyarbekir Vilayet Newspaper were analyzed. In addition, the books written by the travelers who came to Diyarbekir and some authors of the period are also the main sources of this study.According to the results of this study, the inadequacy of transportation facilities in Diyarbekir in the 19th century made the supply of consumer goods completely dependent on the local. In this period, as in many parts of Anatolia, as the nutrition was largely dependent on wheat in Diyarbekir, many issues such as droughts, pressure of nomadic tribes, infestation of locust, epidemic diseases, which adversely affected agricultural production, paved the way for famines. In particular, the constant insecurity throughout the century increased the effects of these negativities that caused famine and even surpassed their effects and acted as a catalyst for the famine to become permanent

    Seasonal variations of fatty acids of carassius auratus, carassius gibelio and capoeta umbla

    No full text
    Bu çalışmada, Carassius auratus, Carassius gibelio, Capoeta umbla'nın kas dokusu total lipidi, triaçilgliserol ve fosfolipit fraksiyonundaki yağ asidi kompozisyonunun mevsime bağlı değişimleri araştırılmıştır. Balıkların; kas dokusundaki total lipit, triaçilgliserol ve fosfolipit fraksiyonlarındaki yağ asidi içerikleri; yağ asidi standartları kullanılarak, gaz kromatografi ile belirlenmiştir. Bu çalışmada, ?SFA, ?MUFA ve ?PUFA düzeylerinin, balık türleri arasında değiştiği belirlenmiştir. Üç balık türünün kas dokularından ekstrakte edilen total lipitlerinde ?SFA oranı % 16.14-52.98, ?MUFA % 13.98-49.24 arasında değişmiştir. Kas dokunun total lipidinde ?PUFA yüzdesi, % 14.31-37.00 arasında bulunmuştur. Tüm mevsimlerde üç balık türünün kaslarındaki total lipitlerde ?SFA içinde temel bileşen C16: 0 (% 11.74-36.82), tekli doymamış yağ asitleri içinde 18: 1n-9 (% 11.55-45.78), ?PUFA içinde C18: 2n-6 (% 1.66-25.64) ve C22: 6n-3 (% 1.39-13.14)'tir. Bu çalışmada balıkların total lipitlerinde n-3/n-6 oranı; 1.15-4.05 aralığında tespit edilmiştir. C. gibelio ve C. auratus ile karşılaştırıldığında, C. umbla'nın kasında n-3/n-6 oranının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Üç balık türünün kas dokularındaki TAG ve PL yağ asidi kompozisyonları farklı bulunmuştur. Triaçilgliseroller; yüksek oranda ?MUFA, C16: 1n-7, C18: 2n-6; fosfolipitler ise yüksek miktarda ?PUFA, C20: 3n-6, C20: 4n-6, C22: 6n-3 ve C18: 0 içermiştir.In this study, seasonal variations in total lipid and fatty acid composition of total lipid, triacylglycerol and phospholipid fractions in muscle of Carassius auratus, Carassius gibelio, Capoeta umbla were investigated. Fatty acid compositions of total lipid, TAG and PL fractions have been determined in muscle tissues of fishes by gas chromatography using a mixture of fatty acid standards. The present study revealed that ?SFA, ?MUFA, and ?PUFA levels varied among fish species. The ?SFA and ?MUFA percentages of the total lipid extracted from muscle tissues of the three fish species ranged from 16.14 % to 52.98 % and from 13.98 % to 49.24 %, respectively. The ?PUFA percentages of the total lipid in muscle tissue was found from 14.31 % to 37.00 %. The main constituents were C16: 0 (11.74-36.82 % among ?SFA, and C18: 1n-9 (11.55-45.78 %) among ?MUFA, C18: 2n-6 (1.66-25.64 %) and C22: 6n-3 (1.39-13.14 %) among ?PUFA in the total lipid extracted from tissues of three fish species in all seasons. In this study, the n-3/n-6 ratio was determined to range from 0.22 to 3.26, in total lipids all species. The higher n-3/n-6 ratio was found in muscle of C. umbla compared with C. gibelio ve C. auratus. Triacylglycerol and PL fatty acid compositions in muscle tissues of three fish species were found different. Triacylglycerols were characterized by a high content of ?MUFA, C16: 1n-7, C18: 2n-6; whereas phospholipids contained a large quantity of ?PUFA, mainly, C20: 3n-6, C20: 4n-6, C22: 6n-3 and C18: 0

    Examining the relationship between language learning strategies and ambiguity tolerance of students learning english as a foreign language

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de üniversite hazırlık sınıflarında yabancı dil olarak İngilizce öğrenmekte olan öğrencilerin belirsizlik toleransı düzeyi ve dil öğrenme süreçlerinde kullanmakta oldukları stratejilerin arasındaki ilişkiyi incelemektir. Buna ek olarak çalışmada, yabancı dil öğrenmeye dair belirsizlik toleransı düzeyi ile kullanılan dil öğrenme stratejilerinin çeşitli demografik değişkenlere (cinsiyet, yaş, dil öğrenme deneyimi, sosyo-ekonomik durum vb.) göre nasıl değiştiği de analiz edilmiştir. Çalışmaya 2020-2021 akademik yılında Türkiye'nin yedi farklı bölgesinde bulunan 42 farklı üniversitede İngilizce hazırlık eğitimi almakta olan 529 öğrenci katılmıştır. Araştırmada kullanılan verilerin toplanması amacıyla; araştırmacı tarafından düzenlenen Demografik Bilgi Formu, Oxford (1990) tarafından hazırlanmış olup Cesur (2008) tarafından Türkçeye uyarlanan Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri ve Ely (1995) tarafından hazırlanmış olup Erten ve Topkaya (2009) tarafından Türkçeye uyarlanan İkinci/Yabancı Dil Belirsizlik Toleransı Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda; öğrencilerin belirsizlik toleransı ve strateji kullanımının orta düzeyde olduğu; en sık kullanılan stratejilerin üstbilişsel stratejiler ve en az kullanılan stratejilerin ise duyuşsal stratejiler olduğu tespit edilmiştir. Belirsizlik toleransı ve strateji kullanım düzeyinin cinsiyete, öğrenim görülen bölgelere, öğrenim görülen alanlara, mezun olunan lise türlerine, daha önce alınmış olan İngilizce eğitiminin süresine, ailelerin aylık gelir durumuna, anne/babaların eğitim düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği ancak yaşa göre anlamlı bir fark oluşturmadığı belirlenmiştir. Son olarak, dil öğrenme stratejileri ve belirsizlik toleransı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuş; geliştirilen iki regresyon modelinin de anlamlı olduğu ve dil öğrenme stratejileri ile belirsizlik toleransının birbirinin güçlü yordayıcıları olduğu anlaşılmıştır. Çalışmanın bulguları, üniversite hazırlık öğrencilerinin İngilizce öğrenme süreçlerinde başarı elde edebilmeleri adına yabancı dil öğrenmeye yönelik tolerans düzeylerinin ve söz konusu düzeyin dil öğrenme stratejileri ile ilişkisinin dikkate alınmasının önemini göstermektedir.The aim of this study is to examine the relationship between ambiguity tolerance level and language learning strategies used by students learning English as a foreign language at the preparatory classes of higher education in Turkey. In addition, the study analyzes how the level of ambiguity tolerance and language learning strategies used vary according to diverse demographic variables (gender, age, language learning experience, socio-economic status, etc.). Five hundred and twenty-nine students studying at English preparatory classes at 42 different universities in Turkey participated in the study. The instruments utilized in the study were the Demographic Information Form prepared by the researcher, Language Learning Strategies Inventory prepared by Oxford (1990) and adapted into Turkish by Cesur (2008), and Second/Foreign Language Ambiguity Tolerance Scale prepared by Ely (1995) and adapted into Turkish by Erten and Topkaya (2009). In the analysis of data; descriptive statistics, independent samples t-test, one-way ANOVA, and multiple regression techniques were used. Results of the study showed that ambiguity tolerance and language strategy use of students were at a moderate level, and the most frequently used strategies were metacognitive strategies while the least used strategies were affective strategies. It was also determined that the levels of ambiguity tolerance and strategy use differ statistically according to students' gender, regions where they study, fields of study, types of high schools graduated, duration of previous English education, families' monthly income level, and parents' education level, but no significant difference was found among age groups. In addition, a significant positive relationship was found between language learning strategies and ambiguity tolerance. Finally, it was understood that the two regression models developed were significant, and that language learning strategies and ambiguity tolerance were strong predictors of each other. Findings of the study highlight the need to take into account the ambiguity tolerance levels and their relationships with the strategy use of preparatory university students if the aim is to achieve academically in English language learning

    Commentary of Dîwân of Şehrî (First 50 ghazals)

    No full text
    XVII. yüzyıl şairlerinden olan Şehrî (Malatyalı Ali Çelebi) Sebk-i Hindî'nin önemli temsilcilerinden biridir. Şehrî'nin ilk 50 gazeli şerh edildiği bu çalışma için öncelikle hazırlık mahiyetinde, Cumhuriyet öncesi ve sonrasında yapılan başlıca şerhler incelenmiş, Sebk-i Hindî şairlerinin genel özellikleriyle ilgili kaynaklar taranmıştır. Şerh sürecinde Türkçe, Farsça ve Arapça genel sözlüklerin yanı sıra Divan şiiri sözlükleri, tasavvuf sözlüklerinden yararlanılmış, söz konusu beyitler dönemin dinî, tasavvufî ve içtimai hususiyetleri göz önünde bulundurularak yorumlanmaya çalışılmıştır. Sebk-i Hindî şiirinin kendine mahsus orijinal kavram ve söz kalıpları için dönemin edebî anlayışı içerisinde eser veren diğer şairlerin divanlarıyla ilgili yapılmış çalışmalara da müracaat edilmiştir. Çalışma giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde, şerh kavramı açıklanmıştır. İkinci bölümde Şehrî hakkında bilgi verilmiş ve şerhi yapılan ilk 50 gazel çerçevesinde Şehrî'nin şiirlerinde tespit edilen Sebk-i Hindî özellikleri örneklerle sunulmuştur. Üçüncü bölüm ise 50 gazelin şerhinden oluşmaktadır.Şehrî (Malatyalı Ali Çelebi), one of the 17th century poets is one of the important representer of Sebk-i Hindi. First of all, as a preparation the main commentaries made before and after the Republic were examined and the sources about the general characteristics of Sebk-i Hindî poets for the work where Şehri's 50 ghazals commented. In the commentary process, besides the general dictionaries of Turkish, Persian and Arabic, dictionaries of Dîwân poetry and Sufi dictionaries were used, and these couplets were tried to be interpreted by considering the religious, mystical and social characteristics of the period. For the original concept and word patterns of Sebk-i Hindî poetry, studies on the dîwâns of other poets who worked in the literary understanding of the period were also applied. This work consists of introduction, three body parts and conclusion. In the first part, the concept of comment is explained. In the second part, the information about Şehri is given and the characteristics of Sebk-i Hindî which was determined in Şehrî's poems within the framework of the first 50 ghazals commented are presented with examples. The third part consists of commentary of 50 ghazals

    Fakhr al-Din al-Râzî's method of interpreting the Qur'anic parables in the tafseer of Mafâtîhu al-Ghayb

    No full text
    Bu çalışma, Fahreddin er-Râzî'nin Mefâtîhu'l-Ğayb adlı tefsirinde Kur'ân'daki mesellere yaklaşımını ve bunları yorumlama metodunu konu edinmektedir. Çalışmada öncelikle Fahreddin er-Râzî'nin hayatı, ilmi şahsiyeti ve eserleri ile Mefâtîhu'l-Ğayb adlı tefsirinin muhtevası ve Kur'ân meselleri açısından önemi üzerinde durulmaktadır. Daha sonra Kur'ân ilimlerinden biri olan Emsâlu'l-Kur'ân'ın tarifi yapılarak, mesel ile teşbih arasındaki ortak ve farklı hususlara değinilmekte ve bu konulardaki bazı eserlere yer verilmektedir. Akabinde Kur'ân'daki meseller arasından seçilen yirmi beş meselin Fahreddin er-Râzî tarafından nasıl yorumlandığı üzerinde durulmaktadır. Son olarak bu mesellere dair yorumlarından hareketle Râzî'nin metodu tespit edilmeye çalışılmaktadır.This work deals with Fahreddin er-Râzî in his Mefâtîhu'l-Ğayb tafseer with his own approach to the parables in the Qur'an and the method of interpreting them. In the study, primarily Fahreddin er-Razi's life, his scientific personality and works, the content of his tafseer named Mefâtîhu'l-Ghayb and its importance in terms of Qur'anic parables are emphasized. Then, Emsâlu'l-Kur'an, which is one of the Qur'anic sciences, is described, and the common and different issues between parable and similarities are mentioned, and some works on these subjects are included. Afterwards, it is focused on how Fahreddin er-Razi interpreted twenty-five parables selected from among the parables in the Qur'an. Finally, it is tried to determine Razi's method towards the parables based on his comments on these parables

    The relationship between consumption, foreign trade deficit, financial development and foreign direct investments in terms of energy types: The case of Turkey

    No full text
    Ülkelerin sanayileşme ve modernleşmelerini sağlayıp, bunu başarılı bir şekilde sürdürebilmelerinin yolu endüstrilerini geliştirmelerinden geçmektedir. Enerji, endüstrilerin gelişmesinde kilit girdi konumundadır. Birçok makrokonomik değişken enerji talebini etkilerken, tüketiminin artıp azalmasına bağlı olarak enerji de çeşitli yollarla ekonomiyi şekillendirebilmektedir. Bu çalışma, Türkiye'nin 1986-2019 dönemine ait 34 yıllık verilerini kullanarak her bir enerji türü ile dış ticaret açığı, doğrudan yabancı sermaye yatırımları, ekonomik büyüme ve finansal gelişme arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Ekonometrik yöntem olarak Johansen Eşbütünleşme ve Granger Nedensellik testleri kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgular her bir enerji türü ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkinin olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca, her modelde ayrı ayrı uygulanan Granger Nedensellik testi sonucunda; yenilenebilir/yenilenemez enerji kaynakları ve alt türleri ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasında tek yönlü nedensellik ilişkileri tespit edilirken, sadece doğalgaz ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisi saptanmıştır. Bu bulguların politik sonucu olarak her ülke için olduğu gibi Türkiye için de enerji, makroekonomik dengeleri etkileyen en önemli unsurlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.The way for countries to achieve industrialization and modernization is through the development of industries. Energy is key to the development of industries. While many macroconomic variables influence energy demand, energy can shape the economy in various ways, depending on the increase and decrease in consumption. This study aims to examine the relationship between each type of energy and the foreign trade deficit, foreign direct capital investments, economic growth and financial development using 34 years data from Turkey's 1986-2019 period. The econometric method used Johansen Cointegration and Granger Causality tests. The findings obtained from the analysis revealed that there was a relationship between each type of energy and the selected macroeconomic variables. In addition, the Granger Causality test, which is performed separately on each model, determines the unidirectional causality between renewable/non-renewable energy sources and subtypes and selected macroeconomic variables, while a bidirectional causality between natural gas and economic growth was determined. As a political consequence of these findings, energy for Turkey is one of the most important factors affecting macroeconomic balances, as is for every country

    JÎYANA MALBATA CASIMÊ CELÎL Û XEBATÊN WAN YÊN LI SER ZIMANÊ KURDÎ

    Get PDF
    Me di vê xebatê de hewld da ku em li ser jîyana Casimê Celîl û li ser kesayeta wî ya edebî rawestin. Herweha me di vê xebatê de malbata Casimê Celîl (Ordîxanê Celîl, Celîlê Celîl, Cemîla Celîl û Zîna Celîl) hem ji alîyê wan yên şexsî ve hem jî ji alîyê wan yên edebî ve da nasîn. Wekî ku tê zanîn, malbata Celîlan di qada edebîyata Kurdî de gelek xebatên girîng kirine. Casimê Celîl yek ji wan kesan e ku di derbarê folklora edebîyata kurdî de cihekî girîng girtîye. Casimê Celîl gelek xebat kirine û gelek berhem nivîsandîye. Xebatên ku Casimê Celîl meşandine malbata wî li piştî wî ew kar pêşvetir birine û gelek xebatên baş gihandine me. Me jî di vê xebata xwe de keda vê malbata ku xemxwarên Kurdî ne bi bîranî. Em dikarin bibêjin ku malbata Celîlan fokusa xwe li ser edebîyata Kurdî danîne û folklora Kurdî bûye çavkanîya wan a sereke ji bo xebatên wan.Bu çalışmada Casimê Celil’in hayatı ve edebi kişiliğine değinmeye çalıştık. Bu çalışmada, Celilan ailesinin (Ordixanê Celîl, Celîlê Celîl, Cemîla Celîl, Zîna Celîl) hem şahsi hayatı hem de edebi kişilikleri ele alınıp tanıtıldı. Casimê Celil Kürt edebiyatı folkloru alanında önemli bir yer tutmuştur. Casimê Celil birçok çalışma yapmış ve çeşitli eserler yazmıştır. Casimê Celil’in bu alanda yayınladığı çalışmalarını çocukları daha ileriye götürerek çok iyi çalışmalar yapmışlar. Diyebiliriz ki Celilan ailesi odak noktalarını Kürt edebiyatı üzerinde bırakmış. Özellikle Kürt folkloru, ailenin esas çalışmalarına kaynaklık etmiştir. Bu yüzden ailesi de eserlerini geliştirip Kürt edebiyatına ve Kürt mirasına eklemiştir. Biz de bu çalışmamızda, Kürt edebiyatı için büyük önem arz eden Celîlan ailesini hatırlattık.In this study, we focused on the life and literary personality of Casime Celil. In this study, both personal life and literary (Ordixanê Celil, Celilê Celil, Cemila Celil, Zina Celil) were discussed and introduced, Casımê Celil occupied an important place in the field of folklore in Kurdish literature. Casımê Celil has done many studies and has written various works. They have done very well with the studies published by Casımê Celil in this field by taking children forward. We can say that the Celilan family focused on Kurdish literature. Especially Kurdish folklore has been the source of the main works of the family. Therefore, his family also developed his works and added them to Kurdish literature and Kurdish heritage. İn this study, we remınded the Celilan family, which is of great importance for Kurdish literature

    Biostratigraphy and microfacies of the sedimentary sequences within volcano-sedimentary Maden Complex in Southeastern Turkey

    Get PDF
    Maden Complex is a volcano-sedimantary unit, mainly composed of shallow and deep marine sedimentary rocks and associated volcanics. Deep marine units of Maden Complex, exposed between Çatak (Van) and Kozluk (Batman) regions have been studied with a combined sedimentological and paleontological approaches. The following species are recorded within the Melefan formation: Morozovella aragonensis, Acarinina collactea, Acarinina cf. esnehensis, Acarinina soldadoensis, Acarinina boudreauxi, Acarinina bullbrooki, Acarinina mckanni, Acarinina pentacamerata, Acarinina cf. pseudosubsphaerica, Acarinina topilensis, Acarinina esnehensis, Chiloguembelina sp., Globanomalina planoconica, Globanomalina australiformis, Globigerinatheka sp., Parasubbotina hagni, Pearsonites broedermanni, Pseudoglobigerinella bolivariana, Planoglobanomalina pseudoalgeriana, Pseudohastigerina wilcoxensis, Subbotina roesnaensis, Subbotina yeguaensis. Based on the defined planktonic foraminiferal species, the unit corresponds to the E7 zone and the depositional age of the formation is proposed as Early Eocene (Ypresian) to Middle Eocene (Lutetian). The deep marine sedimentary sequence mainly consists of pinkish to red colored micritic limestones including shale intercalations. The formation is represented by the pelloidal wackestone-packstone facies and comprises abundant planktonic foraminiferal assemblages

    1,567

    full texts

    5,052

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mardin Artuklu University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇