Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
    5052 research outputs found

    Batılılaşma Sürecinde Yeni Kent Merkezinin Sembol Mekanları. Hükümet Konakları,Belediye Sarayları ve Saat Kuleleri

    No full text
    Batılılaşma Sürecinde Yeni Kent Merkezinin Sembol Mekanları. Hükümet Konakları, Belediye Sarayları ve Saat Kuleler

    DİJİTAL DÖNÜŞÜM BAĞLAMINDA BİLGİ VE İLETİŞİM TEKNOLOJİSİ İLE EĞİTİM VE BÜYÜME İLİŞKİSİ: TÜRKİYE ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

    No full text
    Yapılan çalışmada, dijital dönüşümün bir göstergesi olarak üretilen/ihraç edilen bilgi ve teknoloji mallarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi eğitim faktörü ile irdelenmeye çalışılacaktır. Bu çalışmayla Türkiye için 2000-2018 dönemini kapsayan bilgi ve iletişim teknolojileri ihracatı, kamusal eğitim harcamaları ve ekonomik büyüme arasında nedensellik ilişkisi incelenmeye çalışılmıştır. Serilerin durağanlıkları Genişletilmiş Dickey- Fuller ve Phillips-Perron Test istatistiği ile test edildikten sonra söz konusu değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinde Hatemi-J (2012) Asimetrik Nedensellik testinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular pozitif şoklar açısından değerlendirildiğinde, pozitif ekonomik büyümeden pozitif bilgi ve iletişim ihracatına tek taraflı, pozitif kamusal eğitim harcamalarından pozitif büyümeye tek taraflı nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Negatif şoklar açısından ele alındığında ise negatif bilgi ve iletişim teknolojileri ihracatından negatif ekonomik büyümeye doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Hem pozitif hem de negatif şoklar açısından kamusal eğitim harcamaları ile bilgi ve iletişim teknolojileri ihracatı arasında herhangi bir nedensellik ilişkisine ulaşılamamıştır. Bu ilişkiyi sağlayacak unsurun standartları yükseltilmiş bir eğitim yapısının beşeri sermayeye pozitif etkisi ve AR-GE harcama payının artması şeklinde olacağı dikkate alınmalıdır. Türkiye özelinde dijital dünyanın “tüketimden” “üretmeye” doğru yeni bir değerler dizisi değişikliğine ihtiyaç duyduğu açıktır

    Şahnâme’nin Bîjen ve Menîje Hikayesine Edimbilim Açıdan Söylem Yaklaşımı

    Get PDF
    Edimbilim edime eşlik eden farklı kavramları ele alıp inceleyen bilim dalıdır. Edimbilim kelimeleri sözce durumuna göre etkileşim içerisinde gerçek bir dil etkileşimi olarak kişi, zaman ve kapsam göstergeleri ile belirleyendir. Pragmatik olarak dilin birçok yönünü inceler, açıklamalar yapıp engelleri aşan bir bilişim tarzıdır. Edimbilim, dil ile onu kullanan, söylem ile bağlam arasındaki ilişkiye değinir. Yani edimbilim, sözcüklerin kullanımları ve konuşmacının sözeylemi nasıl işleyip anlam yüklediği, konuşan ve dinleyen arasında gelişen ilişkiden cümle yapısının nasıl etkilendiğini ele almaktadır.Her hikâyenin temelini onu oluşturan kahramanlar teşkil eder. Söylemler onların ayrılmaz bir parçası gibidir ve hikâyeyi oluşturan temel unsurların en önemlileri olarak kabul edilmektedir. Hikâyedeki diyaloğlar karakterler üzerinden hikâyenin işlevselliğini gösterendir. Söylem, ravi ile okuyucu ya da müellif ile okuyucu arasındaki en bilinen aracı olarak görülmektedir. Eylemsel, diyaloğlar söylem içerisinde emir, istek, rica ve talep şeklinde dile getirilmektedir. Şahnâme’nin önemli hikâyelerinden olan Bîjen ve Menîje hikayesinde birkaç tarzda ön plana çıkan bu tarz söylemler, edimbilim açısından öneme değer örnek bir hikayedir

    RELATIONSHIP BETWEEN TRADE OPENNESS AND INFLATION: ARDL BOUND TEST AND CAUSALITY ANALYSIS

    Get PDF
    1990’lı yıllarda artan küreselleşme eğilimleri ile beraber gelişmekte olan ülkeler yüksek enflasyon oranları ile karşılaşmaya başlamışlardır. Bu dönemde başlamak üzere, dışa açıklık ve enflasyon ilişkisi ekonomi literatüründe önemli yer edinmeye başlamıştır. Tartışmalar, gelişmekte olan ülkelerde ticari dışa açıklığın enflasyon üzerindeki negatif etkisini savunan Romer hipotezi ekseninde oluşmuştur. Bu çalışmanın amacı 2002 yılından sonra yüksek enflasyon olgusundan kurtulan Türkiye ekonomisinde Romer hipotezini ekonometrik yöntemlerle test etmektir. 2003Q1-2020Q3 dönemi çeyreklik verilerin kullanıldığı çalışmada, ARDL sınır testi yaklaşımı ve Toda Yamamoto nedensellik testleri uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, eş-bütünleşme ilişkisi ile beraber ticari dışa açıklıktan enflasyona doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.With the increasing globalization trends in the 1990s, developing countries started to encounter high inflation rates. As of this period, the relationship between trade openness and inflation started to take an important place in the economic literature. The discussions are based on Romer's hypothesis, which argues for the negative impact of trade openness in developing countries on inflation. The aim of this studyafter 2002 survived the phenomenon of high inflation in the economy of Turkey is to test the hypothesis of Romer econometric methods. The ARDL bound test approach and Toda Yamamoto causality tests were applied in the study in which quarterly data from 2003Q1-2020Q3 were used. As a result of the study, together with the cointegration relationship, one-way causality relationshipfrom trade openness to inflation was determined

    SYLLABLE TYPES IN ZAZAKI

    Get PDF
    ece bi venganê vokalan reyde yeno sazkerdene û hûmarê heceyanê çekuyan goreyê hûmaranê vokalan yeno tesbîtkerdene. Heceyêke de tena yew heb vengo vokal zî eşkeno hece bibo. Na xebate de babetê heceyanê zazakî ameyê analîzkerdene. Heceyê zazakî goreyê taybetmendîyanê vokalan û konsonantan cîya şekilan a yenê tesnîfkerdene. Amancê na xebate goreyê vilabîyayîşê venganê vokal û konsonantan heceyanê zazakî dabeşkerdiş, analîzkerdiş; vengê ke çekuyanê zazakî de coda û onset de ca gênê tesbîtkerdiş, taybetmendîyanê nê heceyan tehlîlkerdiş o. Tayê heceyî goreyê krîteranê ziwannasîye sey heceya îdeale yenê namekerdene. Mîyanê xebate de babetê heceyan, goreyê na heceya îdeale ameyê îfadekerdene. Coda de û onset de bi kewtişê vokalan reyde gemînate konsonantî yênê meydan. Nê vengî zazakî de reya verêne na xebate de ameyê tesbîtkerdene. Heman şekil de tayê fekanê zazakî de xêncê di-konsonantan, dîftongî zî yenê meydan. Labelê nê her di tewirî zî sey heceyê musteqîlî nêhesibîyênê û hînterlandê nê heceyan goreyê heceyanê bînan zaf teng o. Xebate de gama ke babetê heceyan îzah bibê, nê faktoran kes eşkeno bi rehetî fehm bikero.Syllables consist of vocal sounds, and the syllable numbers of words are determined by the number of vocal sounds. A syllable can contain only one vocal sound. They are important in the occurrence of features. In this study, syllable types in Zazaki were analyzed. The syllables in zazaki are classified in different ways according to the characteristics of vocal and consonant sounds. The aim of this study is to divide the syllables in Zazaki into sections according to the distribution of vocal and consonant sounds, to determine the sounds in the coda and onsets of words, to analyze the properties of these syllables. In the study, other syllables were expressed according to this ideal syllable. With the drop of vocal sounds in the coda and onsette, geminate consonant sounds come into play. These sounds were first identified in this study. In some mouths of the Zaza, diftonguas occur besides the geminant consonants. However, this type is not an independent syllable and the hinterland of these syllables is not wide. While explaining the syllable types in the study, we can easily identify these factors

    The Effects of Destination Brand Awareness, Destination Brand Image and Perceived Quality on Destination Brand Loyalty: A Case of Mardin

    Get PDF
    Amaç – Bu araştırmada Güneydoğu Anadolu bölgesinin önemli bir turizm destinasyonu konumunda olan Mardin ilinin tüketici temelli destinasyon marka denkliğinin ölçülmesi ve destinasyon marka farkındalığı, destinasyon marka imajı ve algılanan kalitenin destinasyon marka sadakatine etkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Yöntem – Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle marka denkliği bileşenlerinin ölçülmesinde kullanılan ölçme aracının güvenirlik ve geçerlikleri sağlanmaya çalışılmıştır. 2019 yılının Kasım ve Aralık aylarında toplanan verilere (n:212) geçerlik ve güvenirlik analizi gerçekleştirildikten sonra yapısal model kurularak önerilen kuramsal model test edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğin sağlanmasında açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ölçüm modelinin doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin yakınsak ve ayırt edici geçerlikleri sağlanmıştır. Hipotezlerin testi için yapısal model analizi gerçekleştirilmiştir. Bulgular – Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda destinasyon marka denkliğinin dört boyuttan oluştuğu ve Aaker, (1991) ve Keller (1993) tarafından ortaya konan tüketici temelli marka denkliği modelleri çerçevesinde doğrulandığı görülmüştür. Yapısal modelin analizi sonucunda ise kuramsal çerçeveye dayalı oluşturulan hipotezler desteklenmiştir. Bulgular değerlendirildiğinde destinasyon marka farkındalığı, algılanan kalite ve destinasyon marka imajının destinasyon marka sadakatini pozitif yönlü etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Tartışma – Güçlü bir marka oluşturmak için ziyaretçilerin marka denkliğinin bileşenlerine yönelik algılarının bilinmesi ve destinasyon paydaşları tarafından pazarlama ve yönetim stratejilerinin oluşturulması ve izlenmesi gerekmektedir. Turistlere bilinenin dışında farklı ve eşsiz deneyimler sunarak ziyaretçilerin destinasyona yönelik algıladıkları kalite, imaj ve sadakat düzeylerinin arttırılması ile güçlü bir marka algısı oluşturulabilir. Araştırma bulguları destinasyon yönetim paydaşlarına etkili bir destinasyon marka denkliği oluşturmanın destinasyon marka gücüne sağlayacağı katkılar konusunda önemli bilgiler sunmaktadır.Purpose – The aim of this study is to measure the consumer-based destination brand equity of Mardin, which is an important tourism destination in the Southeastern Anatolia region, and to investigate effects of destination brand awareness, image, and perceived quality on destination brand loyalty. Design/methodology/approach – Scanning method was used in the research. First, the reliability and validity of the measurement tool used in measuring the brand equivalence components were tried to be obtained. Afterwards the validity and reliability analysis of the data (n: 212) collected in November and December 2019, the structural model was established, and the proposed theoretical model was tested. Exploratory and confirmatory factor analysis was performed to ensure the construct validity of the scale. Convergent and discriminative validities of the scale were provided as a result of the confirmatory factor analysis of the measurement model. Structural model analysis was performed to test the hypotheses. Findings – As a result of the confirmatory factor analysis, it was confirmed within the framework of the consumer-based brand equity which was modelled by Aaker, (1991) and Keller (1993) and it was determined that it consists of four dimensions. As a result of the analysis of the structural model, the hypotheses based on the theoretical framework were supported. According to findings, the result of the structural model analysis indicated that destination awareness, perceived quality and destination brand image affect positively destination brand loyalty. Discussion – To attain a strong brand, it is required to understand visitors perception of brand equity and needs to be created and followed marketing and management strategies by destination stakeholders. By offering tourists different and unique experiences beyond the known, a strong brand perception can be created by increasing the quality, image and loyalty levels perceived by the visitors towards the destination. Research findings provide important information to destination management stakeholders about the contribution of creating an effective destination brand equity to destination brand competency

    Determination of productivity status of agricultural lands growing durum wheat (Triticum durum desf.) in Kızıltepe district of Mardin province by soil and grain mineral analysis

    Get PDF
    Amaç: Bu çalışmada Mardin ili, Kızıltepe ilçesi makarnalık buğday (Triticum durum Desf.) tarımı yapılan alanların verimlilik durumlarının toprak ve tane mineral analizleriyle belirlemesi amaçlanmıştır.Yöntem ve Bulgular: Bu amaç için buğday tarımı yapılan alanlardan 10 ayrı noktadan ve her noktadan üç adet olmak üzere kök derinliği esasına göre 0-30 cm derinlikten toplam 30 adet arazi büyüklüğü ve topoğrafyası göz önünde bulundurularak toprak örnekleri ile buğday örnekleri alınmıştır. Alınan toprak örneklerinde, bünye, pH, % kireç (CaCO3), % toplam tuz, organik madde (% OM), bitkiye yarayışlı fosfor (P), potasyum (K), çinko (Zn), demir (Fe), mangan (Mn), bakır (Cu), nikel (Ni) ve kadmiyum (Cd) miktarları belirlenirken, buğday tanelerinde, % Protein içeriği, azot (N), P, K, Zn, Fe, Mn, Cu, Ni ve Cd konsantrasyonları belirlenmiştir.Genel Yorum: Elde edilen bulgulara göre topraklar Killi-Tın bünyeli, nötr ve hafif alkalin reaksiyonlu, kireçli, tuzsuz ve genelde organik maddece fakir olduğu belirlenmiştir. Toprakların P içeriklerinin yeterli, K ve Fe içerikleri ise yeterli ve yüksek, Mn ve Cu içeriklerinin yeterli olarak belirlenirken, Zn içeriklerinin ise noksan olduğu belirlenmiştir. Buğday tane örneklerinde yapılan analizlerde protein oranı % 11.00 ile 12.6 arasında ortalama % 11.8 olarak bulunmuştur. Buğday tanesi örneklerinin P, K, Mn ve Fe içeriklerinin yeterli, N ve Zn içeriklerinin ise yetersiz olduğu belirlenmiştir.Çalışmanın Önemi ve Etkisi: Sonuç olarak, Mardin ili Kızıltepe ilçesi makarnalık buğday tarımı yapılan alanların beslenme sorunlarının olduğu, özellikle bütün topraklarada organik madde, N, Zn ve bazı topraklarda Cu noksanlığının bulunduğu ve yörede bilinçli bir bitki beslenme programlarının eksikliği belirlenmiştir.Aims: In this study, it is aimed to determine the fertility status of the areas where durum wheat (Triticum durum Desf.) in Kızıltepe district cultivated Mardin province by soil and grain mineral analysis. Methods and Results: For this purpose, taking into account the size and topography of the land, soil samples and wheat grains samples were taken from 10 different points on the basis of root depth (3 repeats from 0-30 cm depth) where wheat cultivation is carried out. In soil samples taken; texture, pH, lime (CaCO3), total salt, organic matter (OM), plant-available phosphorus (P), potassium (K), zinc (Zn), iron (Fe), manganese (Mn) ), copper (Cu), nickel (Ni) and cadmium (Cd) amounts, Protein content, nitrogen (N), P, K, Zn, Fe, Mn, Cu, Ni and Cd concentrations were determined in wheat grains. Conclusions: According to the findings obtained, it was determined that the soils were clayey-loamy, neutral and slightly with alkaline reaction, calcareous, salt-free and generally poor in organic matter. It was determined that P contents of soils were sufficient; K and Fe contents were sufficient and high; Mn and Cu contents were sufficient; while Zn contents were deficient. In the analyzes done on wheat samples, the protein ratio was found to be 11.8%, between 11.00% and 12.6% on average. It was determined that the P, K, Mn and Fe contents of the wheat grain samples were sufficient, while the N and Zn contents were insufficient. Significance and Impact of the Study: As a result, there are nutritional problems in the areas where durum wheat is cultivated in Mardin province, Kızıltepe district. Especially the organic matter, N, Zn in all soils and Cu in some soils, as well as the lack of a conscious plant nutrition program has been determined in the region

    Integrated Education Experience and Curriculum Proposal in Architectural Education

    No full text
    Postyapısalcılık ile birlikte kuramsal alanda üzerine sıkça tartışmalarınyürütüldüğü disiplinlerarası yaklaşım, uzmanlık sınırlarının eridiğigünümüzde eğitim alanında da önem kazanmaktadır. Konstrüktivizmakımı ve Bauhaus okulundan itibaren sanat, mimarlık ve mühendisliküretim ve eğitim pratiklerinin bir arada yürütülmesi, disiplinlerarasıyaklaşım olarak görülebilir. H.H. Jacobs’ın tartıştığı interdisipliner eğitimmüfredat modelleri ise, hem kuramsal tartışma alanı yaratmakta hemde uygulama örnekleri ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, mimarlıkbölümünde Mimari Anlatım Teknikleri dersi ile Kültür ve Sanat Tarihine Girişderslerinin bütünleşik eğitim modeline dayalı olarak yürütülmesindençıkarılan sonuçlar değerlendirilmiş ve bu deneyimden hareketlelisans düzeyinde mimarlık bölümü için sekiz dönemi içeren bütünleşikmüfredat önerisi getirilmiştir. Bütünleşik eğitim, kuramsal ve uygulamalıderslerin birbiriyle etkileşimlerinin maksimum düzeye çıkarılarak geçişimliyürütülmesi pratikleri olarak tanımlanabilir. Bu modelde kuramsal, teknikdersler ve stüdyoların eşgüdümlü yürütülmesi mümkün olur. Öğrencilertasarım projelerini edindikleri kuramsal, tasarımsal ve teknik arka planlayaparlar ve kuram derslerinde geri dönüşler sayesinde dersler arasındaçok yönlü akışlar gerçekleşir. Bilgi ve tasarım pratikleri bütünleşir veempatiyle çok yönlü anlama ve zihinsel esneklik desteklenir.The interdisciplinary approach, which has become the subject of frequent discussions with the emerge of poststructuralism, has also gained importance in the field of education. Since the Constructivism movement and the Bauhaus school, integrated application of art, architecture and engineering production and education practices can be seen as an interdisciplinary approach. Interdisciplinary education curriculum models discussed by H. H. Jacobs not only provide a space for theoretical discussion but also put forth examples of practical applications. In this study, the results obtained from courses of the Architectural Expression Techniques and Introduction to Culture and Art History, which were conducted with the application of the integrated education model in the Department of Architecture, were evaluated. Based on this experience, an integrated curriculum covering eight semesters has been proposed for undergraduate studies at the Department of Architecture. Integrated education can be defined as the practices of conducting theoretical and applied courses in a transitive manner by maximizing their interaction with each other. In this model, it is possible to conduct theoretical, technical courses and studios in a coordinated manner. Students produce their design projects with the theoretical, design and technical background they have acquired, and multi-directional flows occur between courses thanks to the feedbacks in theoretical courses. Knowledge and design practices are integrated, and versatile learning and mental flexibility are supported by empathy

    Analysis of Turkish Textbooks in Terms of Genealogical Relations

    No full text
    Bu araştırmanın amacı Türkçe ders kitaplarının soy bağı ilişkileri açısından incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan okuma ve dinleme metinleri soy bağı ilişkileri açısından ele alınmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak doküman incelemesi tekniği ile veriler toplanmıştır. Soy bağı ilişkilerinin geçtiği metinler; ele alınan kavramlar, sınıf düzeylerine dağılım, tür dağılımları, görsel unsurlar, kültürel ögeler ve değerler gibi alt amaçlar ile detaylı olarak analiz edilerek bulgular elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre Türkçe ders kitaplarında yer alan metinlerin soy bağı kavramları, sınıf düzeylerine dağılım ve değerler eğitimi açısından yeterli ve dengeli olduğu; metin türlerine dağılım, görsel ögeler ve kültürel ögeler açısından yetersiz olduğu tespit edilmiştir.The aim of this research is to examine Turkish textbooks in terms of lineage relations. In accordance with this purpose, reading and listening texts in the 5th, 6th, 7th, and 8th-grade Turkish textbooks are discussed in terms of lineage relations. In the research, data are collected by using the qualitative research method and document analysis technique. The findings are obtained by analyzing in detail the concepts discussed in the texts in which the lineage relationships are mentioned, with sub-purposes such as class-level distribution, genre distribution, visual elements, cultural elements, and values. According to research results, the texts in the Turkish language textbooks are sufficient and balanced in terms of lineage concepts, class-level distribution, and values education, on the other hand, the distribution of the text types is insufficient in terms of visual and cultural elements

    First report of Lasiodiplodia theobromae causing dieback on almond (Prunus dulcis) in Turkey

    No full text
    Turkey is the world's fourth-largest almond [Prunus dulcis (Mill.) D.A. Webb] producer. In July 2020, 10% of 2,600 9-year-old almond trees cultivars Ferragnes and Ferraduel in Bozova district of Şanlıurfa province showed symptoms of yellowing, gumming, branch and trunk cankers, and dieback. Surface-disinfected wood tissue samples exhibiting visible internal necrosis were placed on potato dextrose agar (PDA). After seven days of incubation at 25 °C in the dark, 12 similar fungal colonies with dark grey colouration were isolated. The isolates Lt01Pd and Lt02Pd were randomly selected for identification, pathogenicity, and deposited in Bolu Abant Izzet Baysal University Culture Collection with accession number BAIBU0738-0739. Fruiting bodies were stromatic, black, 150–250 µm in diameter, and irregular or globose pycnidia with an apical ostiole. Paraphyses produced within pycnidia were hyaline, cylindrical, septate, and up to 60 µm long. Immature conidia formed inside the pycnidia were initially unicellular, hyaline, and ellipsoidal, whilst mature conidia were one-septate, dark brown, and measuring 18.5–23.0 μm × 11.5–13.5 μm (n = 50). BLAST searches for the internal transcribed spacer of rDNA region (ITS: GenBank accession Nos. MW733864-MW733865), translation elongation factor 1-α gene (TEF-1α: GenBank accession Nos. MW733862-MW733863), and β-tubulin 2 gene (BT2: GenBank accession Nos. MW733860-MW733861) sequences at GenBank exhibited 99.81% similarity for ITS (NR_111174) and 100% similarity for TEF-1α (AY640258) and BT2 (EU673110) sequences of type strain CBS 164.96 of Lasiodiplodia theobromae (Pat.) Griffon & Maubl. Pathogenicity of each isolate on ten 1-year-old P. dulcis cv. Ferragnes seedlings was verified by replacing five-mm diameter bark disks of stems with the same-sized mycelial plugs. Control seedlings (n = 10) were inoculated with sterile PDA plugs. All plants were maintained in a greenhouse at 25 ± 2 °C. In the inoculated plants, necrotic lesions with an average length of 6 to 8 cm on wood tissues were observed within 4 weeks. Control seedlings remained symptomless. The same fungus was only re-isolated from symptomatic tissues. In California, a similar canker disease of almond caused by L. theobromae has been reported (Chen et al. 2013). To our knowledge, this is the first report of L. theobromae causing dieback on almond in Turkey (Farr and Rossman 2021)

    1,567

    full texts

    5,052

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mardin Artuklu University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇