Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
    5052 research outputs found

    Dēw/Demons and Their Manifestations in Kurdish Folklore

    No full text
    Di nav mîtan da mexlûqekî herî berbiçav û pir tê qalkirin, dêw e. Dêw bi piranî weku mexlûqên şênber ên gir, tirsnak, bihêz û weku mirovan tên şayesandin. Carinan jî ne weku mexlûqeke şênber lê weku xul, saw, xof, hîseke razber hatine pênasekirin. Xisûsen di nav miletên Îranî da berî Zerdeştiyê heyînên baş û heta Xwedavend dihatin hebandin û digel Zerdeştiyê ew hevalkar û temsîlkarên Ehrîmen hatin pênasekirin. Carinan bi navên taybet hatine binavkirin û carinan weku temsîleke giştî bi navê “Dêw” hatine binavkirin. Me di vê xebatê da di nav çarçoveya folklora Kurdî da lêkolîna dêw û peywendîya wan a bi sêhrê re, tezahurên wan, cureyên wan û temsîlên wan kir. Xebata me li ser du çiqan pêk hatiye ku yek jê rasterast weku mexlûqek dêw in. Çiqa duyem jî form û tezahurên dêwan ên bi navê Perî, Pîra Cadû, Kula Stûbizengil, Elk, Meyreman, Xapxapok, Reşê Şevê, Rotê Şevê, Dêlegur, Gurê Manco, Xermexozan, Psîka Girnexok, Gornepaş, Zibên, Sibat, Kabûs û hwd. in. Ev mexlûq di vê xebatê da hem hatine tesnîfkirin û ravekirin hem jî di nav folklora Kurdî da çawa û di çi peywendê da hatibin pênasekirin, bizarkirin û şayesandin bi nimûneyên xwe hatine nîşandan

    ZİYARETÇİLERİN FOTOĞRAF ÇEKME DAVRANIŞLARI: ŞAHTANA KONAĞI ÖRNEĞİ

    No full text
    Turist fotoğrafları, turistlerin ziyaret edilen yere yönelik davranışlarını anlamada zengin bir veri işlevi olarak görülmektedir. Bu tür veriler turistlerin nasıl, nerede, ne zaman, kiminle ve neden fotoğraf çektikleri ile ilgili davranışlarını incelemede faydalı olabilmektedir. Bu nedenle, turistlerin fotoğraf çekme davranışlarının incelenmesi destinasyonlar açısından önemli hale gelmiştir. Bu araştırmada, Mardin Şahtana Konağı’nı ziyaret eden turistlerin fotoğraf çekme davranışları incelenmiştir. Araştırmada, Şahtana Konağı’nı ziyaret eden turistler üzerinde nitel araştırma yöntemlerinden gözlem tekniği kullanılmıştır. Araştırma verileri, Şahtana Konağı’nı ziyaret eden 32 turist üzerinde yapılandırılmış gözlem formu kullanılarak katılımcı olmayan gözlem tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmada kullanılan yapılandırılmış gözlem formunda, ziyaretçilerin cinsiyeti, fotoğraf çekerken kullandıkları ekipman, çekilen fotoğrafın bireysel veya grup olduğu, fotoğraf çekilen imge, çektikleri fotoğraf sayısı ve fotoğraf çekerken sergiledikleri davranışlar incelenmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, Şahtana Konağı’nı ziyaret eden turistlerin fotoğraf çekme davranışları incelendiğinde yaş, cinsiyet, fotoğraf çekilen obje, fotoğrafın bireysel veya grup olması ve çekilen fotoğraf sayısı açısından farklılık göstermiştir

    Basra ve Kûfe Dil Ekollerinin Semâ‘ Özelinde İhtilaflarının Örneklerle İzahı

    No full text
    İslâm dünyasında fetih hareketlerinin artmasıyla Arap olmayan milletler Araplarla bir arada yaşamaya başlamış, Arapça’ya olan yönelim artmış, bunun neticesinde dilde bozulmalar meydana gelmiştir. Lahn denilen bu bozulmalar, dini nasların yanlış anlaşılması da dâhil birçok hataya sebebiyet vermiştir. Lahnin önüne geçmek için gramer kurallarının tespiti zorunlu hale gelerek bu hususta ilk çalışmalar Basra’da yapılmıştır. O dönemde Kûfe’de çeşitli alanlarda ilmi faaliyetlerin yürütülüyor olması sebebiyle Kûfe âlimleri, dil çalışmalarına daha sonra dâhil olmuştur. Yaşanılan bölgelerin coğrafi konumu, buralardaki siyasi ve sosyal durumlar ve yöntem farklılıkları Kûfe ve Basra’nın iki ayrı ekol olmasında etken sebepler olmuştur. Nahiv kaideleri ortaya konulurken her iki ekol de semâ‘, kıyâs, icmâ‘ gibi metotları kullanmışlar, ancak bu metotları kullanma bakımından farklılık göstermişlerdir. Aynı şekilde çalışmamızın ana konusunu teşkil eden semâ‘da başvurulan kaynaklar hususunda da birbirlerinden ayrılmışlardır. Basra ekolü, bu kaynakların kullanımında tavizsiz, katı bir tutum sergilerken Kûfe ekolü bir miktar daha müsamahakâr davranmıştır. Nitekim nahiv kurallarının oluşturulmasında esas alınan tüm yöntemlerin çıkış noktası olan semâ‘da takınılan tavrın diğer metotların kullanımında da tesiri olmuştur. Semâ‘ ve kıyâs hakkında yapılan çalışmaları incelediğimizde kıyâs özelinde yapılan çalışmaların çokluğu dikkat çekmektedir. Kıyâsı ve alt başlıklarını konu edinen çalışmalarda semâ‘ metoduna ve bu husustaki farklılıklara ışık tutulmuş olsa da semâ‘ özelinde yapılan bir çalışmaya rastlanamamıştır. Bu eksikliğin bir nebze giderilebilmesi için çalışmamızda semâ‘dan ana hatlarıyla bahsedilerek müracaat edilen kaynaklar, Basra ve Kûfe ekollerinin farklı yaklaşımlarıyla birlikte ele alınacaktır. Çalışmamızı özgün kılacak nokta ise ekollerin semâ‘ metodunda ihtilafa düştükleri meselelerin örnekler üzerinden izah edilecek olmasıdır. Böylelikle ihtilaf noktaları teoriden pratiğe dökülerek somutlaştırılmaya çalışılacaktır

    HASANKEYF: "KÜÇÜK SARAY" MİMARİSİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

    Get PDF
    Ortaçağ’da Diyar-ı bekr bölgesinin en önemli şehirlerinden birisi de hiç şüphesiz Hasankeyf’tir. Roma/Bizans-Part/Sasani mücadelelerinin gerçekleştiği Dicle bölgesindeki Hasankeyf birbirine düşman devletler arasında sürekli el değiştirmiştir. Roma İmparatorluğu’nun burada küçük bir askeri garnizon oluşturmasıyla birlikte kale Roma’nın sınır karakol kalelerinden birisi olmuştur. Hasankeyf, Müslümanların bölgeyi ele geçirmesiyle birlikte, altın çağını ilkin Artuklular döneminde yaşamıştır. Artuklular ile başlayan sanat, bilim ve imar alanındaki gelişmeler ve faaliyetlerle birlikte çevresindeki Erzen, Amid, Meyyafarikin ve Mardin ile yarışır hale gelmiştir. 1232 yılında Eyyubiler’in Hasankeyf’i ele geçirmesiyle birlikte altın çağını devam ettirmiş ve bölgenin nadide kentlerinden birisi haline gelmiştir. Önce Artuklu sonrasında Eyyubilere başkentlik yapan şehirde, sultanın ikamet ettiği ve devletini yönettiği saray kalede yer almaktadır. Muhtelif yayınlarda kalede birisi “Büyük Saray” diğeri de “Küçük Saray” olarak isimlendirilen iki saraydan bahsedilmektedir. Küçük Saray, kalenin oturduğu ve çevresine ve eteğindeki şehre hâkim bir yamaçta yer almaktadır. Günümüze sadece bir eyvanı kısmen gelebilmiş yapının Eyyubiler döneminde inşa edildiği söylenmesine karşın dönemin siyasi, askeri ve ekonomik ortamı incelendiğinde, ayrıca Eyyubiler döneminde sarayın olduğu mevkiye “Kırkız” denilmesi, sarayın aslında Artuklular döneminde inşa edildiğini göstermektedir

    MARDİN İLİ TARIMINDA EKONOMİK SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE YÖNELİK AKADEMİK YAKLAŞIMLAR

    No full text
    Sürdürülebilirlik, genel olarak çevresel tanımları ile ifade edilse de söz konusu kavram ekolojik, sosyal ve ekonomik faktörlerin bir arada tutulduğu bütüncül bir tanıma sahiptir. Ekolojik bakış açısı ile sürdürülebilirlik; mevcut doğal kaynakların kısıtlı olduğu, sadece bize ait olmadığı ve bir gün tükenebileceğini göz önüne alarak çevresel sınırlara saygı gösterilmesini ifade ederken, sosyal sürdürülebilirlik tüm bireylerin eğitim, sağlık, eşitlik, refah düzeyi gibi yaşam koşullarının sürdürülebilirliğini hedeflemektedir. Kitap çalışmamızın ana fikrini oluşturan ekonomik sürdürülebilirlik ise; üretim ve tüketim bileşenlerinin devamlılığını sağlama, en düşük oranda kaynak kullanımı ve mimimum düzeyde çevresel zarar ile en yüksek refahı elde etmeyi amaçlamaktadır. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin artması nedeniyle birçok ülkede gıda arzında meydana gelen azalmalar, su kaynaklarının giderek azalması, kırsal alanlardan kentlere meydana gelen göçler, üretim maliyetlerinin artması gibi birçok etken tarımsal faaliyetlerin ekonomik olarak sürdürülebilirliğini kısıtlamakta ve giderek artan nüfusun en temel ihtiyacı olan beslenme (gıda) ihtiyacının karşılanmasını ve dolayısıyla gıda güvencesini tehlikeye atmaktadır. Bütün bu etkenler, 2019 yılının son aylarında ortaya çıkan Covid-19 salgını neticesinde artan küresel talep ve gıda tedarik sorunları ile birleştiğinde gıda fiyatlarının artması ve küresel stokların azalmasına neden olduğu gibi, tarımsal üretimde önde gelen birçok ülkenin tahıl stoklarını arttırmalarına ve yeterli stoku bulunmayan ülkelerde ise gıda enflasyonunun yükselmesine neden olmuştur. Dolayısıyla, Covid-19 salgını dönemindeki gibi olası bir küresel gıda krizinden etkilenmemek için tarımsal faaliyetlerin ekonomik açıdan sürdürülebilirliğini sağlamak ve kendi kendilerine yetebilmek için uzun vadeli politikalar oluşturmak tüm ülkeler için hayati önem taşımaktadır. Bu temel çerçevede hazırlanmış olan elinizdeki bu kitap, Mardin Artuklu Üniversitesinde görev yapan akademisyenlerin, belirli başlıklar açısından Mardin ilindeki tarımsal faaliyetlerin mevcut durumunun belirlenmesi ve bunların ekonomik sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik gerçekleştirdikleri çalışmalardan oluşmaktadır. Kitap çalışmasında emeği geçen tüm hocalarımıza teşekkür eder elde edilen sonuçların başta Türkiye tarımı olmak üzere bölgemize ve Mardin iline katkı sağlamasını temenni ederiz

    DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARIN BİR BELİRLEYİCİSİ OLARAK POLİTİK İSTİKRAR: D-8 ÜLKELERİ İÇİN BİR ANALİZ

    No full text
    Modern ekonomik büyümenin temel dinamiklerinden biri sermaye birikimidir. Gelişmekte olan ülkelerde düşük tasarruf düzeyi, sermaye birikiminin ve dolasıyla yatırımların istenilen seviyeye ulaşmasına engel teşkil etmektedir. Bu bağlamda, gelişmekte olan ülkeler için yatırım ve büyümenin sağlanmasında doğrudan yabancı yatırım akımı önem arz etmektedir. Yapılan çalışmada, politik istikrar ve doğrudan yabancı yatırımlar arasındaki eşbütünleşme ve nedensellik ilişkileri 1984-2020 dönemi için D-8 ülkelerinin yıllık verileri kullanılarak ampirik olarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Panelin geneli için politik istikrar ile doğrudan yabancı yatırımlar arasındaki ilişkinin pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Değişkenler arasında nedensellik ilişkisinin belirlenmesi için Dumitrescu ve Hurlin (2012) heterojen nedensellik testi uygulanmıştır. Farklı gecikme uzunlukları uygulanarak değişkenler arasındaki çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerin istihdam, üretim ve büyümeye katkı sağlayan doğrudan yabancı yatırımı akımları için politik istikrar seviyesini arttırmaya dönük politikalar uygulamaları önerilmektedir.One of the fundamental dynamics of modern economic growth is capital accumulation. The low level of savings in developing countries capital accumulation and thus investments prevents from reaching the desired level. In this context, foreign direct investment flow is important in ensuring investment and growth for developing countries. In this study, the cointegration and causality relations between political stability and foreign direct investments were tried to be analyzed empirically by using the annual data of D-8 countries for the period 1984- 2020. It was found that the relationship between political stability and foreign direct investments was positive and statistically significant for the panel in general. Dumitrescu and Hurlin (2012) heterogeneous causality test was applied to determine the causality relationship between the variables. By applying different lag lengths, it has been determined that there is a bidirectional causality relationship between the variables. It is recommended that developing countries implement policies to increase the level of political stability for foreign direct investment flows that contribute to employment, production and growth

    Mardin Kalesi 2020 Yılı Arkeolojik Kazı Çalışmaları

    No full text
    "Mardin Kalesi 2021 Yılı Arkeolojik Kazı Çalışmaları"26. Orta Çağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Kitab

    The effects of socioeconomic status, oral and dental health practices, and nutritional status on dental health in 12-year-old school children

    No full text
    Background This study aims to examine the effects of socioeconomic status, oral, and dental health practices, dietary habits and anthropometric measurements on dental health in 12-year-old schoolchildren. Methods The sample of the study consisted of a total of 254 children (44.1% boys and 55.9% girls) in three schools which were identified as low, moderate and high socioeconomic status. The data were collected by face-to-face interviews via a questionnaire form. Dentist determined DMFT and dmft indices of the children. SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) package program was used to analyze the data. Results It was found that 70.9% of the children have dental caries on their permanent teeth. The number of girls with caries in permanent teeth and boys with caries in milk teeth was higher (p < 0.05). The frequency of seeing a dentist and changing toothbrush vary according to the socioeconomic status (p < 0.05). Oral and dental health indicators were determined to be affected by the frequency and duration of tooth brushing (p < 0.05). It was found that dmft values of the children consuming molasses and table sugar are lower (p < 0.05). There is a negative correlation between oral and dental health indicators and anthropometric measurements. Conclusion Dietary habits, anthropometric measurements, oral and dental health practices, gender, and socioeconomic status were shown to be effective on caries. Caries risk assessment and determining leading risk factors enable effective prevention programs to be implemented at different levels

    Yeni-Platoncu Felsefede Tanrı-İnsan İlişkisi: Plotinus’un ‘Bir’inde Tanrı-İnsan Bütünleşmesi

    No full text
    “Yeni-Platonculuk” ifadesi 19. yüzyılın başlarında Avrupa’da tarihçilerin ‘Neoplatonculuk’ terimini kullanarak dönemlendirme yapmasıyla ortaya çıkmıştır. Bunun yanında ‘yeni eklektik okul’ şeklinde de bir tanımlama söz konusudur ve bu tabir çok eskiye yani Diogenes Laertios'a aittir. O halde tarihsel kesinliği tartışmalı olmakla birlikte, günümüzde “Yeni-Platonculuk” olarak adlandırılan akım, uzun süre “eklektizm” olarak anılmış İskenderiye Okulu’dur.1 Ancak Hegel, İskenderiye felsefesinin eklektik olarak nitelendirilmesine karşı çıkmış ve Yeni-Platoncu felsefenin birleştirici spekülatif bir düşünceyi barındırmış olmasını kabul etmekle onun otantik oluşunu ve felsefi açıdan hatırı sayılır bir özgünlüğe sahip olduğunu vurgulamıştır.2 Şüphesiz dönemleri bu şekilde adlandırmak bazen sorun teşkil etse de felsefe tarihindeki dönemleri şekillendiren gelişmeleri de dikkate almak, kimi zorunluluklardan ötürü, söz konusu olmaktadır. Bu durumda bir filozofun veya ekolün içinde bulunduğu çağın koşulları hakkında genel bir bilgiye sahip olmaya çalışmamız kaçınılmaz bir hal alır. Buna rağmen filozofun yaşadığı çağdan söz etmeyip doğrudan onun düşüncesinden söz etmek, daha yolun başında, filozofu anlayamamayı beraberinde getirmektedir

    A REVIEW ON VERBASCUM TAXA DISTRIBUTED IN MARDIN PROVINCE

    No full text
    Verbascum L. (Scrophulariaceae) cinsi, dünya çapında yaklaşık 360 tür içerir. Türkiye'de 130 melez ilavesi ile cins, kısmen yapay 13 gruba ayrılan 246 tür ile temsil edilmektedir. Türkçe “Sığırkuyruğu” olarak adlandırılan bu cinsin endemizm oranı, 196 endemik tür (%80) ile oldukça yüksektir. Bu cins 9 takson ile (V. orientale (L.) All., V. agrimoniifolium subsp. agrimoniifolium (K.Koch) Hub.-Mor., V. laetum Boiss. & Hausskn ex Boiss., V. racemiferum Boiss. & Hausskn ex Boiss., V. sinuatum subsp. sinuatum var. adenosepalum Murb., V. geminiflorum Hochst., V. andrusii Post, V. kotschyi Boiss. & Hohen., V. lasianthum Boiss. ex Benth.) Mardin ilinde doğal olarak yayılış göstermektedir. Taksonlar tek, iki ve çok yıllıktırlar. Çiçeklenme Mayıs-Temmuz zaman aralığındadır. Habitatları kireçtaşı yamaçları, Quercus çalılığı, bağlar, nadas tarlaları, taşlı yamaçlar ve tahıl tarlalarıdır. Yayılış gösterdikleri yükseklik 0-1050 m arasındadır. Akdeniz ve İran-Turan elementidirler. Taksonların Türkiye dağılımları Güneydoğu Anadolu Bölgesidir. Sığırkuyruğu, geleneksel veya bitkisel tıpta uzun yıllardan beri kullanılan bitkilerdendir. Özellikle astım, solunum, hemoroit, saç dökülmeleri, mantar enfeksiyonları, cilt yaraları, romatizmal ağrılar, ishal, lenfosittik lösemi ve grip gibi hastalıkların tedavisinde kullanıldığı belirtilmiştir. Bunun yanında yapılan araştırmalarda antiinflamatuar aktiviteye sahip olduğu ve çiçeğinin antiviral özellikler taşıdığı tespit edilmiştir. Bu derlemede, Verbascum üyelerinin Mardin’de yayılış gösteren taksonlarının taksonomik özellikleri ve tıbbi açıdan da kullanımları derlenmiştir

    1,567

    full texts

    5,052

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mardin Artuklu University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇