Hatay Mustafa Kemal University Institutional Repository
Not a member yet
2946 research outputs found
Sort by
Estimation of genotypic and phenotypic parameters of reproductive traits in turkish holstein cows
Bu araştırmada, Koçaş Tarım İşletmesinde yetiştirilen Siyah Alaca ineklerin döl verimi özellikleri incelenmiştir. Bu özelliklere ait fenotipik ve genotipik parametre tahminleri yapılmıştır. İncelenen özelliklere ait en küçük kareler ortalaması ilkine damızlıkta kullanma yaşı (İDKY), ilkine buzağılama yaşı (İBY), buzağılama aralığı (BA), gebelik başına tohumlama sayısı (GBTS) ve servis periyodu (SP) için sırasıyla; 529,66, 849,59, 378,61 gün, 1,92 adet ve 105,67 gün olarak tespit edilmiştir. Yine aynı özelliklere ait kalıtım dereceleri ise sırasıyla; 0,30, 0,20, 0,02, 0,09 ve 0,11 olarak tahmin edilmiştir. Yılın, mevsimin ve laktasyon sırasının gebelik başına tohumlama sayısı üzerine etkisi, buzağılama aralığı ve ilkine damızlıkta kullanma yaşı üzerine yılın etkisi önemli bulunmuştur. Araştırma sonuçları, süt verim özellikleri bakımından Koçaş Tarım İşletmesi yetiştiricilik şartlarının iyi durumda ve işletme için hesaplanan fenotipik ve genotipik parametrelerin de kabul edilebilir sınırlar içerisinde olduğunu göstermiştir.Bu araştırmada, Koçaş Tarım İşletmesinde yetiştirilen Siyah Alaca ineklerin döl verimi özellikleri incelenmiştir. Bu özelliklere ait fenotipik ve genotipik parametre tahminleri yapılmıştır. İncelenen özelliklere ait en küçük kareler ortalaması ilkine damızlıkta kullanma yaşı (İDKY), ilkine buzağılama yaşı (İBY), buzağılama aralığı (BA), gebelik başına tohumlama sayısı (GBTS) ve servis periyodu (SP) için sırasıyla; 529,66, 849,59, 378,61 gün, 1,92 adet ve 105,67 gün olarak tespit edilmiştir. Yine aynı özelliklere ait kalıtım dereceleri ise sırasıyla; 0,30, 0,20, 0,02, 0,09 ve 0,11 olarak tahmin edilmiştir. Yılın, mevsimin ve laktasyon sırasının gebelik başına tohumlama sayısı üzerine etkisi, buzağılama aralığı ve ilkine damızlıkta kullanma yaşı üzerine yılın etkisi önemli bulunmuştur. Araştırma sonuçları, süt verim özellikleri bakımından Koçaş Tarım İşletmesi yetiştiricilik şartlarının iyi durumda ve işletme için hesaplanan fenotipik ve genotipik parametrelerin de kabul edilebilir sınırlar içerisinde olduğunu göstermiştir
A classification study on constructivist objectives in mother tongue education
Ana dili öğretiminde yapılandırmacı hedeflerin gerekçeli olarak analiz edildiği bu çalışma, iki bölümden meydana gelmektedir. Çalışmanın giriş niteliğindeki birinci bölümünde ana dili öğretimi, yapılandırmacı eğitim sistemi ve hedef kavramları üzerinde durulduktan sonra 2015 Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda belirlenen hedeflerin yapılandırmacı eğitim sistemi ile uyumluluğu ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, ana dili öğretiminde ön plana çıkarılması gereken yapılandırmacı hedefler ayrı başlıklar altında incelenmiştir. Bu bağlamda söz konusu hedefler; konuşma, okuma, yazma ve dinleme alanlarından oluşan temel dil becerilerinin geliştirilmesi, öğrencilerde ana dillerine yönelik bir dil farkındalığı oluşturulması, yaşam boyu devam edecek bir okuma alışkanlığının kazandırılması, alıcı ve üretici boyutlardaki söz varlığının derinlik, genişlik ve ağırlık boyutunda geliştirilmesi, öğrencilerin iletişim becerilerinin bireysel ve sosyal anlamda geliştirilmesi, medya okuryazarlığı konusunda belirli farkındalıkların kazandırılması, öğrencilere zihinsel esneklik kazandıracak bilişsel ortamların sunulması ve zihinsel becerilerinin geliştirilmesi, semantik bilgi alt yapısının oluşturulması, onları yerel ve evrensel değerlerle tanıştıracak eserlerin tanıtılması şeklinde belirlenmiştir. 2015 Türkçe Dersi (1-8. Sınıflar) Öğretim Programı'ndaki hedefler, yukarıda sıralanan yapılandırmacı görüşler çerçevesinde tasnif edilerek detaylandırılmıştır. Bu hedeflerin lisans eğitimi sürecinde bilinç düzeyinde kalıcı ve geri çağrılabilir bir şekilde kazandırılması gerekmektedirThis study, which is comprised of two parts, analyses constructivist objectives in mother tongue education furnishing justifications. The first part, serving as the introduction of the study, focuses on mother tongue education, constructivist education system, and the concept of objective and discusses the compliance of the specified objectives in the 2015 Turkish Course Curriculum with the constructivist education system. The second part of the study examines the constructivist goals that should be highlighted in mother tongue education under separate headings. In this sense, these goals are as follows: to develop the basic language skills including speaking, reading, writing and listening; to raise linguistic awareness among students towards their native language; to enable them to gain a lifelong habit of reading; to improve the vocabulary in the dimensions of sender and producer in the dimensions of depth, width, and weight as well; to enhance the communication skills of students in individual and social sense; to enable them to gain specific awareness of media literacy; to provide a cognitive environment where students can have mental flexibility and to develop their mental skills; to form a semantic information infrastructure; to present them with the works that introduce local and universal values to them. This study classifies and elaborates the objectives in the 2015 Turkish Course Curriculum (1st-8th Grade) in line with the constructivist aspects listed above. It is necessary to achieve these objectives in a permanent and recallable way at a conscious level during undergraduate educatio
Melkersson-Rosenthal syndrome
Melkersson-Rosenthal sendromu, ağırlıklı olarak dudakları tutan tekrarlayan orofasyal ödem, tekrarlayan fasyal sinir paralizisi ve fissürlü dil triadı ile karakterize bir hastalıktır. Sıklıkla 2. dekatta ortaya çıkmaktadır. En sık görülen bulgu orofasyal ödemdir. Bir diğer bulgu olan fasyal paralizi tipik olarak rekürrendir, unilateral veya bilateral, parsiyel veya komplet olabilir. Fissürlü dil en az rastlanılan bulgudur, konjenital olduğu düşünülmektedir. Melkersson-Rosenthal sendromunun etiyolojisi tam olarak bilinmemekle birlikte genetik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Sendromun tanısı klinik olarak konur. Tedavide çeşitli medikal ajanlar ve cerrahi yöntemler uygulanabilmekte ise de üzerinde fikir birliğine varılmış bir tedavi prorokolü bulunmamaktadır. Bu olgu sunumunda tanısı geç konulmuş olan ve klasik triadın bir arada görüldüğü bir Melkersson-Rosenthal Sendromu olgusu sunulmuştur.Melkersson-Rosenthal syndrome is a disease, characterized by recurrent orofacial edema that predominantly involves the lips, recurrent facial nerve paralysis and fissured tongue. It is usually seen in second decade of life. The most common finding is orofacial edema. Facial paralysis, another finding of syndrome, is typically recurrent, can be unilateral or bilateral and may be partial or complete. The fissured tongue is the least common symptom and considered as congenital. Although Melkersson-Rosenthl Syndrome’s etiology is unknown, genetic tendency and environmental factors suspected to play role. The syndrome is diagnosed clinically. Although various medical and surgical methods implemented, there is no consensus for its treatment protocol. In this case report, we presented a Melkersson-Rosenthal Syndrome case which classic triad seen together and taken a late diagnosis
The place and ımportance of the bay laurel plant in the economy of the Hatay province
Günümüzde Odun Dışı Orman Ürünleri ekonomik ve kültürel açıdan giderek daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. İkinci ürün olarak değerlendirilen ve tıbbi - aromatik bitkiler grubunda yer alan defne bitkisi genelde Türkiye özelde ise Hatay İli için özel önem arz etmektedir. Dünya defne yaprağı talebinin %90'a yakın kısmını karşılayan Türkiye bu üründe en önemli tedarikçi ülke konumundadır. Kullanım alanı oldukça yaygın olan defne, Türkiye tıbbi ve aromatik bitkiler dış satım değerinin yaklaşık %24'ünü oluşturmaktadır. Türkiye'nin defne yaprağı üretimi 20.000 tonu aşarak 2015 yılında bir önceki yıla oranla %39, defne yaprağı geliri ise %77 oranında artış göstermiş, üretilen miktarın %59'u ise dış satıma konu olmuştur. Hatay İli'nin hem tarihsel ve kültürel geçmişinde hem de ekonomik hayatında özel bir yere sahip olan defne, il orman yüz ölçümünün %40'lık bir kısmını oluşturmaktadır. İlde yaklaşık 7.500 kişiye iş imkânı sağlayan sektörün il ekonomisine katkısı yaklaşık 40 milyon TL'dir. Bu çalışmada Türkiye genelinde ve Hatay İli özelinde defne bitkisinin önemli farklı yaklaşımlarla ortaya konulmuştur. Çalışma sonunda defne yaprağı toplama, işleme ve pazarlama bağlamında tespit edilen sorunların çözümüne yönelik olarak; defne yaprağı, defne tohumu ve diğer defne ürünlerinin üretim miktarı yanında kalite düzeyinin artırılması ve sürdürülebilir bir yapıya sahip olunabilmesi için önerilerde bulunulmuşturNowadays, non-wood forest products have become more important in terms of economy and culture. As an after crop, bay trees are one of the important medicinal and aromatic plants in Turkey and the city of Hatay. Turkey meets around 90% of the bay leaf demand in the world, and bay has a 24% value share in the exportation total of medicinal aromatic plants. Comparing to 2014, Turkey’s bay leaf production increased 39% and reached up to 20.000 tons in 2015. Income increased by 77%, and 59% of bay leaf production was exported. Historically and culturally, bay trees have an important place in the city of Hatay. Bay laurel trees make up 40% of the forest area in Hatay. Also, the bay leaf sector provides employment opportunities for 7.500 people, and contributes around 40 million TL to the city economy. In this study, the importance of the bay tree was examined with different approaches in terms of Turkey, and specifically the city of Hatay. In the end of the study, problems in bay leaf production were defined in terms of collecting, processing, and marketing. Solutions were offered about these problem
Maternal behaviour of Awassi sheep and behaviour of the lambs during the first hour after parturition
Data from sixty-one 2–5-year-old Awassi ewes (38 single and 23 twin births) were evaluated in order to determine behaviour at parturition and the following first hour. Observations were subjected to Kolmogorov–Smirnov and Shapiro–Wilk tests, Pearson’s chi-square test, independent samples t-test, and ANOVA. The Awassi sheep exhibited sniffing action after parturition as the initial behaviour, choosing the back part of the lamb. First licking and sniffing times were found to decrease with maternal age; calculated average data for these characteristics were 138.3 ± 15.39 and 118.3 ± 26.48 s for singlets, and 147.7 ± 15.12 and 123.6 ± 29.54 s for twins, respectively (P < 0.05). Total mean licking time was found to be 27.9 ± 0.81 min in single births and 26.2 ± 0.90 min in twin births. The mean first successful standing-up time was determined to be 23.2 ± 1.83 min in single births, 21.1 ± 1.63 min in the firstborn twin, and 20.2 ± 2.96 min in the second-born twin (P < 0.05). In the same order, the average suckling time of lambs was specified as 34.3 ± 2.27 min, 34.3 ± 2.50 min, and 29.2 ± 3.70 min (P < 0.05), respectively. In conclusion, Awassi ewes showed good maternal behaviour and encouraged their lambs in standing up and suckling.Data from sixty-one 2–5-year-old Awassi ewes (38 single and 23 twin births) were evaluated in order to determine behaviour at parturition and the following first hour. Observations were subjected to Kolmogorov–Smirnov and Shapiro–Wilk tests, Pearson’s chi-square test, independent samples t-test, and ANOVA. The Awassi sheep exhibited sniffing action after parturition as the initial behaviour, choosing the back part of the lamb. First licking and sniffing times were found to decrease with maternal age; calculated average data for these characteristics were 138.3 ± 15.39 and 118.3 ± 26.48 s for singlets, and 147.7 ± 15.12 and 123.6 ± 29.54 s for twins, respectively (P < 0.05). Total mean licking time was found to be 27.9 ± 0.81 min in single births and 26.2 ± 0.90 min in twin births. The mean first successful standing-up time was determined to be 23.2 ± 1.83 min in single births, 21.1 ± 1.63 min in the firstborn twin, and 20.2 ± 2.96 min in the second-born twin (P < 0.05). In the same order, the average suckling time of lambs was specified as 34.3 ± 2.27 min, 34.3 ± 2.50 min, and 29.2 ± 3.70 min (P < 0.05), respectively. In conclusion, Awassi ewes showed good maternal behaviour and encouraged their lambs in standing up and suckling
Investigation of the effects of inward processing regime in foreign trade of processed agricultural products by trend analysis method in Turkey
İhracatı artırmak için geliştirilen politikaların uygulanmasında kullanılan araçlardan biri de Dâhilde İşleme Rejimi (DİR) teşvik sistemidir. DİR sistemi, temelinde ithal girdi kullanılan işlem görmüş ürün ihracatını artırmaya yönelik bir sistemidir. Türkiye'nin Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olması ve Avrupa Birliği (AB) ile Gümrük Birliği anlaşması yapması ihracatı teşvik mevzuatının AB mevzuatıyla uyumlu olması zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda önceden uygulanan nakit teşvikler kaldırılarak faaliyetlerin desteklendiği DİR sisteminin uygulanmasına başlanmış ve Türkiye'de ihracatın artırılması için uygulanan en önemli teşvik sistemi olmuştur. Bu çalışma ile DİR teşvik sistemi uygulamasının başladığı 1996 yılından bu yana Türkiye'nin işlenmiş tarım ürünleri dış ticaretinin gelişimi incelenerek Trend Analizi yöntemiyle yakın gelecekteki seyri tahmin edilmiştir. Çalışmanın ana materyalini Ekonomi Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Dünya Gıda ve Tarım Örgütü'nden (FAO) alınan veriler oluşturmaktadır. Bununla birlikte konu ile ilgili yapılmış çalışmalardan faydalanılmıştır. Yöntem olarak zaman serileri analiz yöntemlerinden Trend analizi kullanılmıştır. Çalışma, işlenmiş tarım ürünlerinde DİR teşvik sisteminin uygulamasının ülke ihracatına dolayısıyla milli gelire katkılarını göstermesi açısından önemlidir. DİR sisteminin devam ettirilmesi işletmelerin atıl kapasitesini değerlendirebilmeleri ve işletmelere daha fazla kazanç sağlamaları için fırsat oluşturacaktırOne of the political tools to boost export is Inward Processing Regime (IPR) promotion system. IPR is a system to improve export of processed goods made by imported input. It is because Turkey is a member of World Trade Organization and customs unions agreement between Turkey and EU, it is essential to synchronize Turkey’s export promotion regulations with EU. In this study, foreign trade development of Turkey’s processed agricultural products was examined since 1996 when the time IPR promotion system has started and near future progress was predicted by using of Trend Analysis. The main data of the study was gathered from Ministry of Economy, Turkish Statistical Institute (TÜİK, its Turkish acronym) and Food and Agriculture Organization (FAO), and also previous studies about the topic were used. As method, Trend Analysis which is one of the serial analysis methods was used. The study is important in terms of presenting IPR’s contribution to country’s foreign trade of agricultural products and national income as well. Maintaining IPR will provide an opportunity to utilize spare capacity, and increasing agricultural enterprises’ incom
Oxidative stress and some biochemical parameters in repeat breeder cows
Bu çalışma, repeat breeder ineklerde oksidatif stres ve bazı biyokimyasal parametrelerdeki değişimleri araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada 3-8 yaş arası 20 adet repeat breeder ve 20 adet kontrol grubu olarak döl verimi problemi olmayan toplam 40 adet Holştayn ırkı inek kullanılmıştır. Tüm hayvanlarda plazma malonaldehit (MDA), katalaz (CAT), glutasyon (GSH), glutatyon peroksidaz (GSH-Px), serum trigliserit, kolesterol, düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL), yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL), alkalen fosfataz (ALP), aspartat aminotransferaz (AST), düzeyleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, MDA düzeylerinin repeat breeder grupta kontrol grubuna göre istatistiksel olarak (P<0.001) daha yüksek, GSH (P<0.01), GSH-Px (P<0.001) ve CAT (P<0.001) düzeylerinin ise daha düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca, trigliserit (P<0.05) ve LDL (P<0.01) düzeyleri repeat breeder grupta kontrol grubuna göre daha yüksek bulunurken, HDL düzeyi ise repeat breeder gruba göre daha yüksek (P<0.001) bulunmuştur. AST, ALT ve kolesterol düzeylerinde ise gruplar arası farklılık saptanmamıştır. Sonuç olarak repeat breeder ineklerde oksidatif stresin şekillendiği ve antioksidan enzim düzeylerinin düştüğü tespit edilmiş, lipit profilinin de gruplar arasında farklılık gösterdiği belirlenmiştir.This study was carried out to investigate the changes in oxidative stress and some biochemical parameters in cows that were repeat breeder. A total of 40 Holstein cows were used in the study, 20 of which were repeat breeders between the ages of 3 and 8 and 20 of which were not fertilized. In all animals plasma malonaldehyde (MDA), catalase (CAT), glutathione (GSH), glutathione peroxidase (GSH-Px), serum triglyceride, cholesterol, low density lipoprotein (LDL), high density lipoprotein (HDL), alkaline phosphatase aspartate aminotransferase (AST) levels were determined. As a result, MDA levels were found to be statistically higher (P<0.001), GSH (P<0.01), GSH-Px (P<0.001) and CAT (P<0.001) levels were lower in the control group than in the control group. In addition, triglyceride (P<0.05) and LDL (P<0.01) levels were higher in the control group than in the control group and HDL level was higher in the control group than in the control group (P<0.001). AST, ALT and cholesterol levels were not different between the groups
Molecular characterization of echinococcus granulosus ısolates obtained from different hosts
Echinococcus granulosus dünya genelinde görülebilen bir parazittir. Bugüne kadar Echinococcus cinsinin insanda parazitlendiği belirlenen beş türü tanımlanmıştır: E.granulosus, E.multilocularis, E.vogeli ve E.oligarthrus, E.shiquicus. Parazitin larval (metasestod) formu; tırnaklı hayvanlar (sığır, keçi, domuz, at, koyun vs.) ve insanın iç organlarında yerleşirken; erişkin formu son konak köpekgillerin ince bağırsağında bulunur. Parazitin neden olduğu "kistik ekinokokkozis (KE)" yurdumuzun da içinde bulunduğu hayvancılığın yaygın olduğu birçok ülkede önemli sağlık sorunları oluşturmakta ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Ara konaklar enfektif yumurtaları oral yolla ve nadiren de olsa solunum yoluyla alarak enfeksiyona yakalanırlar. Alınan yumurtalar ara konakların mide ve ince bağırsaklarında açılarak onkosferin serbest kalmasına neden olur. Onkosfer çengelleri ve histolitik enzimleri ile süratle villus epitelinde lamina propriyaya ulaşmaktadır. Buradan venüllere geçerek genellikle karaciğer ve akciğerlere, daha az sıklıkla da kas, beyin, dalak, böbrek ve diğer organlara taşınır. Yapılan moleküler çalışmalarda taksonomik olarak doğrulanan beş türün yanında; E.granulosus türünün varyasyonları veya suşları denilen 10 farklı suş tanımlanmıştır. Suşlar arasındaki ara konak farklılıkları ve gelişimsel farklılıklar parazitle mücadeleyi ve kontrol çalışmalarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de farklı bölgelerden ve farklı ara konaklardan elde edilen hidatik kist materyallerinden moleküler yöntemlerle E.granulosus suş tayini yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada, 25 insan, 8 sığır, 6 koyun ve 2 keçiden elde edilen kist materyali incelemeye alınmıştır. Hidatik kist sıvısındaki protoskolekslerden total genomik DNA izolasyonu yapılmış olup COX-1(L) ve COX-1(S) primerleri ile polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) analizi yapılmıştır. PCR ürünlerinin her birine DNA dizi analizi yaptırılmıştır. DNA dizi analiz sonuçları, BLAST analizi ve MEGA program ile filogenetik analiz yapılarak değerlendirilmiştir. DNA dizi analizi sonucunda bu çalışmaya dahil edilen tüm izolatların E.granulosus sensu stricto (G1) olduğu belirlenmiştir. Elde ettiğimiz verilerin; KE'nin ülkemiz için önemli bir halk sağlığı sorunu olması sebebiyle; parazitin kontrolü, etkin teşhis ve tedavi teknikleri, eradikasyon, aşı ve ilaç geliştirme çalışmalarına önemli kaynak teşkil edeceği kanısındayız. Ülke genelinde etkin ve başarılı kontrol programlarının yapılabilmesi için benzer çalışmaların tüm bölgeleri kapsayacak şekilde planlanması yararlı olacaktır.Echinococcus granulosus is a parasite that can be seen throughout the world. So far, five species of genus Echinococcus have been identified as parasite in people: E.granulosus, E.multilocularis, E.vogeli, E.oligarthrus, E.shiquicus. Larval (metacestod) form of parasite settles in internal organs of hoofed animals (cattle, goats, pigs, horses, sheep, etc.) and human; the adult form is found in small intestine of final host, canine. Disease caused by parasite called as "Cystic echinococcosis" (CE) is an important health problem and causes economic losses in many countries including our country that livestock is common. Infective eggs cause infections in intermediate hosts by taking oral way and rarely inhalation. Received egg opens in the stomach and intestines of intermediate host and oncosphere is released. Oncosphere quickly reaches the lamina propria of the villus epithelium by its histolytic enzymes and hooks. It usually transported from here to the liver and lungs, less frequently, muscle, brain, spleen, kidney and to other organs through the veins. By molecular studies, five species have been validated taxonomically and 10 different variants or strains of E.granulosus have been identified. Host and developmental differences between strains may negatively affect control studies and fight against the parasite. This study aimed to determinate E.granulosus strains obtained from cyst material of different intermediate hosts from different regions of Turkey by molecular methods. In the study, 25 human, 8 cattle, 6 sheep and 2 goat cysts material has been collected. Total genomic DNA was isolated from protoscoleces in cyst fluid and analyzed by PCR with COX-1 (L) and COX-1 (S) genes specific primers. DNA sequence analysis for each PCR product has been made. DNA sequence analysis results evaluated phylogenetically by MEGA analyze and BLAST software. As a result of this study, all isolates were identified as E.granulosus sensu stricto (G1) by DNA sequence analysis. CE is a major public health problem for our country so we believe that obtained data from this study is an important source for parasite control, effective diagnosis, treatment techniques, eradication, vaccination and drug development. Similar studies will be beneficial to cover all other regions of Turkey and to develop effective and successful control programs
Life skills scale : validity and reliability study
Bu araştırmanın amacı bireyler için önemli olan yaşam becerilerinin ölçülmesine imkân verebilecek geçerliği ve güvenirliği sağlanmış "Yaşam Becerileri Ölçeği'ni (YBÖ)" geliştirmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesinde farklı sınıf düzeylerinde öğrenim gören 493 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma grubundan elde edilen verilerle 30 maddeden oluşan ölçeğin son halinin faktör analizi için uygunluğunun test edilebilmesi için Kaiser-Meyer Olkin katsayısı hesaplanmış ve Barlett's Sphericity testi uygulanmıştır. Ölçek üzerinde yapılan Açımlayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçeğin beş faktörden oluştuğu anlaşılmıştır. Ölçeğin tamamının Cronbach's Alpha içtutarlılık katsayısı ise 0,90' dur. Ölçeğin bu haliyle yapılan ikinci uygulamadan elde edilen verilerle yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre ölçek için belirlenen beş farklı yapının doğru olduğu tespit edilmiştirThe aim of this study is to develop the “Life Skills Scale (LSS). The study group of the research has been constituted from 493 undergraduate students receving education in different grade levels at Faculty of Education of Mustafa Kemal University. The Kaiser-Meyer Olkin coefficient was calculated and the Barlett's Sphericity test was applied so that the the final state of the scale consisting of 30 items, could be tested through data obtained from the study group, for the appropriateness of factor analysis. As a result of the exploratory factor analysis, it was understood that the scale consisted of five factors. The Cronbach's Alpha internal consistency coefficient of the whole scale was 0.90. According to confirmatory factor analysis results obtained from the second application made with this state of the scale, five different structures determined for the scale were found to be correc
Identification of student's their skills in creating text and problems in Turkish language teaching for foreigners
Bu çalışmanın amacı, Türkçe öğretim merkezindeB2 düzeyinde öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin metin oluşturma becerilerini ve metin oluşturmadaki sorunlarını tespit etmektir. Araştırma, B2 düzeyinde olan yabancı uyruklu 21 öğrenci ile yapılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen "Yazma Formu" ve "Metin Oluşturma Becerisi Dereceli Puanlama Anahtarı" ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistik teknikleri (frekans, ortalama, yüzde) kullanılmıştır. Yapılan incelemeler sonucu, öğrencilerin kelime düzeyinde yazma başarı ortalamaları ( =8.81), cümle düzeyinde yazma başarı ortalamalarına ( =6.50) ve paragraf düzeyinde yazma başarıları ortalamalarına ( =3.90) göre daha yüksektir. Metin oluşturma aşamalarına göre sonuçlar incelendiğinde başarı düzeyleri kelime düzeyinde orta (%66.6), cümle düzeyinde zayıf (%85.7) ve paragraf düzeyinde öğrencilerin tamamı (%100) zayıf düzeydedirThis study aimed to identify the text creation skills and text creation-related problems of foreign students who are at B2 level at the Turkish Teaching Center. The study was conducted with 21 foreign students who were at B2 level. The data were gathered using the “Writing Form” and the “Graded Scoring Key for Text Creation Skills” developed by the researcher. Descriptive statistical techniques (frequency, mean, percentage) were used in analyzing the data. According to the result of the study, the students' success in writing at 'word' level ( =8.81) was found to be higher than both their success in writing at 'sentence' level ( =6.50) and that at 'paragraph' level ( =3.90). As the results were analyzed according to the text creation stages, their success level was found to be satisfactory at word level (66.6%) and weak at sentence level (85.7%) whereas all of the students failed at paragraph level (100%