Hatay Mustafa Kemal University Institutional Repository
Not a member yet
    2946 research outputs found

    Anger control program’s effectiveness applied to eighth grade students according to cognitive-behavioural approach

    Get PDF
    Giriş: Öfke ergenlerde karşılanmayan beklentilere, doyurulmamış isteklere ve istenmeyen sonuçlara verilen duygusal tepkidir. Ergenlerde görülen öfke hem birey hem de toplum için olumsuz sonuçlar doğuran ciddi bir problem olarak tanımlanmaktadır. Amaç: Araştırma, sekizinci sınıf öğrencilerine bilişsel davranışçı yaklaşıma göre uygulanan öfke kontrol programının etkinliğinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın örneklemini Ankara/Gölbaşı'nda bir ortaokulun sekizinci sınıfında öğrenime devam eden 40 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma örnekleminin oluşturulması amacıyla öğrencilere Sürekli Öfke-Öfke İfade Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ) uygulanmış; ön test ölçümünden ortalamanın üzerinde puan alan 40 öğrenci randomizasyon yöntemiyle seçilerek müdahale grubu oluşturulmuştur. Seçilen öğrenciler üç gruba ayrılarak bilişsel davranışçı yaklaşım teknikleri doğrultusunda hazırlanmış, yedi hafta süreyle uygulanan 40-45'er dakikalık Öfke Kontrol Programı oturumlarına dâhil edilmişlerdir. Program sonrası öğrencilere SÖÖTÖ tekrar uygulanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin sürekli öfke alt ölçeği puan ortalamasının uygulama öncesine göre azaldığı ve farkın önemli olduğu (p = .000) saptanmıştır. Öfke içte ve öfke dışta alt ölçeği uygulama öncesi ve sonrası puan ortalamaları arasındaki farkın önemli olmadığı saptanmıştır (p < .050). Öfke kontrolü puan ortalamasının uygulama öncesine göre belirgin şekilde artış gösterdiği ve farkın önemli olduğu (p = .000) bulunmuştur. Sonuç: Çalışmada öfke kontrol programının öğrencilerin öfke kontrollerini sağlamalarında etkili bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerde öfke kontrolünü sağlamaya yönelik eğitimlerin etkisinin yapılacak çalışmalarla izlenmesi önerilmektedir.Giriş: Öfke ergenlerde karşılanmayan beklentilere, doyurulmamış isteklere ve istenmeyen sonuçlara verilen duygusal tepkidir. Ergenlerde görülen öfke hem birey hem de toplum için olumsuz sonuçlar doğuran ciddi bir problem olarak tanımlanmaktadır. Amaç: Araştırma, sekizinci sınıf öğrencilerine bilişsel davranışçı yaklaşıma göre uygulanan öfke kontrol programının etkinliğinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın örneklemini Ankara/Gölbaşı’nda bir ortaokulun sekizinci sınıfında öğrenime devam eden 40 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma örnekleminin oluşturulması amacıyla öğrencilere Sürekli Öfke-Öfke İfade Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ) uygulanmış; ön test ölçümünden ortalamanın üzerinde puan alan 40 öğrenci randomizasyon yöntemiyle seçilerek müdahale grubu oluşturulmuştur. Seçilen öğrenciler üç gruba ayrılarak bilişsel davranışçı yaklaşım teknikleri doğrultusunda hazırlanmış, yedi hafta süreyle uygulanan 40-45’er dakikalık Öfke Kontrol Programı oturumlarına dâhil edilmişlerdir. Program sonrası öğrencilere SÖÖTÖ tekrar uygulanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin sürekli öfke alt ölçeği puan ortalamasının uygulama öncesine göre azaldığı ve farkın önemli olduğu (p = .000) saptanmıştır. Öfke içte ve öfke dışta alt ölçeği uygulama öncesi ve sonrası puan ortalamaları arasındaki farkın önemli olmadığı saptanmıştır (p < .050). Öfke kontrolü puan ortalamasının uygulama öncesine göre belirgin şekilde artış gösterdiği ve farkın önemli olduğu (p = .000) bulunmuştur. Sonuç: Çalışmada öfke kontrol programının öğrencilerin öfke kontrollerini sağlamalarında etkili bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerde öfke kontrolünü sağlamaya yönelik eğitimlerin etkisinin yapılacak çalışmalarla izlenmesi önerilmektedir

    Thrombosis of corpus cavernosum in a sickle cell anemia patient with priapism

    Get PDF
    Priapizm orak hücreli aneminin bir komplikasyonu olarak görülebilen uzamış ağrılı ereksiyondur. Korpus kavernozum trombozu nadir görülen bir durumdur.Otuz yaşında bir orak hücreli anemi hastası priapizm şikayeti ile kliniğimize başvurdu. Hastaya korpus kavernozum aspirasyonu ve exchange transfüzyon uygulandı. Hastanın ağrılı ereksiyonu geriledi ancak ağrısı düzelmedi. Hastada korpus kavernozum trombozu saptandı ve sistemik antikoagülasyon tedavisi sonrası hastanın ağrısı düzeldi. Özellikle konvansiyonel tedavi yöntemleri ile şikayetleri devam eden hastalarda korpus kavernozum trombozu akılda tutulmalıdır.Priapism is prolonged painful erection and can be seen as a sickle cell anemia complication.Thrombosis of the corpus cavernosum is a rare condition. A thirty years old male with of sickle cell anemia was admitted to our clinic with priapism. Corpus cavernosum aspiration and exchange transfusion were performed. Painful erection declined but the pain didn't improved. Corpus cavernosum thrombosis was detected and his pain relieved after systemic anticoagulation treatment. Thrombosis of corpus cavernozum must be in the mind especially for patients who have complaints despite conventional treatment methods

    Deneysel diabetes mellitus ve nonalkolik karaciğer yağlanması oluşturulan ratlarda kefirin koruyucu etkilerinin araştırılması

    No full text
    Bu çalışmada kefirin deneysel olarak oluşturulan Tip 2 Diabetes Mellitus (T2DM) ve Nonalkolik Karaciğer Yağlanmasında (NAFLD) karaciğer dokusunda oluşan hasara karşı koruyucu etkileri araştırıldı.Toplam 30 adet Wistar albino ırkı dişi rat kullanıldı. Ratlar her grupta 6 adet olmak üzere 5 gruba ayrıldı. Kontrol grubu hayvanlara herhangi bir uygulama yapılmadı. T2DM oluşturmak amacıyla hayvanlara tek doz 80 mg/kg intraperiteonal Streptozotocin, NAFLD oluşturmak için de hayvanlara yüksek yağlı rat yemi deneme boyunca verildi. Deneme grubundaki hayvanlara sırasıyla yüksek yağlı rat yemi, yüksek yağlı rat yemi+30 ml/kg kefir (oral gavaj), yüksek yağlı rat yemi+Streptozotocin 80 mg/kg intraperiteonal (İP), yüksek yağlı rat yemi+30 ml/kg kefir (oral gavaj)+ Streptozotocin 80 mg/kg (İP) verildi. T2DM oluşturulan gruba kıyasla kan glikoz düzeylerinde kefir eklenmesi ile düşme gözlendi. Ayrıca T2DM ve NAFLD grubunda serumda artan AST, ALT, total protein, kolesterol, trigliserit değerlerinin kefir eklenmesi ile azaldığı gözlendi. Histopatolojik bulgular da biyokimyasal sonuçları desteklemektedir. Kefir eklenen grubun karaciğerlerinde normale yakın histolojik yapı gözlendi. Sonuç olarak karaciğer dokusunda ciddi hasarlara neden olan T2DM ve NAFLD ye karşı kefir içeceğinin tüketilmesinin yararlı olacağı kanısına varıldıIn this study the protective effect of kefir against liver tissue damage at experimental Type 2 Diabetes Mellitus (T2DM) and Nonalcoholic Fatty Liver Disease (NAFLD) was investigated. A total of 30 Wistar albino rabbit female rats were used. Rats were divided into 5 groups each group had 6 animals. Any application was done to control group animals. A single dose of 80 mg / kg intraperitoneal Streptozotocin was given to the animals to form T2DM, and a high fat rat was fed to the animals throughout the experiment to generate NAFLD. The animals in the experimental group were fed high fat rat diet, high fat rat diet + 30 ml / kg kefir (oral gavage), high fat rat diet + Streptozotocin 80 mg / kg intraperitoneal (IP), high fat rat diet + 30 ml / kg kefir Oral gavage) + Streptozotocin 80 mg / kg (IP). A decrease in blood glucose levels was observed with the addition of kefir compared to the T2DM group. Also increased serum AST, ALT, total protein, cholesterol, triglyceride levels were decreased by the addition of kefir in the T2DM and NAFLD groups. Histopathological findings also support biochemical results. In the liver of kefir-added group, close to normal histological structure was observed. As a result, it was concluded that consumption of kefir beverage would be beneficial against T2DM and NAFLD, which cause serious damage to the live

    Seasonal distribution and virulence properties of escherichia coli O157, escherichia coli O157:H7 ısolated from minced meat and traditional cheese samples

    Get PDF
    Bu çalışma, bazı hayvansal gıdalarda (kıyma, Carra ve Surk peynirleri) Escherichia coli O157, Escherichia coli O157:H7varlığı ile virülens özelliklerini araştırmak ve izolatların aylık-mevsimsel dağılımlarını belirlemek amacıyla yürütüldü. Toplam 71 geleneksel peynir (35 Surk, 36 Carra) ve 60 kıyma örneği alındı. E. coli O157:H7'nin izolasyon ve identifikasyonunda immunomanyetik separasyon bazlı kültür tekniği ve PCR kullanıldı. Genel olarak, 131 gıda örneğinin 17 (% 13) ve 16'sının (% 12.2) sırasıyla E. coli O157 ve E. coli O157:H7 ile kontamine olduğu tespit edildi. İzolatların çoğunluğunun (% 83.3) eaeA genine sahip olduğu ve intimin en yaygın virülens faktörü olarak belirlendi. Stx2 geni yalnızca kıyma örneklerinden elde edilen iki (% 6.6) izolatta saptandı. Bu çalışmada, izolatlar örneklerden en fazla ilkbaharda elde edildi. Bu sonuçlar kıyma ve geleneksel peynirlerde virülens özelliği olan E. coli O157:H7 suşlarının bulunmasının insanlardaki infeksiyonlar açısından potansiyel bir risk oluşturabileceğini göstermektedirThis study was carried out to investigate the presence and virulence properties of Escherichia coli O157, Escherichia coli O157:H7 in some foods of animal origin (minced meat, Carra and Surk cheeses) and to determine the monthly and seasonal distribution of the isolates. A total of 71 traditional cheeses (35 Surk, 36 Carra) and 60 minced meat samples were collected. Immunomagnetic separation based cultural technique and PCR were used for the isolation and identification of E. coli O157:H7. Overall, 17 (13%) and 16 (12.2%) of 131 food samples were found to be contaminated with E. coli O157 and E. coli O157:H7, respectively. Intimin was determined as the most common virulence factor, since the majority (83.3%) of isolates harbouring the eaeA gene. Stx2 gene was only detected in two (6.6%) isolates recovered from minced meat samples. In this study, isolates were obtained from the samples at most in spring. These results indicate that the presence of virulent E. coli O157:H7 strains in minced meat and traditional cheeses can be a potential risk for human infection

    Modern media organizations as the attractive trap of capitalism : contemporary shelters on behalf of communation need

    Get PDF
    Bu çalışmada medyanın işlevi incelenmiş ve modern çağda, popüler kültür bağlamında medyanın rolü değerlendirilmiş, medya ile kapitalizm arasındaki ilişki tartışılmış ve modern medya örgütlenmesinin kapitalizm ile kurduğu ilişki vurgulanmıştır. Modern çağ kendi koşullarını yaratmıştır. Modern çağ kültürü içinde medya en önemli rollerinden birine sahiptir. Modern yaşam insanları yorar ve kendinden geçirir. İnsanlar güvenli bir yere sığınma ihtiyacı hissederler. Medya, insanları popüler kültüre götüren en yakın ve en rahat yerdirThis study investigates function of media and role of media is evaluated in modern age and in popular culture and relation between media and capitalism is discussed and aim of modern media organizations is emphasized due to capitalism in the study. Modern age created its own conditions and and its own culture and media have one of the most important roles in this culture. Modern life makes people tired and weary and people need to take shelter in a safe place. Media are the closest and most comfortable places to take shelter and media lead people to the popular cultur

    Temporomandibular joint assesment in children with cerebral palsy

    Get PDF
    Giriş: Bu çalışma, Serebral palsili (SP) çocuklarda temporomandibular eklemi (TME) fonksiyonel yönden değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bireylerin demografik bilgileri alındıktan sonra, TME tutukluluğu, salya varlığı, beslenme özellikleri, ağız içi splint kullanımı, ağrı, solunum, epilepsi öyküsü, çiğneme özellikleri ve hastalığının sorgulandığı sorular hastaya ve/veya hasta yakınına yöneltildi. Mandibula hareketliliği uzunluk ölçümüyle, boyun kas kuvveti manuel kas testi ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya katılan SP’li bireylerin %15’inde çenede hassasiyet durumu, tutukluluk ve kilitlenme durumu, %30’unda baş ağrısı, %25’inde bruksizm, %15’inde tırnak yeme alışkanlığı ve %25’inde kulak ağrısı olduğu bulundu. Yutma güçlüğünün erkek bireylerde kız bireylere göre daha fazla olduğu görüldü (p<0,05). Sonuç: SP’li çocuklarda TME problemlerinin olduğu görülmüştür. Bu konuyla ilgili çalışmalar kısıtlı olduğundan TME bozukluklarının önlenmesi ve tedavisine yönelik çalışmalar yapılması gerektiği düşünülmüştür.Introduction: Aim of this study was to functionally evaluate temporomandibular joint (TMJ) in children with Cerebral palsy (CP). Materials and Methods: After recording the individual’s demographic information, questions about TMJ stiffness, presence of saliva, nutrition, oral splint, pain, respiratory system, history of epilepsy, chewing problems and disease were asked to the individuals and/or parents. Mandibular mobility was evaluated with length measurement and neck muscle strength was evaluated with manual muscle test. Results: It was found that 15% individuals with CP who participated in the study, had jaw sensitivity, stiffness and locked up, 30% had headache, 25 % had bruxism, 15 %had nail biting and 25 % had otalgia. Swallowing problems were seen majorly in boys than girls (p<0.05). Conclusions: It was seen that children with CP have TMJ problems. Literature on this area is limited so it was thought that research is needed about prevention and treatment of TMJ disorders

    Fatty acid and sterol compositions of Hatay olive oils

    Get PDF
    Bu çalışmada, Hatay'da yetiştirilen Halhalı, Sarı Haşebi ve Gemlik zeytin çeşitlerinden iki fazlı mekanik yöntemle (kırma-ezme, yoğurma ve santrifüj) elde edilen zeytinyağı örneklerinde sterol ve yağ asidi kompozisyonları ile diğer kalite kriterleri (serbest yağ asitleri, peroksit sayısı, toplam klorofil ve toplam karotenoid) belirlenmiştir. Zeytinyağlarında oleik asit, palmitik asit, linoleik asit, stearik asit, palmitoleik asit, linolenik asit ve araşidik asitler başlıca yağ asitleri olarak tespit edilmiştir. Zeytinyağı örneklerinde oleik asit içerikleri %66,25-76,14 arasında belirlenmiştir ve en yüksek oleik asit içeriğine sahip çeşit Sarı Haşebi olarak saptanmıştır. Zeytinyağı örneklerinde sterol ve yağ asidi kompozisyonları çeşitlere göre önemli farklılıklar göstermiştir. Toplam sterol içerikleri 1025-1686 mg/kg arasında saptanmıştır ve toplam sterol içeriği en yüksek olan çeşit Gemlik en düşük olan çeşit Sarı Haşebi olarak belirlenmiştir. Toplam beta-sitosterol (beta-sitosterol, delta-5-avenasterol, delta-5-24-stigmastadienol, klerosterol, sitostanol) içerikleri %92,96-94,63 olarak saptanmıştır. En yüksek ve en düşük toplam betasitosterol içerikleri sırasıyla Halhalı ve Sarı Haşebi çeşitlerine ait yağlarda tespit edilmiştir. Başlıca sterol bileşenleri beta-sitosterol %83,08-88,21, delta-5-avenasterol %4,82-6,97, kampesterol %2,28-3,43 olarak tanımlanmıştır. Zeytinyağlarında eritrodiol + uvaol içerikleri %1,68-2,71 arasında belirlenmiş olup, bu değerler Türk Gıda Kodeksi'nde belirtilen sınırlar arasında yer almaktadır.In this study, sterol and fatty acid compositions with the other quality criteria (free fatty acids, peroxide value, total chlorophyll and carotenoid content) of olive oil samples obtained from Halhalı, Gemlik and Sarı Hasebi varieties through two phase mechanical method (crushing, kneading and centrifuge) was determined. Oleic, palmitic, linoleic, stearic, palmitoleic, linolenic and arachidic acids were the determined as the main fatty acids in olive oil samples. It was determined that oleic acid contents of oil samples ranged between 66.25-76.14% and Sarı Hasebi had the highest oleic acid content. Sterol and fatty acid compositions of olive oil samples showed significantly statistical differences according to varieties. It was determined that the total sterol contents of oils ranged between 1025 and 1686 mg/kg and varieties with the highest and lowest total sterol content were Gemlik and Sarı Hasebi. Apparent ?-sitosterol contents (?-sitosterol, ?-5- avenasterol, ?-5-24-stigmastadienol, klerosterol, sitostanol) were between 92.96 and 94.63%. Varieties with the highest and lowest apparent ?-sitosterol contents were oils which belong to Halhalı and Sarı Hasebi varieties respectively. ? -sitosterol (83.08- 88.21%), ?-5-avenasterol (4.82-6.97%) and campesterol (2.28-3.43%) were identified as the main sterol components. Erythrodiol + uvaol contents of olive oils varied between 2.28 and 3.43% and these values were within the limits established by Turkish Food Codex

    Centaurea bingoelensis (Asteraceae), a new species from Turkey

    Get PDF
    Centaurea bingoelensis Beh&ccedil;et &amp; İl&ccedil;im is described as a new species. It is confined to Bing&ouml;l in Eastern Anatolia, Turkey. The diagnostic characters are discussed and taxonomic comments are presented. Seed and pollen characteristics were investigated using light and scanning electron microscopy. Notes on its ecology are also presented.Centaurea bingoelensis Beh&ccedil;et &amp; İl&ccedil;im is described as a new species. It is confined to Bing&ouml;l in Eastern Anatolia, Turkey. The diagnostic characters are discussed and taxonomic comments are presented. Seed and pollen characteristics were investigated using light and scanning electron microscopy. Notes on its ecology are also presented

    Determination of some quality characteristics of peanut (Arachis hypogaea L.) using near-ınfrared reflectance spectroscopy (NIRS)

    Get PDF
    Bu araştırma yerfıstığında yağ, protein ve nem oranının Yakın Kızılötesi Spektroskopi (NIRS) ile belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada yerfıstıklarından spektrumların alınmasında Foss NIRSystem XDS Rapid Content Analyzer near-infrared cihazı kullanılmıştır. Materyal olarak ıslah çalışmalarında kullanılan yağlık ve çerezlik yerfıstığı hatları ile ticari çeşitleri kullanılmıştır. NIRS’da kalibrasyon eşitliği üretmek için yerfıstığı numunelerinin referans protein değerleri kjeldahl protein tayin metodu ile, referans yağ değerleri soxhlet yağ tayin metodu ile, referans nem değerleri de etüv nem tayin metodu ile belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, yerfıstığı numunelerinde referans analiz yöntemleri ile belirlenen protein oranları %19.90-30.10 arasında, yağ oranları %44.03-53.70 arasında, nem oranları ise %5.03-6.16 arasında değişim göstermiştir. Referans analiz yöntemleri ile NIRS okumaları arasında elde edilen kalibrasyon belirleme katsayısı (RSQ=R2 ) protein oranında 0.925, yağ oranında 0.857, nem oranında ise 0.821 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular, NIRS yönteminin yerfıstığında bazı kalite parametrelerinin belirlenmesinde hızlı ve etkili bir yöntem olabileceğini göstermiştir.The aim of this study was to determine protein, oil and moisture contents of peanut using Near Infrared Spectroscopy (NIRS). Foss NIRSystem XDS rapid content analyzer was used to determine XDS spectra of the samples which were taken from breeding lines and commercial cultivars. Reference values used to obtain calibration equations in NIRS were obtained by analyzing protein, oil and moisture contents of the samples. Protein, oil and moisture contents of the samples were analyzed by kjeldahl, soxhlet extraction and oven methods, respectively. Protein contents of peanuts were found to range between 19.90 and 30.1% whereas oil contents were found as 44.03-53.70%. Moisture contents of peanuts varied between 5.03 and 6.16%. Coefficient of determination (RSQ=R2 ) values between the results of classical analytical methods and NIRS were 0.925, 0.857 and 0.821 for protein, oil and moisture contents, respectively. The results of this study showed that NIRS can be used quick and accurate method to determine important quality characteristics of peanut

    Karbon tetraklorür ile kronik karaciğer hasarı oluşturulan ratlarda nar suyu ve tarçın kabuk yağının koruyucu etkileri

    Get PDF
    Bu çalışma, Karbon tetra klorür (CCl4) ile kronik karaciğer hasarı oluşturulan ratlarda nar suyu (PJ) ve tarçın kabuk yağının (CBO) muhtemel koruyucu etkilerinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışma kontrol, PJ, CBO, CCl4, CCl4+PJ ve CCl4+CBO olmak üzere altı grup olarak gerçekleştirildi. Tüm uygulamalar gavaj yoluyla yapıldı. PJ, CBO ve CCl4 uygulama dozları sırasıyla 5 mL/kg/gün, 100 mg/kg/gün, 0.25 mg/kg/gün şeklinde ayarlandı. CCl4uygulamasıkaraciğer malondialdehit (MDA) düzeyinde ve apoptotik hücre indeksinde belirgin bir yükselmeye neden olurken, şiddetli karaciğer harabiyeti nedeniyle antioksidan belirteçlerin düzeylerinde de belirgin bir azalmaya neden oldu. CCl4 ile birlikte PJ ve CBO verilen gruplarda ise azalmış antioksidan belirteçlerde belirgin yükselme, artmış MDA düzeyleri, artmış apoptotik hücre indeksi ve safra kanal hiperplazisi, hidropik dejenerasyon ile periportal hücre infiltrasyonu dışında diğer tüm karaciğer lezyonlarının şiddetinde belirgin azalma tespit edildi. Sonuç olarak PJ ve CBO'nun ratlarda CCl4 ile oluşturulan karaciğer harabiyetini önlemek için etkili olduğu gösterilmiştir. PJ ve CBO'nun karaciğer koruyucu etkileri muhtemelen CCl4 ile oluşturulan karaciğerdeki oksidatif stresi engelleyerek apoptozis ve fibrogenezisi azaltmalarından kaynaklanmaktadır.The aim of this study was to investigate the probable hepatoprotective effects of pomegranate juice (PJ) and cinnamon bark oil (CBO) ingestion on carbon tetrachloride (CCl4)-induced chronic damages in liver tissues of rats. The study comprised of six treatment groups as control, PJ, CBO, CCl4, CCl4+PJ and CCl4+CBO. All administrations were done by gavage. The administration doses of PJ, CBO and CCl4 were 5 mL/kg/day, 100 mg/kg/day, and 0.25 mL/kg/week, respectively. CCl4treatment caused a significant increase in the liver malondialdehyde (MDA) level, apoptotic cell index, and a significant decrease in the antioxidant markers along with severe lesions. Both PJ and CBO administrations to the CCl4-treated rats significantly increased the antioxidant markers, and significantly decreased the MDA level, apoptotic cell index and the severity of all hepatic lesions except bile duct hyperplasia, hydropic degeneration and periportal cell infiltrations. The results of this study demonstrate that PJ and CBO are effective for the prevention of CCl4-induced hepatic damage in rats. The hepatoprotective effects of PJ and CBO are possibly due to the reductions in liver fibrogenesis and apoptosis associated with the prevention of CCl4-induced oxidative stress

    2,358

    full texts

    2,946

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Hatay Mustafa Kemal University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇