Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)Not a member yet
8560 research outputs found
Sort by
Sustainable destination management in the context of architectural heritage: The case of Aksaray-Demirci
Kültürel mirasın en önemli bileşenlerinden biri olan mimari miras unsurları; aynı zamanda ait oldukları
toplumların yaşam biçimleri, kültür ve sanat anlayışları hakkında önemli izler taşımaktadır. Görünmez bir
geçmişin görünür sembolleri olarak da adlandırılan bu yapılar, turizmin aracı ve öncülüğünde yerellikten
evrenselliğe kavuşturulabilmektedir. Hali hazırda önemi günden güne artan kültür turizmi perspektifinden
bakıldığında, mimari yapıların otantik, özgün, estetik değerleri turistik destinasyonlar için büyük önem arz
etmektedir. Aksaray İli sınırları içerisinde yer alan ve sayısız miras unsuruna ev sahipliği yapan Gülağaç
İlçesi’ndeki Demirci Kasabası’nda bulunan mimari yapılarda bölgeye özgü etnik taş işlemeleri ve inşası
gözlenmektedir. İnanç ve kültür turizmi bağlamında oldukça kıymetli bir yere sahip olan ve yıl boyu yoğun
ziyaretçi ağırlayan Kapadokya Bölgesi sınırları içerisinde bulunan ve antik yol kavşaklarından biri üzerine
konumlanan Demirci Kasabası’ndaki özgün mimarinin turizm aracılığı ile kültür rotalarına dahil edilerek
tanıtılması, restorasyon çalışmaları ile bu yapıların ayaklandırılması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması,
uygun stratejik planlamalar ile miras unsurlarının korunması ve yaşatılması hususları bu çalışmanın önem ve
amacını oluşturmaktadır. Ayrıca bu bölgede bulunan somut ve somut olmayan diğer miras unsurlarının da
dahil edildiği bütünleşik bir turistik destinasyon geliştirilerek bu yörenin mevcut ve yakın kültür rotalarına
entegrasyonunun sağlanması mümkün gözükmektedir. Öte yandan yoğun ilgi ve ziyarete maruz kalan birçok
kültürel yöre, zamanla birer vitrin unsuru haline gelmekte ve kültür turistlerinin bu bağlamdaki otantiklik
arayışı artış göstermektedir. Bu nedenle etnik dokusunu koruya gelen yörelerin varlığı ve
sürdürülebilirliğinin de bu çalışmanın diğer bir önemli vurgusu olduğu düşünülmektedir. Gözlem yöntemi
ile nitel araştırmalarda incelenen sosyal ve somut durumların ayrıntılı olarak açıklanabileceği söyleminden
hareketle bir gözlem araştırması niteliğinde olan bu çalışmada konu edinen mimari miras unsurlarının,
toplumların kültürel yansımalarının bir çıktısı olduğuna değinilmiştir. Nihai olarak, Demirci Kasabası’ndaki
mimari bazlı bu otantik dokunun koruma ve onarım çalışmalarına ihtiyaç duyduğu tespit edilmiş olup bu
özgün destinasyonun kültür turizmi ve rotası dâhilinde değerlendirilebileceği önerilmiştir
Bekir Sıdkî Efendi’nin Fezâil-i Menâsik-i Hac adlı eseri üzerine bir inceleme
İslam dini’nin beş temel şartından olan hac, fıkhî çalışmaların konusu olduğu gibi, edebî mahsullerin de farklı vesilelerle konusu edilmiştir. Hacnâme veya menazilnâme tarzında yazılan edebî eserlerin yanı sıra hac esnasında uyulması gereken kuralları ele alan “menâsik-i hac”lar da yazılmıştır. Bu ürünlerin yazılma amacı, hac vazifesi için kutsal topraklara giden hacı adayını, hac esnasında uyması gereken kurallar, emir ve yasaklar konusunda bilgilendirmektir. Bu amaçla yazılan eserlerden biri de 1110/1911 yılında Bekir Sıdkî Efendi tarafından mensur-manzum biçimde yazılan Fezâil-i Menâsik-i Hac isimli eserdir. Edebî, biyografik ve bibliyografik kaynaklarda yapılan araştırmalar neticesinde çalışmanın müellifi hakkında yeterli bilgi bulunamamıştır. Müellif, mensur mukaddimede, dünyada yaşanan sorunlara karşın Müslümanlarının içinde bulundukları ataleti, tembelliği ve dünya devletlerinin Müslümanlara yapmış oldukları zulmü ele almıştır. Fezâil-i Menâsik-i Hac adlı eserin 30 beyitlik manzum bölümünde ise haccın şartları, farzları, vacipleri ve sünnetleri hususunda kimi bilgilere yer vermiştir. Eserin son kısmında ise Birinci Dünya Savaşı öncesinde İtalyanlarla yaşanan sorunların neticesinde Osmanlı Devleti’ne ait gemilere saldırılması ve bu esnada sivilleri taşıyan gemilerin vurulması veya batırılması sonucunda vefat eden hacı adayları için yazılmış bir mersiye yer almaktadır. Matbu olan metin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı’nda Bel. Os. K. 05154‘te kayıtlı olup toplamda 16 sayfadan meydana gelmektedir. Çalışmamızda ilkin menâsik kavramı ve menâsik-i haclar ile ilgili literatüre yer verilmiştir. Akabinde eserin müellifi ile ilgili tespitler paylaşılmıştır. İlgili eser incelenmiş ve eserin transkripsiyonlu metni ortaya konmuştur.Hajj, which is one of the five basic conditions of Islam, is the subject
of fiqh works, as well as literary works on different occasions. Besides
the literary Works written in the style of hajnâme or menazilnâme, the
Works dealing with the rules to be followed during the pilgrimage are
also named as “menâsik-i haj”. The purpose of writing these works is to
inform the pilgrims who go to the holy lands for the duty of pilgrimage,about the rules, orders and prohibitions that must be followed during
the pilgrimage. One of the Works written by Master Bekir Sıtkı for this
purpose in 1110/1911 is the work written in prose poem. As a result
of the researches made from the sources, sufficient information about
the author of the work could not be found. In the preliminary of the
work, the author discussed the inertia and laziness of all the world’s
Muslims and the cruelty of the world states. In the poem of 30 couplets called Menâsik-i Hajj, s/he included some information about the
conditions, fards, wajibs and sunnahs of the hajj. In the last part of the
work, there is an elegy written for the pilgrims who died as a result of
the attacks to the Ottoman state ships as a result of the problems had
with the Italians before the First World War and the shooting or sinking of some civilian ships in the meantime. The work is in the Istanbul
Metropolitan Municipality Atatürk Library and registered in Bel.Os.K.
05154. The work is between the pages of 3-16. In our study, generally,
literature on the concept of menâsik and menâsik-i hajis is included.
Subsequently, the determinations about the author of the work were
shared. The work has been examined and the transcribed text of the
work has been presented
Kaytaz-zade mehmet nazım efendinin dönemin sosyal ve siyasal olaylarına ışık tutan şiirleri
kaytaz-zade mehmet kıbrıslı olup köklü bir mevlevi ailedendir. XıX. yysonu ve XX. yy başında yaşamıştır
The example of developing good management in the early periods of the grand national assembly of Turkey: Petition commission and weekly decisions chart
Türk devlet yapısında geçmişten beri gelen, halkın
şikâyetlerini yöneticilere iletebilme geleneği zamanla iyi yönetim anlayışının daha da güçlenmesi
ile dilekçe hakkı kavramını ortaya çıkarmıştır. I. Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile Osmanlı Devleti
döneminde dilekçe hakkının kullanılabilmesi için
oluşturulan İstida Encümeni meclis içerisinde tekrardan işler hale getirilmiştir. Bu kapsamda meclisin ve cumhuriyetin ilk yıllarında İstida (Arzuhal)
Encümeni olarak isimlendirilen dilekçe komisyonunun çalışma usul ve esaslarının, faaliyet alanlarının ve encümen özelindeki konuların ortaya konulması çalışmamızın temel tezini oluşturmuştur.
Bunun yanında İstida Encümeni tarafından tutulan
Haftalık Mukarrerat Cetvelinin incelenmesi de
amaçlanmıştır.
İstida Encümeni’ne gelen dilekçelerin kaydedilip
haftalık olarak basılan cetvellerin 1925 yılından itibaren olan sayıları TBMM Kütüphanesi tarafından
açık erişime konulmuş olup, cetvellerin Osmanlıca
ve Haftalık Mukarrerat Cetveli adı ile yayımlandığı
ilk 4 cildi olan 1925-1928 yılları arası taranmıştır.
Ayrıca I. Büyük Millet Meclisi, İstida Encümeni ve
bağlantılı konular ile ilgili arşiv kaynakları ve tetkik
eserlerde edinilen bilgiler tasnif edilerek, çalışmamızda sentezlenmiştir.
I. Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile birlikte faaliyetine başlayan İstida Encümeni 1924 Anayasası’na kadar Kanun-ı Esasi’de yer alan dilekçe ile
ilgili maddeler hükmüne göre görev yapmıştır.
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti sonrası TBMM’de
İstida Encümeni’nin kurumsallaşması 1927 Dahili
Nizamnamesi ile gerçekleşmiştir. Bu nizamname
ile encümenin sayısı belirlenmiş, çalışmalarına
yönelik usul ve esaslar düzenlenmiştir. İstida Encümeni halkın istek ve şikâyet dilekçelerini almış,
alınan dilekçeler numaralandırılarak sınıflandırılmıştır. Daha sonrasında ise dilekçeler uzmanlık
konularına göre kimi zaman başka encümenliklere, kimi zaman da bakanlıklara gönderilmiş ve cevaplanmıştır. İstida Encümeni tarafından dilekçeler
üzerinde verilmiş olan kararlar Haftalık Mukarrerat
Cetveline kaydedilmiş ve basılıp neşredilmiştir. Bu
durum İstida Encümeni üzerinden cumhuriyetin ilk
yıllarında halkın dilek ve şikâyetlerinin tahlil edilmesine de olanak sağlamıştır
Double-edged perspectives on service robots: working with robots and robots’ future career impacts
This study investigates the perspectives of undergraduate tourism and hospitality students on working with robots and the influence of the widespread use of robots on future careers. Accordingly, interviews were conducted with thirty students. The findings include two main categories: working with robots in the tourism and hospitality industry (advantages of working with robots, disadvantages of working with robots, and willingness to work with or implement robots) and future career impacts of the widespread use of robots (threatening human employment, reducing the motivation toward working in the industry, unfair competition between humans and robots, negative psychological impact/feeling of being less skilled than robots, and giving up/changing the industry). This research contributes to the literature by revealing the dimensions of working with robots and the future career impacts of the widespread use of robots. A model of future career impacts of the widespread use of robots was also proposed
Reproduction of aggression in the digital environment: Examining the aggression and cyberbullying/victimization experiences of university students
Yeni ve farklı bir sosyalleşme alanı olarak inşa edilen siber ortam, mevcut gerçeklikleri dönüştürme ve kendine özgü gerçeklikler üretme niteliği çerçevesinde bireysel ve toplumsal pratiklerde çeşitli değişmelere yol açmıştır. Gerçekliğin klasik görünümlerinin farklı biçimlerde yeniden üretildiği ve deneyimlendiği dijital ortamda saldırganlık davranışı da farklı formlarda yeniden üretilebilmektedir. Bu araştırma, fiziksel dünyada bireylerin sahip olduğu saldırganlık eğilimlerinin, siber ortamda sergilenen zorbalık ve mağduriyet deneyimleri ile ilişkili olup olmadığını üniversite öğrencileri örneğinde ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu amaç çerçevesinde üniversite öğrencilerinin geleneksel saldırganlık ve siber zorbalık/mağduriyet davranışları ve bu davranışları arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Araştırma, nicel araştırma yöntemi kapsamında tanımlayıcı ve ilişkisel tarama deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye’de bir devlet üniversitesinde öğrenimine devam eden ve orantılı tabakalı örneklem tekniğiyle seçilen 411 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada, cinsiyet, akademik başarı düzeyi, bölüm memnuniyeti, eğitim kademesi, ikamet yerinin niteliği, aile tipi gibi değişkenler ile saldırganlık eğilimleri, siber zorbalık/mağduriyet deneyimleri arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Siber zorbalık yapan/yapmayan ve siber mağduriyet yaşayan/yaşamayan öğrencilerin saldırganlık ve saldırganlık alt boyutlarından elde ettikleri puanların da anlamlı biçimde farklılaştığı belirlenmiştir. Bu sonuç, üniversite öğrencilerinin saldırganlık eğilimleri ile siber zorbalık/mağduriyet deneyimleri arasında kritik bir ilişkinin olduğunu ve saldırganlık eğilimlerinin dijital ortamda yeniden üretilebildiğini göstermektedir.The digital environment, which was built as a new and different socialization area, has led
to various changes in individual and social practices within the framework of transforming
existing realities and producing unique realities. Aggression behaviour can also be reproduced
in different forms in the digital environment where classical aspects of reality are reproduced
and experienced in different ways. This research aims to reveal whether the aggressive
tendencies of individuals in the physical world are related to their experiences of bullying
and victimization in the cyber environment, in the example of university students. For this
purpose, university students' traditional aggression and cyberbullying/victimization behaviors
and the relationships between these behaviors were examined. The research was designed
in descriptive and relational design within the scope of the quantitative research method.
The study sample consists of 411 undergraduate students studying at a state university
in Turkey and selected by proportional stratified sampling technique. In the research,
significant differences were found between variables such as gender, academic achievement
level, department satisfaction, education level, place of residence, family type, aggression
tendencies, and cyberbullying/victimization experiences. It was determined that the scores of
the students who did and did not cyberbully and those who did or did not experience cyber
victimization differed significantly in the aggression and aggression sub-dimensions. This result
shows a critical relationship between university students' aggression tendencies and their
experiences of cyberbullying and cyber victimization and that their aggression tendencies can
be reproduced in the digital environment
The effect of the pandemic on the performance of tourist guides and the practice of their professions: A qualitative study in the Cappadocia region
Crises are the turning points where all industries are heavily affected, national economies experience significant problems, and only businesses which develop appropriate strategies and methods can survive. Sometimes natural disasters and sometimes terrorist attacks may cause these crisis periods to occur. In such cases, people first give up on their luxury consumption, such as their touristic travels. This situation makes the tourism sector to be one of the most vulnerable sectors. Tourism is a labor-intensive industry and one of the first sectors affected by such negativities. Therefore, tourism workers particularly feel many difficulties in such periods. One of these affected occupational groups is the tour guiding profession. This study aims to reveal the tour guides' experiences during the pandemic, which caused a significant sectoral crisis, and the effect of these experiences on their performance. The research carried out a qualitative research method and phenomenological research design. Professional tour guides were selected with snowball sampling, which is one of the purposive sampling methods. The ethical compliance of the prepared interview form was endorsed by the Iğdır University Ethics Committee Approval, dated 01.04.2021-No. 2021/12. Interviews were conducted with 20 professional tour guides registered at Nevşehir Chamber of Guides. The audio recordings obtained from the interviews were transcripted and identified as the MAXQDA project. In the study, content analysis was used as the analysis method. Three main themes and ten sub-themes were created using the data from the literature and the field. As a result of the coding process, the most repeated principal theme was determined as "Psychological and Behavioral Results." The most repeated sub-theme was "Professional Dissatisfaction." The research results have revealed that professional tour guides were not satisfied with their profession during the pandemic period, and the pandemic process had unfavorable effects on their performance
Understanding online heritage destination image through user generated contents
This book chapter aims to reveal the determinants of online heritage destination image and examines online reviews of tourists who visited cultural and heritage sites in Istanbul. To address our objective, 170 English-written reviews commented during 2019 were examined. The results identified 14 themes; the atmosphere of the place, authentic clues, conative component, cultural environment, cultural heritage, food and beverage, functional characteristics, general and tourist infrastructure, history, natural environment, political factor, sense of heritage and history, social environment, and tourist activities
An analyze on far-right terrorism, conspiracy theories and the new media
2011 Oslo Saldırısı, 2019 Yeni Zelanda Christchurch Saldırısı, 2019 Amerika Birleşik Devletleri (ABD) El Paso Saldırısı veya 2019 ABD Poway Sinagog Saldırısı gibi beyaz üstünlüğünü savunan terör saldırılarının sayısı son on yılda artış göstermiştir. Bu saldırılar farklı coğrafyalarda ve farklı zamanlarda gerçekleşmiş olmalarına rağmen aralarında bazı benzerlikler vardır. Bu benzerliklerden biri hemen hemen aynı ideolojilere sahip olan bu teröristlerin güvenlik tahayyüllerini şekillendirirken komplo teorilerine sıklıkla başvurmalarıdır. Sosyal bilimlerde farklı disiplinlerin incelediği komplo teorilerini terör bağlamında değerlendirdiğimizde yapılan çalışmalar, komplo teorilerinin radikalleşmeyi ya da şiddete başvurmayı artıran bir rolü olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amaçlarından birincisi de beyaz üstünlüğünü savunan aşırı-sağ terör saldırılarını yapan kişilerin manifestolarını inceleyerek komplo teorilerinden etkilenip etkilenmediklerini ortaya koymak ve manifestoları arasında benzerlik olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmanın bir diğer amacı ise uzak coğrafyalarda olan bu teröristlerin birbirlerinden nasıl etkilendiği üzerinde durmak ve yeni medyanın bu konudaki rolüne odaklanmaktadır. Bu amaçla, bu çalışmada ilk olarak komplo teorilerinin terörizm çalışmaları üzerindeki etkisi açıklanmıştır. İkinci olarak, teröristlerin manifestoları incelenecek ve komplo teorilerinin onların güvenlik tahayyüllerini nasıl etkilediği tartışılmıştır. Son olarak ise yeni medya bağlamında saldırganların nasıl sanal bir cemaatin üyesi olabilecekleri Stormfront web sitesine odaklanarak yorumlanmıştır