Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)Not a member yet
8560 research outputs found
Sort by
Evaluation of clinical leadership perceptions of physicians and nurses: The case of Adana
Araştırma hekim ve hemşirelerin klinik liderlik algılarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan 28 hekim ve 253 hemşire oluşturmuştur. Araştırmada veriler anket formu ve Klinik Liderlik Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma verileri, iç güvenirlik katsayısı Croncbach's Alpha analizi, tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız gruplarda t testi, tek yönlü varyans (ANOVA) analizi ve Lineer Regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmada, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Araştırmada katılımcıların %75,54'ünün kadın, %56,5'inin evli, %81,4'nün lisans mezunu, %53'nün 26-35 yaş arasında, %98,6'sının hemşire olduğu ve %11,6'sının klinik liderlik üzerine eğitim aldığı belirlenmiştir. Katılımcıların Klinik Liderlik Ölçeği toplam puanı 2,60±0,30 olarak belirlenmiştir. Yaş, medeni durum, kurumda çalışma süresi, meslekte çalışma süresi ile klinik liderlik algıları arasında anlamlı bir farklılık olduğu (p<0,05) belirlenmiştir. Sonuç olarak, hekim ve hemşirelerin kendilerini klinik lider olarak algıladıkları, yaş, kurumda çalışma süresi, meslekte çalışma süresi, klinik liderlik üzerine eğitim almanın klinik liderlik algısını etkilediği belirlenmiştir.The research was conducted in descriptive type to determine the clinical leadership perceptions of physicians and nurses. The sample of the study consisted of 28 physicians and 253 nurses working in Adana City Training and Research Hospital. In the study, data were collected with a questionnaire and Clinical Leadership Scale. Research data were evaluated with internal reliability coefficient Croncbach's Alpha analysis, descriptive statistics, independent groups t test, one-way analysis of variance (ANOVA) and Linear Regression analysis. In the study, the level of significance was taken as p<0.05. In the study, 75.54% of the participants were women, 56.5% were married, 81.4% had a bachelor's degree, 53% were between the ages of 26-35, 98.6% were nurses, and 11.6% It was determined that ten of them had training on clinical leadership. The total score of the participants on the Clinical Leadership scale was determined as 2.60±0.30. It was determined that there was a significant difference (p<0.05) between age, marital status, length of time working in the institution, length of time working in the profession and perceptions of clinical leadership. As a result, it was determined that physicians and nurses perceived themselves as clinical leaders, and age, working time in the institution, working time in the profession, and receiving training on clinical leadership affected the perception of clinical leadership
Motivation for e-sport participation in higher education: the case of Turkey
Araştırmanın amacı, e-spor (Elektronik Spor) ile ilgilenen üniversite öğrencilerinin E-spora katılım motivasyonlarının belirlenmesi ve farklı değişkenlere göre karşılaştırılmasıdır. Tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmada amaçlı örneklem kullanılmış ve kolay ulaşılabilirlik ilkesiyle hareket edilmiştir. Nevşehir, Kayseri, Osmaniye, Adana, Niğde, Balıkesir, Hatay ve Yozgat illerinde yaşayan ve üniversitelerin farklı fakültelerinde (Eğitim, Spor Bilimleri, İlahiyat, Fen Edebiyat, Mühendislik ve Mimarlık, İktisadi ve İdari Bilimler, Güzel Sanatlar, Sağlık Bilimleri, Yabancı Diller) öğrenim gören ve e-spor yapan 100 (38 kadın, 62 erkek) üniversite öğrencisi araştırmaya katılmıştır. Verilerin elde edilmesinde, Öz ve Üstün (2019) tarafından geliştirilen “E-spor Katılım Motivasyonu Ölçeği (EKMÖ)” kullanılmıştır. Araştırma verileri etik kurul onayı alındıktan sonra Google form aracılığıyla sosyal medya üzerinden toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere ilişkin hesaplanan Cronbach Alpha değerleri toplam ölçek için α=0.962, alt ölçekler için ise α=0.780 ile α=0.944 aralığında bulunmuştur. Verilerin analizinde bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, üniversite öğrencilerinin ölçek toplam puanları ortalamaları 3.95 ± .86’dır. Cinsiyet ve gelir düzeyi açısından yapılan karşılaştırmada, öğrencilerin e-spor katılım motivasyonu ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (p>.05). E-spor deneyim yılı açısından yapılan karşılaştırmada, “taksonomik” alt ölçeğinde 1-2 yıllık deneyimi olanlar ile daha fazla yıllık deneyimi olanlar arasında anlamlı fark olduğu (p<.05), bu farkın 1-2 yıllık deneyimi olanların daha düşük ortalamaya sahip olmalarından kaynaklandığı ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, üniversite öğrencilerinin e-spor katılım motivasyonlarının yüksek olduğu, cinsiyet ve gelir düzeyine göre katılım motivasyonlarının değişiklik göstermediği, ancak yeni başlayanların bilişsel, duyuşsal ve psikomotor özellikleri tanımlama konusunda daha düşük motivasyona sahip oldukları söylenebilir
The effect of workplace spirituality on job performance: The mediating role of person-job fit
Günümüz çalışma hayatında, insani değerlerden uzak kimi uygulamaların, çağımızın sosyal sorunlarının temel nedenlerinden birisi olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır. Bu kitlesel sorunun çözümüne yönelik arayışlar çerçevesinde, işte anlam, topluluk duygusu ve değer uyumu gibi alt boyutlarıyla iş yeri maneviyatı kavramı, akademik ilgiyi üzerine çekmeyi başarmıştır. Bu çalışmada iş yeri maneviyatı ve kişi-iş uyumu algılarının iş performansına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda kavramsal modeller ile araştırma hipotezleri belirlenmiştir. İş yeri maneviyatının iş performansı üzerindeki etkilerini analiz etmek için ihtiyaç duyulan veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırma örneklemi, Diyanet İşleri Başkanlığı Kayseri İl Müftülüğü bünyesinde görev yapan 405 diyanet personeline iş yeri maneviyatı ölçeği, iş performansı ve kişi-iş uyumu ölçekleri uygulanmıştır. Örneklem seçiminde, tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, iş yeri maneviyatı ile iş performansı ve kişi-iş uyumu arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir etkinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda yapılan analizler sonucunda, iş yeri maneviyatı alt boyutları (anlamlı iş, topluluk duygusu ve değer uyumu) ile iş performansı alt boyutları (görev performansı ve bağlamsal performans) arasında anlamlı ve alt boyutlu bir ilişkinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Öte yandan kişi-iş uyumunun iş yeri maneviyatı ile iş performansı arasındaki ilişkide aracı etkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında son olarak, araştırma bulguları ışığında teorik ve yönetsel çıkarımlara yer verilmiş ve gelecekte konu üzerinde çalışacak araştırmacılara yönelik öneriler sıralanmıştır.In today's working life, the view that some practices that are far from human values are one of the main causes of the social problems of our age is gaining weight. Within the framework of the search for solutions to this mass problem, the concept of workplace spirituality with its sub-dimensions such as meaning at work, sense of community and value congruence has attracted academic attention. In this study, it is aimed to determine the effect of perceptions of workplace spirituality and person-job fit on job performance. In this direction, conceptual models and research hypotheses were determined. The data needed to analyze the effects of workplace spirituality on job performance were collected through survey technique. For the research sample, workplace spirituality scale, job performance and person-job fit scales were applied to 405 religious personnel working in Kayseri Provincial Mufti's Office of the Presidency of Religious Affairs. Random sampling method was used for sample selection. As a result of the analysis, it was found that there is a significant and positive effect between workplace spirituality and job performance and person-job fit. At the same time, as a result of the analysis, it was found that there is a significant and sub-dimensional relationship between the sub-dimensions of workplace spirituality (meaningful work, sense of community and value congruence) and the sub-dimensions of job performance (task performance and contextual performance). On the other hand, it was found that person-job fit had a mediating effect on the relationship between workplace spirituality and job performance. Finally, the theoretical and managerial implications are given in the light of the research findings and suggestions for future researchers are listed
Social and administrative structure in the Khitan Liao State
Liao Hanedanı, Kitanlar tarafından Çin'in kuzey bölgesini kapsayan alanda kurulmuştur. Tezin birinci bölümü Kitanların toplum yapısını ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu amaçla Kitan boylarına, yaşamlarına, geçim kaynaklarına ve bölgede bulunan diğer devletlere değinilmiştir. Kitanlar, coğrafi olarak Doğu Asya ve kısmen İç Asya bölgelerinde boylar halinde yaşayan bir topluluktur. Sekiz boydan oluştuğu düşünülen Kitanlar, kırsal göçebe olarak yaşamlarını sürmektedir. Xianbei kökenli olduğu düşünülen Kitan adına kaynaklarda dördüncü yüzyıldan itibaren rastlanmaktadır. Gündelik yaşamlarının ve ekonomilerinin en önemli parçası hayvancılık olmuştur. Özellikle yetiştirdikleri atlar ile bölgede ön plana çıkmaktadırlar. Altıncı yüzyıldan itibaren çevre devletlerin içinde görülmesi ile haklarında verilen bilgilerde artış yaşanmıştır. Bu dönemde adlarının en çok görüldüğü devlet Türkler ve Tang İmparatorluğu olmuştur. Türklerin yıkılmasından sonra kurulan Uygurlar da Kitanlarla etkileşime giren devletler içindedir. Çevre bölgede bulunan diğer bir unsur ise Korelilerdi. Burada kurulan Balhae Hanedanı'nın kuruluşunda ve yıkılışında Kitanların etkisi bulunmuştur. Ayrıca Kitanlar dışında bölgede Tangut ve Cürçen gibi topluluklar da yer almaktadır. Tezin ikinci bölümünde Liao Hanedanı'nın idari yapısı anlatılmaktadır. Liao Hanedanı idari yapı açısından Kitan boylarının gelenekselliğini taşırken aynı zamanda Çinli bir devletin özelliklerini de taşımaktaydı. Bu açıdan ikinci bölümde Liao Hanedanı'nın yönetim şekli ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Hanedan da beşli başkent sistemi uygulanmıştır. Ancak hükümdar asıl sarayının bulunduğu Yüce Başkentte olmak yerine yılın büyük bir çoğunluğunu Napo da mevsimlik göçler ile geçirmektedir. Hukuk ve Finans sisteminde Hanedan içinde bulunan yerleşik topluluklar ile Kitanlar arasında da kural ve vergilerde farklılıklar bulunmaktadır. Tez sonucunda Kitanların toplumsal yapısı ve Liao Hanedanı'nın idari yapısından yola çıkarak Hanedanın belirlemiş olduğu ideoloji hakkında çıkarımda bulunulmuştur.The Liao Dynasty was established in the northern region of China by the Khitans. The first part of the thesis aims to present the social structure of the Khitans, covering their tribes, lifestyles, livelihoods, and relations with other states in the region. The Khitans, geographically scattered in East Asia and partially in Inner Asia, lived as tribal communities. Comprising eight tribes, the Khitans were considered rural nomads, with sources mentioning the name "Khitan" dating back to the fourth century, believed to have originated from the Xianbei. Their daily lives and economies revolved around animal husbandry, particularly standing out for the horses they raised. From the sixth century onwards, their presence among neighboring states, such as the Türks and the Tang Empire, increased. After the fall of the Türks, the Uyghurs, a state formed afterward, also interacted with the Khitans. Another significant element in the surrounding region was the Koreans, and the influence of the Khitans was evident in the establishment and fall of the Balhae Dynasty. Additionally, besides the Khitans, ethnic nomadic groups like the Tanguts and Jurchens were present in the region. The second part of the thesis delves into the administrative structure of the Liao Dynasty. While maintaining the traditional aspects of Khitan tribes in terms of administrative structure, the Liao Dynasty also exhibited characteristics of a Chinese state. The dynasty implemented a five-capital system, with the ruler spending the majority of the year in seasonal migrations rather than in the main capital. Differences in laws and financial systems were observed between the settled communities within the dynasty and the Khitans. In conclusion, drawing from the social structure of the Khitans and the administrative structure of the Liao Dynasty, deductions were made about the ideology determined by the dynasty
Characterization in Mehmet Akif's and Tevfik Fikret's stories in verse
Bu tezde, Mehmet Akif'in Safahat, Tevfik Fikret'in Rübab-ı Şikeste adlı şiir külliyatlarında yer alan manzum hikâyelerdeki karakterleştirme teknik ve yöntemleri incelenmiştir. Akif'in 110 şiirinden 29'u, Fikret'in 170 şiirinden 22'si manzum hikâye olarak belirlenmiştir. Manzum hikâyeler, metin odaklı bir yaklaşım olan anlatıbilim yöntemi benimsenerek anlatıcı, karakter ve anlatım teknikleri bağlamında incelenmiştir. Karakter, anlatı metinlerinin temel unsurlarındandır ve önemli işlevlere sahiptir. Okuyucuya hikâye ile bağ kurma, olayların gelişimini anlama imkânı tanırlar. Ayrıca yazarın hikâyede iletmek istediği tematik unsurları temsil edebilir; özellikleri, değerleri ve davranışlarıyla hikâyenin derinliğini artırabilir; metin boyunca yaşadığı değişim, dönüşüm ve çatışmalar sayesinde okuyucuda merak uyandırılabilir; en önemlisi, anlatının gerçek yaşamla bağ kurmasına yardımcı olurlar. Karakter anlatının diğer unsurları ile daimi bir etkileşimle var olur. Karakterin kim tarafından nasıl kurgulandığını incelemeyi amaçlayan çalışmada ilk olarak konu, "anlatıcı karakterleştirmesi" ve "figür karakterleştirmesi" olarak sınıflandırılmıştır. Karakteri metne yerleştiren unsurun belirlenmesinin ardından yazarların onları hangi yöntemle görünür kıldıkları irdelenmiştir. Sonuçta, Akif ve Fikret'in en çok tercih ettiği karakterleştirme yönteminin "anlatıcı karakterleştirmesi" olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, Fikret'in dışsal odaklanmaya sahip heterodiegetik anlatıcıyı, Akif'in ise içsel odaklanmaya sahip homodiegetik anlatıcıyı benimsediği saptanmıştır. Bu durumun karaktere olan mesafeyi belirlediği, bunun da karakter hakkındaki bilgilerin inanırlığına etki ettiği görülmüştür. Ayrıca karakterlerin anlatıcı tarafından karakterleştirilmesi, şairin kendi sesinin anlatıda yansımasının bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir.This thesis examines the characterization techniques and methods used in Mehmet Akif's Safahat and Tevfik Fikret's Rübab-ı Şikeste. The corpus includes 29 of Akif's 110 poems and 22 of Fikret's 170 poems, which are determined to be stories in verse. The analysis is conducted in the context of the narrator, characters, and narrative techniques, using the narratology method, which is a text-oriented approach. Characters play a fundamental role in narrative texts, serving important functions. They enable readers to connect with the story and comprehend the progression of events. Characters in a story can represent thematic elements and increase its depth through their characteristics, values, and behaviors. They can also arouse curiosity in the reader through changes, transformations, and conflicts they experience throughout the text. Most importantly, they help the narrative connect with real life. Characters exist in constant interaction with other narrative elements. This study aims to scrutinize how the characters are constructed, and by whom. Accordingly, the subject is classified as "narrator characterization" and "figural characterization". After determining the element that places the character in the text, the method by which the authors make the characters visible is analyzed. The study found that Akif and Fikret both preferred using the "narrator characterization" method. Nevertheless, Fikret used the heterodiegetic narrator with an external focus, while Akif used the homodiegetic narrator with an internal focus. This choice of narrator affects the distance to the character and, consequently, the credibility of the information about the character. Additionally, the evaluation of the characters' portrayal by the narrator was discussed as a potential reflection of the poet's personal voice in the narrative
Iron Age finds in Kululu
Demir Çağı kayıtlarda çok fazla bilinmeyen bir zaman aralığını kapsamaktadır. Mısır yazılı kaynaklarından öğrendiğimiz Yunanistan anakarası ile Trakya bölgesinden Anadolu'ya ve Yakın Doğuya gerçekleşen Deniz Kavimleri göçleri sonrasında, Tunç çağı sona ermiş ve Demir Çağı başlamıştır. Bu çağ ile birlikte Anadolu'da Geç Hitit Devletleri'nin varlığını görmekteyiz. Tabal Ülkesi ile alakalı verilere Hitit Hiyeroglif yazıları ile Asur kaynaklarından ulaşabilmekteyiz. Bunun yanında Tabal ülkesinde önemli bir yerleşim merkezi olduğunu düşündüğümüz "Kululu" da detaylı bir kazı çalışması yapılmamasına rağmen çağ için çok önemli buluntuları ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Tarihi veriler ve Kululu' da ele geçen bu eserler bu yerleşim yerinin önemini göstermektedir.It covers a time period that is not widely known in the Iron Age records. Following the migrations of the Sea Tribes from the Greek Mainland and the Thrace region to Anatolia and the Near East, as we learn from Egyptian written sources, the Bronze Age ended and the Iron Age began. With this age, we see the existence of Late Hittite paintings in Anatolia. We can access data about the Land of Tabal from Hittite Hieroglyphic writings and Assyrian sources. In addition, we review whether Tabal is an important settlement center. Although a detailed excavation has been carried out in "Kululu", it attracts attention with its very important finds for the age. Historical data shows that the settlement of these works is increasing day by day in Kululu
The mediating role of person-job fit and work engagement in the effect of resilience on emotional labor: A study in the balloon industry in Nevşehir
Bu çalışmanın amacı, Nevşehir'deki sıcak hava balonculuğu sektörü çalışanlarının psikolojik dayanıklılıkları ile duygusal emek düzeyleri arasındaki ilişkide, kişi-iş uyumu ve işe adanmışlığın seri aracılık rolünün bulunup bulunmadığını tespit etmektir. Çalışma, Nevşehir'deki çekirdek Kapadokya şeklinde tabir edilen bölgedeki sıcak hava balonculuğu sektöründe faaliyet gösteren işletmelerdeki 261çalışandan yüz yüze anket tekniği ile toplanan verilerin analiz edilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, AMOS ve SPSS PROCESS Makro ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, sektör çalışanlarının dayanıklılık ve kişi-iş uyumu ve işe adanmışlık düzeyleri yüksek bulunmuştur. Duygusal emeğin boyutlarından; doğal davranma ve derinden rol yapmanın yüksek, fakat yüzeysel rol yapmanın orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Dayanıklılık ile duygusal emek arasındaki ilişkide, kişi-iş uyumu ve işe adanmışlığın seri aracılık rolünü belirlemek amacıyla yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre; dayanıklılığın duygusal emeğin boyutlarından derinden rol yapma ve doğal duygular üzerindeki etkisinde kişi-iş uyumu ve işe adanmışlığın seri aracılık rolünün bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak dayanıklılığın duygusal emeğin boyutlarından yüzeysel rol yapma üzerindeki etkisinde kişi-iş uyumu ve işe adanmışlığın seri aracılık rolüne ilişkin kurulan modelin anlamsız olduğu tespit edilmiştir.The aim of this study is to determine whether person-job fit and work engagement have a serial mediating role in the relationship between the psychological resilience and emotional labor levels of hot air ballooning industry employees in Nevşehir. The study was carried out by analyzing the data collected by face-to-face survey technique from 261 employees in businesses operating in the hot air ballooning sector in the region called core Cappadocia in Nevşehir. Data were analyzed with AMOS and SPSS PROCESS Macro. As a result of the research, the resilience, person-job fit and work engagement levels of sector employees were found to be high. Dimensions of emotional labor: It was determined that natural acting and deep acting were high, but superficial acting was found to be at a medium level. According to the results of the regression analysis conducted to determine the serial mediating role of person-job fit and work engagement in the relationship between resilience and emotional labor; It has been determined that person-job fit and work engagement have a serial mediating role in the effect of resilience on deep acting and natural acting, which are the dimensions of emotional labor. However, it was determined that the regression model established regarding the serial mediating role of person-job fit and work engagement in the effect of resilience on surface acting, one of the dimensions of emotional labor, was insignificant
Ioecological and faunustical research on coccinellidae (Insecta: Coleoptera) species in Nevşehir and Samsun province environment
Nevşehir ve Samsun ili çevresi Coccinellidae (Insecta: Coleoptera) türleri üzerine biyoekolojik ve faunustik araştırma adlı tez çalışmamızın arazi incelemeleri 2021-2022 yılları arasında Samsun ve Nevşehir illerinde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada Coccinellidae familyası üyelerİ: biyolojik, ekolojik ve faunistik bakımdan araştırılmıştır. Arazi çalışmaları ağırlıklı olarak 2021 yılını kapsamaktadır. Toplanan örneklerin laboratuvar ortamında teşhisi yapılmış ve Coccinellidae familyasına ait 9 tür tespit edilmiştir. Bu türlerden 4'ü Samsun, 5'i ise Nevşehir habitatlarında bulunmuştur. Literatür taraması ve türlerin daha önce yapılan çalışmalarla karşılaştırılmaları yapılmış ve Samsun ili içi yeni olan iki, Nevşehir ili için beş yeni kayıt tespit edilmiştir. Arazi çalışmaları yapılırken ekolojik veriler; sıcaklık, nem, yağış, rüzgâr hızı, basınç, 5 cm ve 10 cm toprak sıcaklığı gibi ekolojik veriler de değerlendirilmiştir. Tez çalışmamız ile Nevşehir ve Samsun illerinin Coccinellidae familyası faunası; taksonomik ve biyoekolojik bakımdan katkı sağlanılması amaçlanarak özellikle, bu familya taksonlarının biyolojik kontrol rollerinin tespiti istenmiştir."Our thesis titled 'Bioecological and Faunistic Research on Coccinellidae (Insecta: Coleoptera) Species in the Vicinity of Nevşehir and Samsun Provinces' conducted field surveys in the years 2021-2022 in Samsun and Nevşehir provinces. In this study, members of the Coccinellidae family were investigated in terms of their biological, ecological, and faunistic aspects. The fieldwork mainly covered the year 2021. The collected specimens were identified in the laboratory, and 9 species belonging to the Coccinellidae family were determined. Four of these species were found in Samsun, and five were found in Nevşehir habitats. Literature review and comparison with previous studies were conducted, resulting in the discovery of two new records for Samsun province and five new record for Nevşehir province. Ecological data such as temperature, humidity, precipitation, wind speed, pressure, and soil temperature at 5 cm and 10 cm depths were evaluated during the field surveys. The aim of our thesis was to contribute taxonomically and bioecologically to the Coccinellidae fauna of Nevşehir and Samsun provinces, particularly by determining the biological control roles of these family taxa.
Heat treatment and characterization of high manganese steels with different boron content
Bu çalışmada, daha önce üretilen farklı bor katkılı (11ppm, 53 ppm ve 374 ppm bor katkılı) yüksek manganlı çelikler tedarik edilerek kesme işleminden sonra farklı sıcaklıklarda ısıl işleme tabi tutulmuştur. Uygulanan ısıl işlem sıcaklıklarının numunelerin mikroyapısal ve mekanik özelliklerine etkileri incelenmiştir. Açık hava ortamında döküm yapılarak üretilmiş bor katkılı yüksek manganlı çelik numunelere 900, 1000 ve 1100oC sıcaklıklarda ısıl işleme tabi tutulmuştur. Isıl işlem yapılan ve yapılmayan numunelerin optik mikroskop ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi ile mikroyapı incelemeleri gerçekleştirilmiş ve tane sınırlarında dendritik yapıda sementit çökeltilerinin varlığı tespit edilmiştir. Isıl işlem sıcaklığının artmasıyla karbür çökeltilerinin dendritik yapıdan küresel forma dönüştüğü anlaşılmıştır. X-ışını difraktrometre analizi (XRD) ile elde edilen verilere göre ısıl işlem uygulanan ve uygulanmayan numunelerde östenitik faz yapısının martenzit ve martenzit faz yapılarına dönüştüğü gözlenmiştir. SEM analizi, EDS analizi, optik mikroskop analizi ve XRD analizinden elde edilen verilerin birbiri ile tutarlı olduğu görülmektedir. Optik mikroskopta görülen köşegenli yapıların EDS analizi sonucunda TiN çökeltilerinin olduğu gözlenmiştir. SEM ile elde edilen mikroyapı görüntülerde görülen siyah çökeltilerin EDS analizi ile elde edilen verilere göre AlN çökeltilerinin olduğu düşünülmektedir. Isıl işlemli ve ısıl işlemsiz numunelerin sertlik değerleri ölçülerek farklı bor katkılı yüksek manganlı çeliklere uygulanan ısıl işlem sıcaklıklarına bağlı olarak mekanik özelliklerindeki değişimler gözlenmiştir. Ancak numunelere uygulanan ısıl işlem sıcaklığına bağlı olarak sertlikte önemli bir değişim gerçekleşmediği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar literatürle karşılaştırılarak tartışılmıştırIn this study, high manganese steel samples with different boron-doped (boron additives of 11ppm, 53 ppm, and 374 ppm) were heat treated at different temperatures after cutting. The effects of applied heat treatment temperatures on the microstructural and mechanical properties of the samples were investigated. Different boron-doped high-manganese steel samples were produced by casting in an open-air environment. The samples were heat treated at 900, 1000 and 1100oC. Microstructure examinations were carried out by optical microscope and scanning electron microscope (SEM) analysis of the samples with and without heat treatment, and the presence of dendritic cementite precipitates at the grain boundaries was determined. It was understood that the carbides changed from a dendritic structure to a spherical form with the increased heat treatment temperature. According to the data obtained by X-ray diffractometry analysis (XRD), it was understood that the östenitik phase structure transformed into martenzit and martenzit phase structures in heat-treated and without heat-treated samples. It is seen that the data obtained from SEM analysis, EDS analysis, optical microscope analysis, and XRD analysis are consistent with each other. The yellow diagonal structure seen in the images obtained by optical microscope analysis was determined to be TiN precipitate as a result of EDS analysis. The black precipitates seen in the microstructure images obtained from SEM analysis are thought to be AlN precipitates by EDS analysis. By measuring the hardness values of the heat-treated and untreated samples, the changes in the mechanical properties of boron-doped different high manganese steels depending on the heat treatment temperatures were seen. However, it was determined that there was no significant change in the hardness of the samples depending on the heat treatment temperatures applied to the samples. The obtained results were discussed by comparing with the literature
Eminler Hoyuk survey BC. II. millennium ceramics
Eminler Höyük, Karaman ilinin Eminler Köyünde yer almaktadır. 2016-2019 ve 2022 yılları arasında gerçekleştirilen yoğun (intensive) yüzey araştırmalarında toplanan ve MÖ. II. binyıla tarihlenen seramik örnekleri bu çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın amacı Eminler Höyük ve Karaman Ovası'nın yerleşimlerinin gelişimini ortaya koymaktır. Bu bağlamda Eminler Höyük'te yoğun (intensive) yüzey araştırmaları yapılmıştır. Araştırmada uygulanan metotlar sayesinde höyükte kazı yapılmadan MÖ. III-II-I. binyıla ait yerleşim yoğunluğu ve dağılımı belirlenmiştir. Höyük birbiri ile bağlantılı 5 farklı yükseltiden oluşmaktadır. Höyük üzerinde ve etrafında dron fotoğraflarıyla 3 boyutlu modeller ve topografik haritalar ortaya çıkarılmıştır. Bu çerçeve içerisinde tezin ana konusu olan MÖ. II. binyıla tarihlenen seramiklerinin höyüğün 1 ve 2 numaralı yükseltiler üzerinde yoğunlaştığı anlaşılmıştır. Çalışma kapsamına dahil edilen seramikler hamur renkleri ve form özelliklerine göre gruplarına ayrılmıştır. Her seramik örneği hamur rengi, katkı maddesi, pişirilme durumu ve tipleri ayrı ayrı incelenerek MÖ. II. binyıl içeresinde hangi dönemlere tarihlendiği incelenmiştir. Tiplerin incelenmesi yapılırken, yerleşimlerle karşılaştırma yapılmıştır. Karşılaştırma sonucunda seramik örneklerinin benzerlikleri ve farklılarıyla birlikte Eminler Höyük MÖ. II. binyıl Seramikleri Asur Ticaret Kolonileri Çağı ve Hitit Dönemine tarihlenmiştir. Eminler Höyük, Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda yakınlarındaki yerleşim merkezleri kadar büyük olmasa da benzer seramik geleneğinden yola çıkarak Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda önemli koloni merkezi olduğu anlaşılmıştır. Hitit döneminde höyük, Hititlerin kuruluşundan itibaren Hititlerin toprakları içerisinde yer almaktadır. Eminler Höyük, Hititlerin Aşağı Ülke sınırları içerisindedir. Bölge II. Muwattali'nin başkenti buraya taşımasıyla birlikte Hitit kültürü daha baskın hale gelmiştir. Dolayısıyla Eminler Höyük'te, Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda başlayan gelişim ve dönüşümün Hitit döneminin sonuna kadar devam ettiği seramikler üzerinden okunmaktadır.Eminler Höyük is located in Eminler Village of Karaman Province. It was collected in intensive surveys carried out between 2016-2019 and 2022. II. Ceramic samples dating back to the millennium BC were included in this study. The aim of the study is to reveal the development of the settlements of Eminler Höyük and Karaman Plain. In this context, intensive surveys were carried out at Eminler Höyük. Thanks to the methods applied in the research, the mound was not excavated in BC. III-II-I. The settlement density and distribution of the millennium BC were determined. The mound consists of 5 different elevations connected to each other. On and around the mound, 3D models and topographic maps with drone photographs were unearthed. Within this framework, the main subject of the thesis is BC. II. It is understood that the ceramics dating to the millennium BC are concentrated on the 1st and 2nd elevations of the mound. The ceramics included in the study were divided into groups according to their paste colors and form characteristics. Each pottery sample is examined separately in paste color, additives, firing conditions and types. II. It was examined to which periods in the millennium BC it was dated. While examining the types, comparisons were made with the settlements. As a result of the comparison, Eminler Höyük BC. II. Millennium BC Ceramics are dated to the Assyrian Trade Colonies Age and the Hittite Period. Although Eminler Höyük was not as large as the settlements nearby during the Assyrian Trade Colonies Age, it was understood that it was an important colony center in the Assyrian Trade Colonies Age, based on the similar ceramic tradition. During the Hittite period, the mound has been within the Hittites' territory since the establishment of the Hittites. Eminler Höyük is within the borders of the Hittites' Lower Country. Region II. Hittite culture became more dominant when Muwattali moved the capital here. Therefore, it is read through the ceramics that the development and transformation that started in the Assyrian Trade Colonies Age in Eminler Höyük continued until the end of the Hittite period