International Journal of Innovative Approaches in Science Research (IJIASR) / Uluslararası Fen Bilimlerinde Yenilikçi Yaklaşımlar Dergisi
Not a member yet
    112 research outputs found

    Identification and Gene Expression Analysis of TIR1 in Easy and Hard to Root Olive (Olea europaea L.) Cultivars

    Get PDF
    Many plant species can be efficiently propagated vegetatively through the use of cuttings. Although simple to implement, the success rate of this method is restricted by the plants ability to produce adventitious roots. Auxin hormones are commonly used to induce adventitious roots in propagation by cuttings. The auxin metabolism influences plant growth and is significant because it can also affect the rooting performance of the IBA hormone commonly used during steel production. Olive trees (Olea europaea L.) are among the species that are commonly propagated using cuttings. However, the rooting success of olive cultivars grown for agriculture varies. For these reasons we analyzed the gene structure and expression rates of Olive TIR1, which is the receptor of auxins. We chose Gemlik (easy to root) and Domat (Hard to root) cultivars for the gene expression analysis. Our analysis revealed that OeTIR1 is coded by Oeu047472.1 and it contains 3 exons and codes for 594 amino acid protein and a coding sequence of 1785 nucleotides. Gene expression results showed different expression patterns between cultivars. Results indicate that in Gemlik cultivar expression of OeTIR1 does not show any upregulation after IBA application. Domat however showed an increase in expression only after 7 days

    Evaluation of Risks by L-Type (5x5) Matrix Method in an Ore Concentration Structure%253A A Case Study

    Get PDF
    Workplaces are places with a dynamic structure. This situation often leaves employees vulnerable to certain risks. Occupational accidents in the workplace are caused by various reasons such as production methods, human presence and environmental factors. For this reason, the most important element of a sustainable production is to ensure occupational health and safety. Creating a safe working environment in a workplace can only be achieved with a risk assessment prepared with the participation of people with high levels of competence (employer%252Fdeputy, occupational safety specialist, workplace doctor and other persons). Risk assessment begins during the establishment or design process of a workplace. This process consists of various processes such as identifying hazards, identifying and analyzing risks, deciding on risk control measures, and documentation. The most important point to be considered while making a risk assessment is to determine the most appropriate risk assessment method for the exploitation or plant. Factors such as production method, sector, type of risks and interaction with each other are among the main determining factors in determining the hazard class of workplaces. In this study, risks were evaluated in an ore beneficiation plant. The ore beneficiation facility is an area where the conversion of the ore extracted from the underground into the final product takes place. The work area is located in a very hazard class. Considering these issues, risks were evaluated using the L Type Matrix (5x5) method in the study. The L-Type Matrix method is more advantageous than many methods in that it is easy to understand and can be applied to many processes. A total of 72 risks were identified in the study. These risks are scored%253B 18 low risk, 30 medium risk, 24 high risk were identified. Considering the result of the study, some solution suggestions are presented in order to provide a safer working environment in the conclusion and suggestions section of the study

    Determining The Accuracy of Dwell Position by Using Electron Energy with Gafchromic Film in High Dose Rate Brachytherapy Systems

    Get PDF
    Due to the general lack of darkroom and film processing equipment in many clinics, it is no longer possible to use radiation sensitive Xomat V radiographic film for High Dose Rate brachytherapy quality assurance. An alternative is to use radio chromic film that does not require processing. The aim of this study is to develop and clinically test the GafChromic film-based brachytherapy Quality Assurance (QA) system using different electron energies. As an electron source (6 MeV-9 MeV-12 MeV -15 MeV -18 MeV) (Elekta Synergyreg%253B Platform linear accelerator, Varian GM plus IX (Varian Medical Systems, Inc.USA), Varian brand cylinder, ring and tandem double ovoid applicators, RTQA2 and EBT3 GafChromic film were used. In RTQA2 films, images are obtained at high electron energies (12 MeV and above) at 300 Monitor Unit (MU), while images are obtained at all energies at 700 MU in irradiation using different electron energies and MUs. For the desired image quality depending on the material of the applicator used, it was determined that the image clarity increased as the energy, field size and MUs increased. In EBT3, the desired image could be obtained at 18 MeV and 2500 MU. It is possible to obtain the desired image quality by using high-energy electrons, especially RTQA2 Gafchromic film, in determining the accuracy of the dwell position in brachytherapy. Since it has been determined that this method can be used easily in quality control tests, we think that this method is suitable for clinical use when necessary

    Rhaponticoides mykalea (Hub.-Mor.) M.V.Agab. amp%253B Greuterin Taksonomisi, Yayılışı, Hayat Döngüsü ve Ekolojik Gereksinimleri

    No full text
    Rhaponticoides mykalea (aydıngaşağı), nadir ve Güneybatı Anadoluya endemik bir bitki türü olup Asteraceae ailesi üyesidir. Türün yayılış gösterdiği habitatlardaki popülasyonların büyüklüğü gün geçtikçe azalmaktadır. Endemik ve%252Fveya nadir bitki türlerinin yok olmalarını engellemek için etkili yöntemler geliştirebilmek ancak bu türlerin yaşam döngülerinin, ekolojik gereksinimlerinin, popülasyonların büyümesini ve yayılış alanlarını genişletmesini sınırlayan faktörlerin belirlenmesi ve türe yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi durumunda mümkün olabilir. Bu çalışmada, R. mykaleanin taksonomisi, ülkemizdeki yayılışı, hayat döngüsü ve ekolojik gereksinimlerine ilişkin bilgiler verilmiştir. Rhaponticoides cinsinin Ruthenicae seksiyonunun bir üyesi olan R. mykaleanin basionimi Centaurea mykaleadir. R. mykalea toprak altı rizom gövdeye sahip çok yıllık, entemofil ve polikarpik bir geofittir. Hem rizomlarıyla vejetatif hem de tohumlarıyla generatif olarak çoğalır. Ancak doğal düşmanları türün tohumla çoğalmasını büyük oranda engeller. Doğu Akdeniz elementi olan R. mykalea, kalker anakayaya sahip killi tınlı topraklarda yayılış gösterir. Gölgeyi ve düşük pHyı tolere edemez. Tür, deniz seviyesinden başlamak üzere 1200 m yüksekliğe kadar yayılış göstermektedir. Heliofit olan R. mykalea doğal habitatlarını tek yıllık ve oldukça hızlı büyüyen ruderal ve segetal birçok bitki türüyle paylaşmaktadır. Hayatta kalabilmek için bu türlerle rekabet etmek zorundadır. Popülasyonların doğal habitatlarında nesillerini sürdürebilmeleri, türün gelecek nesillere aktarımının sağlanabilmesi ve türe ait popülasyonların korunması için etkili kontrol programlarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır

    Bacillus Boroniphilus Genom Dizisinin Tamamlanması Çalışmaları ve Gap Bölgelerindeki Transpozaz Kodlayan Gen Dizilerinin Belirlenmesi

    Get PDF
    Yeni nesil sekanslama (next-generation sequencing, NGS) teknolojisinin geliştirilmesi ile canlılardaki genomik bilginin açığa çıkartılması önemli derecede hız kazanmıştır. Bu gelişme ile genomları belirlenen organizmaların sayısındaki artış dikkat çekmektedir. Bu sekanslama yönteminde temel yaklaşım, tüm genomun kısa dizilere bölünmesi ve fragmentler halinde okunması ve ardından bunlar için geliştirilen yazılım programları ile bu fragmanların birleştirilmesidir (Contig Assembly). Ancak, bu kısa dizileri okuma yaparak sekanslama (short-read sequencing) platformlarının bazı kısıtlamalarının olduğu görülmüştür. Bu yeni sekanslanan genom dizilerinin çoğunun tamamlanmamış, genetik içeriği temsil eden taslaklar halinde kaldığı bilinmektedir. Bu çalışmada, yüksek bor konsantrasyonu içeren ortamlarda yaşayabilen Bacillus boroniphilus bakterisinin genom belirlenmesi çalışmaları sırasında, belirlenemeyen sekans dizilerinin hangi DNA dizileri olduğunun açıklığa kavuşturulması amaçlanmıştır. Genom birleştirme işlemleri sırasında görülen gap (boşluk) bölgelerinin sekans dizilerinin belirlenebilmesi için yüzlerce primer dizayn edilerek PZR işlemleri sonucu elde edilen ürünlerin sekans analizlerinin sonuçlarının değerlendirilmesi ile neredeyse hepsinin transpozaz olduğu görülmüştür. Gap bölgeleri hakkında elde edilen bu bilgiler yeni nesil genom sekanslama çalışmalarındaki verimliliğin arttırılması için oldukça önemlidir

    Truncus Coeliacus ve Dallarının Embriyolojik Kökenli Varyasyonlarının Araştırılması

    Get PDF
    Aorta abdominalisin visceral dallarından olan truncus coeliacus (TC) kısa ve kalın bir arterdir. Mide, dalak, karaciğer, pankreas, duodenum gibi organların kanlanmasını sağlar. Sayıları organları beslemek için üç ana arter dalına ayrılır. a. gastrica sinistra (AGS), a. splenica (AS) ve a. hepatica communis (AHC). Truncus coeliacusun sayılan dallarının çıkış, iki dalının farklı şekillerde birleşik olarak aorta abdominalisden (AA) çıkışı, bazen de a. mesenterica superior (AMS) ile TCun dallarının birleşik olarak AAden çıkması gibi durumlarla karşılaşılmaktadır. Çok sayıda araştırıcı TC dallarının varyasyonları ile ilgili çalişmalar yapmışlar sonuçlarını literatürde paylaşmışlardır. Bizde araştırmamızda anatomik ve klinik önemi olan TC varyasyonlarının sonuçlarını sunmayı amaçladık. Diğer taraftan da iki olguyu önemi nedeniyle açıkladık. İncelemeye aldığımız 44 kadavranın 6 (%25 13.6)sında hepatolineal kütüğe rastladık. Bir olguda (%252.3) hepatomesenterik kütüğe rastladık. Geriye kalan 37 olguda (%2584) TC şekillenmişti. 44 kadavranın orijinal olan 2 tanesi ayrı ayrı değerlendirildi. Olgu 1 de TCdan a. gastrica sinistra ayrıldı ve karaciğere giden a. hepatica sinistra aberrans olarak devam etti. Bu olguda a. hepatica communis oluşmuştu. Olgu 2 de TC oluşmuştur a. gastrica dextra ve a. hepatica propria ayrıdı, ayrıca AMS dan aberrant ramus dexter dalı ayrıldı

    Femoral Patellar Eklem Yüzünün Morfometrik Analizi, Diz Eklemi Biyomekaniğinde Önem Arz Eder Mi%253F

    Get PDF
    Ortopedik cerrahide yapılan total diz eklemi artroplastisinde ve adli antropolojide cinsiyet tayininde diz kapağı kemiği olan patellanın morfometrik değerleri önem arz etmektedir. Bu çalışmada femoral patellar eklem yüzünün morfometrik parametrelerinin tespiti ve cinsiyet tayininde kullanılabilirliğinin araştırılması amaçlandı. Cinsiyet kayıtları bilinen, toplamda 200 adet (100 kadın, 100 erkek) yetişkin femur kemiğinin ön yüzünün distalinde bulunan patellar eklem yüzü değerlendirildi. Medial ve lateral eklem yüzü genişliği, trohlear oluk uzunluğu, trohlear oluk açısı ve patellar eklem yüzü alanı ve femoral bikondiler genişlik ölçüldü, patellar eklem yüzü genişlik indeksi hesaplandı. Verilerin istatiksel analisi SPSS Version 22.0 programı ile gerçekleştirildi. Trohlear uzunluk ve açı, femoral patellar eklem yüzünün alanı ve genişlik indeks değerlerinin sağ ve sol tarafa ait örneklerde cinsiyetler arasında istatiksel olarak anlamlı farklı oldukları tespit edildi. Medial eklem yüzü genişliği yalnızca sağ tarafta, erkeklerde yüksek bulundu. Sağ femoral patellar eklem yüzüne ait morfometrik parametreler kadın ve erkek cinsiyetlerini %2578, sol tarafa ait morfometrik değerler ise %2573 doğru olarak sınıflandırdı. Duyarlılık ve özgüllük değerleri göz önüne alındığında sağ ve sol tarafa ait örneklerde cinsiyet ayrımını en iyi sağlayan değerin trohlear uzunluk olduğu tespit edildi. Çalışmamızda kadın ve erkek cinsiyetinin ayrımını en iyi sağlayan parametreler trohlear oluk uzunluğu, trohlear oluk açısı ve femoral patellar eklem yüzü alanı olarak bulundu. Diz eklemi biyomekaniği açısından femoral patellar eklem yüzünün patellar ölçümlerden farklılık gösterdiği tespit edildi

    Contribution of Self-Lymphatic Drainage to Subclinical Lymphedema After Treatment for Breast Cancer

    Get PDF
    Lymphedema is a significant complication of breast cancer treatment. Early treatment of subclinical lymphedema may prevent its related complications. We aimed to evaluate the contribution of applying self-lymphatic drainage (SLD) in subclinical LE patients. One hundred twenty-eight women diagnosed with subclinical lymphedema were enrolled in the study. Patients were allocated into control group 1 (n%253D64) and SLD group 2 (n%253D64). Excess volume%253B the Visual Analog Scale (VAS) for pain, stiffness, heaviness, and tightness%253B the Quick Disabilities of the Arm, Shoulder, and Hand (QuickDASH) for disability%253B handgrip strength%253B Beck Depression Inventory (BDI) for depression were recorded before and after therapy. Statistically significant improvements in the excess volume were observed in both groups%253B however, there was a substantial change in the SLD group. Also, only the VAS and BDI scores were assessed significantly lower in the SLD group than in the control group. In conclusion, SLD is useful in reducing lymphedema volume, sensations of pain, stiffness, heaviness, tightness, and depression in patients with subclinical LE

    Inheritance of Unilateral Incompatibility in the Genus Capsicum

    Get PDF
    Unilateral incompatibility is reported to occur between the species of Capsicum pubescens complex (Capsicum cardenasii Capsicum. eximium and Capsicum pubescens) and other species of genus Capsicum when the latter are used as the male parent. The relationship between self-incompatibility and unilateral incompatibility are yet to be resolved even in the most intensively investigated crosses within and between species of Lycopersicon and Solanum. Unilateral incompatibility in Capsicum has been less intensively studied compared to some other genus in family Solanaceae. This study was, therefore, conducted to help us to understand the genetic control of unilateral incompatibility in Capsicum. Experiment results showed that while the pistil behaviour of F1 hybrids agrees with the pistil behaviour of F1 hybrids from unilaterally incompatible crosses in other genera of Solanaceae, the pollen behaviour does not agree with data obtained from other genera of Solanaceae. No segregation ratio was obtained for unilateral incompatibility in the backcross progenies, this result does not agree with data from other genera in the Solanaceae either. Possible reasons for not obtaining segregation for unilateral incompatibility may be the small size of backcross progenies and%252For distorted segregation ratios. As a conclusion it seemed more probable that, in Capsicum, unilateral incompatibility has arisen as a by-product of genetic divergence between the C. pubescens complex and the other chile peppers, not as a product of natural selection

    Çanakkalenin Eceabat Yöresinde Yetiştiriciliği Yapılan Zeytin Çeşitlerinin Pomolojik Özellikleri

    Get PDF
    Bu araştırma Çanakkalenin Eceabat yöresinde yetiştiriciliği yapılan Ayvalık, Gemlik ve Arbequina zeytin çeşitlerinin pomolojik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada bitki materyali olarak toplanan Ayvalık zeytin çeşidi Eceabat Merkez, Kocadere Köyü, Alçıtepe Köyü, Kum Otel ve Büyük Anafarta Köyünden, Gemlik zeytin çeşidi İsmetpaşa Mahallesi ve Büyük Anafarta Köyünden, Arbequina zeytin çeşidi Kocadere Köyünden alınmıştır. Her zeytin çeşidinin meyveleri 3 tekerrülü olacak şekilde incelenmiştir. Hasat edilen çeşitlerde meyve eni (mm), meyve boyu (mm), meyve ağırlığı (g), çekirdek eni (mm), çekirdek boyu (mm), çekirdek ağırlığı (g), meyve indeksi (boy%252Fen), meyve%252Fet oranı (%25) ve olgunluk indeksi değerleri incelenmiştir. Her çeşit için varyans analizi yapılmış ve verilerin ortalamaları arasındaki farklılıkların karşılaştırılmasında LSD (Plt%253B0,05) testi kullanılmıştır. En yüksek meyve eni, meyve boyu, meyve ağırlığı, çekirdek boyu, meyve indeksi, meyve%252Fet oranı ve olgunluk indeksi değerleri en yüksek Gemlik zeytin çeşidinde gözlenirken en yüksek çekirdek eni, çekirdek ağırlığı değerleri Ayvalık zeytin çeşidinde gözlenmiştir

    87

    full texts

    112

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    International Journal of Innovative Approaches in Science Research (IJIASR) / Uluslararası Fen Bilimlerinde Yenilikçi Yaklaşımlar Dergisi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇