International Journal of Innovative Approaches in Science Research (IJIASR) / Uluslararası Fen Bilimlerinde Yenilikçi Yaklaşımlar Dergisi
Not a member yet
    112 research outputs found

    Phytochemical Characterization and Antimicrobial Potentialities of Two Medicinal plants, Chamaemelum nobile (L.) All and Matricaria chamomilla (L.)

    Get PDF
    Objective of the study was to evaluate the phytochemical characterization and antimicrobial effectiveness of two medicinal plants belonging to the Asteraceae family, growing spontaneously in the region of Boumerdes (Northeast Algeria) namely Chamaemelum nobile (L.) All and Matricaria chamomilla (L.). For this purpose, it was proposed to optimize the extraction parameters of the phenolic compounds of the aerial parts of two chosen species. The first step was intended to study the effect of different extraction solvents (water, chloroform and methanol) on the contents of different metabolites of these species. The qualitative screening of the aerial part of chamomile allowed to highlight different families of chemical compounds namely%253B flavonoids, total tannins, condensed tannins, gallic tannins, alkaloids, saponosides, glucosides, mucilages and total absence of anthocyanins and starch. This was confirmed by a quantitative analysis based on the determination of total phenolic compounds by spectrophotometry in the presence of the Folin-Ciocalteu reagent determined from the calibration curve of gallic acid. The results showed that the water was the best extraction solvent. At the second stage of our study, antimicrobial activity of the extracts was determined on six microbial strains such as Staphylococcus aureus, Bacillus thuringiensis, Escherichia coli and Fusarium sp., according to the disk diffusion method, and gave zones of inhibition ranging from 7 to 15 mm. Thus, the extracts had a moderately inhibitory activity and have reacted positively on at least one of the microbial strains tested with the exception of the fungal flora. However, the methanolic extract of M. chamomilla revealed a strong activity against to Pseudomonas sp. with an inhibition zone estimated at 22.5 mm

    Human Endogenous Retroviruses

    Get PDF
    Human Endogenous retroviruses (HERVs) occupy nearly 8%25 of human genome. They are thought to be remnants of retroviruses. These integrated elements have gag, pol and env coding regions. The genome order of 5 LTR-gag-pro-pol-env-LTR 3 is completely conserved among known retroviruses and endogenous retroviruses. A complete LTRs consists of untranslated 5 (U5), repeat (R) and untranslated 3 (U3) regions. ERVs have the potential to proliferate within a genome. Due to the nonsense mutations, methylations and deletions, most families of HERV lost their coding regions and therefore could not produce functional proteins. Most of HERVs are structurally incomplete with deletions and insertions. Although human genomehave many protective mechanisms, there are many transcriptionally active transposons and endogenous retroviruses in the human genome. Given their nature within the genome, HERVs have potential for genetic disorders, cancer, autoimmunity and neurological diseases. There are many studies investigating the association ofHERVs with diseases. In this review, we give a short summary from a few of of these studies

    DSSC%252339%253Bler için NNN ligantlar ile kararlaştırılmış Rutenyum malzemeler

    No full text
    Bu çalışmada 2,6-bis(benzimidazol)piridinil (NNN) ligantlar ile kararlaştırılmış yeni rutenyum nano partüküllerin üretildi. Malzemeler NMR, IR, SEM-EDX, TEM ve XRD gibi teknikler kullanılarak yapıları hakkında bilgi edinildi ve boya duyarlı güneş hücrelerinin hazırlanmasında kullanıldı

    Melittobia acasta (Hymenoptera%253A Eulophidae)%252339%253Bnın Laboratuvar Koşulları Altında Üç Farklı Konukçu Türündeki Biyolojisi

    No full text
    Melittobia acasta(Walker) (Hymenoptera%253A Eulophidae), tüm dünyada yayılış gösteren, bugüne kadar Coleoptera, Diptera, Hymenoptera ve Lepidoptera takımlarına ait 90nın üzerinde konukçu türü olduğu bilinen bir ektoparazitoittir. Konukçuları arasındaMusca domesticaL. (Diptera%253A Muscidae) da yer almaktadır. Çalışmada oldukça yaygın iki tür olmalarına rağmen,M.acastanın konukçu listesinde yer almayanCeratitis capitata(Wiedemann) (Diptera%253A Tephritidae) veGalleria mellonella(L.) (Lepidoptera%253A Pyralidae)nın laboratuvar koşullarında parazitoitin konukçusu olma potansiyeli araştırılmıştır. Konukçu denemeleriC.capitatapupaları ileG.mellonellanın hem son dönem larvaları hem de pupaları üzerinde yürütülmüştür. Çalışma sonucunda parazioitin her iki türü de konukçu olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. Bu konukçular veMs.domesticanın pupaları üzerinden elde edilen parazitoidin gelişme süreleri, ergin birey sayıları, eşey oranları ve parazitleme oranları tespit edilmiştir. Parazitleme oranlarıMs.domesticapupa gt%253BC.capitatapupa gt%253BG.mellonellalarvagt%253BG.mellonellapupa olarak sıralanmasına rağmen, gelişme süreleri, elde edilen birey sayısı ve eşey oranları aynı sıralamada gerçekleşmemiştir. Ayrıca,G.mellonellalarvalarına maruz bırakılan parazitoitin preovipozisyon ve ovipozisyon süreleri, ömür boyu verdiği yumurta sayısı, larva, prepupa, pupa ve ergin çıkış yüzdeleri ile gelişme süreleri de ortaya konulmuştur

    In-vitro Anti-bacterial Activity of Ethanolic and Aqueous Leaf Crude Extracts of Solanum Nigrum (Black Night Shade) of Bushenyi District - Uganda on Selected Enteric Bacteria

    Get PDF
    This research was aimed to determine the antibacterial activity of ethanolic and aqueous crude extracts of Solanum nigrum leaves against some selected enteric bacteria. Fresh leaves of S. nigrum were collected from different garden of Bushenyi district Western Uganda and shade dried. Extraction was done by using standard methods. Phytochemical analyses of both ethanolic and aqueous crude extracts were also done. Antibacterial activities of both aqueous and ethanolic crude extracts were determined against clinical isolates of Escherichia coli, Klebsiella sp, and Shigella sp and Salmonella typhimurium by using agar well diffusion method and compared to the standard antibiotics Ciprofloxacin (5micro%253Bg%252FmL) and Cotrimoxazole (25micro%253Bg%252FmL). The results of phytochemicals analyses from this study revealed the presence of tannins, alkaloids, and saponins, reducing sugars, terpenoids and steroids from the two extracts. The ethanolic extract was effective only against E. coli at concentrations of 1, 0.5 and 0.25g%252FmL with 20.33plusmn%253B0.33, 15.17plusmn%253B0.17 and 8.33plusmn%253B0.17 mm as mean plusmn%253B SEM zones of inhibition respectively, while aqueous crude extract was effective against E. coli only at concentration of 1g%252FmL with 9.17plusmn%253B01.7 mm as the mean plusmn%253B SEM zone of inhibition. The ethanolic crude extract had lower MIC and MBC values of 250 mg%252FmL and 500 mg%252FmL respectively compared to the aqueous crude extract with MIC and MBC values of 500 mg%252FmL and gt%253B1000 mg%252FmL respectively. The results of this study concluded that both ethanolic and aqueous crude extract of S. nigrum leaves had activity only against clinical E.coli. Ethanolic leaves crude extract of S. nigrum was more effective than the aqueous crude leaves extract. This may provide evidences for its usage as herbal remedy against enteric infections caused by E. coli

    Meme Kanser Kök Hücre Fenotipi ve TümörHipoksisi ile İlişkisi

    No full text
    Kanser kök hücreleri, bir tümör içindeki nadir ölümsüz hücrelerdir ve bölünerek kendiliğinden yenilenebilir ve tümörü oluşturan birçok hücre türüne köken oluşturabilir. Bu hücreler çeşitli insan tümörlerinde bulunmaktadır ve kanser tedavisi için hedefler olarak ilgi çekmektedirler. Günümüzde konvansiyonel kanser terapilerinin başarısız olma nedenlerinin temelinde kemoterapi ya da radyoterapiye karşı aşırı direnç gösteren ve daha yavaş proliferasyon kapasitesine sahip kanser kök hücrelerini hedefleyememeleri yatmaktadır. Bunun sonucunda da dormant, yani uyuyan kanser kök hücreleri yeniden proliferatif faza girmekte ve bu da sıklıkla relapsla sonuçlanmaktadır. Kanser kök hücrenin hedeflenmesinin kanserin hedeflenmesinde ve tedavisinde çok önemli ve devrimsel nitelikte ilerlemeler sağlayacağı düşünülmektedir. Kanser kök hücrelerin regülasyonunda, Wnt%252Fbeta%253B-catenin, Notch ve Hedgehog gibi epitelyal mezenkimal dönüşüm sinyal yollarının aktivasyonunun etkili olduğu bilinmektedir. Deneysel çalışmalar, hipoksinin ve Hypoxia Inducible Factor-1alpha%253Bnın (HIF-1alpha%253B) kanser kök hücre fenotipini teşvik ettiği ve HIF-1alpha%253Bnın hedeflenmesinin de kanser kök hücreleri azalttığı veya elemine ettiği konusunda kanıtlar sağlamıştır. Meme kanseri dünya genelinde kadınlarda en yaygın diagnozu olan kanser formudur ve dünya kadın popülasyonunun %2510unu etkilemektedir. İnvaziv meme kanserine sahip olan hastaların %2525-%2530 lsquo%253Bu halen bu hastalık sebebiyle ölmektedirler. Tedaviden sonraki ilk 3 yıl içerisinde hastalığın rekürans sıklığı ise %2560-%2580 arasında değişmektedir. Meme kanser kök hücrelerinin daha etkin bir şekilde hedeflenebilmesi için, tümör içerisinde özellikle kök hücre üretim alanı gibi davranan hipoksik alanlar, aynı zamanda bu hücreleri terapiye dirençli hale getirebilir ve hipoksi indüklü faktörlerin bu dirençte rollerinin ortaya çıkarılması önemlidir. Bu bilgiler ışığında, gelecekte yeni ve etkili tedavi stratejileri geliştirmek için, ilaç direncinin tersine çevrilebilir olup olmadığının ve HIF-1alpha%253B inhibitöleri ve kök hücre hedefleme ajanlarının kombinasyon tedavileri ile meme kanser kök hücrelerin elimine edilip edilemeyeceğinin araştırılması özellikle önem kazanmaktadır

    Bitkilerde E Vitamini Biyosentezi ve Fonksiyonu

    No full text
    E vitamini tokoferoller olarak bilinen ve yüksek antioksidan özellikleri olan metabolitlerdir. Bitkiler tarafından üretilen E vitamininin kalp damar hastalıkları ve kanser gibi insan sağlığı açısından önemli hastalıklarda olumlu etkileri rapor edilmiştir. Tokoferollerin biyosentezinde bir grup metil transferaz ve siklaz enzimleri rol almaktadır. Tokoferollerin insan sağlığı üzerine birçok çalışma yapılmış olmasına rağmen, bu derleme tokoferollerin bitkilerdeki fonksiyonları üzerine odaklanmaktadır. Bu fonksiyonlar%253B antioksidan aktivite, Abiyotik stres koşullarına cevap, sinyal iletimi ve gen anlatımının düzenlenmesi gibi konuları içermektedir. Tokoferoller kuvvetli antioksidan özelliklere sahiptir ve bu özellikleri onların stres cevabı sinyal iletimi ve gen anlatımının düzenlenmesi gibi birçok etkisini açıklayabilmektedir. Bunun yanında tokoferollerin tüm etkilerini bu özellikleri ile açıklamak mümkün değildir. Bu sebeple bu derleme ile tokoferollerin biyosentezi, kimyasal yapısı, antioksidan aktiviteleri, abiyotik stres cevabı, sinyal iletimi ve gen anlatımının düzenlenmesi konularındaki literatürdeki güncel bilgiler tartışılmıştır

    Karasal bitkilerde DNA barkodlama%253A Bazı DNA barkod bölgelerinin incelenmesi

    No full text
    DNA barkodlama son 30 yıldır bitki türlerinin tayininde ve filogenetik çalışmalarında kullanılan ve popülerliği her geçen gün artan etkili bir tekniktir. Bu teknikte çekirdekten veya plastidlerden elde edilen kısa DNA dizileri analiz edilerek canlılar tür seviyesinde ayırt edilmeye çalışılmaktadır. Çekirdek kökenli barkod bölgeleri, plastid kökenli barkod bölgelerine göre çok daha fazla bilgi içermesine rağmen, tek lokus kullanılarak barkodlama yapıldığında, farklı bitki gruplarını karşılaştırabilmek için yeterli bilgiye sahip olamamaktadır. Tüm bitki türlerinde kullanılabilecek tek bir barkod bölgesi henüz mevcut değildir ve bu nedenle farklı barkod bölgelerinin birlikte kullanılması, türlerin ayırt edilebilme gücünü arttırabilmektedir. Kısa DNA dizilerinin moleküler barkod bölgeleri olarak kullanılması günümüzde doyum seviyesine ulaşmış ve yeni teknikler aranmaya başlanmıştır. Tüm bu kısa barkod bölgelerinden çok daha fazla bilgi içeren ve evrensel olabilecek en güçlü barkod bölgesi adayı tüm kloroplast genomudur. Çok hızlı bir şekilde gelişmeye devam eden ve maliyeti düşen yeni nesil dizileme ile elde edilecek genom verileri, bitkilerde evrensel olarak kullanılabilecek barkod bölgelerinden biridir

    Angiospermlerde Genomik Damgalama

    No full text
    Çiçekli bitkilerde embriyo ve embriyoyu besleyen endosperm dokusu çifte döllenme ile oluşur. Bu organizmalarda endosperm dokularında bazı genlerin yalnızca anneden gelen kopyalarının, bazılarının ise babadan gelen kopyalarının ifade olmasına genomik damgalama (damgalanma) denir. Genomik damgalama, epigenetik modifikasyonlar sonucu oluşur, anne alellerinin sessizleştirilmesinden genel olarak PRC2 kompleksi sorumluyken, baba alellerinin sessizleştirilmesinde PRC2 kompleksi veya metilasyon sorumludur. Bu epigenetik değişiklikler damgalama kontrol bölgeleri olarak bilinen DNA dizilerinde meydana gelir. Bu bölgelerin genomik damgalamaya uğrayacak gene olan uzaklıkları, o gene ait ana ya da baba alelinin ifade seviyesini belirler. Son zamanlarda, transkriptom ve metilom çalışmaları çeşitli bitki türlerinde 200den fazla genomik damgalamaya uğrayan gen varlığını işaret etmiştir. Bu genlerin genomik damgalamaya uğradıkları, PCR yöntemleri ve mutasyonlar ile kanıtlanmıştır. Genomik damgalamaya uğrayan genlerin metiltransferaz aktivitesinden ligaz aktivitesine kadar çok çeşitli işlevleri bulunmaktadır. Ayrıca, bu genlerin yakınlarında transpozon elementleri keşfedilmiş olup, bu durum damgalamanın, transpozonların susturulması ile ilgili süreçler sonucunda ortaya çıktığını düşündürmektedir. Buna ek olarak, genomik damgalamaya uğrayan genlerin çoğunun genom duplikasyonu sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu genler, paraloglarına göre, daha hızlı değişim oranı göstermektedir. Genomik damgalama ebeveyn çatışma teorisi ile açıklanmaktadır. Bu teoriye göre baba genomu kaynakları yalnızca kendi döllerini destekleyecek şekilde düzenlerken, anne genomu tüm döllere eşit miktarda kaynak aktarır ve bu durum ebeveyn genomlar arasında bir anlaşmazlığa neden olur. Bu anlaşmazlık, alellerin köken aldıkları ebeveyne göre ifade edildiği genomik damgalama için bir temel oluşturabilir. Genomik damgalama için bazı bitkiler ortak mekanizmalar ile hareket ediyorken, bazı yakın türler oldukça farklı süreçler sergileyebilmektedirler. Bu nedenle, genomik damgalama sürecinin aydınlatılması için yeni çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır

    Comparison of Yield and Pomological Characteristics of Mandarins on Three Different Rootstocks Grown in North Aegean Region of Turkey

    No full text
    Turkey is one of the most important citrus producing countries in Mediterranean Basin. Citrus production is concentrated in Mediterranean region of Turkey followed by Aegean region. Edremit, Burhaniye and Havran are north western districts with cool subtropical climate conditions along Aegean Sea. The districts economy is based on agricultural activities like olive and citrus growing. The ecological properties of the district have provided growing of high quality of mandarin fruits. In this study, fruit yield, canopy volume and pomological characteristics including fruit weight, length, diameter, rind thickness, total soluble solid content (TSS), titratable acidity (TA) and juice content (JC) were investigated in lsquo%253BOwari Satsuma (Citrus unshiu Marc.), lsquo%253BOkitsu Satsuma (Citrus unshiu) and lsquo%253BNova mandarin (Citrus reticulata Blanco x (Citrus. paradisi Macf. x C. reticulata Blanco)) grafted on sour orange (Citrus aurantium L.), trifoliate orange (Poncirus trifoliata (L.) Raf.) and Carrizo citrange (C. sinensis cv. Washington Navel x Poncirus trifoliata (L.) Raf.) rootstocks. According to the obtained results, lsquo%253BOkitsu Satsuma had better yield and fruit quality performances than lsquo%253BOwari Satsuma and lsquo%253BNova trees. Moreover, Carrizo citrange should be preferred for replacing the trifoliate orange rootstock which is used traditionally in north Aegean region of Turkey

    87

    full texts

    112

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    International Journal of Innovative Approaches in Science Research (IJIASR) / Uluslararası Fen Bilimlerinde Yenilikçi Yaklaşımlar Dergisi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇