Duzce University

DSpace@Düzce (Düzce Univ.)
Not a member yet
    21241 research outputs found

    6-12 yaş arası çocuklarda aşı enjeksiyonu sırasında uygulanan sanal gerçeklik gözlüğünün ağrı ve anksiyete düzeyine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

    Get PDF
    Abstract Objective: The study was conducted to determine the effect of virtual reality glasses applied during vaccine injection on pain and anxiety levels in children aged 6-12 years. Material and Method: The research is a randomized controlled type experimental study. The research was carried out between April 2019 and March 2021 in the pediatric emergency department of the hospital located in northwest Turkey. The study sample included a total of 70 children (experimental group = 35, control group = 35) who agreed to participate in the study and met the sampling criteria. Personal Information Form, Wong-Baker Faces Pain Rating Scale and Children’s Fear Scale were used to collect data. Results: When assessing the child's pain and anxiety levels. Children who were shown videos using virtual glasses had lower scores on the Wong-Baker Facial Pain Rating Scale and Children's Fear Scale than children in a control group who received regular vaccinations. The difference was found to be statistically significant. found between them (pÖz Giriş ve Amaç: Araştırma, 6-12 yaş aralığındaki çocuklarda aşı enjeksiyonu sırasında uygulanan sanal gerçeklik gözlüğünün ağrı ve korku düzeylerine etkisinin belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma randomize kontrollü deneysel çalışmadır. Araştırma Nisan 2019-Mart 2021 tarihleri arasında, Türkiye'nin kuzeybatısında yer alan bir üniversite hastanesinin çocuk acil servisinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden ve örneklem seçim kriterlerini karşılayan toplam 70 çocuk (girişim grubu = 35, kontrol grubu = 35) oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Wong Baker Yüz İfadelerini Derecelendirme Ölçeği ve Çocuk Korku Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Çocukların ağrı ve korku düzeyleri değerlendirildiğinde; sanal gözlük ile video izletilen çocukların Wong Baker Yüz İfadelerini Derecelendirme Ölçeği ve Çocuk Korku Ölçeği puanlarının rutin aşı uygulaması yapılan kontrol grubundaki çocuklara göre daha düşük olduğu belirlenmiş ve aralarında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık bulunmuştur (

    Tıbbi ve Aromatik Bir Bitki Olarak Melissa officinalis’in Geçmişten Geleceğe Yolculuğu

    Get PDF
    Melissa officinalis L. Lamiaceae familyasına ait çok yıllık bir bitki türüdür. Keşfedilmesi çok eski dönemlere dayanan bu bitki, sağlık alanında, mutfakta, kültürel uygulamalarda sıklıkla kullanılmaktadır. Geleneksel kullanımda sindirim sorunları, uykusuzluk ve depresyon gibi durumların tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Üzerine çalışılan asıl konular antimikrobiyal aktivitesi, sedatif ve ağrı kesici, gaz giderici, antispazmodik ve diüretik etkilerdir. İlk olarak Antik Yunan filozofu Theophrastus M.Ö. 300 civarında bu bitkiden bahsetmiştir. Yunanlılar ve Romalılar bu bitkiyi sakinleştirici özelliği nedeniyle kullanıma almışlardır. Orta çağ’da manastırların bahçelerinde yetiştirilen bir bitki türü halini almıştır. İbn-i Sina ve Paracelsus gibi dönemlerinin önde gelen isimleri Melissa officinalis’in tedavi edici özelikte olduğundan bahsetmişlerdir. Yapılan onlarca bilimsel araştırmalar sonucunda farklı bölgelerde benzer amaçlarla geleneksel kullanımının doğruluğunu ortaya çıkarmıştır. Terpenoidler, fenolik asitler, flavonoidler iyileştirici özelliklere sahip yağlar gibi bileşikler içerir. Melissa officinalis, günümüzde halk arasında hafif bir yatıştırıcı ve uykuya yardımcı olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. Son yapılan bilimsel çalışmalarda, bilişsel performansı iyileştirdiğine dair savlar kanıtlanmaya çalışılmaktadır. Bu sayede bilim insanları için özellikle Alzheimer hastalığı gibi hastalıklarda kullanılmasının olumlu yönleri araştırılmaktadır. Sağlık alanında kullanımından mutfakta kullanımına kadar geniş bir yelpazeye sahip olan bu bitki çok yönlülüğü sayesinde potansiyel kullanımı yüksek olan bir bitkidir

    İsrâ Sûresinin On Altıncı Âyetindeki Emara Fiiline ve Mütraf İsmine Verilen Anlamın Âyetin Manasına Etkisi

    Get PDF
    The Holy Quran is the ultimate guide for humanity. To benefit from its guidance, a proper understanding is essential. Achieving this understanding requires knowledge of the Arabic language, its rhetoric, the Quranic usage of words, and interpretative methodology. The multiple meanings of certain words can lead to varying interpretations of Quranic verses. One such example is the sixteenth verse of Surah Isra, where differing interpretations arise from the verb ????????? and the noun ??????? . In traditional Quranic interpretations, the verb ????????? is often rendered as "we command," and the noun ??????? as "spoiled rich people" or "notables." Accordingly, the verse is interpreted as: "When we want to destroy a town, we command its spoiled rich people, and they rebel and sin, deserving punishment. We then destroy the town and its inhabitants." This interpretation may imply that "Allah commands sin," which contradicts the Quranic principle that Allah does not command fisq (rebellion or sin). Commentators suggest that Allah's command in this context refers to "obedience." However, this interpretation raises questions, as it implies that Allah commands only a select group (the spoiled rich), and the entire society is punished for their rebellion. Since Allah does not punish the innocent or hold individuals accountable for others' sins, this interpretation seems problematic. Alternatively, if the verb ????????? is understood as "we multiply or allow them to increase," and the noun ?????? ? as "those who are rebellious and spoiled by wealth," the meaning becomes clearer. In this case, the verse would read: "When we want to destroy a town, we allow its rebellious and spoiled people to multiply, and they rebel and sin, deserving punishment. We then destroy the town and its inhabitants." This study explores the proper understanding of the verb ????????? and the noun ??????? in this verse, focusing on their meanings in classical dictionaries and the Quran, their contextual usage, and their implications for interpreting the verse.Kur’ân-ı Kerîm, insanlık âleminin son rehberidir. Bu rehberden yararlanabilmek için onu doğru anlamak gerekir. Doğru anlamak, Arap dilini ve belagatını, kelimelerin Kur’ân’daki kullanımını ve tefsir usulünü bilmekle mümkün olur. Bazı kelimelerin çok anlamlı olması Kur’ân âyetlerinin farklı anlaşılabilmesine sebep olabilmektedir. Kur’ân’ın farklı anlaşılabilen âyetlerinden biri de İsrâ sûresinin on altıncı âyetidir. Âyetin farklı anlaşılmasının sebebi ???????? ? fiili ve ?????? ? ismidir. Kur’ân meâllerinde ???????? ? fiiline genellikle “emrederiz”, ??????? ismine “toplumun şımarık zenginleri” ve “ileri gelenleri” anlamı verilmiştir. Buna göre âyetin meâli şöyle olur: “Biz bir beldeyi helâk etmek istediğimiz zaman bu beldenin şımarık zenginlerine emrederiz ve onlar bu beldede isyan edip günah işlerler. Böylece onlar, cezalandırılmayı hak ederler, biz de bu beldeyi yerle bir edip halkını helâk ederiz.” Böyle bir meâl, “Allah, fıskı emreder” şeklinde anlaşılabilir. Hâlbuki Allah, fıskı yani inkâr ve isyanı emretmez. Bu sebeple müfessirler, Allah’ın emrettiği şeyin “itaat” olduğunu zikretmişlerdir. Âyete verilen bu anlama göre Allah, hem bir toplumun sadece şımarık zenginlerine emretmiş, hem toplumun tamamı, o toplumdaki şımarık zenginlerin isyanı sebebiyle helâk edilmiş olur. Hâlbuki Allah, hem suçsuz yere, hem bir başkasının suçu sebebiyle kimseyi cezalandırmaz, hem de kullarına zerre kadar zulmetmez. Dolayısıyla âyetteki ????????? fiiline “emrederiz”, ??????? ismine ise sadece “şımarık zenginleri veya ileri gelenleri” anlamının verilmesi isabetli değildir. Bu fiile “çoğaltırız, çoğalmalarına imkân veririz”, ?????? ? ismine ise “varlık içerisinde şımaran azgınları ve isyankârları” anlamının verilmesi durumunda yanlış anlama ortada kalkar. Bu durumda ilgili âyetin meâli şu şekilde olur: “Biz bir beldeyi helâk etmek istediğimiz zaman bu beldenin varlık içerisinde şımaran azgınlarının ve isyankârlarının çoğalmalarına imkân veririz ve onlar bu beldede isyan edip günah işlerler. Böylece onlar, cezalandırılmayı hak ederler, biz de bu beldeyi yerle bir edip halkını helâk ederiz.” Bu çalışmada söz konusu âyette geçen ????????? kelimesinin ve ??????? isminin nasıl anlaşılması gerektiği ele alınmış, bu bağlamda önce sözlük ve Kur’ân’daki anlamı, sonra âyette geçen ???????? ? kelimesinin ve ?????? ? isminin anlamı ve sonuçta âyetin nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde durulmuştur

    Yirmi Birinci Yüzyılda Tiyatro Eleştirisinin Krizi: Argus Bakışıyla İlerlemek

    Get PDF
    This study focuses on the crisis discourse surrounding early twenty-first century theatre criticism, discussing the challenges faced by criticism as it confronts its own existence. Criticism practices have become increasingly unsustainable within the framework of conventional discourses of authority in a rapidly changing world. In this process, criticism has become a practice that interrogates its own existence through a metacritical approach, and it has turned into a narrative of crisis. In the study, American art critic James Elkins’ Hydra metaphor, originally used to describe the state of art criticism in the twenty-first century, is adapted to theatre criticism. By adopting Elkins' approach of using a mythological metaphor, the Argus Gaze is proposed as a new model that offers an inclusive and pluralistic perspective on the future of theatre criticism. This model embraces diversity and polyphony, aiming to transform theatre criticism into a more flexible and dialogic practice that aligns with the dynamic changes of contemporary culture.Bu çalışma, yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde tiyatro eleştirisinin içinde bulunduğu kriz söylemine odaklanır ve eleştirinin karşı karşıya olduğu zorlukları tartışır. Eleştiri pratikleri, hızla değişen dünyada konvansiyonel otorite söylemiyle sürdürülemez durumdadır. Bu süreçte eleştiri, metakritik bir yönelimle kendi varoluşunu sorgulayan, yeniden biçimlenmek durumunda kalan bir pratik haline gelmiş ve giderek bir kriz anlatısına dönüşmüştür. Çalışmada, Amerikalı sanat eleştirmeni James Elkins’in yirmi birinci yüzyılda sanat eleştirisinin durumunu betimlemek için kullandığı Hydra metaforu tiyatro eleştirisine uyarlanır. Elkins'in mitolojik bir metafor kullanma yaklaşımı benimsenerek tiyatro eleştirisinin geleceğine yönelik kapsayıcı ve çoğulcu bir perspektif sunan Argus Bakışı yeni bir model olarak önerilir. Bu model, çeşitliliği ve çok sesliliği benimsemenin yanı sıra tiyatro eleştirisini çağdaş kültürün dinamik değişimlerine uyum sağlayacak biçimde daha esnek ve diyalojik bir pratiğe dönüştürmeyi amaçlar

    İç Anadolu Kurak Sahalarında Abiyotik Bitki Stresleri

    Get PDF
    Tübitak 120 O 688Prevealing stress factors affecting plant performance in the Central Anatolian arid lands are drought, heat, frost, salt and lack of usable forms of some nutrients. Although the region is climatically arid, seasonal drought is frequently observed. Although not throughout the region, saline soils cause problems in some bottom lands, especially as sodic soils. Among the nutrients, the scarcity of the usable form of phosphorus iron, copper and zinc stand out. Since the success of afforestation efforts in the region has so far been explained by silvicultural practices, most mechanisms limiting plant growth have not been understood. Therefore, studies on ecological and physiological stress factors that limit plant growth can increase the success of restoration efforts in the region.İç Anadolu kurak sahalarında bitki büyümesini etkileyen en önemli stres faktörleri kuraklık, sıcaklık, don, tuz ve bazı besin elementlerinin yararlanılabilir formlarının eksikliğidir. Bölge iklimsel olarak kurak olmasına rağmen mevsimsel kuraklıkta sık sık görülmektedir. Tuzlu topraklar bölge genelinde olmasa bile bazı taban arazilerde özellikle sodik toprak olarak sorun yaratmaktadır. Besin elementlerinden ise en çok fosforun yararlanılabilir formunun azlığı ile mikro besin elementlerinde demir, bakır ve çinko eksikliği öne çıkmaktadır. Bölgedeki ağaçlandırma çalışmalarının başarısı şimdiye kadar silvikültürel uygulamalarla açıklandığından bitki büyümesini sınırlayan çoğu mekanizma anlaşılamamıştır. Bu nedenle bitki büyümesini sınırlandıran ekolojik ve fizyolojik stres faktörlerini konu alan çalışmalar bölgedeki restorasyon çalışmalarının başarını arttırabilir.TÜBİTA

    Kimya, Fizik, Biyoloji ve Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Yapay Zekâ Kullanımına Yönelik Görüş ve Tutumlarının Teknoloji Kabul Modeline göre Analizi

    Get PDF
    Bu çalışmanın amacı, Kimya, Fizik, Biyoloji ve Fen Bilimleri öğretmenlerinin derslerinde yapay zekâ kullanımına yönelik görüş ve tutumları arasındaki ilişkinin Teknoloji Kabul Modeli (TAM) çerçevesinde algılanan kullanım kolaylığı ve algılanan fayda değişkenleri açısından derinlemesine incelenmesidir. Araştırmada karma yöntem kullanılmış olup, nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla, nicel veriler ise “Yapay Zekâya Yönelik Genel Tutum Ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırma örneklemini, 2022-2023 yıllarında Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapan dört farklı branştan 51 öğretmen (25 kadın, 26 erkek) oluşturmaktadır. Nitel araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin büyük çoğunluğu (%90.2) yapay zekâ kullanımını faydalı bulmakta ve performanslarını artıracağını düşünmektedir (%84.3). Ayrıca, %58.8'i derslerinde yapay zekâ kullanmaktadır. Ancak, yapay zekâ kullanmayan öğretmenler (%41.2), bu teknolojinin kullanımını zor bulmakta ve yeterli beceriye sahip olmadıklarını düşünmektedir. “Yapay Zekâya Yönelik Genel Tutum Ölçeği” puan ortalaması 3.58 olarak bulunmuş olup, bu da öğretmenlerin yapay zekâya yönelik genel tutumlarının yüksek olduğunu göstermektedir. Tutumların cinsiyet değişkeni ile anlamlı bir ilişkisinin olmadığı belirlenmiştir. Hem nitel hem de nicel verilerden elde edilen sonuçlar, öğretmenlerin derslerinde yapay zekâ kullanımına yönelik olumlu bir tutum sergilediklerini, ancak nitel verilerde olumsuz tutum sergileyen öğretmenlerin uygulamaların kullanımında zorluk yaşadıklarını ortaya koymaktadır. Öğretmenlerin bir uygulamayı faydalı bulsalar dahi, kullanımının kolay olmadığı durumlarda bu uygulamayı derslerine entegre etmedikleri görülmektedir. Bu çıkarım, TAM modeli açısından önemli bir sonuçtur. Öğretmenlere verilecek eğitimlerle yapay zekâ uygulamalarının özellikle kimya ve fizik gibi soyut kavramlar içeren derslerde kullanımının artırılabileceği önerilmektedir. TAM çerçevesinde değerlendirildiğinde, öğretmen yetiştirme programlarına yapay zekâ teknolojilerinin entegrasyonu, öğretmenlerin bu araçları daha etkin kullanmalarını ve eğitim süreçlerinin kalitesini artırmalarını sağlayacaktır

    Türkiye'de Özel Sağlık Sigortası Şirketlerinin Prim Toplama Başarısında Enflasyonun Etkisi

    Get PDF
    How to finance health services is one of the most important questions that every country seeks the answer to. Technological developments in the field of health, the discovery of new treatment methods, the increase in drug costs and the increase in the average life expectancy have led to increases in the health expenditures of countries. Private health insurance, which is preferred when government health services are inadequate or limited in scope, is an important tool to facilitate individuals' access to health services and reduce their financial risks. Private health insurance can be defined as individuals transferring their health risks to a private insurance company in return for a set premium. In private health insurance, premiums are generally determined according to the risk status (age, health status, gender, etc.) and the scope of the coverage requested. In an inflationary environment, it is important to determine individuals' orientation towards private health insurance in order to understand the changes in the sector. This study aims to determine in which direction and to what extent the premium collection level of private health insurance companies in Türkiye is affected by inflation. The study covers 25 private health insurance companies operating in Türkiye. The relationship between the level of inflation on a monthly basis for the period 2015-2023 and the total premium values of private health insurance of insurance companies is analyzed using ARDL cointegration methodology. According to the results, there is a cointegration relationship between private health insurance and CPI. A one percent increase in the CPI index increases real private health insurance premiums by 0.72 percentage points.Sağlık hizmetlerinin finansmanın nasıl sağlanacağı her ülkenin cevabını aradığı önemli sorulardan biridir. Sağlık alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, yeni tedavi yöntemlerinin bulunması, ilaç maliyetlerindeki artış ve ortalama yaşam süresinin uzaması ülkelerin sağlık harcamalarında artışlara neden olmuştur. Devletin sunduğu sağlık hizmetlerinin yetersiz veya kapsamının sınırlı olduğu durumlarda tercih edilen özel sağlık sigortası, bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve mali risklerini azaltmak için önemli bir araçtır. Özel sağlık sigortacılığı bireylerin, sağlık konusunda taşıdıkları riskleri, belirlenen miktarda prim karşılığında, bir özel sigorta şirketine devretmesi olarak tanımlanabilir. Özel sağlık sigortasında primler çoğunlukla sigorta yaptırmak isteyen kişinin risk durumuna (yaş, sağlık durumu, cinsiyet vb.) ve talep ettiği teminatın kapsamına göre belirlenir. Ekonomik koşullar özel sağlık sigortacılığını doğrudan etkilemektedir. Enflasyonist bir ortamda bireylerin özel sağlık sigortacılığına yönelimlerini belirlemek, sektördeki değişimleri anlamak açısından önemlidir. Bu çalışma Türkiye'de Özel Sağlık Sigortası hizmeti sunan şirketlerinin prim toplama düzeyinin enflasyondan hangi yönde ve ne oranda etkilendiğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Türkiye'deki 25 özel sağlık sigorta hizmeti veren işletmeyi kapsamaktadır. 2015-2023 dönemi aylık bazda enflasyon düzeyi ile sigorta şirketlerinin özel sağlık sigortası toplam prim değerleri arasındaki ilişki Augmented-ARDL eşbütünleşme metodolojisi kullanarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre özel sağlık sigortası ile TÜFE arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu belirlenmiştir. TÜFE endeksindeki yüzde birlik bir artışın reel özel sağlık sigortası primlerini yüzde 0,72 puan artırdığı tespit edilmiştir

    Okul Müdürlerinin İş Doyumunu Etkileyen Etmenler

    Get PDF
    The purpose of this research is to identify the factors that positively and negatively affect school principals' job satisfaction and to try to understand how they cope with the factors that negatively affect them. The research was designed in the phenomenology pattern, one of the qualitative research methods. The study group of the research consists of 14 school principals working in kindergartens, primary schools, secondary schools and high schools in Düzce in the 2022-2023 academic year. Data were collected with semi-structured interview forms. Content analysis technique was used to analyze the data. It has been determined that the factors that positively affect the job satisfaction of school principals are being able to be useful to people, the status that the principalship brings and the pleasure of the leader, the presence of devoted teachers, being useful to disadvantaged individuals, being able to solve problems, helping students achieve their goals, and being at the center of the solution. It has been determined that the factors that negatively affect the job satisfaction of school principals are the negative attitudes, behaviors and practices of senior management, imbalance of duties, authority and responsibility, budget problems, problems with parents and the physical conditions of schools. School principals stated that they coped with the factors that reduced their job satisfaction by dealing with gardening, confronting themselves, acting strategically, attending postgraduate and in-service training, participating in social activities, and benefiting from the experiences of other principals. According to the results of the research, suggestions were made such as introducing a fair reward system, improving the physical conditions of schools, and reviewing the wage policy.Bu araştırmanın amacı okul müdürlerinin iş doyumlarını olumlu ve olumsuz etkileyen etmenleri tespit etmek ve olumsuz etkileyen etmenlerle nasıl baş ettiklerini anlamaya çalışmaktır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Düzce ilinde anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 14 okul müdürü oluşturmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formları ile toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Okul müdürlerinin iş doyumlarını olumlu etkileyen etmenlerin, insanlara faydalı olabilme, müdürlüğün getirdiği statü ve liderliğin verdiği haz, özverili çalışan öğretmenlerin varlığı, dezavantajlı bireylere faydalı olma, sorunları çözebilme, öğrencilere hedeflerine ulaşmada yardımcı olma, çözümün merkezinde olma olduğu tespit edilmiştir. Okul müdürlerinin iş doyumlarını olumsuz etkileyen etmenlerin, üst yönetimlerin olumsuz tutum, davranış ve uygulamaları, görev-yetki ve sorumluluk dengesizliği, bütçe sorunu, velilerle yaşanan sorunlar ve okulların fiziki koşulları olduğu tespit edilmiştir. Okul müdürleri, iş doyumlarını azaltan etmenlerle bahçecilik işleri ile ilgilenerek, kendileriyle yüzleşerek, stratejik davranarak, lisansüstü ve hizmet içi eğitimlere katılarak, sosyal faaliyetlere katılıp, başka müdürlerin tecrübelerinden faydalanarak baş ettiklerini belirtmişlerdir. Araştırma sonucuna göre adaletli bir ödüllendirme sisteminin gelmesi, okulların fiziki şartlarının iyileştirilmesi, ücret politikasının gözden geçirilmesi gibi önerilerde bulunulmuştur

    el-Bâ?isü’l-Hasîs Özelinde İbnü’s-Salah’a Yapılan Katkı ve İtirazlar II

    Get PDF
    This study focuses on Ahmad Muhammad Shaqir's commentary on al-Ba?is al-hasis and examines the contributions and criticisms made to the views of Ibn al-Salah and Ibn Kathir. The work that Ibn al-Salah prepared for the benefit of students at the Ashrafiyya Madrasah includes sixty-five sections of the usul al-hadith. Due to its systematic structure and consideration of earlier works, his work gained popularity in the scientific community and later underwent numerous commentaries and summaries. Additionally, numerous scholars have raised objections to Ibn al-Salah's work in these studies. Instead of producing a separate body of work, the science was sustained by the incorporation of contributions and objections, all centred around the work of Ibn al-Salah. Despite assertions made by certain individuals, the field of Usul has not experienced stagnation, but rather has consistently undergone renewal over each century. Among the works that were investigated in the study, the commentary work of Ahmed Muhammed Şakir, Bâ?isü’l-hasîs, and the work of Ibn Kathir, Ihtisaru Ulûmi’l-hadis, were examined. In our investigation, it is evident that Ibn Kathir had fewer objections compared to Ahmed Muhammad Shakir, who presented various perspectives and ultimately made a selection among them. Ibn al-Salah's superiority in the realm of hadith is evident from the combination of Ibn Kathir's few objections and their near proximity in time. When presented with differing viewpoints or arguments, hadith scholars generally agree with Ibn al-Salah's position. Nevertheless, Ahmed Muhammad Shaqir’s perspective indicates that we have reached the conclusion of the history of hadith, and he was aware of the allegations against Ibn al-Salah. Consequently, it is evident that Ahmea Muhammad Shaqir did not hesitate to express his differing viewpoints on specific topics, despite the authority of Ibn al-Salah. However, he used a pure language in his objections and stated that his opinion was different. In this context, he clarified the areas that Ibn Kathir neglected and presented the reader with a variety of perspectives on the subject. In some places, he even gave detailed information in order to comment on Ibn al-Salah's work or while explaining the subject, he mentioned the places that were not included in the commentary although they were explained extensively in Ibn al-Salah's work. Again, it is seen that some subjects are mentioned in Ahmad Muhammad Shaqir's commentary although Ibn al-Salah and Ibn Kathir did not include them in their work. In some places, Ahmad Muhammad Shakir objected to Ibn al-Salah by defending Ibn Kathir's opinion, and sometimes he defended the opinion of these two imams even though it was contrary to the hadith scholars in general. In this context, Ahmad Muhammad Shaqir's work contains almost all the necessary information on hadith methodology. Ahmed Muhammad Shaqir has presented both his own view and the views of the people of hadith. In the same way, he provides the reader with more information by indicating where Ibn al-Salah is on his side. For this reason, while the views of Ibn al-Salah and Shakir are mostly discussed in our study, the places that offer a choice on the subject are also pointed out. In our opinion, the views of Ibn al-Salah in these locations gained greater preference subsequent to his time. Thus, Ibn al-Salah's pioneering role in the methodology of hadith is confirmed. Despite centuries passing, Ahmed Muhammad Shakir's adherence to Ibn al-Salah's teachings on numerous occasions highlights Ibn al-Salah's enduring authority in the field of hadith methodology.Bu çalışma Ahmed Muhammed Şâkir’in el-Bâ?isü’l-hasîs adlı şerhini merkeze alarak İbnü’s-Salâh ve İbn Kesîr’in görüşleri üzerinden yapılan katkı ve eleştirileri konu edinmektedir. İbnü’s-Salâh’ın Eşrefiyye medresesinde öğrencilerin istifadesine uygun olarak hazırladığı eseri hadis usulünün atmış beş bölümünü içermektedir. Sistematik yapısı ve kendisinden önce yapılan çalışmaları ele almasıyla ilim sahasında revaç gören çalışması daha sonra pek çok şerh ve ihtisar amacıyla düzenlenmiştir. İbnü’s-Salâh’ın eseri üzerine yapılan bu çalışmalarda pek çok âlimin itirazları da mevcuttur. Bu anlamı ile müstakil eser oluşturmak yerine daha çok İbnü’s-Salâh’ın eseri merkeze alınırken yapılan katkı ve itirazlar ile ilmin canlı kalması sağlanmıştır. Bazı kimselerin iddia ettiği gibi usul ilmi donuk hale gelmemiş her asırda yenilenmeye devam etmiştir. Pek çok farklı görüşün ortaya atıldığı eserler içerisinde ele aldığımız çalışmada İbn Kesîr’in İhtisaru Ulûmi’l-hadîs adlı eseri ve bu eser üzerine Ahmed Muhammed Şâkir’in yaptığı şerh çalışması olan el-Bâ?isü’l-hasîs adlı eseri incelenmiştir. Çalışmamızda gördüğümüz üzere İbn Kesîr’in itirazları daha az iken Ahmed Muhammed Şâkir hem farklı görüşleri ortaya koymuş hem de bunlar arasından seçim yapmıştır. İbn Kesîr’in itirazlarının az olması İbnü’s-Salâh ile yakın dönemde yaşamış olması ile beraber İbnü’s-Salâh’ın hadis alanında ne derece üstün olduğunu da göstermektedir. Zira farklı görüşlerin ortaya atıldığı ya da İbnü’s-Salâh’a itirazların edildiği pek çok yerde hadis âlimlerinin genel görüşü İbnü’s-Salâh’ın görüşü ile örtüşmektedir. Ancak Ahmed Muhammed Şâkir tarafından baktığımız zaman hem hadis tarihinde son döneme girilmiş hem de kendisi İbnü’s-Salâh’a yapılan itirazlara vâkıf olmuştur. Dolayısıyla Ahmed Muhammed Şâkir’in, İbnü’s-Salâh’ın otoritesine rağmen belli noktalarda farklı görüş zikretmekten de geri durmadığı görülmektedir. Ancak itirazlarında saf bir dil kullanmış ve düşüncesinin farklı olduğunu söylemiştir. Bu bağlamda hem İbn Kesîr’in kapalı bıraktığı yerleri açıklamış hem de konu hakkında okuyucuya farklı görüşleri aktarmıştır. Hatta bazı yerlerde İbnü’s-Salâh’ın eserini şerh etme amacı ile detay bilgi vermiştir. Ya da konu hakkında açıklama yaparken İbnü’s-Salâh’ın eserinde geniş biçimde anlatıldığı halde ihtisara alınmayan yerleri aynen zikretmiştir. Yine İbnü’s-Salâh’ın ve İbn Kesîr’in eserine almadığı halde bazı konuların Ahmed Muhammed Şâkir’in şerhinde geçtiği görülmektedir. Ahmed Muhammed Şâkir kimi yerlerde İbn Kesîr’in düşüncesini savunarak İbnü’s-Salâh’a itiraz etmiş kimi zaman da genel olarak hadis ulemasına aykırı olduğu halde bu iki imamın düşüncesini savunmuştur. Bu bağlamda Ahmed Muhammed Şâkir’in çalışması hadis usulü konularında hemen hemen gerekli her bilgiyi barındırmaktadır. Zira Ahmed Muhammed Şâkir hem kendi görüşünü hem de hadis ehlinin görüşlerini aktarmıştır. Aynı şekilde İbnü’s-Salâh’ın tarafında olduğu yerleri de belirterek okuyucuya daha geniş bilgi imkânı sunmaktadır. Bu nedenle araştırmamızda daha çok İbnü’s-Salâh ve Şâkir’in görüşleri ele alınırken konu hakkında tercih imkânı sunulan yerlere de işaret edilmiştir. Kanaatimizce bu yerlerdeki İbnü’s-Salâh’ın görüşleri kendisinden sonra daha çok tercih edilmiştir. Böylece İbnü’s-Salâh’ın hadis usulünde kendisine biçilen öncü kişiliği sabit olmaktadır. Zira hadis usulünde asırlar geçmesine rağmen Ahmed Muhammed Şâkir’in dahi pek çok noktada İbnü’s-Salâh’a muvafık hareket etmiş olması günümüzde de devam eden İbnü’s-Salâh’ın otoritesine işaret etmektedir

    Tip 2 Diyabetli Hastalarda Hastalık Kabulü ve Sağlık Okuryazarlığı Arasındaki İlişki

    Get PDF
    Introduction: To adopt healthy lifestyles for managing chronic diseases and ensure self-management and control of illness, individuals must accept their illness and have good health literacy knowledge. Aim: The study aimed to investigate the correlation between health literacy and illness acceptance in patients with Type 2 diabetes. Method: The study was carried out as a cross-sectional study in Türkiye between December 2019 and April 2020. The sample consisted of 406 participants diagnosed with Type 2 diabetes admitted to a public hospital. Data was collected with the Information Form, the Acceptance of Illness Scale, and the European Health Literacy Survey. Descriptive statistical methods, regression, and correlation tests were employed for analysis. Results: Participants had a mean the Acceptance of Illness Scale score of 26.21 ± 7.11. The participants had a mean the European Health Literacy Survey score of 92.25 ± 15.76. Health literacy, age, gender, people living together, smoking status, hospitalization, knowing about chronic complications, the presence of other chronic illnesses, foot care, and blood glucose monitoring were predictors of the acceptance of illness. A positive correlation was observed between the Acceptance of Illness Scale and the European Health Literacy Survey (r = 0.46; p < 0.001). Conclusion: Participants demonstrated high levels of both Health literacy and illness acceptance. The level of illness acceptance increased with the level of Health literacy. It is necessary to develop educational content and materials tailored to the needs and Health literacy levels of the patients to enhance their health literacy.Giriş: Kronik hastalıkların yönetiminde sağlıklı yaşam tarzlarını benimsemek, hastalığın öz yönetimini ve kontrolünü sağlamak için bireylerin hastalığı kabul etmesi ve iyi bir sağlık okuryazarlığı bilgisine sahip olmaları gerekmektedir. Amaç: Çalışma, Tip 2 diyabet hastalarında sağlık okuryazarlığı ile hastalık kabulü arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamıştır. Yöntem: Çalışma Türkiye'de Aralık 2019 ile Nisan 2020 tarihleri arasında kesitsel bir araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Örneklem, bir kamu hastanesine başvuran 406 Tip 2 diyabet tanısı konmuş katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler Bilgi Formu, Hastalığı Kabul Ölçeği ve Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ile toplandı. Analiz için tanımlayıcı istatistikler, regresyon ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların Hastalığı Kabul Ölçeği puanı ortalaması 26,21 ± 7,11 idi. Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği puanı ortalaması 92,25 ± 15,76 idi. Sağlık okuryazarlığı, yaş, cinsiyet, birlikte yaşanan kişiler, sigara içme durumu, hastaneye yatış, kronik komplikasyonları bilme, diğer kronik hastalıkların varlığı, ayak bakımı ve kan şekeri takibi, hastalık kabulünün belirleyicileri olarak bulunmuştur. Hastalığı Kabul Ölçeği ile Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Anketi arasında pozitif bir korelasyon gözlenmiştir (r = 0.46; p < 0.001). Sonuç: Katılımcılar yüksek düzeyde sağlık okuryazarlığı ve hastalık kabulü gösterdiler. Sağlık okuryazarlığı düzeyi arttıkça hastalık kabulü düzeyi de artmıştır. Hastaların sağlık okuryazarlığını artırmak için ihtiyaçlarına ve sağlık okuryazarlık seviyelerine uygun eğitim içerikleri ve materyallerinin geliştirilmesi gerekmektedir

    20,878

    full texts

    21,241

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    DSpace@Düzce (Düzce Univ.)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇