21241 research outputs found
Sort by
Hermite-Hadamard Type Inequalities For (H)Over-Bar-Convex Function Via Fuzzy Interval-Valued Fractional Q-Integral
Fractional q-calculus is considered to be the fractional analogs of q-calculus. In this paper, the fuzzy interval-valued Riemann-Liouville fractional (RLF) q-integral operator is introduced. Also new fuzzy variants of Hermite-Hadamard (HH) type and HH-Fejer inequalities, involving (h) over bar -convex fuzzy interval-valued functions (FIVFs), are presented by making use of the RLF q-integral. The results not only generalize existing findings in the literature but also lay a solid foundation for research on inequalities concerning FIVFs. Moreover, to verify our theoretical findings, numerical examples and imperative graphical illustrations are provided.Natural Science Foundation of Hubei Province [2023AFD013]; Foundation of Hubei Normal University [2023Z073, 2023Z074, 2022055]This work was supported by the Natural Science Foundation of Hubei Province (2023AFD013) and the Foundation of Hubei Normal University (2023Z073, 2023Z074, 2022055)
The analysis of relationships between global shipping networks and foreign trade volumes in developing countries
This study aims to examine the relationships between the Liner Shipping Connectivity Index and foreign trade volumes in Brazil, China, India, Russia, T & uuml;rkiye, and South Africa. In pursuit of this objective, causality relationships among the variables were examined using the bootstrap panel causality test with data 2006-2021. The analysis findings indicate a positive and bidirectional causality relationship between the connectivity to global maritime networks and exports in Brazil and a positive and unidirectional causality relationship from the connectivity to global maritime networks and exports in T & uuml;rkiye. Regarding the relationships between the connectivity to global maritime networks and imports, the analysis findings reveal a negative and unidirectional causality relationship from imports to the connectivity to global maritime networks in China, India, and Russia. However, in T & uuml;rkiye, a positive and unidirectional causality relationship was identified from the connectivity to global maritime networks to imports
COVID 19 Duyurularının ve Devlet Kısıtlamalarının Ülke Borsalarına Etkisi: Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Piyasalar
Bu çalışma, özellikle COVID-19 salgını sürecinde ülkelerin vaka ve ölüm sayısı duyurularının yatırımcıda oluşturduğu panik ve risk algısının borsalara nasıl yansıdığını araştırmaktadır. Ayrıca salgındaki bulaşma hızının düşürülmesi için ülkeler tarafından alınan tedbirlerin borsalar da oluşturduğu etki araştırılmıştır. Bu amaçla ülke borsaları MSCI endeksindeki gelişmiş ve gelişmekte olan 10’ar ülke belirlenmiştir. COVID-19 duyurusu olarak ölüm ve vaka sayıları kullanılırken, devlet kısıtlamaları için ise Oxford COVID-19 Devlet Müdahale İzleyicisi tarafından hesaplanan sıkılık endeksi kullanılmıştır. Veri setleri Refinitiv Datastream ve ourworldin data veri tabanlarından elde edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarında hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için kullanılan değişkenler arasında %1’de anlamlı uzun dönem bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca hükümet kısıtlamalarından hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülke borsalarına doğru nedensellik ilişkisi tespit edilirken, vaka sayılarından bir ilişki tespit edilememiştir. Son olarak ise yapılan panel veri modeli analizi sonucunda gelişmekte olan ülke borsalarında sadece hükümet kısıtlamalarının negatif ve anlamlı etkisi tespit edilirken, gelişmiş ülkelerde hem hükümet kısıtlamalarının hem de COVID-19 duyurularının negatif ve anlamlı etkisi tespit edilmiştir
Düzce Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları Servisinde Takip Edilen COVID-19 Hastalarının Yatış Süresine Etki Eden Faktörler
Amaç: Aralık 2019’da ortaya çıkan ve tüm dünyada pandemiye sebep olan yeni coronavirüs 19 hastalığı (COVID-19), iki yıldan uzun süredir tüm dünyada milyonlarca insanı enfekte etmiştir. Bu çalışmada, COVID-19 tanısı ile hastanede yatan hastaların yatış süresine etki eden faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya Mart-Haziran 2020 tarihleri arasında enfeksiyon hastalıkları servisinde yatan COVID-19 tanılı hastalar dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, vital bulguları, hemogram, üre, kreatin, C-reaktif protein (CRP), alanin aminotransferaz (ALT), aspartat transaminaz (AST), laktat dehidrojenaz (LDH), protrombin zamanı (PT), uluslararası normalleştirilmiş oran (INR), procalsitonin (pct), d-dimer, ferritin, troponin, nötrofil/lenfosit oranı (NLR) trombosit-lenfosit oranı (PLR), monosit-lenfosit oranı (MLR) ve ortalama trombosit hacmi (MPV)-lenfosit oranı (MPVLR), COVID-19 PCR, akciğer görüntüleme bulguları, tedavi ve hastane yatış süreleri retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmamızda hastaların yaş ortalaması 56,51±15,48, kadın erkek oranı 1/1, ortalama yatış süresi 7,58±3,35 gündü. DM, HT ve malignitesi olan hastalarda, favipravir, enoksaparin ve vitamin C desteği alan hastalarda daha uzun hastane yatışı olduğu, uzun süre hastane yatışı olan hastalarda ateş, pct, AST, LDH değerlerinin kısa yatış süresi olan hastalara göre daha yüksek olduğu saptandı. Lenfosit sayısı ve yüzdesi, NLR, monosit sayısı ve MPV/lenfosit oranı yedi günden uzun süre yatan hastalarda anlamlı derecede düşük bulundu. Sonuç: Hastaneye başvuru şikayetlerinin yatış süresini öngörmede etkisiz olduğu saptandı
Determination of antibacterial activity of resveratrol on some pathogenic bacteria
This study aims to investigate the antibacterial effect of resveratrol, a natural polyphenol, on some pathogenic bacteria. Resveratrol is a compound found in plants such as red grapes and is known for its antioxidant, anti-inflammatory and antimicrobial properties. Due to these properties, it is considered as a potential agent in the prevention and treatment of bacterial infections. In this context, in this study, it was aimed to determine the antibacterial effects and effective dosage of resveratrol on Salmonella typhimurium, Staphylococcus epidermidis, Pseudomanas aeruginosa, Yersinia pseudotuberculosis, Proteus vulgaris, Enterococcus faecalis, Enterobacter cloaceae, Escherichia coli, and Listeria monocytogenes. Antibacterial activity studies were performed by agar well diffusion method. As a result of antibacterial activity studies, inhibition zones with a diameter of 14.0 ± 1.0 mm for S. epidermidis, 15.0 ± 0.5 mm for E. faecalis, 15.0 ± 0.5 mm for E. cloaceae and 16.0 ± 0.5 mm for L. monocytogenes were measured at 500 µg\mL dosage of resveratrol. However, resveratrol was found to have a bacteriostatic effect against S. typhimurium, P. aeruginosa, Y. pseudotuberculosis, P. vulgaris and E. coli. According to these results, it can be said that resveratrol may be effective against some pathogenic bacteria and may contribute to the development of new strategies for its use as an antibiotic adjuvant, although its use in terms of both food safety and public health is foreseen
Bankaların COVID-19 Öncesi ve Sonrası Dönemine Göre Performanslarının Entropi ve VIKOR Yöntemi ile Kıyaslanması
Yapılan çalışmada, gelişmekte olan ülkerde COVID-19 vaka sayısı en fazla görülen beş ülkenin ortalama banka verileriyle ülkelerin banka performanslarındaki pandemi etkisini ölçmek amaçlanmıştır. Bu etkiler çok kriterli karar verme tekniklerinden Entropi ve VIKOR yöntemi ile karşılaştırılırken Hindistan, Brezilya, Rusya, Türkiye, Arjantin’de faaliyet gösteren bankaların Covid-19 öncesi ve sonrası iki yılını kapsayan 2018 ve 2021 yılları verilerinden yararlanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda pandemi öncesi ve sonrasında belirlenen kriterlerin ağırlık sıralamasının değiştiği gözlenmiştir. Ağırlıklandırılmış kriterler yardımıyla yapılan VIKOR analizi ile ülkeler banka performanslarına göre COVID-19 öncesi banka performans öncülüğünü Arjantin üstlenirken COVID-19 döneminde yerini Hindistan’a bırakmıştır. Bu çalışmayla tasarrufları değerlendirmede aracı olarak kullanılan bankacılık sektörünün küresel boyuttaki risk ve belirsizliklerden etkilenmiş olduğu gözlenmiştir
SARAYBOSNA ÜNİVERSİTESİ ŞARKİYAT ENSTİTÜSÜ KÜTÜPHANESİ R. 21 NUMARADA KAYITLI ŞİİR MECMUASINDA BULUNAN SARAYBOSNA VE MOSTAR ŞİİRLERİ
In classical Turkish literature, journals have an important place because they reflect the social structure, art, and literary taste of their time, and are important documents in terms of clarification of literature and history. A thorough examination of poetry journals registered in manuscript libraries could lead to the identification of poets whose names are not mentioned in biographical sources, as well as poems that have not been encountered in any previous sources. This would lead up to new research. In this context, it is fundamental that identifying, classifying, and conducting a detailed examination of journals in both domestic and international manuscript libraries. In the libraries of Bosnia and Herzegovina, one of the Balkan countries where Turkish culture and art have had a significant impact, there are journals containing poems by poets who, although thay originally were Bosnian, preferred to write in Turkish. One of these journals is the poetry collection numbered R. 21 in the Library of the Oriental Institute at the University of Sarajevo, and that journal is the subject of our study. When examining this journal, the presence of poems describing the beautiful and beauties of Bosnia draw attention. In this article, the poems by Hacı Derviş, Tab‘î, Mecâzî, Derviş Paşa, and Selmân, which are recorded in the periodical and written about Sarajevo and Mostar will be examined. The study includes information about the general characteristics of the journal containing the poems, the content of the city poems in the journal, information about the poets, and the transcription of the poems from Arabic alphabet to Latin alphabet. By addressing the natural, architectural, and cultural features of Sarajevo and Mostar, which are important cultural centers of Bosnia and Herzegovina, this study aims to highlight the existence of journals in the libraries of Bosnia and Herzegovina and to draw attention to the valuable information that can be obtained about the Balkan cities that stayed under Ottoman rule for centuries through further research.Klasik Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan mecmualar; döneminin sosyal yapısını, sanatını ve edebî zevkini yansıtması bilhassa edebiyata ve tarihe ışık tutması bakımından önemli birer belge niteliği taşımaktadır. Yazma eser kütüphanelerinde kayıtlı şiir mecmualarının etraflıca incelenmesiyle birlikte biyografik kaynaklarda ismi zikredilmeyen şairlerin ve daha önce herhangi bir kaynakta tesadüf edilmeyen şiirlerin tespiti mümkün olabilecek ve bu durum yeni çalışmaların yapılabilmesine zemin hazırlayacaktır. Bu bağlamda yurt içi ve yurtdışı yazma eser kütüphanelerindeki mecmuaların tespiti, tasnifi ve detaylı bir incelemeye tabi tutulması önem arz etmektedir. Türk kültür ve sanatının en etkili olduğu Balkan ülkelerinden biri olan Bosna Hersek’in kütüphanelerinde de aslen Bosnalı olmasına rağmen şiirlerini Türkçe yazmayı tercih etmiş şairlerin şiirlerinin yer aldığı mecmualar bulunmaktadır. Bu mecmualardan biri çalışmamıza da konu olan Saraybosna Üniversitesi Şarkiyat Enstitüsü Kütüphanesi numara R. 21’deki şiir mecmuasıdır. Sözü edilen mecmua incelendiğinde Bosna’nın güzellerini ve güzelliklerini anlatan manzumelerin varlığı dikkat çekmektedir. Bu makalede, mecmuada kayıtlı Saraybosna ve Mostar üzerine yazılmış Hacı Derviş, Tab‘î, Mecâzî, Derviş Paşa ve Selmân’a ait manzumeler incelenecektir. Çalışmada şiirlerin yer aldığı mecmuanın genel özelliklerine, mecmuadaki şehir şiirlerinin muhteviyatına, şiirlerin ait olduğu şairler hakkında bilgiye ve şiirlerin Arap harflerinden Latin harflerine aktarımına yer verilmiştir. Mecmuada bulunan şehir şiirlerinden hareketle Bosna Hersek’in önemli kültür merkezlerinden olan Saraybosna ve Mostar’ın tabii, mimari ve kültürel özelliklerine de temas edilen bu çalışmayla, Bosna Hersek kütüphanelerinde kayıtlı mecmuaların varlığına ve yapılacak araştırmalarla yüzyıllarca Osmanlı hâkimiyetinde kalmış Balkan şehirleriyle ilgili değerli bilgilere ulaşılabileceğine de dikkat çekmek amaçlanmıştır
5G ve Ötesi Haberleşme Teknolojilerinde Karasal Olmayan Ağ Konseptleri
Mobile communication systems used in 5G and beyond will provide high-capacity, reliable and low-latency services within wide coverage areas. Currently, terrestrial networks are widely used, but it is expected that these networks will be replaced by hybrid network solutions where terrestrial and non-terrestrial networks operate together. These hybrid ones can perform cutting-edge complimentary solutions when the traditional networks have weak signal levels and geographical difficulties. The main motivation of this study can be stated as the increasing use of hybrid network structures for the solution of digital divine and access problems. In this study, design optimizations of hybrid wireless networks according to different system architectures and performance analyzes are given and various non-terrestrial network technologies are compared.5G ve ötesinde kullanılan mobil iletişim sistemleri, geniş kapsama alanlarında yüksek kapasiteli, güvenilir ve düşük gecikmeli hizmetler sunacaktır. Şu anda mobil karasal ağlar yaygın olarak kullanılmakla birlikte, ilerleyen dönemde bu ağların yerini karasal ve karasal olmayan ağların birlikte çalıştığı hibrit ağ çözümlerinin alması beklenmektedir. Karasal ağların sinyal seviyeleri zayıf olduğunda ve coğrafi zorlukların engelleyici olduğu durumlarda; bu hibrit ağ çözümlerinin kullanıldığı en son teknolojiler tamamlayıcı çözümler olarak sunulmaktadır. Bu çalışmanın ana motivasyonu, dijital ayrılık ve erişim sorunlarının çözümü için hibrit ağ yapılarının kullanımının önerilmesi olarak belirtilebilir. Bu çalışmada hibrit kablosuz ağların farklı sistem mimarilerine göre tasarım optimizasyonları ve performans analizleri verilerek çeşitli karasal olmayan ağ teknolojileri karşılaştırılmıştır
HZ. MUHAMMED'İN UYGULAMALARINDA DÜŞÜNCE VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ
Islam is the name of the last religion sent by God Almighty to all mankind. The religion of Islam belongs to God, is unique to Him and is shaped by His principles of revelation. God Almighty has addressed man through revelation. Islamic revelation revealed the authentic and pure aspect of the last religion. The addressee of revelation is man, and its aim is for man to live in peace, tranquility and security. God Almighty sent the revelation to humanity through His Messenger, Prophet Muhammad. Prophet Muhammad is the messenger of revelation, its addressee, the face and model personality who bears its responsibility and reflects it in life. Revelation revealed the theoretical aspect of Islam and Prophet Muhammad revealed the practical aspect. Islam has guided man and society with its principles of faith, worship, behavior and morality. It gave importance to the individual and social development and happiness of human beings. In this direction, it has drawn attention to the freedom of thought and belief, which is important for world peace and tranquility. Freedom of thought and belief is one of the fundamental human rights. The Qur'an has laid down basic principles in this regard. Prophet Muhammad, the messenger and exemplar of the revelation, carried the responsibility of these principles and reflected them in his life. From time to time, revelation warned the Prophet Muhammad about communicating, implementing and realizing these basic principles. In line with the directives and guidance of revelation, Prophet Muhammad gave importance to freedom of belief and thought, and showed understanding and tolerance to religious and intellectual differences. He kept the basic dynamics of a pluralistic society alive and set an example. Freedom of thought and belief is one of the basic principles of social peace and tranquility in every age.İslam, Yüce Allah'ın tüm insanlığa gönderdiği son dinin adıdır. İslam dini, Allah'a ait, O'na has ve onun vahiy ilkeleri çerçevesinde şekillenmiştir. Yüce Allah, vahiy ile insana seslenmiştir. İslam vahyi, son dinin sahih ve saf yönünü ortaya koymuştur. Vahyin muhatabı insandır, amacı insanın barış, huzur ve güven içinde yaşamasıdır. Yüce Allah vahyi, elçisi Hz. Muhammed vasıtasıyla insanlığa göndermiştir. Hz. Muhammed vahyin elçisi, muhatabı, sorumluluğunu taşıyan ve yaşama yansıtan yüzü ve model şahsiyetidir. Vahiy, İslam'ın nazari boyutunu, Hz. Muhammed ise ameli yönünü ortaya koymuştur. İslam; iman, ibâdet, muamelât ve ahlak ilkeleri ile insana ve topluma rehberlik etmiştir. İnsanın bireysel ve toplumsal gelişimine ve mutluluğuna önem vermiştir. Bu doğrultuda insanlığın dünya barışı ve huzuru için önemli olan düşünce ve inanç özgürlüğüne dikkat çekmiştir. Düşünce ve inanç özgürlüğü temel insani haklardan biridir. Kur'an bu konuda temel ilkeler ortaya koymuştur. Vahyin tebliğcisi ve örneği Hz. Muhammed'de bu ilkelerin sorumluluğunu taşımış ve yaşama yansıtmıştır. Vahiy, zaman zaman bu temel ilkelerin tebliğ edilmesi, uygulanması ve hayata geçirilmesi hususunda Hz. Muhammed'e uyarılarda bulunmuştur. Hz. Muhammed'de vahyin direktifleri ve rehberliği doğrultusunda inanç ve düşünce özgürlüğüne önem vermiş, dini ve fikri farklılıklara anlayış ve hoşgörü göstermiştir. Çoğulcu toplumun temel dinamiklerini yaşatmış ve örnekliğini ortaya koymuştur. Düşünce ve inanç özgürlüğü her çağda toplumsal barışın ve huzurun temel ilkelerindendir
Muhammed et-Trabzonî el-Medenî’nin “el-İthâfâtü’s-seniyye fî’l-ehâdîsi’l-kudsiyye” Adlı Eseri Bağlamında Münâvî ve Süyûtî ile Etkileşimi
Muhammad al-Trabzonî al-Madanî, who was one of the late Ottoman scholars and also served as a professor at Suleymaniye, is regarded as a versatile scholar. Having produced many works in different disciplines, al-Trabzoni also has important works in the field of hadith. However, the authenticity of these works needs clarification. Due to the general characteristic structure of the writing of works in the past periods, many authors wanted to update important sources based on the needs of the period they lived in. al-Trabzoni also benefited from previous scholars in basic fields and produced certain works. In this regard, especially Jalal al-Din al-Suyu?i and Abdurrauf al-Munawi stand out. In fact, al-Trabzoni's al-Ithafat al-seniyya fi'l-ahadis al-qudsiyya, one of his works in the field of hadith, is similar in both form and content to al-Munawi's al-It?afat al-seniyya bi'l-e?adis_i'l-qudsiyya, which lived two centuries before him. Al-?rabzoni changed only one letter even in the title of the work and used almost the same sentences in the introduction. While al-Munawi arranged the hadiths in the order of letters, al-?rabzoni made a different classification and dealt with the narrations in three sections. Although he also benefited from other scholars, al-Trabzoni's work is more voluminous than al-Munawi's work. However, the scholar whom al-Trabzoni made more use of and mentioned in his work is al-Suyuti. It is stated by the author himself that the majority of the narrations are mentioned in al-Suyuti's work. Although there are some differences, al-Trabzoni composed his work by making use of many scholars such as al-Suyuti and al-Munawi. In addition, at the end of the work, al-Trabzoni's work has become new in certain subjects by explaining the definition of the hadiths and the judgements related to them. Our study deals with the dimensions of this influence and aims to reveal the interaction between al-Trabzoni and hadith scholars and sciences, especially al-Suyuti and al-Munawi.Son dönem Osmanlı alimlerinden olan ve Süleymaniye Müderrisliği görevinde de bulunan Muhammed et-Trabzonî el-Medenî çok yönlü bir alim olarak kabul edilmektedir. Farklı disiplinlerde pek çok eser ortaya koyan et-Trabzonî’nin hadis alanında da önemli eserleri bulunmaktadır. Ancak bu çalışmalarında ne kadar özgün olduğu incelenmesi gereken bir durumdur. Geçmiş dönemlerde eser telifinin genel karakteristik yapısı sebebiyle pek çok yazar yaşadığı dönemin ihtiyacına binaen önemli kaynakları güncellemek istemiştir. et-Trabzonî de temel alanlarda kendisinden önceki alimlerden istifade etmiş ve belli eserler ortaya koymuştur. Bu konuda özellikle Celâleddîn es-Süyûtî ve Abdürraûf el-Münâvî dikkat çekmektedir. Öyle ki et-Trabzonî hadis alanında te’lif ettiği eserlerden birisi olan el-İthâfâtü’s-seniyye fi’l-ehâdîsi’l-kudsiyye adlı çalışması da bu konuda kendisinden iki asır önce yaşamış el-Münâvî’nin el-İthâfâtü’s-seniyye bi’l-ehâdîs_i’l-kudsiyye isimli eserine hem şekil hem de içerik bakımından benzerlik göstermektedir. et-Trabzonî eserin isminde dahi yalnızca bir harf değişikliği yapmış, giriş kısmında da hemen hemen aynı cümleler kurmuştur. el-Münâvî harf sırasına göre kudsî hadisleri eserinde sıralarken et-Trabzonî farklı bir tasnifte bulunarak üç bölümde rivayetleri ele almıştır. Başka alimlerden de yararlanmış olmakla beraber hadislerin açıklamalarında genellikle Münâvî’den faydalanan et-Trabzonî’nin çalışması Münâvî’nin eserine göre daha hacimlidir. Bununla beraber et-Trabzonî’nin daha çok istifade ettiği ve eserinde zikrettiği alim es-Süyûtî’dir. Zira rivayetlerin çoğunluğunun Süyûtî’nin eserinde geçtiği bizzat müellif tarafından ifade edilmiştir. Bazı farklılıklar olmakla beraber et-Trabzonî eserini Süyûtî ve Münâvî gibi pek çok alimden yararlanarak oluşturmuştur. Ayrıca eserin sonunda kudsî hadislerin tarifi ve kendisine bağlı hükümler hakkında açıklama yapan et-Trabzonî’nin çalışması belli konularda yeni hale gelmiştir. Çalışmamız bu etkinin boyutlarını ele almakta olup et-Trabzonî ile başta Süyûtî ve Münâvî olmak üzere hadis alimleri ve ilimleri ile etkileşimini ortaya koymayı amaçlamaktadır